Dha Yurt Bülteni-17

Akşener, Mardin'de tespih ve gümüş küpe satın aldı (EK)1)'HALK DOĞUDA HDP, BATIDA İSE CHP İLE AK PARTİ ARASINDA SIKIŞTIAkşener, öğleden sonra bir otelde partili ve Mardinli vatandaşlar ile STK temsilcileriyle bir araya geldi.

Akşener, Mardin'de tespih ve gümüş küpe satın aldı (EK)
1)"HALK DOĞUDA HDP, BATIDA İSE CHP İLE AK PARTİ ARASINDA SIKIŞTI
Akşener, öğleden sonra bir otelde partili ve Mardinli vatandaşlar ile STK temsilcileriyle bir araya geldi. Seçmenlerin Doğu'da HDP, Batıda ise CHP ve AK Parti arasında sıkıştığını savunan Akşener, "Şimdi Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya geliyoruz, HDP ile AK Parti arasında sıkışmış bir seçmen kitlesi. Batıya gidiyoruz CHP ile AK Parti arasında tercih yapmak durumunda kalan bir seçmen kitlesi. HDP bir siyasi parti olamadı, keşke olsaydı. Onun başında PKK gibi silahlı bir güç, bu tarafta da AK Parti. AK Parti de devletin en sert yüzünü Güneydoğu'da ortaya koyuyor. ANAP iktidardayken Refah Partisi'nin, Doğru Yol Partisi'nin, MHP'nin milletvekilleri olurdu buralardaki şehirlerde. Anavatan iktardaysa, diğer milletvekilleriyle eğer vatandaş bir sorun yaşıyorsa, diğer muhalefet partilerinin milletvekilleriyle konuşur, derdini kamuoyuyla paylaşırdı veya iktidara iletebilirdi. O zamanlar muhalefet halkın avukatıydı. Ciddi bir rakabet vardı. Seçmen, iktidar olmuş o siyasi yapıdan hoşlanmadıysa, döndürür gözünü diğerini iktidara getirebilirdi. Hem yereliyle, hem geneliyle medya önemli ve kıymetliydi. 2002'den 2017'ye kadarki sürece baktığınız zaman, bu kutuplaşmadan dolayı Güneydoğu'da çok rahat oy alan iki siyasi parti. Fakat iktidardaki AK Parti ile derdi olduğu taktirde, gidip muhalefet partisi milletvekiliyle konuşursa, derdinin çözümünü bulamadığı bir seçmen kitlesiyle karşı karşıya kaldık" dedi. 
"TAYYİP BEY, CHP VE ONA OY VERENİ ŞEYTANLAŞTIRDI"
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan'ı sert bir dille eleştiren Akşener, "Batı da benzer bir durum var. Tayyip bey bizatihi uzun bir zamandır CHP ve ona oy vereni şeytanlaştırdı. Çünkü oradaki seçmenden, burada var olan sağın tüm renklerinin yer aldığı yüzde 65-70'lik bir orandır. Oradaki seçmen kitlesini talep etti. CHP ve benzeri siyasi partilere oy veren seçmen kitlesinden oy istemiyor, onları kutuplaştırıp, yüzde 65 ile yüzde 35 arasındaki geçirgenliği ortadan kaldıran ve bu iki seçmen kitlesi arasında kalan konuşmayı, bir birini anlamayı ortadan kaldıran bir dille Türkiye iki alana sıkıştı kaldı. Şimdi biz İyi Parti olarak, bir üçüncü yolu milletimizin tercihine getiriyoruz. Bu nedir? Bu, başından beri söylediğimiz bir bayram sofrasıdır. Kadınlar bilir, genellikle bayramın bir günü, özellikle benim yaş grubum daha iyi bilir, ya annene sağsa onun evine, ya babaanne sağ ise onun evine gidilir. Gelinler, torunlar, amcalar, yiğenler hepsi bir arada sofrayı hazırlar. ya kahvaltıdır, ya öğlen yemeğidir. O sofrayı kadınlar hazırlar. Diyarbakırlı gelin de, Edirneli damat da, kulağı küpeli amca çocuğu da, ak kuyruklu erkek kuzen de, başı örtülü dayı kızı da hepsi o sofrada bir beraber otururlar. O yemeklerin en büyük özelliği, o sofraya oturan herkesin eşit şekilde kollunu uzattığında aynı derecede o yemeğe ulaşabilmesidir. Evet, İyi Parti, Türkiye'yi bayram sofrasına oturtacak iddiasıyla yola çıktık. Bu iddiamızı yerine getireceğimizi vatandaşımıza inandırarak yol yürüyoruz" diye konuştu.
İYİ PARTİLİ İNSAN PROFİLİNİ ANLATTI
İyi Parti kadrolarının profili hakkında da detaylı bilgi veren Akşener, Bizim partimizde bir kişi yer almak istediği taktirde, biz o kişiye hangi görüştesin, hangi mezheptesin, hangi etnik gruba dahilsin diye sorular sormuyoruz. Türkiye'nin bekası, Cumhuriyet değerleri, Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyet'e olan bağlılık, Türkiye'nin milli birlik ve bareberliğine duyulan saygı ve onun üzerine titremek ve Türkiye'nin bütünlüğünü korumaya yönelik. Sadece topraktan söz etmiyorum, milletin bütünlüğünü de korumaya yönelik, kısaca biz buna vatanseverlik diyoruz. Bu ilkelerimizi kabul eden herkesin kendini ifade edebileceği, üzerinde varsa bir siyasi gömlek, onu değiştirme mecburiyetinde kalmadığı, kendini ülkücü diye tanımlayan ülkücülüğünü muhafaza ettiği, kendini solcu diye tanımlayan kişinin solculuğunu muhafaza ettiği, kendini muhafazakar olarak tanımlayan kişinin muhafazakarlığını muhafaza ettiği, liberal olarak tanımlayanın kendini o şekilde muhafaza ettiği ama zamanla oluşturacağımız İyi Parti kurumsal kültürü sebebiyle de inşallah her gömleğin üzerine İyi Parti'nin ceketi veya paltosunun giyileceği bir siyasi harekettir bu. Bir yönüyle de bir kadın harekettirdir bu" şeklinde konuştu. 
"ELEŞTİRİ DİYE ATATÜRK'ÜN ÖLMÜŞ ANNESİNE KÜFREDEMEZSİNİZ"
Kadınlara yönelik savunmacı politikası nedeniyle bir gazetecinin kendisine, "Sizin için feminist diyebilir miyim?" şeklindeki sözüne atıfta bulunan Akşener, Atatürk'ün ölmüş annesine küfredildiğini, AK Parti Rizi İl Başkanı'nın "Rize'deki erkekler Kürt kadınlarından ikinci bir eş alsın, bu mesele çözülsün" sözünü hatırlatarak, şöyle konuştu:  
AK Parti'yi iktidara kadınlar getirdi, İyi Parti ise kadınları iktadara getirecek. Bu sözü söylediğim zaman az evel bir gazeteci hanımla röportaj yaptım; bütün bunları söyleyince, dedi ki, 'Sizin için feminist diye bilir miyiz?' ben de dedim ki, samimi bir kadın hakları savunucusuyum. Ama fenimizm bir felsefedir. O felsefeye inandığınız zaman hayatınızı ona göre tanzim etmeniz gerekir. Ben onu hayatımda tanzim edip, etmediğimi bilmiyorum. Dolayısıyla o felsefeye duyduğum saygıdan dolayı ne olduğu konusunda bir fikrim yok. Ama sıkı bir kadın hakları savunucusuyum. Kadınlar çok güçlü. Biz kendi içimizdeki gücü uzun zaman fark edemedik. Ne zaman fark ettik? Kadınların cinsiyeti üzerinden hem siysatte, hem de diğer meslek alanında bir şahıs, bir kadını eleştirecekse, kızacaksa, onu yaptığ işlerden dolayı eleştirecekse, yaptığı işi eleştirmek yerine, cinsiyeti üzerinden bir tanımlama getirerek iftiraya varan, hakeret eden bir dili 16 yıllık AK Parti iktidarı sürecinde yavaş yavaş bugüne getirdik. Şöyle bir şey oldu; AK Parti Rize İl Başkanı, çözüm süreci döneminde, 'Ne gerek var bu kadar uğraşmaya, Rize'deki erkekler Kürt kadınlarından ikinci eş alsınlar ve bu mesele çözülsün' dedi. O belediye başkanına kınama dahi gitmedi. AK Parti'nin bir il başkan yardımcısı, 'Başı açık kadın, perdesiz eve benzer' dedi. Ona da hiç bir şey olmadı. Sonra iş ilerledi, bir imam geldi, dedi ki: 'Başı açık kadın, poşeti açılmış herhangi bir mamüle benzer.' Bunu tarif etmeye terbiyem müsait değildir. Ona da hiç bir şey olmadı, terfi aldı. Atatürk'ün annesi Zübeyde hanıma, 'Genel evde çalışıyor' dendi. Ölmüş bir kadın, bu ülkeye büyük hizmet etmiş bir kişiyi, Balkanlar'dan Türkiye'ye göçler zamınında saçını süpürge ederek, oğlunu okutmuş, kızına sahip olmuş bir anaya. Atatürk'ün icraatını beğenmeyebilirsiniz, bu icraatları beğenmediğinizi söyleme hakkınız vardır, ona birşey diyemem ama 'Atatürk'ü eleştireceğim' deyip, ölmüş annesini genelevde çalıştığını söyleyemezsiniz ama bu ülkede söylendi. Hukuk olarak baktığınızda bu kişiye hiç bir şey olmadı. Bu dönemdeki kadar, kadınların cinsiyetleri üzerinden tanımlanıp, hakaret gördüğü, iftiraya uğradığı hiç bir dönem olmadı. Ben 37 yaşında politikaya başladım. 40 yaşında bakan oldum. Hiç kimse cinsiyetim üzerinden beni eleştirmedi. Yaptığım icraatlar üzerinden beni eleştirdiler. Ama hiç kimse terbiye, saygısızlık sınırlarını aşmadı."
"ESKİDEN SİYASİ DİL DAHA LATİFTİ, NAZİKTİ" 
Siyasi üslubun eskiden daha latif ve nazik olduğunu kaydeden Akşener, "Eskiden siyasi dil daha latifti, nazikti. Çünkü geçmişin politikacıları Türkçeyi iyi konuşurlardı. Bilgi birikimleri iyiydi. O nedenle meramlarını sövmeden, haraket etmeden anlatabilirlerdi. Bugün bilgi birikimleri yok. 100 sayfa tarih okumuş olsaydılar, Ortadoğu bataklığı içinde olmazdık. 100 sayfa dış politayla ilgili bilgi birikimleri olsaydı Rusya ile elbette dost olursun, ona benim itirazım yok. Her komşumuzla dost olunsun ama Irak'ta, Suriye'de, İran ve Rusya'nın emrine girmiş olmazlardı. Putin'in hakaretlerine maruz kalınmazdı. Sığlaşan, seviyesizleşen ve bu dille şiddete uğrayan genç kadınların, erkeklerin ve çocukların bu ikili siyasi alandan çıkarılmanın yolu, bir başka güçlü yolu, üçüncü yolun ortaya çıkmasıdır. Oylarınızı verirsiniz vermezsiniz, yarın bizi göreceksiniz, bileceksiniz. Ondan sonra diyeceksiniz ki 'oy verebilirim veya ben yine oy vermeyeceğim.' Ama bu güçlü seçenek sizi güçlü yapacak. AK Parti, HDP ve CHP karşısında güçlü yapacak. İlk defa göreceksiniz bir aylık bir parti hayata geçtikten sonra gördükleriniz sizin için bir delildir. Göreceksiniz ki dil yumuşayacak, seviye yukarı çıkacak, kadınlara uzanan eller tereddüt edecek. Çünkü o ellerin üzerine bir şaplak inebileceğini görecekler. Bu dönemde yüz verip astar isteyenler, bir dönem geçirildi. Onun için İyi Parti kadroları bu söylediklerime inanarak, bu dönemde İyi Parti'nin bünyesinde yer alan kahraman arkadaşlarım. Çünkü büyük bir korkunun kol gezdiği bir dönemde işadamı bir arkadaşımızın İyi Parti'de yer aldığı dakikadan itibaren, hiç bir ihaleyi alamadığı, deftedarlıkta her türlü memurun kapısında olduğu, iflas ettirilmek için her şeyin yapıldığı bir süreçte bunu göze alıp, İyi Parti kadrolarında yer alan arkadaşlarım benim gözümde, inanıyorum yarın sizin gözünüzde birer kahraman olacaklar" şeklinde konuştu.
"BAŞKA ANNELERİN SİZE EMANET ETTİĞİ ÇOCUKLARA İHANET EDEMEZSİNİZ"
Atanamayan öğretmenler konusunu da değerlendiren Akşener, işsiz kalan öğretmenler üzerinden hükümeti sert bir dille eleştirerek, "Dün Ankara'da atananayan öğretmenler bana geldi. Bugün Mardin'de 3 öğretmen yolumu kesti; 'abla atanamayan öğretmenleriz, sözleşmeli çalışıyoruz' dedi. Bu ülkede 3 tip öğretmen vardır; sözleşmeli, geçici ve kadrolu öğretmenler var. Öğretmen denen kişi kimdir? Evladınızı emanet ettiğiniz kişidir. Siz onu normal bir hayat yaşar hale getirmezseniz, kafası yarını nasıl ekonomik olarak çıkaracağında tutarsanız eğer, o genç veya orta yaşlı öğretmen sizin çocuğunuza gereken ilgiyi gösteremez. Ben öğretmen okulu mezunuyum. Ölünüz mü var, hastanız mı var? Sınıfın kapısında bırakcaksınız. İçeriye girdiğinizde çocuğunuz mu hasta, biri mi bakıyor? Onu unutacaksınız. Başka annelerin size emanet ettikleri çocuklarına ihanet edemezsiniz. Dolayısıyla bütün üzüntünüzü kapının dışında bırakmalı, o çocuklara kendi evlatlarınız olarak görmek zorundasınız. 'Bunu yapamazsanız, öğretmenlik yapmayın' derdiler bize. Ama biz o tercihi yapar, üstümüze düşeni yapmaya çalışırdık. Niçin eski öğretmenler ha bire konuşuluyor? Bu dediğim yöntemler sayesinde. Her yerde okul açıldı, bu okullarda çok miktarda öğretmen mezun ettiniz. O çocuklara iş oluşturamadınız. Niye planlamadınız kardeşim? Öğretmen ihtiyacı, sayısı neyse ona göre okul açar, bölüm açarsınız. O çocukları ona göre yetiştirirsiniz. Yüksek puan alırsınız, iyi maaş verirsiniz ve atanamayan öğretmen sorununuz olmaz" ifadelerini kullandı.
25-30 FİRMA TÜRKİYE ÇAPINDA ORTAYA ÇIKMALI
Ülkenin nasıl kalkınacağını da anlatan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, şunları söyledi:
"30 yıllık, 50 yıllık büyük firmaların istihdamdaki rolüne bakıldığında Amerika'da, Avrupa'da sıfır istihdam. Yani oturmuş firmaların yarattığı istihdam sıfır. Bizdeki ise eksi ama cirolarının artışı yüzde 60. Demek ki ya devlet eliyle fabrika açacaksınız, yada genç insanların girişmcilik yapma ruhuna güvenceksiniz. 80'de kurulan ve günümüze kadar gelen o teknolojik firmaları ise an itibariyle dünyada da, Türkiye'de de istihdam yaratan tek alan. Demek ki gençlerin hayallerinin, umutlarının önüne geçmeyip onları destekleyeceğiz. Ben bunu dediğim zaman çalışma yapın dediğim zaman arkadaşım dedi ki ya 50 bin lirayı alıp araba alırlarsa, ben dedim ki alırlarsa alsınlar. Ama esas olan içinden 20-30 girişimci genç çıkıp fikir üretim o fikirleri hayata geçirmesine hem özel sektör hem de devlet olarak bizim yardım etmede düzenlemede, teşvikte elimiz onun üzerinde olduğu taktirde 25-30 firmayı Türkiye çapında ortaya koyduğumuz taktirde araba alanın dahi o 50 bin lira ile araba alan genci de finanse eder durumda oluruz." 
"BENDEN DAHA İHTİYAR KONUŞUYORSUNUZ"
İyi Parti'nin yaptığı bir anket çalışmasının sonuçlarını da aktaran Akşener, "Bir araştırma yaptık. 18-25 yaş gençlerimiz hayal kurmuyor. Özellikle erkeklerin umudu yok. Şöyle konuşuyorsunuz; 'kader, kısmet, nasip, sağlık olsun.' Oğlum ben 61 yaşındayım, benden daha ihtiyar konuşuyorsunuz. Niye, niye umudunuz yok? çünkü 4 yıllık okul bitiren çocukların, iş bulmakta 4-5 yıl iş bulmakta zorluk çektiği bir ülke olsa, çocuklarınız öyle konuşur. 15 yaşında evlenmiş, 18 yaşında kucağında çocuğu olan kadınlarımız var. Onlara sorduğumuzda, zorla hayal kurdurduğunuz zaman ne oluyor biliyor musunuz? Kız kardeşleriniz bir kuş olup bu ülkeden uçup gitmek istiyor. Dolayısıyla uçup, giden kuşlarımızı geri getirmek için ve başka güzel kuşlarımızın uçmaması için İyi Parti, gençlerimize güvenecek ve arkasında duracak ve iş kurmanıza yardım edecek" dedi. 
"SÖZ VERİYORUM YANDAŞ, CANDAŞ, KANDAŞ KAYRILMASI OLMAYACAK"
Konuşması sırasında izleyiciler arasında bulunan ve adının Ali İhsan Göksu olduğunu belirtin bir kişi,  "Yanlış kalkındırma politikası olmayacağına, hiç ötekileştirme yapmayacağınıza söz veriyor musunuz?" sorusuna Akşener, "Hiç olmayacak, o da söz olmayacak. Son günlerde ben o kadar çok ötekileştirildim ki, o kadar şahsi öteki bir insan haline getirildim ki, şimdi herahalde bunları yaşamış bir kadın olarak bir başkasını öteki gibi görürsem Allah beni çarpar. Onun için söz veriyorum, hiç kimse öteki hale dönderilmeyecek, liyakat dışı hiç bir kadro olmayacak, söz veriyorum. Yandaş candaş kandaş kayrılması olmayacak" diye yanıtladı. 
Görüntü Dökümü
-Meral Akşener'in esnaf ziyareti ve diyalog
-Meral Akşener'in konuşması
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Ümit KOZAN-Nezir GÜNEŞ/MARDİN,
============================================================
2)KATAR İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI AL THANİ: TÜRK FABRİKALARLA İŞBİRLİĞİ YAPACAĞIZ
Katar İşadamları Derneği Başkanı Şeyh Faisal Bin Kasım Al Thani, Türkiye'deki incelediği fabrikaların yüksek kalitede üretim yaptığını belirterek, "Türkiye'nin fabrikalarında böyle kalite olduğunu bilmiyorduk, çok beğendik. Türkiye kardeş ülke daha öncelik vermemiz gereken bir ülke. Türkiye'deki fabrikalarla karar verdik, buradaki fabrikalarla iş başlatacağız" dedi.
Katar İşadamları Derneği Başkanı Şeyh Faisal Bin Kasım Al Thani, Edirne Valisi Günay Özdemir'i ziyaret etti. Beraberindeki heyetle Edirne'ye gelen Al Thani'yi kapıda karşılayan Vali Özdemir, Başbakanlık Müşaviri ve Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Başkanı Bekir Karlığa, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk valilik toplantı salonunda Katarlı heyetle görüştü.
Edirne Valisi Günay Özdemir, Katar heyetinin inceleme gezisi için Türkiye'de olduğunu ifade ederek, "Bugün bu gezi, Türkiye'yi, İstanbul, bölgeyi ve Edirne'yi tanımak içindir. Edirne'de, Türkiye'de neler yapabiliriz ve özellikle tarihi kültürel, turizm ve sanayi anlamında neler yapabilir onlarla ilgili sadece bir inceleme gezisi" dedi.
Katar İşadamları Derneği Başkanı Şeyh Faisal Bin Kasım Al Thani, Türkiye'deki fabrikaları gezdiklerini ve üretimlerini çok beğendiklerini ifade ederek, "Bugün Türk işadamlarıyla iyi ilişkilerimiz var. Katar'dan bir çok firma işadamı Türkiye'ye geldi. Özellikle abluka başladıktan sonra ve Türkiye'de iş yapmaya, iş ilişkisi için geldiler. Biz holding olarak iki gün önce Türkiye'ye geldik. Gelişimizin amaçlarından biri Katar'da 10-15 fabrika kurmak amacıyla ve buradaki işadamlarıyla görüşmek için geldik. Biz Katar firmaları olarak Türkiye'deki holdinglerle çalışmak istiyoruz, onlarla bir araya gelerek yeni ürünler üretip iki halka hizmet etmek istiyoruz. Baktık ki Türkiye'nin ürettiği malın kalitesi çok yüksek beğendik. Abluka başladıktan sonra ürünler zaten Katar'a geldi. Türkiye'ye geldiğimizde ziyaret ettiğimiz fabrikalar ve ürettikleri ürünlerin kalitesini çok beğendik. Çok şaşırdık, Türkiye'nin fabrikalarında böyle kalite olduğunu bilmiyorduk, çok beğendik. Türkiye kardeş ülke daha öncelik vermemiz gereken bir ülke. Türkiye'deki fabrikalarla karar verdik, buradaki fabrikalarla iş başlatacağız" dedi.
TÜRK İŞADAMLARINI KATAR'A DAVET ETTİ
İşadamları Derneği olarak Türk işadamlarını Katar'a davet eden Al Thani, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Katar'da işadamları birliği başkanıyım, birliğimiz adına teşekkür ediyoruz ve Türkiye'deki işadamlarını Katar'a davet ediyoruz. Gelin bir araya gelelim, fikir alışverişi yapalım. Birlikte iş yapmak istiyoruz. Abluka başladıktan sonra bilindiği gibi Türkiye'nin çeşitli ürünleri Katar'a geldi. Bu ürünlerin daha fazlası gelmesi için işadamlarını Katar'a davet ediyoruz. Edirne'yi gezdik, çok memnun kaldık. Katar'a gelin iş yapalım birlikte. Katar kralı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sürekli bir araya geliyor. Krizden önce sonrasında stratejik ilişkilerimiz var. Halk ve devletler arasında. Biz bu stratejik ilişkilerimizi geliştirmek için geliyoruz."
Başbakanlık Müşaviri ve Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Başkanı Bekir Karlığa, Türkiye ile Katar'ın siyasette ve kardeşlik noktasında ortak iki ülke olduğunu belirterek, "Türkiye ile Katar uluslararası siyasette olduğu kadar kardeşlik noktasından da ortak iki ülke. Ben özellikle ilgi alanım olan medeniyet ve medeniyetler ittifakı konusunda 10 yıldır biz Katar ile sıkı işbirliği içerisinde bulunuyoruz. Özellikle sayın Emir'in medeniyetler ittifakı kurucu üyesi olması, şuanda Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisinin Katarlı olması nedeniyle Katar ile yakın ilişki içerisindeyiz. bu ilişkinin Birleşmiş Milletler de örnek bir ilişki olduğunu  belirtmek isterim. Bu noktada sayın Cumhurbaşkanımız, Katar ittifakının dünyadaki eş başkanı, Medeniyetler İttifakı'na 128 ülke 25 uluslararası kuruluş Birleşmiş Milletler de ortak kuruluşlardır" dedi.
"KATARLI ORTAKLI Mevlana FİLMİ ÇEKİLECEK"
Karlığa, Katar ile ortak olarak Mevlana filmi projeleri olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
"Sayın Emir ve onun desteğiyle Mevlana'yı konu alan büyük bir film projesi geliştirdik. Ortadoğu'daki gelişmeler nedeniyle bu poroje henüz hayata geçmedi, önümüzdeki günlerde geçecektir diye düşünüyorum. Bu bakımdan sayın şeyhin, Şeyh Faysal'ın Türkiye'yi ziyareti ve Türkiye içerisinde de Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci başkenti olan ve bizim tarihimizin en yüce örneklerinden birisi olan Selimiye'nin yer aldığı Edirne'yi ziyaret etmesini çok anlamlı buluyorum. Bunu anlamlı bulduğumdan dolayı sayın valimin bildirmesi üzerine bende bu toplantıya iştirak ettim, İstanbul'dan geldim. Tabi ki Şeyh Faysal'ın müzesinin olduğunu, kültürel anlamda önemli eserlerin olduğunu ve bu müzesinin Katar'ın en büyük müzesi olduğunu duyunca özellikle tebrik ve teşekkür etmek istedim sizlerin huzurunda. Kendisini bir medeniyetin temsilcisi diye kendisini görüyoruz"
Daha sonra görüşmeler basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Katar ekibinin karşılanması
-Toplantı salonu
-Görüşmelere katılan heyetler
-Vali özdemir'in konuşması
-Al Thani'nin açıklamaları
-Bekir Karlığa'nın konuşması
-Heyetlerden görüntüler
-Genel görüntüler
Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Ali Can ZERAY/EDİRNE,-
======================================================
3)TÜRKİYE'DE DENİZE EN YAKIN KAYAK MERKEZİ AÇILDI
ORDU'nun 2 bin rakımlı Çambaşı Yaylası'nda yapımı tamamlanan Çambaşı Kış Sporları ve Kayak Merkezi, törenle hizmete girdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, tesisin Türkiye'de denize en yakın tesis olmasının büyük önem taşıdığını, kent turizmine de büyük katkı sağlayacağını söyledi. Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Kabadüz İlçesi'ne bağlı 2 bin rakımlı Çambaşı Yaylası'nda yapımı tamamlanan Çambaşı Kış Sporları ve Kayak Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Ordu Vali vekili Adem Öztürk, Kabadüz Kaymakamı Mustafa Uğur Özerden, Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, daire müdürleri, Kayak Federasyonu Başkanı Erol Yarar ve çok sayıda kişi katıldı. Açılışta konuşan Kayak Federasyonu Başkanı Erol Yarar, açılan kayak tesisini Kayak Federasyonu olarak işleteceklerini, tesisin kış turizmi ve kış sporlarının gelişmesine büyük katkı sağlayacağını söyledi.
BAŞKAN YILMAZ: TÜRKİYE'DE DENİZ'E EN YAKIN KAYAK TESİSİ
Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz ise, Ordu'da hizmete giren kayak merkezinin özellikle Karadeniz Bölgesi'nde kış sporları konusunda bir cazibe merkezi haline geleceğini, tesisin günlük 2 bin 500 kişiye hizmet verebilecek bir kapasiteye sahip olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"650 dönümlük alan üzerinde tamamlanan kayak tesisimizde 2 adet telesiyej, sosyal donatı alanları, kayak okulu, konuk evi ve 150 araçlık otopark gibi birçok bölüm yer alıyor. Tesisimiz, Türkiye'de denize en yakın kayak tesisi. Kayak merkezimiz, Büyükşehir Belediyemizin bütçesinden aktarılan 31 Milyon TL. ile birlikte toplam 35 Milyon TL.'ye mal oldu. Bu bölgemizde bu yıl yeni bir otel çalışmasına başlayacağız. Bu bölgede 5 yıldızlı otel projesi için çalışma başlattık. Proje yaklaşık 8 aylık bir süre içerisinde tamamlanacak."
ÖĞRENCİLER FAYDALANACAK
Eğitim ve öğretim gören öğrencilerinde kayak tesisinden faydalanacağını ifade eden Başkan Enver Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bu sporu toplumun her kesimine yaymak istiyoruz. Valiliğimiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile işbirliği yaparak kayak sporunu seven öğrencilerimizi kış döneminde bu tesisimize getireceğiz. Ordu Üniversitemiz ve Giresun Üniversitesindeki öğrencilerimiz buradan faydalanacak. Artık hepimizin olan bu tesisleri koruyup kollamak bizlerin görevi. Tesis projesini Büyükşehir Belediyemiz devraldıktan sonra birkaç yıl açıp açmamayla ilgili çok düşündük. Burayı inşa etmek de işletmek de ayrı bir iş dolayısıyla bu işin ustası Kayak Federasyonumuzdur. Teknik anlamda ne yapılması gerekiyorsa Kayak Federasyonumuz bu işin içinde olacak. Bu süreçte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum."
-Görüntü Dökümü
--------------
-Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz'ın konuşması
-Kayak Federasyonu Başkanı Erol Yarar'ın konuşması
-Açılıştan detay görüntü
-Kayak tesisinden görüntü
-Kayakçılarla röportaj
-Kayak merkezinin drone havadan görüntüsü
(SÜRE: 8.54 Dk ) (BOYUT: 526 MB)
Haber-Kamera: Nedim KOVAN/KABADÜZ (ORDU)-DHA
25 Kasım 2017 Cumartesi 19:36

Ak Parti, Meral Akşener, Katar, Türkiye, Politika, Güncel