6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Yarın BM Genel Sekreteri misafirim olacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarın BM Genel Sekreteri misafirim olacak. Sabah beraber bir kahvaltımız var. Kendisine aynen bu programı, bu planı takdim edeceğim. Projeleri takdim edeceğim. Diyeceğim ki, 'Uluslararası donörler toplantısı çağrısını siz yapın.' Yaptınız yaptınız, yapmadığınız takdirde bu çağrıyı ben yapacağım. Oldu oldu, olmadı Tel Abyad'la Rasulayn arasında mülteciler şehrini veya şehirlerini biz kuracağız." dedi.
Erdoğan, 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'ndaki konuşmasında, Allah'ın dermansız dert vermediğini dile getirerek, önemli olanın bu derdin dermanının nerede olduğunun bulunması olduğunu söyledi.
Bu topraklarda kadim zamanlardan bu yana sağlık ve tıp konusunda çok farklı ve ciddi çalışmalar yürütüldüğünü belirten Erdoğan, "İnsanın sağlığının nasıl bozulduğuna nasıl tedavi edileceğine ilişkin bugün hala karşılığı olan başarılı eserler bırakılmıştır. İbn-i Sina yüzyıllar önce anatomiye ilişkin olarak çağının çok ötesinde çalışmalar yapmıştır. Aynı şekilde Farabi'den El Razi'ye, Şerafeddin Sabuncuoğlu'ndan İbn Nefis'e kadar pek çok abide isim eserleriyle çığırlar açmışlardır. Coğrafyamızın her köşesinde farklı versiyonlarla anlatılan bir Lokman Hekim hikayesi vardır. Bu efsanenin özünde insanın ölümsüzlük formülünü bulma konusundaki çabası yatar. Aradan geçen binlerce yılda ölüme çare bulunamadı ama tıp ve ilaç biliminin gayretleriyle insanların ortalama hayat süresi oldukça uzadı." diye konuştu.
Erdoğan, kimi Afrika ve Güney Asya ülkelerinde hala 50 yaşın altında hayat sürelerinin var olduğunu anımsatarak, bununla beraber dünya ortalamasında bu rakamın erkeklerde 70'i kadınlarda ise 74'ü bulduğunu dile getirdi.
Japonya ve İsviçre gibi bazı ülkelerde ortalama hayat süresinin 84'e kadar çıktığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Buna karşılık Suriye gibi büyük yıkımlara uğrayan ülkede ortalama hayat süresi 73'ten 63'e geriledi. Bugün 7,5 milyarı bulan bir dünya nüfusuna sahibiz. Karşımızdaki fotoğraf bize ortalama ömür uzamakla birlikte sağlık başta olmak üzere çeşitli alanlarda ciddi çarpıklıkların da büyüdüğüne işaret ediyor. Bir tarafta yüz milyonlarca insan açlıktan ölme tehdidiyle karşı karşıya, diğer taraftan obezitenin önemli sağlık sorunu hale dönüştüğü yerler var, başta Amerika. Bu çarpıklığın üzerinde hepimizin uzun uzun düşünmesi gerekiyor. Aynı şekilde silahlanmaya harcanan paranın sadece bir kısmıyla dünyada ne aç, ne de temiz su sıkıntısı çeken kimsenin kalmayacağı gerçeğini de dikkate almalıyız. Günümüzde dev bir ekonomi haline dönüşen sağlık endüstrisinin sadece maliyeti karşılayabilen ülkeler eve toplumlara çalışıyor olması da ayrı bir sorundur. Bu tür çarpıklıkların yol açtığı sosyal, siyasi, ekonomik kırılmaları dünyamızın geleceği için en büyük tehditlerden biri olarak görüyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in daha adil, daha hakkaniyetli ve daha etkin bir yapıya kavuşturulması çağrısının sebeplerinden birinin de bu olduğuna dikkati çekerek, insanların ve toplumların daha adil bir gelecek konusundaki ümitlerini canlı tutmanın herkesin görevi olduğunu ifade etti.
Sığınmacılara sağlık hizmeti
Meselenin bilim adamlarından önce siyasetçilerin sorumluluk alanına girdiğine vurgu yapan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Unutulmamalıdır ki siyasetçilere de bilim adamları yol gösterir. Sizlerin çalışmalarının ışığında hep birlikte dünyamızı daha yaşanabilir hale getirebileceğimize inanıyorum. Türkiye hem kendi toprakları içinde hem de bölgesinde ve dünyada yaşanan hadiselere daima insan merkezli yaklaşan bir ülkedir. Bugün ülkemizde kahir ekseriyeti Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon kişi, sığınmacı hayatını sürdürüyor. Bu büyüklükteki sığınmacı topluluğuna sadece gönüllü kuruluşlar eliyle sağlık hizmeti verilebilmesi ilk bakışta mümkün değildir. Kurduğumuz sistem sayesinde ülkemizdeki sığınmacıların hepsi de tüm şehirlerimizdeki sağlık kurumlarından vatandaşlarımızla aynı şartlarda hizmet alıyor. Bu vesileyle Sağlık Bakanlığımıza, sağlık kurumlarımıza özellikle şahsım ve milletim adına şükranlarımı bildiriyorum.
Bu kadar kritik bir dönemde her an havan toplarının füzelerin atıldığı bir dönemde sağlıkçıların hastanelerde dur durak bilmeden bu hizmeti vermeleri her türlü takdirin üstündedir. Alkışlıyorum, tebrik ediyorum. Hastalarımıza ilaçlarını da ücretsiz olarak veriyoruz. Dünyada böyle bir hizmeti verebilen başka bir ülke yok. Üstelik bu hizmet sadece sağlıkla da sınırlı değil. Gıdadan barınmaya, eğitimden istihdama kadar her konuda ülkemizdeki sığınmacıları insani şartlarda yaşatmanın gayreti içindeyiz. Bu hizmetleri paramız çok olduğu için veya mecbur olduğumuz için veriyor değiliz. Tam tersine gelir bakımından bizden kat be kat ilerde olan ülkelerin sığınmacıları nasıl bir sefalete mahkum ettiğini sizler de görüyorsunuz."
Erdoğan, sınırları bu mağdurlara açma konusunda kimsenin Türkiye'yi zorlamadığını belirterek, şunları ifade etti:
"Tarihimizden, kültürümüzden tevarüs ettiğimiz hasletlerimizin gereği olarak bu insani duruşu gösterdik, göstermeyi sürdürüyoruz. Asıl üzüntü verici olan ise bu mücadele tek başına bırakılmamızdır. Şu anda AB başta olmak üzere tümüyle bizim sadece sivil toplum kuruluşlarımıza STK'lar vasıtasıyla AB'den gelen destek bizim milli bütçemize değil, 3 milyar avro. Peki bizim yaptığımız yatırım 8,5 yılda yaptığımız harcama 40 milyar doları aşmıştır. AB'den biz daha mı zenginiz? Böyle bir durum mu var? İşte bu, bizim medeniyetimizin bize yüklemiş olduğu görevdir. Suriye krizi boyunca neredeyse attığımız her adımda yalnız bırakıldık. Uzun uğraşlar ve fedakarlıklar neticesinde Suriye'de oluşturduğumuz güvenli bölgeler bugün ülkedeki en huzurlu ve yaşanabilir yerlerdir.
"Paraya gelince ses yok"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'yla Suriyelilere huzur-u kalple geri dönecekleri yeni alanlar kazandırdıklarını ifade ederek, şunları anlattı:
"Planlarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık. Bunları BM Genel Kurulunda liderlerle yaptığım görüşmelerde kendilerine takdim ettim. Bakıyorlar kitapçığa 'Gayet güzel diyorlar.' Peki para? Paraya gelince ses yok. Bunlar parasız olmaz. Bunu beraber yapacağız. Yarın BM Genel Sekreteri misafirim olacak. Sabah beraber bir kahvaltımız var. Kendisine aynen bu programı, bu planı takdim edeceğim. Projeleri takdim edeceğim. Diyeceğim ki, 'Uluslararası donörler toplantısı çağrısını siz yapın.' Yaptınız yaptınız, yapmadığınız takdirde bu çağrıyı ben yapacağım. Oldu oldu, olmadı Tel Abyad'la Rasulayn arasında mülteciler şehrini veya şehirlerini biz kuracağız. Ben o zaman Adnan Polat'ın kapısını çalarım. 'Sayın Polat sen de burada bir şeyler üstlen.' deriz. O da hayrına... Bakın 'Tamam' dedi. Bizim insanımız böyledir, bu tür adımları atar. Bu işleri böyle yürüttük, böyle yürütüyoruz. Yıllardır milyonlarca sığınmacıyı topraklarımızda barındırmak için bu ev sahipliğini yaptık. Uluslararası toplumdan aldığımız destek maalesef sadece nasihat. Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli kabul eden zihniyetin gözü Suriye'de ve dünyanın her yerinde kendi çıkarından başka bir şey görmüyor. Biz etrafımıza baktığımızda sadece insan, can, hayat görüyoruz. Diğerleriyle en büyük farkımız budur."
"Mazlumların ve mağdurların ümit kapısı olmayı sürdüreceğiz"
Erdoğan, son 8 yıldır Suriyeli sığınmacılar için sınırlarına dikenli tel örgü çekmekten başka hiçbir iş yapmayanların sığınmacıların vatan hasretini dindirecek çabalara mani olduklarını vurgulayarak, "Türkiye'nin gayretlerine yönelik sergilenen çifte standardın takdirini ben sizlere bırakıyorum. Sizler, 4 milyonu aşkın insana sadece sağlık hizmeti vermenin nasıl bir mali yüke karşılık geldiğini en iyi bilen kişilersiniz. Türkiye olarak bunun yanında sınırlarımız dışındaki 3 milyon kişiye de hayatlarını sürdürmeleri için destek sağlıyoruz. Biz tüm bu hizmetleri herhangi bir beklentiyle değil, insani ve ahlaki sorumluluklarımızın gereği olarak yaptık. Kimin ne dediğine ve yaptığına bakmadan sınırlarımız içinde ve dışında bu hizmetleri vermeyi, mazlumların ve mağdurların ümit kapısı olmayı sürdüreceğiz. Böylece sadece kendi sorumluluklarımızı yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda tüm insanlığın onurunu da kurtarmış olacağımıza inanıyorum." diye konuştu.
Erdoğan, 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nın hayırla vesile olmasını dileyerek, ödül alan bilim insanlarını tebrik etti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan'da meydana gelen tren yangınına da değinerek, "Hayatlarını kaybeden 65 kardeşimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ülkem, milletim ve şahsım adına dost ve kardeş Pakistan halkına başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Rabbime tüm insanlığı bu tür afet ve musibetlerden korusun diye dua ediyorum." ifadelerini kullandı.
(Bitti)

Kaynak: AA

31 Ekim 2019 Perşembe 22:10

Birleşmiş Milletler, Türkiye, Güncel, Son Dakika

Son Dakika