2019 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2019 yılı bütçelerinin görüşmelerinde, "terör" ve "terörle mücadele" tartışması yaşandı.

TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2019 yılı bütçelerinin görüşmelerinde, "terör" ve "terörle mücadele" tartışması yaşandı.

Bütçe üzerine söz alan HDP milletvekilleri görüşlerini dile getirdi.

HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, iç ve dış siyasetin, "savaş ve şiddet siyaseti" üzerine varlığını sürdürdüğünü savundu.

Türkiye'de aşırı güvenlikçi politika uygulandığını öne süren Oruç, "Halkların parasıyla halkın sırtındaki sopayı üzerinden eksik etmeyen bir Siyaset güdülmektedir. İktidar kendi faşist rejimini daha da derinleştirmek için yalnızca 15 Temmuz askeri darbe girişimini bir lütuf olarak görmedi; Orta Doğu'daki gelişmeleri, Irak ve Suriye'deki karmaşayı da iç siyasetin önemli bir malzemesi haline getirdi. Bunu da Allah'ın lütfu olarak gördü." diye konuştu.

Sınırlarda güvensizliğin arttığını iddia eden Oruç, "Sınır illerinde yaşayan insanlar kendini asla güvende hissetmiyor. İnsanlar her an IŞİD, El Nusra ve uzantısı çetelerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmaktan korkuyor ve çekiniyor." dedi.

Cenazelerin, toplumun önemli değerlerinden olduğunu söyleyen Oruç, "Sizler Aysel Tuğluk'un annesinin Ankara'da gömülmesine dahi izin vermeyen zihniyeti beslediniz. Bitlis'te Yukarıölek köyünde 267 cenazenin mezardan çıkarılarak, ailelerine teslim edilmemesine seyirci kaldınız." ifadelerini kullandı.

Suriye'nin kuzeyine yönelik operasyondan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Oruç, "Türkiye'de mevcut olan iktidar ne yazık ki ırkçı kliğin ağır etkisi altına girmiştir. Beğenerek söylemiyorum ama ümmetçiliğinizle çelişiyorsunuz. Sizler yine bir güç, bir ittifak adına ırkçı kliğin peşine takılmış gidiyorsunuz." diye konuştu.

Oruç, 96 DBP'li belediyeye kayyum atandığını ancak bu belediyelerle ilgili yapılan hiçbir araştırmada yolsuzluğa rastlanmadığını savundu.

"Taşeronların kafasını ezmek için gidiyoruz"

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, devletin, halkının güvenliğini sağlamakla mükellef olduğunu vurgulayarak, "İnsanların güvenliğini sağlamaktan kim, neden rahatsız olur? Bundan rahatsız olan terör örgütü PKK'dır." dedi.

Muş, bütçenin vergilerden oluştuğunu anımsatarak, "Türkiye Cumhuriyeti bütçesini vergilerle oluşturur, bu doğrudur fakat sopayı halkın değil, PKK'nın sırtından eksik etmemektedir. PKK'nın sesi maalesef bu milletvekili aracılığıyla buradan gündeme gelmektedir." dedi.

Muş, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fırat'ın doğusundaki terör hedeflerine yönelik operasyon hazırlığında olduğunu belirterek, "Orada uşakları görüyorsunuz değil mi? Amerikan bayraklarının arkasında saklanan uşakların kim olduklarını, onlara kimlerin sırtını dayadığını gayet iyi görmektesiniz. Biz o taşeronların kafasını ezmek için oraya gidiyoruz ama maalesef sesi yine buradan çıkmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Oruç'un, Cumhur İttifakı'nı hedef aldığı gerekçesiyle söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Cumhur İttifakı, Türkiye'yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye'yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlı bir ittifakın adıdır. Bu kapsamda, terörle, teröristle ve teröristlerin yandaşları ve yardakçılarıyla da bir mücadele söz konusudur. Zannediyorum rahatsızlık da bundan ileri gelmektedir." diye konuştu.

"Devlet, terör örgütleriyle müzakere yapmaz"

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP olarak devletin, PKK'sıyla, IŞİD'iyle, FETÖ'süyle ve bütün terör örgütleriyle katı, kesin, etkin mücadele etmesi gerektiğini sürekli söylediklerini ifade etti.

"Siyasette müzakere ve münakaşa vardır ama devlet terör örgütleriyle müzakere yapmaz. Müzakere yaparsanız terör örgütlerini meşrulaştırırsınız." diyen Altay, "İşine geldi mi terör örgütüyle masaya oturan, daha sonra sandık kaygısına dayalı olarak sandık sonuçlarını barut kokusuna endeksleyen bir anlayışın 6 milyon oy almış bir partiyi terörize etmesini, kriminalize etmesini doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

"İçişleri Bakanlığının en büyük bahtsızlığı..."

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, "Adalet terazisi doğru tartmadığında sorunu sopayla çözmekten başka bir iş kalmaz." dedi.

"Aslında bütün yanlış politikaların yükünün İçişleri Bakanlığına kalmış olması galiba bu Bakanlığın en büyük bahtsızlığı." ifadesini kullanan Bilgen, her şeye rağmen bir devleti başka yapılanmalardan ayıran şeyin, hukuka bağlı kalmak olduğunu belirtti.

"Vız gelir, tırs gider"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Eski HDP Van Milletvekili Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesinde provokasyon çıkmaması için elinden gelenin fazlasını yaptığını söyledi.

Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla mezarlığa gittiğini ve Hatun Tuğluk defnedilene kadar meseleye nezaret eden bir anlayış ortaya koyduğunu aktardı.

HDP'li Oruç'un, terörist cenazeleriyle ilgili eleştirisine, "Terörist olarak öldürdüğümüzün cenazelerine HDP'li milletvekillerini göndermediğimiz doğrudur. Ne yaparsanız yapın göndermeyiz, engelleriz." karşılığını verdi.

Komisyon toplantısında bir milletvekilinin parmak sallayarak kendisini tehdit ettiğini dile getiren Soylu, "Hiç umrumuzda değil PKK terör örgütü tehdit etsin, siz tehdit edin. Vız gelir, tırs gider." ifadesini kullandı.

Soylu'nun sözleri üzerine yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, hiçbir hak talebinin terörizme meşruiyet, teröriste masumiyet kazandırmayacağını ancak hiçbir güvenlik kaygısının da temel hak ve özgürlüklerin gasbına dayanak olamayacağını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, bir bakana, Genel Kuruldaki grup başkanvekillerine veya konuşmacıya sataşmanın yakışmadığını söyledi.

Kurtulan, "Terör bağlantısından bahsedilecek... Bu ülkenin başına 15 Temmuz darbesini bela eden, ona zemin hazırlayan sizsiniz. Kendinizi gözden geçirin. Demokrasi kanallarını açarak dağ yolunu kapatabilirsiniz." dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu da "AK Parti bizi, 'çözüm' diye ortaya koyduğu iradeden terörü kuvvetlendirerek bugünlere taşıdı." diye konuştu.

Ağıralioğlu, "Diyarbakır'da Megri Megri, burada mehter sitemlerine muhatap olduğunuz için bu tartışmayı bitiremiyoruz." ifadesini kullandı.

Tekrar söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Muş, HDP sıralarını işaret ederek, "Sizin terörle alakalı kanaatiniz nedir? Madem bir sorun var, çıkın reçetenizi açıklayın. Bizim kimseyi, oy veren seçmeni terörize ettiğimiz falan yok. Bir parti burada 3-4 terör örgütü sayıyor, PKK'yı anmıyor bile. Buna biz bir şey söylemeyecek miyiz?" sözlerini sarfetti.

HDP Muş Milletvekili Mensur Işık, bütçenin, "savaş bütçesi" olduğunu savundu.

Bütçeden, savunma ve güvenliğe ayrılan payı eleştiren Işık, savunma ve güvenlikle ilgili kurumların bütçelerinin 2017'de yaklaşık 64 milyar lirayken, 2018'de 84,5 milyar liraya çıktığını söyledi.

HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye'deki iç ve dış göçlerin nedenlerinin işsizlik, yoksulluk ve katliamlar olduğunu iddia etti.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, "Kadınlar üzerindeki ayrımcılık, şiddet, eşitsizlikler, aile duvarları arkasında gizlenmek isteniyor." dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, "torba bakanlık" olduğunu savunan Pekgözegü, "Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Bir işi yapmak istemiyorsanız o zaman böyle bir çorba haline getirirsiniz. En az üç bakanlık olması gerekiyor fakat burada tek bir bakanlık var. Bakanlar bu Meclisin üyesi bile değiller. Burada üstünlük taslayarak oturuyorlar ama halka değil, Cumhurbaşkanına karşı sorumlular." diye konuştu.

HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, bütçe sürecinin demokratik, adil ve katılımcı olmadığını ileri sürdü.

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, 16 yıllık AK Parti iktidarı boyunca insan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden, barıştan yana tavır alan kesimlerin terörize edildiğini savundu.

Yargının, iktidarın bir sopası haline getirilerek siyasallaştığını öne süren Güzel, şunları kaydetti:

"İlaçlara erişimdeki sorunlar hastaların tedavilerindeki aksamalara ve ciddi mağduriyetler yaşamasına neden oluyor. Sürekli artan döviz kurları nedeniyle kanser, diyabet gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara ulaşmakta zorluk çekiyor. Bu da bizlere gösteriyor ki siyasi iktidar uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle derinleşen ekonomik krizin faturasını halklara kesmeye devam ediyor."

Kaynak: AA
16 Aralık 2018 Pazar 16:55

Son Dakika