AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı…(4)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Sayın Bahçeli; ekonomi 40'ın sağına soluna hayali sıfırlar eklemeye benzemez, böyle iktidar olunmaz.'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Sayın Bahçeli; Ekonomi 40'ın sağına soluna hayali sıfırlar eklemeye benzemez, böyle iktidar olunmaz. Bu iş bilgi gerektirir, bu iş hayat tecrübesi gerektirir, damdan düşmeyi gerektirir. Sadece kitapların kapakları arasına bakmakla bu iş olmaz. Dürüst olacaksın, bükemediğin bileği öpeceksin" dedi.

Partisinin genel merkezindeki İl Başkanları Toplantısında; ABD ziyaretinde yapılan 3'lü toplantı ile kendisini eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yanıt veren Erdoğan, ana muhalefet partisi genel başkanının siyasetin cahili olduğunu söyledi. Erdoğan, "Yanında Dışişleri Bakanlığı'nın müsteşarı yok' diyor. Sen ne kadar zavallısın. Biz 3'e 3 bir toplantı yapıyoruz. Obama'nın yanında kendi Dışişleri Bakanı ve üst düzey bir yöneticisi, benimde yanımda Dışişleri Bakanım ve MİT Müsteşarım var. Bürokratsa bürokrat var, siyasetçiyse Dışişleri Bakanı yanımda. Yahu ne biçim siyaset yapıyorsun, sen nasıl siyasetçi olacaksın, sen ne cahilsin. Neymiş Dışişleri Bakanı Müsteşarı yokmuş, yahu Dışişleri Bakanı'nın kendisi var. Ne zaman öğreneceksin sen siyaseti, genel müdürlükten siyasete terfi et, hala orada kaldın. Ama edemeyecek, görünen o" diye konuştu.

"İŞTE AK PARTİ FARKI, İŞTE CHP YÖNETİMİNİN FARKI"

CHP Genel Başkanı'nın kapıdan kovulduğunu söyleyen Erdoğan, "CHP Genel Başkanı Avrupa'da kapıdan dönerken, biz küresel ve bölgesel meselelerde Türkiye'nin ağırlığını hissettiren, Türkiye'nin tezlerine yüksek sesle dile getiren küresel adalet için samimi çağrılar yapan platformlarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bütün bölgede olanları görüşürken Brüksel'den farklı bir ses çıkıyor ve kapıdan kovuluyor. Fark bu, biz ekonomik ilişkilerimizi 20 milyar dolardan daha yukarıya nasıl çıkartırız, bunu konuşurken Avrupa'dan gelen ses bu. İşte AK Parti farkı, işte CHP yönetiminin farkı. Olsun olsun, bu AK Parti'nin iktidar ömrünü 2023 ve ilerisine taşıyacak olan bir durum" şeklinde konuştu.

"BAHÇELİ, RAKAM KALABALIĞI İLE İŞİ GEÇİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM'de grup toplantısında yaptığı konuşmada yaptığı ekonomik eleştirilere de cevap veren Erdoğan, şunları söyledi:

"Burada MHP Genel Başkanı'nın dürüstlükten uzak bir şekilde, hatta pişkince yaptığı eleştireler üzerinde durmak istiyorum. 1990 yılında partin hükümet ortağı olduğu dönemde ABD'de yapılan temasların Türkiye'nin itibarını nasıl zedelediği konusu üzerinde durmuyorum. Zaten MHP Genel Başkanı'nın bu işlerde pek bezi yoktur. Böyle şeyler pek beceremez. Tarihinde kaç tane böyle bir seyahati ve ilişkisi vardır bilmiyorum. MHP Genel Başkanı'nın mahcubiyet içinde susması gerekirken IMF borçları ve dış borçlar konusunda pişkince tavırları dikkatimden kaçmadı. Bugün MHP'yi marjinal solun kuyruğuna takan MHP Genel Başkanı, 1999-2002 arasında da CHP'nin yavrusu DSP'nin kuyruğuna takılmış, Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetmişti. 1998 yılı sonunda Türkiye'nin IMF'ye 400 milyon dolar. 1990 yılı sonunda bu borç 970 milyon dolar. 2000 yılı sonunda 4 milyar 800 milyon dolar. Biz iktidara gelmeden 2001 yılı sonunda 17 milyar dolar olmuş. Biz iktidara geldiğimiz 2002 sonlarında IMF borcu o günün kuru ile 23.5 milyar dolar seviyesine çıkmış. Devlet Bahçeli'nin Başbakan Yardımcısı olduğu hükümet, DPT'de ona bağlıydı, IMF borcunu 400 milyon dolardan devraldı, bize 23.5 milyar dolar olarak devretti. 3.5 yılda Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu 59 kat artırdılar. 2001 krizinde memuruna maaş ödeyecek para bulamayan hükümet, hem yüksek faizle hem de kısa vadeli olarak IMF'ye borçlandı, bu borcu da bize devretti. 2003 yılından itibaren Devlet Bahçeli'nin hükümetinden bize kalan borcu kademe kademe ödedik ve 14 Mayıs'ta son taksitini ödemek suretiyle bu borcu sıfırladık. Türkiye'nin IMF'ye borcunu ödemesi karşısında Bahçeli'nin gururlanması, iftihar etmesi gerekirken, her zaman yaptığı gibi kendine göre unun rakam kalabalıkları vardır, o rakam kalabalıklarıyla işi geçiştirmeye çalışıyor. Şimdi geliyorum MHP Genel Başkanı'nın dürüst olmayan bir şekilde yansıttığı dış borç rakamlarına; '1998 yılı sonunda Türkiye'nin özel sektör dahil brüt dış borcu 96 milyar dolar' diyor. Tabi kılavuz meselesi bu çok önemli. 2002 sonunda bize devrettikleri borç 136 milyar dolar. 2012 sonu itibariyle özel sektör dahil brüt dış borcumuzun miktarı 337 milyardır. MHP Genel Başkanı'na basit bir ekonomi ilkesini özellikle bütçe müzakerelerinde anlattım, ama anlamıyor. Bir ülkenin borçları miktar olarak değil, milli gelire oranla ifade edilir. MHP Genel Başkanına sürekli bu dersi verdik. 2002 yılında MHP'nin ortağı olduğu hükümeti devraldığımızda Türkiye'nin her 100 lirasının 56 lirası dış borçtu. Şuanda her 100 liranın 43 lirası dış borç, bitmedi. Özel sektör dahil bürüt dış borç stokunu yüzde 56'dan yüzde 43'e düşürdük. Kamunun net borç stokunu MHP hükümetinden yüzde 61.5 seviyesinde aldık. Yüzde 17 seviyesine kadar düşürdük. Birde yeni bir tanımlama var, bu da AB tanımlı borç stoku, buna baktığımız zaman yüzde 71'den aldık, yüzde 36'ye düştü. Dürüst bir politikacı, dürüst bir genel başkan bu oranlara bakıp Türkiye'nin dış borcu arttı diyemez, eğer diyorsa ya dürüst değildir, ya da ekonomi cahilidir."

"EKONOMİ 40'IN SAĞINA SOLUNA HAYALİ SIFIRLAR EKLEMEYE BENZEMEZ"

Ekonomik bazı göstergeleri paylaşan Erdoğan, "2002 yılında Türkiye'de 1 yıl içinde satılan buzdolabı sayısı 1 milyon 88 bin adet. 2012'de 2 milyon 317 bin adet. 2012'nin ilk 4 ayında 597 bin adet buzdolabı satılmış, bu yılın ilk 4 ayında 740 bin adet buzdolabı satışı gerçekleşti. 2002 yılının tamamında Türkiye'de 91 bin adet otomobil satıldı. 2012 yılının tamamında 556 bin adet otomobil satıldı. Hani fakir diyorlar ya, nasıl bir fakirlik. Bu yılın sadece ilk 4 ayında satılan otomobil sayısı 171 bin adet. 2002 yılında görevi devraldığımızda gösterge faizi yüzde 63, geçen hafta yeni bir rekor kaydettik, gösterge faizi tarihinin en düşük seviyesini gördü, yüzde 4.7. Yüzde 63'den yüzde 4.7'ye düştü. Sömürülen bir millet artık bu sömürüden kurtuluyor. Bu birçok alanda kendini gösterecek. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin notunu sürekli artırıyor. Ama MHP Genel Başkanı'na göre Türkiye ekonomisi iyi durumda değil. Sayın Bahçeli, evin dışına veya genel merkezin dışına pek çıkmıyorsun, biraz çık, çarşı Pazar dolaş, ne oluyor ne bitiyor bir gör, bunda büyük fayda var Sayın Bahçeli; ekonomi 40'ın sağına soluna hayali sıfırlar eklemeye benzemez, böyle iktidar olunmaz. Bu iş bilgi gerektirir, bu iş hayat tecrübesi gerektirir, damdan düşmeyi gerektirir. Sadece kitapların kapakları arasına bakmakla bu iş olmaz. Dürüst olacaksın, bükemediğin bileği öpeceksin. Devlet Bahçeli yönetiminde 2001 yılında bu ülkeye öyle ağır faturalar yüklendi ki, 10.5 yıl boyunca bir yandan da bunları ödemek zorunda kaldık. 13.5 katrilyon, bunları benim memurumdan işçimden kestiler ama bu borcu işçiye, memura biz ödedik. KEY adıyla bilinen yardımı işçiden memurdan kaynağında kestiler o 3.5 katrilyonu biz ödüyoruz. AK Parti iktidarı bunlarla kalmadığı gibi yatırımlarını sürekli devem ettirdi. Devlet bahçeli IMF borcu ödendiği için sevinmeli. Bunu yapamıyorsa mahcup olup susmalı. Ama bunların yüzü kızarmaz. Milletim bu pişkin siyasetçileri önümüzdeki Mart ayında sandıkta gereken cevabı en güzel şekilde verecektir" açıklamasında bulundu.

"STATÜKO PARTİLERİNİN DEĞİŞMEK ZORUNDA KALACAĞI BİR SEÇİME GİDİYORUZ"

Çok önemli bir sürecin yaşandığının altını çizen Erdoğan, "Muhalefetin çaresizlik içinde kışkırtmalara başvurduğu, dürüstlüğü, edebi, seviyeyi tamamen terk ettiği böyle bir dönemde biz çok daha fazla çalışacak, farklı bir mücadele vereceğiz. Her zamankinden çok önemli bir süreci yaşıyoruz, seçime doğru ilerliyoruz. Demokrasimiz açısından son derece önemli bir seçime yaklaşıyoruz, Statüko partilerinin sandık dışında umutlarının artık tamamen tükeneceği, değişmek zorunda kalacakları, eski siyasetin tamamen tasfiye olacağı bir seçime gidiyoruz" dedi.

"BEDELİ NE OLURSA OLSUN BU İŞİ BİTİRECEĞİZ"

Çözüm sürecine yönelik açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Çözüm süreci içindeyiz, akil insanlar heyeti Türkiye'yi dolaşıyor. 2 ayı tamamladıktan sonra kendilerinden nihai raporlarını alacağız, hükümet olarak yol haritamızı açıklayacağız. Burada bugüne kadar Türkiye'yi bu kadar dolaşmamış olan akil insanlar gördükleri karşısında çok büyük heyecan içinde oldular. Hayatı yaşamak, arazide yaşamak çok farklı. Bazı yerlerde ciddi hakaretlerle karşı karşıya kaldılar ama buna rağmen süreci devem ettirdiler. Şuanda tamamı itibariyle 14 il kaldı. Bu illerde bittikten sonra biz kendileri ile bir araya geleceğiz. Süreç bitmiyor, teşkilat olarak biz bu sürecin arazide yaşayanları olarak bu süreci devam ettireceğiz. Kucaklayıcı olarak. Bu işi bizim bitirmemiz lazım, bu işi bitireceğiz. Bedeli ne olursa olsun bu işi bitireceğiz" diye konuştu.

"BU TÜR MİLLETVEKİLLERİNDEN CHP'Yİ ALLAH KORUSUN"

TBMM'de alkol, sigara ve uyuşturucuya yönelik yapılan yasal düzenleme görüşmelerinde bazı milletvekillerinin sözlerini eleştiren Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Dün gece sabah saat 07.00'ye kadar süren alkolle, tütün, uyuşturucu ile ilgili bir yasal düzenleme ve bu yasal düzenleme ile ilgili MHP'nin desteği var, CHP'nin de kösteği vardı. Neler söylüyorlar neler. İşte 'siz Türkiye'de alkolü yasaklıyorsunuz.' Biz Türkiye'de alkolü yasaklamıyoruz. Anayasanın 58. maddesinin gereğini yapıyoruz. Bunu yaparken camilere, eğitim kurumlarına 100 metre mesafede olması gerekir, bunun reklamı tanıtımı yasaklıyoruz. Yapılan iş bu. Bir devlet gençliğini, insanını tabi ki kötü alışkanlıklardan koruyacak. Biz bunu teşvik mi edelim. Bu ilk defa Türkiye'de yapılmıyor. İçebileceğiniz yerler belli. Bütün bunlar açıkça ortadayken bir tanesi kalkmış, 'bunlar Tekirdağ'ın ismini de unutturmak istiyor' diyor. Böyle yanlış bir yaklaşım olur mu? Bu tür milletvekillerinden CHP'yi Allah korusun. Nerden bulmuşlar bunları böyle, özel sipariş versen bulamazsın. Tekirdağ rakısı varmış, bu yasaklanınca Tekirdağ haritadan silinecek. Kimlerle uğraşıyoruz görüyorsunuz değil mi? Bunlar TBMM'nin kürsüsünü işgal ediyorlar. Demokrasi bu değil. Millet egemenliğine, milletin seçip gönderdiği 326 milletvekili ile AK Parti'nin orada bulunmasını hazmedemiyorlar. Biz çoğunluğun azınlığa zulmetmesini istemeyiz, ama azınlığında çoğunluğa alavere dalavere ile zulmetmesine asla tahammül etmeyiz. Çünkü 326 milletvekiline benim milletim 'git orada ufak gruba ezil' diye yetki vermedi. Biz bu noktada anayasanın 58. maddesinin gereğini yerine getirdik, gereğini yapacağız ve mecburuz. Ufacık çocukların gece gündüz içen, gece gündüz böyle sekir halinde kafa kıyak dolaşın bir nesil istemiyoruz. Uyanık olacak, diri olacak, bilgi ile dolu olacak, böyle bir nesil istiyoruz. Malatya milletvekillerinden bir tanesi 'ayran getirin' diyor. Ayrana çok hasretsen benim özel misafirim ol ben sana ayran ikram ederim. Unutma ki, anan da ninen de hepsi o ayranlarla yetiştiler. Onların milli içkisi ayrandı. Ne diyor şair; 'Unuttu ayranı matuha döndü kör olası." - ANKARA
24 Mayıs 2013 Cuma 15:07

Devlet Bahçeli, Ak Parti, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Politika, Güncel