Ankara Kurthan Ağabeyini Kaybetti

SBF'nin efsane hocası, gazeteci, spor adamı ve Ankara tutkunu Prof Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin efsane hocası, gazeteci, spor adamı ve yazar Prof.Dr.Kurthan Fişek bu sabah İstanbul'da hayatını kaybetti.

SBF'nin efsane hocası, gazeteci, spor adamı ve Ankara tutkunu Prof Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin efsane hocası, gazeteci, spor adamı ve yazar Prof.Dr. Kurthan Fişek bu sabah İstanbul'da hayatını kaybetti.

Kurthan Fişek'in nefes darlığı nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Kurthan Fişek için 19 Eylül Çarşamba günü 10.30'da Ankara SBF önünde bir tören düzenlenecek. Kurthan Fişek Kocatepe Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Ankara'da toprağa verilecek. Öğrencileri, arkadaşları, dostları, okurları ve tüm Mülkiyeliler, efsane hocayı son yolculuğuna birlikte uğurlayacak.

-FIRTINALI BİR YOLDA UMUT DOLU YOLCULUK-

1942 yılında Ankara'da doğan Kurthan Fişek, ünlü doktor, yönetici ve sivil toplum önderi Prof.Dr.Nusret Fişek'in oğlu idi. 1960 yılında ODTÜ'ye giren Kurthan Fişek, aynı yıl Yeni Gün ve Öncü gibi Başkent gazetelerinde çalıştı, dört yıl Turkish Daily News gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı. Fişek, ODTÜ Kimya Mühendisliği fakültesini bırakarak asıl ilgi alanı olan sosyal bilimlere yöneldi ve ODTÜ İdari İlimler Fakültesi'ni bitirdi. Kurthan Fişek askerliği sırasında meydana gelen 12 Mart darbesi esnasında bir süre hapis yattı.

Arkadaş canlısı kimliği, vizyonu ve girişimciliğiyle Başkent'in en sevilen isimlerinden biri olan Fişek, Ankara'da sporun gelişimine büyük katkıda bulundu. SBF'nin spor dünyasında varlığını hissettirdiği yıllarda olanaksızlıklar içinde, Başkent basketbolunun sıçrama yapmasını sağlayan isimlerden biri olan Kurthan Fişek, 1978-1979 döneminde, Ankara Spor Akademisi ve Atletizm Federasyonu Başkanlıklarını yürüttü. Sözkonusu iki yıl Türkiye'nin içinde bulunduğu karanlık terör yıllarına karşın atletizmde küçük de olsa ilk istikrarlı uluslararası başarıların elde edildiği dönem oldu.

-SADECE İDARENİN DEĞİL, SPORUN DA PROFESÖRÜ-

Prof. Dr. Kurthan Fişek, 1980-1983 döneminde de Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yaradımcılığı görevlerini yürüttü, 1980 yılında "Spor Yönetimi" kitabıyla profesör olan Fişek'in üniversitedeki görevine 1983 yılında, 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası'nın amir hükümleri gereğince son verildi. Türkiye'nin kaderini belirleyen siyasetçilerin tamamına yakınıyla sağlam dostluklar kuran SBF ve Hürriyet Gazetesi'nin "Sıfırcı Hoca"sı, 1990 yılında "Danıştay Kararıyla" kararıyla SBF'deki görevine iade edildi. Fişek'in aralarında bulunduğu SBF hocalarının Mülkiye'ye dönüşü basında "SBF'li Yedilerin Dönüşü" başlığıyla yansıdı.

Ancak Kurthan Fişek 12 Eylül 1990'da istifa ederek yeniden gazeteciliğe döndü. Nokta, Tempo, Aktüel, Ekonomist dergilerinde Yayın-Yönetim Danışmanlığı yaparken, hazırladığı sayfa ve köşeler okurlar arasında tiryakilik yarattı. Fişek basın tarihine, "Haftalık Anagram Analiziniz" ve haftanın siyasi liderlerini notladığı "Sıfırcı Hoca" köşeleriyle geçti. Kurthan Fişek, Sabah ve Hürriyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. İngilizce, Fransızca ve Almanca bilen Fişek, 1999'da YÖK Yasası uyarınca yeniden yuvaya döndü ve SBF'de doktora sınıflarına girmeye başladı.

-NERELİSİN DİYE SORARSANIZ...-

"Burası Ankara" adlı bir kitapta Ankara sevgisini dile getiren ve Başkent'in yakın tarihinin bir bölümüne ışık tutan Kurthan Fişek son söyleşisini Hürriyet Gazetesi muhabirlerinden Şehriban Oğhan ile gerçekleştirmişti. O söyleşiden bazı satırlar:

"-Prof. Dr. Kurthan Fişek, nam-ı diğer 'Sıfırcı Hoca' neredeyse bir asırdır Ankaralı. Makedon dedeleri Kurtuluş Savaşı sırasında taşınıyor Ankara'ya. Erdal İnönü, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal'ın öğrencisi, Mehmet Ağar ve dersinden sıfır alan tek öğrenci Abdullah Öcalan'ın hocası Fişek, 'Burası Ankara' kitabında kişisel tarihi içinde Ankara tarihini anlatıyor.

-Nerelisin diye sorarsanız, 93 yıldır Ankaralı'yım. TBMM'nin arkasındaki Harbiye Hastanesi'nde doğdum. Çocukluğum, Kızılay'daki Selanik Caddesi, Mithatpaşa, Meşrutiyet, Bakanlıklar civarında geçti. Hasan Cemal ve Güneri Civaoğlu ile Mimar Kemal İlköğretim Okulu'nun bahçesinde futbol oynardık. Hasan Cemal'i ilk tanıdığımda Kıbrıslı zannetmiştim; soyadı yok ya. Sonra öğrendim, İttihatçı Cemal Paşa'nın torunu olduğunu. Hasan sol ayağını kullanamazdı ama sol haf oynatılırdı. Güneri de sol açık. Mimar Kemal'den sonra Ankara Koleji. Ardından ODTÜ Kimya Mühendisliği, üçüncülükle girdik ama atıldık. Sonra İdari ve Siyasi İlimler Kamu Yönetimi.

-Dedem paşa olduğu için askerliğin içinde büyüdüm. 27 Mayıs ihtilali sonrası 29 Mayıs'ta evimizin kapısı tekmelendi. Açtım, bir başçavuş, arkasında süngülü dört asker: "Nusret burada mı" dediler. Babam "Buyrun benim" deyince, ite kaka götürdüler. Annem ağlar; birader küçük, ağlar... "Bir yanlışlık var, aile CHP'li" diyorum. İki saat sonra peder döndü, öğrendik ne olduğunu. Başçavuş bunu ite kaka Meclis'e Alparslan Türkeş'in odasına sokmuş. Türkeş'ten başçavuşa bir tokat! Peder eve sağlık bakanlığı müsteşarı olarak dönmüştü. Bu emir komuta zincirinin ilginç tarafıdır.

-Kimya mühendisliği tahsilim sırasında ilk hocam Erdal İnönü'ydü. Fizik dersinde iki sınav yaptı, birinden 100 üzerinden 0, diğerinden 15 aldım. Yanına gittim, 'Aritmetiğin hangi işlemini uygulasam sınıfı geçemezsin. İki notunu çarpsam sıfır eder. Toplasam 15, çıkarsam -15. Gelelim bölmeye: 0'ı üste alsam 1 olur, alta koysam sonsuza gider" dedi. Benimle kafa bulduğunu anladım. Aritmetiksiz ders seçmek için öğrenci işlerine gittim. Ders, tabii kaynaklar işletmeciliği yani hidrolik. Hoca Süleyman Demirel. Mekanik hocası da Necmettin Erbakan. O yıl okuldan kovuldum. Sınava tekrar girdim. Bu sefer kamu yönetimi. Şeytani zekamı keşfeden Turgut Özal'dır. Bu isimlerin hepsi yedek subay olarak askerliğini yapıyordu.

-Ankara'nın merkezi hala Kızılay'dır. En değişmeyen yerdir çünkü. Çankaya'dan Ulus'a, Dışkapı, Esenboğa'ya, Bahçelievler'den Cebeci'ye çizgi çekin. Kesiştikleri yer. En güvenli yeri hala Çankaya Köşkü. Genelkurmay ve kuvvet komutanlarının konutları, muhafız alayı orada. Ankara hapşırsa Türkiye nezle olurdu; şimdi eski Ankara kalmadı. Daimi ordu kalmadı, bürokrasi malum, muhalefet yok, iktidar aldı başını gidiyor. Ankara'ya sevgimin çoğaldığını söyleyemem ama şehir de aynı değil. Binalar çoğaldı. Eski Ankara'ya özlem var tabii. Sessizliği arıyorum, insanların anlayışını. Kapılarda gösterilen nezaket trafikte gösterilse kaza olmaz. Ama hala nizam, intizam var, dünyanın suç oranı en düşük şehri. Yanılıyorsam yetkililer düzeltsin.

-Kurthan Fişek 10 yıl öncesini anlattığı kitabında Ankara'nın İstanbul'dan daha kozmopolit olduğunu savunuyor. Ankara'nın 66 aşiretini tek tek sayarak, "İstanbul kozmopolitse ben de Ankara tren garında şimendiferim" diyor. - Ankara

Kaynak: ANKA

17 Eylül 2012 Pazartesi 11:11

Eylül, Türkiye, İstanbul, Politika, Güncel