AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik Açıklaması

'Ergenekoncuların tutukluğundan beri Türkiye'de fail i meçhul, siyasi cinayet yok. Devlet adına infaz yok. Gözaltında kaybolmalar da yok. Bu bir şey anlatmıyor mu insanlara? Siz halkın aklıyla alay mı ediyorsunuz? Onun için bırakın yargı gerçekten hükmünü versin. Sonuna kadar adil yargılanma' 'Türkiye bir demokrasileşme hamlesi yaşıyor. Türkiye ayak bağlarından kurtulmaya çalışıyor. Türkiye vesayet sistemiyle hesaplaşıyor. Türkiye darbelerle, darbecilerle hesaplaşmaya çalışıyor' 'Sayın Başbakanın tavrı da Genelkurmay'ın mesai arkadaşlarına bu manada yakınlık duyması ve onlar adına üzüntülerini ifade etmesi son dereci insanidir ama hüküm tesis edecek bir şey değildir' 'Mahkemede savunma yapmak yerine dışarıda vatandaşa yönelik propaganda yapmayı tercih etmişlerdir. Bundan ders çıkarmalıdırlar' 'Tuncay Güney'in ifadeleriyle hiçbir hükümlü hakkında herhangi bir karar tesis edilmemiştir' 'Türkiye safralarından kurtulmaya çalışıyor. Eskiden şeriatın kestiği parmak incinmezdi, şimdi 'hukukun, kanunun kestiği parmak incinmez' diyoruz.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, "Ergenekoncuların tutukluğundan beri Türkiye'de fail-i meçhul, siyasi cinayet yok. Devlet adına infaz yok. Gözaltında kaybolmalar da yok. Bu bir şey anlatmıyor mu insanlara? Siz halkın aklıyla alay mı ediyorsunuz?  Onun için bırakın yargı gerçekten hükmünü versin. Sonuna kadar adil yargılanma" dedi. 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. CHP'lilerin Şemdin Sakık ile Tuncay Güney'in gizli tanık olarak dinlenmesini eleştirdiklerini hatırlatan Çelik, "Tuncay Güney'in ifadeleriyle hiçbir hükümlü hakkında herhangi bir karar tesis edilmemiştir. Tuncay Güney'in bu davanın içine girmiş olması, evinde Ergenekon yapılanmasıyla ilgili 25 sayfalık bir belgenin ortaya çıkmasıdır, fotokopi bir belge. Sonra aslı Veli Küçük'ün evinde çıkınca bunun da hükmü kalmadı" dedi. 

Bazı kesimler tarafından Şemdin Sakık'ın, gizli tanık olarak ifade verdiği, davanın seyrini etkileyecek bilgiler vermiş gibi bir propaganda yapıldığını ancak Sakık'ın Adullah Öcalan, Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük ilişkisine ve bazı subayların katledilmesine dair tanıklıkta bulunduğunu hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "Sakık, PKK-Ergenekon işbirliğine, PKK-Ergenekon dirsek temasına işaret eden bir tanıklık yaptıysa bunu kimin yapması gerekiyordu. Bunu içeride olan birisinin yapması gerekiyordu ya Ergenekonculardan ya da PKK'lılardan birinin yapması gerekiyordu, herhalde Çakal Carlos'u dinleyecek değildi kimse bu davada. Sizin beğendiğiniz bir gizli tanık varsa lütfedin, emredin mahkeme onu dinlesin" diye konuştu.

Gizli tanıkların her zaman itibarlı kimseler olması gerekmediğini bildiren Çelik, birçok çete ve uyuşturucu davasının bizatihi o çetenin, mafyanın içinde bulunan kişiler tarafından deşifre edildiğini, onların tanıklığıyla bu yapıların çökertildiğini kaydetti. Çelik, "Sanki bunlar hiç olmamış dünyada bir örneği yokmuş gibi Türk yargı sistemini yozlaştırmaya, mahkemeyi itibarsızlaştırmaya, mahkeme heyetini usandırarak, yıldırarak sözüm ona sonuç alacaklarını zannedenler görmüşlerdir ki hakimler ve savcılar inandıkları gibi dosyalara ve delillere göre karar vermişlerdir. Birimiz beğeniriz, birimiz beğenmeyiz, birimiz doğru buluruz, birimiz yanlış buluruz ama bizim doğrularımız ve yanlışlarımız cari olan geçerli olan değil, mahkemenin vereceği karardır esas olan" dedi.

Hüseyin Çelik, "Ergenekoncular tutukluğundan beri Türkiye'de fail-i meçhul, siyasi cinayet yok. Devlet adına infaz yok. Gözaltında kaybolmalar da yok. Bu bir şey anlatmıyor mu insanlara? Siz halkın aklıyla alay mı ediyorsunuz?  Onun için bırakın yargı gerçekten hükmünü versin. Sonuna kadar adil yargılanma" ifadelerini kullandı. Çelik, CHP yöneticilerinin, "eski Genelkurmay Başkanlarından Hilmi Özkök tanık olarak gösterildi ama onu da dinlemediler" şeklindeki sözlerini hatırlatarak, Hilmi Özkök Paşa'nın iki gün boyunca dinlendiğini bildirdi.

-"Bazı amaçlar için zıtlar da bir araya gelebilir"

Çelik, "Bu nasıl terör örgütü" diyenlere mahkemenin bunun tipik bir terör örgütü değil, atipik bir terör örgütü olduğu tespitini aktararak, zamanla lideri ve mensupları değişebilen bir yapı olduğunu söyledi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, "Ömür boyu birbiriyle telefonla bile konuşmamış, yüz yüze gelmemiş, hatta dünya görüşleri ideolojleri zıt olan insanlar bir araya nasıl gelebilir" dediğini aktaran Çelik, şunları ifade etti:  

"Yeryüzünde hiçbir örgütün bütün mensupları yüzyüze gelmez, telefonla konuşmaları da şart değildir. Sayın Kılıçdaroğlu, İran devrimini mollalarla komünistler beraber yaptı. Sultan Abdülhamit'in hal fetvasını eline Selanik mebusu Emanuel Karasu verdi. Jöntürkler, Yahudiler, Ermeniler, Jöntürklerin Türkçüleri, Masonları, muhafazakar olanları, modernist İslamcıları hepsi beraber Sultan Abdülhamit'i devirdi. 'Zıtlar bir araya gelmez' diye bir  şey yok. Birazcık siyasi tarih okuması lazım sayın Genel Başkanın ve dünyadaki örneklerine bakması lazım. Evet bazı amaçlar için zıtlar da bir araya gelebilir."

Her meseleyi tüm taraflarıyla, detaylarıyla ele almak zorunda olduklarını dile getiren Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

"Türkiye bir demokrasileşme hamlesi yaşıyor. Türkiye ayak bağlarından kurtulmaya çalışıyor. Türkiye vesayet sistemiyle hesaplaşıyor. Türkiye darbelerle, darbecilerle hesaplaşmaya çalışıyor. 'Efendim iyi ama bu Susurluk'tan niye bir şey çıkmadı?' Bu bütün tarih boyunca çeteleşmelerin bütün illegalitelerin yer aldığı bir dava değil ki. 23 dosya birleştirildi buna bile 'torba' dediniz. Bunların hepsi Ergenekon etrafında dönen konular olmasına rağmen buna Susurluk'u da 60 darbesini de 12 Eylül'ü de 12 Mart'ı 28 Şubat'ı da katalım. Bunu mu istiyorsunuz? 12 Eylül davası, 28 Şubat davası yürüyor, bunların hepsi derdest olan davalardır. Türkiye safralarından kurtulmaya çalışıyor. Eskiden şeriatın kestiği parmak incinmezdi, şimdi 'hukukun kanunun kestiği parmak incinmez' diyoruz. Meselenin özü budur."

Mahkeme kararıyla ilgili hükümet ve parti yetkililerinin de açıklamaları olduğunu hatırlatan Çelik, kendilerinin "Oh olsun" diyenlerden olmadıklarını ve bunu küçüklük addedeceklerini bildirdi.  Çelik, "Keşke böyle bir şey hiç olmasaydı, keşke Ergenekon Davası açılmasına yol açan bütün bu gelişmeler bu ülkede yaşanmasaydı, kimse de bunun sanıkları veya mahkumları konumuna düşmeseydi, biz bunu temenni ederiz ama bütün bu olanları maalesef olmamış farzedemiyoruz"  Meseleyi bu zeminde tartışmakta fayda var" dedi. 

-Paketi Başbakan inceleyecek

Konuşmasının ardından Hüseyin Çelik, bir basın mensubunun sorusu üzerine kamuoyunda "Demokratikleşme Paketi" olarak bilinen düzenlemelerin, hem çözüm sürecine katkısının olacağını hem de toplumda bugüne kadar bir şekilde hak gaspına uğradığını veya mağdur edildiğini hisseden vatandaşların derdine deva olacağını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın başkanı kendisinin de içerisinde olduğu bir heyet olarak paketle ilgili çalışmaları tamamladıklarını bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:

"Tamamlanan bu çalışmayı sayın Başbakanımız başkanlığında yeniden müzakere edilecek. Bu süreçte sayın Başbakanımızın ilave edeceği şeyler olacak. Sayın Başbakanımız belirlenen maddelerin ve konu başlıklarının üzerinde geçtikten ve hükümetimize uygun olarak şekillendirildikten sonra bunu kamuoyuyla paylaşacağız.

Paketin açıklanmasının bugüne kadar gerçeklememesi Sayın Başbakanın yoğun gündeminden kaynaklandı. Bayramdan sonra Ağustos ayı içerisinde bunun nihai şeklini alacağını söyleyebiliriz. Bir kısmı yasal düzenlemelerle, bir kısmı yönetmelikle, bir kısmı ise idari tasarrufla belki bir genelgeyle çözülecek şeylerken, bir kısmı anayasanın konusuna giriyor."

-"Meclis erken açılabilir

TBMM'nin 1 Eylül'de açılmasının planlandığını ama diğer siyasi partilerinde istemesi halinde açılışın Eylül ayına çekilebileceğini ifade eden Çelik, Meclis açıldıktan sonra yasamanın konusuna giren demokratikleşmeyle ilgili konuların hızla ele alınacağını söyledi. 

Kendilerine demokratikleşmeyle ilgili düzenlemelerin hepsinin neden bir günde yapılmadığı eleştirilerinin olduğunu anımsatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hepsi bir anda yapılmaz, 'zamanın ruhu' diye bir şey var. Bugün yaptığınız birçok şeyi 2003'te yapsaydınız kesinlikle karşılık bulmazdı, belki partimiz için kapatma sebebiyle, birileri için darbe gerekçesi olacaktı. Demokratikleşme, özellikle vatandaşımızın zihnen de buna hazır olması ve vatandaşımıza doğruların anlatılması, birinin abat olurken diğerinin kendini berbat hissetmemesi için kamuoyu algısını yöneterek ve ülkemizin şartlarını göz önünde bulundurarak, hasımlarımızı sevindirmeden bunların yapılması gerekiyor."

-"Devlet, hükümet işinin başında"

Gezi Parkı odaklı gelişmelere benzer olayların sonbaharla birlikte tekrar gündeme gelebilme ihtimaliyle ilgili diğer bir soruyu ise Çelik, şöyle yanıtladı:

"Türkiye bir hukuk devletidir gösteri ve yürüyüş yapmak, pankart açmak hukuk çerçevesinde yapılırsa son derece değerlidir. 'Biz sonbaharda şöyle yaparız haa' diyenler eğer yanlış yaparsa karşılığını bulacaktır. Kimse illegal yolarla, vatandaşın huzurunu kaçırarak, sokakları savaş alanına çevirerek amacına ulaşamaz, şimdiye kadar da ulaşamadı. 'Her yere taarruz' diyenler gittiler devletin güvenlik güçlerinin aldığı tedbirlere tosladılar. 'Silivri'yi basacağız' diyenler oraya kadar gittiler geri geldiler. Onun için böyle ucuzculuklara kimsenin prim vermemesi gerekir."  

Çelik, Vatandaşın sandıkta vermediğini kimsenin şimdiye kadar sokakta alamadığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Siz halkın gönlüne girmeye bakın. İktidarı sokakta değil sandıkta, adaleti yine sokakta değil mahkemede arayacaksınız. Kimse elini ovuşturmasın devlet, hükümet işinin başındadır. Endişeye ve topluma korkunun pompalanmasına gerek yoktur. Ayı ne kadar yol bilirse avcıda o kadar hile bilir. Kusura bakmasınlar." 

- Ankara

Kaynak: AA

07 Ağustos 2013 Çarşamba 15:31

Politika, Güncel