BBC

27 Ocak 2017 İngiltere Basın Özeti

İngiliz gazetelerinin Cuma günkü manşetlerinde, Başbakan Theresa May'in ABD'de yaptığı ve liberal müdahalecilik döneminin sona erdiğine yönelik konuşması ve bununla ilgili tartışmalar yer alıyor.

İngiliz gazetelerinin Cuma günkü manşetlerinde, Başbakan Theresa May'in ABD'de yaptığı ve liberal müdahalecilik döneminin sona erdiğine yönelik konuşması ve bununla ilgili tartışmalar yer alıyor.

The Daily Telegraph, "May: Irak gibi savaşlar bir daha olmayacak" başlıklı manşet haberinde, Başbakan'ın İngiltere ve ABD'nin "kendi kafalarındaki gibi bir dünya yaratmak amacıyla" bir daha asla başka ülkeleri işgal etmeyeceklerini söylediğini bildiriyor.

Gazeteye göre, bu sözler, "İngiltere dış politikasında 20 yılı aşkın bir süredir görülen en büyük değişimi" ve uluslararası ilişkiler alanındaki realizm anlayışına dönüşü yansıtıyor.

Başkan Donald Trump ile görüşmek üzere ABD'ye giden May'in Philadelphia'da Cumhuriyetçi Kongre üyelerine yaptığı konuşmada ayrıca, Irak ve Afganistan savaşlarına atıfta bulunarak, "geçmişin başarısız politikalarının" tekrarlanmayacağını söylediği de belirtiliyor.

The Times gazetesi de Başbakan'ın konuşmasının esas olarak Trump'ın ABD'nin dünyada aktif rol üstlenme sorumluluğunu kabul etme yükümlülüğü altında olduğu mesajını verdiğini öne sürüyor.
Gazete ayrıca, May'in konuşmasının dinleyiciler tarafından ayakta alkışlandığına da dikkat çekiyor.
Trump ve May'in Cuma günü Beyaz Saray'da bir araya gelmesi planlanıyor. İngiliz başbakanı, yeni ABD başkanının yüz yüze görüştüğü ilk lider olacak.
İki liderin görüşmelerinin en önemli gündem maddeleri arasında ticaret anlaşması yer alıyor. Gazetelerden May'e Trump'la ilgili uyarılar İngiliz basını, Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma döneminde bu ticaret anlaşmasının May açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, Trump ile ilgili de çeşitli uyarılar da bulunuyor.
Beyaz Saray'dan yapılan davetin bir "prestij ve fırsat" olduğuna dikkat çeken The Guardian gazetesi, konuyla ilgili baş yazısında şu değerlendirmeleri yapıyor:
"Bununla birlikte May'in bugünkü ABD gezisinin geleneksel devlet uygulaması olarak ele alınabileceğini düşünmek de naiflik olur.
"May, dünya genelinde Trump'ın dengesiz karakteri ve siyasi gündemiyle ilgili var olan kaygıları görmezden gelemez.
"Başkan, görevdeki daha ilk haftasında ılımlı siyaset izleyeceği ve hatta ılımlı davranabilecek kapasitede olduğuna dair hiçbir işaret vermedi."
Financial Times (FT) da ABD ile İngiltere arasında yapılacak bir ticaret anlaşmasının AB ile ilişkileri daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Gazete, "AB yetkilileri özel sohbetlerde, May hükümetinin ABD Başkanının korumacı yaklaşımını meşrulaştıracağını öne sürerek, İngiltere'nin Trump ile yakınlaşmasını eleştiriyor" diyor.

FT'ye göre, uzmanlar ayrıca İngiltere'nin genetiği değiştirilmiş gıdalar gibi konularda ABD'ye yakınlaşması halinde Avrupa tek pazarına erişiminin sınırlanabileceği uyarısını yapıyor.
"Alman komedyenler artık Erdoğan'a hakaret etmekte özgür"
The Times gazetesi iç sayfalarında yer verdiği bir haberde, Almanya'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle dava açmasına olanak tanıyan yasayı kaldırmaya hazırlandığını bildiriyor.

Gazetenin haberine göre, Alman hükümeti, ceza kanunun "yabancı devletlerin kurumları ya da temsilcilerine hakaret edilmesini" yasaklayan fıkrasını düzenlemeden çıkarıyor.
Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, "Yüksek majesteleri fikri, çok uzun zaman öncesine ait ve artık ceza kanunumuzda yeri yok. Bu düzenleme kadük ve gereksizdir" diyor.
Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında, 31 Mart'ta Alman devlet televizyonu ZDF'deki programında Erdoğan'a hakaret içeren şiir okuduğu gerekçesiyle Almanya Başbakanı Angela Merkel'in izniyle soruşturma başlatılmıştı.

Alman Ceza Kanunu'nun "Yabancı devlet adamına hakaret etmek" suçunu düzenleyen 103. maddesi uyarınca açılan soruşturma takipsizlikle sonuçlanırken, Merkel de soruşturmaya izin vermesinden dolayı yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.
İngiliz sinemasının rekor yılı The Guardian gazetesi, 2016'da İngiliz sinema sektörünün en parlak yılı olduğunu öne sürüyor.
Gazetenin İngiliz Film Enstitüsü'nün verilerine dayandırdığı haberinde, 2016 yılında İngiltere'de 200 film çekildiğini ve toplamda 2 milyar dolarlık bir harcama yapıldığı belirtiliyor.
Habere göre, bu harcama miktarı bir önceki yıla kıyasla yüzde 13'lük bir artışa işaret ederken, sektörel verilen tutulmaya başlandığı 1994 yılından bu yana en yüksek düzeyi temsil ediyor.
2016 yılı içerisinde İngiltere'de çekilen filmler arasında Batman, Superman ve Yıldız Savaşları yer alıyor. Ayrıca, dünyanın en yüksek bütçeli televizyon dizilerinden İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'in hayatını anlatan The Crown da İngiltere'de çekiliyor.
Futbolda transfer ücretleri rekor kırdı
FT, Şirketler ve Piyasalar ekinde, Çin'deki Futbol kulüplerinin başlattığı transfer furyasının etkisiyle 2016 yılında futbolculara toplam 4,8 milyar dolar ödeme yapıldığını ve bunun da rekor bir düzey olduğunu bildiriyor.

FT'nin FIFA verilerine dayandırdığı haberinde, dünya transfer piyasasında futbolculara ödenen ücretlerin 2015 yılına kıyasla yüzde 14,3 artış gösterdiğine dikkat çekiliyor.
Gazete, rekor kırılmasında Çinli kulüplerin toplam 450 milyon dolarlık transfer harcamalarının önemli rol oynadığını öne sürüyor.
BBC
27 Ocak 2017 Cuma 07:31

Donald Trump, Theresa May, Avrupa Birliği, İngiltere, Dünya