DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

3(Geniş haber) 1-DİNK CİNAYETİNDE MUAMMER GÜLER TANIK OLARAK DİNLENDİ GÜLER: 'KORUMA TALEBİ OLMADI, OLSAYDI GEREKEN YAPILIRDI'Özden ATİK - Serpil KIRKESER / İSTANBUL, AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen,...

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

(Geniş haber) 
1-DİNK CİNAYETİNDE MUAMMER GÜLER TANIK OLARAK DİNLENDİ 

GÜLER: "KORUMA TALEBİ OLMADI, OLSAYDI GEREKEN YAPILIRDI"

Özden ATİK - Serpil KIRKESER / İSTANBUL,   
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, Jandarma ve eski emniyet görevlileri ile ana dava hükümlülerinin de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu 14'ü firari olmak üzere 85 sanıklı davada, dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler "tanık" olarak dinlendi.

İlk kez mahkemede tanıklık yapan Güler, kendilerine ne emniyet birimlerinden, ne de Hrant Dink tarafından koruma talebinde bulunulmadığını belirterek "Olsaydı gerekeni yapardık" dedi. Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, cinayet öncesinde İstanbul Valiliği'nde yapılan görüşmeyi sorması üzerine Muammer Güler, söz konusu görüşmenin cinayetten bir hafta önce değil, üç yıl önce yapıldığını belirterek "Bu görüşme ile ilgili kamuoyu yanıltılmıştır, herhangi bir tehdit, gözdağı, baskı yoktur. Bu görüşmenin Hrant Dink'in öldürülmesiyle bir ilgisi yoktur" dedi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, dönemin  İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlisi Gazi Günay ile taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmada hazır bulundu.

"VALİLİKTEKİ GÖRÜŞMENİN CİNAYETLE HİÇBİR İLLİYET BAĞI YOKTUR"
Duruşmada, dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler, "tanık" olarak dinlendi. 2003-2010 yılları arasında valilik yaptığını belirten Güler, şunları söyledi: "Hrant Dink'in 2004 yılında çıkan yazısı üzerine kamuoyunda infial oluştu. Gerekli tedbirler alındı. Yargılanması sırasında da tedbir alındı. Kendisinden bilgi alınması, kaynağının sorulması için üç yıl önce valilikte görüşme yapıldı. Azınlıklardan sorumlu vali yardımcısı Ergun Güngör görüştü. Kendisine bir baskı yapılmadı, tehdit edilmedi. Ancak kamuoyunda sanki ölümünden bir hafta önce kendisi çağrılmış, uyarıda bulunulmuş gibi yanlış bir kanaat oluştu. Esasen bu olay kendisinden bilgi alınması, hassasiyetin paylaşılması sorulmasına yönelik bir  toplantıdır. Orada herhangi bir tehdit, baskı söz konusu olmamıştır. Aradan geçen 3 sene boyunca da kendisi tarafından herhangi bir baskı gördüğüne ilişkin herhangi bir müracaatı olmamıştır. Devletin kendisine aba altından sopa göstermesi gibi bir durum söz konusu değildir. Kendisi de ölümünden bir hafta önceki yazısında valilikteki görüşmeyle ilgili 'Nezaket çerçevesinde' geçen bir görüşme olduğunu yazıyor, ancak bazı imalarda da bulunuyor. Sanki kendisine gözdağı verilmiş gibi bir algı yaratıldı. Bu görüşmenin cinayetle hiçbir illiyet bağı bulunmamaktadır."

KORUMA TALEBİ OLMADI
Güler, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nde 11 ay boyunca teknik takip yapıldığını ancak İstanbul Emniyetine "bilgi notu" dışında bir paylaşım yapılmadığını belirterek kendisine de herhangi bir bilgi verilmediğini, Trabzon'daki soruşturmaya vakıf olmadığını söyledi. Güler, kendilerine ne emniyet birimlerinden, ne de Hrant Dink tarafından koruma talebinde bulunulmadığını belirterek "Olsaydı gerekeni yapardık" dedi.

EMNİYETTEN KORUMA İLE İLGİLİ TEKLİF GELMEDİ
Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu'nun, "Orhan Pamuk'un hedef olabileceği üzerine koruma kararı oluşturmuşsunuz. Dink ile ilgili koruma kararı gündemde miydi?" sorusuna  Güler,   "Koruma ile ilgili emniyet birimlerinden bir teklif gelmedi. Trabzon'da Hrant Dink ile ilgili yürütülen soruşturmada da böyle bir talep yok. Kendisinden de gelmedi. Teklif ve bilgi gelseydi elbette gereği yapılırdı" diye yanıt verdi.
Güler, avukat Bakırcıoğlu'nun valilik görüşmesinde MİT yetkililerinin bulunduğunu o dönem söylememiş olmasına ilişkin soruya ise "MİT kanununa göre davrandım" dedi. Muammer Güler, davanın sanıklarından Celalettin Cerrah'ın avukatının "Müvekkilimin görevi ihmal ettiğine ilişkin bilginiz var  mı?" sorusuna ise "Sayın Cerrah eğer bu konuda bilgisi olsa benimle mutlaka görüşürdü. Vali sorumluluğuyla belirtmek isterim ki, en ufak bir ihmali olduğunu düşünmüyorum. Aynı şekilde Ahmet İlhan Güler'in de ihmali olduğunu düşünmüyorum" diye cevap verdi. Güler, diğer sanık avukatlarının sorusu üzerine de jandarmadan da Dink olayına ilişkin hiçbir bilgi gelmediğini söyledi. Güler'in ifadesinin tamamlanmasının ardından duruşma salonundan ayrıldı.

DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMA YAPTI
Muammer Güler, tanıklığına ilişkin basın mensuplarının soruları üzerine, "Ne sordularsa, cevap verdik. Size küçük bir açıklama yapmak istiyorum" dedi. Güler, 2014'ten itibaren yurtdışı kaynaklı bazı hesapların sağlığıyla ilgili periyodik yayınlar yaptığını, bu yayınların yakınlarını ve dostlarını endişeye sevk ettiğini belirterek, "Bu yayınları kınıyorum ve bunun üzerinden de yapılan yorumlar oluyor. Gördüğünüz gibi buradayım ve o yayın sahipleri hakkında da gerekli suç duyurularında bulundum, bulunmaya da devam edeceğim. Ama maalesef yurtdışı kaynaklı bu hesaplar sağlığımla ilgili olur olmaz bilgilerle dostlarımı ve yakınlarımı endişelendirmeye devam ediyorlar. Bunun çok yanlış bir iş olduğunu ve bunun insanlıkla bağdaşmadığını burada ifade etmek isterim" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Muammer Güler'in açıklaması
-Genel ve detaylar

===========================================

(Ek bilgilerle)
2-ŞİŞLİ'DE 265 BİN LİRALIK SİLAHLI GASP

Hakan KAYA-Hasan YILDIRIM-Çağatay KENARLI/İSTANBUL,-ŞİŞLİ'de motosikletli iki kişi, bankadan çıkarak otomobile binen kişileri bir süre takip ettikten sonra otomobili silah doğrultarak durdurdu. Havaya ateş açan şüpheliler otomobilde bulunan yaklaşık 265 bin lirayı alarak kayıplara karıştı.
Olay,  Şişli Halife Edip Adıvar Mahallesi Sultan Sokak'ta saat 12.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, bir bankanın para transferinde görevli iki güvenlik görevlisi Beşiktaş Çarşı şubesinden aldıkları 1 buçuk milyon lira olan parayı ayrı iki çantaya koydu. Kendilerini takip eden kimliği henüz belirlenemeyen motosikletli 2 kişi para nakil aracını Sultan sokakta silah doğrultarak, durdurdu. Güvenlik görevlilerine doğru iki el ateş eden şüpheliler içerisinde 265 bin lira olan bir çantayı alarak kaçtı. Şüpheliler kaçtıkları sırada arkalarından kimse gelmesin diye 1 el daha ateş etti. Şüpheliler daha sonra olay yerinden kaçtı.

30 BİN LİRAYA MERMİ İSABET ETTİ, KULLANILMAZ HALE GELDİ
Silah seslerini duyan vatandaşlar durumu polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine kısa sürede çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri yaptığı incelemede araçtan içinde 265 bin lira olan bir çantanın çalındığını, ayrıca şüphelilerin kaçarken ateş etmesinden dolayı 30 bin liranın mermi isabetinden dolayı zarar gördüğünü belirledi. Polis olay yerinde yaptığı incelemede 3 el ateş edildiğini belirleyerek yerde boş 9 milimetre mermi kovanı buldu. Polis ekipleri 2 motosikletli şüphelinin kimliğinin belirlenmesi ve yakalanması için çalışma başlattı. Öte yandan olayın yaşandığı sırada çevrede büyük korku ve panik yaşandı.

Görüntü Dökümü:
---------------------------
-Olaydan kısa bir süre sonra çekilen cep telefonu görüntüsü
-Olay yerinden görüntü
-Olay yerindeki polis ekipleri
-Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması
-Şoka giren çevredekiler
-Yerdeki boş kovanlar
-Araç sürücüsünün olayı polise anlatması
-Genel ve detaylar

===========================================

3-BAŞAKŞEHİR'DE OTOMOBİLDEN  60 BİN LİRAYI BÖYLE ÇALDILAR 

Haber-Kamera: Cemil ÖZDEMİR-Murat SOLAK/İSTANBUL
Başakşehir'de iş adamını banka önünden, sanayi sitesine kadar takip eden 4 şüpheli iş adamının otomobilinde bulunan 60 bin lirayı çaldı. O anlar güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Başakşehir'de iş adamı Selçuk A. saat 12.00 sıralarında bankadan 60 bin lira para çekti. Banka önünde bekleyen 4 kişi Selçuk A'nın para çektiği görünce takip etmeye başladı. İş adamı Selçuk A. aracına binerek müşterileriyle görüşmek için bir sanayi sitesine hareket etti.  Sanayi sitesi önünde aracını park eden Selçuk A. görüşmek için içeriye girdiği sırada şüpheli 4 kişi önce etrafı gözledi ardından da aracın camını kırdı. Torpido gözünü tornavida ile açan şüpheliler 60 bin lirayı parayı çalarak geldikleri araçla hızla olay yerinden uzaklaştı. O anlar güvenlik kameralarıyla kaydedildi. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ekibi sevk edildi. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen polis ekipleri şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
Sanayi sitesinde esnaf olan Mehmet Turgut "Bankadan para çekiyor. Bizim dükkana geliyor. Dükkana geldikten sonra müşterileriyle ilgileniyor. Buna bankada pusu atıyorlar, torpido gözüne parayı kilitliyor. İki kişi geliyorlar, tornavidalarla torpido gözünü açarak parayı götürüyorlar. 5 dakika içinde gerçekleşiyor" dedi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü:
---------------------
(GÜVENLİK KAMERASI)
-Olay anı
(AKTÜEL)
-Polis ekipleri
-Araçtan görüntü
-Olay yeri inceleme
-Genel ve Detaylar

========================================

4-ÜSKÜDAR'DA TAKSİYLE ÇAPIŞAN MOTOSİKLETLİ POLİSİN AYAĞI KIRILDI

Haber-Kamera: Murat KORKMAZ/İSTANBUL,-ÜSKÜDAR'da taksiyle çarpışan motosikletli trafik polisinin ayağı kırıldı. Ayağı kırılan polis hastaneye kaldırılırken, taksi sürücüsü ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Kaza saat 11.30 sıralarında Altunizade, Kalfaçeşme Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sokakta seyir halinde olan motosikletli polis ile Hakan Gökhan yönetimindeki 34 TFZ 29 plakalı taksi henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. Kazada polis yaralanırken, taksi sürücüsü Gökhan yara almadan kurtuldu. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ayağı kırılan polise ilk müdahale olay yerinde yapıldı. Yaralı polis daha sonra ambulansla Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Taksi sürücüsü Hakan Gökhan ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Görüntü Dökümü:
--------------------
-Olay yerinden görüntüler
-Kazaya karışan araçlar
-Genel ve detaylar

===========================================

5- ŞEHİR HATLARI SEFERLERİ NORMALE DÖNDÜ

Haber-Kamera: Yılmaz BEZGİN/İSTANBUL,
İstanbul Boğazı'ndaki yoğun sis nedeniyle geçici olarak durdurulan vapur seferleri normale döndü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları A.Ş.'nin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, "10.45 itibari ile bütün seferlerimiz normale dönmüştür." dedildi. Sabah saatlerinde etkili olmaya başlayan yoğun sis nedeniyle, şehir hatlarının bazı vapur seferleri iptal edilmişti. 

Görüntü dökümü:
------------------
-Yolcuların vapura binmeleri
-Genel ve detaylar

=================================

6- BAKAN SOYLU'DAN, KARAMOLLAOĞLU'NUN PASAPORTU İLE İLGİLİ AÇIKLAMA 

Haber-Kamera: Cengiz ÇOBAN/İsa ALMAÇAYIR/İSTANBUL,
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'na pasaport verilmediği iddialarına ilişkin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıklamalarda bulundu. 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Üsküdar Validebağ Öğretmenevi'nde muhtarlarla buluşması öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'na "pasaport verilmediği iddialarına ilişkin" sorusu üzerine Bakan Soylu şunları söyledi: "Bir yıl önce 6 Temmuz 2018 tarihinde bir müracaat söz konusu. 12 Temmuz 2018 tarihinde de pasaportunu Sayın Temel Karamollaoğlu alıyor. Biliyorsunuz, emniyet pasaportu, Nüfus İdaresi'ne devretti. Ne zaman devretti? Nisan'ın başından itibaren. Artık pasaportları Nüfus İdaresi vermeye başladı. Ne Nüfus İdaresi'nde ne de Emniyet'te böyle bir kaydımız söz konusu değil. Bir terör işi olabilmesi için bir terör hadisesi olması lazım. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bir kişinin dosyası olması lazım. Bir mahkemesi olması lazım. Belki şöyle bir şey olmuş olabilir; Sivas olaylarıyla ilgili geçmiş dönemlerde bir iş olmuşsa… Onun da pasaportla bir alakası yok. ve terör olayıyla da bir alakası yok. Bizimle ilgili bir hali de söz konusu değil. Burada 6'sında müracaat etmiş, 12'sinde almış. 6 gün. O günler yoğundu. Bu diplomatik pasaport. Diplomatik pasaportun bir tarafı da Dışişleri Bakanlığı'dır. Dışişleri Bakanlığı onaylar. Biz diplomatik pasaportu kendi adımıza veremeyiz nüfus idaresi olarak. Ama eğer bir sakınca söz konusuysa biz bunu belirtiriz. Bu sakınca da hukuki olması lazım. Böyle bir şey söz konusu değil. Bir yıl önce nasıl böyle bir durum meydana geldi. Ben bunu anlayabilmiş değilim. Sadece ben bunu bir seçim malzemesi olarak bir takım televizyonlar tarafından kullanıldığını düşünüyorum. Saçma bir şey olduğunu düşünüyorum" 

Görüntü dökümü:
--------------
-Soylu'nun gelişi
-Soylu'nun açıklamaları
-Genel ve detaylar

=================================

7- LİNKE TIKLADI; UYANDIĞINDA DOLANDIRILDIĞINI ANLADI

Emin YEŞİL/ İSTANBUL,  
Dolandırıcılar sürekli yeni bir yöntemle tuzaklarına düşürdükleri kişileri dolandırıyor. Sultangazi'de Mahmut Sarıkaya da dolandırıcıların kurbanı oldu. Sarıkaya, sosyal medyada gezinirken bir haber sitesinde ilgisini çeken bir haberle karşılaştı ve paylaşılan linke tıkladığında haberin içeriğinde yer alan videonun izlenebilmesi için bir program indirmesi yönünde uyarı aldı. Uygulamayı indiren Sarıkaya, sabah uyandığında 49 bin TL dolandırıldığını anladı.
"Çevremde teknolojiye yakın birisi olarak bilinirim" diyen 'oltalama" yöntemiyle dolandırıldığını öğrenen Sarıkaya, " Dolandırıcıların güvenlik sisteminde bir adım önde olduğunu burada görmekteyiz. Herkese çok dikkatli olmalarını tavsiye ediyorum" dedi. Sarıkaya, bankanın da ciddi anlamda güvenlik açığı olduğunu öne sürerek, "Sabah 06.30 ile 09.30 arası 25 tane işlem yapılıyor. ve hiçbirini şüpheli işlem olarak banka algılamıyor " diye konuştu.

CASUS YAZILIM OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Haber sitesinin sahte ve indirdiği uygulamanın da casus yazılım olduğunu dolandırıldıktan sonra anlayan Sarıkaya, soluğu banka şubesinde ve savcılıkta aldı. Mahmut Sarıkaya, "Bir mobil bankacılık dolandırıcılığı ile karşı karşıya kaldık. Çok profesyonel, uzman dolandırıcılar tarafından mobil bankacılık üzerinden dolandırıldık. Telefonuma casus yazılımla, uzaktan telefonuma, internet bankacılığımıza girerek yapabilecekleri her şeyi yapmışlar. Tabii bu olay biz uyurken sabah 06.30 ila 09.30 arası gerçekleşiyor. Hesabımda 3 bin TL'ye yakın bir para vardı. Aynı bankadan 2 farklı şubede hesabım vardı. Ama hesabın içine girdikleri gibi, bankanın bize tanımlamış oldukları esnek hesapları da kullanıyorlar. Hatta bankanın müsaade ettiği şekilde esnek hesap artırımına giriyorlar. Daha sonra bankanın bize tanımlamış olduğu mobil bankacılık üzerinden kredi kullanımı var. Bir 15 bin TL kredi kullanmışlar. Tabii bu kullandıkları paraları sabah 08.00'a kadar aynı banka içerisinde başka hesaplara havale etmişler. 08.00'dan sonra da EFT yapmışlar. Yine kredi kartlarımdan sanal kart oluşturup, çeşitli mağazalardan alışveriş yapmışlar. Toplamda EFT ve havale masrafları hariç 49 bin TL'ye yakın bir işlem yapmışlar" dedi.

SİTE İSMİ BİLİNİR OLDUĞUNDAN ŞÜPHELENMEDİK
Sarıkaya, "Türkiye'nin en büyük haber sitelerinden bir tanesinin sahtesini yapıp, sosyal medya üzerinden gezinti yaparken önümüze çıkması ve dikkatimizi çekebilecek bir haber barındırması, bizim de merak edip girmemiz sonucu bu tuzağa düştüğümü tahmin ediyorum. Linki tıkladığımızda karşımıza çıkan videoyu izleyebilmek için uygulamayı indirmemizi öneriyor. Uygulamayı indirdiğimizde aslında o uygulamanın sahte bir uygulama olduğunu daha sonra fark etmiş olduk. İsimler bilinir ve çok güvenli olduklarından, çok fazla şüphelenmedik. Siber Suçlardaki incelemelerde bunların casus yazılımı ortaya çıkmış oldu. Ama benim başıma gelen olay yeni bir uygulama gibi gözüküyor. Çünkü başka bir başsavcı arkadaşımla görüştüğümde, farklı dolandırıcılık yöntemleri olduğunu, benim yaşadığım dolandırıcılık olayının nadir yaşandığını bize iletti. Ben sabah uyanıp bu olayı fark ettikten sonra bankayı arayıp, internet bankacılığını kapattırdım. Daha sonra şubeye gidip yapılan işlemlerin bana ait olmadığına dair bir dilekçe yazdırdım. Banka beni savcılığa yönlendirdi. Gidip savcılığa suç duyurusunda bulundum" diye konuştu,

"BANKA BENİ CİDDİYE ALMADI"
"Banka aynı gün EFT'ler, havaleler başka hesaplara gittiği için iptal edemeyebilirler" diyen Sarıkaya, "Ama en azından kredi kartı ile yapılan işlemleri iptal etmeleri gerekirdi. Ama bankadan işlemlerin şifre ile yapıldığı için iptal edilmediğine yönelik cevap aldık. Ben canlı, kanlı Mahmut Sarıkaya olarak oraya gitmişim, imza atarak yapılan işlemleri yapmadığımı dile getirmişim. Ama onu ciddiye almayıp, 'şifre ile işlemler yapıldı' diyerekten işlemleri iptal etmediler. Ta ki ertesi gün savcılık yazısını bankaya iletene kadar.  Savcılık yazısında 'işlemlerin iptal edilmesi', 'kredi kartıyla yapılan işlemlerin durdurulması', 'Hesapların durdurulması' yazısını bankaya verdik. O esnada 2 işlem devam ettiği için, banka bu iki işlemi durdurdu. Banka savcılık yazısını beklemeden iptal etmiş olsa, diğer işlemler de iptal edilmiş olacaktı" şeklinde konuştu.

TELEFONUM KENDİLİĞİNDEN SESSİZE GEÇİYORDU
Sarıkaya, "Bu konu ile ilgili savcılık ve siber suçlardaki soruşturma devam ediyor. Casus yazılımın telefona yükleneceğini savcılığa belirttiğimiz için, kendi telefonumun incelenmesini talep etmiştim. Sabah kalktığımda telefonumun sessizde olduğunu fark ettim. Ben hiçbir zaman telefonumu sessize alıp yatan bir insan değilim. Ticaretle uğraştığım ve sosyal faaliyetlerde bulunduğum için 24 saat telefonum açık ve ulaşılabilir bir konumda. Bu bağlamda da telefonumu hiçbir zaman sessize almam. O gün geç yattığım için, belki telefonun alarmı çaldığı için yanlışlıkla sessize aldığımı düşündüm. Ama daha sonra bankaya gittiğimde yine telefonumun yine kendiliğinden sessize geçtiğini gördüm. Akabinde başka bir bankanın internet bankacılığına telefonumdan giriş yaptım. Ona girip çıktıktan sonra tekrar telefonum sessize alındı. ve o bankadan bir başvuru mesajı bana geldi. Telefonumun sessize alınması ve mesajların görülebilir olması sebebiyle telefonumun siber suçlarca incelenmesi için  savcılık kararıyla bıraktım" ifadesini kullandı.

"OLTALAMA YÖNTEMİNE BAŞVURUYORLAR"
"Siber suçlardaki arkadaşlarımız telefonumu incelediler" diyen Sarıkaya, "Bir tane uygulama buldular. Benim telefonuma uygulama olarak indirdiğim uygulama, casus bir uygulama anladığım kadarıyla. Siber suçlardaki uzman arkadaşlarla görüştüğümde bana, bankalar tarafından belirlenen kredi notu yüksek, düzenli çalışan, çok hareket içerisinde olan hesapların dolandırıcılar tarafından incelendiğini ve takip edildiğini söylediler. Bu bağlamda dijital ortamda çok fazla güvenirliğimizin olmadığını anladım. Uzmanlar, bu hesapları takip altına alıp, daha sonra sürekli oltalama yöntemine başvurduklarını söylediler. Oltalamadan kasıt, sizin sosyal medya üzerinden alışkanlıklarınızı, sürekli girdiğiniz siteleri takip edip, onların benzerlerini yaptıklarını bu şekilde de sizi zafiyete düşürmeye çalıştıklarını söylediler" dedi.

"YAPILAN İŞLEMLERİ BANKA HİÇBİR ŞEKİLDE 'ŞÜPHELİ' DİYE ALGILAMADI"
Sarıkaya, "Bizim internet bankacılığı üzerinden yaptığımız alıverişlerde ya da internet bankacılığı kullanmamızın da güvenirliliği açısından da ciddi anlamda ortaya bir sorun çıkmakta. Bugün bu 'oltalama' denilen yönteme herkes düşebilir. Ben bankanın ciddi anlamda açığı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta sabah 06.30 ile 09.30 arası 25 tane işlem yapılıyor. ve hiçbirini şüpheli işlem olarak banka algılamıyor. Mesela ben birine 5 bin TL göndereceksem onu bir seferde yaparım. Ama aynı saat içerisinde 10 işlemde parça parça yapmam. Yine ben daha önce hiç sanal kart oluşturup alışveriş yapmamışım. Ama aynı saatlerde sanal kartla oluşturulup alıverişler yapılıyor ve  banka bunu da şüpheli işlem olarak algılamıyor. İşlem alışkanlığı diye bir şey var. Ben sabah 6'da, 7'de hiç işlem yapmamışım. O saatte işlemler yapılıyor ama banka bunu yine şüpheli işlem olarak algılamıyor. İnternet ve mobil bankacılığı üzerinde bir güvenliğimiz kesinlikle söz konusu değil. Bugün bizim başımıza gelen yarın başkalarının da başına gelebilir. ve çok sıkıntılı bir süreç" diye konuştu.

"TEKNOLOJİYE YAKIN BİRİ OLARAK BİLİNİRİM"
Mahmut Sarıkaya, "Ben kendi çevremde özellikle teknolojiye yakın birisi olarak bilinirim. Bu tarz işlerden de, güvenlik işlerinden de az çok anladığımı düşünürler. Ama bu benim başıma geldiyse herkesin başına gelebilir diye düşünüyorum.  Dolandırıcıların güvenlik sisteminde bir adım önde olduğunu burada görmekteyiz. Herkese çok dikkatli olmalarını tavsiye ediyorum" dedi.

Görüntü dökümü:
------------------
-Sarıkaya'nın açıklamaları
-Genel ve detaylar

================================

8-RAUF DENKTAŞ'IN TORUNUNDAN BEYLİKDÜZÜ'NDEKİ RAUF DENKTAŞ ANITI ÖNÜNDE AÇIKLAMA

İSTANBUL, -KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın torunu Avukat Pınar Denktaş, Beylikdüzü'nde bulunan Rauf Denktaş Anıtı'nın önünde yaptığı açıklamada, "Bu anıt amacına uygun olmayarak Makarios heykeli olarak yansıtıldı. Buna yaşasaydı dedem de üzülürdü" dedi.
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Yaşam Vadisi'ne KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın anıtını yaptırmıştı. KKTC'nin bağımsızlığını kazandığı o dönem tarihinin anlatıldığı anıtta Rum lider Makarios'un da rölyefi bulunuyor. Rauf Denktaş'ın torunu Avukat Pınar Denktaş ve Kıbrıs Platformu Başkanı Hasan Taş, anıtın önünde açıklama yaptı.

"YAŞASAYDI KENDİSİ DE ÜZÜLÜRDÜ" 
Beylikdüzü'nde yapılan heykel ile alakalı ahde vefa için konuşacağını ifade eden Denktaş, "Bu anıtın saygıdeğer dedem KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ve Kıbrıs tarihini yani anavatanı bütün olarak ele alıp, bir şekilde anlatan bu değerli çalışmaya destek vermek için buradayız. Bu heykelin güncel siyasi polemiklere konu edilmesi de bizi son derece üzüyor. Bu nedenle bu üzüntümüzü dile getirmek istiyoruz. Bu anıt amacına uygun olmayarak Makarios heykeli olarak yansıtıldı. Buna, yaşasaydı kendisi de üzülürdü. Gönül isterdi ki bu anıtları daha çok görelim. Daha çok tartışalım ve daha çok sanatsal ve tarihi yönden ele alalım. Böyle siyasi bir polemiğe konu olması eminim dedem (Rauf Denktaş) çok üzerdi" dedi.

"AYDIN DENKTAŞ'TA ANITI ZİYARET ETTİ"
Kıbrıs Platformu Başkanı Hasan Taş ise Rauf Denktaş'ın heykelini eşi Aydın Denktaş'ın da ziyaret ettiği ve burada, 'Sevginiz kalmadıysa, sevginiz olsun' diye bir cümle kullandığını söyledi.
Hasan Taş, bu anıtın farklı algılanarak insanlara servis edilmesinin kendilerini üzdüğünü, geniş yelpazeden değerlendirilmesi gereken önemli bir anıt olduğunu sözlerine ekledi. "Burada 7 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğinde bir anıt var" diyen Taş, "Kıbrıs'ın haritası var, barış güvercini var. Türkiye'nin tüm haklarını aldığı anlaşma var. Burada Makarios'un 50 cm / 70 cm bir rölyefi var. Bir tarih anlatıyorsunuz ve 'olmayabilirdi' diyorlar. Burada olmayabilirdi ama Makarios'un kim olduğunuz zaten anıtı çevreleyen yazılarda görüyorlar" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
-----------------
-Pınar Denktaş'ın açıklamaları
-Hasan Taş'ın konuşması
-Genel ve detaylar

===================================

9-DANIŞMANLIK ŞİRKETİ İLE HUKUK BÜROSUNU SOYAN HIRSIZLAR KAMERADA

Ali AKSOYER/İSTANBUL, İSTANBUL'da girdikleri işyerlerinden 175 bin euro ve 13 bin lira  ile cep telefonu ve bilgisayar çaldıkları öğrenilen 1'i  kadın 4 kişi gözaltına alındı. Polis şüphelilerle birlikte çalınan paranın büyük bölümünü ele geçirdi. Daha önceden çok sayıda hırsızlık suçundan kaydı bulunan şüphelilerden 3'ü tutuklandı.

LEVENT VE Ulus'TA HIRSIZLIK YAPTILAR
Levent'te 23 Mayıs 2019 tarihinde Lale Sokak üzerinde bulunan bir hukuk bürosuna giren hırsızlar içerde bulunan nakit 10 bin lira ile bilgisayarı çalarak kaçtı. Polis olayla ilgili soruşturma başlatırken 27 Mayıs 2019 tarihinde bu kez Ulus'ta bulunan bir danışmanlık şirketinde hırsızlık olayı meydana geldi. Hırsızlar içeride bulunan kasayı açarak 175 bin euro ve 3 bin 150 lira ile 2  cep telefonunu çaldı.

ÖNCE ADAMLARI SONRA ÇETE LİDERİ YAKALANDI
Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri güvenlik kamera görüntülerini incelediklerinde iki olayı da aynı kişilerin yaptığını tespit etti. Yapılan çalışmaların ardından kimlikleri tespit edilen şüpheliler Bahri K., eşi Seher K. ve Ahmet G. gözaltına alındı. Şüphelilerin üst aramasında 83 bin 500 euro ve 16 bin 510 lira  ele geçirildi.  Poliste işlemleri tamamlanan şüphelilerden daha önceden hırsızlık, dolandırıcılık, kapkaç gibi suçlardan kaydı bulunan Bahri K. ve Ahmet G. tutuklanarak cezaevine gönderilirken Seher K. serbest bırakıldı.

Polis hırsızlık çetesinin firari üyesi Hakan K'yi .(39) yakalamak için operasyonları sürdürdü. Kırklareli'nin Vize ilçesi Kıyıköy beldesinde düzenlenen operasyonda şüpheli Hakan K. gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinden de 41 bin euro, 20 bin lira  ele geçirildi. Hakan Y.' de tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ŞÜPHELİLERLE BİRLİKTE 124 BİN EURO VE 23 BİN LİRA ELE GEÇİRİLDİ
Yetkililer olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü şüphelilerden toplam 124 bin 500 euro ve 23 bin 150 lira ele geçirildiğini kalan paranın bulunması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Görüntü dökümü:
-------------------
-Güvenlik kamerası görüntüleri
-Ele geçirilen paralar
-Ziynet eşyaları
-Şüphelilerin emniyetten çıkışı

===================================

10- IRAKLI İŞ ADAMINI VAHŞİCE ÖLDÜREN 3 SANIĞA MÜEBBET VE 30'AR YIL HAPİS CEZASI...

Serpil KIRKESER / İSTANBUL,  
Büyükçekmece'de iki yıl önce döviz bürosu açmak için Türkiye'ye gelen Iraklı iş adamı Ahmed Mawlood Mohammed Mohammed'i (39) pompalı tüfekle öldüren ve ardından parçalara ayırdıkları cesedini yol kenarına attıkları iddia edilen 2'si Irak, biri Fas vatandaşı olan 3 tutuklu sanık hakkında açılan dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, 3 sanığı müebbet hapis ve 30'ar yıl hapis cezasına çarptırdı. 

SANIKLAR: ADALETLİ BİR KARAR İSTİYORUZ
Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına 3 tutuklu sanık ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada son savunmalarını yapan sanıklar cinayetle bağlantılarının olmadığını belirterek mahkemeden adaletli bir karar beklediklerini söyledi. 

"KASTEN ÖLDÜRMEDEN" MÜEBBET HAPİS CEZASI 
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklar Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi, Mahmood Khalaf Suleiman ve Tarık Moutii'yi "Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırma veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, yine 3 sanığı "Nitelikli yağma" ve "Cebir ve tehditle alıkoyma" suçlarından toplam 30'ar yıl hapis cezası verdi. Sanıkların tutukluluk halinin de devamına karar verildi.   

İDDİANAME
Büyükçekmece'de 3 Temmuz 2016'da meydana gelen olay şöyle oldu:  Irak vatandaşı iş adamı  Ahmed Mawlood Mohammed Mohammed Türkiye'de döviz bürosu açmak için arkadaşı Ahmed Mohammed Saleh  Saleh'ten yardım istedi. Saleh de yaptığı araştırmalar sonucunda  Irak vatandaşı Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi  ile telefonda görüştü. Dulaimi de "Türkiye'de size yardımcı olacağımö diyerek Mohammed  ve Saleh'i Türkiye'ye davet etti. 26 Haziran 2016'da davet üzerine Türkiye'ye gelen Mohammed ve Saleh, Aksaray'da Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi  ile görüştü. Dulaimi, döviz bürosu açılması konusunda yine Irak vatandaşı olan Mahmood Khalaf Sulaiman Sulaiman'ın  kendilerine yardımcı olacağını, kendilerini onun yanına götüreceğini söyledi ve ertesi gün için iş adamı Mohammed ve Salah ile randevulaşarak oradan  ayrıldı. Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi, Tarık Moutil ve  Mahmood Khalaf Sulaiman Sulaiman zengin olduğunu bildikleri iş adamını  kaçırıp fidye almak için plan yaptı. 3 şüpheli, iş insanı Ahmed Mawlood Mohammed Mohammed'i ellerinde tutabilmek için önce bir villa ve otomobil kiraladı. Bu çalışmalar yapılırken 3 şüpheliye, açık kimlik bilgileri ve adresleri tespit edilemeyen başka şüpheliler de yardım etti. Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi, iş adamı Mohammed ve  müşteki Saleh'e kendilerine yardımcı olacağını belirttiği  Mahmood Khalaf Sulaiman Sulaiman'a  götürmek bahanesiyle Büyükçekmece'de kiraladıkları villaya kiraladıkları Araç ile  götürdü. Kimliği tespit edilemeyen diğer şüpheliler ile Tarık Moutil'in elinde pompalı tüfek ve Mahmood Khalaf Sulaiman  Sulaiman elinde tabanca ile villada beklemeye başladı.  Şüpheliler, iş adamı Mohammed  ve  müşteki Saleh villlaya girer girmez üzerlerine silahları doğrulttu ve yere yatmalarını istedi.  Müşteki Saleh korkarak yere uzandı. Ancak iş adamı Mohammed yere yatmadı ve Arapça, "Bunlar Işidci bizi tuzağa düşürmüşler" diyerek bağırdı ve direndi. Müşteki Saleh ve iş adamı ayrı odalara  götürüldü, gözleri bağlandı ve  elleri kelepçelendi.  Müşteki Saleh'in üzerinde bulunan cep telefonu ve 500 Amerikan dolarını  alan  şüpheliler, iş insanın da tespit edilemeyen parasını ve cep telefonunu da aldı. Şüpheliler, iş adamının Irak'ta yaşayan ailesinden 10 milyon dolar fidye istendi. Bu sırada şüpheliler iş adamını kasık bölgesinden pompalı tüfekle vurarak öldürdü. Ancak iş adamının ailesinden  fidye istemeye de devam etti.  Şüpheliler, öldürdükleri iş adamının cesedinden kurtulmak için  başından, kollarından, dirseklerinden ve dizlerinden kesti.  Cesedin göğüs bölgesini bavula koyan, diğer organlarını poşete koyan şüpheliler, cesedi kiraladıkları villaya fazla uzaklıkta olmayan yol kenarındaki otların içine attı. Olay yerinde cesedin kafası ise bulanamadı. 

Şüpheliler, 3 gün boyunca alıkoydukları müşteki Saleh'i de başka bir yere götürmeye karar verdi. Şüpheliler, müşteki Saleh'e siyah kadın  çarşafı  giydirip, güneş gözlüğü takarak yola çıktı. Ancak otomobilin kırmızı ışıkta  durması üzerine müşteki Saleh, bir anlık hamle yaparak şüphelilerin  elinden kaçtı. Saleh'in polise ifade vermesinin ardından olayla ilgili soruşturma başlatıldı. İddianamede Farok Abdullah Hmod Al Dulaimi (42), Mahmood Khalaf Sulaiman Sulaiman (51) ve Tarık Moutil'in (35) "Canavarca hisle eziyet çektirerek, tasarlayarak kasten öldürme", "Nitelikli yağma" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24'er yıldan 44'er yıla kadar hapis talep ediliyordu.

Görüntü dökümü:
----------------
-Arşiv

=====================================

11-MEHMET AYVALITAŞ DAVASI; SAVCI HER İKİ SANIĞIN BERAATINI İSTEDİ

Yüksel KOÇ/İSTANBUL, GEZİ Parkı eylemlerine destek amaçlı Ümraniye'de TEM otoyolu üzerinde gerçekleşen yürüyüş sırasında bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş'ın ölümüne ilişkin davada savcı, sanıkların suçu işlediklerine dair yeterli delil olmadığını gerekçe göstererek beraatine karar verilmesini istedi. 
İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 23. duruşmasına, Mehmet Ayvalıtaş'ın babası Ali Ayvalıtaş, kardeşi Muharrem Ayvalıtaş ve avukatları ile tutuksuz yargılanan sanıklar Mehmet Görkem Demirbaş, Cengiz Aktaş ve avukatları Yalçın Tura katıldı.

BİLİRKİŞİLER AYVALITAŞ'I KUSURLU BULDU
Mahkeme Başkanı Zeynep Durdu, dava dosyasına dördüncü bilirkişi raporunun geldiğini söyledi. Raporda, olayda hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş ile olayda yaralanan Seyit Kartal'ın tamamen kusurlu olduğu, sürücü olan sanıklar Mehmet Görkem Demirbaş ile Cengiz Aktaş'ın kusursuz oldukları tespitine yer verildi.  Ayvalıtaş Ailesinin avukatı Sevgi Enver Köroğlu, raporun özenle hazırlanmadığını savunarak, olayın teknik analizini yaptırdıkları CD'nin dosyada bulunduğunu belirterek izlenmesini talep ettiler. Avukatların talebi üzerine olay anına ilişkin görüntülerin teknik analizinin yapıldığı CD izlendi.
Avukat Köroğlu, görüntülerde görünen ile raporun uyuşmadığını belirterek, raporun dayanaksız delillere dayanılarak hazırlandığını öne sürdü. Avukat Köroğlu, hava koşullarına ve aydınlık durumuna göre sürücünün hızının tespit edilebileceğini, ancak bilirkişilerin bu tespiti yapmadıklarını, araçların aralarındaki takip mesafesine uymadıklarını bilirkişilerin raporlarında buna da dikkat etmediklerini öne sürerek yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etti.

'ACIMAYIN BANA AMA ADALET SAĞLAYIN'
Söz alan Mehmet Ayvalıtaş'ın babası Ali Ayvalıtaş, kendisinin de araç kullandığını belirterek, "Olay yerine belki 10 sefer gittim. 160-170'le durabildim. Yani ben bunu yapabiliyorsam... Resmen çocukların üzerine sürmüş. Acımayın bana ama adalet sağlayın. Allah aşkına tutuklayın sanıkları" dedi.

SAVCI HER İKİ SANIĞIN DA BERAATINI İSTEDİ
Esas hakkındaki mütalaasını sunan duruşma Savcısı Ali Fuat Akın, sanıkların, "Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak" suçunu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığını gerekçe göstererek her iki sanığı mevcut suçtan beraatlarına karar verilmesini istedi. Mütalaanın gerekçesiz olduğunu söyleyen Avukat Köroğlu, "Bu mütalaanın iadesi lazım" dedi. Mahkeme Başkanı Zeynep Durdu, mütalaanın iadesi gibi bir usulün olmadığını söyledi.
Mahkeme, müşteki avukatlarının esas hakkındaki beyanlarını hazırlamaları için duruşmayı erteledi.

İDDİANAMEDEN
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 2 Haziran 2013 tarihinde Ümraniye'de Gezi Parkı eylemlerine destek veren ve Mehmet Ayvalıtaş ile Seyit Kartal'ın da bulunduğu bir grubun yolu trafiğe kapattığı, şüpheli Görkem Demirbaş ile şüpheli taksi şoförü Cengiz Aktaş'ın kullandıkları araçların fren yapmalarına rağmen çarpıştıkları, Mehmet Ayvalıtaş'ın aracın altında kalarak yaşamını yitirdiği belirtiliyor. İddianamede, şüpheliler Demirbaş ve Aktaş için, "Taksirle ölüme neden olmak" suçundan 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Görüntü Dökümü:
--------------------
-ARŞİV


Kaynak: DHA

12 Haziran 2019 Çarşamba 14:21

Sarıkaya, İstanbul, Güncel