Dha Yurt Bülteni-2

Öğrenci servisi takla attı: 6 yaralıEDİRNE'nin Keşan ilçesinde öğrenci taşıyan servis minibüsünün yoldan çıkarak takla atması sonucu 5'i öğrenci 6 kişi yaralandı.

Öğrenci servisi takla attı: 6 yaralı
EDİRNE'nin Keşan ilçesinde öğrenci taşıyan servis minibüsünün yoldan çıkarak takla atması sonucu 5'i öğrenci 6 kişi yaralandı.
Kaza, saat 07.30 sıralarında ilçeye bağlı Boztepe köyü yakınlarında meydana geldi. Köylerden aldığı taşımalı eğitim gören 13 öğrenciyi Keşan'a götürmek üzere yola çıkan Akçeşme Köyü Muhtarı 62 yaşındaki İdris Nalbantlar yönetimindeki 22 FN 595 plakalı minibüs, Boztepe ve Akçeşme köyü yol ayrımında sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu yoldan çıkarak takla attı. Kazada araç sürücüsü İdris Nalbantlar ile öğrenciler Buket Korkmaz, Bahar Özkan, Beyza Nur Karakaş, Görkem Oruç ve İrem Önal yaralandı.
Yaralılar, ihbar üzerine sevk edilen ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak, tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Kazayı yara almadan atlatan 8 öğrenci sağlık kontrolünden geçirildi. Kazayı duyan öğrenci yakınları ise hastaneye akın etti. Keşan İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili İlhan Saz da hastaneye gelerek, doktorlardan öğrencilerin sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Jandarmanın olayla ilgili soruşturması sürüyor.
Görüntü Dökümü
----------------------
-Yaralıların ambulanslarla hastaneye getirilmesi
-Yaralıların hastaneye girişi
-Hastane önünde ambulanslar
-Kaza yapan servis aracı
-Olay yeri genel gör.
-Detaylar
Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-
===================================================
Kot taşlama hastalığı Slikozis bir ilçede 13 yılda 16 can aldı, 110 kişi ise hastalık ile boğuşuyor
BİNGÖL'ün Karlıova ilçesi ve Taşlıçay köyünde otururken İstanbul'da merdiven altı tabir edilen kaçak atölyelerde yaptıkları kot taşlama işi ile Slikozis hastalığına yakalanan işçilerden 16'sı yaşamını yitirirken, 5'i ağır olmak üzere 110 işçinin daha bu hastalığın pençesinde oldukları belirtildi. Taşlıçay köyünde şu anda 4 işçi solunum cihazını bağlı bu hastalıkla mücadele ederken, işçilerden 6 çocuk babası 37 yaşındaki Ramazan Aydar 11 yıldır bu hastalığa yakalandığını ve dört yıldır yatağa bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü söyledi. 2 çocuk babası 31 yaşındaki Hasan Dündar ise, kot taşlama işinde 1997 yılında çalıştığını belirterek, "O yıllarda İstanbul'a gelen bütün köylülerimiz kot taşlama işine giriyordu. Çünkü, bu mesleği çabuk kavrıyorduk ve maaşı da iyiydi. Son dönemlerde bazı arkadaşlarımız atölyede rahatsızlanıp hastaneye gittiklerinde belli bir teşhis konulmuyordu. Erhan Akyürek adlı arkadaşımız birden hastalanarak öldü. O zamandan sonra biz bu mesleğin tehlikeli olduğundan şüphelenerek hepimiz işten çıkmaya başladık" dedi. 
Karlıova ilçe merkezi ve Taşlıçay köyünde otururken, 1994-2004 yılları arasında İstanbul'da merdiven altı tabir edilen kaçak atölyelerde kum ve hava ile kot taşlama işinde çalışan Slikozis hastalarının durumları her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Kaçak kot taşlama atölyelerinde 800 lira maaşla o dönemde çalışan işçiler, hastalığı ilk olarak 2004 yılında Karlıova ilçe merkezinde Slikozis hastalığından Kenan Temiz'in hayatını kaybetmesiyle öğrendiler. Yaptıkları işin Slikozis hastalığına yol açtığını gören işçiler, bu yıldan itibaren çalışmayı bırakıp eve döndü ama Slikozis hastalığı anların peşine bırakmadı. Son 13 yılda Karlıova ilçe merkezi ve Taşlıçay köyünde 16 kişi bu hastalıktan yaşamını yitirirken, 80'i Taşlıçay köyünde ve 30'u Karlıova ilçe merkezinde olmak üzere toplam 110 hastanın da halen bu hastalık ile mücadele ettiği belirtildi. 
"ÇOCUKLARIMA BAKINCA KAHROLUYORUM, ÇÜNKÜ İYİLEŞEMEYECEĞİMİ BİLİYORUM"
Taşlıçay köyünde halen 4 kişi solunum cihazına bağlı yaşamını sürdürürken, bir kişinin ise Erzurum Atatürk Araştırma hastanesinde yoğun bakımda yaşam mücadele verdiği belirtildi. Taşlıçay köyünde 4 yıldır yatalak olarak solunum cihazına bağlı olarak yaşayan 6 çocuk babası 37 yaşındaki Ramazan Aydar, 11 yıldır bu hastalığa yakalandığını ve 4 yıldır yatağa bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü söyledi.1994 yılında köylerinin korucu olmasından dolayı köy halkının hayvanlarının tamamını sattıklarını ve bu yüzden işsiz kalarak İstanbul'a çalışmaya gittiklerini söyledi. Burada kot taşlama işi ile tanıştıklarını ifade eden Aydar, burada 800 lira maaş aldıklarını fakat kaçak ve sigortasız olarak çalıştıklarını ifade etti. O zamanlarda kaçak işçi ve sigortalı çalışmanın ne olduğu fazla bilmediklerini ve o yüzden kot taşlama işinin sağlıksız olduğunu bilmediğini ifade eden Aydar, "Köyde elektriklerin sık sık kesiliyor. Elektriklerin kesildiği zamanlarda solunum cihazımız çalışmıyor bu yüzden hastaneye gidiyoruz. Çünkü, bu makinalar bizim nefesimizdir. Çocuklarıma her baktığımda onlara destek olamayıp doğru dürüst babalık yapamıyorum. Her gün çocuklarıma baktıkça kahroluyorum, çünkü artık iyileşemeyeceğimi biliyorum" dedi. 
"ÖLÜM SIRASI BİZE NE ZAMAN GELECEK KORKUSU YAŞIYORUZ"
Taşlıçay köyünde 3 yıldır yatağa bağlı olarak hayatını sürdüren bir diğer Slikozis hastası 2 çocuk babası 31 yaşındaki Hasan Dündar ise, kot taşlama işinde 1997 yılında çalıştığını belirterek, "O yıllarda İstanbul'a gelen bütün köylülerimiz kot taşlama işine giriyordu. Çünkü, bu mesleği çabuk kavrıyorduk ve maaşı da iyiydi. Son dönemlerde bazı arkadaşlarımız atölyede rahatsızlanıp hastaneye gittiklerinde belli bir teşhis konulmuyordu. Son zamanlarda köyümüzden Erhan Akyürek adlı arkadaşımız birden hastalanarak öldü. O zamandan sonra biz bu mesleğin tehlikeli olduğundan şüphelenerek hepimiz işten çıkmaya başladık. Köye döndükten sonra hepimiz birer birer hastalanarak Hastanelere gittik. İlk başlarda bu hastalığın ismini ne biz nede doktorlar biliyordu. Bir süre sonra hastalardan ölümler yaşanmaya başlayınca korkmaya başladık. Acaba bende ölecek miyim korkusu beni de endişelendirmeye başladı. Hepimiz sıra bize ne zaman gelecek korkusunu yaşıyoruz" diye konuştu.
Görüntü Dökümü:
-Slikozis hastalarının yaşadığı Taşlıçay köyünden görüntüler
-Hastaların görüntüsü
-Slikozis hastalarının konuşması
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Serkan BİNGÖL/KARLIOVA,(Bingöl),-
=====================
Ödüllü Modacı Diyarbakır'ı Moda showroom tasarımlarıyla tanıtacak
DİYARBAKIR'da, 25 yaşındaki modacısı Recep Demiray, yaptığı 4 defilenin ardından aldığı 2 ödülle,  yaşadığı kente kendi ismini vereceği bir moda showroom tasarım yeri açacak. Demiray, Diyarbakır'ı artık terörle değil de moda tasarım alanında tanıtabileceğini belirtirek, "Güneydoğu için sanatçı olarak terör olaylarının ön planda olduğu bu bölgelerde, çoğu insan iş yapamaz duruma geldi. Bunların önüne geçebileceğime inanıyorum"dedi.
Diyarbakır'da yaşayan ve lise yıllarından bu yana moda ile yakından ilgilenen 25 yaşındaki Recep Demiray, Mustafa Kemal Üniversitesi İskenderun Meslek Yüksek Okulu Moda Tasarımı bölümünden mezun oldu. Şimdiye kadar 4 defile düzenleyen Demiray, son olarak geçen hafta İstanbul'da 'KKTC Türkiye Yılın En İyi Ödülleri' yarışmasında ikinci ödülünü aldı. Birçok dizide oynayan ünlülerin kostümlerini de diken genç tasarımcı Demiray, şimdi ise kentte kendi adını vereceği bir moda showroom tasarım yeri açacak. İlk etapta olgunlaşma lisesinde öğrenim gören kız öğrencilere açacağı atölyede eğitim vereceğini söyleyen  Demiray, aynı zamanda hazırladığı projelerle kentin tanıtımı içinde çalışmalarda yer almayı hedefliyor.
Modacı Recep Demiray, lise yıllarından beri modaya hep ilgilisi olduğunu ve üniversiteye başlamasının ardından moda tasarım okumaya devam ettiğini belirtirek, "İstanbul'da birçok moda okulunda eğitim gördüm. Burada gördüğüm derslerle sertifika aldım. İlk koleksiyonum 10 parçalık bir koleksiyondu. Diyarbakır temalıydı. Kentin yerel kumaşlarını puşili kumaş haline getirdim. Sonra güzel bir defile ortaya çıktı. Bursa'da kadınlar defilesi olarak ikincisini yaptım. Teröre karşı üçüncü defilemi yaptıktan sonra son olarak Zeki Müren ödül gecesinde Bursa'da bir defile gerçekleştirdim. Bu defilenin ardından ödülümü aldım. Geçen hafta İstanbul'da düzenlenen KKTC ve Türkiye yılın en iyileri ödül gecesinde en iyi moda tasarımcısına layık görüldüm" dedi.
"DİYARBAKIR'I ARTIK TERÖRLE DEĞİL DE MODA TASARIM ALANINDA TANITABİLİRİM"
Diyarbakır'da, "Recep Demiray markası" adı ile iş yeri açtıktan sonra özellikle olgunlaşma ve endüstri bölümünden öğrenciler yetiştireceğini ifade eden Demiray,"Moda tasarım alanında hazır giyim veya tekstil bölümünde 3 kadın öğrenciyi yanıma alacağım. Kendimi nasıl geliştirdiysem onlara da o şekilde eğitim vereceğim. Diyarbakır'ı artık terörle değil de moda tasarım alanında tanıtabilirim. Defileler olacak.  Güneydoğu için sanatçı olarak terör olaylarının ön planda olduğu bu bölgelerde, çoğu insan iş yapamaz duruma geldi. Bunların önüne geçebileceğime inanıyorum"dedi.
"HER YÖREDEN KIYAFETLER YER ALACAK"
Her yöreden kıyafetlerin yer alacağı bir moda tasarım yeri açacağına dikkat çeken Demiray, "Özellikle Diyarbakır temalı olacak. İlk koleksiyonumda nasıl ki Diyarbakır'ı ön plana çıkardıysam, bunda da öyle yapacağım. Etnik kumaşları kullanarak günümüz trendlerine uygun kıyafetler, abiyeler, gelinlikler ve hazır giyim olmak üzere 4 alanda kıyafet seçeneklerim olacak"diye konuştu. 
Görüntü dökümü:
-Atölye çalışması
-Tasarımcı Recep Demiray'ın parça düzeltmesi
-Demiray'ın manken üzerinde iğne takması
-Tasarımların kontrolü 
-Recep Demiray'la röportaj yapılması
-Bursa'da yapılan defile ödül alınmasından görüntüler
-Genel ve detay
 
Haber-Kamera: Burak EMEK/DİYARBAKIR -
==========================================
'Atatürk' soyadı, Konyalı milletvekilinin teklifiydi 
Konya'da Fikir Sanat Kültür Adamları Derneği Başkanı araştırmacı yazar Seyit Küçükbezirci tarafından yazılı kaynaklardan, kişilerden ve hatıralardan toparlanarak hazırlanan 'Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile Yakınlığı' isimli kitap ilgi gördü.  Atatürk'ün atalarının Konyalı olduğu ve Rumeli'ye göç ettikleri anlatılan kitabta, Konya'da bir manevi anne ve babasının bulunduğu bilgilerine yer verildi. Ayrıca  'Atatürk' soy isminin dönemin Konya Milletvekili Naim Hazım Onat'ın teklifiyle verildiği ve ölümünün son gününe kadar yanında bulunan manevi evlatlarından Rukiye Erkin'in de Konyalı olduğu ve 10 yaşında iken Konya'dan alarak yanında götürdüğü bilgileri paylaşıldı.
Fikir Sanat Kültür Adamları Derneği Başkanı araştırmacı yazar Seyit Küçükbezirci, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile bağlantısını yazılı kaynaklardan, kişilerden ve hatıralardan aldığı bilgilerden toparlayarak 'Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile Yakınlığı' ismiyle tek bir kitap altında topladı. Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından basılan kitap, 10 Kasım tarihinde Atatürk ile ilgili açılan ve 10-30 Kasım tarihlerini kapsayan 55 ulusal gazetenin yer aldığı sergide ziyaretçilere hediye edildi. Kitapta Atatürk'ün Konya'ya gerçekleştirdiği ziyaretleri ve yaşadıklarının yanı sıra başkan kaynaklardan Konya ile bağlantılarının yer aldığını da anlatan Seyit Küçükbezirci, bu bilgilerin okuyanların dikkatini çektiğini belirtti. 
 Kitapta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi baba ve annesinin Konyalı olduğuna dair bilgilerin de yer aldığını belirten Küçükbezirci, şunları söyledi:
 "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında Konya'ya 5'inci kez geldiğinde karşılamaya gelen bir heyet içerisinde 80 yaşındaki bir köylü dikkatini çeker ve konuşmaya başlar. Abditolu Köyü'nden Hacı Hüseyin Ağa'nın bir oğlu Canakkale'de bir oğlu da Sakarya'da şehit düşmüştür. Anlatılanlara çok duygulanır. Hüseyin Ağa'ya 'Sen babam olur musun?' der. Köylünün şehit çocukları yerine çocuğu olmak ister. Abditolu Köylü Hüseyin Ağa artık Gazi'nin babalığıdır. Konya'ya 6'ıncı gelişinde yanında eşi Latife Hanım olduğu halde Konya'da 11 gün kalır. Gazi Babalığı unutmaz ve Latife Hanım ile birlikte Hüseyin Ağa'nın Sedirler Mahallesi'ndeki iki göz kerpiç evine tanıştırmak için götürür. Latife hanım, Hüseyin Ağa'nın eşi Akife Hanımla tanışır, evde yemeğe kalırlar, saç böreği ikram edilir."
Atatürk'ün manevi kızı Rukiye Hanım'ın da Konyalı olduğunu ifade eden Küçükbezirci, "Ulu Önder bir yurt gezisi sırasında Konya'da iken Birinci Dünya Savaşı sırasında yanında bulunan Konyalı yazıcı çavuşunu hatırlar. Araştırma yaptırır. Çavuşu da eşi de vefat etmiştir. En küçük çocuğunun da 10 yaşlarındaki Rukiye'nin de akrabalarının yanında kaldığını öğrenir. Rukiye'yi getirtir ve 'Benim kızım olur musun' diye sorar. Kabul etmesi üzerine de yanında Ankara'ya götürür. Rukiye'yi Notre Darne de Sion Fransız Lisesi'nde okutur. 1930 yılında ise Jandarma Yüzbaşı Hüsnü Erkin ile evlendirir. Rukiye Atatürk'ün hastalığında da Saravona'da devamlı babasının yanında kalmıştır." diye konuştu.
Atatürk'ün atalarının da Konyalı olduğuna dikkat çeken Küçükbezirci, kitapta bununla ilgili de bilgiler de bulunduğunu söyledi. Küçükbezirci, "Gazi Mustafa Kemal'in kökleri o dönem içerisinde Konya'nın şuanda il olan Karaman ilçesi sınırları içerisinde kalan Taşkale Köyü'ne dayanmaktadır. Bu köyün eski adı Kızıllar'dır. Atatürk'ün soyunda ise en önde gelenlerden bir tanesi de Kızıl Hafızdır. Atatürk ve sülalesi Evladı Fatihan'dandır. Karamanoğulları Devleti'ne Osmanlılar son verdikleri zaman buradaki halkı alırlar ve Türk ve İslam yapmak için Rumeli'ye götürürler. İç Anadolu'ndan yani Konya, Nevşehir, Niğde gibi illerin halkının yüzde 90'ı Avrupa'daki Türkleri oluşturmuştur. Bunların dedeleri de öyle gitmiştir."dedi.
 'Atatürk' soy isminin de dönemin Konya milletvekili Naim Hazım Ülkü Onat'ın teklifiyle verildiğini ve bunun hazırladığı kitapta da yer aldığını anlatan Küçükbezirci, şöyle dedi:
"1934 yılında soyadı kanunu çıkarılır. Gazi Mustafa Kemal'e layık soyadı bulmak için ileri gelenler, dilciler ve tarihçiler çalışmaya başlar. Pek çok soyad Gazi'ye sunulur ama uzun süre teklif edilen soy adlara sıcak bakmaz. Soyad konusunda yapılan bir toplantıda Konyalı Naim Hazım Ülkü Onat, "Türk'e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış olan büyük Gazimize 'Atatürk' diyelim, bunu soyadı olarak verelim" der.  Nazım Onat'ın teklifini Gazi kabul eder. Konu ile kaynaklar Gazi'nin memnun olduğunu  ve Onat'a teşekkür ettiğini belirtir. Üç maddelik 'Cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal'e 'Atatürk' soyadının verilmesi hakkında kanun kabul edilir.. Naim Hazım Ülkü Onat Konyalıdır. Dil bilginidir. TBMM'de Konya milletvekili olarak görev yapar. Milli mücadele döneminde cesur kalemi ile hizmet verir. Naim Hazım'a Ülkü Onat soyadını da Atatürk vermiştir."
Görüntü Dökümü 
----------------------
Sergiden detay
Atatürk ile ilgili fotoğraflar 
Seyit Küçükbezirci röp
Haber- Kamera: Mehmet Kayhan YILDIZ / KONYA
=================================
Fiyatını duyan ormana koştu
MUĞLA'da, kilosu 40 liraya satılan mantar türü olan çıntar, ailelerin geçim kaynağına dönüştü. Mantarın fiyatını duyanlar işi gücü bırakıp, çıntar toplamaya başladı.
Ege Bölgesi'nde ilk sonbahar yağmurlarından sonra çam ormanlarının diplerinde ortaya çıkan bir mantar türü olan çıntar, köylünün geçim kaynağı olarak pazar tezgahlarına düştü. Bölgede sofraların vazgeçilmez besini olan çıntar, halk pazar ve yol kenarlarında seyyar satıcıların tezgahlarında büyük rağbet görüyor. Ormanlık alanlardan çıntarı toplayarak pazara satmak için getiren Çiçek Karataş (50), "Bu yılki çıntar mevsiminin kilosu 40 liradan başladı. Bu fiyata rağmen vatandaşın ilgisinden memnunuz. Satışlarımız iyi. Bu mantar, sonbahar yağmurlarının yağmasıyla birlikte çam ağaçları altında çıkar. Çok lezzetlidir ve diğer mantarlara göre pahalıdır. Et kadar gıdalıdır" dedi.
Demir açısından zengin olması nedeniyle kansızlık tedavisinde kullanılması tavsiye edilen çıntar, ayrıca kalp ve damar hastalıklarında etkili olan folik asitçe de zengin. Bazı türlerinde bağışıklık sistemini arttıran kimyasal bileşikler mevcut. Yağ içermediği için protein değeri yüksektir ve rejim yemeği olarak da kullanılıyor.
Öte yandan yüksek fiyattan alıcı bulan mantarı toplama yarışına girenler, saban erken saatlerden itibaren ormanın yolunu tutuyor.
Görüntü Dökümü
----------------------

Haber: Cavit AKGÜN/MUĞLA, - 
NOT : GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK 
=========================================
Fırın tepsilerini çalan hırsızlardan biri yakalandı, diğeri aranıyor
Güvenlik kamerası görüntüleri 
Adana'da, gece fırına giren Arif K. ile İbrahim Y., iş yerindeki 54 ekmek pişirme tepsisini çaldı. Arif K., evine düzenlenen operasyonla gözaltına alınırken, polis, olayın ardından kaçan İbrahim Y.'nin yakalanması için çalışma başlattı.
Olay, merkez Seyhan ilçesi Denizli Mahallesi'nde meydana geldi. Gece saatlerinde 18 yaşındaki İbrahim Y. ile fırına giren Arif K., iş yerindeki 54 ekmek tepsinini çaldı. Çaldıkları tepsileri yanlarında getirdikleri çuvallara koyan hırsızlar, daha sonra iş yerinden ayrıldı. Olay anı ise güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.
Sabah işe geldiğinde, tepsilerin yerinde olmadığını gören iş yeri sahibi, polisi aradı. Hırsızlık büro amirliği ekipleri, olay yerine gelerek, inceleme yaptı. Ekipler, güvenlik kamerası görüntülerinden şüphelilerin kimliğini tespit etti. Polisin operasyonuyla evinde yakalanan Arif K., gözaltına alındı. Arif K., emniyetteki ifadesinde, "Uzun süredir işsizdim. Paraya ihtiyacım var. Çaldığımız tepsileri metal sanayide 300 liraya sattık" dedi.
Arif K., işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilirken, polis, olay sonrası kaçan İbrahim Y.'nin yakalanması için çalışma başlattı.
Görüntü Dökümü
---------------------
**Güvenlik Kamerası**
Hırsızların fırına gelişi
Hırsızın birinin gözetleme yapması
Hırsızların tepsileri dışarı taşıması
Hırsızların tepsileri halıyla taşıması
**
Hırsızların Adli Tıp Birimi'nden çıkışı
Polis aracına bindirilmesi
Polis aracında götürülüşü
Adli Tıp Birimi'nin genel görüntüsü
Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,
========================================
Havalar soğudu sarkıtlar uzadı
Ardahan'da iki gün boyunca yağan kar yağışının ardından etkili olan soğuk, Ardahan Kalesi'nin surlarında yaklaşık 5 metrelik sarkıtlar oluşturdu. Hava sıcaklığının kent merkezinde sfırın altında 16 dereceye kadar düştüğü Ardahan sokaklarında buzlanan yollarda araçlar da yollarda kaldı. Buzlu rampalardan çıkamayan araçların sürücüleri, kayarak geri geri gitmek zorunda kaldı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Tarihi kalede oluşan sarkıtlardan görüntü
-Röp
-Buzlu yolda kayan araçlardan görüntü
-Genel detay görüntüler
Haber-Kamera -Deniz BAŞLI / ARDAHAN
=============================================
Erzurum AFAD, INSARAG ağına girmeyi başardı
Erzurum Afet ve Acil Durum Arama Kurtarma (AFAD) Birlik Müdürlüğü, Uluslararası Arama ve Kurtarma Danışma Grubu'nun (INSARAG) Ulusal Akreditasyon Süreci'ni başarı ile tamamladı, akredite edilen ağına girmeyi başardı. Deprem, çığ ve sel gibi doğal afetlerde görev alan isimsiz kahramanlar, "Her türlü felaketten uzak, barış içinde mutlu ve huzurlu günler geçirmeyi arzuluyoruz" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-AFAD ekibinin hazırlığı
-Göreve gidişleri
-Tatbikat görüntüleri
-Köpeklerin arama yapması
Haber-Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM,
==============================================
Öğrenciler klasik müzikle tanıştı
ADANA'daki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası'nda (ÇDSO) görevli sanatçı Mehmet Okonşar, Nuri ve Zekiye Has Ortaokulu öğrencilerine piyanoyla Mozart'ın ünlü Türk Marşı'nı seslendirdi. İlk kez klasik müzik dinleyen öğrenciler, dakikalarca Okonşar'ı alkışladı.
Klasik müziğin daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla bugüne dek göçebe Yörüklerden, köy çocuklarına kadar onlarca konsere imza atan ÇDSO, bu kapsamda Adana'daki Nuri ve Zekiye Has Ortaokulu'nda eğitim konseri düzenledi. ÇDSO solisti Mehmet Okonşar, okulun müzik öğretmeni Dilara Savcı Urşan'ın da girişimiyle okulda piyanoyla Mozart'ın ünlü Türk Marşı'nı seslendirdi.
'DİNLEYİCİ KİTLESİ YENİLENMELİ'
Okul Müdürü Ertunç Tansuğ, öğretmenler ve 200 öğrencinin katıldığı konserde, çocuklar heyecanlı anlar yaşadı. Konser sonrası Okonşar, öğrencilerin sorularını yanıtlayıp klasik müzik ve enstrümanlara ilişkin bilgiler verdi. Çocukların dakikalarca alkışladığı Mehmet Okonşar, şöyle dedi:
"İnsani ve gelecek açısından önemli bir etkinlik yaptık. Güzel bir heyecanla çok mutlu oldum. Herhalde çocuklar ilk kez Mozart'ın Türk marşını dinlediler. Buna benzer etkinliklerden ne kadar yapılsa azdır, çok fazla yapılmalı. Çünkü bütün dünyada klasik müzik dinleyicisinin azaldığı yönünde genel bir tespit var. Bence doğru bir tespit ama dinleyici kitlesinin yenilenmesi gerekiyor. Yenilenmesi de tabi ki çocuklar, okullar ve gençlerle olacak. Emek ve destek verenlere teşekkür ediyorum."
Çocukların büyük ilgi gösterdiği müzik öğretmeni Dilara Savcı Urşan da, çok heyecanlı ve mutlu olduğunu söyledi.
Görüntü Dökümü 
----------------------
Çocukların genel görüntüsü
Mehmet Okonşar piyano çalması
Mehmet Okonşar ile röportaj
Dilara Savcı Urşan ile röportaj
Piyano çalan Mehmet Okonşar'ın ellerinden detay
Çocuklarla röportaj
Okulun dış görüntüsü
Haber: Yusuf BAŞTUĞ Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA
============================================
Atık sulardan uyuşturucu haritası çıkarılıyor
ÇUKUROVA Üniversitesi Bilimsel Araştırma Ofisi tarafından desteklenen proje ile, atık sulardan bölgelerin uyuşturucu madde kullanım haritası çıkarılıyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Adli ve Klinik Toksikoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Nebile Dağlıoğlu, Adana'da atık sularda uyuşturucu maddelerin belirlenmesi ve kullanılan uyuşturucu miktarının tespitiyle ilgili bir çalışma yaptıklarını belirtti. Doç. Dr. Dağlıoğlu, "Biliyorsunuz uyuşturucu maddeler kullanıldıktan sonra idrarla birlikte metaboliklere atılıyor ve bunlar da atık sularda birikiyor. Biz buradan topladığımız örneklere bakarak bölgelere göre hangi maddelerin daha çok kullanıldığı ve ne kadar kullanıldığını belirleyebiliriz" dedi. Özellikle Avrupa'da bu durumun Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi raporlarında sık sık yer aldığına dikkat çeken Doç. Dr. Nebile Dağlıoğlu, "Çünkü onlar da kanalizasyon epidemiyolojisini kulllanıyor. Bir toplumun uyuşturucu maddi kullanımının belirlenmesinde farklı datalar geliyor. Kişisel kayıtlar olabiliyor. Hastane kayıtları, tedavi gören hasta sayısı, ölümlü olaylar, bunlar bir datayı oluşturuyor. Şimdi biz de belirlediğimiz atık sulardaki epidemiyoloji ile yeni bir data elde etmiş oluyoruz" diye konuştu. Bu bilgilerin uyuşturucu ile mücadelede önleme çalışmaları için çok önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Dağlıoğlu, "Çünkü, öncelikle yaşadığınız yerin verisini belirlemeniz gerekiyor. Bununla ilgili çalışmayı başlattık. Bakanımızın talimatı ile de çalışmamızı belirlenen illerde rutin uygulamalarla devreye sokmayı planlıyoruz."
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
------------------------------
Nebile Dağlıoğlu'nun otelin merdivenlerinden inerken görüntüsü
RÖP: Nebile Dağlıoğlu
Kadından detay görüntüler
HABER- KAMERA:  ADANA
=============================================
27 Kasım 2017 Pazartesi 09:53

Diyarbakır, Keşan, Moda, Mustafa Kemal Atatürk, Politika, Güncel