DHA YURT BÜLTENİ - 2

SKOLYOZ HASTASI CANSU SAĞLIĞINA KAVUŞMAK İÇİN AMELİYAT OLMAYI BEKLİYORMuğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan doğuştan skolyoz (omurga eğriliği) hastası 3 yaşındaki Cansu Yıldız'ın sağlığına kavuşması yapılacak ameliyata bağlı.

SKOLYOZ HASTASI CANSU SAĞLIĞINA KAVUŞMAK İÇİN AMELİYAT OLMAYI BEKLİYOR

Muğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan doğuştan skolyoz (omurga eğriliği) hastası 3 yaşındaki Cansu Yıldız'ın sağlığına kavuşması yapılacak ameliyata bağlı. Ancak rahatsızlığı ileri düzeyde olan minik Cansu'nun ameliyatının riskli olması nedeniyle endişeli olan ailesi, özel hastanelerin ameliyat için yaklaşık 80 bin ile 100 bin lira arasında bir para istediğini, kendilerinin bunu ödeyebilecek güçlerinin bulunmadığını belirtip, yetkililerden ve hayırseverlerden yardım istedi.

Menteşe'nin kırsal Denizova Mahallesi'nde yaşayan ev kadını Sadinaz Yıldız (39), 2016 yılında 6 aylık hamileyken karnındaki bebeğine skolyoz teşhisi konuldu. Muğla'dan İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırması'na sevk edilen Yıldız,  burada 5 gün tedavi gördü. Tedavinin ardından Muğla'ya dönen genç kadın, çiftçilik yapan eşi Mustafa Yıldız (46) ile birlikte "Bir cana kıymamalıyız" diyerek, üçüncü evlatları Cansu'yu dünyaya getirme kararı aldı. Yaşadığı zorlukları anlatan Anne Sadinaz Yıldız, "Muğla'daki doğumun ardından evladım, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. 7,5 aylıkken aşırı sinir sıkışması nedeniyle ameliyat edildi. 1 yaşından sonra da epilepsi nöbeti geçirmesi üzerine İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne gittik. Bize 3 ay sonraya randevu verdiler. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Nevres Aydoğdu'ya giderek durumumuzu anlattık. Kendisi bir baba şefkati ile yaklaşarak kızım ile yakından ilgilendi. Cansu'yu muayene eder etmez korse taktı ve bunu 1,5 yıl çıkarmamamızı söyledi. Şu an ise akciğer fonsiyonlarının düzelmesi için her 2 ayda bir alçı sarılıyor. Yavrumuzun felç olma riski bulunduğu için ameliyat olması gerekiyor" dedi.

Zor bir ameliyat olduğu için özel hastanelerdeki doktorları araştırdıklarını belirten anne Yıldız, "Yaklaşık 80 bin ile 100 bin lira arasında bir paraya ameliyatı gerçekleşebileceklerini söylediler. Eşim çiftçilik yapıyor, ben ise ev kadınıyım. Maddi gücümüz bu ameliyatı yaptırmaya yetmez. Yetkililerin bize el uzatmasını bekliyoruz" dedi. 

Çaresiz baba Mustafa Yıldız ise, "Bu ameliyatı dışarıda yaptırma imkanımız yok. 100 bin lirayı ben nereden bulabilirim? 100 bin lira kredi çekeyim desem 170 bin lira geri ödemesi var. Maaşlı çalışan biri değilim. Hayvanlarımdan sağdığım sütü ve yetiştirdiğim sebzeleri satarak geçimimi sağlıyorum. Yetkililerimiz ve hayırseverlerimiz bize yardımcı olursa, 'Allah razı olsun' derim" diye konuştu.

'KIZIMIZIN SAĞLIKLI BİREY OLARAK TOPLUMA KAZANDIRILMASINI İSTİYORUZ'

Denizova Mahallesi Muhtarı Halil Karataş, "Minik Cansu'nun durumu belli. Ailemiz tedavi masrafını karşılayacak duruma sahip değil. Yetkililerimiz ve hayırseverlerimizin desteğiyle kızımızın sağlıklı birey olarak topluma kazandırılmasını istiyoruz. Ailemizin ekonomik durumu müsait olsaydı ameliyatı zaten kendileri yaptırırdı. Mahalle olarak bizim de bu parayı karşılayacak durumumuz yok" dedi. 

Minik Cansu Yıldız ise DHA muhabirinin ameliyat olmak istiyor musun sorusuna 'Evet' diye yanıt verdi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Salih Akkuş, "Skolyoz hastalığı derece derecedir. Hafif derecedeki kişilerin ameliyatı hastanemizde gerçekleşiyor. Ancak ileri derecedeki hastaların ameliyatı risk taşıyor. Bunun için son kararı ailelere bırakıyoruz" dedi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Nevres Hürriyet Aydoğan, "Kızımızın tedavi sürecini yakından takip ediyoruz. Ameliyat edilmesi için akciğer fonksiyonlarının gelişmesi gerekiyor. Sürecin ardından ailenin de onay vermesi durumunda zorlu ameliyatı hastanemizde gerçekleştirmek isteriz. Ancak, bunun kararını aile verecek" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Mustafa-Sadinaz Yıldız çiftinin skolyoz hastası kızları Cansu Yıldız ile birlikte evde otururken görüntüsü

-Minik Cansu'nun sırtına okul çantası takması 

Mustafa-Sadinaz Yıldız çiftinin kızları Cansu Yıldız ile birlikte el ele tutuşup yolda yürümesi

-Anne Sadinaz Yıldız ile röp. 

-Baba Mustafa Yıldız ile röp.

-Denizova Mahallesi Muhtarı Halil Karataş ile röp. 

-Genel ve detay görüntüler

Haber: Cavit AKGÜN - Kamera: Aykut KURT / MUĞLA,

========================

50 İLİN MERAKLA BEKLEDİĞİ 144 YILLIK RÜYA GERÇEK OLUYOR

 

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde gündeme gelen, 2'nci Abdülhamid döneminde de projesi Fransız mühendislere çizdirilen '144 yıllık rüya' Karadeniz- Akdeniz Otoyolu, Karadeniz'den Akdeniz'e ulaşımı 6 saate indirecek. 2020'de tamamlanması hedeflenen 818 kilometrelik yoldan 50 il faydalanacak.

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde 1875 yılında 'Dereyolu' olarak gündeme getirilen Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi, 2'nci Abdülhamid tarafından Fransız mühendislere çizdirildi. 1929'da dönemin Ordu Valisi Ali Kemal Aksüt'ün temelini attığı yolda, çalışmalar kesintili şekilde devam etti.1970'li yıllara gelindiğin de çalışmalar, olası bir Sovyet işgalinde, tankların  Karadeniz'den İç Anadolu'ya kolayca ulaşmasını sağlayabileceği gerekçesiyle tamamen durduruldu.

2004 yılında, Ordu'dan geçen Melet Irmağı vadisi üzerine Topçam adıyla baraj yapılması için çalışma başlatıldı. Bu çalışmayla beraber, 'baraja ulaşım yolları' adı altında 'Dereyolu' olarak da bilinen yol çalışması yeniden start aldı. Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi kapsamında; Ordu, Sivas, Kayseri, Kahramanmaraş, Adana ve Hatay hattında toplam uzunluğu 818 kilometre olan yol projesinde çalışma yürütüldü. Sona gelinen ve 50 ilin faydalanacağı 818 kilometrelik yol, Karadeniz'den Akdeniz'e ulaşımı 6 saate indirecek. 

ORDU-MESUDİYE SEYAHATİ 90 DAKİKAYA DÜŞECEK

Ordu etabındaki 88 kilometrelik 1 milyar 455 milyon TL tutarındaki yol projesine, 1 milyar 213 milyon TL harcama yapılarak, yüzde 87 oranında fiziki gerçekleşme sağlandı. 80 kilometrelik kısım asfaltlanırken, 8 kilometrelik kısımda ise çalışmalar halen devam ediyor. Ordu etabındaki yol projesi kapsamında, toplam uzunluğu 15.1 kilometre olan 25 adet tek tüp tünelin yapımı tamamlanırken, tünellerin elektromekanik işlerinde de çalışma yürütülüyor. Güzergah üzerinde toplam uzunluğu 331 metre olan 1 adet viyadük ile toplam uzunluğu 280 metre olan 5 adet köprünün de yapımı tamamlandı. Yolun tamamlanmasıyla 180 dakika seyahat süresi olan Ordu-Mesudiye arası 90 dakikaya düşecek.

KONTEYNER LİMAN HAZIRLIĞI

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, 2020 yılında Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi'nin tamamlanmasıyla, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi'nden ürünlerin Ordu'ya ulaştırılacağını, Ünye Limanı'nda kuracakları konteyner liman ile Karadeniz ülkelerine ihracat yapılacağını söyledi. Ulaşım ve ihracatta büyük kolaylık sağlayacak olan Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi'nin 144 yıllık bir rüya olduğunu anlatan Güler, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptığım dönemde bu projenin 'Dereyolu' adıyla barajlara ulaşım adı altında startını vermiştik. Proje Karadeniz'de ihracatı canlandıracak önemli bir yatırım. Denizi kullanmayan Ordu, bu projeyle artık denizi de kullanacak.  Bu dev bir proje, artık Ordu'yu da aşan bir proje. Ülkemize stratejik bir değer kazandıracak dev bir proje. Haritayı göz önünüze alırsanız bütün Karadeniz'e kıyısı olan bütün ülkeler malını Akdeniz'e indirmek için Ege'den dolaşmak zorunda.  Şimdi yapılan bu yolla Rusya, Ukrayna, Gürcistan'ın malları Ege'yi dolaşmadan direkt Hatay'a inmiş olacak. Aynı şekilde Akdeniz ürünleri de direkt Ordu'dan Karadeniz'e çıkmış olacak" dedi.

'SİVASLI HEMŞERİLERİMİZ 1.5 SAATTE DENİZE ULAŞACAK'

Ünye Limanı'nın konteyner limana dönüştürüleceğini de ifade eden Hilmi Güler, "Akdeniz'den ürünler konteyner ile gelirse Ünye Limanı'nda düşündüğümüz konteyner limanla TIR'lara konulacak veya gemilere yüklenecek. Oradan da hedefe ulaşmış olacak. Ordu ile Mersin arasında 41 ilin doğrudan ithalat ve ihracatı bu iki limandan yapılacak. Sivaslı hemşerilerimizde 1.5 saatte Sivas'tan denize ulaşmış olacaklar. Sivas'ın da biz deniz kıyısı olmuş oluyoruz.  Bu yol bundan sonra demiryolu ile de birleştirilebilir. Bu muazzam bir avantaj sağlar. Doğalgaz ve petrol kaynakları da aynı şekilde buradan geçebilir" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Karadeniz Akdeniz yolu Ordu etabında tamamlanan yoldan görüntüler (drone)

-Yol projesi fotoğrafı

-Fransızlara çizdirilen proje fotoğrafı

-Tünel ve viyadüklerden görüntü (drone)

-Yolun geçtiği Melet vadisinden görüntü (drone)

-Hilmi Güler ile röportaj

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

==========================

YÜZEN ADALARA VALİ TANITIMI

Erzurum Valisi Okay Memiş, Tortum ilçesindeki yüzen adaları gezerek, çim toprak tabakasıyla kaplı gölün üzerinde yürüdü. Memiş, "Önce tedirginlik yaşıyorsunuz. Süngerin üstünde, bulutların üstünde gibisiniz. Uzay boşluğunda yürüyor gibi müthiş bir deneyim" dedi. 

Erzurum Valisi Memiş, Tortum ilçesine 2 kilometre uzaklıkta bulunan Zökün Gölü'ndeki yüzen adalarda incelemelerde bulundu. Kaymakam Şaban Arda Yazıcı ve Belediye Başkanı Muammer Yiğider ile birlikte 6 yüzen adanın bulunduğu gölü gezen Vali Memiş, yetkililerden bilgi aldı. Vali Memiş, üzeri çim ve toprakla kaplı gölün yüzeyinde gezerken, zaman zaman tedirgin oldu. Yürürken zorlanan Memiş, müthiş bir deneyim yaşadığını söyledi. Çim ve toprak kaplı zemini aşarak, göl yüzeyindeki 6 yüzen adadan birine binen Vali Memiş, Kaymakam Yazıcı ve Belediye Başkanı Yiğider ile birlikte kısa tur attı. Kenardan atılan halatla kontrol edilen yüzen adayı inceleyen Memiş, bölgeyi turizme kazandırmak için proje hazırlayacaklarını söyledi. 

Üzeri çim ve toprakla kaplı bataklık üzerinde yürüdüğünü belirten Vali Memiş, ilk defa yüzen adaları gördüğünü kaydetti. Bölgenin turizmin yapılacağı bir alan olduğunu vurgulayan Memiş, "İlk iş yolunu asfaltlayacağız. Turizm dediğiniz şey için şirketlerin, tur firmalarının gelebileceği yer olması demek. Önce ulaşımını, güvenliğini sağlayacağız" dedi. 

Göl üzerinde yürüme deneyimini de anlatan Vali Memiş, "Müthiş bir deneyim, önce tedirginlik yaşıyorsunuz. Süngerin üstünde, bulutların üstünde gibisiniz. Uzay boşluğunda yürüyor gibi ama güvenli. Bulunduğum yerin altı aslında su. Toprak ve çimenle müthiş bir tabaka oluşmuş. Süngerimsi bir yapı. Bütün Türkiye'yi buraya davet edeceğiz. Ben gerçekten çok etkilendim, inşallah proje yapacağız. Kaynak temin edip burayı Erzurumlu kardeşlerimizin ve tüm Türkiye'nin hizmetine sunacağız" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü

------------

-Vali Okay Memiş'in yüzen adalarla ilgili bilgi alması

-Vali Memiş'in yüzen adadakilerle konuşması

-Valinin çim ve toprak kaplı golun üzerinde yürümesi

-Vali'nin zaman zaman zorlanması

-Vali'nin beraberindekilerle yüzen adaya binmesi

-Vali ve beraberindekilerin yüzen adayla gezintisi

-Vali Memiş'le röp

-Yüzen ada ve çevresinden detay

Haber-Kamera: Salih TEKİN / ERZURUM,

=======================

2 ÇOCUK ANNESİ İstanbul'DAN KÖYÜNE DÖNDÜ, BÜYÜK BAŞARIYA İMZA ATTI

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Köye Dönüş' projesinden yararlanarak İstanbul'dan doğup büyüdüğü Kars'ın Ermenistan sınırındaki Yalçınlar Köyü'ne yerleşen Songül Yakın (44), büyük bir başarıya imza attı. 3 yıl önce 6 düve alarak çiftçiliğe başlayan ve hayvan sayısını 15'e çıkaran Yakın'ı ziyaret eden Vali Türker Öksüz tebrik etti, hediye olarak bir ton yem verdi.

Ermenistan sınırındaki Yalçınlar Köyü'nde yaşayan Songül Yakın, daha iyi bir yaşam ve iş umuduyla yıllar önce eşi Yakup'la birlikte İstanbul'a göç etti. Burada 2 oğlu olan Yakın ailesinin iyi bir yaşam ve iş umudu gerçekleşmedi. Tekstil fabrikasında çalışan eşinin akciğerlerinden rahatsızlanması üzerine Songül Yakın, köyüne dönmeye karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Köye Dönüş projesine internet üzerinden müracaat eden Songül Yakın'a sevindirici haber kısa sürede ulaştı. Projelerinin kabul edilmesi üzerine Yakın ailesi, 3 yıl önce köylerine geri döndü. Köyde bir ev ve ahır kiralayan Songül Yakın, daha sonra kendi imkanlarıyla başlarını sokabilecekleri bir ev ve ahır inşa etti. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın proje kapsamında teslim aldıkları 6 düveyle hayvancılık yapmaya başladı. Büyükbaş hayvanlarından elde ettikleri sütle peynir ve yağ yaparak bunları satan Yakın ailesi, hem geçimlerini sağladı hem de hayvan sayısını 6'dan 15'e çıkardı. İstanbul'dan geri dönerek büyük bir başarıya imza atan Yakın ailesine Vali Türker Öksüz sürpriz yaptı.

YALÇINLAR KÖYÜ'NE İLK KEZ VALİ GELDİ

Köye Dönüş projesiyle başarılı olan Songül Yakın'ı tebrik etmek için Vali Türker Öksüz, kent merkezine 45 kilometre uzaklıktaki Yalçınlar Köyü'ne gitti. Tarım ve Orman İl Müdürü Hüseyin Düzgün ile Yalçınlar Köyü'ne giden Vali Öksüz'ü muhtar Tekin Çiftçi ve Yakın ailesi karşıladı. Köylerine ilk kez bir vali gelen muhtar ve vatandaşların kurban kesme isteğine vali izin vermedi. Kurban edilmek üzere getirilen koç geri götürüldü. Köylerinde ilk kez bir vali gördüklerini belirten köylüler, Vali Öksüz'e teşekkür etti.

VALİ TÜRKER ÖKSÜZ'DEN SONGÜL YAKIN'A ÇİÇEK TAKDİMİ

Vali Türker Öksüz, Yalçınlar Köyü'nde yaşayan Songül Yakın ve ailesini ziyaret etti. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü nedeniyle Songül Yakın'a çiçek vererek tebrik eden Vali Öksüz, hayvanlarını beslemesi için de 1 ton yem hediye etti. Songül Yakın'a bu azimli ve başarılı çalışmasından dolayı teşekkür eden Vali Öksüz, kadınların bu başarılarla aile bütçelerine katkı sunmalarının önemli olduğunu belirtti. Songül Yakın'ın eşi Yakup Yakın da Vali Öksüz'e teşekkür ederek, "Eğer devletin desteği olmasaydı, köyümüze dönemezdik" dedi.

Vali Öksüz, "Bizim en önemli gücümüz üretim. Nerede olursak olalım üretmeyi başarabilirsek gelişmiş ve kalkınmış bir bölge veya ülke olabiliriz. Kadınlarımız da bu süreçte çok önemli bir rol oynuyor. Yani hep evinde, bir yandan çocuğuyla meşgul, evinin düzeniyle, evin işiyle meşgul ama bir yandan da hayvancılık yapıyor, tarım yapıyor, sebze ve meyve yetiştiriyor, buğday yetiştiriyor, hayvanına bakıyor. Hayvandan süt üretiyor, peynir yapıyor. Tüm bunlar elbette ki çok büyük ve çok önemli bir gayret. Dolayısıyla Songül Hanım'ı kutluyorum, ülkemizin üretimine yaptığı katkıdan dolayı. Başarılarının devamını diliyorum" dedi.

Vali Öksüz ayrıca, "2016-2018 yılları arasında uygulanan Genç Çiftçi Projemiz vardı. Kars'ta 698 çiftçimiz faydalandı. Bu önemli bir rakam ama daha güzeli bunun yüzde 69'u kadın çiftçimiz. Dolayısıyla bu oranın kadınlarımızda yüksek olması ayrı bir sevinç kaynağıdır. Yeter ki vatandaşımız köyüne dönsün, burada üretim yapsın. Amacımız vatandaşımızı bulunduğu yerde doyurmaktır. Doyurursak ülkemiz topyekün kalkınmış olur" diye konuştu.

Tarım ve Orman Müdürü Hüseyin Düzgün ise Songül Yakın'ın 6 hayvan alarak başladığı çiftçilikte hayvan sayısını 15'e çıkarmasının büyük bir başarı olduğunu belirtti.

Songül Yakın ise, "Projeden 6 hayvan aldım. Bundan önce İstanbul'da yaşıyorduk. Cumhurbaşkanımızın projesiyle başvurduk ve kabul edildi. Hayvanlarımızı aldık. Şu anda köydeyiz, üretiyoruz, çoğaltıyoruz, memnunuz. Vali Bey'i buraya getirecek kadar ürettiysek ve memnun bıraktıysak ne mutlu bize" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

------------

-Evden, ahırdan ve hayvanlardan detaylar

-Valinin gelmesi ve karşılanması

-Kurban kesilmesinin istenmesi valinin izin vermemesi

-Kurbanın traktöre konulması

-Valinin Songül Yakın'a çiçe takdimi

-Valinin aileyle evde görüşmesi

-Valinin konuşması

-Yemlerden detay

-Tarım ve Orman Müdürü Hüseyin Düzgün'ün konuşması

-Songül Yakın'ın konuşması

-Eşi Yakup Yakın'ın konuşması

-Muhabir Bedir Altunok'un anonsu

Haber-Kamera: Bedir Altunok / KARS,

============================

JAPONLARIN ÇAY SEREMONİSİNDEKİ YEŞİL ÇAY PUDRASI TÜRKİYE'DE ÜRETİLDİ

Japonların geleneksel çay seremonilerinde sunduğu ve dünyada 'matcha' olarak bilinen yeşil çay yapraklarından özel teknikle üretilen yeşil çay pudrası, Türkiye'de de üretildi. Çaykur tarafından Rize'de üretilen ve içildiğinde sağlık dostu olan yeşil çay pudrasından aynı zamanda kek, kurabiye ve dondurmada yapılabiliyor.

Japonların geleneksel çay seremonilerinde içilen ve son olarak Tokyo ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ikram edilen, dünyada 'matcha' olarak bilinen yeşil çay yapraklarından özel teknikle üretilen yeşil çay pudrası, Türkiye'de de üretildi. Çaykur tarafından yeşil çay yapraklarından Rize'de üretilen yeşil çay pudrası raflarda yerini aldı. İçildiğinde sağlık dostu olan yeşil çay pudrasından aynı zamanda kek, kurabiye ve dondurma da yapılabiliyor. Çok güçlü bir antioksidan olduğu bilinen yeşil çay pudrasının, kanserle savaşmaya yardımcı olduğu, cildi güzelleştirdiği, sindirimi kolaylaştırdığı, toksin ve ödem attırıcı özelliği olduğu biliniyor. Çaykur Zümrüt organik yeşil çay pudrasının 150 gramı 19.50 TL' den satışa sunuldu.

'AMACIMIZ DÜNYAYA SAĞLIKLI ÇAY İÇİRMEK'

Çaykur Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim, bir hafta önce satışa çıkan yeşil çay pudrasının kısa sürede güzel bir satış grafiği yakaladığını belirterek amaçlarının dünyadaki herkesi sağlıklı doğal Türk çayı ile tanıştırmak olduğunu söyledi. Alim, "Yeşil çay pudrası ile çeşitliliğimizi artırarak hem çay hem de gıda sektörüne sağlıklı yeni bir ürün kazandırmış olduk. Yeşil çay pudrası pastada, kurabiyede, dondurmada kullanılabildiği gibi 'matcha çayı' dediğimiz şekliyle de şifa kaynağı olacak. Dünyada üzerine kar yağan tek yeşil çay pudrası bize ait. Yurt dışından gelen yeşil çay pudralarında pestisit kalıntısı var, kimyasal aşamalardan dolayı kalıntılar var ve bunların insan sağlığı açısından da zararlı olduğunu herkes biliyorö dedi.

'BÖLGE ÇAYIMIZLA KENDİMİZ ÜRETİYORUZ'

Doğu Karadeniz bölgesinde tamamen doğal ortamda yetiştirilmiş çaylardan elde edilen yeşil çay pudrasında iddialı olduklarını ifade eden Alim, "Üretim Çaykur tesislerinde gerçekleşiyor. Paketlenmesine kadar her aşamasını biz yapıyoruz. Oluşabilecek tüm isteklere cevap verecek şekilde hazırlıklarımızı yaptık. Yeşil çay pudrasının 'matcha çayı' dışında gıda sektöründe kullanımı içinde çalışmalar yürütüyoruz. Önceki hafta bir dondurma firması ile yeşil çaylı dondurma için anlaşmamızı yaptık. Bunun haricinde bulgur fabrikası olan bir bayiimiz bulgurda denemek için istekte bulundu. Lokum için denemeler yaptık. Hamuruna katılarak yapılacak yeşil çaylı makarna ki Japonlar bunu çok kullanıyor, anlaşabilirsek yeşil çaylı süt şeklinde bu şekilde çalışmalarımız devam ediyorö diye konuştu.

MATCHA ÇAYININ HAZIRLANMASI KOLAY

Rize'de bu yıl Ticaret Borsası tarafından 5'incisi düzenlenen Uluslararası Çay Demleme ve Sunum Şampiyonası'nda 'Tadım' kategorisinde birinci olan Serpil Hut Kondakçı yeşil çay pudrası ile demlenen çayın nasıl hazırlandığını anlattı. Dünyada 'Matcha çayı' olarak bilinen çayın kolayca hazırlandığını söyleyen Kondakçı, "Bir çay bardak sıcak suya bir çay kaşığı yeşil çay pudrası katıyoruz. Diğer çaylar gibi bir demlenme süresi olmayan matcha çayımızı karıştırılıp beklemeden hemen içilebiliyoruz. Antioksidan özelliği olan matcha çayının sağlık açısından bilinen birçok faydası var. Çay tiryakilerinin bu yeni çayla kısa sürede tanışarak aromasını seveceğini tahmin ediyoruzö dedi.

ÇAY TİRYAKİLERİ TADINI SEVDİ

Yeşil çay pudrasından demlenen çayı içen tiryakiler de çayı beğendi. 

Çay tiryakisi olduğunu söyleyen Nursel Kılıç, "Ben yeşil çay pek kullanmam ama bu hoşuma gitti. Limonlu bir tadı var, güzel, beğendim, muhakkak alırım. Pastalarda da kurabiyeler de denerim. Siyah çay artık bizim için geleneksel bir şey, çok arada da yeşil çay içerdim ama bu çaya devam ederim, beğendimö dedi.

Müzeyyen Çomoğlu ise, "Pudra çay iyiymiş. İlk kez tükettim, daha öncelerden yeşil çay içiyordum, çok hoşuma gitmiyordu ama faydalı diye alıyordum. Bu çayı ilk kez tükettim, hoşuma gitti, çok hafif geldi. Faydalarını öğrendik, bunu da kullanmayı tercih edeceğim. Aroması da hoşuma gitti. Bu çayı siyahla kıyaslayamayız ama bitkisel çayların içerisinde bu çayı tercih ederim" diye konuştu. 

Selahattin Dal da, "Ben sabahları genelde yeşil çay kullanıyorum ama tadından hiç hoşlanmıyorum, sadece yararlı olduğu için, sağlıklı olduğu için kullanmayı tercih ediyorum. Şimdi içtiğim çay gerçekten tadı hiç yadırganmayacak lezzette, rengi de çok güzel, net, muhakkak kullanırımö dedi.

Siyah çaya alıştığını söyleyen İsmail Karakaş, "Biz genelde siyah çaya alıştığımız için onun yerini hiçbir şeye değişmeyiz, ancak bu çayda çok özel bir lezzet var. Güzel de dem vermiş. Bence iyi bir çay olmuş, kesinlikle bundan sonra tüketirim" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü

------------

-Yeşil çay pudrasından detaylar

-Pudra ile yapılan ürünler

-Matcha çayının hazırlanması

-Çaykur Genel Müdür vekili Alim röportaj

-Çay Eksperi Serpil Kondakçı'nın çayın hazırlanmasını anlatması

-Tüketici röportaj

-Muhabir (Arzu ERBAŞ) anonsu

Haber Kamera: Arzu ERBAŞ-Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA

=============================

ÇAKALLI MENEMENİ İŞ KAPISI OLDU

Samsun'un meşhur lezzetlerinden 'Çakıllı menemeni' adını aldığı Samsun-Ankara Karayolu üzerinde bulunan Çakallı mevkiinde iş kolu oldu. Menemen yapılan 25 tesiste yaklaşık 300 kişi istihdam ediliyor. Günde yaklaşık 2 bin kişi tesislerde menemenin tadına bakıyor. 

Samsun'un ünlü lezzetlerinden 'Çakallı menemeni' Samsun-Ankara Karayolu üzerindeki Çakallı mevkiinde bulunan tesislerde ağırlıklı olarak yapılıyor. Tarihte kervanların konakladığı bölge olan Çakallı'da menemen yapılan 25 tesis bulunuyor. Rağbet gören menemen bölgenin de en önemli istihdam kaynaklarından birisi oldu. Bu tesislerde günde yaklaşık 2 bin kişi gelerek menemenin tadına bakıyor. 300 kişinin çalıştığı tesisler 24 saat esasına göre hizmet veriyor. Tek kişilik porsiyonu 20 TL olan Çakallı Menemeni, tereyağı, biber, domates, kaşar peyniri, yumurta sarısı ve baharatlar kullanılarak yaklaşık 15 dakikada yapılıyor. 1950'li yıllarda Samsun-Ankara Karayolu'ndan geçen kamyon şoförlerinin yemek için tercih ettikleri Çakalı menemeninin ünü, son dönemde sosyal medyanın da etkisiyle hızla yayıldı. Samsun'dan ve il dışından bir çok kişi menemen yemek için Çakallı'ya geliyor.

'HER GÜN YAKLAŞIK 2 BİN KİŞİ MENEMENİ YİYOR'

İşletme sahibi Caner Ünal, çakallı bölgesinin asırlar öncesinde kervanların geçiş yolu üzerinde bulunduğunu söyleyerek o dönem var olan 8 handan geriye tek bir Han kaldığını söyledi. Çakallı menemenini yemek için insanların tesislere geldiğini anlatan Ünal, "Çakallı menemeni çok özel bir lezzet. Basit gibi görünse de kendine özgü lezzet sırları var. 1950'li yılarda bir kaç küçük işletme varken şu an 25 işletme bulunuyor. 300 kişinin istihdam edildiği tesislerde her gün yaklaşık 2 bin kişi menemen yiyor. Bölge için çok önemli bir sektör haline geldi. Bir istihdam alanı oldu. Bacasız fabrika diyebiliriz. Özellikle sosyal medyanın çok etkisi oldu. Son dönemde Arap turistlerde Çakallı menemenine ilgi gösteriyorlar" dedi.

'EKMEĞİMİZİ MENEMEN YAPARAK KAZANIYOR'

6 yıllık menemen ustası Yasin Keklik de menemenin Çakallı'ya özgü bir lezzet olduğunu belirterek, "Çok önemli bir iş sahası. Menemen deyip geçmeyin yapılmasında zorluklar var. Evde herkes yapmayı dener ama aynı lezzeti tutturmak çok zor. Ekmeğimizi menemen yaparak kazanıyoruz" şeklinde konuştu.

Bir tesiste 4 yıldır garson olarak çalışan Hakan Bayrak ise, "Çakallı menemeni çok özel bir lezzet, biz bile evde yaptığımızda aynı tadı alamıyoruz. Samsun kent merkezinden buraya servislerle gelip çalışıyoruz. Birçok kişi bu işten ekmek parasını kazanıyor. Ailesinin geçimini bu sayede sağlıyorlar. Bu bölge için menemen çok önemli bir iş kolu demek" dedi konuştu.

Menemen yiyenler de lezzetini çok sevdiklerini söyledi. 

Görüntü Dökümü

------------

-Menemen yapılışı aşama aşama

-Menemen ustasından detay

-Çakallı bölgesinden drone ile detay

-Taşhan'dan drone ile detay

-Bölgeden detaylar

-Röportajlar

-Detaylar

-Muhabir anonsu

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/SAMSUN,

=============================

KIRKAĞAÇ'A ÖZGÜ 4 ASIRLIK LEZZET PARMAK ISIRTIYOR 

Manisa'nın Kırkağaç ilçesinin 4 asırlık lezzeti 'Pideli ayak paça' yemeği, ilk kez tadanları adeta müdavimi yapıyor. 

Osmanlı'dan bugüne gelen 4 asırlık geçmişe sahip Kırkağaç'a özgü 'Pideli ayak paça' yemeği, parmak ısırtıyor. Damakta bıraktığı leziz tadıyla yemek, çevre il ve ilçelerden birçok kişinin Kırkağaç'a gelmesine de neden oluyor. Yöreye özgü pide, paça ve paça eti suyundan yapılan ve porsiyonu 10 lira olan lezzet, ilk kez tadanları müdavimi yapıyor. Kırkağaç'ta 25 senedir lokanta işleten evli ve 3 çocuk babası aşçı Emin Karaaslan, lezzetli 'Pideli ayak paça' yemeğin yapımında dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı:

"Yöreye özgü yemeğimizin yapımı ilk olarak pideden başlar. Pidemiz yöreye özgüdür. 'Çakal' pide olarak bilinir. Pideleri önce ince ince ufak kareler şeklinde kesersiniz. Tabağa yerleştirirsiniz. Sonra kuzunun kelle ve paça etini suyun içerisinde 5 saat boyunca bekletirsiniz. Ardından 2 saat boyunca kaynatırsınız. Bu kaynayan suyu etinden ayırırsınız. Elde edilen o suyu, pidenin üstüne dökersiniz. İşte tam da püf noktası burada başlıyor. Suyunu ne çok ne de az koyacaksınız. Çok koyarsanız pideler çok ıslanacak, az koyarsanız pideler kuru kalacak. Tam kıvamını tutturmanız gerekiyor. Daha sonra paçanın etini ıslanan pidelerin üzerine serpiştiriyorsunuz. Sonra kırmızıbiber, isteğe göre sirke, sarımsak ya da limon. En son olarak bolca tereyağı koyuyorsunuz. Şimdi yemeğimiz servise hazır" 

Aşçı Emin Karaaslan, bu yemeğin sağlığa da oldukça faydalı olduğunu belirterek, "Zengin vitamin ve mineral içeriği nedeniyle doğal antibiyotik. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kış aylarında soğuk algınlığı ve gripten korur" dedi.

MÜŞTERİLERDEN TAM NOT

Müşterilerden Ahmet Nalçakan (62), "Bu lezzeti uzun yıllardır yiyoruz. Burada yaşayanlar, bu yemeğin ne olduğunu bilir. Tadı güzel. Her zaman yenilir" dedi. Bir diğer müşteri Nazif Çakır (42) ise, "Hemen hemen her gün, iş çıkışı gelirim. Pideli paça yerim. Lezzetli ve çok şahane bir yöresel yemeğimizdir. Ben genelde limonlu ve sarımsaklı yerim. Herkese tavsiye ederim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  

Pidelerin kesilmesi

Pidelerin ıslatılması

Kelle paçanın kaynaması

Yemeğin hazırlanması

İşletme sahibi aşçı Emin Karaaslan röp.

Müşteriler Ahmet Nalçakan ile Nazif Çakır röp.

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Cemil SEVAL- Erdinç ALKAN / KIRKAĞAÇ (Manisa),

===========================

SOKAK KEDİLERİNE YAPTIKLARI KULÜBELERİN KARŞILIĞINDA MAMA TEMİN ETTİLER

İzmir Bornova Hasan Tahsin Özel Eğitim Meslek Okulu'nda metal atölyesinde ders almakta olan engelli öğrenciler, okulda besledikleri kedileri soğuktan korumak için atık mobilya malzemelerinden kulübeler yapmaya başladı. Velilerden de sipariş alan öğrenciler, şimdi atık parça buldukça kulübeleri mama karşılığında yaparak, okuldaki kedileri besliyor.

İzmir'in Bornova ilçesinde hafif düzeyde engelli bireylere hem akademik, hem mesleki eğitim vermekte olan Hasan Tahsin Özel Eğitim Meslek Okulu'nun metal atölyesi ikinci sınıf öğrencileri, okuldaki kedilerin kışın ısınmak için okula girmeye çalıştığını gördü. Bunun üzerine, yavru ve yetişkin yaklaşık 15 kediye sıcak bir yuva yapabilmek adına kolları sıvayan öğrenciler, atölyede öğretmenlerinin yardımıyla atık mobilya parçalarını keserek kulübeler yapmaya başladı. Okulun bahçesinden ayrılmayan, her öğlen yemek saatinde mama bekleyen kediler için kulübe yapan öğrenciler aynı zamanda okulun sahiplendiği köpek 'Kepçe' için de bir kulübe yaptı. Öğrencilerin yaptığı birkaç kulübeyi okul bahçesine koyduğunu gören veliler, kendi sokaklarındaki ve bahçelerindeki hayvanlar için kulübe siparişi verdi. Metal atölyesinde, grup çalışması ile kulübeleri yapan öğrenciler, velilerden para almak yerine kedi maması almalarını istedi. Böylelikle öğrenciler, her gün okul bahçesinde besledikleri kedilere mama desteği de sağlamış oldu. Hayvansever gençler, sokaktaki canlara hem AŞ hem yuva sağladıkları için çok mutlu olduklarını söyledi.

'KIŞ YAKLAŞIYOR, BU KEDİLER ÜŞÜMEYECEK'

Öğrencilerin sınıf öğretmeni Hülya Aksu, kulübe fikrinin okullarında yıllardır besledikleri Asuman isimli bir kedinin hava soğuk olduğunda sürekli okulun içine girmesinden sonra çıktığını anlatarak, "Şimdi çocuklarımız kedilere yemek veriyorlar, biz öğlen çıkan yemekten de kalan olursa onlara veriyoruz. Önceden korkan, kedilere yaklaşamayan birçok çocuğumuz şimdi onlara yemek verebilmek için sıraya giriyor. Soğuk havalarda sıcak bir yuvaları olsun istedikleri için çaba sarf ediyorlar. Bu duyarlılığı göstermeyen birçok insanın olduğu bir dönemde özel çocuklarımızın onları koruyup kollaması ve bu duyarlılığı göstermesi bizi çok mutlu ediyor. Kulübeler için tahta alıp yapma imkanımız yok, elimize atık malzeme geçtiğinde talep olursa devam ettireceğiz" dedi.

Metal işleri öğretmeni Metin Büyük, "Kedilerin ihtiyaç duyduğu mamaların yanı sıra atölyenin de ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin ettik. Öğrenciler oldukça hevesli ve istekli çalıştılar. Yaptıkları bir şeyin işe yaradığını görmek onları çok mutlu etti. Öğrencilerimiz çok becerikli ve kabiliyetli. Dolayısıyla, hem öğrencilerimiz, hem kedilerimiz, hem biz mutluyuz" diye konuştu. Öğrencilerden Fikret Hakan Söylemez (18), "Güzel şeyler hissederek yaptık kulübeleri. Sokak hayvanları için yapıyor olmak güzeldi. Kendim de evde kedi ve köpek besliyorum. Bazı insanlar kedileri ve köpekleri eziyor, taşlıyor. Bu hayvanlara sahip çıkmak gerekiyor. Kediler kulübeler sayesinde yağmurdan ve soğuktan korunacak" diye konuştu. Umut Köymen (16) ise, "Kediler dışarıda kaldıklarında hem üşüyorlar, hem de yemek bulamıyorlar. Bu yüzden de açlıktan ölüyorlar. Ama hem kulübeleri yapıp hem onları beslediğimizde hem biz hem de kediler seviniyor. Kedileri besleyip büyüttüğümüzde daha mutlu olmuş oluyoruz. Elimden geldiği kadar onları besliyorum. Kış yaklaşıyor, bu kediler üşümeyecek, gerçekten çok mutluyum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Metal atölyesinde kulübe yapan öğrencilerden genel ve detay görüntüler 

-Öğrencilerin kulübeyi bahçeye koymasından görüntüler

-Öğrencilerin kedileri beslemesinden görüntüler

-Öğretmenlerle röp.

-Öğrencilerle röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mustafa KÖPRÜLÜ/İZMİR,  


Kaynak: DHA

16 Ekim 2019 Çarşamba 09:45

Menteşe, Menemen, DHA, Çay, Güncel, Son Dakika

Son Dakika