DHA YURT BÜLTENİ-2

BOLU'DA YOLLARDA BAYRAM TATİLİ YOĞUNLUĞU Kurban Bayramı tatili için yola çıkan tatilciler nedeniyle, TEM Otoyolu ve D-100 yolunun Bolu geçişinde yoğunluk yaşanıyor.

Bolu'DA YOLLARDA BAYRAM TATİLİ YOĞUNLUĞU 

Kurban Bayramı tatili için yola çıkan tatilciler nedeniyle, TEM Otoyolu ve D-100 yolunun Bolu geçişinde yoğunluk yaşanıyor. Trafik zaman zaman durma noktasına geliyor.
Kurban Bayramı tatilinde memleketlerine gitmek için sabahın ilk ışıklarında yola çıkan tatilciler, TEM Otoyolu'nun Bolu geçişinde yoğunluk oluşturdu. Otoyolun Bolu Dağı, Çaydurt, Yeniçağa, Dörtdivan ve Gerede geçişlerinde yoğunluk meydana geldi. Trafik zaman zaman durma noktasına geldi. Otoyolda trafiğin kilitlendiği anlarda araçlar, D-100 Karayoluna yönlendirildi. D-100 Karayolunda da özellikle kavşaklarda trafik kilitlendi. Bölgede bulunan her kavşağa yerleştirilen trafik ekipleri tarafından trafiğin durmaması için çaba harcandı. Yoğunluğun gün boyu sürmesi bekleniyor.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Yoldan görüntüler
-Trafikten görüntüler
-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

=======================================

DİYARBAKIR'DA Jandarma TRAFİK DENETİMİNİ ARTIRDI
 
Diyarbakır'da jandarma Kurban Bayramı nedeniyle trafik denetimlerini artırdı. 
İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentin çeşitli noktalarında trafik denetimine başladı. Yol kontrol noktalarında yapılan trafik denetimlerinde sürücü ve yolculara kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulunuldu. Sürücüleri seyir halindeyken cep telefonu kullanmamaları ve emniyet kemeri takmaları konusunda uyaran jandarma, kural ihlali yapan ve fazla yolcu taşıyan araçlara da ceza yazdı.
Kontroller sırasında durdurulan araçların sürücüleri ile yolcularına ayrıca Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı. Araçların bagajları ise dedektör köpek yardımı ile arandı.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Yol kontrol noktası
-Araçların durdurulması
-Kimlik kontrolü
-Bagajların dedektör köpek yardımıyla aranması
-Yolcu otobüslerinin durdurulması
-Fazla yolcu taşıyan minibüs yolcularının indirilmesi
-Minibüs sürücüsüne yazılan ceza
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrah KIZIL/DİYARBAKIR,

============================================

BARAJ HAVZASINDA KALAN İKİ MAHALLE TAŞINIYOR

İzmir'de geçmişte kaç kuşağa ev sahipliği yaptığı bilinmeyen, tarihi yüzyıllar öncesine dayanan Ödemiş Derebebekler Mahallesi'nin bir kısmı, Dereuzunyer Mahallesi'nin ise tamamı, yapımı devam eden Rahmanlar Barajı havzasında kaldığı için kamulaştırıldı. Dereuzunyer Mahallesi'nin tamamı buradan taşınacak. Derebebekler'de de evleri kamulaştırılan vatandaşlar, farklı yerlerde yeni bir hayat kuracak. Vatandaşlar şimdi doğup büyüdükleri, eşsiz anılara sahip olan evlerine veda etmeye hazırlanıyor.

Ödemiş'te yapımı devam eden Rahmanlar Barajı havzasında kalan kırsal mahallelerden Derebebekler'in bir kısmı, Dereuzunyer'in ise tamamı kamulaştırıldı. Tarihi yüz yıllar öncesine dayanan kaç kuşağa ev sahipliği yaptığı bilinmeyen Dereuzunyer'de yaşayanlar mahalleden taşınacak. Derebebekler Mahallesi'nde yaşayan ve evleri kamulaştırılanlar da bölgeden ayrılacak. Evleri kamulaştırılan vatandaşlar için yeni bir mahalle kurulacak. Baraj havzasının karşı bölgesinde bulunan 8.6 hektarlık ormanlık alan, Hazine adına tescillendikten sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na tahsis edildi. Bakanlık, evleri kamulaştırılan ve yeniden ev yapmak isteyenlerin başvurularını aldıktan sonra noter huzurunda kura çekimi yaptı. Buna göre Derebebekler Mahallesi'nde oturan 17 kişi, Dereuzunyer Mahallesi'nde ise 22 kişi, yeni kurulacak mahallede ev sahibi olacak. Yeni yerleşim alanının imar planı ve parselasyon planı Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü tarafından yapıldı. Bakanlığın onayladığı planlara göre, yerleşim alanında 44 adet konut, 1 adet sosyal tesis, 1 adet dini tesis, 1 adet ticari alan parseli bulunuyor. 
'MAHALLENİN YARISI KAMULAŞTIRILDI'
Derebebek Mahalle Muhtarı Fikret Toktaş, 3 sokağın bulunduğu mahallenin yarısının kamulaştırıldığını, diğer evlerin ise kamulaştırılmadığını, burada yaşayan vatandaşların mağdur olduğunu savundu. Toktaş, "Köy kahvesi, bakkalı ve camisi olan sokak, kamulaştırıldı. Diğer iki sokakların ise baraj bitip de İZSU'ya devredildikten sonra, İZSU tarafından kamulaştırılacağı söyleniyor. Vatandaşlarımızın evleri kaldı. Mağduruz. Zaten 2 buçuk yıldır baraja taş taşıyan kamyonların çıkardığı tozlarının içinde yaşıyoruz. Acilen geri kalan mahallelerin kamulaştırılmasını istiyoruz" dedi. 
Mahallede daha önce 450 kişinin yaşadığını, zamanla göç verdiğini ve baraj yapımının başlamasından sonra birçok kişinin de evlerini bıraktığını anlatan Fikret Toktaş, şimdi 270 kişinin kaldığını belirtti. 3 çocuk babası Dereuzunyer Mahalle Muhtarı Hasan Fırtına (61) da, devletin ev yapacak kişilere düşük faiz ile kredi vereceğini anlattı. Fırtına, "Proje hazırlandı. Devlet 77 bin TL verecek. Bu kredi de 10 yıl geri ödemeli olacak" dedi. Fırtına, mahallede bulunan mezarlıkların su altında kalmaması için Başova Yaylası'na taşıdıklarını da söyledi.
'20 BİN TL İLE NEREYE GİDEYİM'
Yaz aylarında mahallenin Başova Yaylası'na çıkan vatandaşlardan Ali Demir (51) baraj inşaatıyla bir çok insanın mağdur olduğunu söyledi. Demir, "Ben kamulaştırmadan 20 bin TL aldım. İnsanlar çaresiz tozun ve toprağın içinde kaldı. Evler kamulaştırıldı ama duracak yerimiz yok. Şu anda 120 bin TL alan birisi, bir daire alamıyor. Gidecek yerimiz yok. Bana verilen 20 bin TL ile nereye gideyim? 2 oğlum var. Çok mağdur olduk ama yapacak bir şey yok" dedi. Cavit Alkan (70), evinin kamulaştırılmadığını, barajda su tutulmaya başlandığında bir sorun yaşanması halinde nereye gideceklerini bilmediğini belirtti.
Evi kamulaştırılan, bahçesindeki meyve ağaçlarına da para ödenen Recep Korkut (66), "Türlü çeşit meyvelerin olduğu bahçem ucuza gitti. 44 bin TL ödediler. Devletin kestiği parmak acımaz. Mağdur olsak bile ne yapabiliriz" diye konuştu. Mehmet Ali Güner (50) isimli vatandaş ise durumdan memnun. Kamulaştırılan evine 100 bin TL ödendiğini anlatan Güner, "Köyden gideceğim için üzülüyorum ama evime verdikleri para iyi. Şu anda yerimiz yurdumuz yok. Köy kuracaklar ama henüz kurulmadı. Ödenen kamulaştırma parası da bitti" diye konuştu. 

Ödemiş'in iki mahallesinde hak sahibi olan aileler, "Kendi Evini Yapana Yardım" adı altında verilen konut kredisinden faydalanacak. Hazırlanan projeler için 77 bin TL, özel projeler içinse 53 bin TL kredi verilecek. Yıllık yüzde 2 faiz ile verilen kredi, 10 yılda 10 eşit taksit halinde, kredi ana parası ve faizi ile birlikte tahsil edilecek.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Ödemiş Derebebekler ve Dereuzunyer mahallelerinden görüntü
-Mahallelerin içinden grüntü
-Baraj inşaatından görüntü
-Vatandaşlar ve muhtarlar ile röp.
-Anons
-Genel ve detay görüntü

HABER: Umut KARAKOYUN - KAMERA: Tekin GÜRBULAK / İZMİR,

======================================================

KUYUDAN PETROL ÇALARKEN SUÇÜSTÜ YAKALANDI
 
Diyarbakır'da, petrol kuyusundan 980 litre ham petrol çalarken suçüstü yakalanan M.N.E., gözaltına alındı.
İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, merkez Kayapınar ilçesi Baykara Mahallesi'nde bulunan ham petrol kuyularından hırsızlık yapılacağı bilgisine ulaştı. Harekete geçen ekipler, dün devriye görevi sırasında M.N.E.'yi, petrol kuyusundan ham petrolü çaldığı sırada suçüstü yakaladı. Şüphelinin otomobilinde yapılan aramalarda 17 bidon içerisinde 980 litre ham petrol ele geçirilirken, gözaltına alınan M.N.E.'nin jandarmadaki sorgusu sürüyor.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Ele geçirilen petrol dolu bidonlar
-Bidonların sergilenmesi
-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: DİYARBAKIR,

===============================================

KÖY ÇOCUKLARINA AYAKKABI DAĞITTI

Kars'ta, 'Bir Oyuncak da Sen Ver' sloganıyla çocuklara oyuncak veren Taner Güneş, bu kez ayakkabı dağıttı. Digor İlçesi'ne bağlı Hasancan Köyü'nde Kurban Bayramı öncesi çocukları sevindiren Güneş, destekçileriyle birlikte bu yardımı gerçekleştirdiklerini söyledi. 
Küçük yaşta babasını kaybettiği için hayatını çocuklara adayan Karslı Taner Güneş, 2 yıl önce sosyal medya üzerinden başlattığı 'Bir Oyuncak da Sen Ver' kampanyasıyla çocuklara el uzatmaya başladı. Kars'ın 382 köyünden 100 köye giderek oyuncak dağıtan Güneş, Kurban Bayramı öncesi çocukları bu kez ayakkabı dağıtarak sevindirdi. Yine sosyal medya üzerinden başlattığı kampanyaya gelen destekle ayakkabı alan Güneş, otomobiliyle Digor ilçesine bağlı Hasancan köyüne gitti. Köy okulunun bahçesinde toplanan çocuklar numaralarına göre ayakkabılarını alarak sevinçle evlerinin yolunu tuttu. 
'Bir Oyuncak da Sen Ver' gönüllülerinin gönderdiği ayakkabıları çocuklara dağıttıklarını söyleyen Taner Güneş, "Minik kardeşlerimiz bayrama yeni ayakkabılarıyla girecek. Duyarlı olan destek olan bütün takipçilerimize sonsuz minnettarız. İyi ki varlar, iyi ki varsınız. Çocuk gülerse dünya güler. Oyuncaksız çocuk kalmasın" dedi. 

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Taner Güneş'in aracıyla köye gitmesi
-Köy yolu ve çocukların köy girişinde karşılaması
-Çocukların sevinci
-Okul bahçesinde toplanmaları
-Ayakkabıların dağıtımı
-Çocukların ayakkabılarını giymeleri
-Balon şişiren çocuk
-Çocukların konuşmaları
-Taner Güneş'in konuşması
-Detaylar

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK / KARS,
(Süre: 6 dk 40 sn, Boyut: 708 MB)

=======================================================

ÇALINTI, HACİZLİ VE YAKALAMALI ARAÇLARI PARÇALAYAN HURDACILARA OPERASYON

Konya'da çalıntı, yakalamalı ve hacizli araçları parçalayıp, piyasaya sürdükleri belirtilen hurdacılara yönelik düzenlenen operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. İş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda TIR kupası ve parçalanmış motor ele geçirildi.
Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'ne bağlı Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, merkez Karatay ilçesindeki Yeni Hurdacılar Sanayi Sitesi içerisinde çalıntı, hacizli ve yakalamalı araçların parçalanıp piyasaya sürülmeye çalışıldığı yönünde bilgi aldı. Bunun üzerine harekete geçen polis, sanayi sitesindeki 7 iş yerine eş zamanlı baskın düzenledi. Yapılan baskında piyasa değeri 1 milyon lirayı bulan 21 tane TIR kupası, 11 motor, 1 parçalanmamış çekici ile kamyonet ele geçirildi. Olayla ilgili M.A., H.Y. ve İ.O. gözaltına alındı. Ele geçirilen malzemelere el konulup, emniyet otoparkına çekilirken, polisin bu konudaki çalışmalarının sürdüğü belirtildi.  

Görüntü Dökümü:
------------------------
TIR kupalarından detaylar
Parçalanan motorlardan detaylar

Haber-Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA

=======================================================

5 YAŞINDAKİ ESMANUR KARACİĞER BAĞIŞI BEKLİYOR

İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'nde karaciğer kanseri tanısıyla tedavi gören 5 yaşındaki Esmanur Aslan, sağlığına kavuşabilmek için karaciğer nakli bekliyor. Karaciğerinde yaygın kitle bulunması sebebiyle 9 aydır hastanede yatan ve kemoterapi gören minik kıza uygun donör aranıyor. 

Uşak'ta yaşayan fabrika işçisi Mehmet (36) ve çiftçilikle uğraşan Gülnisar Ayhan (37) çiftinin kızları Esmanur Ayhan, yaklaşık 1 yıl önce karnındaki şişlik sebebiyle Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada karaciğerinde kitle fark edilmesinin üzerine ambulansla acil olarak Ege Üniversitesi'ne getirilen küçük kıza yapılan tetkiklerin ardından karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Anne Gülnisar Ayhan, Esmanur'un 7 yaşındaki ağabeyi Yakup'a bakmak için Uşak'ta kalırken, baba Mehmet Ayhan ise işini bırakıp kızıyla birlikte İzmir'e yerleşti. Yaklaşık 9 aydır Ege Üniversitesi Hastanesi Tülay Aktaş Onkoloji Merkezi'nde yatan ve kemoterapi tedavisi gören küçük kızın yaygın kitleleri sebebiyle, acilen karaciğer nakli olması gerekiyor. Hastanede baba Mehmet Ayhan'ın da safra kesesi ameliyatı olması gerekince minik kıza halası refakat etmeye başladı. Şimdi aynı hastanede farklı servislerde kalan baba ve kızın tek ümidi, Esmanur'un karaciğer nakli olabilmesi. 

'KIZIMI HAYATA DÖNDÜRECEK BİRİLERİ UMARIM VARDIR'
Esmanur'un zamanla yarıştığını belirten babası Mehmet Ayhan, "Ben Ege Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Servisi'nde yatıyorum, kızım ise onkolojide yatıyor. Henüz ameliyat olmadığım için kızımı gidip görebiliyorum ama çok zor günler yaşıyoruz. Esmanur'un bir an önce nakil olması gerekiyor. Birinin çıkıp karaciğerini bağışlamasının çok zor bir ihtimal olduğunu biliyorum ama yine de şansımı denemek istiyorum. Kızımı hayata döndürecek birileri umarım vardır" diye konuştu. 
İzmir'e yerleşince bir süre KİTVAK'ın konukevlerinde kaldıklarını belirten Mehmet Ayhan, "İşimi bırakıp buraya yerleştim, eşim ise oğlumuza bakıyor ve dağlarda koyun güdüyor. Biz perişan olduk ama karaciğer nakliyle kızımız kurtulabilir. İlaç kullanmayan ve herhangi bir hastalığı bulunmayan B pozitif kan grubuna sahip herhangi bir kişi, karaciğerinin sadece bir parçasını bağışlayarak Esmanur'u kurtarabilir. Ben çalışamıyorum, kızımın başında bekliyorum. Maddi durumumuz çok kötü ve birilerinin bize el uzatmasını bekliyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü:
------------------------
-Mehmet Ayhan ile röp.
-Esmanur'un hasta odasında görüntüleri
-Esmanur ve babasından genel detay görüntüler

HABER: Hande NAYMAN - KAMERA: Melis KARAKUZULU / İZMİR,  

=======================================================

TIRAŞLAR BELEDİYEDEN

Erzurum merkez Aziziye Belediyesi'nin yaşlı, hasta ve yatalak hastalar için sürdürülen 'evde tıraş' hizmeti büyük ilgi görüyor. Yaklaşık bir yıldır berbere gitmeden evde tıraş hizmeti alan vatandaşlar, hizmetin küçük gibi göründüğünü, ancak kendileri çok önemli ve büyük bir hizmet olduğunu belirtti.
Tıraş olma ihtiyacı duyan, ancak evinden çıkamayan yaşlı veya hastalar, Aziziye Belediyesi'nin 'evde tıraş' hizmetinden yararlanıyor. Belediye binasındaki Beyaz Masa'yı arayıp, durumunu bildiren yardıma muhtaç vatandaşlar, görevliler tarafından listeye ekleniyor. Daha sonra belediyenin anlaştığı berber İlhami Aratman'ı telefonla arayıp randevu talep ediyor. Elinde hazırladığı listeye göre tek tek evlere giden Aratman, vatandaşın saç ve sakalını kesiyor. Yaklaşık bir yıldır bu hizmetin verildiğini söyleyen İlhami Aratman, "Belediyenin başlattığı 'evde tıraş' hizmetine bir yıl önce 10 kişi ile başladık. Sayımız şu an 20'yi buldu ve her geçen gün artıyor. Önümüz bayram olduğu için işlerimiz bu ara yoğun. Diğer günler beni cep telefonu ile arayan vatandaşlarımıza randevu verip evlerine giderek tıraş ediyorum. Tıraş sonrası listeye imzalarını alıyorum. Ücretini belediye ödüyor" diye konuştu.
İlçe merkezindeki TOKİ konutlarında oturan evli ve 3 çocuk babası Ahmet Zülküfhan (54), hastalığından ve aşırı kilolarından dolayı dışarı çıkamadığı için belediyenin 'evde tıraş' hizmetinden yararlanıyor. Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan'ın kendisini büyük bir dertten kurtardığını belirten Zülküfhan, "Evde eşimle yalnız yaşıyorum. 154 kiloyum. Dizlerim çok ağrıyor. Değil çarşıya gitmek, evde bile dolaşamıyorum. Daha önce eşim beni tıraş ediyordu. O da beceremiyordu. Şimdi berberimizi ne zaman arasam evimize geliyor. Allah razı olsun. Hizmet küçük görünse de bizim için çok önemli ve büyük bir hizmet" dedi.
Belediyenin aldığı kararla çok mutlu olduğunu söyleyen Şengül Zülküfhan ise, "Eşim berbere gidemediği için mecburen ben evde tıraş ediyordum. Beceremediğim için yüzünü alaca, bulaca bırakıyordum. Bana kızıyordu ama elimden fazlası gelmiyordu. Belediyenin bu hizmeti beni kurtardı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
------------------------
-Berber İlhami Aratman'ın evlere giderek tıras yapması
-Tıras olanlarla röp
-Berber ıle röp
-Esını daha önce kendısının tıras ettıgını soyleyen kadın ve koca ile röp

Haber-Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM,

=======================================================

İZMİR'İN ALTIN KIZLARI

Süper Lig'de İzmir'i temsil eden tek futbol takımı olan Göztepe, atılıma geçtiği amatör branşlarda da madalyalı sporcularıyla ön plana çıkıyor. Sarı-kırmızılıların milli okçusu Yasemin Ecem Anagöz, triatloncu İpek Öztosun ve yüzücü İpek Mercan Aydın, ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettiği başarılarla hem kulübün hem de ülkenin gururu oldu. İzmir Büyükşehir Belediyespor'dan geçen ay Göztepe'ye transfer olan 20 yaşındaki Anagöz, Rio 2016 Olimpiyatları'na katılarak Türk sporuna damga vurdu. 2018 senesinde okçulukta dünyanın en iyi kadın sporcusu seçilen Anagöz, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında madalyalalara ambargo koydu. 2020'de Japonya'da düzenlenecek Tokya Olimpiyat Oyunları'na katılıp tarihte ilk kez bu branşta madalya almayı hedefleyen milli okçu, yeniden ay yıldızlı bayrağı başarıyla dalgalandıracağını söyledi. Göztepe'nin 24 yaşındaki milli triatloncusu İpek Öztosun da 2010 yılında başladığı kariyerine birçok başarı ekledi. Balkan Şampiyonası'nda şu ana kadar 3 şampiyonluk kazanıp toplam 6 madalyanın sahibi olan matematik öğretmeni Öztosun, Avrupa Gençler Şampiyonası'nda da 2'ncilik kürsüsüne çıktı. Son olarak geçen hafta İstanbul'da düzenlenen Balkan Şampiyonası'nda gümüş madalyanın sahibi olan Öztosun, tıpkı Öztosun gibi hayalinin 2020 Tokyo Olimpiyatları'na katılmak olduğunu ifade etti. Göztepe'nin en genç sporcularından olan 13 yaşındaki yüzücü İpek Mercan Aydın ise Trabzon'da yapılan Türkiye Yüzme Şampiyonası'nda 50 metre sırt kategorisinde 1'inci olmayı başardı. Küçük yaşına rağmen birçok organizasyonda Göztepe'yi temsil eden Aydın, uluslararası arenada mücadele etmek için gün saymaya başladı. 

'KADINLARIMIZ HER BRANŞI YAPACAK POTANSİYELE SAHİPLER, YETER Kİ İNANSINLAR'
Genç yaşında Türk okçuluğunun altın ismi olan Yasemin Ecem Anagöz, henüz 17 yaşındayken Rio Olimpiyatları'na katıldı. Geçen yıl Avrupa Şampiyonası'nda altın, Dünya Kupası'nda gümüş madalya kazanan sporcu, Tokyo'da da altın madalyayı kazanacağına inandığını dile getirdi. Anagöz, "2020 olimpiyatlarında tek hedefim altın madalyayı ülkeme getirmek. Bunun için inancım tam. 2016'da performans olarak kendimden memnun kaldım. Benim tecrübeye ihtiyacım vardı ve şu anda bu tecrübeye sahibim. 2020 için çok umutluyum. İlk Dünya Kupası'na katıldım, finalleri kazandım. İlkleri başardım. Okçulukta olimpiyat madalyamız yok. Şimdi bu ilki başaracağım" ifadelerini kullandı. İdmanlarını Antalya'da milli takım halinde gerçekleştirdiklerini anlatan Anagöz, "Büyük bir antrönör grubuyla çalışıyoruz. Özellikle kışın günde 11 saat idman yapıyoruz. Okçuluk durağan bir spor. Fiziyoterapisti ve psikoloğuyla birlikte oldukça yorucu antrenmanlar gerçekleştiriyoruz. Sadece 8 saat boyunca ok attığım oluyor" dedi. Kadınların Türk sporunda daha fazla ön plana çıkması gerektiğini sözlerine ekleyen Anagöz, şu şekilde devam etti:  
"Ben 9 yaşından beri spora emek veriyorum. Kadınlarımız her branşı yapacak potansiyele sahipler, yeter ki inansınlar. Maddi açıdan da emeklerimin karşılığını alıyorum. Kadın sporcularda büyük potansiyel görüyorum. Şu an Göztepe'deyim. İzmir Büyükşehir Belediyespor'la anlaşmalı olarak ayrıldım ve büyük bir kulübe geldim."

HEM ÖĞRETMEN HEM ŞAMPİYON
Göztepe'nin Balkan şampiyonu triatloncusu İpek Öztosun, matematik öğretmenliğinin yanı sıra triatlon branşında başarıdan başarıya koşuyor. Hem öğretmenliğin hem de sporculuğun kolay olmadığını belirten Öztosun, "Triatlon, arka arkaya yüzme, bisiklet ve koşunun yapıldığı, sınırları zorlayan bir branş. Bunun için dayanıklılık gerekiyor. Triatlonda 4 ya da 5 saat art arda hem yüzüyor hem bisiklet sürüyor hem de koşuyoruz. Ancak triatlon kişinin sınırlarını zorlaması adına oldukça güzel bir spor dalı. Aynı zamanda 1 senedir özel bir okulda matematik öğretmenliği yapıyorum. Ben zorlukları çok seviyorum. Bildiklerimi öğrencilerime öğretmeyi ve sporu çok seviyorum. İki işi birden yürütüyorum. Ben öğrencilerimi her zaman hayata karşı motive eden bir öğretmen olmak istiyorum" diye konuştu. Yüzücü İpek Mercan Aydın ise Göztepe'de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtip, "Türkiye şampiyonu olarak ilk hayalimi gerçekleştirdim. 1'inci olmak benim için çok önemliydi. Hayallerime kavuştum. İkinci ve en büyük adımı atarak ülkemi yurt dışında temsil etmeyi amaçlıyorum" dedi. 

Görüntü Dökümü:
------------------------
Yasemin Ecem Anagöz ile röportaj
Yasemin Ecem Anagöz'den detay göröntüler
İpek Öztosun ile röportaj
İpek Mercan Aydın ile röportaj 
Yasemin Ecem Anagöz, İpek Öztosun ve İpek Mercan Aydın'dan detay görüntüler.

HABER: Onur ATIŞ - KAMERA: Ergin KARATAŞ / İZMİR,

=======================================================

KNİDOS KAZI BAŞKANI PROF. DR. DOKSANALTI'DAN 'BEYAZ MERMER' AÇIKLAMASI

Muğla'nın Datça ilçesinde, 2 bin 500 yıllık tarihi geçmişe sahip Knidos Antik Kenti'ndeki küçük tiyatroda sürdürülen restorasyon çalışmaları sırasında, aslına benzemeyen 'beyaz mermer' kullanıldığına ilişkin eleştirilere, Kazı ve restorasyon başkanı Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı cevap verdi. Knidos'taki restore çalışmalarının, tarihi anıtların korunmasına yönelik, uluslararası Venedik tüzüğü esaslarına göre sürdürüldüğünü belirten Prof. Dr. Doksanaltı, "Restorasyon çalışmalarını değerlendirirken, sabırlı olunması gerekir" dedi.

Knidos Antik Kentinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına, Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölüm öğretim üyesi Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı başkanlığında küçük tiyatroda yapılan restore çalışmalarına, 'beyaz mermer' tartışması damga vurdu. Yaklaşık dört yıl önce de, 'mutfak mermeri' kullanıldığı iddialarıyla gündeme gelen Knidos Antik Kenti'ndeki restore çalışmaları konusunda DHA'ya özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Doksanaltı, "Knidos Antik kentinde,  2016 yılında beri restorasyon çalışmaları kazı başkanlığı eliyle yürütülüyor" dedi.
'TAHLİL VE ANALİZ YAPILDI'
Küçük tiyatrodaki restore çalışmalarında, Batı Anadolu orijinli ince grenli gri damarlı beyaz mermerlerin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Doksanaltı, şunları söyledi:
"Orijinal bloklar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü Restorasyon Konservasyon Laboratuvarı tarafından mineralojisi ve petrografisi, optik ve XRD analizleri kullanılarak analiz edildi. Bu bloklar üzerinde aynı zamanda Selçuk Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Laboratuvarı'nda, indeks ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi için analizler yapıldı. Bu çalışmalar sonucu tiyatronun inşasında kullanılan taşların kökenleri yani mevcut taşların direnç ve dayanıklılık seviyeleri tespit edilerek, restorasyonda kullanılacak ya da kullanılamayacak blokların tek tek tespiti yapılabilmiştir. Analizler sonucu orijinal bloklar ile aynı sertlik, geçirgenlik ve grene sahip olan ince grenli gri damarlı beyaz Batı Anadolu mermeri, Newton'un 1857 fotoğrafında görülen şekilde kesilerek, antik usullere göre elle işlenerek yerine konulmaya başlandı." 
'TON FARKI ZORUNLU'
İmitasyon mermer blokların doğal olarak ocaktan yeni kesildiği için orijinal bloklar ile belirgin renk farkına sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Doksanaltı, "Bununla birlikte 2016 yılında yerleştirilen imitasyon bloklar, geçen sürece bağlı olarak orijinal bloklar ile neredeyse aynı renk tonuna gelmeye başlamıştır. Ancak Venedik Tüzüğü restorasyon ilkeleri gereği seçilen materyal ile orijinal materyal arasında mutlaka renk ya da ton farkı olmak zorundadır. Aksi halde, 100-150 yıl sonra, hangisi 21 inci yüzyılda yapılmış, hangisi orijinal fark edilemez. Venedik tüzüğü ilkelerine göre, mutlaka yeni yapılan ile orijinal arasında fark olmak zorunda ve o farkın da ayırt edilmesi gerekir. Bire bir aynı malzeme kullanılamaz. Bire bir aynı malzemenin kullanılması yanıltıcı olur" diye konuştu.
'ÜÇ YILDA ORİJİNALİ GİBİ OLDU'
Antik tiyatronun batı giriş yolu duvarında yapılan restorasyon çalışmasını örnek olarak gösteren Prof. Dr. Doksanaltı, "Duvarın ortasında orijinal bir blok var. Orijinal bloğun hemen iki yanında ise bizim 2016 yılında koymuş olduğumuz imitasyon bloklar bulunuyor. 2016 yılında koyduğumuz bu bloklar, 3 yıl içerisinde işte bu hale geldi. Arada çok az bir fark kaldı. 2019 yılında yeni konulan bloklara bakıldığında ise, rengi farklı ve beyazdır. Ocaklardan yeni kesilen blokların hemen orijinallerine benzemesi beklenemez. İşlendikten sonra, üç yıl içerisinde bu bloklar da değişerek aslına benzer konuma gelecektir. Restorasyon çalışmalarını değerlendirirken, biraz sabırlı olunması gerekiyor. Zaman içerisinde değerlendirmek doğru olacaktır" dedi.
Knidos Antik Kenti tiyatrosunun bir bölümüne 2014 yılındaki restorasyon çalışmaları sırasında 4 sıra halinde konulan 20 blok mermer, tartışmalara neden olmuştu. Restorasyon sırasında konulan 'mutfak mermeri' eleştirilerine neden olmuştu. Restorasyon çalışmalarıın sürdüğü Antik Kent'te aynı mermerlerin kullanılmaya devam ediyor.  
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Knidos Antik Kenti'nden görüntü
-Knidos Antik Kenti'ndeki restorasyon çalışmalarından görüntü

Haber-Kamera: Mehmet ÇİL / DATÇA (Muğla),

=====================================================

MUĞLALI 'AFRO-TÜRKLER'

Muğla genelinde yaşayan ve sayıları yaklaşık 3 bini bulan Afro-Türkler, Anadolu'nun zengin geçmişinden bugüne göz kırpıyor.
Afrika'dan 19. yüzyıldan itibaren tütün ve pamuk tarlalarında çalıştırılmak üzere Anadolu'ya getirilen siyahi göçmenlerin torunları, yaşamlarını Muğla'nın Dalaman, Köyceğiz ve Ortaca ilçelerinde sürdürüyor. Muğlalı Afro-Türkler olarak anılan vatandaşlar, siyahi renklerini korusalar da Türk ailesi gibi Melek, Ayşe, Salih ve Gürkan gibi isimleri tercih ediyor. Dalaman Belediyesi'ne ait çay bahçesinde garson olarak çalışan, her ikisi de evli ve 2 çocuk annesi Ayşe Karakuş (48) ile Melek Dinç Özden (47) Türkiye'de yaşamaktan son derece mutlu olduklarını söyledi.
PASAPORTUNU SAHTE SANDILAR, GÖZALTINA ALINDI 
Melek Dinç Özden, müşterilerin kendisini el sallayarak yanına çağırdığını belirterek, "Türkçe konuştuğum zaman çok şaşırıyorlar. Ancak, ben doğma büyüme Muğlalıyım. Geçmişimi asla inkar etmiyorum. Ancak Türk'üm ve memleketim Muğla. Siyahi olmanın zorlukları da oluyor. Antalya Havalimanı'nda başıma talihsiz bir olay geldi. Almanya'ya gitmek için pasaportumu kontrol eden görevli bir anda, 'Bunlar sahte' diyerek yüzüme fırlattı. Polis ekiplerince gözaltına alındım. Yapılan incelemelerin ardından pasaportun gerçek olduğu anlaşıldı. Benden defalarca özür dilediler" dedi.  
"TÜRKİYE'DE YAŞAMAKTAN ONUR VE MUTLULUK DUYUYORUM"
Aynı çay bahçesinde bulaşıkçı olarak çalışan Ayşe Karakuş ise, "Burada doğup büyüdüm. Hiçbir zorluk yaşamıyorum. Akrabalarım yanıma geldiği zaman merak edip soruyorlar. Amcamın oğlu, teyzemin kızı olduklarını söylüyorum. Türkçe de konuşunca şaşkınlıkları daha da artıyor. Türkiye'de yaşamaktan onur ve mutluluk duyuyorum" diye konuştu. 
'TÜRK'ÜM DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM'
Ortaca'da 'Gorki' lakabıyla tanınan kafeterya işletmecisi Gürkan Gargın (42), "Abbas Hilmi Paşa zamanında buraya çalıştırılmak üzere getirilen bir grubun üyelerinden birisiyim. Tren yolu olmayınca dedelerimizi denize dökmüşler. Yüzme bilenler çiftliğe sığınmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk çiftliği ziyarete geldiğinde oradaki yetkililer 'Arapları ne yapacağız?' diye sormuş. Paşamız da 'Ne yapacaksınız, öldürecek misiniz? Yedirin, içirin, çalıştırın, misafir edin' cevabı vermiş. Ailelerimiz buralardan ayrılmamış. Ben Türk'üm dediğim zaman insanlar, şaşırıyor. Başımdan geçen ilginç bir anım var. Şahitlik yapmak için mahkemeye çıktım. İçeri girince 'Merhaba' dedim. Hakim Bey, 'Şuna bakar mısınız ne güzel Türkçe konuşuyor' diyerek güldü. Heyecanla, 'Türk'üm doğruyum, çalışkanım' dedim. Salonda bulunanların hoşuna gitti" diye konuştu.  
Evli ve 7 çocuk annesi Ayşe Yavuz da (80), "Annemin babasının ismi Abdülaziz. Ben de bir oğluma bu ismi koydum" dedi. 

Görüntü Dökümü
---------------
-Melek Dinç Özden'in kızı Ecrin'in parkta bisiklet sürmesi
-Melek Dinç Özden'in kızı Ecrin'in çimlerin üzerine sırt üstü yatıp poz vermesi 
-Melek Dinç Özden ile kızı Ecrin'in birlikte görüntü
-Melek Dinç Özden ile Ayşe Karakuş'un birlikte bulaşık yıkamaları 
-Gürkan Gargın'ın kafeteryadaki bilardo masasındaki topları düzenlemesi
-Gürkan Gargın'ın müşterilere gözleme servisi yapması
-Ayşe Yavuz'un evlerindeki odadan bahçeye gelişi ve sandalyede oturması 
-Melek Dinç Özden ile röp.
-Ayşe Karakuş'un bulaşık yıkarken konuşması 
-Gürkan Gargın ile röp.

( Haber - Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, DHA) 

=====================================================

 


Kaynak: DHA

10 Ağustos 2019 Cumartesi 10:07

Kurban Bayramı, TEM Otoyolu, Güncel