Dha yurt bülteni -10

Polisin ağlarken bulduğu kızı, babası istismarda bulunup, fuhuşa zorlamışTekirdağ'ın Çorlu ilçesinde gece yarısı sokakta ağlarken bulunan N.A. (14) adlı kız çocuğu, babasının kendisine cinsel istismarda bulunup, para karşılığı başka erkeklerle birlikte olmaya zorladığını öne sürdü.

Polisin ağlarken bulduğu kızı, babası istismarda bulunup, fuhuşa zorlamış

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde gece yarısı sokakta ağlarken bulunan N.A. (14) adlı kız çocuğu, babasının kendisine cinsel istismarda bulunup, para karşılığı başka erkeklerle birlikte olmaya zorladığını öne sürdü. N.A.'nın ifadesi doğrultusunda gözaltına alınan F.A. (37), çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, önceki gece yarısı Reşadiye Mahallesi'nde devriye görevini yürütürken sokak üzerinde bir kız çocuğunun kaldırımda oturup ağladığını fark etti. Ekiplerin yanına gittiği kız çocuğu, babasının kendisini fuhşa zorladığını öne sürdü. Bunun üzerine N.A., ifadesi alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Çocuk Büro Amirliği'nde uzmanlar eşliğinde ifadesi alınan N.A., başından geçenleri gözyaşları içinde anlattı. N.A., kendisi 1 yaşındayken anne ve babasının ayrıldığını, Tekirdağ'ın Saray ilçesinde bir yakınının yanında kaldığını, öz babası F.A.'nın geçen yıl kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Babasının kendisini para karşılığında erkeklerle birlikte olmaya zorladığını ifade eden N.A., olay günü babasının kendisini taksi ile Çorlu'ya getirdiğini ve daha önceden anlaştığı kişilere teslim ettiğini belirtti. N.A., "Önce bir kişi ile birlikte oldum. Daha sonra 2 kişi ile birlikte olmak için bir eve gittik. Burada bir kişi bana yaşımı sorduğunda 14 olduğumu söyledim. O kişi yaşımı öğrenince benimle birlikte olmadı ve evden dışarıya attı. Dışarıya çıktığımda ne yapacağımı bilemedim ve sokakta ağlarken polis ekipleri beni buldu" dedi.
Polis ekipleri, N.A.'nın ifadesi doğrultusunda Saray ilçesinde emlakçılık yaptığı belirtilen baba F.A.'yı gözaltına alarak Çorlu'ya getirdi. Ekipler, N.A. ile birlikte olduğu belirtilen 3 kişiyi de gözaltına aldı. 
F.A., emniyetteki sorgusunda suçlamaları kabul etmedi. İşlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede mahkemeye çıkarılan şüphelilerden F.A. tutuklanırken, diğerleri ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 
N.A. ise devlet korumasına alındı.

GÖRÜNTÜ TAKİP EDİLİYOR

Haber: Mehmet YİRUN/ÇORLU (Tekirdağ), - 

=========================

Soylu'dan İmamoğlu'na: Başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz
 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu eleştirerek, "İşini yap, başımızın üzerinde yerin var; ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net" dedi. 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bursa Valiliği tarafından düzenlenen 'Düzensiz Göç ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantıda, Bursa Valisi Yakup Canbolat'ın yanı sıra güvenlik personeli ve temsilcileri yer aldı. Toplantıda konuşan Bakan Soylu, bugüne kadar göç konusuna dair birçok açıklaması olduğunu hatırlattı. Soylu, "21'inci yüzyılın en önemli küresel problemiyle en yoğun teması olan ülke, açık ara ile bizim ülkemiz. Problemin küresel boyutuyla ilgili de bugüne kadar kamuoyumuzla pek çok veriyi paylaştık. 2017 itibarıyla tüm dünyadaki uluslararası göçmen sayısı 258 milyon. 2018 sonu itibarıyla tüm dünyada zorla yerinden edilmiş insan sayısı 70 milyon 800 bin ve bu rakam son 9 yılda yüzde 63 oranında artarak bu seviyeye gelmiş durumdadır. Bu zorla yerinden edilmiş insanların da 29,4 milyonu ülkeler arası yer değiştirmiş insanlardır. Türkiye'deki 3,6 milyon Suriyelinin bu rakama dahil olduğunu da dikkate alırsak bu küresel meselede nasıl pozisyonda olduğumuz çok daha net anlaşılıyor" diye konuştu. 
'GÖÇÜ KÜRESEL MESELE OLARAK GÖRMEK GEREK'
Dünyadaki her 5 mülteciden 4'ünün, göçün çıktığı ülkelere coğrafi olarak yakın ülkelerde yaşadığını belirten Bakan Soylu, şunları söyledi:
"Gelişmiş ülkeler dünyadaki mültecilerin sadece yüzde 16'sını ağırlamaktadır. Günlük hayatımızda göç konusuna temas ettiğimizde basında ve sosyal medyada bu konu ile ilgili söylenenleri değerlendirirken, bu konuyu bir iç siyaset meselesi olarak değil bizim dışımızda gelişen ancak coğrafi ve sosyal konum sebebiyle diğer ülkelerden daha yoğun şekilde temas ettiğimiz küresel bir mesele olarak görmek ve bunu böyle anlamak gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Ne yazık ki bu meselenin en başından beri biraz önce belirttiğim gibi sayısını hatırlayamadığım konuşmalar ve son derece şeffaf bilgilendirmeler yapmamıza rağmen göçü bir iç siyaset malzemesi haline getirmeye çalışmaya, buradan siyasi pozisyon elde etmeye, hatta bunun için sokakları hareketlendirmeye ve buradan Türkiye'yi zaafa uğratmaya çalışan anlayışla gün geçtikçe daha fazla karşılaşıyoruz. Türkiye'de sağduyulu olunması gereken konularda ilkeli bir duruş sergilemekte zorlanan bir anlayışı da maalesef son dönemde sıklıkla görüyoruz."
'BU, ADİL DEĞİL'
Bugün bazı siyasi yapıların alenen teröre destek verdiğine değinen Bakan Soylu, "İlişkilerini inkar dahi etmiyor ve diğer bazıları da bunlara moral veriyor, propagandasını yapıyor, siyasi destek veriyor. Göç, siyaset için manipüle edilecek, teröre müzahir yapılar siyaset için maskelenecek, bununla ilgili hukuk süreçleri muhalefet yapma adına itibarsızlaştırılacak, terör konusunda dünyada hukuk normları, uluslararası prensipler, uygulamalar, bu noktada görmezden gelinecek ve Türkiye bütün bunlara rağmen hem göçte hem de terörle mücadelesinde hukuku, insanlığı ve ilkeselliği öncelemesine rağmen kamu düzenini, insan canını, malını korumaya çalışmasına rağmen mazluma el uzatmasına rağmen eleştirilecek, suçlanacak, sağ ve sola şikayet edilecek. Bu adil değildir. Bu hakkaniyetli bir değerlendirme de değildir" dedi. 
'BU DEVLET KARARLILIĞIYLA AYAKTA DURDU'
Bakan Soylu, 3 belediye başkanının, terörle ilişiğinden dolayı devam eden kovuşturmalar yüzünden, kanunlardan kaynaklanan yetki ve sorumluluk dahilinde görevden alındığını belirterek, şunları söyledi:  
"Hatta bir tanesi, bütün Türkiye de iyi biliyor önceki dönemde de görevden alınmıştı. Suçlu bulundu, sağlık bahanesiyle hapisten çıktı. Devlete meydan okur gibi tekrar aday gösterilmişti, biz bu 3'ünü görevden aldık. Türkiye'nin en büyük şehrinin yeni seçilmiş belediye başkanı, koşa koşa bunları savunmaya gitti. Biz, PKK ile ilgilerini alenen İçişleri Bakanlığı olarak ortaya koyduk ve bunların terör örgütüyle olan ilişiğini değerlendirdik. Demediler ki 'Bizim terör örgütüyle bir bağımız yoktur'. Ama dünkü açıklamasında 'Bu belediyelere iftira atıldı' diyor. Sadece yazıklar olsun. Ayıptır. Bu devlet 2 bin 200 yıllık geçmişinde şaklabanlıkla ayakta durmadı. Kurallarıyla kararlarıyla birliğine, beraberliğine, töresine, geleneğine, bayrağına ve birbirine olan sadakatiyle birlikte ayakta durdu. Çene yaparak ayakta durmadı. Kesinleşmiş hükmü yok diye bizi eleştirirken kendileri dönüyorlar bunların masumiyetine, terörle ilişiği olmadığına gayet hüküm verebiliyorlar. Yahu sen hakim misin? Belediye başkanısın. İki laflarının biri 'seçilmiş', öyle değil mi? Dün aynı partinin belediyeleri, PKK ile el ele çukur ve bayrak eylemlerini gerçekleştirirken seçilmiş değiller miydi? Bizim aklımızla mı alay ediyorsunuz? Belediyelerin iş makinelerini PKK'ya tahsis ederken orada yetişen gençlerin çocukların belediyeler vasıtasıyla dağa transferini sağlarken bunlar seçilmiş değil miydi? Bomba düzenekleri hazırlarken, evlatlarımızı şehit ederken 107 polis, 156 asker, 15 köy koruyucusu, 36 vatandaşımız şehit edilirken bunlar seçilmiş değiller miydi?"
'TERÖRE TEKRAR GÜÇ VERMEK SENİN NE HADDİNE?'
Eline fırsat geçmemesi gereken tarafın PKK terör örgütü olduğunu vurgulayan Soylu, şöyle konuştu:
"Buna böyle bakmak lazımken devlet, bu milletin hakkını nasıl koruyacak? 'Devletin eline fırsat geçmesin' demek istiyorlar. 'Birilerine fırsat vermeyelim'. Birileri dediğin kim? PKK değilse kim? Cahil, haddini bil. Buradan tekrar söylüyorum; bu memleket 40 yıldır bu terör örgütüyle meşgul. Bükmüşüz, bir noktaya getirmişiz; tekrar buna kuvvet vermek, güç vermek senin ne haddine? Politika çok net ortada, 2014 yılındaki yerel seçimlerde PKK'ya müzahir olan siyasi partinin kazandığı belediye 103, 2009'da 98, aynı seviyede gidiyor. 2019 yerel seçimlerinde 59. 103'ten 59'a. Demek ki bu konularda atılan adımlar vatandaşımızın orada demokratik tercihlerini çok net bir şekilde terör ortadan kalkınca ortaya koyabileceğini göstermektedir bu kadar açık ve net. Bunu tekrar tersine çevirmek, tekrar o illerdeki, bölgedeki, ülkemizdeki huzuru bertaraf etmek sana mı kaldı? Kimse kusura bakmasın, bugün Diyarbakır'da halay çekenlerin, evlatlarımız şehit edilirken o eylemler yapılırken gıkları çıkmadı. Belediyenin kepçesinin terör eylemlerinde ne işi var, diye bir kişiden söz duymadım. Ne zaman ki o eylemlerden sonra iş makinelerini PKK'nın emrine o belediyeleri görevden aldık, Türkiye'nin en batısından İzmir'den kalktılar koşa koşa geçmiş olsuna gittiler. Şimdi aynısını yapıyorlar. Maşallah hakim de onlar, kanun da onlar, etik de onlar, bakan da onlar, her şeyin doğrusunu bilen de onlar. İspanya'da mahkeme 10 yıldır eylem yapmayan terör örgütü ETA'nın eylemlerine karşı sessiz kalmayı bile kapatma gerekçesi saydı. Bırakın söz söylemeyi. Bırakın beraber özellikle Atatürk fotoğrafı üzerinden terör örgütünün uzantılarını maskelemeyi. Yazıklar olsun. Ses çıkarmayanlara da yazıklar olsun."
'BAŞKA İŞLERLE MEŞGUL OLURSAN PEJMÜRDE EDERİZ'
Bakan Soylu, konuşmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nu da eleştirerek, şunları söyledi:
"Ay yıldızlı bayrağı Diyarbakır Belediyesi ve diğer belediyelerden çıkartılırken, içiniz rahattı değil mi? Şimdi gönlünüz bir terör örgütü müzahirlerine Atatürk tablosunu verirken rahat etsin. Atatürk'ün her türlü istismar edildiği ortamı gördük bu ülkede ama terör örgütü üzerinden istismar edildiğine şimdiye dek rastlamadık. Yazıklar olsun. 30 Ağustos'u yeni geçtik. Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bütün şehitlerimiz ruhu şad olsun. Bunu çok net söylüyorum. Buralarda kalırız, kalmayız; görevleri yaparız, yapmayız. Bunların hepsi zamanın içerisinde geçmişte kalacaklar işlerdir. Hepimiz için ama bu ülke hür ve özgür olmalı, bu ülke ve bu millet sadece 780 bin kilometrekareye değil etrafındaki coğrafyaya ve dünyaya kendi medeniyetini anlatabilmelidir. Bu tip şaklabanlıklar, Türkiye'nin kendi istikametini başka bir noktaya mağdurdur. Burada hepimiz bir nesiliz. 10 yıl önce de 20 yıl önce de 40 yıl önce de Türkiye, PKK terör örgütüyle karşı karşıya kaldı, evlatlarını kaybetti, ekonomisinde yoksunlaştı, bu dönemleri hep beraber yaşadık. Ne istiyoruz yahu, aynısı yeniden mi gelsin? Bizden sonraki nesiller de bu bizim yaşadıklarımızı yaşamaya devam mı etsin? Herkes kendi işini yapsın ve ballandıra ballandıra anlatıyor; sarılmışlar, kucaklaşmışlar, halay çekmişler. Allah neşenizi artırsın, gözümüz yok. Bir tarafta şehit aileleri dururken, gaziler dururken, Diyarbakır'a gitmişken Hacire anaya da bir uğrasaydın; oğlunun nasıl kaçırıldığını, bir oğlunun nasıl infaz edildiğini onun ağzından bir dinleseydin bari. Yoksa medya yapıcıların, ajansların sana öyle bir sufle yapmadılar mı? Buradan söylüyorum; işini yap, başımızın üzerinde yerin var; ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net. Bu ülke adına, bu millet adına, sağına soluna bakmayız. Yıllardır terörden acı çeken insanlar dururken terörist cenazelerinde mezarları başında yas tutan adamlara böylesine bir destek milletimizin de bizim de gönlümüzü acıtır, kimse kusura bakmasın."
'BİZ AKLI KARIŞIK İNSANLAR DEĞİLİZ'
Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:  
"Kandil'in atadığı 'eş başkan' dedikleri kayyumlara, şehit yakınını işten atıp terörist yakınını işten alanlara, terörist cenazesine gidip gözyaşı dökenlere, Türk bayrağına tahammül edemeyenlere karşı bizim duruşumuz nettir ve buradan geri adım atmamız söz konusu değildir. Biz aklı karışık insanlar değiliz. Aklı karışık bir devlet de hiç olmadık, Allah'a şükürler olsun. Bizim bu topraklarda 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimiz var ve biz bu birikimin hakkını vermekle mükellefiz. Tıpkı terörde yaptıkları gibi göç meselesinde de sürekli olarak manipülasyonu, fitneyi ortaya koymaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. En son İdlib'deki olay. 50 bin broşür dağıtıyorlar, diyorlar ki 'Türkiye kapılarını açıyor sizi bekliyor'. Millet her şeyi topluyor doğru kapıya doğru hücum. Arkadaşlarımız gerekli tedbirleri alıyor, uyarıları yapıyor ama içerisinde provokatif insanlar elbette söz konusu. Broşürleri dağıtanlar, bu yaygarayı koparanlar aynı şekilde provokatif hadiselerini orada sergilemeye çalışıyorlar. Neyle karşı karşıya kaldığımızı biliyoruz."
'DÜZENSİZ GÖÇ AKINI DEVAM ETMEKTEDİR'
Gönüllü olarak ülkesine dönen Suriyeli sayısının 352 bin 52 olduğunu belirten Soylu, "Ayrıca ülkemizde 1 milyon 546 bin kişi de yasal ikamet izni ile bulunmaktadır. Bunlarda çalışma, eğitim öğretim, bunların arasında yabancı şirket çalışanları öğrenciler gibi insanlarda bulunmaktadır. Yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 2010 yılında 175 bin iken, 2018'de yüzde 52,5 oranda bir artışla 268 bin 3 olmuştur. Bu sene içinde ilk 8 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47,2 artarak 237 bin 405 oldu. Geçen yıl 12 ayda 268 bin yakaladık, bu yıl 8 ayda 237 bini aştık. Düzensiz göçmen akımı aynı şiddetle devam etmektedir. Bizler artarak bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Buralardan anlıyoruz ki dünyada göçü tetikleyen şiddet, terör, gelir adaletsizliği, siyasi istikrarsızlık özellikle emperyalizmin kullandığı radikalizm gibi konularda maalesef göçün yaşandığı ülkelerde herhangi gelişim söz konusu değildir" diye konuştu.   
'EĞİTİME, SAĞLIĞA ENGEL OLMAYIZ'
Türkiye'de çalışan yabancılarla ilgili de bilgiler veren Bakan Soylu, şunları kaydetti:
"En önemli meselelerden bir tanesi de çalışma rejimidir. Eğer biz çalışma rejimini kurallarımıza göre kontrol atında tutamazsak, bunu yönetebilmemiz mümkün değildir. Attığımız adımlarla birlikte İstanbul'da ortalama her ay 600-700 kişi yabancı çalışma kategorisinden Sosyal Güvenlik Kurumu'na kaydını yaptırıyor. 12 Temmuz'dan itibaren toplam kayıt yaptıranların sayısı 7 bin 500'dür. Yani kayıtsız çalışan yabancıları da kayıt altına alma noktasında irademizi ortaya koyduk. 30 Ekim'e kadar gün verdik, bu tarihe kadar süreleri var. Bursa'da da takvim belirleyeceğiz. Hem kayıtsız Suriyeliler ve yabancıları için hem kaçak göçmenler için hem de fabrikalarda, iş yerlerinde çalışıp da kayıtsız olanlar için. İşin yürütümüne engel olmayız. Eğitime, sağlığa engel olmayız. Kimse kusura bakmasın belirli süre veririz, belli sürede yabancılar kayıtsız şekilde çalışıyorsa gerekli kanunlar yerine gelir. Onlar sonra kimse bize söylemedi demesin. Kayıtsız Türk de çalıştırsan yasak yabancı da yasak. Bizim görevimiz kayıt altına almaktır."
Konuşmanın ardından toplantı, basına kapalı olarak devam etti. Toplantının ardından Bakan Soylu, Bursa temaslarını tamamlayarak, Afyonkarahisar'a geçti.

Görüntü Dökümü
---------
-Toplantıdan detaylar
-Süleyman Soylu'nun açıklamalarından detaylar

-Haber: Gürkan DURA - Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

===========================

Diyarbakır'da HDP önünde bir aile daha oturma eylemi başlattı (2)
 
BİR ANNE DAHA OTURMA EYLEMİ BAŞLATTI

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde bu sabah oğulları Süleyman'ın HDP'lilerce terör örgütü PKK'ya katılması için dağa kaçırıldığını iddia ederek oturma eylemi başlatan Çetinkaya ailesinin ardından, 4 yıl önce 10 yaşında olan oğlu Azad'ın teröristlerce dağa kaçırıldığını öne süren Remziye Akkoyun da oturma eylemi başlattı. 4 yıldır oğlunu bulmak için mücadele verdiğini, ancak sonuç alamadığını ifade eden Remziye Akkoyun, HDP önünde oturma eylemi yapan ailelerden güç aldığını ve onlarla birlikte oğlu getirilinceye kadar eylemine devam edeceğini söyledi.
HDP'LİLER İLE AİLELER ARASINDA GERGİNLİK
Oturma eylemi sürerken annelerden Fevziye Çetinkaya, HDP il binasına taş attı. Bir süre sonra binadan çıkan partililer, Çetinkaya ailesiyle tartışma yaşadı. Tartışma sırasında aileler ile HDP'liler arasında çıkan gerginlik polis tarafından önlendi. Gerginlik sırasında Çetinkaya ailesinin fertlerinden Aysel Bozkurt, HDP'lilere, "Başlarım sizin Kürdistan davanıza, oğlumuzu geri verin" diye bağırarak tepki gösterdi.
Çetinkaya ile Akkoyun ailelerinin HDP önündeki oturma eylemleri sürüyor.

Görüntü Dökümü
---------
-Fevziye Çetinkaya'nın kapıyı taşlaması
-HDP'lilerle aile arasındaki gerginlik
-Remziye Akkoyun'un konuşması
-HDP il binası önünde oturması
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrah KIZIL-Mucahit Ceylan

========================

Rize'de heyelan altında kalan 4 otomobile ulaşılamadı

Rize'de sağanak yağışın etkisiyle meydana gelen heyelanla çöken istinat duvarının altında kalan 4 otomobile ulaşmak için çalışma yürütülüyor. 280 kamyon toprağın çıkarıldığı alanda yaklaşık bin kamyon toprak kütlesi taşınarak otomobillere ulaşılması hedefleniyor. 
Boğaz Mahallesi'nde, dün saat 15.00 sıralarında sağanak yağışın etkisiyle meydana gelen heyelanda Yamaç Evler Sitesi'nin istinat duvarı çöktü, park halindeki 4 otomobil toprak altında kaldı. 12 katlı, 48 daireli Yamaç Evler Sitesi'nin tedbir amacıyla tahliye edildiği alanda toprak altında kalan otomobillerin çıkarılması için çalışma başlatıldı. 280 kamyon toprağın çıkarıldığı alanda otomobillere henüz ulaşılamadı. Alandan bin kamyon toprak çıkarılması hedefleniyor. 
Site Yöneticisi Ercüment Kutlu, "İstinat duvarı ile bina arasından iki Araç rahat bir şekilde geçebiliyordu. Oluşan heyelanla beraber bu duvar yıkılmadı ama sürüklendi. Duvar bina ile neredeyse bileşti. Park halinde bulunan otomobil arada sıkıştı" dedi.
Bina sakinlerinden Muhammet Kan da, "3 iş makinası, 9 kamyon ile toprağın kaldırılması için çalışma yürütülüyor. Şuana kadar yaklaşık 280 kamyon toprak taşındı. Baktığımız zaman belli olmasa da burada bin kamyonluk iş var gibi görünüyor. Bir aracın burunu göründü ama yine üstü toprakla kaplandı. Ekipler çalışmaya devam ediyor" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü
---------
Binadan Detaylar
-Hafriyat Çalışmalardan Detaylar
-Bina ile Duvar Arasında Kalan Araçtan Detay
-Muhabir Anonsu (Arzu Erbaş)
-Güvelik Kamera Görüntüsü

Haber-Kamera: Arzu ERBAŞ-Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA

========================

Kazada kopan bacağı, özel soğutmalı kutuyla hastaneye yetiştirildi
 
Bursa'nın Orhangazi ilçesinde, otomobille çarpışan motosikletin metrelerce sürüklenmesi sonucu sürücü Eren Dinkçi (23) yaralandı, arkasındaki Erkan Yoldoruk'un (48) sağ bacağı koptu. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, Yoldoruk'un kopan sağ bacağı, özel soğutmalı kutu ile hastaneye yetiştirildi.
Kaza, saat 12.30 sıralarında, Orhangazi'deki İznik yolunda meydana geldi. Eren Dinkçi'nin (23) kullandığı 16 FDK 82 plakalı motosiklet, karşı yönden gelen Muharrem Kurt (61) yönetimindeki 34 KV 3101 plakalı otomobille çarpıştı. Çarpmanın şiddetiyle, sürücü Dinkçi ile arkasındaki Erkan Yoldoruk (48) motosikletle metrelerce sürüklenerek yaralandı. Kazada, Yoldoruk'un sağ bacağı koptu. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalelerinin ardından 2 yaralı, Orhangazi Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Yoldoruk'ın kopan sağ bacağı, özel soğutmalı kutu ile hastaneye götürüldü. Tedavisinin ardından Yoldoruk, ameliyata alınmak üzere Bursa Uludağ Tıp Fakültesi'ne sevk edildi. Sürücü Muharrem Kurt, ifadesi alınmak için karakol götürüldü. 

Görüntü Dökümü
---------
-Kaza yerinden detaylar
-Yaralıdan görüntüler
-Kopan bacagın hastaneye tasınması
-Hastaneden detaylar

Haber-Kamera: Hasan BOZBEY/BURSA,

=========================

Kırmızı biber 8 bin kişiye iş sağlıyor
 
Gaziantep'in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde, üretilen kırmızı biberin çöplerinden temizlenerek kurutulup, toz biber haline getirilmesi ile oluşan sektörle 8 bin kişi ekonomik kazanç elde ediyor.
İslahiye ve Nurdağı'nda yaklaşık 30 bin dönüm alanda üretimi yapılan ve bu yıl 56 bin ton rekolte beklenilen kırmızı biber hasadıyla birlikte aflatoksinle mücadele kapsamında, sektör haline gelen kırmızı biber çöpü temizleme işi 8 bin kişiye istihdam oldu. Türkiye'nin kırmızı biber ihtiyacının büyük bölümünün karşılandığı ilçelerde, biberlerin temizlenmesi ile yeni bir sektör oluştuğunu söyleyen Ziraat Odası Başkanı Mehmet Köse, "Fabrikaların yanında ilçe merkezlerinde ve yakın mahallelerde oluşturulan çöp çekme alanlarında yaklaşık 8 bin kişi çalışıyor. Kırmızı biber tarlada hasadının ardında oluşturulan çöp çekme alanlarına giden biberler temizleniyor. Çalışanlar ortalama günde 60-80 lira kazanabiliyorlar. Böylece kadınlar acı ile ev ekonomilerine katkı sağlıyorlar" dedi.
Her iki ilçede üretilen kırmızı biber, Türkiye iç piyasanın yanı sıra Avrupa'ya da satılıyor.

Görüntü Dökümü
---------
Kırmızıbiber tarlası
Kırmızıbiber hasadı
Biber çöpünün çekilmesi
Tarım işçisi Süleyman Talu ile röp
Öğrenci Senem Taşkın ile röp
Kucağında çocukla acı biber çeken anne
Çöpü temizlenen biberlerin parçalanması
Serilen biberin karıştırılması
İşletme sahibi İbrahim Köse ile röp
-Tarım işçilerinin çocuklarının acıyı  oyuna dönüştürmeleri
Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA

==========================

Prof. Dr. Özmen: En az bağış yapılan organ 'kornea'

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen, halk arasında göz nakli olarak bilinen fakat tıptaki ismi kornea nakli olan cerrahi müdahale hakkında açıklamalarda bulundu. Sadece ölen bir kişinin gözünden alınan korneanın nakil edilebileceğini belirten Özmen, "Kişinin sağ olması durumunda ikizine bile göz korneasını bağışlaması mümkün değil. Kornea damarsız bir yapı olduğu için nakil olacak kişiye en kolay uyum sağlayan organdır. Fakat kornea bağışı organ bağışlarının arasında en alt sıralarda yer alır. Hatta çocuklarda kornea bağışı yok denecek kadar azdır" dedi.
30 yılı aşan akademik kariyerinde kornea nakli üzerine çalışmalar yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen, insanların kornea nakli hakkında çok fikir sahibi olmadığını söyledi. Halk arasında göz nakli olarak bilinen fakat sadece gözün üzerinde bulunan şeffaf yapıya sahip korneanın nakil edildiğini belirten Özmen, korneanın sadece kadavradan alınabildiğini aktardı. Damarsız bir yapı olduğu için nakil olacak kişiye en çok uyumu sağlayacak organ olmasına rağmen kornea bağışı sayısının çok düşük olduğunu belirten Özmen, çocuklar da ise kornea bağışının yok denecek kadar az olduğunu dile getirdi.
'KORNEA SADECE ÖLÜDEN ALINABİLİR'
Prof Dr. Ahmet Tuncer Özmen, "Kornea sadece insandan insana nakledilebilir ve yalnızca ölen bir insandan kornea alınabilir. O nedenle temini zaman zaman sıkıntılı olabilir. Yapılan istatistiklerde dünyada da kornea nakli yapılması gereken insanların yalnız 80'de 1'i bu ameliyat imkanına ulaşabilmekte. Ülkemizdeki istatistik sonuçlarını bilmiyorum ama bizde de aynı sonuçlar söz konusu olabilir. Ölüden alınan korneayı hastadaki mevcut korneayla değiştiriyoruz. Kornea damarsız bir doku olduğu için uyum sorunu diğer organlar kadar fazla olmamakla birlikte, bazı durumlarda riskli hastalarda, daha önce kornea nakli geçirip reddedilmiş olan gözlerde hastanın yaşı, genel durumu, başka hastalıklarının mevcudiyetinde tabi ki kornea reddi de söz konusu. Kornea da diğer organlar gibi reddolabilir" diye konuştu.
30 YILDA SADECE 2 ÇOCUĞA KORNEA NAKLİ
Çocuklarda kornea naklinin biraz daha fazla şartı olduğunu belirten Prof. Dr. Özmen, "Çünkü korneayı naklederken çocuğun yaşına uygun olmalı. Aynı yaşta hatta daha genç olmalı. Bir çocuğa çok yaşlı bir insanın korneasını nakletmek istemiyoruz. O nedenle çocuklarda bu kornea nakli gerektiğinde erişkinlerden daha sıkıntılı. 80'de bire ulaşma oranı çocuklarda daha yüksek. Bağış daha az. 30 senedir bu klinikte çalışıyorum. Sadece 2 tane çocuk bağışçısına denk geldim" değerlendirmesinde bulundu.
'GENELDE KORNEA SAYDAMLIĞINI KAYBEDEN HASTALARA NAKİL YAPILABİLİR'
Gözün tamamının naklinin söz konusu olmadığını belirten Özmen, "Çünkü gözümüz beynin devamı niteliğinde bir organ. Görme siniriyle bağlı. O sinir kesildiği zaman görmeden söz etmek mümkün değil. Korneanın saydamlığı kaybedildiği zaman kornea nakli yapılabilir. Korneaya bağlı nedenlerle kornea saydamlığının ortadan kalkmasına bağlı nedenlerle görme yetisini kaybeden hastalara kornea naklini öneriyoruz. Başka durumlarda da kornea nakli yapıyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü
---------
-Göz Kliniğinden detaylar
-Göz muayenesi yapılan hastadan detaylar
-Gözlükçüden detaylar
-Genel detaylar
-Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen röportajı

Haber: Muammer İRTEM - Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

==========================

Hasankeyf Tüneli'nde sona yaklaşıldı

Ilısu Barajı ve HES projesinden etkilenen Batman'ın Hasankeyf ilçesindeki Üçyol köyü mevkisinde, 30 milyon lira bütçeyle yapımı süren, çift yönlü ve 1230 metre uzunluğundaki tünelde ışık göründü.
Batman'ın Hasankeyf ile Gerçüş ilçeleri arasındaki bağlantıyı sağlamak amacıyla yapımı devam eden, 1230 metre uzunluğundaki Hasankeyf Tüneli'nde sona yaklaşıldı. Tünelde incelemelerde bulunan Vali Hulusi Şahin, birkaç ay içinde tünelin hizmete açılacağını söyledi. Yüklenici firma yetkililerinden tünel çalışmalarıyla ilgili bilgi alan Vali Şahin, operatör desteğiyle iş makinesi kullanarak, tüneldeki duvarda delme işlemi gerçekleştirdi. Ilısu Barajı projesinin çok önemli ayaklarından birinin daha tamamlamak üzere olduğunu belirten Şahin, "Yapımı devam eden tünelde çok kısa sürede ışık göründü artık. 6 ay gibi çok kısa bir sürede bu kadar büyük projeyi bu seviyeye getirenlere teşekkür ediyorum. Sanat yapılarıyla beraber birkaç ayda tünel faaliyete girecek" diye konuştu. 
Proje kapsamında inşası süren viyadüğün ise Türkiye'deki en büyük viyadük olduğunu aktaran Vali Şahin, "Ekim ayının ilk haftasında da viyadüğün bir kanadı trafiğe açılacak. Bu artık Hasankeyf'te yeni bir hayat için her şeyin hazır olduğu anlamına geliyor. Türkiye'de devlet yolları üzerinde Türkiye'nin en büyük viyadüklerinden biri olan viyadük inşa ediliyor. Ilısu Barajı altında kalacak eski Hasankeyf köprüsünün yeni geçişi de bu güzergahtan sağlanmış olacak" dedi. 

Görüntü Dökümü
---------
-Tünelden görüntü
-Batman Valisi Şahin'in iş makinesi kullanması
-Vali Şahin'in açıklamaları
-Genel ve detay görüntüler

Haber Kamera: Arif ARSLAN-Reşat YİĞİZ/BATMAN, 

===========================

Sivas'ta Orta Anadolu Ekonomi Forumu
 
Sivas Kongresi'nin 100'üncü yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen Orta Anadolu Ekonomi Forumu başladı. 
Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi'nde 2 gün sürecek olan Orta Anadolu Ekonomi Forumu başladı. Sivas Valiliği, Sivas Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası'nın katkılarıyla Hürriyet ve CNN Türk'ün medya sponsorluğuyla düzenlenen formun açılışına Sivas Valisi Salih Ayhan, AK Parti Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ve çok sayıda davetli katıldı. Programın açılışında Sivas Valisi Salih Ayhan, Ak Parti Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ve Forum İstanbul, ES Yatırım ve BMC Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak'ın konuşmaları ile başladı. 
Ardından ilk oturuma geçildi. İlk oturumun açılış konuşmasını ise MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan gerçekleştirdi. Milli mücadele dönemine değinen Kaan, "Bundan 100 yıl önce bu topraklarda; özgürlük adına topyekun bir mücadelenin bayrağı havalandı. Bugün Dünya yeniden şekilleniyor. 100 yıl sonra sanki tekerrür edercesine yeniden ulusların iradeleri sınanıyor. Küresel sistemin yeni güç odakları ve yeni ticaret yolları belirlenirken; ulusal ekonomiler ve yerel farklılıklar yeniden, kendi kimlikleriyle ekonomi sahnesinde varlık alanı açmaya çalışıyorlar. Rakamlar bize son 30 yılda yeniden şekillenen dünya pazarını gösteriyor. 1990 yılında ABD ekonomisi, küresel ekonominin dörtte birini kapsıyordu. Avrupa Birliği ülkeleri ise yüzde 32 ile ABD için ciddi bir tehditti. Bu iki kutuplu dünya düzeninde, aynı yıl Çin'in küresel ekonomi içindeki payı yalnızca yüzde 2, Doğu Asya ülkelerinin payı ise yüzde 17'ydi. Bu dönem içinde Türkiye'de neler oluyordu? 1990'lı yıllar Türkiye'nin yüksek enflasyon ile büyümeyi finanse ettiği yıllardı. Yüzde 4 buçuklara varan ekonomik volatilite ile ülkemiz istikrarlı büyüme stratejisinin çok uzağında kalan ve tüm gücünü terörle mücadele için harcayan bir ülkeydi. Yeni dönemin İktisadi mimarisinin belirlendiği milat olarak kabul edilen 2008 yılına gelindiğinde ise; ABD'nin küresel ekonomide kapladığı alan yüzde 23'e, AB'nin 30'a inerken, Çin'in payı  yüzde 7'lere yükseldi" dedi.
Sadece ekonomik parametrelerin değil aynı zamanda güvenlik algılılarının da gözden geçirmenin tam zamanı olduğunu ifade eden Kaan, "Sıklıkla dile getirdiğimiz bir kavram var. Saha bilgisinin yeni dünya düzeninde ekonomik üstünleri yöneteceği. Kuşak Yol Projesi tamamlansın ya da tamamlanamasın; mesele bu projenin oluşturacağı ticari üstünlüklerden ziyade, bu hat içindeki veya bu hattın hinterlandındaki tüm ülkelerin ticari bilgisine temas yakınlığı oluşturmasıdır. Bu türden kuşak hatlarının oluşturulma nedeni bir bakıma ülkelerdeki ekonomik sahanın derinliğini keşfetme ve kontrol altına almaktır. Bundan bir asır evvel burada, Sivas Kongresi'nde Misak-ı Milli esasları benimsendi. Tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleri temel prensip olarak kabul edildi. Bugün yeni dünya düzeni milli sınırların güvenliğini sağlayacak ulusal güç unsurlarını yeniden tanımlıyor. Milli ekonomilere sözde yeni Misak-ı Milli sınırları dikte ediliyor.Bunlara bilhassa hazırlıklı olmamız gerekmektedir" diye konuştu.
'GENİŞ ÇAPLI MASTER PLANI HAZIRLADIK'
MÜSİAD olarak bu konuda geniş çaplı bir master plan hazırladıklarını ifade eden Kaan şöyle devam etti:
"Meselemiz Türkiye'dir şiarıyla çıktığımız yolun 30'uncu yılında 'İyi günde kötü günde ezel ebet beraber' diyerek ülkemizin ekonomik aktörlerinin bir arada ve senkronize bir şekilde yürümesi gerektiğinin altını çizdik. Kendi kurumsal yapılanmamızı da bizi bekleyen yeni dünya düzeninin yeni gereklerine göre tamamladık. Ulusal gücün ölçülmesi; ekonominin, milli gücün temel unsuru olarak görülmesi ile mümkündür. Bizler, milli ekonomi hamlemiz adına, şöyle bir denklem ile hareket ettik. Üç temel bileşende ortaya çıkaracağımız rekabet avantajı, ülkemizi ekonomik yeterlilik mertebesine ulaştırır. Ekonomik yeterlilik günümüz yeni dünya düzeninde kilit faktördür. Stratejik kaynakların gelecek planlamasının yapılması ve değişime anında tepki verebilme kapasitesi yani 'ekonomik refleks' bizlerin iktisadi savaş, mücadele kabiliyetinin bir göstergesidir. Ekonomi güvenli ve ekonomik istihbarat, yeni iktisadi mimarinin bize getirdiği yeni manevra ve yönetim alanlarıdır. Bunlar yeni siyasi unsurlarıdır. Buralarda yapılacak çalışmalar bizi hem güçlü hem de tüm ticaret hat ve kuşaklarının kilit ülkesi haline getirecektir. İşte tam da bu noktada saha bilgisinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. İktisadi savaş, sadece bir ticaret savaşları serisinin devamı değildir."
MÜSİAD'ın yeni ekonomi şiarını ilk kez Ekonomi Forumu'nda katılımcılarla paylaşan Kaan şunları dile getirdi:
"Tazelenme ile başlayan kurumsal sürecimizin yaygınlaştırılması bizim temel iktisadi gayemizdir. Bu nedenle hazırladığımız plan; milli bir atılımdır, bir iktisadi paradigma değişimidir. Plan, sermayenin milli olana doğru el değişimidir. Zorunluluğun değil, mutabakatın doğal sonucudur. Yeni yönetim anlayışının ekonomideki karşılığıdır. Plan, taklidin değil özgün olanın arayışıdır. 2023 sonrasının hazırlığıdır. Plan, görüntünün değil, mimarinin değişimidir. Zümrelerin değil halkın gerekliliğidir. İktisadi geleneğe doğru yeniden bir altyapı yatırımıdır. Planımızın adı, bu nedenle Milli İktisadi Mimari'dir. Burada amaç, ulusal gücün ölçümlenmesi adına yukarıda bahsettiğim yeni denkleme uyumlu yerel avantajların ve bölge ekonomilerinin yeniden canlanması ve proje odaklı üretim-ticaret-ortaklık ve yatırım hattına geçmektir. Çünkü biliyoruz ki bir ülkede paranın gücünü, o ülkedeki üretim gücü belirler. Bu modelde amaç, sermayeyi ölçeklendirmek ve sınıflamak değil, tabana yayılmış, tabandan beslenen bir ağ ekonomisi oluşturmaktır. Bir şeyi çok iyi biliyoruz; tabanda karşılık bulamayan ya da taban sathında geniş bir kabul görmeyen hareketler, uzun ömürlü olmaz."
İLK OTURUMU Vahap Munyar YÖNETTİ
Kaan'ın konuşmasının ardından Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde ilk oturum gerçekleştirildi. İlk oturumda Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, ASKON Genel Başkan Orhan Aydın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri ve Forum İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Servet Yıldırım konuşmacı olarak yer aldı. 4'üncü oturumuna Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin de katılacağı forum yarın da devam edecek. Forumun kapanış konuşmasını ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirecek.

Görüntü Dökümü
-------------
-Forumdan görüntüler
-MÜSİAD Başkanı Kaan'ın konuşması
-Vahap Munyar'ın yönettiği oturumdan görüntüler
-Detaylar

Haber-Kamera:  Hüsnü Ümit AVCI-Uğur YİĞİT/SİVAS,

=======================

Ukraynalı grup Armia tatilcileri coşturdu

Antalya'nın Manavgat ilçesinde konser veren Ukraynalı müzik grubu ARMIA, söylediği birbirinden hareketli parçalarla tatilcileri coşturdu.
Svetlana Safronova ve Irina Stepanova'dan oluşan Ukraynalı müzik grubu ARMIA, Manavgat'ın Kızılağaç turizm bölgesindeki 5 yıldızlı bir otelde sahneye çıktı. Ukraynalı, Rus ve Doğu Avrupalı tatilcilerin büyük ilgi gösterdiği konserde ARMIA grubu, yaklaşık 1 saat sahnede kaldı. Grup, söylediği birbirinden hareketli parçalarla tatilcileri coştururken, sahnede yaptıkları dans şovuyla da tatilcilerden büyük alkış aldı.

Görüntü Dökümü
---------
Konserden görüntü

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT,

==========================


Kaynak: DHA

03 Eylül 2019 Salı 14:39

Türkiye, Güncel