Bahçeli: 'Bir iktidar saygı görmüyorsa herkes bilsin ki başka bir iktidar yoldadır' -

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Türkiye, iktidarın suç ve suçlunun yanında yer alan ahlaksız tercihinden dolayı dört bir tarafından su almakta ve dibe doğru gitmektedir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye, iktidarın suç ve suçlunun yanında yer alan ahlaksız tercihinden dolayı dört bir tarafından su almakta ve dibe doğru gitmektedir. O halde ülkemizi düzlüğe ve yüzeye çıkaracak birinci yol soruna neden olan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üzerine kararlıca gitmektir" dedi.
Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 9. dönem eğitim faaliyetlerini tamamlaması dolayısıyla düzenlenen sertifika töreninde yaptığı konuşmada, 2009'dan itibaren aksamadan, kesintiye uğramadan, ilk günkü heyecanından bir şey kaybetmeden çalışan Siyaset ve Liderlik Okulu'nun Türk-İslam ülküsünün esas ve sınırları dahilinde kalarak çağın ruhuyla ters düşmeyeceğini, dünden kopmayacağını, gelecek perspektifinden de ayrılmayacağını düşünüyorum.
Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname'de, Allah'ın sevdiğine temiz kalp, iyi ahlak ve doğru akıl ihsan edeceğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, aklın kalpte nurlu bir göz olduğunu, aklın Allah'tan geldiğini belirtti. Hazreti Muhammed'in, Allah'ın alemden evvel aklı yarattığını buyurduğuna işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bugünkü şartlarda yaşadığımız krizleri aşmanın yolu, önce ortak aklı çalıştırmaktır. Çalkantılardan kurtulmanın reçetesi, müşterek aklı harekete geçirmektir. Milletçe doğruda buluşmak, mantık ve makulde söz kesmek, uzlaşma ve diyalog kanallarını genişletmek gerekmektedir. Aksi halde Türkiye'nin işi zordur. Önümüz sisli, bir o kadar da engebelerle doludur. Akla sığmayan, dehşet verici vakalar herkesin gözü önünde cereyan etmektir. Nefsani arzulara esir düşmüş, tehlikelerle bezenmiş, heves ve hevaların tutsağı olmuş iktidar zümresi Türkiye'yi felaketlere götürmektedir. Aklın reddettiği ne varsa bugün tedavüldedir. İnsani hasletlerle bağdaşmayan ne varsa bugün ortadadır."
"Ülkemizin şu günkü buhranlı halinden memnun olmamız akla, inanca, insafa ve izana ihanettir" diyen Bahçeli, "Yangından mal kaçırma, fırsatı ganimete dönüştürme, krizden medet umma, kavgadan çıkar bekleme" gibi gayretleri olmadığını ifade etti. İktidarın neden olduklarını kaygıyla izlediklerini dile getiren Bahçeli, "Dikkatleri asıl mevzudan uzaklaştırma çabalarını, esas konuları gizlemeye matuf tali ve dolambaçlı yol açma teşebbüslerini masum bulmamız akla ziyandır. Hem kel hem de fodul olan iktidarın adalete giydirmeye çalıştığı deli gömleğini hafife almamız eşyanın tabiatına aykırı olduğu gibi, milletimizin hukukuna da açıkça hakarettir. Bu tutumumuzla milletimizin hakkını savunuyoruz. Bu milli duruşumuzla hali hazırda yaşanan, gittikçe karmaşıklaşan devlet ve sistem krizini aşmanın formülleri üzerine kafa yoruyoruz" diye konuştu.
-"Bir iktidar saygı görmüyorsa herkes bilsin ki başka bir iktidar yoldadır"
Bahçeli, Hazreti Mevlana'nın "Geminin içindeki su gemiyi batırır, geminin altındaki su ise kaldırır" dediğine işaret ederek, bugünkü iktidarı sorgulatan ve gönülden düşürenin "örtülmesi artık mümkün olmayan rüşvet ve yolsuzluk suçlamaları" olduğunu savundu. Bunların aynı zamanda Türkiye'nin itibar, yaptırım, caydırıcılık ve saygınlığına zarar verdiğini iddia eden Bahçeli, "Türkiye, iktidarın suç ve suçlunun yanında yer alan ahlaksız tercihinden dolayı dört bir tarafından su almakta ve dibe doğru gitmektedir. O halde ülkemizi düzlüğe ve yüzeye çıkaracak birinci yol soruna neden olan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üzerine kararlıca gitmektir" dedi.
Türkiye'nin devasının hukuk ve hukukun üstünlüğüne hürmet edilmesi olduğunu anlatan Bahçeli, "AKP iktidarı, dip yapan saygınlığını az da olsa diriltmek istiyorsa başka bir seçeneği yoktur. Konfüçyüs'ün deyimiyle söyleyecek olursak bir iktidar saygı görmüyorsa herkes bilsin ki başka bir iktidar yoldadır" ifadelerini kullandı.
İktidarın, milletin olan bitenin farkına varmaması için hayali düşmanlar icat ettiğini öne sürerek, Başbakan'ın iddiaların vahametini anlayıp dinlemeden komplo mucitliği yaptığını savundu. Gazali'nin "Bir şeyi anlamadan ve ne olduğunu bilmeden reddetmek karanlığa taş atmak gibidir" sözlerini anımsatan Bahçeli, karanlığı taşlamakla, karartıya kurşun atmakla bostan korkuluğu taşlamak arasında hiçbir fark olmadığını vurguladı.
İktidar ve yandaşlarının nefislerine uyduğunu, yasa ve hukuk dışı yollarla paraya tamah ettiklerini ve günah işlediklerini ileri süren Bahçeli, "Ne kadar inkar etseler de ne kadar çırpınsalar da ne kadar algıları kontrol etmeye çabalasalar da iktidar büyüğünden küçüğüne iş üstünde basılmıştır. Utancından kulaklarını saklayan Midas'tan asırlar sonra, bu defa da utanmaksızın karanlık emellerinden dolayı koyulaşan yüzünü gizlemeye çalışan bir iktidar bu topraklarda ortaya çıkmıştır" dedi.
-"Çantalara kitap yerine para desteleri saklanmış"
Hazreti Ali'nin "Doğruyu kişisine göre tanıma. Aksine doğruyu tanı ki doğru olanları da tanıyasın" sözlerine değinen Bahçeli, Hazreti Ali'nin bu tavsiyesinin bugünkü iktidar kadrolarının aklına hiç düşmediğini ileri sürdü.
Türkiye'nin "rüşvet ve yolsuzluk dumanıyla içine kapandığını, içe kıvrıldığını" ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:
"Ayakkabı kutularına koyulan milyon dolarları komployla örtme planı tutmayacaktır. Yatak odalarındaki para sayma makinelerini ve para kasalarını gizleme sinsiliği başarılı olamayacaktır. İstanbul'dan İzmir'e, Ankara'dan Mersin'e kadar virüs gibi yayılan rüşvet hastalığını sanal dış güçler safsatası, dost darbesi lafları, yargı operasyonu ve paralel devlet tespitleri aklayamayacaktır. Ok yaydan çıkmıştır. Aklını kaybederek kuyruk kesilen yandaş kalemler ne yaparsa yapsın Türk milletini aldatamayacak, hırsızlığı mazur ve haklı gösteremeyecektir. Ayakkabı kutularından çıkan para İmam Hatip'e diyen imansızların kursağına gitmiştir. Hayırsever olarak lanse edilen şaibeli ve sözde işadamlarının yağmur gibi yağdırdığı rüşvetler bakanların cebine inmiştir. Çantalara kitap yerine para desteleri saklanmış, haramla Umre istismarı yapılmıştır. Balıkesirli fukara koluna takacak saat alamayacak durumdayken 700 bin liralık saatleri menfaat karşılığı ve nüfuz ticareti yoluyla edinip kolunda taşıyanlar bunun hesabını iki cihanda da veremeyeceklerdir. İzmirli memur et yiyemeyecek kadar dara düşmüşken, manidar bacanakların tren soyguncularıyla rüşvet ağı kurması asla ama asla izah edilemeyecektir. Rüşvet ve yolsuzlukla aşırılan ve çalınan astronomik rakamlar, Konyalı çiftçinin buğday parasıdır, Edirneli ninenin kefen parasıdır, Ankaralı ananın süt parasıdır, Manisalı esnafın siftah parasıdır, Giresunlu gencimizin çeyiz parasıdır, Bursalı işçimizin pazar parasıdır, Antalyalı otelcinin kira parasıdır, Muşlu işsizin ekmek parasıdır, Diyarbakırlı dedenin yaşlılık parasıdır, Çorumlu küçücük yavrunun simit parasıdır, Trabzonlu yetimin çorba parasıdır. Zannederseniz istilacı Vikingler tekrar tarih sahnesine çıkmış ve Türkiye'yi yağmaya ve yolmaya girişmiştir ve her yer rüşvet her yer yolsuzluk olmuştur."
-"Fatih Sultan Mehmet, Kadı'ya soruşturma açmamıştır"
Devlet Bahçeli, Fatih Sultan Mehmet'in, bir Rum mimarla devrin Kadı'sı Huzur Bey'in karşısına aynı haklarla ve eşit şartlarla çıktığını hatırlatarak, Fatih Sultan Mehmet'in suçlu bulunmasına ses çıkarmadığını ve kısasa kısas bağlamında verilen hükme razı geldiğini anlattı. Bahçeli, şunları kaydetti:
Gururla ifade edebilirim ki Fatih Sultan Mehmet, Kadı'ya soruşturma açmamıştır. Venedik, Ceneviz, Floransa odaklı faiz lobisi var diyerek yaygara koparmamıştır. Mahkemenin huzurunda ayakta bekletilmesinden dolayı öfkelenip 'yetkim olsa yargılardım' dememiştir. Kadı hakkında karalama kampanyası başlatmamış, 'tuzak kuruyor' iftirası atmamıştır. Sürgüne göndermemiş, 'piyon, militan, bildiri dağıtan' dememiş, mahkemeyi zapturapt altına almamıştır. Her şeye gücü yetecekken fermanla Kadı'nın boynunu vurdurmamıştır. Komplocu olarak fişlememiş, İstanbul'da örgüt izi sürmemiştir. Kadı'nın yetkisini gasp etmemiştir. Küresel suikast var diyerek orduyu sefere çıkarmamıştır. Verilen mahkeme kararına karşı gelmemiştir. Elinin kesilmesine karar veren Kadı'ya Bizans'ın artıklarıyla işbirliği içinde, dış güçlerin hesabına çalışıyor, darbe yapıyor, haddini aşıyor, suç işliyor da dememiştir. Peki ne yapmıştır? Şüphesiz Kadı'nın hükmüne boyun eğmiş, fakat Mimar kısası kabul etmediği için yalnızca tazminata mahkum olmakla kalmıştır. Rivayet odur ki Büyük Hakanımız, Kadı'ya elindeki demir sopayı gösterip, 'Eğer sen Allah'ın huzurunda hükmünü uygulamayıp elimi kesmeye beni mahkum etmeseydin bununla senin başını paramparça ederdim' demiştir. İşte büyük bir devlet olmak, işte büyük bir adam olmak, işte büyük bir hünkar olmak böyle bir şeydir. Ecdadımızın şerefli isimlerini ağızlarına alarak kirletenlerin, bundan sonra daha özenli, daha saygılı ve daha tasarruflu hareket etmeleri en halisane tavsiyemizdir."
-"Türk milletinin helalini savunuyor, alın terinin hesabını soruyoruz"
Bahçeli, hukuka dayanarak, hukuka uygun hareket etmenin iktidarların en temel sorumlulukları arasında olduğuna işaret ederek, hakim, savcı ve mahkemelerin bağımsızlığının hukuk devletinin olmazsa olmaz özelliği olduğunu ve bunun muhafaza edilmesi gerektiğini ifade etti. Hukuk önünde eşitlik, kişi hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınması ve yargısal denetimin, hukuk devletinin esaslarından olduğunu bildiren Bahçeli, hukuk devleti ilkesi aşınırsa bundan hiç kimsenin kazançlı çıkmayacağını söyledi. Bahçeli, "Rüşvet ve yolsuzlukla hesaplaşmaktan imtina eden ve kaytaran iktidara rahat yüzü göstermeyeceğimizi açık açık söylüyorum. Biz, Türk milletinin helalini savunuyor, alın terinin hesabını soruyoruz. Temiz toplum, temiz yönetim ve temiz siyaset için Türkiye safralarından arınmalı, bağlarından kurtulmalıdır. Bunu takip etmek, bunun için elimizden gelen gayreti sarfetmek hepimizin sorumluluğudur" görüşünü dile getirdi.
11 Ocak 2014 Cumartesi 16:50

Fatih Sultan Mehmet, Türkiye, Devlet Bahçeli, Politika, Güncel