Dha yurt bülteni -16

Doğduğu mağarayı ziyaret eden Tatlıses gözyaşlarını tutamadı Türkücü İbrahim Tatlıses, yapmayı planladığı otel için geldiği Şanlıurfa'da, doğduğu mağaranın yer aldığı evi ziyaret etti.

Doğduğu mağarayı ziyaret eden Tatlıses gözyaşlarını tutamadı
 
Türkücü İbrahim Tatlıses, yapmayı planladığı otel için geldiği Şanlıurfa'da, doğduğu mağaranın yer aldığı evi ziyaret etti. Gözyaşlarına hakim olamayan Tatlıses, "İbrahim Tatlıses'ın doğduğu mağara insanlar gelip görsünler. Urfa'ya turist akımı olsun, birçok kişi tepeden inerken ben mağaradan geldim" dedi.

Türkücü İbrahim Tatlıses, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Haliliye Belediyesi iş birliği ile restore edilerek müzeye dönüştürülmesine karar verilen doğduğu mağaranın içinde olduğu evi ziyaret etti. Hızmalı Mahallesi'ndeki tek katlı evin içinde olan mağarayı görmek için bölgeye gelen Tatlıses'e, halk yoğun ilgi gösterdi. Tatlıses, doğduğu mağarayı görünce ağlayıp, duygusal anlar yaşadı. Mağaranın restore edilip turizme kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Tatlıses, "Ben İbrahim Tatlıses olarak bu mağarada doğdum. Daha sonra bu hale geldim. Buna  Allah'ın mucizesi diyelim. Benim en büyük arzum. Bu evi turizme kazandırmak, Urfa'ya turist akını olsun. Birçok kişi tepeden inerken ben bu mağarada dünyaya geldim" diye konuştu.

TATLISES GÖBEKLİTEPE'DEN İŞ İNSANLARINA ÇAĞRIDA BULUNDU
Temasları kapsamında 12 bin yıllık tarihe sahip UNESCO Dünya Kültürel Mirası'nda yer alan Göbeklitepe'yi de gezen Tatlıses, kentin turizmde hak ettiği yere gelmesi için gönüllü turizm elçiliğini yaptığını söyledi. Göbeklitepe hakkında yetkililerden bilgi alan Tatlıses iş insanlarına çağrıda bulunarak şöyle konuştu:

"Şanlıurfa'mız her şeyi ile bulunmaz bir değer. 12 bin yıllık Göbeklitepe'miz de buna dahil. Ben buradan tüm iş insanlarına Şanlıurfa'ya yatırım yapmaları çağrısında bulunuyorum. Ben de bir otel yapacağım. Turizm bacasız fabrikadır. Kar getiren bu yatırım için Şanlıurfa'ya gelecek iş insanları tam da doğru adresi bulmuş olacaklar. Bununla birlikte yetkililerimize seslenerek İzmir'den, İstanbul'dan ve Ankara'dan Şanlıurfa'ya direkt seferler düzenlenmesini talep ediyorum. Uçaklarımız çevre illere değil, Göbeklitepe'nin merkezi olan Şanlıurfa'ya insinler" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------------------------
Tatlıses doğup büyüdüğü evi ziyaret etmesi        
Hayranları tarafından karşılanan Tatlıses
Doğduğu mağaranın önünde açıklamada bulunan Tatlıses        
Göbeklitepe'yi gezen Tatlıses
Genel ve detay görüntüler

Haber: Ali LEYLAK-Kamera: ŞANLIURFA-DHA)
=============================

5 bin 558 hastayı organ nakliyle hayata bağladılar

Antalya'da bir özel hastanenin organ nakli merkezinde, 11 yılda 5 bin 28 böbrek, 500 karaciğer ve 30 pankreas nakli gerçekleştirildi. Toplam 5 bin 558 hasta, yeniden hayata tutundu.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi'nde, 11 yılda, toplam 5 bin 558 hasta yapılan organ nakliyle sağlığına kavuştu. MLP Care Strateji ve Performans Grup Koordinatörü Hikmet Çavuş, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, Karaciğer Nakli Sorumlusu Doç. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, Hastane Kompleksi Genel Müdürü Sebahattin Tanas ve Başhekimi Dr. Öğretim Görevlisi Meltem Demir ortak basın toplantısı düzenleyerek yapılan nakiller hakkında bilgi verdi.

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Alper Demirbaş, Aralık 2008 tarihinden bugüne kadar 5 bin 28 böbrek, 500 karaciğer, 30 pankreas nakli yaptıklarını belirtti. Değişik illerde toplam 11 organ nakli merkezi bulunan Türkiye'nin organ naklinde önemli bir ülke olduğunu anlatan Prof. Dr. Demirbaş, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi'nin yaşayan vericili böbrek nakillerinde tek merkez olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Demirbaş, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden bu yana ise toplam 6 bin 350 böbrek nakli gerçekleştirdiğini söyledi. Artık böbrek naklinde birçok olmazın bilimsel olarak olabilirliğini kanıtladıklarını kaydeden Demirbaş, "Mutluyuz, gururluyuz. Geçen hafta bir hasta geldi. 19 yıl önce böbrek nakli yapmışım. Hatırlayamadım. Sağlığına kavuştuktan sonra evlenmiş, oğlu olmuş ve adını da Alper koymuş. O nedenle bu iş bırakılabilecek bir iş değil. Elimizden geldiğince, elimiz ayağımız tuttuğu sürece devam edeceğiz" dedi.

2 MİLYON KİŞİ KRONİK BÖBREK HASTASI OLMAYA ADAY
Türkiye'de organ bekleyen hastaların en büyük şansının ailelerinden yapılan bağışlar olduğunu aktaran Prof. Dr. Demirbaş, halen 70 bin diyaliz hastası olduğunu, 25 bin kişinin ise organ nakli beklediğini söyledi. Organ bağışının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Demirbaş, şöyle konuştu:
"Türk Nefroloji Derneği'nin verilerine göre ülkemizde yaklaşık 2 milyon kişi kronik böbrek hastası olmaya aday. Hepatit B taşıyıcı oranı ise Türkiye'de yüzde 6. Bunlar çok büyük rakamlar. Dünyada organ nakli bekleme listesinde hasta olmayan bir tek ülke yok. Bu sorunu tamamen çözmüş bir ülke yok. 'Yapay organ' gibi haberler çıkıyor basında ama yakın gelecekte bu mümkün değil. Dolayısıyla organ bekleme listesindeki hastaların tek şansı nakil. Onun da en gerçekçi yolu aile bireylerinden yapılan nakiller."

YANLIŞ BİR BİLGİ VAR
"Her kronik organ hastası aksi ispat edilene kadar organ nakline adaydır" diyen Prof. Dr. Demirbaş knouşmasını şöyle sürdürdü:
"Şöyle yanlış bir  bilgi var. İnsanlara deniyor ki 'Sen böbrek nakli olamazsın kalbin hasta.' Son 4 gün içinde iki ameliyat yaptık. Birinin kalpteki 3 damarının diğerin ise 2 damarının tıkalı olduğunu belirledik. Bypass gerektiği söylendi. Biz bu hastaları şöyle tedavi ediyoruz. Kalp cerrahıyla birlikte ameliyata giriyoruz. Önce bypass ameliyatı yapılıyor sonra bize 'kalpte sorun yok' derlerse böbrek nakli ameliyatını yapıyoruz. Bu şekilde 100'ün üzerinde ameliyat yapıldı. Böyle 3 çocuk hastamız oldu. Böbrek nakli olduklarında kalple ilgili sıkıntıları da yok oldu. Mesela eskiden 70 yaş üzeri hastalara böbrek nakli yapılamazdı ama şimdi yapıyoruz."

HER AMELİYATI AJANDAMA YAZARIM
Prof. Dr. Alper Demirbaş, bugüne kadar gerçekleştirdiği her ameliyatın sonunda ajandasına o ameliyatı yazdığını, operasyonun detaylarıyla ilgili notlar da aldığını belirterek, "Her ameliyattan sonra ajandama o günün ameliyatını yazarım. Bir tür günlük gibi" dedi.
Organ Nakli Merkezi Karaciğer Nakli Sorumlusu Doç. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu da 2 yıl önce ekibe dahil olduğunu, karaciğer nakli ameliyatlarının sayısının da böbrek nakli ameliyatları gibi ilk sıralara yerleşmesi için çalıştıklarını söyledi.
MLP Care Strateji ve Performans Grup Koordinatörü Hikmet Çavuş ise Prof. Dr. Alper Demirbaş'ın gelişmiş hastane modelini Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'nde uyguladığını söyledi. "Antalya bizim gözbebeğimiz" diyen Çavuş, "Dünyanın sayılı merkezi burası. Organ nakilleri her ay artıyor. En önemlisi komplikasyonsuz devam ediyor. Tüm ekibe teşekkür ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------------------------
Basın mensuplarının görüntüsü
Prof Dr. Alper Demirbaş'ın konuşması
Doç Dr. İbrahim Aliosmanoğlu'nun  konuşması
Dr. Hikmet Çavuş'un konuşması
Plaket verilmesi
Haber: Selma KUNAR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=============================

Selahattin Özdemir, yaşamını yitirdi (2)

AİLESİ VE SEVENLERİ HASTANEYE KOŞTU
Mersin'deki evinde geçirdiği kalp krizi sonrası tedaviye alındığı Toros Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitiren, arabesk müzik sanatçısı Selahattin Özdemir'in acı haberini alan aile bireyleri ve sevenleri, hastaneye akın etti. Özdemir'in gözyaşı döken kardeşlerini aile yakınları teskin etmeye çalıştı. Selahattin Özdemir'in kardeşi Suat Özdemir, "Selahattin ağabeyimin bir rahatsızlığı yoktu. Beni telefonla aradı, 'Nefesim kesiliyor' dedi. O ara kalp krizi geçiriyormuş. Ben de hemen 112'yi arayıp, eve yolladım. Önce özel bir hastaneye gittik, orada kalbini çalıştırdılar sonra devlet hastanesine yolladılar. Sevenlerinin başı sağolsun. Türkiye büyük bir değerini kaybetti. Allah'ın mukadderatı, yapacak bir şey yok. Uğraştık, çabaladık; ama hayata döndüremedik. Türkiye'nin başı sağolsun" dedi.

'BÖYLE DEĞERLER ZOR GELİR' 
Türkiye'deki sanatçılara sahip çıkılmasını da isteyen Suat Özdemir, "Türkiye'de böyle sanatçılarımız, değerlerimiz çok. Sanatçı arkadaşlarımız var, onlara değer versinler. Parası ile popüler olanlara değer vermesinler. Böyle değerler zor gelir Türkiye'ye" diye konuştu.
Hastane yönetiminden yapılan yazılı açıklamada ise "Ünlü sanatçımız Selahattin Özdemir, 25 Ağustos tarihinde gece 02: 00 sularında dış merkezden acile ani kalp-solunum durması ile gelmiş olup, müdahale edilerek canlandırma işlemi yapılmış, solunum cihazına bağlanmış ve yoğun bakımda takip edilmiştir. Hastamıza kalp krizi teşhisi konularak takibe devam edilmiştir. Ancak bugün tedavisi devam ederken saat 13: 00'de tekrar kalp ve solunum durması gerçekleşmiş olup müdahale edilmiştir. Özdemir, tüm çabalara rağmen müdahaleye yanıt vermeyerek saat 13: 45'te yaşamını yitirmiştir" denildi.
Selahattin Özdemir'in cenazesi, yarın merkez Yenişehir ilçesindeki Muğdat Camii'nde öğle vakti kılınacak namaz sonrası toprağa verilecek.

Görüntü Dökümü
---------------------------
Selahattin Özdemir'in fotoğrafı
Hastanenin görüntüleri 
Aile yakınlarının genel görüntüsü 
Kardeşinin gözyaşı dökmesi 
Suat Özdemir'in açıklaması 
Sevenlerinin görüntüleri 

Haber-Kamera: Adnan AÇIKGÖZ/MERSİN,  
=============================

Kadın başkanlardan 'Emine Bulut' cinayeti tepkisi
 
Kırıkkale'de Emine Bulut'un eski eşi tarafından öldürülmesi Antalya'da çeşitli kurumların kadın yöneticileri tarafından protesto edildi.
Kırıkkale'deki Emine Bulut cinayetine Antalya'da çeşitli dernek ve meslek odalarının kadın başkanları tepki gösterdi. Bu amaçla Antalya Barosu'nda düzenlenen basın toplantısına Antalya Tanıtım Vakfı(ATAV) Başkanı Yeliz Gül Ege, Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Başkanı Av. Gamze Ötke Kılıçkap, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Batı Akdeniz Temsilcisi Serap Kocaoğlu, Antalya Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Eylem Has, Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ayşen Hamamcıoğlu, Şehir Plancılar Odası Başkanı Ebru Manavoğlu ile bazı derneklerin başkan ve temsilcileri katıldı.

KADINLAR ŞİDDETE MARUZ KALIYOR
Toplantıda Konuşan Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Başkanı Av. Gamze Ötke Kılıçkap, yaptığı açıklamada, Türkiye'de her gün en az bir kadının öldürüldüğünü söyledi. kadınların öldürülmesinde en büyük etkenin toplumsal baskı ve şiddetin olduğunu belirten Av. Kılıçkap, kadınların doğduğu andan itibaren cinsiyetleri yüzünden fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddete maruz kaldığını anlattı.
Şiddetin her seferinde daha da büyüdüğünü anlatan Av. Kılıçkap, "Kadınların yaşama hakkı çok açık hükümler içeren İstanbul Sözleşmesi'yle güvence altına alınmıştır. İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkanlar, kadınların yaşama hakkına karşı çıkanlardır. 'Benden ayrılmak isteyen kadını öldürürüm' diyenlerdir. Kadınların eril şiddete boyun eğmesini isteyenlerdir. İstanbul sözleşmesinin gerekli olup olmadığı yönündeki sığ tartışmalar kadınların hayatının gerekli olup olmadığını tartışmak demektir. Bu yüzden bu tartışmaların bir kenara bırakılması ve sözleşme içeriğinin bir an önce hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir" diye konuştu.

'CİNSİYET EŞİTLİĞİ DERS KONUSU OLMALI'
Av. Gamze Ötke Kılıçkap, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularının okullarda ders konusu olarak okutulması gerektiğini belirterek, "Müfredata alınmasını talep ediyoruz. Çocuklarımızın, toplumsal cinsiyet klişelerine hapsedilmeden eğitim görmeleri gerekiyor" dedi.

'BİNLERCE KADININ HİKAYESİNİ UNUTMAYALIM'
Artan kadına şiddet olaylarına tepki gösteren ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege ise "Kadınların şiddete maruz kalmasıyla alakalı yaptırımlar içeren mevzuatın acilen düzenlenmesi gerekiyor. Yasa koyucuların bu konuda herhangi bir çalışmaya girmemesi durumunda, sivil inisiyatiflerin yürüttüğü çalışmaların önemi bir yere kadardır. Bu nedenle gelecek nesilleri doğuran, büyüten ve yetiştiren kadınlarımızın geleceğimizde bu sorunlarla karşılaşmaması adına, biz tek ses olmazsak, devlet gereğini yapmazsa, yargı gereken cezayı vermezse, yitirdiklerimiz son olmayacak. Emine Bulut ve aramızdan kayıp giden binlerce kadının hikayesini unutmayalım" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------
Kadın konuşmacılardan detay görüntü
Serap Kocaoğlu'nun konuşması
Yeliz Gül Ege'nin konuşması
Av. Gamze Ötke Kılıçkap'ın konuşma görüntüsü
Konuşmacılardan detay
Toplantıya katılan kişilerden detay görüntüler
Haber ve Kamera: Aslı DURAN/ANTALYA,
=============================

'Alman evleri' olarak bilinen yapı, Osmanlı'nın ilk telgraf istasyonuymuş
 
Antalya'nın Kaş ilçesindeki ören yeri Patara'da, yöre halkının 'Alman evleri' olarak bildiği yapının, Osmanlı'nın 1906 yılında Afrika'daki toprakları ile iletişim kurmak için kurduğu ilk telsiz telgraf istasyonu olduğu ortaya çıktı. Patara Kazı Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, "Elimizde kaşıkçı elması değerinde bir miras var" dedi.

Antalya'nın Kaş ilçesinde yer alan, Likya Birliği'nin başkenti olarak bilinen Patara'da, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk telsiz telgraf istasyonu bulundu. Bölgede yaşayanların 'Alman evleri' olarak tanımladığı yapıların bulunduğu bölgede 2011 yılında araştırma yapan Patara Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, otlar arasında bulup çıkardığı yapının 1906 yılında Sultan Abdülhamit'in talimatıyla kurulan Osmanlı'nın ilk telsiz telgraf istasyonu olduğunu tespit etti.

Osmanlı'nın Afrika'daki topraklarıyla iletişim kurmak için kurduğu istasyon, 31 Ağustos'ta yapılacak etkinliklerle tanıtılacak. İstasyonun tanıtımı için yapılacak etkinliklerle ilgili Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, Kaş Kaymakamı Ulaş Akhan, Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, Patara Kazı Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü araştırma görevlisi Diren Çakılcı, Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Antalya Şubesi Başkanı Selim Şanlı, Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenledi.

'ELİMİZDE KAŞIKÇI ELMASI DEĞERİNDE MİRAS VAR'
Patara Kazı Başkanı Prof. Dr. Işık, ne olduğunu bilmedikleri yapının sürekli dikkatini çektiğini söyledi. Uzun yıllar bu yapı ile ilgili bir bilgiye ulaşamadıklarını dile getiren Işık, yapının yoğun bitki örtüsünün altında kaldığını vurguladı. 2011 yılında Başbakanlık'ta çalışan arkadaşının desteğiyle yapının Osmanlı Dönemi'nden kalma telsiz telgraf istasyonu olduğunu anladıklarını dile getiren Işık, çalışmalarını bu yöne çevirdiklerini aktardı. Araştırmalarda yapının Osmanlı Devleti'nin ilk telsiz telgraf istasyonu olduğu bilgisine ulaştıklarını aktaran Prof. Dr. Işık, "Büyük bir mücadeleye giriştim. Elimizde 'kaşıkçı elması' değerinde bir miras var. 2011 yılında bu yapıyı açıkladım. Bu mirasın değerlenmesini istedim. Aradan bu kadar süre geçmemesi gerekiyordu. 2019'da bunun yapılabilmesinin tek nedeni Antalya Valisi Münir Karaloğlu'dur. Biz burayı sahiplenmezsek başkaları baklavada olduğu gibi hak iddia eder" diye konuştu.

İlginç buluntulara ulaştıklarını belirten Prof. Dr. Işık, kemikler, küçük makine parçaları bulduklarını belirterek, "Sultan Abdülhamid'in bu işi öğrensin, diye Berlin'e gönderdiği Osmanlı mühendisi Galip Bey'in kullandığı kahve fincanları var elimizde" dedi.

İTALYANLAR İSTASYONU BOMBALAMIŞ
Araştırma görevlisi Diren Çakılcı da II. Abdülhamid'in Afrika'ya sahip çıkmak için bu istasyonları oluşturduğunu söyledi. Yüksek maliyetlerle buranın yapıldığını dile getiren Çakılcı, Almanya'da yaptırılan istasyonların yine Alman mühendislerin yardımıyla kurulduğunu vurguladı. Alman mühendislerin bir süre bölgede yaşadığı için yöre halkının yapıya 'Alman evleri' adını verdiğine değinen Diren Çakılcı, "İstasyon 31 Ağustos 1906'da resmi olarak açılmış. 5 yıl faaliyet gösterdikten sonra 1911 Trablusgarp Savaşı sırasında istasyon İtalyanlar tarafından bombalandı. Bombardımandan sonra istasyon kullanılmaz hale geldi. Yaklaşık 100 yıl boyunca da istasyon unutulmuş" diye konuştu.

İLK KEZ ETKİNLİKLE HATIRLANACAK
İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar ise istasyonu 31 Ağustos'ta, 113'üncü kuruluş yıl dönümünde halka açacaklarını söyledi. Acar, "Tarih bize ait. İmparatorluğun ayakta kalmak için çalışmasına şahit oluyoruz. Bu topraklarda ne varsa bizim tarihimizdir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------
-Toplantı salonun dan detay görüntü
-Havva Işık ın konuşması
-Diren Çakılcı nın konuşması
-Detay görüntü
Haber: Hasan DEMİRBAŞ/ANTALYA,

=============================

Evlerini yarasalar bastı

Ağrı'da, 2 arkadaşın yaşadığı eve yarasalar doldu. Yaklaşık 40 yarasayı, pencereyi açıp, yastık ve süpürge ile kovalayarak çıkartmayı başaran arkadaşlardan Tugay Fevzioğlu, "Pencereyi açtıkça geri geliyorlar. Yarasaların nereden geldiğini bilmiyoruz" diye konuştu.

Hürriyet Mahallesi Namık Sezgin Caddesi'ndeki bir apartmanın 5'nci katında oturan İrfan Avcı, saat 01.00 sularında işten eve geldi. Ancak içeri girdiğinde yaklaşık 40 yarasanın evde uçtuğunu gördü. Paniğe kapılan Avcı, uyuyan ev arkadaşı Tugay Feyzioğlu'nu uyandırdı. 2 arkadaş, uçan yarasaları evden çıkarmak için mücadele verdi. Pencereleri açıp, ellerine aldıkları yastık ve süpürgeler ile yarasaları kovalayarak, dışarı çıkartan arkadaşlardan Tugay Fevzioğlu, sıcak hava nedeniyle pencereyi açık bıraktıklarını anlatarak, "Bir kaç gün önce evde bir, iki yarasa gördük ancak ciddiye almadık. Uyuyordum. Arkadaşım işten gelince evi yarasalarla dolu bulmuş. Kırka yakın yarasa vardı. Pencereyi açarak, dışarı çıkardık. Ancak pencereyi açtıkça geri geliyorlar. Yarasaların nereden geldiğini bilmiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Uçan yarasalar
Arkadaşların yarasaları çıkarmaya çalışması
Haber:  Oğuzhan HANÇER/ AĞRI, -
=============================

Van'da yeni müze törenle açıldı

Van'da 2011 yılında meydana gelen 2 büyük depremde hasar gören Van Müzesi'nin yerine Van Kalesi yanında yapılan yeni müze, törenle hizmete açıldı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, "Müzemiz Van Kalesi'nin hemen dibinde Van'ın önemli eserlerinden biri olacak. Van kenti, kültür anlamında çok büyük zenginliğe sahip.Tarihiyle kültürel eserleriyle büyük bir zenginliği var, bu zenginliğin en seçkin eserlerini müzemizde sergileyerek, insanlarımızın ülkemizin hizmetine sunmuş oluyoruz. Tabii bu, Van turizminin gelişmesi açısından da önemli bir eser olmuş olacak" diye konuştu.

Van Müzesi kentte meydana gelen 2 büyük depremde büyük hasar görünce yeni müzenin inşaatına Van Kalesi'nin güneyinde başlandı. 'Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı' kapsamında 54 dönüm alan üzerinde, 13 bin metre kare kapalı alan olarak inşa edilen Van Müzesi tamamlanarak, bugün düzenlenen törenle açıldı.

Törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, AK Parti Van Milletvekilleri İrfan Kartal, Abdulahat Arvas, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Suat Ekici, Tuşba Belediye Başkanı Salih Akman, YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli ile kurum amirleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından konuşma yapan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, kadim kent olan Van'ın İpekyolu üzerinde bulunması sebebiyle de önemli bir yerleşim merkezi olduğunu ve tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını söyledi. Vali Bilmez, "Bunun en önemli kanıtı da ilimizde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında ortaya çıkan tarihi eserlerdir. İlimiz aynı zamanda Urartu uyarlığına da başkentlik yapmıştır. Her bir köşesinde Urartu medeniyetine ait izler bulmak mümkündür" dedi.

TÜRKİYENİN EN BÜYÜKLERİNDEN BİRİSİ
Van Kalesi, Toprakkale, Çavuştepe, Aşağı ve Yukarı Anzaf Kaleleri, Ayanıs ve Körzüt Kaleleri'nin tarihi eserlere verilecek en iyi örneklerden olduğunu belirten Vali Bilmez,

"Bilindiği üzere Türkiye'nin en büyük müzelerinden birisi olacak Urartu Müzesi, Van Kalesi lokasyonunda 54 dönüm alan üzerinde, 13 bin metre kare kapalı alan olarak inşa edilmiştir. Müze, üstyapı, altyapı ve çevre düzenlemesi ile 20,9 milyon liraya mal olmuştur. Van Müze Müdürlüğümüz 2017 yılı Aralık ayında yeni hizmet binasına taşınmış olup, 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sağladığı 10 milyon lira finansman desteği ile başlatılan teşhir-tanzim işi, 2019 Ağustos ayında tamamlanmıştır. Müzemizin eser sergileme kapasitesi 100 bin, ziyaretçi kapasitesi yıllık 1,5 milyondur. Yeni müze binamız 23 sergi holünden oluşmaktatır. Yaklaşık 2 bin 524 adet eser müzemizde sergilenecektir. Yeni müze binamızdaki eserler çoğunlukla canlandırmaya yönelik. Ayrıca çocuklarımızın eğitimi için Arkeopark alanları yapılması planlanmakta.  Bu sayede çocuklarımız tarihi eser nedir? Nasıl ortaya çıkar? Nasıl restorasyonu yapılır? Müzelere nasıl kazandırılıp, sergilenir? Bunlar hakkında bilgi edinmiş olacaklar. Urartuları daha yakından ve tüm yönleri ile tanınmasına olanak sağlayan Van Müzesi, bu görkemli medeniyet başta olmak üzere kadim şehir Van'ımızın binlerce yıllık tarihinde yer eden tüm uygarlıkların mirasını görmeyi mümkün kılıyor" dedi.

Konuşmaların ardından Van Müzesi'nin açılış kurdelası kesildi. Daha sonra davetliler, müzeyi gezerek eserleri inceledi.
Müzede açıklamalarda bulanan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, Van'da meydana gelen 2 büyük deprem sonrası Van Müzesi'ni kapatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Kalkınma Ajansı'nın destekleriyle yapılan Van Müzesi'nin açılışını yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Alparslan, şöyle konuştu:
"Müzemiz Van Kalesi'nin hemen dibinde Van'ın önemli eserlerinden biri olacak. Van kenti kültür anlamında çok büyük zenginliğe sahip. Tarihiyle, kültürel eserleriyle büyük bir zenginliğe sahip, bu zenginliğin en seçkin eserlerini müzemizde sergileyerek, insanlarımızın ülkemizin hizmetine sunmuş oluyoruz. Tabi bu, Van turizminin gelişmesi açısından da önemli bir eser olmuş olacak. Biliyorsunuz geçen hafta müzedeki gelişmeleri incelemek için bölgeye gelen ve elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz hocamız, diğer bakan yardımcımız Haluk Dursun, ne yazık ki bu bölgede görev şehidi olmuştu. Ben kendisini rahmetle anıyorum. Müzede de incelemelerde bulunmuştu. Kendisi müzenin çok iyi bir eser olduğunu söylemişti"

EN DEĞERLİSİ URARTULARDAN KALMA ASLAN HEYKELİ
Van Müzesi'nin bütün eserlerinin çok değerli olduğunu belirten Alparslan, "İsrail'e kaçırılan aslan heykeli buradaki en değerli eser. Fakat burada birbirinden değerli çok sayıda eser var. Bölgeden maalesef ülkemizin tarihi ve kültürel zenginliklerimizin önemli bir kısmı, yurtdışına kaçırılmış durumda. Biz de bakanlık olarak, ülke olarak uzunca bir dönemden beri, bu eserleri tekrar ülkemize kazandırmanın mücadelesini veriyoruz. Bu çerçevede, bir köşede bu bölgemizden götürülen eserler sergileniyor, bu insanlarımızın farkındalık oluşturması açısından önemli bir durum. Her eser kendi bulunduğu ülkede daha güzeldir. Bu anlayışla bu eserleri ülkemize kazandırmanın mücadelesini devam ettireceğiz. İnsanlığın ilk dönemlerinden günümüze kadar başta Urartular olmak üzere Romalılar, Selçuklular, Osmanlılar dönemine ait, İranlıların eserleri de dahil olmak üzere birbirinden zengin, burada yaşanan her olayın, her uygarlığın bıraktığı eserlerin sergilendiği çok değerli bir müze burası" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Van Müzesinin genel görüntüsü
-Van Valilisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez'in konuşması
-Müzenin açılık kurdelasının kesilmesi
-Ziyaretçilerin müzeyi gezmesi
-Müzede bulunan eserlerden görüntüler
-Kültür ve Turizm Bakan yardımcısı Nadir Alparslan ile röportaj
-Müzeden detaylar

Gülay KUYUCU-Orhan AŞAN/VAN,

=============================

Bakan Yardımcısı Metin: Çocuklarımıza daha fazla et ve süt tükettirmeliyiz
 
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Bolu'da katıldığı açılışta, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır" dedi.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve açılışlara katılmak için Bolu'ya geldi. Metin, Ziraat Odası'nca Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı. Açılışa Metin'in yanı sıra Bolu Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Ziraat Odası Başkanı Hakkı Fidan, daire amirleri ve çiftçiler de katıldı. Açılış öncesi konuşan Metin, tarımda ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret ederek, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var" dedi.

'BAKANLIK OLARAK VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ'
Fatih Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle devam etti:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

'DANE MISIR ÜRETİMİNİ ARTIRMALIYIZ'
Metin, protein tüketiminin arttırılmasının önemini anlatarak, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi artırmamız gerek" diye konuştu.
Daha sonra tesisin açılışı gerçekleştirildi. Metin, açılışın ardından AK Parti Bolu İl Başkanlığı ile Bolu Gazeteciler Cemiyetini de ziyaret etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Fatih Metin'in konuşması
-Açılışın görüntüsü
-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,
=============================

Hükümlüler çevre temizliği yaptı

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce organize edilen proje kapsamında 8 hükümlü sahilde çevre temizliği yaptı. 
Gazipaşa Belediyesi ile Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı Alanya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü arasında başlatılan 'Denetimli Serbestlik Temiz Çevre Projesi' kapsamında denetimli serbestlikten faydalanan 8 hükümlü Koru Mahallesi doğal havuzlar bölgesinde çevreye atılan plastik şişe, cam kırıkları ve tenekelerden oluşan çöpleri temizledi. Programa Belediye Başkanı Mehmet Yılmaz ve Cumhuriyet Başsavcılığı Alanya Denetimli Serbestlik Müdürü Yılmaz Örs de katıldı. 
Başkan Mehmet Ali Yılmaz, "Temiz çevre, temiz toplum her yönüyle çok önemlidir. Amacımız toplumda bir farkındalık yaratmak, çevre bilincini yerleştirmek ve bizden sonraki nesillere güzel bir çevre bırakmak" dedi.
Yılmaz Örs de "Bugün Gazipaşa ilçesinde temizlik faaliyetine katıldık. Amacımız toplum içerisinde faydalı olabilmek için çaba göstermektir. Burada 8 arkadaşımız görevli olarak bulunmakta. Toplu olarak çalışmanın faydalı olacağını göstermek için burada bulunduk" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Kader mahkümlarının sahilde atılı çöpleri toplamaları
Genel ve detay görüntüler 
Röp 1: Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz 
Röp 2: Alanya Denetimli Serbestlik Müdürü Yılmaz Örs

HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA,

=============================

Antik dönemin izlerini taşıyan 'Abora-IV' gemisi Çanakkale'ye geldi

Alman Arkeolog Dr. Dominique Görlitz tarafından tasarlanan ve antik dönemin gemicilik teknikleriyle inşa edilen 'Abora-IV', Çanakkale'ye geldi. Boğazdaki kuvvetli poyraz nedeniyle 'Abora-IV', Kıyı Emniyeti-9 Hızlı Tahlisiye botu yardımıyla Çanakkale Koltukbarınağı İskelesi'ne yanaştırıldı.

Arkeolog Görlitz tarafından 1993'te Nübye Çölü'ndeki kazılarda rastladığı antik döneme ait kaya resimlerinden esinlenerek tasarlanan ve kamıştan yapılan antik gemi replikası 'Abora-IV', Çanakkale'ye geldi. 'Abora-IV' gemisi, Çanakkale Boğazı'nda kuvvetli esen poyraz nedeniyle Çanakkale Koltukbarınağı İskelesi yerine Kıyı Emniyeti-9 Hızlı Tahlisiye Botu yardımıyla Çanakkale Koltukbarınağı İskelesi'ne yanaştırıldı.

DÜNYA BARIŞI MESAJI 
Gemi mürettebatı, Çanakkale Vali Yardımcısı Celil Ateşoğlu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Troya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Gestaş Genel Müdürü Volkan Uslu tarafından karşılandı. Heyete kent hakkında bilgi verildi. Türk yetkililerine teşekkür eden Arkeolog Görlitz, İstanbul'dan Çanakkale Boğazı'na kadar, özellikle Çanakkale'de kendilerine çok yakın ilgi gösterildiğini belirterek, "Biz bunu sadece kendimiz için yapmıyoruz. Başkaları için yapıyoruz, barış için yapıyoruz, dünya için yapıyoruz. Dünya barışı için yapıyoruz. Bizim amacımız bu. Zaten Troya da doğuyu, batıyı herşeyi birleştiren bir yer, bir nokta. Sembolik bir anlamı var. Gemimiz Karadeniz'den beri geliyor. Özellikle Çanakkale Boğazı'na girerken normal gemi trafiği de bizi çok zorladı. Bu gemi 6 bin yıl öncesinin teknolojisini gösteriyor. İyi bir manevrayla boğaza girdik. Bu da teknik olarak bunun çok zor sularda bile mümkün olduğunu gösteriyor" dedi. Prof. Dr. Rüstem Aslan da konuklara 'hoş geldiniz' diyerek, kendilerini Troya Ören Yeri'ne davet etti.

Geminin Çanakkale'de 2 gün kalıp gerekli onarımları yaptıktan sonra belirlenen rota kapsamında yola çıkacağı öğrenildi. 'Barış ve Uluslararası Anlayış İçin Yelken Açmak' sloganıyla yol alan gemi, gerekli bakım ve izinlerin alınmasın ardından Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nün rehberliğinde Kalamış Limanı'na götürülecek.

6 ÜLKEDEN 12 YOLCUSU BULUNUYOR 
16 Ağustos'ta Görlitz ve arkadaşlarınca suya indirilen 14 metrelik gemide Almanya, Bolivya, Bulgaristan, Hollanda, Rusya ve ABD'den 12 yolcusu bulunuyor. Gemi yolculuğu asırlar önce Mısır'dan yola çıkan kamış gemilerin Karadeniz'i geçerek Tuna Nehri'ne kadar uzanan bir ticaret hattını kullandıklarını ve dönemin teknik gelişmişlik seviyesinin bunun için yeterli olduğunu kanıtlamayı amaçlıyor. 'Sword sailing' adı verilen denizcilik yöntemiyle Mısır'a doğru açılan gemi, güzergahı boyunca birçok kültürel etkinliğe de ev sahipliği yapacak. Ana güvertede inşa edilen kulübede mürettebatın kaldığı geminin yapımında 12 ton totora kamışı kullanıldı. Yapımda kullanılan kamışlar ise Bolivya'daki Titicaca Gölü yakınlarında hasat edilerek, rulolar halinde taşındı.
Bulgaristan'ın Varna Limanı'ndan denize indirilen geminin, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı'nın ardından Türk ve Yunan adalarını ziyaret edip son durağı olan Mısır'ın İskenderiye Limanı'na ulaşması hedefleniyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Çanakkale Boğazı'na gelen kamıştan tekneden genel ve detay görüntü.

-Çanakkale Koltukbarınağı İskelesine yanaşma anlarından görüntü. 

-Gemiden genel ve detay görüntü.

-Alman Arkeolog Dr. Dominique Görlitz açıklama görüntüsü.

Haber-Kamera:  Mustafa SUİÇMEZ-Cemhan ŞEN/ÇANAKKALE,  
 


Kaynak: DHA

27 Ağustos 2019 Salı 17:23

Çanakkale, Antalya, DHA, Van, Güncel