Başbuğ: Bizim Savcının Bakışı, "İnsanlar Doğuştan Suçludur"

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, "Aynı "Azınlık Raporu' filmindeki gibi. Suçu işlemeden önce, suçlu olma ihtimaline bakıp niyet okumaya çalışıyor bunlar.

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, "Aynı "Azınlık Raporu' filmindeki gibi. Suçu işlemeden önce, suçlu olma ihtimaline bakıp niyet okumaya çalışıyor bunlar. İnternet Andıcı davasında savcılar "suç yok' diyor "ama bizim dava da amacınız başka olabilir' diyor. İtalyan Ceza Hukukunun kurucusu (Cesare) Lombroso, "insanlar doğuştan suçludur' diyor. Bizim savcının bakışı bu" dedi.

CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu (CHP-CK) üyeleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir, ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Rıza Türmen 9 Aralık'ta Silivri, Hastal ve Hadımköy cezaevlerini ziyaret ederek bir rapor hazırladı.

Ziyarette, tutuklu askerler İlker Başbuğ, Hurşit Tolon, Bilgin Balanlı, Can Erenoğlu, Mustafa Karasabun, Deniz Kutluk, Hasan Iğsız, Dursun Çiçek, Tuncer Kılınç, Feyyaz Öğütçü, Şenol Büyükçakır, Ali Sadi Ünsal, Cengiz Köylü, Hüseyin Hançer, Onur Uluocak, Gürbüz Kaya, Bülent Kocabaş, Ayhan Gümüş, Ahmet Erdem, Hüseyin Dilaner, Namık Sevinç, Mehmet Örgen, Faruk Doğan, Ender Güngör, Kubilay Baloğlu, Deniz Cora, Tayfun Duman, Ümit Metin ile görüştü. Komisyon üyeleri ayrıca, Silivri Cezaevi'nde Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve Tuncay Özkan ile de görüştü.

Komisyon üyeleri, görüşülen tutuklu askerler ile Ergenekon ve Balyoz davaları hakkındaki görüşlerini aldı.

-BAŞBUĞ: "BİZİM SAVCI, "İNSANLAR DOĞUŞTAN SUÇLUDUR' DİYOR"-

Hazırlanan raporda davalar kapsamında hüküm giyenler askerlerin görüşleri paylaşılırken Ergenokan Davası kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, karargahındaki, 11 üst rütbeli askerin hapiste olduğunu belirtti. Bu askerlerin bir kısmının, terör örgütü yöneticisi olduğunu, diğerlerinin de terör örgütü üyesi olduğunu vurguladı. Yöneticilerin müebbet dahil olmak üzere 10 yıla yakın ceza aldığını anlattı. Elerinde bir iddianame ve bir de esas hakkındaki mütalaa olduğunu söyleyen Başbuğ, "5 Ağustos 2013'te verilen bir de karar. Suçlamaların nedenleri burada yok. Bu hukuka aykırı. Kararda bazı gerekçelerin olması lazım. 15 gün içinde CMK emrediyor gerekçeli karar çıkmalı diyor. 4 ay geçti. Gerekçeli karar ortada yok. Demek ki karar verirken gerekçe yok. Önce karar verildi. Karara göre gerekçe yazmaya çalışıyorlar.

Dava Yargıtay'a gitse, belki bazı insanların lehine karar çıkar. Ama gerekçeli karar çıkmadığı için, olmuyor. Gerekçeli karar 1 yıl yazılmazsa, insanların tutuklu kaldığı 1 yıl değerlendirilemeyecek" dedi.

Terör örgüt kurma-yönetme ve Hükümete karşı suç maddelerinden yargılandıklarını hatırlatan Başbuğ, " 5 Ağustos'ta karar verildi. Terör örgütü kurmak ve yönetmekten müebbet aldım ama hükümete karşı suçtan ceza verilmedi. Bu kamu davası da düşmüş değil" değerlendirmesinde bulundu.

İnternet üzerinden dezenformasyon ve kara propaganda yapmakla suçlandıklarını, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) soruşturmasını etkilemeye çalıştıklarının iddia edildiğini dile getiren Başbuğ şöyle devam etti:

"ETÖ soruşturmasını itibarsızlaştırmışız. Bunu yapabilmek için internet sitesine sahip olmak lazım. Nasıl yapmışız açıklayayım; 30 Ağustos 2008'de açık olan 42 site var. Ne zaman kadar açık. Şubat 2009. Bu sitelerle ilgili haber çıktığında inceleme başlattık bizim dönemimizde ve 2009'da kapattırdım. Bu siteler sadece 4 ay çalışmış. Peki, bu dönemde güncelleme olmuş mu? Hayır. Yani Haziran 2008'den bu yana sayfalarda hiç bir şey yok. Bunların dışında Benim dönemde kullanılan bir site yok."

Hakimin "siteleri kapattınız çünkü mecbur kaldınız. Kapatmasaydınız suç işleyebilecektiniz" dediğini belirten Başbuğ, "Aynı "Azınlık Raporu' filmindeki gibi. Suçu işlemeden önce, suçlu olma ihtimaline bakıp niyet okumaya çalışıyor bunlar. İnternet Andıcı davasında savcılar suç yok diyor ama bizim dava da amacınız başka olabilir' diyor. İtalyan Ceza Hukukunun kurucusu (Cesare) Lombroso, "insanlar doğuştan suçludur' diyor. Bizim savcının bakışı bu. İnternet Andıcı ile İrticayla Mücadele Eylem Planı karıştırılıyor. İrticayla Mücadele Eylem Planında diye bir şey yoktur. Böyle bir plan yoktur. 2004 MGK kararı. İrticayla Mücadele Eylem Planının dayanağı değildir. Ancak İnternet andıcına dayanak olabilir.

AKP'nin kapatılması davasında, internet andıcındaki o 42 internet sitesinde yayınlanan haberler var. AKP için bu mesele o nedenle önemli" ifadelerini kullandı.

-TOLON: "DÜZMECELERLE MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDIK"-

Ergenekon Davası'ndan müebbet hapis cezası alan emekli Orgeneral Hurşit Tolon'la da görüşen komisyon Tolon'un görüşlerine de raporda yer verdi. 2004-2005 tarihlerinde 1. Ordu Komutanı olduğunu ve 2005'te emekli olduğunu belirten Tolon, emekli olduktan sonra sivil toplum örgütlerinde ve özellikle kadın örgütlerinde konferanslara katıldığını belirtti. İçinde yüzlerce belge olan 2 adet "düzmece" CD'nin kendi evinde değil oğlumun evinde bulunduğunun iddia edildiğini anlatan Tolon, "CD'lerde Ergenekon yapılanması ile ilgili evraklar var deniyor. 2001 tarihinde yazılmış bu belgeler. Ancak bu Cd'ler arama ve el koyma tutanağında yok. Fezlekede de yok. Katıldığım toplantılarda, telefon görüşmelerimde ve CD'lerde suç unsuru bulunmadı. 2009'da tahliye edildim. Ancak mahkeme sonra müebbet verdi. Gizli belge bulundurmaktan ceza vermedi, fişlemeden ceza verdi" dedi.

CD'lerim imajını istediklerini fakat kendilerine verilmediğini anlatan Tolon, "Malatya Mahkemesi talep ediyor ona da göndermiyorlar. Çünkü bu CD'ler düzmece. İşte biz bu düzmecelerle müebbet hapis cezasına çarptırıldık" dedi.

-BALANLI: "ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARACAK"-

Balyoz davası kapsamında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Orgeneral Bilgin Balanlı, hiçbir hukuksal desteğin kendilerine sunulmadığını ifade etti. Balanlı, "Bir komutanın görevi astlarının haklarını korumaktır ancak bizim haklarımızı bunlar korumadı" diyor.

Polisin hazırladığı tespit tutanağının iddianame olduğunu savunan Balanlı şöyle devam etti:

"İddianame savcının esas hakkındaki mütalaasına, mütalaa gerekçeli karara, gerekçeli karar da Yargıtay kararına dönüştü. O davaların hazırlandığı mutfakta muhtemelen askerler de var.

Hâkimler savcılar sadece görüntü de var. Arkada bir mutfak var her şey o mutfakta hazırlanıyor. O mutfakta siyasetçi, polis vs. var. Muhtemelen asker de var. Genelkurmayın orduevi yasağı ilkel ve çocukça bir durum. Kendi özel mekanın değil ki kendi görüşüne aykırı insanları almıyor. Keşke aynı hassasiyeti dava sürecine de gösterseydi. Tamamen dijital tamamen kurgulanmış veriler ile mahkûm olduk. Zaman bizi haklı çıkaracak. Hepsi düzmece veriler. Bu kadar hukuk ihlali sonrasında bir de Yargıtay'da kararın oy birliği ile kabul edilmesi bizleri çok sarstı. Bunlar hâkim değil, bunlar militan. Önlerine ne konduysa imzaladılar. Delillerin hepsi düzmece. Beraat edenler ile ceza alanlar arasında hiçbir fark yok. Rütbelere göre ceza verildi. Onların da suçsuz olduğunu biliyoruz ama Genelkurmay Başkanı sadece kendi öğrencilerini kurtardı."

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın suçluluk duygusundan kurtulmak ve kendini savunmak için arkadaşlarını suçladığını savunan Balanlı, "Aksini yaparsa (yani sanıklar lehine konuşursa) başına bir şey gelebilir diye korkuyor. Onunla ilgili bir soruşturma var. 2004 tarihli. O soruşturmadan korkuyor Yalman. Aytaç Yalman hükümete muhtıra verelim diyor Özkök'ün kabul etmediğin söylüyor. Bu Ergenekon davasındaki ifadesinde var. Orada bunu kabul etmediğini söylüyor.

Buraya gelmek gitmek çok zor. Bu durumda en mağdur ailelerimiz. Silivri'ye gelmek girmek 1 gün sürüyor" dedi.

-KILINÇ: "BÜTÜN İSTİHBARAT BİLGİLERİNİ KOORDİNE ETTİM ERGENEKON DİYE BİR ÖRGÜT DUYMADIM"-

Ergenekon Davası'nda müebbet hapis cezasına çarptırılan eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız, İrticayla Mücadele eylem planı hakkında İlker Başbuğ ile konuştuğunu ve soruşturma açtıklarını anlattı. "Işık Koşaner'e İlker Başbuğ ile konuştuğumu söyledim. Şimdi iddianamede Işık Koşaner varken neden İlker Başbuğ ile konuştun diyerek bana ceza verdiler" diyen Iğsız, Koşaner'in bu konuyu mahkemeye gelip anlattığını ancak heyetin dikkate almadığını belirtti.

Ergenekon Davası kapsamında 13 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan MGK eski Genel Sekreteri, Tuncer Kılınç, MGK'nın her zaman ülkenin kendi güvenliğini sağlama gündemiyle toplandığı aktardı. "28 Şubat Kararı ile gerçekleşen gerçekleşmeyen durumlara göre MGK'ya raporlar veriliyordu" diyen Kılınç, "Verilen görev gereği: MGK kararlı açıklamaz. Alınana kararlar Başbakanlığa bildirilmişse bu kararların takibi yapılır" dedi.

2 yıl süreyle MİT, İçişleri, Jandarma, Polis, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmayın ürettiği istihbaratları koordine ettiğini ifade eden, Kılınç, "Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile gündem oluşturuldu. Bu istihbaratlarda hiç Ergenekon diye bir örgüt duymadım" şeklinde konuştu. Ergenekon ismini ilk kez Saygı Öztürk'ün bir kitabından öğrendiğini de anlatan Kılınç, "Neden tutuksuz yargılandığımı bilmiyorum. Olmayan bir örgütten dolayı, hiçbir kanıt olmadan 13 yıl 2 ay ceza aldım. Terör örgütü üyesi olmaktan gözaltına aldılar. Eve gelen savcı silahın var mı diye sormadı. Benim 3 tane silahım var" ifadelerini kullandı.

Raporda Hastal Cezaevi'nde yapılan görüşmelerin geneline de yer verildi. Yapılan görüşmelerde öne çıkan notlar şöyle:

"Çizelge de adın var dediler, hiçbir belgede hiçbirimizin imzası yok.

Başbakan, "Şiir okudum 4 ay yattım' diyor. En azından eylemi var. Bizim oda yok.

Mahkeme heyeti burada bulunan askerlerin hiçbirine soru sormadı. Sadece kimlik bilgisi soruldu.

Balyoz, delilleri gelecekte bulunan bir dava. Mars'ta bir flaş bellek bulunsa orada isminiz geçse ceza yersiniz.

Komutanlar ses çıkartmıyor. Korkuyorlar. Onlarda biliyor masum olduğumuzu. Üç kuvvet komutanlığı masumiyetimiz konusunda rapor yazdı. Ama mahkeme dikkate almadı.

Tutuklu askerlerin haricinde Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve Tuncay Özkan de Silivri Cezaevi'nde görüşülen heyet onların da görüşlerini içeren yazılara raporda yer verdi.

-HİLMİ OĞLU: "ADLİ TIP'IN HÜKÜMET GÜDÜMÜNDE OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTIR"-

Ergenekon Davası kapsamında 23 yıl hapis cezasına çarptırılan İnönü Üniversitesi eski Rektörü Hilmioğlu'nun hastanede çekilen yeni MR'ına göre karaciğer kanseri şüphesinin çıkmış durumda olduğu raporda yer verildi. Kendisine, "cezaevine girebilir" kararı verenlerin taammüden cinayet işlendiğini savunan Hilmioğlu, "Bunların hesabı mutlaka sorulmalıdır. Cerrahpaşa'daki doktorlar korkularından Hilmioğlu'nu hastaneye yatıramıyorlar. Bugüne kadar kanser başlangıcı dedik, şimdi kanser şüphesi tespit edilmiş oldu. Tutuklu kalmaya devam edersem, kanser olacağım. Cerrahpaşa hastanesi "cezaevine girerse ölür' diye 3 heyet raporu verdi. Hala cezaevinde tutuluyorum. Hastane raporları haklı çıkacak. Adli Tıp'ın Hükümet güdümünde olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların hekimlikle ilgisi yok. Hipokrat yeminine ihanet etmişlerdir" değerlendirmesinde bulundu.

Ergenekon Davasında ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan gazeteci Tuncay Özkan, "Baransu MGK kararını ele geçirmiş, yayınlıyor, bu gazeteciliktir. Devletin gizli belgelerini açıklamak Ergenekon/Balyoz'da suç sayılıyor. Ama Yunanistan ile savaş planı iddianamelerin Ekinde yayınlanıyor bu vatan hainliği olmuyor" dedi.

Kaynak: ANKA
11 Aralık 2013 Çarşamba 21:14

Son Dakika