Çelik İmplantın Yerini Eriyen Malzemele Alacak

Çelik implantların yerine kullanılacak eriyen malzemelerle kaybedilen doku veya kemiğin yeniden oluşmasının sağlanması hedefleniyor.

Yıldız Aktaş - Platin ve çelik implantların yerine kullanılacak eriyen malzemelerle kaybedilen doku veya kemiğin yeniden oluşmasının sağlanması hedefleniyor.  



Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Derneği Başkanı, ODTÜ Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Merkezi (BIOMATEN) Müdürü Prof. Dr. Vasıf Hasırcı, AA muhabirine, kazalar ve hastalıklar sonucu insanların dokularının zarar görebildiğini söyledi.



Bu durumdaki kişilere, kendinden, donörden ya da hayvandan alınan dokuların nakledilebildiğini anlatan Hasırcı, ancak dokunun hastadan alınmasının vücutta yeni yara oluşumuna, başkasından alınmasının uyum sorununa, hayvandan alınmasının ise uyuşmazlık ve enfeksiyon riskine yol açabildiğini bildirdi.



Türkiye'de doku bağışının yetersiz olduğunu ifade eden Hasırcı, seçenek olarak laboratuvarlarda, plastik, seramik, metal ve doğal malzemelerden, kalp kapağı, kalça protezi, kıkırdak, deri ve kemik gibi yapay doku ve implant üretilebildiğini belirtti.



Biyomalzeme araştırmacılarının, doku mühendisliğini kullanarak ürettikleri implantların vücutta zamanla eriyerek çevresindeki diğer hücrelerle bütünleştiğini ve geriye yapay hiçbir şey kalmadığını anlatan Hasırcı, ODTÜ'deki merkez laboratuvarlarında da bu tip çalışmalar yaptıklarını söyledi.



-Kişiye özel üretim



Kişiye özel implant hazırlamak için "hastaya özel doku üretimi" laboratuvarı kurduklarını bildiren Hasırcı, "Kaybedilen dokunun şekil olarak aynısını üretmeyi hedefliyoruz. Bu malzemeye hastanın hücreleri eklenip, hedef dokuya benzemesi için laboratuvarda olgunlaştırılacak ve kaybedilen bölgeye yerleştirilecek" şeklinde konuştu.



Çalışma tamamlandığında hastanın sorunlu bölgesinin tomografisinin çekileceğini dile getiren Hasırcı, uygulamanın detaylarını şöyle anlattı:



"Oradaki kaybın şekli ve boyutları belirlendikten sonra, eriyebilen plastik malzemeden kayıp dokunun şekil olarak eşi yapılacak. İçerdeki hücrenin çoğalabilmesi, sağlıklı dokunun implant içinde büyümesi ve böylelikle implantın vücutla bütünleşebilmesi için malzemede belli boşluklar bırakılacak. Bu boşluklara, hastadan alınan kemik hücresi veya kök hücreler ekilecek. İmplant, laboratuvar ortamında olgunlaştırıldıktan sonra hastaya uygulanacak. Kök hücre kullanıldığı durumlarda, bunlar ortama bağlı olarak çeşitli hücrelere dönüşebileceği için bazı kimyasal maddelerle onların ne hücresine dönüşecekleri de belirlenecek. Örneğin o hücrelere 'Sen kemik hücresi olacaksın' diyeceğiz. Böylelikle implantın içinde kök hücreler çoğalıp kemik hücresine dönüşecek, kendi doğal çevresini de oluşturmaya başlayacak. Bu süreçte plastik malzeme eriyecek, geriye doğal bir kemik kalacak."



Hasırcı, vücuttaki kalıcı implantlarda mikrop birikme olasılığının yüksek olduğunu, eriyen implantlarla bu riskin de ortadan kalkacağını belirtti.



-"Çocuklar, implant değişim operasyonlarından kurtulacak"



Biyobozunur veya eriyen implantların çocuklar için de büyük önem taşıdığına işaret eden Hasırcı, "Çocuk büyüdükçe, metalik implantların da daha büyüğüyle değiştirilmesi gerekiyor. Eriyen implantlarla bunun önüne geçilecek, çünkü bir yıl sonra bu malzeme yerine sadece çocuğun kendi kemiği kalacak" dedi.



Vücutta eriyen biyobozunur malzeme ve doku mühendisliği ürünlerinin uygulamaya sokulabilmesi için özel üretim ortamlarına ihtiyaç olduğunu ifade eden Hasırcı, çalışmalara tıp fakülteleri ve büyük şirketlerin de katılması gerektiğini kaydetti.



Araştırma merkezlerine verilen desteklerin kısa ömürlü olduğunu savunan Hasırcı, medikal sektörde kısa sürede sonuç almanın mümkün olmadığına işaret etti. Hasırcı, "Bu ürünlerin, beyaz eşya gibi üretim hattından çıktıktan sonra silinip, ambalajlanıp satılamayacağı, ayrıntılı testlerden geçmesi gerektiği bilinmeli" diye konuştu.



Bu sektörün henüz çok karlı olmadığını da anlatan Hasırcı, "Ancak bu uygulama, sağlık kalitesini çok yükseltiyor. Zamanla çok kar getirecek. Ülke olarak bu alana şimdi girmezsek, ileride çok geç kalacağız. Ülkemizde sağlık girdilerinin yüzde 85-90'ının ithal edildiğini düşünürsek, zararımız gittikçe de artacak" görüşünü bildirdi.



Prof. Dr. Hasırcı, Türkiye'de bu alanda önemli bir bilgi birikimi bulunduğunu ifade ederek, dünyanın önemli üniversitelerindeki yabancı ve Türk bilim adamlarıyla ortak çalıştıklarını, onlarla yarışabilecek düzeyde bulunduklarını sözlerine ekledi. - Ankara

Kaynak: AA
19 Haziran 2013 Çarşamba 15:42
Abone Ol
Paylaş

Son Dakika