Argo Tüm Dillerden Uzun Yaşayacaktır

Diziye de uyarlanan 'Ağır Roman' isimli eserinde ilk kez argoyu anlatıcının dili olarak kullanan Metin Kaçan: Argo dediğiniz sokağın, gizlenmesi gerekenin....

Yazar Metin Kaçan'ın kaleme aldığı 'Ağır Roman' 1997 yılında Mustafa Altıoklar tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Roman; 15 yıl aradan sonra 'Ağır Roman Yeni Dünya' ismiyle diziye dönüştürüldü. Kaçan; bu eserinde argoyu anlatıcının dili olarak kullanarak Türk edebiyat dünyasında bir ilke imza atmıştı. Metin Kaçan; Yeni Aktüel dergisinden Fuat Uğur'la bir araya geldi ve yeni romanı 'Fındık Sekiz' ile 'Ağır Roman'dan uyarlanan diziyi anlattı.

Kitaplarınızda halen yaşayıp yaşamadığı konusunda insanı tereddüde düşüren bir dil, üretilmiş sözcükler, deyimler, kışkırtıcı simgeler var. Bu yaşam biçimini ve dili nerede deneyimlediniz?

Ne çocukluğumda, ne de gençliğimde durağan bir hayatım olmadı. Sokaklarda o bahsettiğiniz yaşam biçimi var; o söz konusu fantastik dünyanın dili de. Sanırım ben de gelişimimi; merakıma ve o gözden uzak tutulmaya çalışılan sokaklara borçluyum.

'Ağır Roman', diziye dönüştü. Nasıl buldunuz senaryoyu, oyunculukları ve çekimleri?

Yıl 2012, pek çok şey değişti. Seyirci başta buna yabancılık çekse de, zamanla o dünyaya girdi sanırım. Emeği geçen 'herkesin eline sağlık' diyorum.

'LEYLA' TUTKULU AŞIK

'Leyla' karakteri, hayalinizdeki gibi aşkı için her şeyi yapabilecek potansiyeli olan arıza bir kızı canlandırabiliyor mu?

Arıza mı? Tutkunun dizginlenememesinin adı demek arıza. Tutkuyla yoğrulmuş, sırılsıklam aşık bir kadının bütün hissiyatını yansıtıyor karakter, Nesrin Cavadzade'nin gözlerinde bunu görüyorum.

Romandaki 'Tina'yı nasıl hayal ettiniz? Karaktere size göre en çok Müjde Ar mı yoksa Sumru Yavrucuk mu daha yakın duruyor?

'Tina'; gönlüne göre davranır, uçarıdır, merttir ama gönlü çektikçe. 'Tina'nın romandaki hali budur. Film ya da diziye gelince; iki değerli oyuncu, iki ayrı zaman ve dünya... Kıyaslanacak bir durum yok. 'Tina' filmde gençti, yıllar onu da değiştirdi olgunlaştırdı.

TUTARLI OLMAK ZOR

Çoğu yazarın aksine net bir politik duruşunuz yok. Bu bilinçli bir tercih mi?

Tutarlılık; insan yaşayışında çok bulunur bir şey değil. Adam burada haktan bahsederken, öbür yanda başkasını dolandırmanın iç hesabını yapabilir. Her anın ve her kişinin pek çok yüzü var.

Argo vazgeçilmez enstrümanınız. Bu dil yaşıyor mu yoksa sizin yaratımınız mı?

Argo dediğiniz sokağın, gizlenmesi gerekenin dilidir. Bu dil dünyadaki tüm dillerden daha uzun yaşayacak bence çünkü her dilden, her terimden beslenir. Mesela denizcilik terimleri argonun çoğu yerinde görülür. Gizli kalması gerektiğinden de sürekli değişir. Yaşamın akışına kendini adapte eder, onun hızı seyrinde gelişir. Ben yarattım demek çok büyük maval olur. Ben sokakları yaşıyorum, sokaklardaki her insan da o dilin havuzuna yeni bir damla bırakıyor. Bu kadar ortak bir dil bu.

Argo aynı zamanda bir nevi sahicilik turnusolu gibi sanki. Yanılıyor muyum?

Her yapı ve oluşumun kendince bir argosu var bence; onu diğerlerinden ayıran... Kendi bütünlüğünü korumak adına, kendini o dil sayesinde diğerlerinden ayırt ettiği... Evet, turnusoldur. Dilini bilmediğin yerde çok çabuk yanılırsın. Oranın yaşamına haiz değilsindir çünkü.

#Sayfa#

YANILSAMA OLUŞUR

Dizide insanlar ayakta kalmak zorundalar ama başkalarına verdikleri zarar da adeta yüceltiliyor...

Zararın yüceltilmesi söz konusu değil ama zarar görenlerin verdiği daha büyük zararın gösterilmemesinden kaynaklı bir yanılsama oluşabilir. Zenginin arabasını çalarlar. Zengin mağdurdur. Zenginin kimlerden çaldığını göstermezsen mağdur kalır.

İNTİKAM KELİMESİNİ ARTIK KULLANMAM

"Metin Kaçan'ın yaptığı bir altkültür edebiyatıdır" sözlerinin sizde bir karşılığı var mı? Bu sizde dar bir yaratıcı alana hapsolma duygusu yaratmıyor mu?

Sokağın, hayatların, görünmeyen, dehşete düşüren, daha samimi, daha kişiye özgü, ölçüsü olmayan yanına dair bir yazın dilim olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bir sınırımın var olduğunu zannetmiyorum. Yaşam beni şekillendirirken, hem çevremle, hem de düşlerimle kaleme varıyorum.

Bir yerde "Yaşadığım olayların intikamını yazarak almaya çalıştım" diyorsunuz. Ağır şeyler mi yaşadınız?

Kim yaşamadı ki? Evet yaşadım. Yaşadıkça da kendimi daha çok öğrendim. Bir sızı kaldıysa da intikam, şimdi, bu yaşımda kullanacağım bir kelime değil.

TASAVVUF BENİ CEZBEDİYOR

'Fındık Sekiz' de tehlikeli bir dünyayı anlatıyor ama burada üç yol koyuyorsunuz: Aşkın yolu, tasavvufun yolu, uyuşturucudan kurtulmaya çalışanların yolu. Tasavvuf sizi de cezbediyor mu?

Tek kelime yeterli sanırım, evet. 'Fındık Sekiz'e gelince dünya hepimiz için güzel, hepimiz için tehlikeli bir yer.

Yaşadığı toplumu bazen çalarak, gasp ederek ve 'şiddet yoluyla protesto eden' 'Gıli Gıli Salihler'in önüne aşk, tasavvuf gibi seçenekler koymanız neyin işareti?

Başka bir yolun, başka bir bakışın da olduğunun emaresi. Hem o aşkın; o mahallenin insanlarında da, tasavvuf erbaplarında da olmadığını söylemek mümkün değil.

Sabah : http://www.sabah.com.tr

Kaynak: Sabah.com.tr

28 Kasım 2012 Çarşamba 06:03

Aktüel, Mustafa Altıoklar, Ağır Roman, Metin Kaçan, Magazin
YORUMLAR