Devrimci Karargah Örgütü Davası (2)

Devrimci Karargah Örgütü davasında mütalaasını açıklayan savcı, sanıklardan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, 'yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs' ve 'gizliliğin ihlali' suçlarından 'kovuşturmanın ertelenmesi', 'silahlı terör örgütüne yardım etme' ve '6136 sayılı Ateşli...

Devrimci Karargah Örgütü davasında mütalaasını açıklayan savcı, sanıklardan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında, "yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs" ve "gizliliğin ihlali" suçlarından "kovuşturmanın ertelenmesi", "silahlı terör örgütüne yardım etme" ve "6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununa aykırılık" suçlarından ise beraat kararı verilmesini talep etti.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın yedinci duruşmasına, tutuklu sanıklar Okan Duman ve Fatih Aydın, başka suçtan tutuklu sanık Özgür Dinçer, başka suçtan hükümlü sanıklar Cenk Büyükkahraman ve Cemal Bozkurt katıldı. Başka suçtan tutuklu sanık Zafer Kaygın'ın ise tutuklu bulunduğu Tekirdağ Kapalı Cezaevi'nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılımı sağlandı. Duruşmaya gelmeyen Hanefi Avcı ve diğer tutuksuz sanıkları ise avukatları temsil etti.

Duruşmada, hükümlü Tuncay Yılmaz ile sanıklar Fatih Aydın ve Zafer Kaygın'ın avukatlarınca yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu belirtilerek, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 311. maddesindeki şartların oluşmaması nedeniyle bu taleplerin reddine karar verildiği tutanağa geçirildi.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Hakan Soytemiz'in avukatı tarafından kovuşturmanın genişletilmesi talebinin de yargılamaya bir katkı sağlamayacağı ve dosyanın sürüncemede kalmasına neden olacağı gerekçesiyle reddine hükmetti.

"Avcı, 'şüpheli takibi savcılığa bildir' diyerek hukuka uygun davranmıştır"

Esasa ilişkin görüşü sorulan İstanbul Cumhuriyet savcısı Bilgin Uysal, hazırladığı 8 sayfalık mütalaasını mahkeme heyetine sundu.

Mütalaada, tutuksuz sanıklardan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında, "yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs" ve "gizliliğin ihlali" suçlarından, bu suçların 5 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6352 sayılı kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmanın ertelenmesine kararı verilmesi istendi.

Avcı'nın, "silahlı terör örgütüne yardım etme" ve "6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununa aykırılık" suçlarından beraatine karar verilmesi istenen mütalaada, "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçu açısından Avcı ile ilgili, sanıklardan Nejdet Kılıç'a örgüt mensubu olduğunu bilerek yapacağı yardımın, örgüte yarar sağlayacağı bilinciyle hareket ettiğinin ispatının gerekli olduğu ifade edildi.

Hanefi Avcı'nın, sanık Nejdet Kılıç'ın örgütsel bağını bilmediği, takibinin işlenmiş bir suç şüphesi nedeniyle olup olmadığını teyide çalıştığı, yasa dışı takip edildiğini düşündüğü ve bu kişiye ısrarla savcılığa müracaat etmesini telkin ettiğinin anlaşıldığı kaydedilen mütalaada, "Türk Ceza Kanunu'na (TCK) esas alınan suç teorisinde objektif sorumluluğa yer verilmediği ve TCK'nın 23. madde gerekçesi gözetildiğinde, Avcı'nın örgüt üyesi olduğu kabul edilen Nejdet Kılıç ile başka saiklerle olan ilişkisinde objektif sorumluluk esasına göre sorumlu tutulması, diğer taraftan kişilerin özgürlük ve güvenliklerinin tehlikeye düşmesi halinde adli mercilerden şikayet yoluyla soruşturulmasını istemenin demokratik toplumun gereklerinden olduğu, uzun yıllar emniyet müdürlüğü yapan Avcı'nın, Kılıç'ın şüpheli takibinin cumhuriyet savcılığına intikalini isteyerek hukuka uygun davrandığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Mütalaada, Avcı'nın, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma numarasını örgüt mensubuna bildirmesi" iddiasıyla ilgili de "Avcı'nın Nejdet Kılıç'a daha önce, 'Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat' adlı kitabında yazdığı IMEI numarası üzerinden, başka isimlerle anılan önleme dinlemesine ilişkin, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 7 Kasım 2009 tarihli teknik takip önleme dinleme kararını ve bunun tarihini bildirdiği, bu soruşturmadan bahsetmediği, görüşmenin içeriğinin kitapta yazılı karara ilişkin olduğunun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmıştır." bilgisi yer aldı.

Nejdet Kılıç'ın İbrahim Turgut ile telefonların kapatılmasına ilişkin konuşmalarının 16 Eylül 2010 tarihinden önceki zaman diliminde yapıldığı ve Avcı'nın Nejdet Kılıç'ın örgüt üyesi olduğunu bilerek, örgüt üyeleriyle faaliyetinin deşifresini engellemek kastıyla hareket ettiğine dair, mahkumiyet için inandırıcı delil elde edilemediğinin anlaşıldığı aktarılan mütalaada, Avcı'nın "terör örgütüne yardım" etme suçundan beraatine karar verilmesi talep edildi.

"Silah ruhsatı iptalini OHAL valisi gerçekleştirebilir"

"6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet" suçu yönünden de 285 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge Valiliği İhdası Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname ve OHAL Bölge Valiliği yönetmeliği gereğince 4 Mayıs 1988'de vali oluru ile Hanefi Avcı'nın eşi Şenay Avcı adına, "meskende silah bulundurma vesikası" verildiği hatırlatılan mütalaada, 30 Kasım 1994'de Diyarbakır Vali Yardımcısının oluru ile ruhsatın iptaline karar verildiği ve 8 Aralık 1994'de Diyarbakır Valiliğince İstanbul Valiliğine silahın teslimi hususundaki kararın tebliği için yazı yazıldığı, tebligatın Hanefi Avcı'ya yapıldığı kaydedildi.

Hanefi Avcı hakkında yapılan soruşturma sırasında 28 Eylül 2010 tarihli ev aramasında ele geçen silaha el konulduğu ve ruhsat sahibi Şenay Avcı'ya, ruhsatın iptaline ilişkin kararın, silaha el konulduktan sonra 13 Ekim 2010'da tebliğ edildiği belirtilen mütalaada, aynı silahın ruhsatının iptaline ilişkin tebligatın Hanefi Avcı'ya da 5 Haziran 2012'de yapıldığı bildirildi.

6136 hükümlerine göre ruhsat verilmesi mümkün olmayan, menşei belirsiz ve hafif otomatik kalaşnikof marka tüfeğin OHAL Valiliğince ruhsata 285 sayılı kararnameyle bağlandığı ve yönetmelik gereği OHAL ilan edilen illerde bulundurmayı sağlayan ruhsatın OHAL'in sona ermesi veya OHAL bölgesi dışına çıkılması halinde ruhsatın iptali ilgili birimlere tesliminin öngörüldüğü kaydedilen mütalaada, ilgili yönetmelik gereğince kendilerine silah taşıma ruhsatı verildikten sonra, en az iki kez yönetmelikte belirtilen esaslara aykırı şekilde taşıyan kişilerin ruhsatlarının iptal edileceği ve silahların ilgili birimlere teslim edileceğinin hükme bağlandığı ifade edildi.

"Avcı'nın silahı teslim etmemesi, idari işlem eksikliği"

Mütalaada, söz konusu yönetmeliğin son maddesinde ise silahların OHAL illeri dışında taşınmasının yasaklandığı, silah ruhsatı verme yetkisinin bizzat OHAL Bölge Valisi veya İl Valisi tarafından yerine getirileceği ve kurucu mahiyetteki idari işlemin kanunda aykırı hüküm bulunmayan hallerde aynı yöntemle iptal edileceğinin hükme bağlandığı vurgulanarak, "Vali yardımcısı tarafından verilen iptal kararının yasaya uygun olmadığı gibi, Anayasanın 40/2. maddesine göre silaha el koymadan önce ilgiliye tebligat yapılmadığı, sonuçlarının da bildirilmeyerek anayasal hükme aykırı davranıldığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Yargıtay 8. Dairesinin 9 Ekim 2006, 13 Ekim 2010 ve 13 Ekim 2011 tarihli benzer suçlarla ilgili verdiği kararlar ve sanık Avcı'nın değişiklik göstermeyen savunmasının dikkate alındığı aktarılan mütalaada, şunlar kaydedildi:

"Esasen 6136 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince, silah taşıma hak ve yetkisi olan sanık Avcı'nın silahı Emniyet Genel Müdürlüğüne teslim etmemekten ibaret eyleminin, idari işlem eksikliği niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği ve silahı taşıma kastıyla hareket ettiğine dair delil de elde edilemediği, silahın OHAL bölgesi ve mücavir iller dışına çıkarılamayacağına ilişkin yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenlerin silahı Emniyet Genel Müdürlüğü veya Jandarma Genel Komutanlığına iade etmelerine ilişkin amir hükme aykırı davranılması şeklindeki eyleminin 6136 sayılı kanuna aykırılık suçunu oluşturmayacağı sonucuna varılmakla, sanığın unsurları oluşmayan yüklenen suçtan beraatine karar verilmesi talep olunur."

7 sanığa hapis, 18 sanığa beraat talebi

Mütalaada, "Anayasayı ihlale teşebbüs" suçundan cezalandırılması istenen tutuklu sanık Okan Duman'ın, 30 Temmuz 2011'de Sütlüce'deki MÜSİAD binasının yan duvarına bomba bırakılması ve patlatılması olayında, bombanın bırakıldığı yer, tesir gücü, patlamanın gerçekleştiği zamana göre eyleminin, "Anayasayı ihlale teşebbüs" suçunu oluşturmaya elverişli, vehamet arz eder nitelikte olmadığı belirtilerek, sanık Duman'ın "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Tutuklu sanık Fatih Aydın'ın, "polis memuru Hüsnü Uyan'ı tasarlayarak ve bombalama ile öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edilen mütalaada, sanık Aydın'ın, "9 polis memurunu bombalamayla tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan 175 yıl 6 aydan 270 yıla ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçundan da 6 yıldan 16 yıla kadar olmak üzere toplam 181 yıl 6 ay ile 286 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep edildi.

Bu sanığa, "yağma" ve "mala zarar vermek" suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi istenen mütalaada, sanıklardan Özgür Dinçer'in "patlayıcı madde bulundurmak" suçundan 6 yıldan 16 yıla, Abdulselam Sultan, Ceren Sütlaş ve Onur Erkut'un, "terörizmin finansmanına iştirak" suçundan 5 yıldan 10'ar yıla, Hakan Soytemiz'in de "resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Mütalaada, sanıklardan Cemal Bozkurt'un, "bombalamayla öldürmeye teşebbüs" suçundan beraatine ve "mala zarar verme" suçundan davanın düşmesine karar verilmesi istenen mütalaada, sanıklardan Osman Baha Okar, Semih Aydın, Mehmet Yeşiltepe, Nail Arıkan, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Rıdvan Turan, Ecevit Piroğlu, Sultan Seçik Kubilay, Yaman Yıldız ve Selda Başusta Çalık'ın, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, Muhammet Çetin ve Süleyman Gürkan Anıl'ın "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan, Cenk Büyükkahraman ve Zafer Kaygın'ın, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" suçundan ve Tuncay Yılmaz'ın da "resmi belgede sahtecilik" suçundan kimi gerekçelerle beraatlerine hükmedilmesi talep edildi.

Sanıklardan Tuncay Yılmaz ve Ulaş Bayraktaroğlu hakkında, "2911 sayılı kanuna aykırılık" suçu yönünden, eylemlerinin meşru bir düşünce ve kanaat açıklama yöntemi olduğu, suçun 6352 sayılı kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği aktarılan mütalaada, firari sanık Mehmet Güneş hakkındaki dosyanın ise "silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olmak" suçundan yakalanmadığı için ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmesi istendi.

Mahkemenin ara kararı

Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Fatih Aydın ve Okan Duman'ın yüklenen suçların niteliği ve kuvvetli suç şüphesi bulunduğuna dair somut delillerin varlığı gerekçesiyle bu hallerinin devamına hükmetti.

Sanık ve sanık avukatlarına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için süre veren heyet, duruşmayı 17 Mayıs'a erteledi.

Süreç

Hanefi Avcı'nın da aralarında bulunduğu 8'i tutuklu 75 sanıkla ilgili yargılama yapan özel yetkili İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Temmuz 2013 tarihli duruşmada verdiği kararla, tutuklu sanıklardan Avcı'nın "yasa dışı silahlı Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım etmek, ruhsatsız vahim nitelikte tam otomatik ve yarı otomatik silah bulundurmak ve taşımak, yargı görevi yapanları etkileme ve gizliliğin ihlali" suçlarından toplam 15 yıl 4 ay 5 gün hapisle cezalandırılmasına karar vermişti.

Hanefi Avcı'nın, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek" suçundan beraatine, "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek" suçundan ise davanın ertelenmesine karar veren heyet, Avcı'nın tutukluluk halinin devamına oy çokluğuyla karar vermişti.

Tutuklu sanıklardan Cemal Bozkurt, Fatih Aydın ve Özgür Dinçer'in "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Okan Duman'ın da müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmeden heyet, ayrıca bu sanıklardan Bozkurt'un diğer suçlardan 251 yıl 2 ay, Aydın'ın 45 yıl 10 ay, Dinçer'in 23 yıl 3 ay ve Okan Duman'ın da 10 yıl 20 gün hapisle cezalandırılmasına karar vermişti.

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın 7 yıl 1 ay, parti üyelerinden Ulaş Erdoğan'ın 17 yıl 11 ay ve Ulaş Bayraktaroğlu'nun da 6 yıl 8 ay hapisle cezalandırılmasını kararlaştıran heyet, sanıklardan Nejdet Kılıç'a 6 yıl 8 ay ve Necdet Öztürk'e 19 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ön görmüştü.

Kalan 35 sanığı, 3 yıl 1 ay 15 gün ile 11 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezalarına mahkum eden heyet, firari sanıklar Mahir Sayan ve Cem Beğenmiş hakkındaki dosyayı ayırıp, 28 sanığın ise tüm suçlardan beraatine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrası tahliye

Kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinde temyiz incelemesi yapılması sürecinde tutuklu sanıklardan Avcı, avukatı aracılığıyla Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunarak haklarının ihlal edildiğine karar verilmesini istemişti.

Talebi değerlendiren Anayasa Mahkemesi, 18 Haziran 2014'te verdiği kararla, "Devrimci Karargah örgütüne yardım" suçundan 15 yıl 4 ay 5 gün hapis cezası alan ve Odatv davası kapsamında da yargılaması devam eden Avcı'nın haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.

Bu karar sonrası Avcı, avukatının yaptığı başvuru üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20 Haziran'da tahliye edilmişti.

Yargıtaydan kısmi onama, kısmi bozma kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Hanefi Avcı'nın da aralarında bulunduğu 75 sanığın yargılandığı davada, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararın temyiz incelemesini 69 sanık yönünden yapmış ve 24 Aralık 2014'de karar vermişti.

"Devrimci Karargah örgütü"nün, anayasal düzeni değiştirmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde olduğunun anlaşıldığını belirten daire, bu nedenle, örgütün silahlı terör örgütü olduğu yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığını kaydetmişti.

Hanefi Avcı'ya, "örgüt üyelerine yardım" suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasını onayan yüksek mahkeme, "ruhsatsız vahim nitelikte tam otomatik ve yarı otomatik silah bulundurup taşımak" suçundan verilen 5 yıl hapis cezasını düzelterek onamış, bu suçtan verilen cezada takdiri indirim uygulanmasına hükmetmişti.

Daire, "Haliç'te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat" isimli kitabı nedeniyle "yayın yoluyla işlenen yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" suçundan Avcı'ya verilen 2 yıl 6 ay hapis ile "soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçundan verilen 2 yıl 2 ay 20 günlük hapis cezalarının da bozulmasını kararlaştırmıştı.

Davanın diğer sanıkları Fatih Aydın, Cemal Bozkurt ve Özgür Dinçer'in, üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını belirten daire, diğer sanıklardan Ergin Öncü, Sevim Öztürk, Melek Seven, Coşkun Kıyamçiçek, Tamer Taş ve Umur Suyadal'a "silahlı terör örgütüne yardım", sanıklar Cenk Büyükkahraman, Zafer Kaygın, Gökhan Aydın, Volkan Karakuş, Ulaş Bayraktaroğlu, Emrol Pamuk, Benay Can, Bayram Akdoğdu, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Nejdet Kılıç, Necdet Öztürk ve Deniz Küçükbumin'e "silahlı terör örgütüne üye olma" ve sanık Ulaş Erdoğan'a da "örgüt yöneticisi olma" suçlarından verilen hapis cezalarını da onamıştı.

Yüksek mahkeme, davanın diğer sanıklarına, "örgüte yardım, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması ve soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçlarından verilen hapis cezalarını ise mahkumiyetlerine yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle bozmuştu.

Yargıtayın kararının ardından dosya, özel yetkili mahkemelerin kapatılması nedeniyle İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştı. Bu mahkeme de terör davalarına bakmak yetkisi olmadığı gerekçesiyle dosyanın merci tayini için Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine hükmetmişti.

(Bitti)

Kaynak: AA

06 Mart 2017 Pazartesi 18:38

Cemal Bozkurt, Hanefi Avcı, Fatih Aydın, İstanbul, Politika, Güncel