Balyoz Planı Davası Yargıtay'da(3/son)sanık Avukatı Koç.

361 sanıklı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9 361 sanıklı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9.Ceza Dairesi'nde devam ediliyor.11 sanığın Avukatı Ahmet Koç, İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını...

361 sanıklı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9 361 sanıklı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam ediliyor. 11 sanığın Avukatı Ahmet Koç, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını eleştirerek, "Balyoz Darbe Planı diye yer gök inledi ancak davayı kanıtlayacak herhangi bir delil yok. Tarihteki birçok siyasi dava ve kararlarda olduğu gibi arzu ederdik ki mahkemenin kararı bugüne ve yarınlara ışık tutarak takdir toplasın ama maalesef bu karar evrensel ve iç hukuk normlarına aykırıdır" diye konuştu.



İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Balyoz Davası'nda Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam ediliyor. Sanık Mehmet Alp Şengezer'in Avukatı Haldun Kepez, müvekkilinin görevlendirmede yetkili personel listesinde geçtiğini ancak kendisinin bu durumdan haberinin olmadığını, konuya ilişkin bir tanığında bulunmadığını anlattı. Kepez, "Suçsuz olduğumuzun delilini aramaya başladık, ceza yargılamasında böyle bir şey yok ama çaresizlik insana her şeyi yaptırıyor" dedi. Tüm suçlamanın varsayıma dayalı olduğunu öne süren Kepez, yerel mahkemenin "olsa olsa bunu sen yapmışsındır" anlayışıyla hüküm kurduğunu savundu. Müvekkilinin görevlendirdiği iddia edilen isimlerle irtibat kurmadığını, bunun ispatı için mahkemeden bu kişilerden istediklerini dinlemesi yönünde talepte bulunduklarını belirten Kepez, bu talebe cevap bile verilmediğini kaydetti. Resmi yazılı belgelerin mahkeme tarafından delil sayılmadığını ancak imzasız dijital verilerin kabul edildiğini ifade eden Kepez, müvekkilinin dijital verilerin veri yollarında adının bulunmadığını anlattı. Müvekkilinin yurtdışından ifadeye geldiğini, doğum gününde tutuklandığını, 30 tutuklu kaldığını belirten Kepez, "Önce müebbet verildi, Allah'tan idam kaldırıldı sonra 16 yıl hapis verildi.



-"ANANIZIN AK SÜTÜ GİBİ ONAYIN GİTSİN"-



Müvekkilinin adının imzasız bir belgede geçtiğini ifade eden Kepez, müvekkilinin suçsuzluğunu kanıtlamak zorunda olmamasına rağmen işlemediği hayal dahi edemediği bir suç yüzünden tutuklu olduğunu ve adalet beklediğini ifade etti. Müvekkilinin suç tarihinde NATO Komutası'nda çalıştığını anımsatan Kepez, yerel mahkemenin "Türk milleti adına yargılama yapılan mahkemeye saygısız davrandığı gerekçesiyle" takdiri indirim uygulamadığını belirterek, "Sayın Üyeler yargılamanın tamamı baştan sona kayıt halinde. Hem görüntülü hem de sesli olarak kayıt halinde. Bırakın hakareti bir kez bile cümlemize "sayın' ifadesi ile başlamamışsak ben dijital belgelerin hepsini kabul ediyorum, 16 yıl ananızın ak sütü gibi onayın gitsin" dedi.



-"ADALETİ GÖSTERMENİZ İÇİN YALVARIYORUM"-



Yunus Nadi Erkut'un Avukatı Ahmet Keskin müvekkilinin seminere katılmadığını, hiç bir evresinde yer almadığını belirtti. "Yunus aleyhine tek delil bu cümleciktir. Müvekkilimin hayatının en korkunç günlerini yaşatacak belgeyi kendisi sorgusunda öğrenmiştir, o ana kadar öyle vakanın varlığından haberdar olmamıştır" diyen Keskin, iddianın temelini oluşturan listenin müvekkiline tebliğ edilmediğini ifade etti. Müvekkilinin adalet duygusuna inancını kaybetme aşamasında olduğunu belirten Keskin, Erkut ile 32 yıllık arkadaşlığı olduğunu ifade etti. Avukat Keskin, "Müvekkilim kanser olmuş, yüzbaşı rütbesinde bir subay olarak 42 kilograma kadar inmişti, o hastalık döneminde müvekkilim bu kadar yaralanmamıştı. Çünkü biliyor ki, o Allah'tan gelen bir şeydi ama şu an hiç tanımadığı, bilmediği insanlar tarafından suçlanıyor" diye konuştu. Yaşananlar nedeniyle adalete olan inancının sarsıldığını ifade eden Keskin, "Vekil sıfatıyla değil, tam 27 yıl önce hukuk fakültesine girmiş, adalet aşığı bir insan olarak sizlerden istirhamım kaybetmekte olduğum adalet inancımı bana bu dünyada gösteriniz. Size bu hususta yalvarırım" ifadelerini kullandı.



-FOTOKOPİ VE ONAYSIZ BELGELER HÜKME ESAS ALINDI-



Süha Civan, Cüneyt Sarıkaya, Erdoğan Koçoğlu, Gürbüz Kaya, Abdullah Dalay, Hasan Fehmi Canan, Mehmet Kaya Varol, Hamdi Poyraz, Erhan Kuraner, Doğan Fatih Küçük ve Soydan Görgülü'nün Avukatı Ahmet Koç ise yargılamalar sırasında usulü ve hukuki bir çok aykırılıklar yaşandığını belirterek, Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'in, "Usul esastan da önemlidir çünkü özgürlüklerinde kapısıdır sakın ha sakın usulü bilmeyen ve vicdanı olmayan hakim ve savcı olmasın" sözlerini paylaştı. Yargılama sırasında usule yönelik aykırılıkları anlatan Koç, mahkemenin sanıklar hakkında darbeye teşebbüs suçunu kabul ettiğini anlatarak, hangi delillerin ne şekilde değerlendirildiğini anlamadıklarını söyledi. Yerel mahkemeyi kararında özensizlikle suçlayan Koç, "Sayın savcıların görevlerini tamamıyla yapmadıklarını hatta ve hatta görevi kötüye kullandıklarını düşünüyorum" dedi. Duruşma hakiminin infaz hakimine dönüştüğünü savunan Koç, hiçbir mahkemenin kararında, babalık ve kocalık haklarından mahrum bırakılmaya ilişkin maddeyi kararda açmadığını, bunun infaz hakimliğinin işi olduğunu söyledi. Koç, "Kadın sanıkların kocalık ve babalık hakkından mahrumiyetinden bahsediliyor. Bu kadıncağız nasıl babalık ve kocalık hakkından mahrum bırakılacak o mahkemeye sormak gerekir" değerlendirmesinde bulundu. Müvekkillerinin hiçbirinin kendisinden emir alınan konumda olmadığını ifade eden Koç, müvekkillerinden hiçbirinin belge hazırladığı konusunda ne bir iddia ne de bir delil olduğunu söyledi. Fotokopi ve onaysız belgelerin hükme esas alındığını savunan Koç, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bir kararında sanıklar hakkında fotokopi ve onaysız belgeler esas alınarak hüküm kurulmasını bozma nedeni saydığını anımsattı.



-"YER GÖK İNLEDİ"-



Koç'un yerel mahkemeyi eleştiren sözleri üzerine araya giren, Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, "Savunmaya ne yararı olacak, mahkemeyi töhmet altında bırakılıyor, tartışıyorsunuz? Kararı enine boyuna didik didik edeceksiniz, tartışacaksınız ama neden anayasal kuruluş olan devletin yargı organlarına geçiyorsunuz bunu anlamış değilim" dedi. Karara yönelik eleştirilerini dile getiren Koç, "Balyoz darbe planı diye yer gök inledi ancak davayı kanıtlayacak herhangi bir delil yok. Tarihteki bir çok siyasi dava ve kararlarda olduğu gibi arzu ederdik ki mahkemenin kararı bugüne ve yarınlara ışık tutarak takdir toplasın ama maalesef bu karar evrensel ve iç hukuk normlarına aykırıdır" diye konuştu. Gürbüz Kaya'yı herkesin Hakkari Bölgesi'nde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çökmüş vaziyette vücudunu siper etmesinden dolayı tanıdığını ifade eden Koç, delillerin doğruluğunu kanıtlayacak bir delile ulaşılamadığını belirterek, "Hukuk devleti herkes için lazımdır. Yerel mahkemenin verdiği karar toplumun ilan tahtasına asılacak ve tartışılacaktır. Maalesef bu kara evrensel ve iç hukuk normlarına aykırıdır. Mütalaanın iddianame ile aynı doğrultuda olması ve mahkeme kararıyla da mütalaaya uyulması yapılan yargılamanın pratik anlamda bir fayda olmadığının göstergesidir" dedi.



-"ELİNDE SİLAH, ARAÇ VE EMRİNDE KİMSE YOK"-



Sanıklar Yusuf Ziya Toker ve Mustafa Çalış'ın avukatı Yahya Koç, Toker'in, Oraj planının hazırlanması kapsamında görevlendirildiği ve bu görevi kabul ettiği gerekçesiyle cezalandırıldığını belirtti. İddianın gerçek dışı olduğunu savunan Koç, "Elinde hiçbir silah, araç, gereç ve emri altında kimse olmayan birinden nasıl bu hareketleri yapması beklenir" dedi. Toker'in 5-7 Mart 2003 yılındaki 1. Ordu Semineri'nden 1 ay sonra Diyarbakır'a tayin olduğunu ifade eden Koç, iddia edildiği gibi plan kapsamında önemli görevler verilen ve görevi kabul eden birisinin bu şekilde tayin edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kaydetti. Müvekkillerinin seminerin yapıldığı 1. Ordu'nun bulunduğu Selimiye'den dahi geçmediklerini belirten Koç, müvekkillerinin tahliyesini ve beraatını talep etti.



Sanık Mehmet Aygün'ün avukatı Mete Kubilay, yargılamanın pek çok kuralının yerel mahkeme tarafından çiğnendiğini savunarak, kararın hukuksuzluklarla dolu olduğunu belirtti. Mehmet Aygün'ün plan seminerine katılmadığını belirten Kubilay, hazırladığı iddia edilen verinin kanıtının bulunmadığını ifade etti. Aygün'ün plan eğitimi almadığını kaydeden Kubilay, "Sözde Suga Hareket Planı çerçevesinde müvekkilim hazırlamış olmaydı, dosyanın suç olabileceğini düşünerek yazar kısmına adını büyük harflerle yazmazdı" dedi. Aygün'ün Suga ve Balyoz Planı'ndan haberdar olmadığını savunan Kubilay, müvekkilinin kendisinden 6 yıl daha fazla kıdemli olan komutanlara emir vermesinin askerliğin kurallarına ters olduğunu ve suçun manevi unsurlarının gerçekleşmediğini belirtti.Emin Hakan Özbek'in Avukatı Hatice Kurban ise müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini savundu. Suçun gerçekleştirilmesi doğrultusunda icra hareketi olmadığını belirten Kurban, müvekkilinin adının dijital verilerde geçtiğini ifade ederek, "Müvekkilim yazıyı kendisinin yazmadığını hakim olarak hukuka saygılı darbelere karşı bir anlayışı benimsediği açıktır" dedi.



47 avukatın savunmasını tamamladığı Balyoz Planı Davası'nın temyiz duruşmasına yarın devam edilecek.(ANKA/SON)



(YE/AYÇ) - Ankara

Kaynak: ANKA

29 Temmuz 2013 Pazartesi 18:53

Ahmet Keskin, Ahmet Koç, İstanbul, Yargıtay, Politika, Güncel, Son Dakika

Son Dakika