Dedelik Kurumuna Devletin Müdahalesi Kabul Edilemez'

Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, hükümetin dedeleri maaşa bağlama isteğine karşı çıktılarını belirtti.

Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, hükümetin dedeleri maaşa bağlama isteğine karşı çıktılarını belirtti. ulusoy yaptığı yazılı açıklamada, “Devlet, dedelerin ayin-i cem yaptığı yeri ibadethane olarak tanımıyorsa, dedenin yürütmüş olduğu cemi ibadet olarak kabul etmiyorsa, mantıksal olarak dedenin kendisini de bizzat inkâr ettiği sonucuna varılmaz mı?” dedi.
Yapılmak istenen çalışmayı dedelik kurumuna müdahale isteği olarak yorumlayan Ulusoy açıklamasını şöyle sürdürdü: "Mevcut hükümetin geçmiş yıllara ait çalışma ve söylemleri dikkate alındığında Aleviliğin inançsal yapılanmasına yönelik resmi ve hukuksal birtakım girişimlerde bulunulmak istenmekte ve bu girişimler dâhilinde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurumsallaştırılmaya gidilmesinin gerekliliği savunulmaktadır. Ancak, gerek Aleviliğin temel kurumları ve gerekse bu temel kurumlar içerisinde yer alan “Dedelik Kurumu”, devletin doğrudan düzenleyici müdahalesine maruz kalmamıştır. Bu aşamada, devletin doğrudan Aleviliğin inançsal yapısı ve dedelik kurumuna müdahalesi son derece tehlikeli ve özellikle kaçınılması gereken bir tutum olmalıdır. Dedelik kurumuna müdahale edilmesi, bu kurumun kendi inançsal meşru meşruiyetini ve bu meşruiyet dâhilinde varlığının anlamını bütünüyle imha edecek ve yerine devlet merkezli bir kurumsallaşmaya yer verilecektir. Böyle bir girişim, laiklik ilkesi ile tümüyle çelişeceği gibi, bir inancın kurumsal yapısının devlet eli ile düzenlemesi kabul edilemez. Yapılması düşünülen böyle bir düzenleme olsa olsa mevcut eşitsizliğin, yanlışların ve ayrımcılığın daha da ağırlaşmasına katkısı olur.
Dedelerin nasıl yetiştirileceği, kimlerin dedelik yapıp yapmayacağı, dedelerin yapacağı hizmetlerde aranan ölçü, özellik ve koşullar bir bütün olarak Alevi öğretisinin iç meselesidir ve bu mesele zaten belirli bir düzene bağlanmış durumdadır. İşlenmekte olan bu düzene müdahale edilmesi açıkça Aleviliğin devlet eli ile yeniden inşası demektir. Bu da Alevilerin temel hak ve özgürlükler bağlamında talep etmiş oldukları hiçbir sorunu çözmez tam tersine kronikleşen sorunlara birinin daha eklenmesi ile sonuçlanır."
Devlet eli ile dedelik kurumuna müdahale edilmesinin Alevi toplumu üzerinde hiçbir pozitif katkı sağlamayacağına vurgu yapan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy çıkabilecek sonuçların şöyle zararlar vereceğine vurgu yaptı:
• Dedelere devlet bünyesi veya bunun dışında yer alan herhangi bir kuruluş aracılığı ile kadro tahsis edilip, maaşa bağlanmaları Diyanet’in resmi verilere göre sayısı 140 bini aşan kadrosundan sonra maaşlı yeni bir dinsel kesimin yaratılması ile sonuçlanır. Ebed ve ezel olan yolumuzun hiçbir düsturunda böyle bir uygulama bugüne kadar yer verilmemiştir ve bundan sonra verilmesi de kabul edilemez.
• Dedelik kurumu, devletin gördüğü ve anlamak istediği şekilde yalnızca dededen ibaret değildir. Tersine dedelik kurumu pir, rehber, mürşit, zakir, ana, sultan ana, baba vb. öğeleri de kendi içinde barındırır. Bu anlamda devletin, dedelik kurumuna müdahale etmesi Alevi inancının terminolojisinde yer alan bazı kavramların da imha edilmesi anlamına gelir.
• Alevi inancı cinsiyet farkı gözetmeksizin kendi içinde eşitlikçi bir yapıya sahiptir. Eşikteki, beşikteki, döşekteki birdir ve hepsi candır. Devlet eli ile yapılacak bir müdahale ve düzenleme Diyanet’in sayısı 140 bini aşan kadrosunun eşitlik anlayışından hiçbir farkı olmayacaktır.
• Alevi Bektaşi inancında “Yetmiş iki fırkayı bir nazar ile görmeyen halka müderris olsa hakikatte asi” sayılır. Diyanet’in resmi web sayfasında yer alan Dini Kavramlar Sözlüğü bölümüne bakıldığında Gayr-i Müslim: “Müslüman olmayan anlamına gelen gayrimüslim, din ıstılahında kâfir, müşrik ve münafık kimseyi ifade eder” şeklinde bir tanım ve bakış açısı ile hangi ortak noktada buluşacağız ya da hangi sorun üzerine ortak bir zeminde görüş birliğine varacağız? Eğer dedeler için böyle bir görüş ya da fikir düşünülüyorsa vay halimize ve tabii bir o kadar insan olma gerekçemize.
• Alevi tarihinin hiçbir döneminde “dedelere maaş” adı altında herhangi bir ödeme yapılmamıştır, yapılması da kabul edilmez; çünkü Alevilikte Yol hizmetini yürütenlere, talipleri tarafından gönüllerinden geldiği oranda cerağ veya hakkullah verilir. Ödenen bu meblağın ederi hiçbir zaman hizmeti yürüten kişi veya kişiler tarafından da belirlenemez.
• Yol’a talip olmak ile bir devlete yurttaş olmak farklı olgusal gerçekliklerdir. Devletin ödev ve sorumluluğu yurttaşlara eşit haklar perspektifinde yaklaşmasıdır. Aleviler’in devletten beklentisi talebi de bu yöndedir. Uzunca bir süredir Alevi toplumu tarafından dile getirilen taleplerin hiçbir yerinde “dedelerimizi maaşa bağlayın”, “dedelerimize kadro tahsis edilsin”, “dedelerimizi yetiştirin” vb. ifadeler yer almamıştır.
• Dedelerin, talipler ile birlikte yürütmüş olduğu Yol, Hak-Muhammed-Ali Yolu’dur. Buna ne Diyanet, ne ilahiyat fakülteleri ve ne de devletin asimilasyon amaçlı yetiştirmiş olduğu kadrolar müdahele edebilir. Devletin mevcut Anayasası, kanun ve kaidelerinde dahi böyle bir uygulama yer almamaktadır.”

Kaynak: CİHAN

07 Ocak 2016 Perşembe 16:27

Diyanet İşleri Başkanlığı, Hacı Bektaş Veli, Veliyettin Ulusoy, Politika, Güncel