Aktüelyargıtay Başkanı Ali Alkan: Gelecek Kuşaklara Daha Güvenli Bir Yargı Sistemi Bırakmalıyız

'Bu konuda Adalet Bakanlığı yasal düzenleme ile tazminat yolunu açmaya çalışmaktadır.'

Yargıtay Başkanı Ali Alkan,



"Şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde sorunlu olarak gördüğümüz en önemli konulardan birisi de yargılamanın makul bir sürede bitirilememesidir"



"Bu konuda Adalet Bakanlığı yasal düzenleme ile tazminat yolunu açmaya çalışmaktadır. Ayrıca TBMM'de sorunlu alanlar ile ilgili yapısal değişiklikler üzerinde çalışmaktadır. Yargıtay olarak biz de insan üstü bir gayretle birikmiş dosyaları bitirmeye çalışıyoruz"



"2011 yılında yapılan Anayasal ve yasal değişiklikler sonucunda Yargıtay'ın kapasitesi güçlendirildi. Daire, üye ve özellikle tetkik hakimi ve savcı sayısında önemli ölçüde artış oldu. Alınan bu tedbirler sayesinde Yargıtay ilk kez gelen iş sayısından fazla dosyayı karara bağladı"



"Ancak sadece Yargıtay'daki daire ve üye sayısının arttırılarak her yıl gelen ortalama 750 bin dosyayı ki 2012 yılında gelen dosya sayısı 881 bin'di. Bu kadar dosyayı sonuçlandırmak sonuçlandırmak sürdürülebilir bir yöntem değildir. Yargıtay'a temyiz incelemesine gelen dosya sayısını sınırlamadıkça bu yeni kurulan daireler de sürekli artış gösteren yıllık gelen dosya sayısı karşısında çaresiz kalacaktır"



"Cumhuriyetimizin, özgürlükçü demokrasinin, demokratik hak ve özgürlüklerin toplumun tüm bireyleri için gelişip güçlenmesi ancak hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkelerinin bağımsız yargı temelinde bütün kurum ve kuralları ile hayata geçirilmesi suretiyle mümkün olabilir"



"Gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam ortamı ve daha güvenli bir yargı sistemi bırakmalıyız"



?



Haber: Serpil KIRKESER Kamera: Ozan URAL İSTANBUL DHA



Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen 'Ordinaryüs Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'i Anma Toplantısı' kapsamında 'Yargıtay Kararlarında AİHS ve Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru' konulu bir konferans verildi.



Açılış konuşmasını yapan Yargıtay Başkanı Ali Alkan, "Cumhuriyetimizin ilanı ile birlikte ihtiyaç duyulan temel yasalarımızı o günün koşullarında batı ülkelerinin yasalarını tercüme etmek sureti ile karşılaştırmıştık. Ancak bu yasalar ihtiyaca cevap vermez hale gelince ülkemizin yetiştirdiği yetkin hukukçularımız bu yasaları yeniden yazmıştır. İşte bu yetkin hukukçulardan önde geleni de Prof. Dr. Sulhi Dönmezer olup Türk Ceza Kanunu (TCK) ve TCMK'ya yaptığı katkılar hepimizin bilgisi dahilindedir. Bu vesileyle kendisini rahmetle anıyorum" dedi.



"EN AZ BİR YABANCI DİLİ MUTLAKA AMA MUTLAKA ÖĞRENİN"



Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilere seslenen Yargıtay Başkanı Ali Alkan, "Kısa süre sonra okullarınızdan mezun olup eğitim gördüğünüz dalda meslek sahibi olacaksınız. Bu mesleği en iyi şekilde ifa etmeyi amaçladınız. Bunun için öncelikle mesleğinizi sevmeniz sonra da çok ama çok çalışmanız gerekmektedir. Öte yandan kendinizi sadece kendi meslek dalı ile sınırlamadan her konuda bilgi sahibi olmaya çalışın. Sırası gelmişken şu hususu vurgulamak istiyorum. En az bir yabancı dili mutlaka ama mutlaka öğrenin. Ben sizlerde bu sinerjiyi görüyor ve başarılarınızın devamlı olmasını diliyorum" diye konuştu.



"TÜRKİYE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'Nİ 1954 YILINDA İMZALAMIŞTIR"



"Türkiye Cumhuriyeti kurucusu büyük önder Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda batı ile sıkı ilişkiye sahiptir" diyen Alkan," Bu kapsamda Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz de 60 yıla yakın bir geçmişe sahiptir. Türkiye 1950 yılında Avrupa Konseyi'ne üye olmuş, konseyin kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni 1954 yılında imzalamıştır. 2004 tarihine gelindiğinde Anayasa'mızın 90. maddesine ilave edilen hüküm ile başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmeler, iç hukuk kurallarının da üstünde bir konuma gelmiş ve buna bağlı olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararları da Türkiye Cumhuriyeti'ni bağlayıcı bir nitelik kazanmıştır. Bu durum özellikle son yıllarda Yargıtay tarafından gözönüne alınmış yaklaşık 2 bin 400 kararda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarına atıfta bulunulmuştur. Bu konuyla ilgili olarak Yargıtay koordinatörlüğünde Anayasa Mahkemesi Danıştay ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK)ortaklığında Avrupa Konseyi ile birlikte 'Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Projesi' 2010 yılından beri yürütülmektedir. Bu proje kapsamında bu güne kadar çok sayıda daire başkanı, üye, tetkin hakimi ve savcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne çalışma ziyaretlerine katılmış ve ihlale konu olan hususları karşılıklı bilgi ver deneyim paylaşımı yapmışlardır. Yine proje kapsamında sözleşmenin maddeleri üzerine birçok yuvarlak masa çalışması ve konferanslar düzenlenmiştir. Bundan başka diğer kurumlarımızın bu alanda düzenledikleri bir çok projeye, Yargıtay üst düzeyde destek vermiş ve vermeyede devam edecektir. Bu yöndeki faaliyetlerin olumlu sonuçlarınıda almaktayız. Bunlara 'Yol tutuklaması diye tanımlanan haksız yere hürriyetlerinden mahrum bırakılan şahıslara tazminat ödenmesi, yine kişilerin taşınmazlarına orman, mera, kıyı kenar çizgisi nedeniyle el konulduğu durumlarda taşınmaz bedelinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini' örnek verebiliriz. Yargıtay'ın yaklaşımın doğal sonucu AİHS'nin 6. maddesindeki adil yargılama hakkının ihlaline ilişkin davaların azalmasıdır" ifadelerini kullandı.



"YAPILAN BU DÜZENLEMENİN AMACI BİREYSEL BAŞVURU SAYISINI AZALTMAKTIR"



Alkan, "Türk Yargısı şimdi ileri demokratik ülkelerdeki yargısal değerlerin büyük bir kısmına entegre olmuş, diğerlerini de kendi uygulama alanına sokmanın çabası içindedir. Nitekim bundan kısa bir süre önce verdiği kararlar nedeni ile AİHM nezdinde açılan davada bireysel hak ihlaline neden olan hakimlerimize, HSYK'ca terfinin geri bırakılması müeyyidesi uygulanmıştır. Bu yaklaşımlar Türk Yargısının AİHS'de belirtilen hakların ihlal edilmemesi için ne kadar duyarlı davrandığının bir göstergesidir. İnsan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi noktasında bir başka gelişme de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kapsamındaki herhangi bir hak ihlali halinde kişilerin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanınmış olmasıdır. Yapılan bu düzenlemenin amacı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurunun iç hukuk yollarıyla çözüme kavuşturulması ve böylece başvuru sayısını azaltmaktır. Bu yolun başarılı olabilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi gerekmektedir" diye konuştu.



"EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİRİSİ DE YARGILAMALARIN MAKUL SÜREDE BİTİRİLMESİDİR"



Alkan sözlerine şöyle devam etti: "23 Eylül 2012 tarihinde uygulamaya başlanan bireysel başvurunun başarısı, öncelikle vereceği kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standarlarına uygun olmasına bağlıdır. Bunun yanında bireysel başvuru yolu mahkemelerin birbirleriyle beklenen işbirliğini yapmalarıyla başarılı olacaktır. Şuanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde sorunlu olarak gördüğümüz en önemli konulardan birisi de yargılamanın makul bir sürede bitirilememesidir. Bu konuda Adalet Bakanlığı yasal düzenleme ile tazminat yolunı açmaya çalışmaktadır. Ayrıca TBMM'de sorunlu alanlar ile ilgili yapısal değişiklikler üzerinde çalışmaktadır. Yargıtay olarak biz de insan üstü bir gayretle birikmiş dosyaları bitirmeye çalışıyoruz. 2011 yılında yapılan Anayasal ve yasal değişiklikler sonucunda Yargıtay'ın kapasitesi güçlendirildi. Daire, üye ve özellikle tetkik hakimi ve savcı sayısında önemli ölçüde artışlar oldu. Alınan bu tedbirler sayesinde Yargıtay ilk kez gelen iş sayısından fazla dosyayı karara bağladı. Bu da her yıl artarak büyüyen birikmiş dosya yükünün azaltmaya başlamasına işaret etmektedir. Ancak sadece Yargıtay'daki daire ve üye sayısının arttırılarak her yıl gelen ortalama 750 bin dosyayı ki 2012 yılında gelen dosya sayısı 881 bin'di. Bu kadar dosyayı sonuçlandırmak sonuçlandırmak sürdürülebilir bir yöntem değildir. Yargıtay'a temyiz incelemesine gelen dosya sayısını sınırlamadıkça bu yeni kurulan daireler de sürekli artış gösteren yıllık gelen dosya sayısı karşısında çaresiz kalacaktır. Bu sorunun kalıcı bir şekilde çözüme kavuşabilmesi için mahkeme dışı uzlaşma ve arabuluculuk gibi uyuşmazlıkların çözüm yollarının geliştirilmesi, itiraz müessesesinin güçlendirilerek, basit uyuşmazlıkların mahalinde halledilmesi ile mümkün olacaktır. Ayrıca koşullar oluştuğunda hukuk ve maddi olay denetimi yapacak olan istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi de bu sürece katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.



?



" DAHA GÜVENLİ BİR YARGI SİSTEMİ BIRAKMALIYIZ"



"Gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam ortamı ve daha güvenli bir yargı sistemi bırakmalıyız" diyen Alkan sözlerini şöyle tamamladı: "Bu bizim en büyük zenginliğimiz, gurur kaynağımız olacaktır. Cumhuriyetimizin, özgürlükçü demokrasinin, demokratik hak ve özgürlüklerin toplumun tüm bireyleri için gelişip güçlenmesi ancak hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkelerinin bağımsız yargı temelinde bütün kurum ve kuralları ile hayata geçirilmesi suretiyle mümkün olabilir. Ülkemizin üzerinde yaşayan herkes için insan onuruna yaraşan bir hukuk devleti olmasını dilerim"



Konuşmasının ardından günün anısına Yargıtay Başkanı Ali Alkan'a plaket takdim edildi. Öte yandan konferansa İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkkadı, eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Yargıtay üyeleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.



?

Kaynak: DHA

22 Şubat 2013 Cuma 16:59

Adalet Bakanlığı, Ali Alkan, İstanbul, Yargıtay, Politika, Güncel