ABD'nin Görüşme Teklifine İran'ın Kuşkuyla Yaklaşmasının Sebepleri

İranlı uzmanlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ön koşulsuz görüşme teklifine Tahran yönetiminin, müzakerelerin sonuçsuz kalma ihtimali ve yetkililerin sloganvari söylemleri nedeniyle tereddütle yaklaştığını belirtiyor.

ABDOLSALAM SALIMIPOOR - İranlı uzmanlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ön koşulsuz görüşme teklifine Tahran yönetiminin, müzakerelerin sonuçsuz kalma ihtimali ve yetkililerin sloganvari söylemleri nedeniyle tereddütle yaklaştığını belirtiyor.
Trump'ın ön koşulsuz görüşme teklifi karşısında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin sessizliği dikkati çekerken ülkedeki siyasiler ve kurumlardan çelişkili açıklamalar geldi.
Ruhani'nin destekçileri Trump'ın teklifini ülkedeki ekonomik sorunların çözümü ve ABD ile ilişkilerin normalleşmesi açısından uygun bir fırsat olarak gördü. Bazı siyaset uzmanları da Ruhani'nin, bir konuşmasında ifade ettiği "ABD ile müzakere, Avrupa ile müzakereden daha kolay, çünkü Amerikalılar köyün muhtarı" şeklindeki sözlerinden yola çıkarak Trump'ın teklifini kabul etmesi gerektiği görüşünü savunuyor.
Öte yandan askeri ve devlet kurumlarındaki Ruhani muhalifi kesimler, ABD ile müzakereyi ideolojilerine aykırı bularak olumlu yaklaşım göstermiyor. ABD ile her türlü müzakere ve ilişkiyi ülke içinde ve dışında zaaf olarak gören bu kesimler, mevcut ABD yönetiminin nükleer anlaşma konusundaki tutumunu örnek gösteriyorlar.
Bu kesimlerin başında Devrim Muhafızları geliyor. Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Muhammed Ali Caferi, yaptığı yazılı açıklamada, "İranlı yetkililerin, Trump ile görüşmek için İran halkından izin aldığını göremeyeceksiniz. Sizden sonraki cumhurbaşkanları da bunu göremeyecek." ifadeleriyle Trump'ın görüşme talebine olumsuz karşılık verdi.
Uzmanlar, ABD'nin yaptırım kararı karşısında Avrupa Birliği'nin ya da Tahran'ın destekçileri olarak görülen Rusya ve Çin'in yardımlarının da bir faydası olmayacağına inanıyor.
"Ön koşulsuz müzakere talebi her iki tarafın da çıkarına"
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan yazar ve aktivist Rıza Alicani, İran hükümetinin ortaya koyduğu söylemlerin esiri olduğunu belirtti. Alicani, söz konusu söylemlerin İran-Irak Savaşı, ABD elçiliği baskını ve küresel ekonomik sorunlarda ön plana çıktığını ve bu söylemlerin İran'daki politika değişikliğinin önünde engel teşkil ettiğini dile getirdi.

İran'ın meşruiyet söylemlerini mezhepsel ve ABD karşıtlığı üzerinden yürüttüğünü dile getiren Alicani, ülkedeki muhalif kesimin de ABD karşıtlığı üzerinden terbiye edildiğini söyledi.
İran'ın birçok etnik unsura ev sahipliği yaptığını ve bunların ülkedeki seçimlerde tercih sunduğunu hatırlatan Alicani, İran halkının büyük çoğunluğunun Hamaney'in izlediği siyasete karşı olduğunu ifade etti.
Alicani, ABD Başkanı Trump'ın, İran'la ön koşulsuz müzakere teklifi konusunda ise şunları söyledi:
"Trump'ın İranla ön koşulsuz müzakere talebi her iki tarafın da çıkarınadır. Bu çağrı iki ülke arasındaki tehdit dilinden diyalog diline geçiş için kullanılabilir. İran siyasetinde önemli yer tutan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahetpişe gibi isimler Trump'ın önerisini reddetmemelidir."
"Son söz halka ait"
İran'da bazı milletvekillerinin siyasi ve askeri yetkililerin sorumsuzca konuşmalarının önlenmesi için Ruhani'den istekte bulunduğu belirten Alicani, milletvekillerinin hedefinde kim olduğunun gayet açık olduğu ve son sözü Trump ve Hamaney'in değil, halkın söyleyeceği değerlendirmesinde bulundu.
Demokrasiye en yakın yolun halkın refahı olduğunu dile getiren Alicani, İran'daki hayat pahalılığı protestolarına atıf yaparak, "Dağınık şekilde yapılan gösterilerin başarısızlıkla sonuçlanacağını" söyledi.
"İran ABD ile gizli görüşme yürütüyor"
İranlı eski diplomat ve İstanbul Şehir Üniversitesi misafir öğretim üyesi Hüseyin Alizade ise İran hükümetinin ABD ile gizli görüşmeler yürüttüğünü öne sürdü.
Alizade, "Nispeten güvenilir haberlere göre, İran ve ABD arasındaki görüşmelerin aracısı konumundaki (Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin) Alevi, (ABD Savunma Bakanı James) Mattis'e bir mesaj ulaştırdı. Alevi bunun ardından da Tahran'ı ziyaret edecek. Alevi'nin ABD ziyaretini (İran Dışişleri Bakanı) Zarif'le görüşmesinden sonra yapması dikkati çekici." diye konuştu.
Bütün bunların İran'ın kendisini tanımladığı "emperyalizm ve sömürüye karşı devlet" imajının zarar görmemesi için kapalı kapılar ardında gerçekleştirildiğini söyleyen Alizade, "İranlı askeri yetkililerin ABD'yi 'büyük şeytan' olarak tanımlaması ve bu ülkeyle müzakere etmeyeceğini söylemesi de iç kamuoyuna yönelik mesajlardır." dedi.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Mahmud Muhibbi ise İran'ın, ön koşulsuz müzakere talebine kuşkuyla yaklaşmasının gayet doğal olduğunu ve Trump'ın düşmanca bir tavır sergilediğini ifade etti.
ABD ile muhtemel görüşmelerin sonuçsuz kalma ihtimaline değinen Muhibbi, yeni bir anlaşmaya varılsa dahi ABD'nin gelecekteki yönetiminin Trump'ın yaptığı gibi anlaşmayı ihlal etmeyeceğinin garantisi olmadığına dikkati çekti.
Muhibbi, "Bir anlaşma olacaksa ABD yönetimi onu önce Kongre'de onaylamalı daha sonra müzakereler devam etmelidir." ifadelerini kullandı.
Trump'ın ön koşulsuz müzakere talebinin İran için kabul edilmesi zor bir durum olduğunu belirten Muhibbi, buna ABD'nin nükleer anlaşmadan vazgeçmesinin sebebiyet verdiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

03 Ağustos 2018 Cuma 13:01

Tahran, Donald Trump, İran, Avrupa Birliği, Güncel