Darbeler Tarihinin Postmodern Sayfası 28 Şubat Paneli'

Yazar Demet Tezcan, 'Biz dindar kesimin 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını ahirete havale etme inancından dolayı çok anlatmadıklarını düşünüyorum.

Yazar Demet Tezcan, "Biz dindar kesimin 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını ahirete havale etme inancından dolayı çok anlatmadıklarını düşünüyorum. 28 Şubat zulüm döneminden ibret çıkarılacak belgeseller, sinema filmleri, diziler yapılabilirdi." dedi.
Medeniyet Derneği tarafından Akademi Beyoğlu Kültür ve Sanat Merkezi'nde "Darbeler tarihinin postmodern sayfası 28 Şubat" başlıklı panel düzenlendi.
Yazar Demet Tezcan'ın moderatörlüğündeki panele konuşmacı olarak Medeniyet Derneği Başkanı Ali Öztürk, Özgür- Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci ile Şair Ahmet Mercan katıldı.
Programın açılışını yapan Demet Tezcan, "Biz dindar kesimin 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını ahirete havale etme inancından dolayı çok anlatmadıklarını düşünüyorum. 28 Şubat zulüm döneminden ibret çıkarılacak belgeseller, sinema filmleri, diziler yapılabilirdi. Gelecek nesillere bu dönem daha çarpıcı yönleriyle anlatılabilirdi." dedi.
Mazlum-Der kurucu üyesi ve Şair Ahmet Mercan ise 28 Şubat sürecine giderken dünyada yaşanan İslam karşıtı konjonktürü anlattı.
Mercan, "Türkiye'deki bütün darbeler iç ve dış şartların bileşkesi ile olmuştur. Dış müdahale olmadan darbe olmamıştır. İç ve dış şartların bütünleşmesi ile 28 Şubat Kemalizmin kendini yeni dünya düzenine adapte olacağını ABD'ye bildirdi." diye konuştu.
İrtica kavramı üzerinden insanların yaftalandığını anlatan Mercan, "İrticanın tanımı yok. Tanımı olsa birçok insan dışarıda kalacak. Namaz kılıyor irtica, örtünüyor irtica oluyordu." dedi.
Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun Şükran Erdem isimli başörtülü doktora öğrencisini bir odaya hapsettiğini anlatan Mercan konuşmasına şöyle devam etti:
"1 aya yakın bu öğrenci bir odada baskı altında tutuldu. İhtiyacı olunca seslenip odadan çıkabiliyordu. Biz bunu Mazlum-Der olarak basın açıklaması ile duyurduğumuzda kimse buna inanamamıştı. Bu konuyla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulmuş ancak Kemal Alemdaroğlu'nun yaptığının normal olduğunu gösteren bir rapor sunmuştur."
Ordu içinde illegal şekilde kurulan yapılanmalara işaret eden Mercan, "Batı Çalışma Grubu adlı ordu içindeki oluşum esnaftan memura kadar 6 milyon insanı fişledi." ifadelerini kullandı.
Medeniyet Derneği Başkanı Ali Öztürk ise 28 Şubat sürecinin gençler üzerindeki etkilerine değindi.
Üniversite öğrencisi olarak o dönem yaşadıklarını anlatan Öztürk,"Milli Görüş gençliğinin üniversite temsilcilerinden biriydim. Beyazıt'taki 30 bin kişilik öğrenci eyleminden sonra, 3 arkadaşımla Sabah Gazetesi'nde fotoğraflarımız yayınlanarak, 'işte tahrikçiler' manşetiyle hedef gösterildik." dedi.
Başörtüsü sorunun en çok dönemin gençlerini etkilediğini ifade eden Öztürk, "Bunu salt bir başörtüsü mücadelesi olarak görememek lazım. Hiç kimsenin sesinin çıkmadığı, siyasetçilerin görevini yerine getirmediği bir zamanda gencecik insanlar kendilerini feda ettiler. Feda etme meselesi kolay bir şey değil. İşkence görenler, okuldan atılanlar, uzun süre hapis yatmak zorunda kalanlar oldu." diye konuştu.
28 Şubat sürecinde üniversite öğrencileri arasında bilinçli bir gerilim oluşturulduğunu anlatan Öztürk, konuşmasına şöyle devam etti:
"Toplumun tüm kesimleri birbiri ile çatışmalı hale getirildi. Öğrenciler 80'li yıllar kadar birbirleriyle kavgalı hale getirildi. Hiç kavga olmayan üniversitelerde bile kavga oluyordu. Toplumda kaotik bir durum oluştuğu zihinlere yerleştirildiği bir dönemdi."
Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci başörtüsü yasağına karşı dernek olarak yapılan mücadeleleri anlattı.
Hasta insanların başörtülü fotoğrafı yüzünden tedavi edilmediği bir olaya değinen Şekerci, "72 yaşında Medine Bircan sağlık karnesinin üzerinde başörtülü fotoğrafı olduğu için tedavi edilmedi. Oğlu ona photoshop yapıp başı açık bir fotoğrafı sağlık karnesine konularak hastaneye kabul edildi. 2 gün sonra da hayatını kaybetti." diye konuştu.
Şekerci şunları söyledi:
"Anadolu'dan gelmiş ve zor şartlar altında tıp fakültesini kazanmış başörtülü bir kız bir yönetmelikle eğitim hayatından uzaklaştırıldı. Peruk takmayı denediler, 'ideolojik peruk takmak yasaktır' diye bir yasak getirdiler. Peruk satanlar, 'Başörtüsü peruğu mu istiyorsunuz?' diye soruyorlardı. Bu ülke öğretmenevlerinde 'başörtülüler ve evcil hayvanlar giremez' pankartını bile gördü. Folklor ekibini bile İstanbul Üniversitesi'ne almadılar."
Panel, soru-cevap bölümü ile son buldu.

Kaynak: AA

27 Şubat 2019 Çarşamba 23:34

Mazlum Der, 28 Şubat, Güncel