Çelik: Genelkurmaya Sivillerin Gösterdiği Hassasiyeti Gösterdiği İçin Teşekkür Edildi

Hüseyin Çelik, gazete, televizyon ve haber ajanslarının haber müdürleriyle kahvaltılı sohbet toplantısında biraraya geldi.

Hüseyin Çelik, gazete, televizyon ve haber ajanslarının haber müdürleriyle kahvaltılı sohbet toplantısında biraraya geldi. Gündeme ilişkin soruları cevaplandıran Çelik, Uludere'de 35 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı görüşmede Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e teşekkür ettiğini hatırlatan Çelik, şunları söyledi:



"Başbakan, sivillerin gösterdiği, AK Parti'nin gösterdiği hassasiyeti onlar da gösterdiği için teşekkür etti. Genelkurmay Başkanlığı ertesi gün başsağlığı mesajı yayınladı. TSK'nın yapacağı yılbaşı eğlencelerini iptal etti. Genelkurmay geçmişteki gibi tavır takınsaydı bizim de tavrımız farklı olurdu. TSK, 'Biz onları terörist zannıyla bombaladık' diyor. Kasıt varsa, hata varsa, ihmal varsa gereğini yaparız. Kimsenin yanına kalmaz. İster istihbarat hatası deyin, ister beceriksizlik deyin. Bu tür kazalar geçmişte de yaşandı. Hukuk devletiyseniz, bir gemide 9 cani, bir masum bile olsa o gemiyi batıramazsınız."



Teröristlerin kaçakçı grubu kendilerine kalkan yaptığı yönündeki iddialarını da değerlendiren Çelik, böyle olsa bile o insanların bombalanamayacağına dikkat çekti.



MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Devlet gereğini yaptı" sözlerini duyunca tüylerinin diken diken olduğunu belirten Çelik, devletin terör örgütü gibi davranamayacağını, terörle mücadele edenlerin hukuku gözetmek zorunda olduğunu vurguladı. Hüseyin Çelik, şunları söyledi:



"Aksi ispat edilene kadar bu söylenenleri esas kabul ederiz. Ölen insanların yakınlarından özür dileseniz bile, tazminat ödeseniz bile o insanları geri getiremezsiniz ama hukuk devleti tazminat ödemeyi gerektirir. Tazminat ödemek, aslında maddeten özür dilemektir. Şimdi bu işin şekli ortaya çıktıktan sonra da bakın taziyelerimiz iletmemiz, onların yanında olmamız, devletin şefkat elini onlara uzatmamız, aslında başından beri cari olan, ortada olan bir meseledir. Sözlü olarak özür dilemek, meselenin bütün boyutları ortaya çıktıktan sonra bu da yapılır. Bu da yapılması lazım. Yani yoksa Sayın Kılıçdaroğlu'nun talimatı üzerine, o dedi diye kimsenden özür dileyecek halimiz yok. Bu yapılması gerektiği zaman yapılır. AK Parti hükümetinin mağdur olmuş güneydoğu halkından özürü bugün için değil, bugüne kadar biz 2 buçuk katrilyon terörden zarar gören insanlara tazminat ödedik."



'33 KURŞUNA BENZETMEK GAFLET'



Böyle bir kaza meydana geldi diye Heronlar'ın bundan sonra uçmaması, uçakların terörist grupları vurmaması gibi bir şeyin söz konusu olmadığını belirten Hüseyin Çelik, bu konuyu '33 kurşun' olayına benzetmenin ise gaflet olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:



"33 kurşun olayına benzetmek için izah, insaf sahibi olmak lazım. 33 kurşunun yapıldığı dönemde CHP iktidardadır ve CHP bunu sumen altı etmiştir. Bunu kaçakçılarla girilen mücadele sonucu hayatlarını kaybeden insanlar olarak kayıtlara geçirilmiştir. Ne zaman tekrar bu sayfa açılmıştır? 1946'da Demokrat Parti Meclis'e girdikten sonra bir araştırma komisyonu kurulmuş Mustafa Muğlalı'nın suçluluğu tespit edilmiş, askeri mahkemeye başvurulmuş ve bu mahkeme, Muğlalı'yı müebbet hapse çarptırmış ve sonra ceza 20 yıla düşürülüp hapishanede ölmüş. Kasten, kaçakçı olduğu biline biline mahkemeye çıkarılmış ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış 33 insanı kurşuna dizdirmek nerede, bu olay nerede? Bu, vahim bir olaydır. Bu öyle geçiştirilecek bir olay değil. Fakat, peki 'Ben operasyon kazası' dedim birileri rahatsız oldu. Niye bunu söylüyorum. Ben çünkü, vicdanen, aklın, izanın birilerinin bile bile 20 yaş altındaki çocukları gidip bombalarla, 5-80-10 lira para kazanmak için böyle bir şey yapan insanları öldürmeye hiç kimsenin vicdanının, izanının müsaade etmediğini düşünüyorum. Aksi ispat edilene kadar böyle inanmak zorundayız. Fazla uzağa gitmeyin. Kıbrıs savaşında kendi firkateynimizi kendi uçaklarımızla vurmadık mı? Daha kısa süre önce ABD'liler kendi askerlerini vurmadılar mı? Bu olabiliyor mu? Olabiliyor. İster buna istihbarat hatası deyin, ister buna beceriksizlik deyin ne derseniz deyin ama bu oluyor."



MASUMİYET KARİNESİ



Bir gazetecinin, "Bombalamak masumiyet karinesine aykırı değil mi?" sorusunu yanıtlayan Hüseyin Çelik, şunları söyledi:



"'Bir insan teröristse yani silahlı durumdaysa ve adam öldürmeye gidiyorsa, bir adam silahı alıp dağa çıkmışsa ve adam öldürmeye programlanmış kişi demektir bu. Bunu bile bile, mağarada kıstırdığınız pasif konuma gelmiş insanı, eğer sağ olarak ele geçirmek mümkün ise onun kafasına kurşun sıkmak, insani değil. Ama bu dediğiniz vaziyette dünyanın hiçbir yerinde sizin dediğiniz şekilde terörle mücadele esnasında bir tavır sergilenmez. Hantepe'de katırlara silahları yüklemiş, uçaksavarları yüklemiş ve gelmiş oralarda birçok askerin şehit olması sonucunu doğurmuş adamlar var ortada. Zaten Heron'lar o mesafeden sizin dediğinizi yapmaları mümkün değil. Esas işin başka tarafına değineceğim. İstihbarat, haber aldı ki Fehman Hüseyin kaçakçılarla beraber filan falan gelecek... Şu kuralı göz ardı etmeyelim. Bakın, bir gemide eğer bir hukuk devletiyseniz, eğer gerçekten bir hukuk devletiyseniz, hukukun üstünlüğüne inanıyorsanız, bir gemide 9 cani, bir tane masum olsa o gemiyi batıramazsınız. Şöyle olduğunu varsayın, diyelim ki istihbarat tespit etti ki Fehman Hüseyin, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Zübeyr Aydar, Sabri Ok, buna birkaç kişi daha ilave edin, kaçakçı gurubuna karışmış, kaçakçı gurubu onlara yardım yatakçılık ediyorsa, onlarla beraber hareket ediyorsa o ayrı bir konu ama normalde hakikaten mazot getirmek için oraya giden insanları kendilerine kalkan yapmış ve geliyorlar, bunu da haber aldınız ve yüzde 100 doğruladınız. Oradaki 30 masumun hatırı için o adamlar da bombalanmaz. Hukuk devleti, kurunun yaş da yansın' diyemez."



BAHÇELİ'NİN SÖZLERİNE TEPKİG ÖSTERDİ



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin olayla ilgili açıklamalarına tepki gösteren Hüseyin Çelik, "'Böyle bir şey olmaz. 'Ya teröristse' diye olmaz. O zaman hukuk devleti olamazsınız. Terör örgütü, şöyle hareket edebilir, böyle hareket edebilir. Devlet terör örgütü gibi davranamaz. Devlet, hukuk kuralları içinde hareket etmek zorundadır" diye konuştu.



ŞİKE YASASI TARTIŞMALARI



Ak Parti içinde farklı görüşlerin her zaman olabileceğini, ancak çok kritik konularda işin aslı ortaya çıktıktan sonra açıklama yapılmasının doğal olduğunu belirten Hüseyin Çelik, kamuoyunda Şike Yasası olarak bilenen yasayla ilgili süreçte parti içinde bir 'kakafoni" yaşandığını, partide farklı görüşlerin bulunmasının son derece normal olduğunu söyledi.



MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI



Milletvekili maaşlarıyla ilgili sorular üzerine de Çelik, bu konuda da farklı görüşler olabileceğini, ancak ağırlıklı görüşün, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün hassasiyetleri yönünde olduğunu belirterek, "Tekrar ele alınacak, gereği neyse o yapılacak. Büyük ihtimalle emekli milletvekilleriyle ilgili yüzde 42 oranı gibi geçer geliyor bana" dedi.



CHP'YE HELİKOPTER TAHSİSİ



Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Uludere ziyareti için tahsis edilen helikopterin iptaliyle ilgili sorularada cevap verdi. Çelik, "Ana muhalefet liderine helikopter tahsis ettiğiniz zaman yarın Selahattin Demirtaş da helikopter ister. Ona da vermek zorundasınız. veya bir siyasi partinin genel başkan yardımcısı istediği zaman ona da vermek zorunda olacaksınız" dedi.



Başbakanların devletin uçağını kullanabileceğini ancak anamuhalefet liderlerinin devletin uçağını kullanamayacağını belirten Çelik, şöyle konuştu:



"Böyle bir hassasiyet gözetilmiş olabilir. Devlet size bütçeden yardım ediyor. Seçim yasakları başladığı zaman Başbakan da uçak kiralıyor. Bu durumda CHP Genel Merkezine tahsis edilen para var bir helikopter kiralamak çok zor değil, kiralar gidersiniz. İlla da polisin veye askerin helikopterini kullanmak zorunda değilsiniz. Ama kullanırsa kıyamet kopar mı, kopmaz. Ama bugün Sayın Kılıçdaroğlu'na tahsis edildiği zaman yarın diğer bütün siyesi parti liderlerine de bunun tahsis edilmesi gerekiyor bunun da bir yol olması doğrusu üzerinde uzun boylu düşünülmesi gereken bir konudur."



MİT'İN YANILTTIĞI İDDİALARI



"Başabakan Erdoğan'ın MİT içerisinden bazı kaynaklar tarafından yanıltıldığı iddiaları var" denilmesi üzerine de Çelik, "Eğer bir ülkenin Başbakanı kendisinin yanıltıldığına kanaat getirirse MİT Başbakana bağlı, Başbakan da herhalde çok saf falan değil, bunların farkında olan bir adamdır. Başbakan kendisinin yanıltıldığı gibi bir kanaate sahip olursa kendisini yanıltanlarla ilgili gereğini yapar. Bu asker olabilir, istihbarat birimleri olabilir" dedi.



Basın yayın organlarında istihbaratın farklı birimlerden geldiğinin yazıldığına dikkat çeken Çelik, "Hangi istihbarattan ne kadar bilgi geldi araştırmalar sonucu ortaya çıkacak. Kimse yargısız infaz yapmasın. İşin görünen tarafı var. İşin görünen tarafına olması gereken tavır ve tepki hükümet tarafından ortaya konmuştur. İşin arka planına baktığınız zaman arka planını idari ve adli soruşturmalar sonucunda belli olacak bunu da hep birlikte göreceğiz" diye konuştu.



ALFABEDE NE KADAR HARF VARSA GELDİ



BDP hakkında kapatma davası açılacağı yönündeki haberleri hatırlatan Çelik, şunları söyledi:



"BDP harfiyen Abdullah Öcalan'ın fikirlerini Meclis'te gündeme getirebilir. Türkiye'nin bölünmesini de konuşabilir. Eyalet sistemini, özerkliği de konuşabilir ama şiddet unsuru içermeden. Ama bir terör örgütüne sırtını dayamadan, terör örgütünün silahlarının gölgesinde siyaset yapmadan bunları TBMM'de demokratik bir ortamda söylersen bu düşünce özgürlüğü olur. Ama eğer siz terörü, teröristleri kutsarsanız, onlara kahramanlık atfederseniz işin şekli değilir. Bütün böyle olsa bile ben BDP'nin kapatılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü oldum olası bizim görüşümüz şudur, kurumsal olarak şuç işlenmez, suçu insanlar işler. Ceza şahıslara verilir. Diyelim ki BDP'li bir Milletvekili suç işledi, Anayasa'ya ve kanunlara aykırı bir şey yaptı, kanunlar onun yakasına yapışır. Biz daha önce dedik, partilerin kapatılmasına karşıyız, alfabede harf mi yok? P sabit diğerlerini indir, kaldır dedim. Şahıslar aynı, kadrolar aynı, düşünce aynı düşünce. Türkiye, parti kapatma ayıbından kendisini kurtarmalıdır. Öyle bile olsa kapatılmasına karşıyız. Bizim BDP'yi kapattırmak gibi bir düşüncemiz yok."



CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ



Cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili sorulara da cevap veren Çelik, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün seçildiği zaman 1982 Anayasası'nın hükümlerinin geçerli olduğunu ve Gül'ün 7 yıllığına seçildiğini söyledi. Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:



"TBMM her an kendisini fesh edip seçime gidebilir. Ama TBMM seçilmiş bir Cumhurbaşkanının görev süresini kısaltamaz, Cumhurbaşkanını azledemez. Şöyle bir varsayımdan haraket edelim, 2014'te Sayın Başbakanımız Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Meclis tekrar bir karar alsa 'Cumhurbaşkanı 3 yıllığına seçilir' dese o zaman seçilen Sayın Tayyip Erdoğan 3 yıllığına mı seçilmiş olacak? Aslında bana kalırsa Sayın Gül'ün görev süresiyle ilgili bir kanuni düzenlmeye de gerek yoktur. Fakat birileri bunu 2-3 yıl boyunca söylemeye devam edecek ya, buna son noktayı koymak üzere bir değişiklik yapacağız. Bugün yarın Meclis'e gelecek. Orada şu olabilir, Sayın 11. Cumhurbaşkanımız 7 yıllığına seçilmiştir' ibaresi olabilir veya 'Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014'te yapılır' dediniz mi tartışmalar da bitmiş olacak, Kılıçdaroğlu'na da Bahçeli'ye de malzeme kalmayacak. Ama kim gelecek derseniz, daha dereyi görmeden paçayı sıvamayacağız ama şu anda bir aday var o da herkes tarafından biliniyor."



Cumhurbaşkanı'nın görev süresiyle ilgili yapacakları değişikliğin içine daha önce Cumhurbaşkanı olan da yeniden aday olur veya olamaz gibi bir düzenleme de koyacak mısınız? Sayın Gül yeniden aday olmak isteyebilir" sorusu üzerine Çelik, bu konu üzerinde daha önce düşünmediğini, konuya açıklık getirilebileceğini ifade ederek, "7 yıldan sonra birileri tekrar gelip ya ben bir kez daha Cumhurbaşkanı olayım diyeceğini zannetmiyorum, 7 yıl epeyce uzun süredir" dedi.



GALİP ENSARİOĞLU'NUN SÖZLERİ



Çelik, "Sayın Başbakanın elinde bir hokus pokus yöntemi yok. Şapkadan tavşan çıkarma yöntemiyle Kürt meselesi hallolmaz. İster Cumhurbaşkanı, ister Başbakan Türkiye'de kim gelirse gelsin bu meselenin mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu ülkede etnik farklılıklara, ana dil farklılıklarına, farklı coğrafyalara rağmen biz huzur ve barış içerisinde yaşamak zorundayız. Bu sadece Sayın Başbakana endekslenmiş, ona ihale edilmiş bir mesele değil" dedi. - Ankara

Kaynak: DHA
04 Ocak 2012 Çarşamba 14:18
Abone Ol:
Paylaş:

Son Dakika