AK Parti Grup Toplantısı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zaman zaman CHP'lilerin, 'Türkiye'ye demokrasiyi biz getirdik' dediğini belirterek, 'Hayır efendim; CHP, bu ülkeye demokrasi getirmemiştir; CHP, bu ülkede, Gazi Mustafa Kemal'e rağmen'...

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zaman zaman CHP'lilerin, "Türkiye'ye demokrasiyi biz getirdik" dediğini belirterek, "Hayır efendim; CHP, bu ülkeye demokrasi getirmemiştir; CHP, bu ülkede, Gazi Mustafa Kemal'e rağmen demokrasinin önündeki engel olmuş, mümkün olduğunca da demokrasiye geçişi ertelemiştir" dedi.



Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda, 12 Haziran seçimlerinin yıldönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



Bugün grup toplantısının, AK Parti için olduğu kadar, Türkiye, bölge, özellikle de demokrasi için son derece anlamlı bir günün yıldönümünde gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, 1 yıl önce Türkiye'nin sandığa gittiğini, seçimini yaptığını, milli iradeyi bir kez daha sandığa yansıtarak, TBMM'yi şekillendirdiğini söyledi.



Erdoğan, AK Parti'nin, 12 Haziran seçimlerinde yüzde 49,8 oy oranına ulaşarak, Türkiye'deki her 2 kişiden 1'inin oyunu alıp, 12 Haziran seçimlerini zaferle sonuçlandırdığını ifade etti. Erdoğan, 3 Kasım 2002'de yüzde 34,3 olan oy oranlarını, 22 Temmuz 2007'de yüzde 46,6'ya yükseldiğini, 12 Haziran'da ise 2007-deki oy oranlarının üzerine 3,2 puan ekleyerek, rekorlarını daha yüksek bir seviyeye çektiklerini anlattı.



İktidarda, görev başında bir parti olarak, oylarını yükselerek gelmesinin, demokrasi tarihine, tekrarlanması zor bir başarı olarak kaydedildiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



"12 Haziran seçimlerinin yıldönümünde, iki hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Birincisi, 12 Haziran 2011'de, sonuçların netleşmesiyle birlikte seçim atmosferini bir kenara bıraktık, kaldığımız yerden çalışmaya devam ettik. Biz, seçim döneminde milleti hatırlayan, sandıklar kapandıktan sonra milletle irtibatı kesilen bir parti değiliz. Biz, seçimden seçime milletin huzuruna çıkan, seçim süreçlerinde farklı, diğer süreçlerde farklı bir politika yürüten partilerden de değiliz. Biz, bir süreklilik içinde, belli bir takvim, belli program çerçevesinde, önümüze koyduğumuz, Türkiye'nin önüne koyduğumuz hedeflere kararlılıkla ilerleyen bir partiyiz.



İktidarda artık üçüncü döneme giriyoruz, 'bu dönemde biraz dinlenelim' demedik, diyemeyiz, böyle bir yaklaşımın içinde asla olmadık, olamayız. Şunu herkesin bilmesini istiyorum; biz, milletimizin hizmetkarı olarak buradayız. Milletimize hizmet ürettiğimiz için, milletimiz bize daha fazla destek veriyor. Biz, 12 Haziran akşamı, zafer sarhoşluğuna kapılmadık, tam tersine, oy oranlarımızın artmasıyla, sorumluluğumuzun daha da arttığını, omuzlarımızda çok daha büyük bir emanet, çok daha büyük bir mesuliyet taşıdığımızı ifade ettik. İşte 1 yıldır da başladığımız andaki heyecanla, aynı coşkuyla, aynı aşkla, sevdayla, ülkemiz için, milletimiz için hizmet üretmeye devam ediyoruz."



-"Bu çizgiden sapmadık"-



Erdoğan, yarınki Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda son 1 yıla ilişkin bir özeti kamuoyuyla paylaşacaklarını belirtti.



Her fırsatta kendilerini hesaba çeken, kendi iç muhasebesini yapan bir parti olduklarını kaydeden Erdoğan, "Hesap vermek için milletin huzuruna çıkmadan önce, biz kendi kendimizi imtihana tabi tutan bir partiyiz" dedi.



Erdoğan, yarın, seçimden bu yana geçen 1 yılın hesabını, muhasebesini, vakit yettiğince milletle paylaşacaklarını dile getirdi.



Başbakan Erdoğan, "12 Haziran seçimleriyle ilgili önemli bir diğer husus da şudur: Tıpkı 3 Kasım ve 22 Temmuz akşamlarında, diğer seçim ve halkoylaması akşamlarında olduğu gibi, 12 Haziran akşamı da partimizin balkonundan, Genel Merkez önünde toplanan halkımıza, kardeşlerimize, onlarla, orada bir hemhal olmak suretiyle bazı sözler verdik" diye konuştu.



Erdoğan, yüzde 50'nin oyunu alsalar da yüzde 100'ün iktidarı olacaklarını, 75 milyonun tamamını kucaklayacaklarını ifade ettiklerini, her 2 kişiden 1'inin oyunu alan bir parti olarak, kendilerine oy vermeyen yüzde 50'nin de haklarının savunucusu olacaklarını, ayrımcılık yapmayacaklarını, onlar üzerinde asla tahakküm kurulmasına izin vermeyeceklerini altını çizerek belirttiklerini anlattı.



Hükümet olarak, sadece kendilerine oy veren yüzde 50'nin değil, yüzde 100'ün emanetini omuzlarında taşıdıklarını dile getiren Erdoğan, bu çizgiden hiçbir zaman sapmadıklarını, bu şuurdan, bu hissiyattan, omuzlarındaki emanetin ağırlığından ve kutsiyetinden asla taviz vermediklerini, bundan sonra da vermeyeceklerini belirtti.



-"Normalleşme sürecidir"-



Çoğunluğun azınlığa tahakkümü nasıl zulümse, azınlığın çoğunluğa tahakkümünün de aynı şekilde zulüm, hatta daha ağır bir zulüm olduğunu kaydeden Erdoğan, meseleye tahakküm penceresinden bakmadıklarını ifade etti.



Erdoğan, 75 milyon bir, beraber, kardeş; herkesin, ülkenin birinci sınıf vatandaşı, kanun önünde eşit, adalet ve hakkaniyete layık olduğunu kaydetti. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:



"Herkesin hayat tarzı, temel hak ve hürriyetleri, bizim kati teminatımız altındadır. Biz, 9,5 yıllık iktidarımız süresinde bu ilkelerden asla taviz vermedik, bu ilkelere muhalif hiçbir girişimin içinde bulunmadık. Herkesin hayat tarzına, herkesin temel hak ve hürriyetlerine saygı duyduk; temel hak ve hürriyetleri belli kesimler için değil, Türkiye için genişletmenin mücadelesi içinde olduk. Ancak, tekrar ediyorum; nasıl ki, çoğunluğun azınlığa tahakkümü kabul edilemezse, azınlığın da çoğunluğa tahakkümü kabul edilemez. Ne yazık ki on yıllar boyunca Türkiye bunu yaşamıştır.



On yıllar boyunca, Türkiye, azınlığın, belli kesimlerin, belli zümrelerin, seçkinci çevrelerin, çoğunluğa hükmettiği, çoğunluk adına demokrasi dışı kararlar aldığı ve bunları baskıyla uyguladığı dönemlere şahit olmuştur. İnsanlara belirli bir hayat tarzı dayatılmıştır. İnsanların, temel hak ve hürriyetleri, en temel hakları kısıtlanmıştır, yasaklanmıştır. Her alanda tercih özgürlükleri ortadan kaldırılmıştır. Milletin talepleri, milletin feryadı dikkate alınmamış, millete tepeden bakanlar, tepeden inmeci bir anlayışla millete dayatma içinde olmuştur.



Onlarca yıldır millete yaşam tarzı dayatanlar, şimdi farklı yaşam tarzlarının görünür olmasından rahatsızlık duyuyorlar, kendi yaşam tarzları tehdit altındaymış gibi göstererek farklı bir hazımsızlığın içine giriyorlar. Yıllarca ötekileştirilen, horlanan, dışlanan insanların eşit yurttaş haline gelmesini kimse farklı yerlere çekmemelidir. Türkiye'de yaşanan sadece ve sadece bir normalleşme sürecidir."



-"Kime yutturmaya kalkıyorsunuz-"-



Erdoğan, İzmir il kongresinde de ifade ettiğini, 1930'da Gazi Mustafa Kemal'in teşvikiyle, desteğiyle, yakın bir arkadaşı Fethi Okyar tarafından, Serbest Cumhuriyet fırkası kurulduğunu anımsattı.



Gazi Mustafa Kemal'in, demokrasiye, çok partili döneme geçiş amacıyla böyle bir adımı attığını ifade eden Erdoğan, milletin, Türkiye'de bir muhalefete, bir muhalif sese, iktidar karşısında duracak bir siyasi partiye hasret olduğu için daha kurulduğu andan itibaren, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın millet nezdinde çok büyük bir itibar gördüğünü anlattı.



Erdoğan, partinin kuruluşundan 22 gün sonra, İzmir'e yapılan ziyarette, Fethi Bey'i on binlerce kişinin karşılandığını, sevgi gösterilerinden izdiham yaşandığını, denize düşenlerin, ezilenlerin olduğunu, Fethi Bey'in ceketinin bu sevgi gösterilerinde yırtıldığını, Gazi Mustafa Kemal'in talimat vermesine, İzmir'de yapılacak mitingin güvenliğinin sağlanması yönündeki tüm talimatlarına rağmen polisin göstericilere ateş açtığını, 12 yaşında bir çocuğun hayatını kaybettiğini söyledi.



Bu partinin, iktidarın yoğun baskıları, tahrikleri, ürettiği sanal korkular sonucunda, kuruluşundan sadece 3 ay sonra bu kendini fesh etmek zorunda kaldığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin, bu olaydan 16 yıl sonra, 1946'da ancak çok partili sisteme geçebildiğini söyledi.



Erdoğan, şunları kaydetti:



"Şimdi zaman zaman CHP'liler çıkıyor, 'Türkiye'ye demokrasiyi biz getirdik' diyor. Hayır efendim; CHP, bu ülkeye demokrasi getirmemiştir; CHP, bu ülkede, Gazi Mustafa Kemal'e rağmen demokrasinin önündeki engel olmuş, mümkün olduğunca da demokrasiye geçişi ertelemiştir. Türk parasının üzerindeki Mustafa Kemal resimlerini çıkartıp, İnönü'nün resimlerini bastıran zihniyet, demokrasiyi getirmemiş, aksine gelmesini geciktirmiştir. Devlet dairelerinde Gazi Mustafa Kemal'in bütün posterlerini indirerek, kendi posterini astıran bu zihniyettir. Kimi aldatıyorsunuz, kime siz bunları yutturmaya kalkıyorsunuz-



27 Mayıs müdahalesi, bütün hukuksuzluğuna, bütün zulmüne rağmen, Türkiye'de sadece demokrasinin gelişimini geciktirmiştir. Arkasında yine CHP var. 12 Eylül, bütün hukuksuzluğuna, işkencelere, baskılara, zulümlere rağmen, Türkiye'de değişimi sadece ve sadece ertelemiştir. 28 Şubat, aynı şekilde Türkiye'yi rayından çıkarmış, ama o Türkiye yeniden rayına girmiş ve değişmeye, gelişmeye devam etmiştir. Bu milletin, akıp gittiği bir mecra var. Unutmayın, dere yatağında akar. İstediğiniz kadar zorla derenin yatağını değiştirmeye kalkın; er ya da geç dere yatağını bulur, önünde hangi engeller varsa, yıkıp geçer.



Yüz yıllardır, asırlardır bu millet, son derece kararlı, azimli, ilkeli bir şekilde, en önemlisi de bir medeniyet tasavvuruyla geleceğe doğru engel tanımadan akıyor. Bizim milletimizin önüne dağlar da dikilse, setler de çekilse Allah'ın izniyle bugüne kadar bütün engelleri aşmıştır. İstiklalimizin manifestosu olan İstiklal Marşımızda, merhum Mehmet Akif bunu çok net olarak ifade etmiştir. 'Ben, ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım; kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım, yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.' Evet bu millet, tarih boyunca önüne çekilen setlerin tamamını yıkmıştır. Biz bu şuurla yetiştik, bu millet bu şuurla yetişiyor. Onun için boşuna engel koymaya çalışmayın, bunların hepsini bu millet yıkmaya, aşmaya muktedirdir. Bu millet, kendisini mecrasından çıkarmaya yönelik, kendisini engellemeye, yavaşlatmaya yönelik her girişime, gerektiğinde, gereken cevabı en sert şekilde vermiştir."



(Sürecek)



Muhabir: Meltem Yılmaz



Yayıncı: Sefa Salantur - TBMM

Kaynak: AA

12 Haziran 2012 Salı 12:50

Demokrat Eğitimciler Sendikası, Kamuyu Aydınlatma Platformu, Hidro Elektrik Santrali, Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk, Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül Darbesi, Mehmet Can 2, Fethi Okyar, 28 Şubat, AK Parti, 1 Mayıs, Hükümet, Türkiye, Türk İş, Hak İş, Son Dakika

Son Dakika