Adnan Oktar organize suç örgütü davası

Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik aralarında örgütün elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılandığı davada, tutuklu sanıkların savunmaları alındı.

Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik aralarında örgütün elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılandığı davada, tutuklu sanıkların savunmaları alındı.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salondaki duruşmada, tutuklu sanık Dolunay Tezin'in savunması alındı.
İddianamede, "örgüt üyeliği" ve "nitelikli cinsel saldırıya yardım" suçundan cezalandırılması istenen sanık Tezin, İstanbul Üniversitesi Medikal Biyoloji mezunu olduğunu, İstanbul Teknik Üniversitesinde Moleküler Biyoloji alanında yüksek lisans yaptığını, sonrasında ise İstanbul Üniversitesinde Adalet Meslek Yüksekokuluna kayıt yaptırdığını söyledi.
Bol bol okuyan biri olduğunu belirten sanık Tezin, iddianamede kod adının "Doli" olduğunun öne sürüldüğünü, bunun kod adı değil lakabı olduğunu savundu.
Resmi ikametinin ailesinin yanında olduğunu kaydeden Tezin, "Çok yoğun çalışan biriyim. Medikal Dijital Reklam Ajansında çalışıyordum. Sabit ikamet edebilen biri değilim. Trafik durumuna göre arkadaşlarımın, annemin, ablamın evinde kalırım. Yakalandığım yerde misafirdim. Yaz dönemiydi, havuzlu bir evdi. Canlı yayınlara da katılırım. Yakalandığım yere ilk defa bu yaz döneminde gittim. Kız kardeşler adlı grubu tamamen reddediyorum. Kız kardeş grubunda değilim. Bunlar benim arkadaşlarım. Hepsini çok seviyorum." diye konuştu.
Tezin, Adnan Oktar ile tanışmadan önce Kur'an'ı hiç okumadığını, ilk önce kendisinin bir kitabını okuduğunu anlatarak, "Zamanında kapalı arkadaşlarım da vardı ama onlar bize, biz onlara temkinli dururduk. Adnan Bey'in evrim aldatmacası diye bir kitabını okumuş, çok şaşırmıştım. Evrim teorisi üzerine düşünmeye başladım, çünkü ben evrime inanıyordum. Bilimsel dünyada ve benim yaşadığım çevrede materyalist bir kafa vardı. Bilimle, ispatla bunu anlatmak çok önemliydi. Ben de bundan etkilendim ve bu arkadaş grubuna katıldım." ifadelerini kullandı.
İddianamede, Adnan Oktar'ın kendilerini dövdüğü, hakaretlerde bulunduğu, ceza verdiğinin öne sürüldüğünü dile getiren Tezin, "Seküler bir ailede büyüdüm. Babam sevgi dolu biridir. Bana sesini dahi yükseltmemiştir. Dolayısıyla ben böyle bir ortam olsa burada durur muydum? Arkadaşlarımla aramızda ast üst ilişkisi hiç olmadı. Benim gördüğüm sadece şu, takvada yarışmak. Bu insanlar benim hayatta düşünme fikrini getiren insanlar. Yapılan haberler nedeniyle benim kariyerim bitti." dedi.
Mahkeme Başkanı Mehmet Galip Perk, sanık Tezin'e müştekilerden H.U'nun iddianameye yansıyan ifadesini okudu. H.U'nun ifadesinde, Adnan Oktar'ın üyesi olduğu öğrenildiği için işinden atıldığını, 120 bin lira tazminat aldığını, bu parayı Özlem Yörük, Yeliz Aksoy ve Dolunay Tezin'e verdiğini söylediğini aktaran Perk, sanığa bu iddialara ilişkin diyeceklerini sordu.
Sanık Tezin, böyle bir parayı almadığını, tutuklu sanıklardan Bora Yıldız ile olay tarihinde bir alışveriş merkezinde bulunan reklam ajansında birlikte çalıştıklarını, bu şirketin ticari bir işletme olduğunu, belirterek, "Benim reklam ajansına gelen kızları Bora Yıldız ile tanıştırıp örgüte kazandırdığım iddia edilmiş. Kimseyi kimseyle tanıştırmıyorum. Bu insanlar doğal olarak karşılaşıyorlar." dedi.
Kendisini Dolunay Tekin olarak tanıttığı iddiasını reddeden Tezin, "İlk işe girdiğim zamanlardı, bana yanlış kart basıldı. Soyadım Tezin yerine Tekin yazılmış. Ben insanlara kartımı verirken soyadımın Tekin olarak yanlış yazıldığını belirtip, doğrusunu söylüyordum." diye konuştu.
Sanık Tezin, hakkındaki diğer iddiaları da kabul etmediğini söyledi.
Tutuklu sanıklardan Muhammed Kürşat, Almanya doğumlu olduğunu, 27 yıl orada yaşadığını anlattığı savunmasında, "Allah'a inancım vardı ama pek dindar değildim. Almanya'da Biyoloji dersinde 'Allah yoktur, evrim vardır' denir. Bu vesileyle internette evrim teorisi hakkında araştırma yaptım. Harun Yahya belgeselini izledim. Çok ilgimi çekti. Oradan kitaplar indirdim. Allah'a olan inancım arttı. Bu gibi kitapları okuyunca insan yazarını çok merak ediyor. Adnan Oktar ve arkadaş grubuyla tanışmak için internetten A9 televizyonuna mail attım. 2010 yılında ailemle beraber Adnan Bey'i ziyaret ettim. Sonrasında yayınlara çıkmaya başladım." dedi.
Sabit bir geliri olmadığını, Yalova'da annesinin üzerine olan daire ve dükkanların kiralarının hesabına yattığını söyleyen Kürşat, "Türkiye'de Alman vatandaşı olarak iş bulmak çok kolay değil. Zaten ihtiyaç da duymuyorum. Gruptan arkadaşlarımla bir adreste ikamet ediyordum. Cinsel istismar, turnike, nöbet gibi asılsız ithamları kabul etmiyorum. Kardeşler Grubu üyesi değilim. Böyle bir grup yok." İfadelerini kullandı.
Duruşmada savunma yapan sanık Rasin Kotil, Adnan Oktar'ı masonlarla ilgili bir kitabını okuyunca tanıdığını, örgüt olmadıklarını, aralarında erkek kardeşler gibi bir gruplaşma bulunmadığını savundu.
Cinsel istismar iddialarını reddettiğini beyan eden sanık Kotil, "Zina her türlü haramdır. Kur'an da da zina haram yazar. Bana isnat edilen hiçbir suçu kabul etmiyorum. Hepsi iftiradır. Müştekilerin, aleyhime verdikleri ifadelerin baskıyla alındığını düşünüyorum." dedi.
Savunmasını tamamlayan sanığa bir müşteki avukatı, "Zina haram dediniz. Ben bir ses kaydını dinletmek istiyorum." dedi. Mahkemeye dinletilen ve Adnan Oktar'a ait olduğu iddia edilen ses kaydındaki ifadeler üzerine sanık, Adnan Oktar'ın böyle bir şey dediğine inanmadığını, bu zamana kadar da ondan böyle bir şey duymadığını savundu.
Mahkeme heyeti, söz isteyen Adnan Oktar'a bahsi geçen ses kaydının kendisine ait olup olmadığını sordu.
Oktar, "Benim sesim değil. Benim sesimi çok rahat taklit edebilen bir sistem şu anda her yerde mevcut. Benimle ilgili konularda cevap vermek için içim gidiyor." dedi.
Sanık Kotil'in savunmasını bitirmesinin ardından Mahkeme Başkanı duruşmaya 14 Ekim'de devam edileceğini duyurdu.

Kaynak: AA

04 Ekim 2019 Cuma 19:01

Adnan Oktar, Güncel, Son Dakika

Son Dakika

Son Dakika Haberleri