Dha İstanbul Bülteni - 4

(ÖZEL) 1- BAĞCILAR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE 'SAHTE HEMŞİRE' ALARMIHemşire kıyafeti giyip 1 ay hastane koridorlarında dolaştı.

(ÖZEL) 

1- BAĞCILAR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE "SAHTE HEMŞİRE" ALARMI

Hemşire kıyafeti giyip 1 ay hastane koridorlarında dolaştı.

Haber-Kamera: İhsan YALÇIN / İstanbul DHA

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne "sahte hemşire" alarmı yaşandı. 1 aydır hemşire kıyafetiyle hastanede dolaşan 29 yaşında S.Ç. adlı kadın gözaltına alındı.

Olay, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşandı. 29 yaşındaki S.Ç. üzerine hemşire kıyafeti giyip 1 ay boyunca hastaneye geldi. S.Ç. buradaki personele de kendini hemşire olarak tanıttı, koridorlarda dolaştı. S.Ç.'nin yalanı bugün ortaya çıktı. Hastane yönetiminin durumu farketmesi üzerine hastane polisi kadını gözaltına aldı. 

"BİR HEVESTİ"

Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen  S.Ç.'nin verdiği ilk ifadesinde ise, "Bir hevesti o yüzden yaptım" dediği öğrenildi. Hakkında, "Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçundan işlem yapılan S.Ç. savcılık talimatıyla serbest kaldı. 

Kadının hastanede hiçbir hastaya müdahalede bulunmadığı belirtildi.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden detay

-Emniyet Müdürlüğü'nden detay

==============================

2- BÜYÜKADA DAVASI SANIKLARI HAKİM KARŞISINDA

Sanık Özlem Dalkıran,

"Stresle baş edebilmek için biraraya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız" 

Haber: Özden ATİK / İstanbul, DHA

Büyükada'da 5 Temmuz 2017'de yapılan toplantıya ilişkin aralarında Alman vatandaşı Peter Frank Steudtner ile İsveç vatandaşı Ali Ghravi'nin de aralarında bulunduğu 8'i tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada sanıkların savunmalarını yapıyor. Yurttaşlık Derneği üyesi sanık Özlem Dalkıran savunmasında, toplantının atölye çalışması niteliğinde, bir iç eğitim toplantısı olduğunu belirterek "Stresle baş edebilmek için biraraya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız" dedi. 

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, tutuklu sanıklar Peter Frank Steudtner, Ali Ghravi, Günal Kurşun, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Nalan Erkem, Veli Acu ile tutuksuz sanıklar Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli katıldı. Başka suçtan tutuklu sanık Taner Kılıç ve tutuklu sanık İlknur Üstün ise Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmada hazır bulundu.  

BAŞKONSOLOSLAR DA İZLEYİCİ OLARAK DURUŞMAYA KATILDI

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Almanya İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen, Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Almanya Yeşiller Partisi'nden Özcan Mutlu, HDP Milletvekili Garo Paylan, öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Ufuk Uras, yabancı büyükelçilik temsilcileri, uluslararası af örgütü temsilcileri, insan hakları gündemi ve eşit haklar için izleme derneklerinden temsilciler ile yerli ve yabancı basın mensupları da duruşmayı izledi. Sanıkların kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, iddianamenin özeti okundu. 

TANER KILIÇ'IN DOSYASININ AYRILMASI TALEP EDİLDİ

Savunmalara geçilmeden önce sanık avukatları, adil yargılama açısından duruşmanın kayıt altına alınmasını ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi sanık Taner Kılıç yönünden dava dosyasının ayrılması talebinde bulundu. Sanık Taner Kılıç'ın avukatı da müvekkili hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla İzmir'de açılmış bir dava olduğunu ifade ederek dava dosyasının ayrılmasını talep etti. Duruşmanın kayıt altına alınması talebini reddeden mahkeme heyeti, Taner Kılıç yönünden dosyanın ayrılması talebini ise savunmalar alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verdi. 

ÖZLEM DALKIRAN: STRESLE BAŞEDEBİLMEK İÇİN BİRARAYA GELMİŞTİK

Daha sonra Yurttaşlık Derneği üyesi sanık Özlem Dalkıran'ın savunmasına geçildi. Dalkıran, "3 aydan uzun bir süredir özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Bir grup hak savunucusunun atölye çalışması nasıl olduda örgüt suçu oldu anlam veremedim. Stresle baş edebilmek için bir araya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız. Yaklaşık 30 yıldır insan hakları mücadelesi için çalışıyorum. Hakkımdaki silahlı teör örgütüne yardım suçunu reddediyorum. Bu değerlerimle taban tabana zıttır" dedi.

Ya muhbirin önyargıylarıyla ya da önceden kurulmuş bir komployla karşı karşıya olduklarını belirten Dalkıran, toplantının atölye çalışması niteliğinde, bir iç eğitim toplantısı olduğunu belirtti. Dalkıran, "Neyle suçlanıyoruz ve bu suçların dayanağı ne bilmiyoruz. Meslekleri ne olursa olsun burada oturanların ortak özelliği insan hakları savunuculuğu. İddianamede toplantının duyuru yapılmaksızın ve gizli olduğu belirtliyor, bir kısım medya bu toplantının büyük casusluk toplantısı olduğunu belirtmiş. Bu toplantı gizli değildir, dar kapsamlı kapalı toplantıdır. Atölye çalışmasının kararı, geçtiğimiz Nisan ayında İnsan Hakları Ortak Platformu'nda (İHOP) alınmıştır" diye konuştu. 

Toplantı mekanının cam kaplı prefabrik bir mekan olduğunu da ifade eden Dalkıran, "Toplantının yapıldığı yerin kapısının açık olduğu tutanaklara dahi geçmiştir. Gizli toplantılar açık kapılarda değil, kapalı toplantılar arkasında yapılır. İddianamede adım, toplantıyı organize eden olarak geçiyor. Bu suçmuş gibi lanse ediliyor. Toplantı organize etmek suç değildir, toplantıya katılmak da suç değildir. Bunu suç göstermek kasıtlı bir çabadır" dedi. 

BERAATİNİ TALEP ETTİ

İddianamede, "Tüm cep telefonlarınız kapatılacak ve otele girene kadar açılmayacak" şeklindeki sözlerine ilişkin ise sanık Dalkıran, "Atölye çalışmasında stresten uzak durmak da vardı. Orada tek konuştuğumuz verilerimizi nasıl koruruz, bunca strese rağmen sağlığımızı nasıl koruruz gibi konulardı. Bu sözler dijital bağımlılıktan kurtulmak içindi. ve sadece deniz üstündeyken telefonların kapatılması söylendi. Otele girince açılması söylenmiştir. 30 yıllık hak savunucusu olarka örgüte yardımla suçlanıyorum. Bu suçu asla kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi. 

İDDİANAME

İddianamede, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç hakkında "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla, diğer şüpheliler hakkında ise, "Silahlı terör örgütüne yardım etme" suçlamasıyla 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Sanıkların Adalet Yürüyüşü'nü kaosa çevirmeye çalışmak istedikleri, PKK, DHKP-C ve FETÖ terör örgütleriyle irtibatlarının bulunduğu ve bu örgütlere yardım kastıyla hareket ettikleri ileri sürülüyor. 

========================================

3- "ERGENEKON", "BALYOZ" VE "POYRAZKÖY" DAVALARININ SAVCISINA 3 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ HAPİS TALEBİ

Haber: Ümit TÜRK - İstanbul / DHA 

FETÖ'nün kumpas davaları olarak gösterilen, "Ergenekon", "Balyoz" ve "Poyrazköy" davalarının savcılarından Ercan Şafak hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi. Hazırlanan iddianamede Şafak'ın FETÖ'nün en mahrem sınıfı olan "Özel yetkili, Cumhuriyet Savcısı ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak adliyeye yerleştirildiği" ifade edildi. 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilen ve tutuklanarak cezaevine gönderilen eski "Ergenekon", "Balyoz" ve "Poyrazköy" davalarının savcılarından Ercan Şafak hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma tamamlandı.

İddianamede eski Savcı Ercan Şafak'ın, söz konusu kumpas davalarında görev yaptığı dönemde, "sanıklara yasal haklarını vermemek, sahte belgeleri delil olarak kabul etmek, mevcut olmayan delilleri ortaya çıkarmak, gerçek delilleri gizlemek ve gerçek failleri serbest bırakmak" gibi suç konusu teşkil eden iddialar üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi. İddianamede  yapılan bu kumpasın Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının tasfiye edilmesi için FETÖ'nün yargıya yerleştirdiği elemanları tarafından gerçekleştirilmeye çalışıldığı vurgulandı.  Eski savcı Şafak'ın, Eski SAT'çı Binbaşı Levent Bektaş'ın ev ve iş yerlerinde arama yapılmak suretiyle CMK'nun 134' üncü maddesindeki hükümlere riayet edilmeksizin (kopya çıkarılmaması) bilgisayar kütükleri ile dijital veri depolama araçlarına el konulması üzerine "Kafes Operasyonu Eylem Planı" belgesinin bulunduğu iddia edilen CD1 ve DVD3 adlı deliller üzerinde yapılan incelemelerin şaibeli hale gelmesine neden olduğu" iddia edildi. 

İddianamede, FETÖ üyeliğinden haklarında dava açılan Turhan Turunç ve Akif Özgün isimi kişilerin de Ercan Şafak'ın FETÖ üyesi olduğunu söyledikleri belirtldi.  İddianamede Şafak'ın da diğer örgüt üyeleri gibi, FETÖ'nün en mahrem sınıfı olarak kabul ettiği  "Özel yetkili, Cumhuriyet Savcısı ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak adliyeye yerleştirildiği" ifadesine yer verildi.

Ercan Şafak hakkında, "Anayasayı ihlal", "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunda da 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. 

===============================

4- FETÖ'NÜN İŞ DÜNYASI YAPILANMASI DAVASI...  SANIK NALBANT: ELLERİM KIRILSAYDI DA ALKIŞLAMASAYDIM

Haber: Serpil KIRKESER / İstanbul DHA

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) 'nün  iş dünyası yapılanmasına yönelik kapatılan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ve üye şirketlerine yönelik 86 sanık hakkında açılan davanın 3. duruşmasında tutuklu sanık TUSKON eski Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Nalbant savunmasını yaptı. 

1 Mart 2014'te TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu'nda hükümeti alenen tehdit ettiği belirtilen başkan Rızanur Meral'in açılış konuşmasını alkışlamasına ilişkin sanık Nalbant, " TUSKON toplantısına ayaklarım kırılsaydı da gitmeseydim. Konuşmayı pür dikkat dinlemedim. Önemli bir pozisyonda olmadığım, sıranın sonunda da oturduğum için, yanımdakilerde konuşuyordu ne konuşulduğunu pek anlamadım. Toplum psikolojisiyle herkes alkışladığı için ben de alkışladım. Ellerim kırılsaydı da alkışlamasaydım" dedi.  

"ASLA BİR TERÖRİST DEĞİLİM"

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan duruşma salonunda görülen duruşmada "Ben asla bir terörist değilim" diyerek savunmasına başlayan sanık Yüksel Nalbant, "Cemaatin terör örgütü olduğunu bilsem, bu adamlara selam bile vermezdim" ifadelerini kullandı. 

 

"TUSKON TOPLANTISINA AYAKLARIM KIRILSAYDI DA GİTMSEYDİM"

Sanık Nalbant, FETÖ /PDY örgüt üyelerinin aralarında kullandığı gizli haberleşme programı 'ByLock'u' kullanmadığını savunarak, dava konusu 1 Mart 2014'teki TUSKON 5.Olağan Genel Kurulu'ndaki toplantıya da davet üzerine katıldığını söyledi. 

Sanık Nalbant, "TUSKON toplantısına ayaklarım kırılsaydı da gitmeseydim. Konuşmayı pür dikkat dinlemedim. Önemli bir pozisyonda olmadığım, sıranın sonunda da oturduğum için, yanımdakilerde konuşuyordu, ne konuşulduğunu pek anlamadım. Toplum psikolojisiyle  herkes alkışladığı için ben de alkışladım. Ellerim kırılsaydı da alkışlamasaydım" diye konuştu.  

"KADINLARI TUSKON'DA VİTRİN OLARAK KULLANDILAR"

Devlet okullarında okuduğunu, işletme mezunu olduğunu ve iyi derecede İngilizce bildiğini anlatan sanık Nalbant, kendisinin ve eşinin de Cemaat yurtlarında kalmadığını ve hayatı boyunca yasadışı bir şey yapmadığını savundu. 

"Kadınlar TUSKON'da vitrin olarak kullandılar. Bu durumda savcılık tarafından tespit edilmiştir" diyen sanık Nalbant, söz konusu yapıyla sınırlı ilişkisi olduğunu ve o dönemde de yapının terör örgütü olarak kabul edilmediğini belirtti.  

"DARBE GİRİŞİMİ BAŞARILI OLSA YİNE DE HAPSE ATILACAKTIM"

Nalbant, 15 Temmuz Darbe girişimi öncesinde de istifasını sözlü ve yazılı olarak sunduğunu öne sürerek, "Hayatım boyunca kanunları çiğneyerek hiçbir şey yapmadım. Hain darbe girişimi başarılı olsa yine de hapse atılacaktım. İstifa etmem delil olarak kullanılacaktı. Ayrıca ben demokrasi mitinglerine de katıldım" şeklinde konuştu. 

"BU ÖRGÜTÜN DEVLETE SIZMASINI ERKEN FARK EDEMEDİM"

"Bu örgütün devlete sızmasını erken fark edemedim" diyen sanık Nalbant, "TUSKON üyeliğinin bana maddi hiçbir getirisi olmamıştır, zengin hayatım olmamıştır. İnkar ve yalan beyanım, ya da  gizlediğim hiçbir şey yok. Beni katıldığım TUSKON  toplantılarında hukuk dışı konuşmalar olmadı" dedi. Sanık Nalbant, "TUSKON'un Başkanı Rızanur Meral'ın istifa ettiğini de avukatımdan öğrendim. TUSKON'da önemli bir görevim olsam bunu bilmez miydim?" diyerek hakkındaki suçlamaları reddetti. Duruşma sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediyor. 

===============================

5- KURTULMUŞ:  AKM YENİLENİYOR. TANITIMI ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ YAPACAK

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 

 "İstanbul AKM yenileniyor. Bununla ilgili lansmanı önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız yapacak. Rami Kışlası dev bir kütüphaneye dönüşüyor. Burası sadece bir kütüphane değil bir kitap vadisi olacak"

"(İstanbul'daki Arap turist yoğunluğu)  Bazı sakıncalar oluşturuyor ama bizim sonuç itibarıyla turist seçme gibi bir şeyimiz olmamalı. Araplar da Avrupalılar da Uzak Doğulular da buraya gelmeli. Bunların hepsinin ilgisini çekebilecek şeyler oluşturmamız lazım. Burada özellikle korumamız gereken İstanbul'un kültürü"

"Çok şükür uçağın düşürülmesi krizi ile birlikte ortaya çıkan süreç bir şekilde dağıtılmıştır. İlk 8 ayda yaklaşık 3 milyon 334 bin Rus turist gelmiştir. Geçen seneye göre yüzde 15 artış var"

Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul DHA 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, ekonomi gazetecileri ile kahvaltıda bir araya geldi.  

Numan Kurtulmuş konuşmasının başında '3. Turizm Şurası'nda gündeme gelecek konular hakkında bilgi vererek, "Bu yeni dönemde, üçüncü hamle dönemi diyebileceğimiz bu dönemde öncelikli hedefimiz turizmde pazar ve ürün çeşitlendirmesini gerçekleştirmektir. Başta Uzakdoğu Asya olmak üzere, Çin, Hindistan Güney Kore ve Japonya bizim yeni alternatif pazarımız olarak görülüyor. Yaklaşık bir ay önce Çin'de temaslarda bulunduk. Gördük ki eğer o kapıları çalmayı başarır ve oradaki turistleri yoğun miktarda buraya çekebilirsek, bu saydığımız ülkelerin ortak özelliği çok geniş bir orta sınıfa, yeni bir orta sınıfa sahip olmaları. Alım gücü yüksek, özellikle turizm başta olmak üzere bir çok alanda da gerçekten harcama yapmaya müsait, geniş bir pazarın olduğunu görüyoruz. İnşallah bu anlamda pazar çeşitlendirmesini sağlayacağız. Önümüzdeki günlerde de Hindistan'dan gelen tur operatörlerinden oluşan yaklaşık 6 yüz kişinin katılacağı Dalaman'da bir toplantı var oraya da Bakanlık olarak katılacağız. Uzakdoğu Asya ile ilgili kapıları açmaya gayret edeceğiz" dedi.

TURİZMDE ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ

Bakan Kurtulmuş ikinci hedeflerinin de ürün çeşitlendirmesi olduğuna dikkat çekerek, "Sadece deniz, kum, güneş turizminin ötesinde, sağlık, spor, inanç, doğa, kış turizmimiz gibi çeşitli alanlardaki ürünlerimizi çeşitlendireceğiz. Bununla ilgili olarak da ilgili bütün kurumlarla iş birliği içerisinde olacağız. Geçtiğimiz haftalarda Sağlık Bakanlığı ile bu konuda bir işbirliği protokolü imzaladık. Sağlık turizminin Türkiye'de geliştirilmesi için her iki bakanlık çok yakın bir çalışmanın içerisine girecek. Diğer bakanlıklarla da benzer şekilde çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. 

Kurtulmuş, "Oluşan Türkiye karşıtlığı ve İslam karşıtlığı havasının bir şekilde dağıtılabilmesi için hem kültür alanının, hem turizm alanını bir yumuşak güç enstrümanları olarak kullanacağız. Böylece elimizden geldiğince, uluslararası anlamda Türkiye'nin tanıtımı ve Türkiye karşıtı oluşturulan, önemli bir kısmı da kasıtlı olan bu havanın dağıtılabilmesi için gayret sarf edeceğiz" diye konuştu.  

"TANITIMI SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ YAPACAK"

Numan Kurtulmuş, "İstanbul AKM yenileniyor. Bununla ilgili lansmanı önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız yapacak. Rami Kışlası dev bir kütüphaneye dönüşüyor. Burası sadece bir kütüphane değil bir kitap vadisi olacak. Birinci etabı bitti, ikinci etabı 2019'da bitecek. Sonra da hemen üçüncü etabına başlayacağız. Yılan hikayesine dönmüş olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası. Onun  da talimatlarını verdik. İnşallah 2019'a yetiştireceğiz" dedi. 

İLK 8 AYDA 22 MİLYON TURİST TÜRKİYE'YE GELDİ 

Bakan Kurtulmuş, turizm sektörü hakkında rakamlar da vererek şunları kaydetti:

"Türkiye'de turizm sektöründeki ilk 8 aydaki durum; çok şükür 2016'daki o tabiri caiz ise çöküşten yukarıya doğru çıktı. Yaklaşık 22 milyon, 21 milyon 983 bin ilk 8 aydaki turist sayımız. Geçen yılın Ocak-Ağustos dönemine göre yüzde 26.4 arttı. İnşallah yıl sonuna kadar da 30 milyon turist hedefimizi bu yıl için yakalayacağız.  İstanbul ve Antalya başta olma üzere bazı bölgelerdeki otellerin doluluk oranı yüzde 90'lara ulaşmış olması ümit vericidir. 2018 için de bizi ümitlendiren bir durumdur. Birinci sırayı alan Rus turistler. Çok şükür uçağın düşürülmesi krizi ile birlikte ortaya çıkan süreç bir şekilde dağıtılmıştır. İlk 8 ayda yaklaşık 3 milyon 334 bin Rus turist gelmiştir. Geçen seneye göre yüzde 15 artış var. 2.5 milyon Alman turist gelmiş. Bu rakamda bize ümit veriyor. Almanya'da seçimler sırasında olağan üstü yüksek dozda, üst perdeden bir Türkiye düşmanlığı, karşıtlığı yapıldı. Tehlikeli uyarıları yapıldı, buna rağmen Alman turistlerin 2.5 milyon seviyesine ulaşmış olması ümit vericidir. Yıl sonuna doğru bu rakam daha da artacak. Üçüncü Gürcistan, dördüncü İran, beşincisi de İngiltere" 

İSTANBUL'DAKİ ARAP TURİST YOĞUNLUĞU

Bakan Kurtulmuş açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. İstanbul'daki Arap turist yoğunluğunun sorulması üzerine Kurtulmuş,  "İstanbul'la ilgili söylediğiniz Arap turist konusu… Evet. Bazı sakıncalar oluşturuyor ama bizim sonuç itibarıyla turist seçme gibi bir şeyimiz olmamalı. Araplar da Avrupalılar da Uzak Doğulular da buraya gelmeli. Bunların hepsinin ilgisini çekebilecek şeyler oluşturmamız lazım. Burada özellikle korumamız gereken İstanbul'un kültürü. Buna katılıyorum. Bu sadece Arap turistlerin, dar gelirlilerin artması vesaire dolayısıyla değil, maalesef birçok bakımdan İstanbul'un kültürünün korunması zenginleştirilmesi şart. Bununla ilgili olarak önümüzdeki süreçte bir İstanbul çalıştayı gerçekleştireceğiz" diye konuştu.

"KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞININ BÜTÇESİ GENEL BÜTÇENİN İÇERİSİNDE SADECE BİNDE 5'TİR"

Numan Kurtulmuş, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın genel bütçedeki payına değinerek, "Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi genel bütçenin içerisinde sadece binde 5'tir. Bunu da bir kenara yazalım. Bu bakanlığın bütçesinin de mutlaka yıllar içerisinde iyileştirilmesi gerekiyor. Böyle bir hazinenin üstünde oturuyoruz. Bu hazinenin ortaya çıkarılması, bilinenlerin değerinin artırılması için hiç şüphesiz çok güçlü bütçesi olan bir bakanlığa ihtiyaç var" dedi. 

KAZ DAĞLARINDA MADEN ARANMASI

Bakan Kurtulmuş, Kaz Dağları'nda maden aramalarının çevreye verdiği zararlar ve otellerin çevreye verdiği zararların sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Kaz Dağları'nın ve diğer bizim çevresel güzellikleri olan yerlerimizin korunması konusunda hem fikiriz. Buralar bir daha Allah korusun kaybolduğunda geriye getirilmesi mümkün olmayan yerler. Yine otellerin çevreyi kirletmesi ile ilgili sorumluluk. Bu çevre ile ilgili sorumluluk bizim bakanlığımıza ait değil hem Kaz Dağları hem otellerle ilgili sorumluluk. Ama biz, bizi ilgilendiren kısmında azami dikkat etmeye çalışıyoruz. Buradaki hassasiyetinize katılıyorum. Bunların korunması ve ekonomik gelişmenin doğayı tahrip etmeden yerine getirilmeli diye düşünüyorum"

Görüntü Dökümü:

---------------

Kurtulmuş'un açıklamaları

Detay görüntüler

25.10.2017 -14.02  Haber Kodu : 171025107_

==================================

6- SAHTE PARA BASIP PİYASAYA SÜRMEYE ÇALIŞIRKEN YAKALANDI

Haber-Kamera: İhsan DÖRTKARDEŞ - İstanbul DHA)

Avcılar'da sahte para basarak piyasaya sürdüğü belirlenen 1 kişi gözaltına alınırken, 46 adet sahte 200 TL ve 71 adet sahte 100'lük ABD doları ele geçirilirken, bunların hazırlanmasında kullanılan malzemelere el konuldu.

Çeşitli kişilere sahte banknot verildiği belirlenince Avcılar Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri harekete geçti. Sahte paraları piyasaya sürdüğü belirtilen Seyfettin A., Ambarlı Mahallesi'nde oturduğu evde gözaltına alındı. Bu kişinin sahte paralar ve bunları yapımında kullandığı malzemeleri kayınvalidesinin aynı mahalledeki evinde sakladığı belirlenince, ikinci operasyon yapıldı. Bu evde 46 adet sahte 200 banknot ile 71 adet sahte 100'lük ABD doları ve sahte para yapımında kullanılan 2 litre mürekkep, plastik kutu içerisinde bir miktar kimyasal toz,  250 gramlık plastik şeffaf poşet içerisinde mavi kimyasal toz, 3 şırınga, 1 eldiven ve bir miktar pamuk bulundu. Gözaltına alınan Seyfettin A. ile ilgili soruşturmaya devam ediliyor.

Görüntü Dökümü:

------------

Emniyet Müdürlüğü'nde sergilenen sahte para ve malzemeler

25.10.2017 - 14.27  Haber Kodu : 171025121

=====================

7- CEM KÜÇÜK'E GÜLBEN ERGEN'E HAKARETTEN 1740 TL PARA CEZASI

Haber: Serpil KIRKESER / İSTANBUL DHA

Gazeteci Cem Küçük'ün 2016 yılının Temmuz ayında katıldığı bir televizyon programında Sanatçı Gülben Ergen'e hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı dava karara bağlandı. Sanık Cem Küçük'ü "hakaret" suçundan bin 740 TL adli para cezasına çarptıran mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık Cem Küçük 5 yıl içinde suç işlemezse dava ortadan kalkacak.

CEM KÜÇÜK DURUŞMAYA KATILDI

Bakırköy Adalet Sarayı'nda bulunan 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya sanık Cem Küçük katılırken, şikayetçi Gülben Ergen'i duruşmada avukatı Ahu Ülgen temsil etti.

CEM KÜÇÜK: HAKARET ETME KASIT VE İRADESİ İLE SARF EDİLMİŞ SÖZLER DEĞİLDİR 

Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan sanık Cem Küçük olay tarihinde ve halen gazeteci olarak çalıştığını belirterek, "Polemik yapmak gazeteciliğin doğasında mevcuttur. Avrupa İnsan hakları Mahkemesi(AİHM) kararlarında da kışkırtıcı şekilde yayın yapılabileceği ifade edilmiştir. Katılan (Gülben Ergen) magazin dünyasınca tanınan bir simadır. Televizyon programındaki sözlerim hakaret etme kasıt ve iradesi ile sarf edilmiş sözler değildir. Bu nedenle unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatimi talep ediyorum" dedi. 

"ŞİKAYETİMİZ DEVAM ETMEKTEDİR"

Gülben Ergen'in avukatı Ahu Ülgen de müvekkilinin sanatçı ve tanınan biri olduğunu belirterek, "Müvekkilin tanınan birisi olması, müvekkile küfür ve hakaret edilme hakkını vermez. Söz konusu programda sanık tarafından, müvekkile FETÖ yakıştırması dahi yapılmıştır. Konuşma ile müvekkil hedef gösterilip linç edilmek istenilmiştir. Şikayetimiz devam etmektedir" diye konuştu. Cem Küçük'ün avukatı Kadir Çekin de dava konusu programda bir kısım ifadelerin rahatsız edici mahiyette olabileceğini kaydederek, "Bu gazeteciliğin doğasında mevcuttur" dedi. Son sözü sorulan sanık Cem Küçük, "Beraatimi istiyorum" dedi.

PARA CEZASI ERTELENDİ

Davayı karara bağlayan mahkeme, Cem Küçük'ü "hakaret" suçundan bin 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne bulundurarak, yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluştuğunu kararında belirten mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.  Sanık Cem Küçük 5 yıl içinde suç işlemezse dava ortadan kalkacak.

İDDİANAME

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede Cem Küçük'ün 27 Temmuz 2016 tarihinde katıldığı programda sarf ettiği ifadelerin Gülben Ergen'i kamuoyu ve toplum önünde küçük düşüren, şeref, onur ve saygınlığını zedeleyen  nitelikte olduğu ifade edilmişti.  İddianamede şüpheli Cem Küçük'ün "Sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret" suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapsi talep ediliyordu. 

===================

8- LİSE ÖĞRENCİLERİNE UYUŞTURUCU SATAN YABANCI UYRUKLU ÇETE ÇÖKERTİLDİ

Haber-Kamera: Ali AKSOYER / İstanbul DHA

İstanbul'da liselerin önünde çocuklara uyuşturucu madde sattıkları tespit edilen bir çete polisin eş zamanlı operasyonu ile suçüstü yakalandı. Çetenin  2'si Faslı,16'sı Suriyeli olan 18 şüphelisi gözaltına alındı.

Şüphelilerle birlikte satışa hazır halde 3 kilo 507 gram esrar, 2 bin 306 hap ve hassas terazi ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheliler Çocuk Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

18 KİŞİLİK ÇETE YAKALANDI

İstanbul'da Zeytinburnu ve Fatih ilçelerinde bazı liseler önünde yaşı küçük çocuklara uyuşturucu madde sattıkları tespit edilen 18 kişi gözaltına alındı. Çocuk Şube Müdürlüğüne gelen ihbar üzerine hareket geçen ekipler bölgedeki okul önlerinde çalışma başlattı. Fiziki takibe alınan şüphelilerden birisi okul önünde bir öğrenciyle pazarlık yaptığı sırada gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinden bir miktar satışa hazırlanmış esrar maddesi ve haphlar ele geçirildi.

OPERASYON YAPILDI

Gözaltına alınan şahsın ifadesi uyuşturucu satan bir çeteyi ortaya çıkardı. Polis çete üyesi 12 kişiyi Fatih'te 6 kişiyi de Zeytinburnu'nda düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına aldı. Operasyon sırasında 3 kilo 507 gram esrar, 2 bin 306 adet uyuşturucu hap, 3 hassas terazi ile birlikte uyuşturucu madde satışından elde edilen 23 bin Türk lirası, 3 bin 415 Dolar, 80 Euro ve 1 tabanca ele geçirildi.

ÇETE LİDERİ SURİYE UYRUKLU

Şebekenin liderliğini Suriye uyruklu Muhammed S. (43), yardımcılıklarını ise Yemen Azize (23) ile Fas uyruklu Fatıme Ettayyar (19) ın yaptığı belirlendi. Çocuk Şube Müdürlüğünde sorgulanan şüpheliler işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Polis olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtti.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Şüphelilerin emniyetten çıkışı

-Genel ve detaylar

25.10.2017 - 15.38 Haber Kodu : 171025133_

Kaynak: DHA

25 Ekim 2017 Çarşamba 16:04

Gülben Ergen, Cem Küçük, Bağcılar, Türkiye, Politika, Güncel