Dha İstanbul Bülteni - 4

1-(GENİŞ) ALMANYA BAŞKONSOLOSLUĞU'NA GELEN PAKET POLİSİ ALARMA GEÇİRDİ.

1-(GENİŞ) ALMANYA BAŞKONSOLOSLUĞU'NA GELEN PAKET POLİSİ ALARMA GEÇİRDİ 
 
Fünye ile patlatılan şüpheli paketten lokum ve kolonya çıktı.
Zeki GÜNAL / İSTANBUL DHA
Gümüşsuyu'nda bulunan Almanya İstanbul Başkonsolosluğu'na kurye ile gelen bir paket şüpheli bulundu. Bomba uzmanlarınca fünye ile kontrollü olarak patlatılan paketten lokum ve kolonya çıktı.
Almanya İstanbul Başkonsolosluğu güvenlik görevlileri, saat 14.00 sıralarında bir kuryenin getirdiği paketi bomba uzmanı K9 köpeğine kontrol ettirdi. Köpeğin pakete tepki vermesi üzerine polis haber verildi. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, başkonsolosluğun bulunduğu İnönü Caddesi güvenlik şeridi çekilerek araç ve yaya trafiğine kapattı. Çağrılan bomba imha uzmanları, Başkonsolosluk girişindeki kaldırım üzerindeki şüpheli paketi, yanlarında getirdikleri detektör köpekle kontrol etti. Köpek tepki verince bomba uzmanı, özel koruyucu kıyafetlerini giyerek pakete fünye yerleştirdi. Ardından kontrollü patlattı. 
Olay yeri inceleme ekipleri, paketten çıkanların incelenmesini yaptı. Paketin içerisinden çıkan lokum ve kolonya detaylı inceleme için emniyete götürüldü.
Görüntü Dökümü:
---------------------
-Olay yerinden görüntüler
-Caddenin kapatılması
-Polis ekiplerinin çalışmaları
-Bomba uzmanlarının köpekle paketi kontrol etmesi
-Fünye ile patlatılması
-Yaşanan hareketlilik
14.12.2017 - 15.53 - Haber Kodu : 171214129
14.12.2017 - 14.33 - Haber Kodu : 171214099
14.12.2017 - 14.53 - Haber Kodu : 171214106
======================================
2- FRANSIZ BAŞKONSOLSOLUĞU'NDA DA ŞÜPHELİ PAKET ALARMI
Haber Kamera: Hasan YILDIRIM - Özgür EREN - Hakan KAYA - Cemil ÖZDEMİR / İstanbul DHA
Fransız Başkonsolosluğu'na gelen şüpheli paket polisi alarma geçirdi. Olay yerine bomba imha uzmanı çağrıldı. İncelemenin ardından paket boş çıktı. Önlemler normale döndürüldü.
Alman Başkonsolosluğu'ndaki şüpheli paket hareketliğinin ardından, İstiklal Caddesi'nde bulunan Fransız Başkonsolosluğu'nda da şüpheli paket alarmı yaşandı. Kurye ile başkonsolosluğa gönderilen paket üzerine, görevliler durumu polis ekiplerine bildirdi.
Polis çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Bölgeye bomba uzmanı ekibi de sevk edildi. Uzman ekibin incelemesinin ardından paketin boş olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine önlemler normale döndü.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Fransız Başkonsolosluğu önündeki polis ekipleri
-Uzman ekibin olay yerine gelmesi
-Şüpheli paketin götürülmesi
-Genel ve detaylar
14.12.2017 - 16.43 - Haber Kodu : 171214155
===================================
3- (ÖZEL) BELEDİYE ÖNÜNDE DEHŞET ANLARI KAMERADA
İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL,  
Sultangazi'de, çok sayıda sabıka kaydı bulunduğu belirtilen Cuma Ali Ş., özel imar tadilatı isteği kabul edilmeyince belediyenin önüne pompalı tüfekle giderek havaya ateş etti. Bir süre yanına kimseyi yaklaştırmayan şüpheli, polislerin müdahalesi ile yakalanarak etkisiz hale getirildi. Olay anı bir cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.
Cuma Ali Ş. Sultangazi Belediyesi'ndeki imar müdürlüğünde oturduğu bina ile ilgili düzenleme yapmak istediğini bildirdi, ancak bu isteğe olumsuz yanıt aldı. Sinirlenerek tepki gösteren bu kişi kısa süre sonra elinde bir av tüfeği ile bugün saat 11.00 sıralarında Sultangazi Belediyesi önüne gelerek rastgele havaya ateş açmaya başladı. Kısa sürede bölgeye sevk edilen polis ekipleri, Cuma Ali Ş.'ye elindeki silahı bırakarak teslim olmasını istedi. Ancak kimseyi yanına yaklaştırmayan Cuma Ali Ş.'yi, Sultangazi Emniyet Müdürlüğü Asayiş Bürosu'ndan bir görevli arkasından yaklaşarak etkisiz hale getirdi. 
Şüphelinin Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde sorgusu sürüyor. 
OLAY ANI KAMERAYA YANSIDI
Belediye önündeki o anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı. Bir evin balkonundan çekilen görüntülerde, meydanda duran bir kişinin elindeki pompalı tüfekle havaya ateş edip bağırdığı, etraftakilerin kaçıştıkları ve duvar arkalarına saklandıkları görülüyor. Bir süre sonra gelen polislerden birinin şüpheliye arkasından yaklaşarak elindeki pompalı tüfeği aldığı, ardından şüpheliyi gözaltına aldığı yansıyor.
Görüntü Dökümü:
----------------------
-Şüphelinin elinde pompalı tüfekle havaya ateş etmesi
-Etraftakilerin kaçışması
-Polislerin gelmesi
-Bir polisin arkasından yaklaşarak pompalı tüfeği alması
-Şüphelinin gözaltına alınması
14.12.2017 - 15.51 - Haber Kodu : 171214126
====================================
4 - MÜNEVVER KARABULUT'UN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ EVDEKİ KAYIP 700 BİN EURO DAVASI...  
*3 HAKİMİN DEĞİŞTİĞİ, 8,5 YILDIR SÜREN DAVADA SONA GELİNDİ, DAVA KARAR İÇİN OCAK AYINA ERTELENDİ
Haber: Serpil KIRKESER / Kamera: İstanbul DHA
Davanın 8,5 yıl sürmesine isyan eden Avukat Epözdemir, FETÖ terör örgütünün mensupları aracılığıyla davayı yönlendirdiğini öne sürerek, "Evde bulunan ve olay yeri inceleme kayıtlarına dahi geçmeyen 700 bin Euro'nun FETÖ'ye aktarılmış olabileceğini düşünüyoruz" dedi. 
Münevver Karabulut'un öldürülmesiyle ilgili olarak katil zanlısı Cem Garipoğlu'nun evinde cinayet günü bulunan bir miktar parayı (700 bin Euro) tutanaklara geçirmedikleri ve güvenlik kamerası görüntülerini yeterince incelemedikleri iddiasıyla haklarında dava açılan 6 polis memuru ile görüntüleri sildikleri öne sürülen 3 site görevlisinin yargılandığı davanın 24. duruşması yapıldı. Duruşmada Söz alan Karabulut Ailesi'nin Avukatı Rezan Epözdemir, "İddianamenin düzenlendiği tarihten itibaren zaman aşımı süresi 26 Nisan 2018 tarihinde sona erecektir. Biz böyle bir kamuoyunda büyük bir infiale neden olan bu olayla ilgili olarak davanın uzamasına isyan ediyoruz"  diyerek davanın karara bağlanmasını istedi. 3 hakimin değiştiği, 24 duruşmanın yapıldığı 8,5 yıllık davada tanık dinlenmesinden vazgeçildi. Hakim, esas hakkında savunma yapmaları için sanık ve taraf avukatlarına süre vererek, duruşmayı karar için Ocak ayına erteledi.  
24. DURUŞMA YAPILDI
Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Y. P. hazır bulundu. Karabulut Ailesi'ni ise duruşmada Avukat Rezan Epözdemir temsil etti. Hakim Tijen Özay, bu duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilen Kemal Avcı'nın avukatının davaya mazeret dilekçesi gönderdiğini ve müvekkili Kemal Avcı'nın yurtdışında  olduğunu bildirdiğini açıkladı.
"KİMSEYE BİRŞEY TESLİM ETMEDİM" 
Duruşmada tekrar dinlenen sanık Y. P., olay tarihinde Şelale Evleri 251 No'lu sitede bahçıvan olarak görev yaptığını söyleyerek, "Olaydan sonra  251 ada güvenlik kulübesinde bulunan Bilgisayar kasasını 3 polis ve bir savcı gelerek aldılar. Bu sırada herhangi bir tutanak tutulmadı. Bilgisayar kasasını 3 gün sora 3 polis getirdi. Kamerayı tekrar aynı güvenlik kulübesine kurdular. Bana getirdiklerine dair bir kağıt imzalattılar. 2011 yılında site yönetimi bana çıkış verdi. Çıkış verildikten sonra Bahçeşehir Karakolu'ndan beni çağırdılar. ' Yönetici kim?' dediler. Benim çıktığım zamanki yönetici Kemal Avcı'ydı" dedi. Y.P., "Beyanımda Kemal Avcı'nın yönetici olduğunu söylemiştim. Tutanakta 'Harddiski Kemal Avcı teslim ettiğim…' şeklinde bir ibare yazılmış. Ben işten ayrıldığımda sitenin bulunduğu güvenlik kulübelerinin kameraları kulübede duruyordu. Bırakıp gittim. Kimseye bir şey teslim etmedim. Bana harddisk teslim edilmedi. Bana bütün olarak bilgisayar kasası getirildi ve kulübeye koyuldu" ifadelerini kullanıldı. 
AVUKAT EPÖZDEMİR: 700 BİN EURO'NUN FETÖ'YE AKTARILMIŞ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ 
Karabulut Ailesi'nin avukatı Rezan Epözdemir, harici diskin incelenerek bilirkişi raporu hazırlanması konusunda İTÜ, TÜBİTAK ve  Adli Tıp Kurumu'nun gönderildiğini anlattı. Epözdemir, "Bu kurumların yeterli kalifiye elemanının olmadığı gerekçesiyle talebi kabul etmediklerini  ifade ederek, "Dosyaya adeta vebalı muamelesi yapıldı. Jandarma da hard diskin olmadığını söyledi. Hard disk ortadan kayboldu. Mahkeme halen harddiski bulmuş değil. Biz bu harddiski bulana kadar dava zaman aşımına girecek" dedi.
"Bunun ülkemizdeki FETÖ terör örgütü ile ilişkili olduğunu düşünüyoruz" diyen Avukat Epözdemir, "O dönem bir anlam verememiştik. Ancak daha sonra fark ettik ki; polislerin o dönemki avukatı, FETÖ'nün yargı imamı olduğu ortaya çıktı, hakkında yakalama kararı var. Bunlar tesadüf olamaz, FETÖ terör örgütünün bütün bu kurumların içindeki mensupları aracılılığıyla yargılamayı yönlendirdiğini düşünüyoruz. Ayrıca evde bulunan ve olay yeri inceleme kayıtlarına dahi geçmeyen 700 bin Euro'nun FETÖ'ye aktarılmış olabileceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. 
"İSYAN EDİYORUZ"
Epözdemir, "İddianamenin düzenlendiği tarihten itibaren zaman aşımı süresi 26 Nisan 2018 tarihinde sona erecektir. Biz böyle bir kamuoyunda büyük bir infiale neden olan bu olayla ilgili olarak davanın uzamasına isyan ediyoruz" dedi. Avukat Epözdemir,  Kemal Avcı'nın da tanık olarak dinlenilmesine gerek olmadığını belirterek ara kararlardan vazgeçilmesine ve davanın karara bağlanmasını talep etti.  Sanıkların avukatı Didem Boz da savunmalarını hazırlamak için süre talep etti. 
DAVA KARAR İÇİN ERTELENDİ
Sanık Y. P.'nin dava konusu olan harddiski Kemal Avcı'ya vermediğinin anlaşıldığını belirten hakim, dinlenilmesine karar verilen tanık Kemal Avcı'nın dinlenilmesinden vazgeçti. Esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için sanıklara ve avukatlarına süre veren mahkeme, duruşmayı Ocak ayına erteledi. 
ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA
Davanın ardından Avukat Rezan Epözdemir, yaptığı açıklamada,  24. duruşmanın yapıldığını, cinayete ilişkin 11 dava açıldığını ve hepsinin de kesinleştiğini kaydederek, "Bir tek yürüyen bu dava vardı. 8,5 yıl, 24 duruşmaya rağmen hali hazırda karar çıkmadı. Bugün itibariyle isyan ettik" dedi. Dava ile ilgili bugüne kadar yaşananlara ilişkin detaylı bilgi veren Epözdemir, mahkemede davanın zaman aşımına uğrayacağını ve biran önce karar vermesini istediklerini söylediklerini ifade ederek, mahkemede esasa ilişkin taraf avukatlarına süre vererek duruşmayı Ocak ayına ertelediğini kaydetti.   
   
İDDİANAMEDE OLAY ŞÖYLE ANLATILDI
İddianameye göre olay şöyle oldu: 3 Mart 2009 tarihinde Münevver Karabulut öldürüldü. Olayın ardından polis memurları M.T., T.K., İ.K., M.D., S.A., ve A.D. cinayetin şüphelisi Cem Garipoğlu'nun ailesiyle kaldığı Bahçeşehir'de bulunan villaya hareket etti. Jandarmaya da haber veren polis memurları ikamette arama yaptı. Polis memurları bu aramalar sırasında miktarı net olarak tespit olunamayan, ancak makul bir rakamın üzerinde olduğu belirtilen yabancı parayı tutanağa geçirmedi. Arama yapılan villanın güvenlik kameralarının olay tarihinde kayıt yaptığı ancak bu kaydın 7 Mart 2009 tarihinde silindiği, görüntülerin CD ya da DVD'ye aktarılmaya çalışıldığı, bir kısmının da geri dönüşüm kutusuna atıldığı tespit edildi. Polis memurlarının villaya ait kamera kayıtlarını yeterli düzeyde incelemedikleri, kameraların çalışmadığı, bozuk olduğu yönünde 4 Mart 2009 günü polis memurları S.A. ve G.K. tarafından tutanak düzenlendi. Yine aynı memurlar tarafından 5 Mart 2009 günü güzergah üzerindeki kameralarda ise, görüntü bulunmadığına dair ikinci bir tutanak düzenledi. Villaların yöneticiliğini yapan U.Y. ile site görevlileri Y.P. ve R.İ. da kameradaki görüntüleri silerek yok etti. Soruşturma sonunda savcılık, polis memuru sanıklar G.K., S.A.,T.K., M.D., İ.K., ve A.D. hakkında "Görevi kötüye kullanmak" suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar, site yöneticisi ile görevlileri U.Y., R.İ., ve Y.P. hakkında da "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 6'şar ay ile 5'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Yapılan yargılamada ifade veren sanık polislerin bir kısmı parayı görmediklerini, bir kısmı da söz konusu parayı Tülay Garipoğlu'na verdiklerini anlattı. 
Polislerden bir kısmı yine güvenlik kameralari ile herhangi bir bilgisi olmadığını söylerken, bir kısmı da villa görevlisinin villayı gösteren iki kemaranın 2 senedir bozuk olduğunu, kayıt yapmadığını söylediğini aktardı. Diğer site görevlisi 3 sanık da kamera görüntüsünü silmediklerini belirtti.
BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMASINA KARAR VERİLDİ 
İfadelerin alınmasının ardından mahkeme, güvenlik kamerası kayıtlarının silinip silinmediği ve teknik sürecini nasıl yapıldığına ilişkin soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için dosyanın TÜBİTAK'a gönderilmesine karar verdi. TÜBİTAK, "Yoğunluk sebebi ile inceleme için ayırabilecek ehliyetli personellerinin bulunmadığını" gerekçe göstererek dosyayı iade etti. İstanbul Teknik Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi de konu ile ilgili uzman bulunmadığı gerekçesiyle dosyayı iade etti. 
Dosya son olarak 11 Aralık 2015 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı'na gönderildi. Ancak Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı da 80 GB kapasiteli DİSK'in dosya kapsamında gönderilmemesinden ötürü inceleme yapılamadığını bildirdi. Söz konusu  23. duruşmada da hard disk bulunamadığı ve bilirkişi raporu hazırlanamadığı tutanaklara geçti. 
Mahkeme de hard diskle ilgili sanık Yusuf Palta ve tanık Kemal Avcı'nın duruşmada ifadesinin alınmasına hükmederek duruşmayı bugüne ertelemişti. 
CEZAEVİNDE ÖLÜ BULUNMUŞTU
Cinayetin işlediği 3 Mart 2009 gününden sonra 197 gün kaçan Cem Garipoğlu, 17 Eylül 2009 günü avukatıyla birlikte teslim olmuştu.  24 yıl hapis cezasına çarptırılan Garipoğlu, 10 Ekim 2014 tarihinde de Silivri'deki kapalı cezaevindeki koğuşunda ölü bulunmuştu.
Görüntü Dökümü:  
-------------------
-Avukat Rezan Epözdemir'in konuşması
14.12.2017 - 16.57 - Haber Kodu : 171214168
====================================
5- ALPEREN OCAKLARI GENEL BAŞKAN VEKİLİ MİCAN'A ONUR YÜRÜYÜYÜŞÜNE YÖNELİK SÖZLERİNDEN 4 BİN TL CEZA VERİLDİ 
Yüksel KOÇ/iSTANBUL,  
Alperen Ocakları Genel Başkan Vekili Kürşat Mican, geçen yıl LGBT onur yürüyüşüne yönelik sözleri nedeni ile "Halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak aşağılama" suçunda 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mican'ın bu cezası 4 bin TL para cezasına çevrildi.
İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına, sanık Kürşat Mican ve Avukatı Mehmet Üstündağ ile şikayetçi LGBT'nin avukatları Eren Keskin ve Eren Kara katıldılar. Hakim Burak Kılıç, sanık Mican'ın sabıka kaydının geldiğini, bu kayda göre sanığın 6 yıl ceza aldığı, 2013 yılında da şartlı tahliye ile cezaevinden çıktığını söyledi.
Sanığın ayrımcılık ve tehditte bulunduğunu söyleyen Avukat Eren Keskin, hem iç hukukun hem de uluslararası hukukun ayrımcılığı yasakladığını söyledi. Avukat Keskin, sanığın yüklenen suçlardan cezalandırılmasını istedi. Avukat Eren Kara da yapılan yargılamanın LGBTİ bireylerine karşı işlenen nefret suçlarına yönelik mücadele için önemli olduğunu belirterek, geçen yıl LGBTİ'nin onur yürüyüşü nedeniyle yaptığı açıklamadan dolayı bu davadan yargılanan sanığın, bu yıl da onur yürüyüşü nedeniyle aynı şekilde nefret suçunu işlediğini savundu. Avukat Kara, sanığın cezalandırılmasını istediklerini belirterek, "Sanık bu eylemden dolayı ceza almazsa bu suçu işlemeye devam edecektir" dedi.
Sanığın Avukatı Mehmet Üstündağ ise, müvekkilinin müştekilere yönelik bir eylemi olmadığını, devlet yönetimine çağrıda bulunduğunu savunarak beraatine karar verilmesini istedi.
BERAATİNİ İSTEDİ
Son sözü sorulan sanık Kürşat Mican, Türkiye'nin yüzde 99'unun Müslüman olduğunu belirterek, "Devlet halkının dini değerlerini korumak zorundadır. Halkı kin ve nefrete yönelik olarak tahrik ettiğimi kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ve kurumumuz farklılıklarımızı her zaman zenginlik olarak düşünüyoruz. Biz bu yürüyüşün yapılmaması için çağrı yaptık. Devletimiz yardımcı oldu. Hatta valilik bundan sonra LGBTİ  derneğinin bundan sonra faaliyet yapamayacağını beyan etmiştir. Beraatimi talep ediyorum" dedi.
4 BİN TL PARA CEZASINA ÇARPTIRILDI
Kısa bir aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, sanık Kürşat Mican'ı, "Basın yoluyla halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak aşağılama" suçundan 8 ay hapis cezası ile cezalandırdı. Bu cezayı iyi halden 6 ay 20 güne düşüren mahkeme, sanığın cezasını 4 bin lira adli para cezasına çevirdi. Mahkeme, sabıkasını gerekçe göstererek bu cezada ertelemeye gitmedi.
BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
Kürşat Mican, duruşma sonrası adliyenin önünde basın açıklaması yaptı. Para cezası aldığını hatırlatan Mican, bu kararı temyiz edeceklerini belirterek, beraat talep edeceğini söyledi.
================================
6- GECE KULÜBÜ SAHİBİNE SİLAHLI SALDIRI: 6 KİŞİ GÖZALTINDA
Haber: Çağatay KENARLI - Kamera: İstanbul DHA
Gece kulübü sahibi Ozan Ataer Atıcı'ya Beşiktaş'ta 6 ay önce silahlı saldırı düzenleyen 6 kişi polis operasyonuyla yakalandı.
Taksim'de bir gece kulübü sahibi Ozan Ataer Atıcı, Beşiktaş'ta kafeden çıkıp aracına bindiği sırada kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğramıştı. Olay sonrası şüpheliler otomobil ile kaçarken, vücuduna 3 kurşun isabet eden Atıcı tedavi altına alınmıştı.
Tuzla'daki 1 milyon 400 bin lira değerindeki Atıcı'nın arsasıyla ilgili gerçekleştiği öne sürülen saldırı sonrası, polis şüphelileri belirlemek için çalışma başlattı. Ekipler, Haziran ayındaki olayla ilgili dün sabah saatlerinde Avcılar, Beylikdüzü, Sultangazi ve Gaziosmanpaşa'da bulunan 9 adrese operasyon düzenledi. Baskınlarda 6 şüpheli gözaltına alındı, 1 kişi ise aranıyor. Gözaltına alınanların Vatan Caddesi'nde bulunan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki sorguları sürüyor.
Görüntü Dökümü: 14.12.2017 - Haber Kodu : 171214127
-----------------------
-Olayın arşiv görüntüleri
14.12.2017 - 15.52 - Haber Kodu : 171214127
=================================
7 - SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE SIRRI SÜREYYA ÖNDER'İN YARGILANMASINA BAŞLANDI
Haber: Özden ATİK / İstanbul, DHA
Zeytinburnu'nda 2013 yılındaki Nevruz etkinlikleri nedeniyle düzenlenen mitingte yaptıkları konuşma nedeniyle "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan haklarında 5'er yıla kadar hapis istemiyle dava açılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in yargılanmasına başlandı. 
Tutuklu Selahattin Demirtaş'ın katılmadığı duruşmada, Sırrı Süreyya Önder "Hep barış için mücadele ettim. Bu konuşmalar bizzat göstermiş olduğum çabalardır" diyerek suçlamaları reddetti. Sırrı Süreyya Önder'in avukatları, mahkemenin görüşünü önceden bildirdiği ve tarafsızlığından şüpheye düştükleri gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. 
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanıklardan HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile çok sayıda avukat katıldı. Davanın diğer sanığı HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın katılmadığı duruşmada, TBMM Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile çok sayıda HDP yöneticisi izleyici olarak hazır bulundu. 
DÜŞME TALEBİNE RET
Mahkeme Başkanı, Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden dilekçe göndererek Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile duruşmaya katılmak istemediğini, bizzat mahkemede bulunma talebinde bulunduğunu belirtti. Sanık Sırrı Süreyya Önder'in avukatlarından Ercan Kanar yargılama koşulu ve cezalandırma koşulu bulunmadığı ve yasama dokunulmazlığı gerekçesiyle davanın düşmesini talep etti. Ancak mahkeme heyeti, sanıklar tarafından söylenen sözlerin Anayasa'nın 83. maddesinde belirtilen "Yasama dokunulmazlığı ve sorumsuzluğu kapsamında bulunmadığını" belirterek düşme talebini reddetti. 
"EVRAKLAR AYNI, YARGIÇ DEĞİŞMİŞ"
Savunmasını yapması için söz verilen sanık Sırrı Süreyya Önder, "Bu mahkemede niye varım bilmiyorum. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandık. Evraklar aynı, yargıçlar değişmiş. Ben size yargılamayı nasıl canlandırayım? O günkü duruşmada yargılama çöktü" diyerek Bakırköy'deki yargılama sırasında ihbarı yaparak dava açılmasını sağlayan iki müştekinin, Türk Solu Dergisi'nin yayıncısı Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile fotoğraf çektirip altına kendisi ve Selahattin Demirtaş hakkında hakaret içerikli paylaşımda bulunduklarını anlattı. 
"ŞU ANDA DOKUNULMAZLIĞI OLAN BİR MİLLETVEKİLİYİM"
Siyasi dokunulmazlık konusuna değinen sanık Önder, "Dokunulmazlıklarımız, bir defalığına mahsus ve topluca kaldırıldı. Bu bir defa işin özüne aykırıdır. Her fezleke ayrı bir olgudur ve ayrı ayrı görüşülmesi gerekir. Her konuşmamıza FETÖ'den dolayı atılan savcı ve hakimler tarafından fezlekeler düzenlendi. Mecliste topluca dokunulmazlıklarımız kaldırılarak yargı önüne itildik. Ancak tekrardan meclise dokunulmazlık verildi. İktidar yargılamaktan korktuğu için bunu yaptı. Bizi ancak geçmişe götürerek yargılayabilirsiniz. Şu anda dokunulmazlığı olan bir milletvekiliyim ben" diye konuştu.  
"BENİM İŞİM SÖZ SÖYLEMEK"
Önder, söz konusu mitingte yaptığı konuşma için ise "O benim işim. Şeref madalyam. Çocuklarıma bırakacağım mirastır. Benim işim söz söylemek" dedi. "Yargı iki sonuçludur: ya suçlusunuz ya da suçsuzsunuzdur. Siyasette ise üç sonuçludur; ya kazanılır, ya kaybedilir. Diğer sonucu ise uzlaşmacı olmasıdır. Uzlaşma olmazsa toplum gelişmez" diyen Önder, "Hep barış için mücadele ettim. Bu konuşmalar bizzat göstermiş olduğum çabalardır. Bir gün bu ülkeye barış gelecek" ifadelerini kullandı. 
REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNULDU
Önder'in avukatlarından Ramazan Demir ise mahkemenin düşme talebinin reddi kararına atıfta bulunarak, "Mahkemenizce verilen ara kararı kabul etmiyoruz. Söylenen sözlerin yasama sorumsuzluğu kapsamında kalmadığını, neye dayanarak karar verdiniz. Bu bir ihsas-ı reydir (görüşünü bildirme)" diyerek reddi hakim talebinde bulundu. Avukat Bilal Kalkan da mahkemenin tarafsızlığı konusunda şüphe oluştuğu gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, reddi hakim talebini değerlendirmesi için dosyanın üst mahkeme olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. 
5'ER YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYOR
İddianamede, 17 Mart 2013 tarihinde Zeytinburnu'nda gerçekleştirilen Nevruz etkinliğinde HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder'in yaptıkları konuşmada terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ı ve terör örgütünü övdükleri iddiasıyla "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapisleri talep ediliyor.
===============================
8- ZEYTİNBURNU'NDA MOBİLYA DEPOSUNDA YANGIN (2)
Haber: İbrahim AKTÜRK Kamera: Murat SOLAK / İstanbul DHA
Zeytinburnu'nda bir iş merkezinde bulunan mobilya deposunda yangın çıktı. Yangın nedeniyle olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Yangında, can kaybı yaşanmazken, depo kullanılamaz hale geldi.
Edinilen bilgiye göre, yangın saat 16.30 sıralarında, Maltepe Mahallesi TİM-2 İş Merkezi'nin ikinci katındaki mobilya deposunda meydana geldi. Henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüdü ve deponun tamamını kapladı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri kısa sürede yangını kontrol altına aldı. Bu arada, iş merkezinde çalışanların bir kısmı dumandan etkilendi. Görgü tanıkları, yangının biranda çıktığını ve alevlerin yükseldiğini söyledi. 
SALDALYELERİ İKİNCİ KATTAN AŞAĞI ATTILAR
Yangın anını, iş merkezinde çalışanlar cep telefonuyla kaydetti. Görüntülerde, alevli şekilde yanan mobilya dükkanı ve çevrede yaşanan panik görülüyor. Dükkanın içindeki malzemelerin bir kısmını, çalışanlar yangından kurtararak ikinci kattan aşağı doğru atıyor. Polis, yangınla ilgili inceleme başlattı.
 
Görüntü dökümü:
--------------------
-Olay yerinden detay görüntüler
-Röportajlar
-İtfaiye ekiplerinin yangına müdahale etmesi
-Genel görüntüler

Kaynak: DHA

14 Aralık 2017 Perşembe 18:59

Kemal Avcı, Rezan Epözdemir, Sırrı Süreyya Önder, Almanya, Politika, Güncel