Bahçıvan, İstanbul'da temel yaklaşımın sanayinin güçlendirilmesi olması gerektiğini söyledi

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ekonomisinin şahdamarı olan İstanbul'da sanayi ve üretim ile çevre arasında bir tercih yapılmaması gerektiğine dikkat çekti.

"İstanbul'da sanayi hiç değişmesin, hep aynı kalsın gibi bir anlayışa asla sahip değiliz. Çevre ve üretim dengesi gözetilerek İstanbul'un menfaatleri ile sanayimizin menfaatleri birlikte ele alınmalı. 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi hedeflerine ulaşmak için İstanbul sanayisinin güçlendirilmesi temel yaklaşım olmalı" dedi.

Bahçıvan: "Binaların eski ve çok katlı olduğu İstanbul'daki tüm sanayi firmalarına check-up yapılmalı. Kentin sanayi tesislerinin depreme dayanıklılık durumunu ortaya koyacak bir envanter çalışmasına acilen ihtiyaç var. Sigorta müessesesinin bu konuda önemli bir otokontrol aracı olarak kullanılmasını da gerekli buluyoruz."

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin 23 Ekim Çarşamba günü yapılacak olan aylık olağan toplantısı "Marka Şehir İstanbul'un Kalkınma ve Gelecek Vizyonunda Sanayimizin Yeri ve Önemi" ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayi üretiminin merkezini oluşturan İstanbul'un Türkiye ekonomisinin adeta şahdamarı olduğuna dikkat çekerek "İstanbul, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 31'ini, ihracatın yüzde 51'ini, ithalatın yüzde 54'ünü karşılıyor. Dünyaya en entegre şehrimiz olarak dört saatlik bir uçak yolculuğu ile 1,5 milyar insanın oluşturduğu pazarlara ulaşım imkanı da sağlıyor. Bu özelliklere sahip İstanbul'da küresel bir vizyon ve dinamikler eşliğinde sanayinin yeniden yapılandırılması da gündemimizde yerini koruyor. İSO'nun temel beklentisi; İstanbul'un menfaatleri ile sanayimizin menfaatlerinin birlikte ele alınmasıdır" diye konuştu.

ÇEVRE VE ÜRETİM DENGESİ GÖZETİLMELİ

Sanayi ve üretim ile çevre arasında bir tercih yapılmaması gerektiğini belirten Bahçıvan "Bunun yerine çevre ve üretim dengesi gözetilmelidir. İstanbul sanayisi, uygun teknoloji ve temiz üretim uygulamalarıyla çevresel tehditleri fırsata çevirerek rekabet gücünü geliştirebilecek potansiyele sahiptir. Bunları ifade ederken, İstanbul'da sanayi hiç değişmesin, hep aynı kalsın gibi bir anlayışa da asla sahip değiliz. Buna çağın gerçekleri ve dinamikleri de izin vermez. Önem kazanmakta olan bu yeni üretim anlayışından hareketle, Odamızın 2018-2022 Dönemi Yönetim Kurulu Çalışma Programımız'da ortaya koyduğumuz gibi, bilgi ve teknolojiye dayalı bir sanayi altyapısını biz de desteklemekteyiz. Küreselleşme süreci ve bilgi toplumuna bağlı olarak, artık ucuz işgücü ve doğal kaynaklara dayalı rekabet anlayışının yerine; üretim teknolojilerini geliştirme, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve çevreyle dost bir üretim anlayışı önem kazanmaktadır. İşte bu sebeple, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisiyle ortaya konulan hedeflere ulaşmak istiyorsak İstanbul sanayisinin güçlendirilmesi en temel planlama yaklaşımı olmalıdır" diye konuştu.

Günümüzde üretimin, tüketim ekonomisi ve inşaat rantına kurban edildiğinin önemli bir gerçek olduğunu da dile getiren Bahçıvan "Bunun en somut örneğini İstanbul'da da yaşıyoruz. Birçok yerel belediye de bu süreçte sanayinin değerini ve gücünü artırmak yerine konutun sayısını ve değerini artırarak bu alanda büyük bir rant yarattı. İstanbul'da satılık 1 milyonu aşkın konut olması maalesef hepimizin ayıbıdır" dedi.

SANAYİ TESİSLERİNİN DAYANIKLILIĞINI GÖSTEREN ENVANTER GEREKLİ

Türkiye'de ulusal kalkınma, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme, kültürel ve çevresel değerlerin korunması, afet riskleri gibi ülke ve bölge bütününde mekansal gelişme senaryoları oluşturulması gerektiğini de vurgulayan Bahçıvan, "26 Eylül'de yaşadığımız 5.8 şiddetindeki depremden sonra her kurum 'Olası daha şiddetli bir depreme hazır mıyız' sorusunun yanıtını arıyor. Depremle ilgili öz eleştirimizi yapmak, yapabileceklerimizi öne çıkarmak adına İSO olarak, sorumluluğu güçlü bir şekilde almaya kararlıyız. Bunu büyük bir vebal olarak görüyoruz" dedi.

İstanbul'daki tüm sanayi firmalarının samimi ve sağlıklı bir check-up'ının yapılması gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, şunları söyledi: "Kabul edelim ki İstanbul içerisindeki binalar eski ve çok katlı. İstanbul'daki sanayi tesislerinin depreme dayanıklılık durumunu ortaya koyacak bir envanter çalışmasına acilen ihtiyaç duyuluyor. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ile yaptığımız toplantıda bunun ilk adımları atıldı. Önümüzdeki günlerde; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, İstanbul Valiliğimiz, Odamız ve diğer ilgili kurumların katkısı ile bu envanterin çok kısa sürede oluşturulmasına yönelik çalışma başlayacak.Bu envanter hazırlanırken, depreme dayanıklılık testlerinin bir standarda oturtulması da büyük önem taşıyor. Sigorta müessesinin bu konuda önemli bir otokontrol aracı olarak kullanılmasını da gerekli buluyoruz" diye konuştu.

Bahçıvan, ayrıca tarihi, kültürü ile dünyanın en değerli marka kentlerinden biri olan İstanbul'un eski Atatürk Havalimanı bölgesinde dünya ölçeğinde bir fuar alanına sahip olması taleplerini de paylaştı.

Kaynak: Bültenler

23 Ekim 2019 Çarşamba 15:50

İstanbul Sanayi Odası, İstanbul, Güncel