28 Şubat Davası Emekli Orgeneral Çörekçi: Orada Sayın Başbakan Boncuk Boncuk Terletilmedi

28 Şubat Davası'nda dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın 28 Şubat MGK'sında terlemesi gündeme oturdu.

28 Şubat Davası'nda dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın 28 Şubat MGK'sında terlemesi gündeme oturdu. Müşteki Avukatı Hüsnü Tuna'nın "Rahmetli Erbakan'ın 28 Şubat toplantısında boncuk boncuk terlediğini gazetelere yansıdı? Sayın Erbakan'ın terlemesine neden olan ortam çok mu sıcaktı, yoksa baskılar mıydı terlemesine neden olan?" sorusuna dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ahmet Çörekçi, "MGK'da başında basın mensuplarınca fotoğraf çekilmesi için birkaç dakika ayrılı. Toplantının başlangıcından sonuna kadar fotoğraf alınmaz. Boncuk boncuk terleme fotoğrafları başkaları tarafından yapılmış olabilir. Orada sayın başbakan boncuk boncuk terletilmedi. Hastalık olmadığını da bilmiyorum" yanıtını verdi.

28 Şubat dönemine ilişkin, 103 sanık hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan açılan davanın 37'nci duruşması başladı. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler, sanık yakınları ve avukatlar katıldı. Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı sağlık sorunları nedeniyle duruşmada hazır bulunmuyor. Sanıkların yoklamasının tamamlanmasının ardından başlayan duruşmada, eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri'nin Avukatı Aykanat Kaçmaz savunmasını tamamladı. Dönemin gazetelerinde yer alan "Gerekirse silah kullanılırız" sözünün silah kullanılmadığı halde davayı özel bir hale getirmek amacıyla müşteki avukatları tarafından gündeme getirildiğini belirten Kaçmaz, "Bu söz aslında silah kullanmakla eş değerdir denilecek ve olay şiddet kapsamına sokulacak. O dönem şeriatın nasıl getirileceğinin söylendiği, Cumhuriyetin İslam önünde engel oluşturduğunun slogan haline getirildiği bir dönemdir" dedi. Müvekkiline verildiği belirtilen takdir belgesinde Türkeri'nin adının yanlış yazıldığını, bu durumunda belgenin sahte olduğunu kanıtladığını söyleyen Kaçmaz, "İddia makamı irticayla mücadeleyi Hükümet ile mücadele olarak algılamıştır. İrticanın birinci öncelik olarak belirlenmesinde müvekkilim belirleyici olmamıştır. Şu an bile Genelkurmay Başkanlığında iç güvenlikle ilgili bu tür toplantıların devam ettiğine adınız gibi emin olabilirsiniz" değerlendirmesinde bulundu.

-HAKİM VE SAVCILAR HAKKINDA İŞLEM YAPILSIN-

Genelkurmay Başkanlığı'nın vakıfları inceleyecek, teşkilat yapısı ve personeli bulunmadığını ifade eden Kaçmaz, bu durumun Genelkurmay Başkanlığından sorulmasını istedi. Suç tarihinin bitişini bilmeden savunma yapmak durumunda kaldıklarını anlatan Kaçmaz, hedef gösterme iddialarına da atıfta bulunarak, Danıştay'a düzenlenen saldırıyı anımsattı. Kaçmaz, "Bu davada bir çok müşteki bulunmakta. Şikayet ettikleri konu ise 28 Şubat süreciye kurulan BÇG ile ilgili değil, bir şekilde çalıştıkları işyerlerinden veya üniversitelerden uzaklaştırılmalarıdır. Müştekiler sanıkları ismen tanımaktadırlar, müvekkilim o dönemde YAŞ üyesi de değildir" dedi. 28 Şubat döneminde TSK'da görevli subayların tarikat şeyhlerinden emir aldığına yönelik haberler yapıldığını anımsatan Kaçmaz, "TSK'daki bir personelin amiri dışında birinden emir alması kabul edilebilecek bir şey değildir. TSK'nın subayların giyim ve yaşam tarzına yönelik uygulamalarda yanlış uygulamalar olmuştur. Bu tür uygulamalar her zamanda olmuştur. Bu dava hükümetin ıskat edilmesi davasıdır, eylem hükümete karşıdır. Bu kişilerin haklarını arayacağı yer bu dava değildir, bazı müştekiler sanıklardan isim isim şikayetçi bile olmamıştır. Doğrudan zarar görmeyen müştekilerin bu davaya katılması doğru değildir" ifadelerini kullandı.

Kaçmaz, TSK'da brifinglere katılan hakim ve savcılardan hukuksuz kararlara imza atanlar hakkında işlem yapılmasını isteyerek, brifinge katılan HSYK, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Üyeleri'nin duruşmada dinlenmesini talep etti.

-ERBAKAN'A DA ÇİLLER'E DE SAYGI GÖSTERİLMİŞTİR-

Savunmasını daha önce tamamlayan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi'nin sorgusu yapıldı. Çörekçi, Hakim Üye Süleyman Köksal'ın "MGK toplantılarında nasıl bir hava vardı, hükümet ile askeri kesim arasında soğukluk var mıydı? Laf çakmalar var mıydı? 54. hükümetle diğer hükümetlerin yaptığı toplantıların farkı neydi? Hava nasıldı?" şeklindeki sorularına "51., 52., 53., 54., 55 hükümetlerle çalıştım. Kanunda yazıldığı şekilde MGK toplantıları yapılmıştır hiçbir farklılık yoktur. Bütün hükümetlere yönelik tavırda hiçbir değişiklik yoktu. Toplantılar aynı samimiyetle yapılmıştır, merhum Erbakan'a da Çiller'e de aynı saygı gösterilmiştir" yanıtını verdi. Çörekçi, tüm insanlara eşit gözle baktığını, inancı ne olursa olsun demokratik din diye bir şeye inanmadığını, dinin inançlı olanlar için geçerli olduğunu kaydetti. MGK kararlarının önceden hazırlanıp hazırlanmadığına yönelik soruya ise "Hayır, hazırlanmamıştı" yanıtını veren Çörekçi, "Hakim Üye Hakan Oruç'un "28 Şubat MGK toplantısında Türkçe ezanın yasaklanması gibi bir ibare geçiyor. Demokrasi dinle nasıl bağdaşacak gibi bir ifadeniz var. Sanki o dönemde Türkiye'de dini bir yönetim varmış gibi yapılan bir konuşma olarak düşünüyorum. Bu konuşma bir baskı olarak mı yapıldı?" sorusuna Çörekçi, "Ben tüm insanlara kendisinin değerleri düşünceleri ne olursa olsun eşit gözle bakarım. Din inançlı olanlar için her tarafta geçerlidir ancak devletin hükümleri anayasada belliyse buna da karşı gelinmesi düşünülemez" karşılığını verdi.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı olduğunu, BÇG'nin çalışmasının kendisinin görevi olmadığını belirten Çörekçi, "BÇG ile rutin faaliyetler gelmiş gitmiş olabilir. Ne olduğunu ben görmedim bilmiyorum da. Bana herhangi bir şekilde komutana arz , bu evrakları görmedim" değerlendirmesinde bulundu.

-BİZ PERSONELİMİZİ KORUMAK ZORUNDAYIZ-

Çörekçi, Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin'in, "Belgelerde dini hassasiyeti olan insanlar baz alınıyor, sakıncalı personel konusunda. Ön yargıda var. Eş ve çocuklarının giyimine dikkat edileceği gibi şeyler var. Bu tür personele karşı bir önyargının olduğu düşük sicil oluşturulması cezalandırılması şeklinde emirler var. Bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Sizin düşüncenizin tamamen aksini değerlendiriyorum. Savcılık kendisine uygun yönlerini iddianameye almış, olmayanları almamıştır. Bu yazı istihbarata karşı koyma ve Genelkurmayın her yıl yayınlanmaktadır. Personeli korumak için gereklidir. İdeoloji din bakımından çeşitli oluşumların olması TSK'ya sakıncalar getirir, biz tek tip görünürüz. Dolayısıyla biz personelimizi takip ederiz. İstihbarata karşı koyma tabirleriyle ilgili direktif yayınlanmıştır. Bu yazı her sene yazılır personeli korumak TSK'nın başındakilerin karargahın görevidir. Bu yazının içinden din geçmemektedir. Ben emrin doğru olduğuna inanıyorum. Biz personelimizi korumak zorundayız

Yetiştirilen personelin TSK'ya uygun olmasının önemine dikkat çeken Çörekçi, Çetin'in "Personelin düşük sicil verilmesi ve davranışlarına ceza verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna "Biz onlara çok önemli görevler vereceğiz kalkıp da onun iç dünyasıyla dini dünyasıyla ilgili konulara girmiyoruz" karşılığını verdi. Çörekçi, 28 Şubat MGK'sı öncesinde yapılan hazırlık toplantısının anımsatılması üzerine ise bu toplantıların her MGK öncesinde gerçekleştirildiğini, 28 Şubata özel bir işlem olmadığını anlattı.

-SİZİ KINIYORUM-

Şevket Kazan'ın Avukatı Yılmaz Bölükbaşı'ın, "Silivri'de devam eden davalarda Fatih Caminin bombalanması gibi konular gündem oldu. Bugün 8 Ekim 1996 tarihinde Yüzbaşı Nail Erdoğan'ın kullandığı F16 uçağı Yunan uçaklarınca düşürüldü. Bende bir çağrışım yaptı ama bunun devamını söylemek istemiyorum. Darbe ortamının hazırlanması için mevcut hükümetin ülkenin içinde ve dışında yalnız olduğunu hissettirme noktasında birtakım eylemler miydi, böyle olacağına inanmıyorum ama bunu bir kez de sizden duymak istiyorum" sorusuna ise Çörekçi, yanıt vermedi.

Bölükbaşı'nın "irtica bahane soygun şahane" sözünü anımsatarak, dönemin komutanlarının emekli olmasının ardından özel sektörde çalışmasına yönelik sorusuna ise kendisinin emekli olduktan sonra çalışmadığını ifade ederek, "irtica bahane soygun şahane, bu sizin sözünüz. TSK'da herhangi bir işe girilmesini biz tasvip etmeyiz. Çalışma hakkımızı niye yasaklıyorsunuz? Biz size ne yaptık? Ben çalışmadım arkadaşlarımın yüzde 99'u da çalışmadı. Yüzde biri için böyle bir suçlama neden yapıyorsunuz? Ben sizi kınıyorum" dedi.

-BONCUK BONCUK TERLETİLMEDİ-

Müşteki Avukatı Hüsnü Tuna'nın "Rahmetli Erbakan'ın 28 Şubat toplantısında boncuk boncuk terlediğini gazetelere yansıdı? Sayın Erbakan'ın terlemesine neden olan ortam çok mu sıcaktı? Erbakan'ın bir hastalığı mı vardı, yoksa baskılar mıydı terlemesine neden olan?" sorusuna ise Çörekçi şu yanıtı verdi:

"MGK'da başında basın mensuplarınca fotoğraf çekilmesi için birkaç dakika ayrılı. Toplantının başlangıcından sonuna kadar fotoğraf alınmaz. Boncuk boncuk terleme fotoğrafları başkaları tarafından yapılmış olabilir. Orada sayın başbakan boncuk boncuk terletilmedi. Hastalık olmadığını da bilmiyorum."

Çetin Doğan'ın BÇG'nin kararlarının uygulanması konusunda bir telkinde bulunulup bulunulmadığına yönelik sorusuna Çörekçi, kendisine bir telkin olmadığına ifade etti. Çörekçi, kendisine BÇG'nin faaliyetlerine yönelik belgelerin veya bilgilerin gelip gelmediğini hatırlamadığını kaydetti. Duruşmaya verilen aranın ardından öğleden sonra devam edilecek.

Kaynak: ANKA

25 Kasım 2013 Pazartesi 14:04

Necmettin Erbakan, Ahmet Çörekçi, Hüsnü Tuna, 28 Şubat, Politika, Güncel, Son Dakika

Son Dakika