Dha İstanbul Bülteni - 4

SAVCI, EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISININ 'UYUŞTURUCU TİCARETİ' NDEN TUTUKLANMASINI İSTEDİSerpil KIRKESER, İstanbul DHAİstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ö.C. 'Uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

SAVCI, EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISININ "UYUŞTURUCU TİCARETİ" NDEN TUTUKLANMASINI İSTEDİ
Serpil KIRKESER, İstanbul DHA
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ö.C. "Uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Edinilen bilgiye göre bir uyuşturucu kuryesi geçtiğimiz günlerde Atatürk Havalimanı'nda yakalandı. Kurye ile bağlantılı olduğu düşünülen şüphelilerin evine de polis baskın yaptı. Eve yapılan baskında uyuşturucu (bonzai) ele geçirildi. Uyuşturucunun ele geçirildiği evi kimin kiraladığını araştıran polis, emniyet müdür yardımcısı Ö. C. 'nin adına ulaştı. Yapılan operasyonda gözaltına alınan İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı şüpheli Ö. C. bugün Bakırköy Adalet Sarayı'nda savcıya ifade verdi. Savcı Ö.C'yi "Uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan tutuklama talebiyle Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk etti.
==================================
KANDİLLİ RASATHANESİ MÜDÜRÜ ÖZENER: ÇANAKKALE İÇİN SÜRPRİZ OLMAYAN DEPREMLER (2)
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener,
(Çanakkale depremleri) "5, 5.5 o bölge için doğal depremler. Bu da onlardan bir tanesi, anormal bir durum yok"
(Çanakkale depremlerinin İstanbul'a etkisi) "Normal koşullarda direkt bir bağlantısının olduğunu söyleyemiyoruz bilimsel olarak; ama yok da diyemeyiz. Bunu bir kaç kere söyledik ama Marmara için Çanakkale'de, İzmir'de deprem olsun olmasın, Türkiye'nin herhangi bir yerinde deprem olsun olmasın, bunlardan bağımsız olarak konuşursak şu anda Marmara Denizi'nde, İstanbul özelinde etkileyecek 7'nin üzerinde, 7,2'lik bir deprem olması hiç sürpriz olmaz"
Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul DHA
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Esenler Belediyesi tarafından Esenler Kent Konseyi'nde düzenlenen "Bir şehir depreme nasıl hazırlanır" başlıklı toplantıya katıldı. Haluk Özener toplantı öncesinde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Özener Çanakkale'de meydana gelen depremlerle ilgili, "Aslında beklediğimiz, Çanakkale için sürpriz olmayan depremler. 5, 5.5 o bölge için doğal depremler. Bu da onlardan bir tanesi, anormal bir durum yok Çanakkale için" dedi.
"NE OLMAYACAK, NE DE YÜZDE YÜZ OLACAK DİYEMİYORUZö
Özener, bir gazetecinin "Bu depremler Ege Bölgesi için büyük bir depremin habercisidir diyebilir miyiz?" sorusuna, "Öyle bir şey maalesef söyleyemiyoruz. Keşke söyleyebilsek. Tekrar söyleyeyim, o büyüklükteki bir deprem Çanakkale, Ege Bölgesi için sürpriz değil. Ne olmayacak, ne de yüzde yüz olacak diyemiyoruz. Keşke onu söyleyebilsek de depreme çok daha hazırlıklı olabilsek" şeklinde yanıt verdi.
Çanakkale'deki depremlerin oluş şekli açısından İtalya'da gerçekleşen depremlere benzetildiğinin hatırlatılması üzerine Özener, "Her depremi kendi özelinde değerlendirmekte daha fayda olduğunu düşünüyorum. Biz şu anda Kandilli olarak kendi kurmuş olduğumuz networklerimizle depremlerin lokasyonunu ve büyüklüğünü veriyoruz. Böyle değerlendirmekte fayda var" ifadesini kullandı.
İSTANBUL'U ETKİLEYECEK Mİ?
Özener, "Peki Çanakkale'deki depremler İstanbul'da herhangi bir depremi tetiklemez diyebiliyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:
"Normal koşullarda direkt bir bağlantısının olduğunu söyleyemiyoruz bilimsel olarak; ama yok da diyemeyiz. Bunu bir kaç kere söyledik ama Marmara için Çanakkale'de, İzmir'de deprem olsun olmasın, Türkiye'nin herhangi bir yerinde deprem olsun olmasın, bunlardan bağımsız olarak konuşursak şu anda Marmara Denizi'nde, İstanbul özelinde etkileyecek 7'nin üzerinde, 7,2'lik bir deprem olması hiç sürpriz olmaz. Yani bu deprem şu anda konuşurken de olabilir, dolayısıyla burada öyle bir enerji birikmiş durumda. Onunla bağlantılı, bağlantısız demeyelim. Hiç bir deprem olmasa bile şu anda, 10 saniye sonra İstanbul'da 7'lik bir deprem olabilir, olmayabilir de. Ama deprem olacak her türlü şeye hazırız, her türlü veri var."
İSTANBUL DEPREME NE KADAR HAZIR?
Haluk Özener, İstanbul'un depreme ne kadar hazır olduğunun sorulması üzerine, şunları söyledi:
"Bu soruyu Haluk Özener özelinde soruyorsanız biz çok hazırız. Bilim insanları çok hazır. Bir çok insanın da çok hazır olduğunu düşünüyorum. Yani artık eskisi gibi insanlar bina alırken, yatırım yaparken depremi de düşünüyorlar. Karar vericilerin de oldukça hazır olduğunu düşünüyorum ama her şey bitmiş midir? Değildir. Bu bir doğal afet, doğal afetin önüne geçemiyoruz ancak yapabileceğimiz deprem zararlarını azaltmak."
İZMİR'DE DEPREM İDDİASI
Haluk Özener, bir deprem uzmanının 'İzmir'de yarın deprem olacak' şeklinde iddialarının sorulması üzerine, "Hocamızın hangi verileri baz alarak söylediğini açıkçası tam bilmiyorum; ama şöyledir o bölgelerde de yani Ege'de de bu deprem özelinde değil ama herhangi bir zamanda 5'lik, 6'lık bir deprem olması sürpriz değil. Deprem bir doğa olayı, bunun önüne geçme şansımız yok. Ancak yapabileceğimiz deprem zararlarından korunmak azaltmak. Vatandaş olarak yapılarımızı güçlendirmeliyiz. Zeminin özelliklerini bilerek, mühendislik hizmetlerinden yeteri kadar faydalanmamız gerekiyor. Bugün İstanbul'da 7,2'lik ya da 7,5'lik bir deprem olsa yıkımlar arasında fark olacak, yani bilimsel olarak, enerji olarak çok büyük bir fark var ama hazırlık açısından çok büyük fark olduğunu düşünmüyorum. Yani bugün deprem olacak gibi hazırlıklarımızı yapmalıyız ama umarım, dua edelim İstanbul'u bekleyen deprem biraz daha gecikir, karar vericilerimiz biraz daha hızlanır ve depreme daha hazır bir İstanbul'a kavuşuruz" diye konuştu.
Özener, Çanakkale'deki depremlerin artçısının 1 hafta, 10, 15 güne kadar sürmesinin beklenebileceğini dile getirdi.
"BİZ DEPREME HAZIRLANMALIYIZö
Özener daha sonra Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu ile birlikte kısa bir açıklama yaptı. Tevfik Göksu, Esenler'de depremle mücadele için kentsel dönüşüm çalışmalarının devam ettiğini, yakın zamanda 50 bin konutun yenileneceği belirtti. Göksu, depremle mücadele konusunda bir seferberlik olması gerektiğini ifade ederek olası bir depreme hazırlıksız yakalanılmaması gerektiğini söyledi.
Haluk Özener de, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu ve buna alışık olunması gerektiğini belirterek, "Her an Türkiye'nin her yerinde 5, 5.5 depremler çok olağan depremler. Belli bir süre gecikiyor daha sonra peş peşe depremler geliyor. Biz depreme hazırlanmalıyız. Deprem bir doğal afet diğer doğal afetler gibi. Bunun önüne geçme şansımız maalesef yok, keşke olabilseydi. Yapacağımız tek bir şey var; deprem zararlarını azaltmak. Bunun da en başında vatandaş olarak ne yapabiliriz, depreme dayanıklı konutlar seçmeliyiz. Mümkün olduğu kadar yerleşimimizi buna göre sağlamalıyız. Karar vericilerin yapacakları, depreme dayanıksız bina stoklarını, dayanıklı hale getirmek yani kentsel dönüşüm. Bir transfer gibi komple belirli bölgelerin belirli yerlere alınarak büyük projelerin yapılmasında çok büyük fayda olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü:
-------------------------
-Özener'in soruları yanıtlaması
-Göksu'nun açıklaması
-Özener'in açıklamaları
-Toplantıdan görüntüler
-Detaylar
07.02.2017 - 14.40 - Haber Kodu : 170207123
==================================
RÜZGAR ÇETİN'İN MUŞTA İLE YARALAMA DAVASI (SON)
Özden ATİK, İstanbulDHA
Ünlü yönetmen Sinan Çetin'in oğlu Rüzgar Çetin, 2013 yılında karıştığı bir kavga nedeniyle hakim karşısına çıktı. Rüzgar Çetin'in Asmalımescit'te bir barda kavga ettiği Ahmet Tigrel'i muşta ile yumrukladığı iddia ediliyor. Rüzgar Çetin, 2016 yılında Beşiktaş'ta bir polis memurunun şehit olduğu, diğer polisin de yaralandığı kazada 7 yıl 6 ay hapis cezasına çaptırıldı ancak karar kesinleşmedi.
HEM MÜŞTEKİ HEM SANIK
İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ikinci celsesi görülen duruşmaya, karşılıklı kavga ettikleri için müşteki-sanık sıfatıyla Rüzgar Çetin ve Ahmet Tigrel avukatlarıyla hazır bulundu. Hakim Halil İbrahim Çelebi, bilirkişi raporunun mahkemeye ualştığını tutanağa geçirdi.
TANIKLAR DİNLENDİ
Daha sonra Ahmet Tigrel'in tanıkları dinlendi. Tanıklardan Murat Yalçın, kavganın nasıl başladığını bilmediğini belirterek "Ahmet ile Rüzgar barda kavga ediyordu, ayırdık. Bodyguardlar Rüzgar'ı dışarı çıkardı. Bir süre içeride bekledik. Ortamın sakinleşmesi üzerine dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda ilk aşamada konuşacak gibiydiler. Fakat Rüzgar, Ahmet'e saldırdı. Elinde bir şey vardı, metaldi, ama tam olarak bilemiyorum" dedi. Tanık Yasemin Yapan ise "Rüzgar ve Ahmet dışarıda konuşuyordu. Bu esnada Rüzgar, Ahmet'e yumruk attı" dedi.
AVUKATLAR SÜRE İSTEDİ
Taraf avukatları bilirkiş raporunu inceledikten sonra beyanda bulunma talebinde bulundular. Duruşma, taraflara bilirkişi raporunu incelemeleri için süre verdi. Mahkeme, Rüzgar Çetin'in tanıklarına da davetiye çıkarılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşma sonrasında Rüzgar Çetin, avukatıyla adliyeden ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı. Asansörü kullanmayan Çetin, merdivenlerden koşarak indi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, olayın 30 Kasım 2013'te Asmalımescit'teki Propaganda isimli mekanda meydana geldiği beliritliyor. İddiaya göre Rüzgar Çetin, Ahmet Tigrel'in yanından geçerken yanağından makas aldı ve tokat attı. Tigrel de Çetin'e yumruk attı. Daha sonra Çetin, güvenlik görevlilerince dışarı çıkarıldı. Çetin tekrar içeri girip Tigrel ile konuşmak istedi, ancak görevliler tarafından çıkarıldı. Daha sonra dışarıda bekleyen Rüzgar Çetin, Ahmet Tigrel'i yanına çağırdı. Çetin'in parmaklarına taktığı ve elde edilemeyen muşta ile vurarak darp ettiği belirtiliyor. Boğuşmaya başlayan tarafları arkadaşlarının ayırdığı anlatılıyor. Çetin daha sonra Tigrel'in telefonuna mesaj atarak tehdit ettiği de ileri sürülüyor. Rüzgar Çetin'in, "Basit yaralama", "tehdit","hakaret", "Bıçak veya diğer aletleri izinsiz taşıma" suçlarından 3 yıl 10 aydan 10 yıl 10 aya kadar hapsi isteniyor. Sanık Ahmet Tigrel'in ise "Hakaret" ve "Basit yaralama" suçundan 7 aydan 3 yıla kadar hapis isteniyor.
ÇETİN: "MUŞTA DEĞİL, KÜL TABLASI"
Davanın ilk duruşmasında ise müşteki-sanıklar ifade verdi. Rüzgar Çetin savunmasında, "Olay gecesi kullandığım cisim muşta değildir. Ben muştayla gezen bir insan değilim. Kül tablasıdır" dedi. Çetin olayı şöyle anlattı: "Propaganda isimli eğlence mekanında önceden tanıdığım ve samimiyetim olan Ahmet'i gördüm. Kendisinden makas aldım. Ben makas alınca bana yumruk attı. Bana niye yumruk attı bilemiyorum, belki tanımadığı içindir. O an şaşırdım. Araya güvenlik elemanları girdi. Ben dışarıya çıktım. Dışarı çıkmadan önce herhangi bir karşılık vermiş değilim. Konuşmak için tekrar mekana girdim. Ahmet ile görüştüm. Amacım Ahmet'in özür dilemesiydi. Fakat özür dilemedi. Dileseydi bu olayı kapatacaktım. Tekrar dışarı çıktım. Montumun bana gelmesini bekliyordum. Ahmet dışarı çıkınca yanıma geldi, tehdit ve hakarette bulundu.Ahmet üzerime gelince korku ile elime geçirdiğim kül tablası üstüyle kendimi savunmak amaçlı hamle yaptım.Sonra beraber yere düştük. Kendisine vuramadım bile, o sırada gazeteciler çektiği için olay yerinden uzaklaşmaya çalışıyordum. Eve gittim.Evdeyken çk sinirliydim. Ahmet'in cep telefonuna öesaj attım.sonra arkadaşların araya girmesi üzerine olayı kapattık.Fakat 5 gün sonra Ahmet gidip hakkımda şikayette bulunmuş. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum. Çünkü asıl mağdur benim. Arkadaşıma 'merhaba' diyorum ve bana yumruk atıyor ve dışarıda bana saldırarak yaralıyor. Böylece işimden gücümden engel kalıyorum."
TİGREL: SAMİMİYETİMİZ YA DA HUSUMETİMİZ YOK
Ahmet Tigrel ise "Olayın neden kaynaklandığını bilmiyorum. Muhtemelen kız meselesinden kaynaklanmıştır.Rüzgar ile 'merhaba' şeklinde tanışıklığımız var. Ancak samimiyetimiz, ya da husumetimiz yoktur" dedi.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Rüzgar Çetin avukatıyla çıkarken
07.02.2017 - 11.35 Haber Kodu : 170207047
==============================
"CEZAEVLERİNDEKİ FETÖ" İDDİANAMESİ TAMAM
Ümit TÜRK İstanbul / DHA
FETÖ/ PDY soruşturması kapsamında örgütün cezaevlerindeki yapılanmasına ilişkin 3'ü cezaevi müdürü 49 şüpheliye yönelik hazırlanan ilk iddianamede, FETÖ'nün cezaevlerindeki yapılanması anlatıldı. İddianamede FETÖ'nün, adliye ve ceza infaz kurumlarında çalışan personeli, öncelikle eleman devşirmek ve gelir elde etme maksadıyla kullandığı belirtildi.
ÖNCELİKLE İŞ SAHİBİ YAPTILAR SONRA AMAÇLARI DOĞRULTUSUNDA KULLANDILAR...
Bu kurumlara alınacak personelin de öncelikle örgüte bağlı okullarda veya dershanelerinde eğitim gören kişilerden seçildiğine dikkat çekilen iddianamede "Bu kişileri iş sahibi yapma veya ilerleyen dönemde lüzum olduğu halde kullanmak maksadıyla, mahrem gruba dahil olan hakim-savcıların, işe alım mülakatlarında uyguladıkları taraflı değerlendirmeler ile kamu görevlisi yaptıkları, sonrasında ise bu personeli örgütün amaç ve ilkeleri doğrultusunda yönlendirdikleri belirlenmiştir" denildi.
ERGENEKON VE BOLYOZ GİBİ PROJE DAVALARINDAN SONRA...
İddianamede örgütün cezaevleri ve adliyelere yönelmesinin ise 2006 sonrasında yoğunlaştığı belirtilerek, "Proje davalardaki hakimiyetini sağlamlaştırmak, etki alanını tesadüflere bırakmamak amacıyla kamuoyunda Ergenekon ve Balyoz davaları olarak bilinen soruşturmalar sonrası başlayan süreçte, kadrolaşmasını adliyeler ve ceza infaz kurumlarında en üst seviyelere çıkarmıştır" denildi.
FETÖ'NÜN HEDEFLEDİĞİ KURUMLAR...
FETÖ'nün bu kapsamda bu tarihten sonra kendisi için kilit öneme haiz olan kurumlara personel yerleştirdiği bu kurumların da çoğunlukla Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı, yüksek yargı organları, HSYK, Adalet Akademisi, Terör Suçları ile Görevli Cumhuriyet Başsavcılıkları, Özel Yetkili Mahkemeler ve Komisyon Başkanlıkları ile Ceza ve İnfaz Kurumları Eğitim Merkezleri gibi birimler olduğu belirtildi. Örgütün bu birimlere yerleştirdiği personeli de sıkı denetime tabi tutarak iradesi dışına çıkmasını engellediği ifade edildi.
SEÇECEKLERİ KİŞİLERİ PUANLADILAR
Örgütün adliye ve ceza infaz kurumlarında görev vereceği kişilere örgüt imamları tarafından ön mülakatlar yapıldığı anlatılan iddianamede, "Bu mülakatlar sonucu örgütün "mezun mesulü" adı verilen elemanlarınca 5A, 5, 4A, 4, 3A ve 3 puan sıralaması ile, örgütle bağlantılı bulunan Hakim ve Cumhuriyet Savcılarından oluşan Adalet Komisyonu Başkanlıklarına yönlendirdikleri ve bu sayede kamu görevine soktukları tespit edilmiştir" denildi.
BURALARDA DA ÖRGÜTLENMEMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ...
İddianamede, Yüksek yargı organları ve HSYK gibi üst birimlerde örgütlenen ve üyesi olan her hakim-savcı açısından özel planlama ile mahrem bir yapı oluşturan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, adliye, ceza ve infaz kurumları ile denetimli serbestlik müdürlüklerinde görev yapan kamu görevlileri arasında da örgütlenmemiş olmasının düşünülemeyeceği belirtilerek, "Sindirme, baskı oluşturma, toplumsal algı yönetimi ile örgütsel amaçlara hizmet eden yargı teşkilatındaki yapının tamamlayıcısı olan adliye ve ceza infaz kurumları yapılanması da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargı teşkilatı içerisindeki yapılanmasına dahildir" denildi.
DIŞ SORUMLULAR ÖĞRETMENLERDEN SEÇİLDİ
Özellikle Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nda örgütlendiklerine dikkat çekilen iddianamede örgütün iç ve dış sorumlusu olarak görevlendirmeye gittikleri kaydedildi. Dış sorumlunun genellikle öğretmenlik mesleği mensuplarından oluştuğu belirtildi.
43'Ü BYLOCK'ÇU ÇIKTI
45'inin tutuklu olduğu belirtilen iddianamede, 1 kişinin etkin pişmanlıktan yararlandığı, diğer 3 kişinin ise şahsi durumları nedeniyle tutuksuz yargılandıkları belirtildi. İddianamede 43 şüphelinin örgütün kriptolu haberleşme uygulaması olan Bylock'u kulandığının tespit edildiği ifade edildi.
ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN DAVA AÇILDI
İddianamede tüm şüpheliler hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.
==================================
(EK GÖRÜNTÜLERLE) BEYKOZ'DA ESRARENGİZ YAKIT SIZINTISI
Denizde temizleme çalışmaları sürüyor.
Haber: Yaşar KAÇMAZ - Kamera: İstanbul DHA
Beykoz açıklarında denize yakıt karıştığı ihbarı üzerine Kıyı Emniyeti'ne bağlı ekipler harekete geçti. Ekipler bölgede temizleme çalışmalarına başladı. Yakıtın denize sızığı karıştığı da araştırılıyor.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Denize karışan yakıt
-Temizleme çalışmaları
-Genel ve detaylar
07.02.2017 - 15.21 Haber Kodu : 170207136
07.02.2017 - 15.50 Haber Kodu : 170207144
=============================
OTOMOBİL GECEKONDUNUN ÜZERİNE UÇTU
Sürücü de gecekonduda bulunanlar da olayı yaralanmadan atlattı. Tanıklar sürücünün fren yerine gaza basınca otomobilin kontrolünü kaybettiğini söyledi.
Cengiz ÇOBAN, İstanbulDHA
Beykoz'da park yapmak için manvera yaptığı sırada sürücüsünün kontrolünden çıkan araç bir gecekonun üstüne uçtu. Ölüm ya da yaralanmanın olmadığı kazada gecekonduda bulunanlar büyük panik yaşadı. Otomobil bulunduğu yerden İtfaiye aracının yardımıyla kaldırıldı.
SÜRÜCÜ KONTROLÜ KAYBETTİ
Kaza saat 13.30 sıralarında Çubuklu Mahallesi'nde meydana geldi. İlknur Şenoğlu adlı sürücü aracını park etmeye çalıştığı sırada kontrolü kaybetti. Aniden hızlanan otomobil yoldan çıkıp gecekondunun üstüne uçtu.
ÇATIDA DURAN OTOMİLİNDEN KAPISINI AÇIP ÇIKTI
Olayı görenler polis ve itfaiyeye haber verdi. Gecekonduda yaşayanlar gibi kazayı yaralanmadan atlatan sürücü çatıda duran otomobilin kapısını açıp çıktı.
"EV BAŞIMA GÖÇTÜ"
Otomobilin çatısına uçtuğu evin sahibi Zeliha Sıvıç çok korktuğunu söyleyerek "Ev başıma göçtü, yüreğim yarıldı. Hemen arabanın altında mutfaktaydım yemek yapıyordum. Kıyamet koptu zannettim. Ölümden döndüm. Kızım ağlıyordu,1 saat kendime gelemedim,dışarı çıktım hemen" diye konuştu.
Sürücü soruları cevapsız bırakırken, çatıya uçan otomobil itfaiye ve çekici yardımıyla kurtarıldı. Tanıklar sürücünün manevra yaptığı sırada fren yerine gaza bastığı için otomobilin hızlandığını ve kazanın meydana geldiğini söyledi.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Gecekondunun çatısına uçan otomobil
-İtfiaye ve polis ekiplerinden görüntü
-Kadın sürücünün görüntüsü(çantalı)
-Çevredeki vatandaşlarla röp
-Ev sahibi le röp
-Aracın kurtarılması
-Genel ve detay görüntüler
07.02.2017 - 14.53 Haber Kodu : 170207140
========================================
UÇAK YOLCU VE TRAFİĞİNDE AZALMA
Haber: Faik KAPTAN - Murat ÇAKIR / İstanbul DHA
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ ) Genel Müdürlüğü, 2017 yılı Ocak ayına ilişkin havayolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı, verilen bu üç hizmette de azalma olduğu belirtildi.
DHMİ'nin açıklamasında Ocak ayı sonu itibariyle hizmet verilen toplam uçak, yolcu ve yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği azalışına neden olarak meteorolojik hava durumu gösterildi ve bu yüzden havayolu şirketlerince yapılan sefer iptallerinin etkili olduğu belirtildi. Buna göre, ocak ayında Türkiye genelinde havalimanlarından hizmet alan yolcu sayısı 11milyon 486 Bin 491 oldu.
Açıklamada, "Ocak ayında, havalimanlarının iç hat uçak trafiği, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 azalışla 60bin 672, dış hatlarda ise yüzde 11,1 azalışla 34bin 055 oldu.
Üstgeçiş (overflight) uçak trafiğinde artış eğilimi devam etti. Ocak ayında üst geçiş (overflight) uçak trafiği yüzde 14,4 artışla 29 bin 870'e ulaştıö denildi.
UÇAK SAYISI VE YOLCUDA AZALMA
2017 Yılı Ocak Ayında hizmet verilen uçak sayısının yüzde 0,7 azalışla 124.597 olduğu belirtilen açıklama şöyle devam etti:
"Bu ayda, iç hat yolcu sayısı yüzde 1,7 azalışla 7milyon 490 bin 249, dış hat yolcu sayısı ise yüzde 10,9 azalışla 3 milyon 978 bin 485 olarak kaydedildi. Böylece söz konusu ayda direkt transit yolcular da dahil edildiğinde yolcu sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 azalış ile 11milyon 486 bin 491 oldu.
Havalimanları Yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği ocak ayı itibarıyla iç hatlarda yüzde 5,2 azalışla 61 bin 933ton, dış hatlarda yüzde 3,3 azalışla 141bin 925 ton, toplamda ise yüzde 3,9 azalışla 203 bin 858 tona ulaştı"
==================================
ZEYTİNBURNU'NDA KENTSEL DÖNÜŞÜMDE TAKAS DÖNEMİ
Haber: Ezgi ÇAPA / İstanbul DHA
Zeytinburnu nüfusunun yaklaşık yarısının ikamet ettiği Çırpıcı, Veliefendi, Sümer, Yeşiltepe, Seyitnizam, Nuripaşa mahallelerinde, kentsel dönüşüm projelerinde evleri yıkılacak vatandaşla, TOKİ arasında ev takası yapılacak.
TRAMPA (BECAYİŞ) YÖNTEMİ 'ÖNCELİKLİ' OLACAK
Zeytinburnu Belediye Meclisi'nde yarın görüşülecek kararla, trampa (becayiş) yönteminin 'öncelikle' benimsenerek hak sahiplerinin TOKİ ile hesaplaşması sağlanacak. Zeytinburnu Belediyesi ve TOKİ arasında yapılacak protokolle "Hak sahipleri ile uzlaşma, dönüşüm alanındaki hak sahiplerinin mülkiyetini öncelikle trampa (becayiş) yöntemini benimseyerek TOKİ adına devir alma, bedeli karşılığında ya da trampa yöntemi ile TOKİ ile mahsuplaşma, kamulaştırma… vs. gibi usul ve esaslarınö belirlenmesi için Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın'a yetki verilecek.
TRAMPA NE DEMEK
Trampa, ticari değeri olan bir malın, başka bir malla değiştirilmesi, değiş tokuş, takas anlamına geliyor. Trampada değiştirilecek malların değerlerinin birbirine eşit olması gerekmiyor, eşitlik olmadığı takdirde aradaki fark ödenerek denklik sağlanabiliyor.
=========================
RONALDİNHO SEVGİSİ
Faik KAPTAN- Murat ÇAKIR / İSTANBUL DHA
Hadımköy'de spor okulu açmak için İstanbul'a gelen Brezilya futbolunun efsane ismi Ronaldinho bugün Türkiye'den ayrıldı.
Yanında ağabeyi ve ağabeyinin eşi ile birlikte Atatürk Havalimanı'na gelen Ronaldinho hayranlarının yoğun ilgisiyle karşılaştı. Resmi ve özel güvenlik kuvvetleri tarafından korunan ünlü futbolcu bazı hayranlarıyla hatıra fotoğrafı da çektirdi. Selfie yapmak için uzun uğraşlar verenlerin isteğini geri çevirmeyen Ronaldinhno kendisine gösterilen yoğun ilgiye oldukça şaşırdı. Dış Hatlar Terminalinde 5 özel güvenlik görevlisi tarafından korunan Ronaldinho daha sonra Emirates Havayolları'nın uçağı ile İstanbul'dan Dubai'ye uçtu.
Görüntü Dökümü:
----------------
-Ronaldinho'nun bilet işlemi yaptırması ve korumalar
-Pasaporttan geçmesi
-Çalışanlar ve yolcuların ilgisi, fotoğraf çektirmeleri
-Ronaldinho'nun araca binişi selfie çekenler
-Ronaldinho'nun el sallayarak gidişi
-detaylar
07.02.2017 - 16.09 Haber Kodu : 170207156
07 Şubat 2017 Salı 16:16

Haluk Özener, Türkiye, Ronaldinho, Sinan Çetin, Politika, Güncel