Dha Yurt Bülteni-2

Telabyad'daki yabancı asker sayısı YPG'lileri 3'e katladıTÜRKİYE'deki hudut karakollarına yönelik terörist saldırılar ile gözlerin çevrildiği sınır hattının en kritik noktasında yer alan Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesi'nin karşısındaki, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD...

Telabyad'daki yabancı asker sayısı YPG'lileri 3'e katladı

TÜRKİYE'deki hudut karakollarına yönelik terörist saldırılar ile gözlerin çevrildiği sınır hattının en kritik noktasında yer alan Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesi'nin karşısındaki, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD denetimindeki Telabyad'da bulunan yabancı ülke askerlerinin sayısı, YPG'lilerin üç katına yükseldi. ABD, İngiltere, Fransa ve Alman askerlerin bulunduğu Telabyad'da PYD'nin silahlı kanadı YPG'lilerin saflarında geçmişte Ürdün ve Suudi Arabistan ordusunda görev yapan paralı askerler de Keskin nişancı olarak yer alıyor. İstihbarat birimlerinin yakından takip ettiği gelişmelere göre, yabancı asker sayısının arttığı Telabyad'da; tank ve ağır silahların yanı sıra Tomahawk füzesi de bulunuyor.

Terör örgütü DEAŞ'ın merkezi konumundaki Suriye'nin Rakka kentine 90 kilometre mesafedeki Akçakale'nin komşusu olan, yoğun olarak Arap kökenlilerin yaşadığı 100 bin nüfuslu Telabyad; 2012 yılında Esad rejiminden Özgür Suriye Ordusu'na, ardından değişik grupların hakimiyetine girdi. 2014 yılının ilk günlerinde DEAŞ'ın kontrolüne geçen Telabyad, 2015 yılının Haziran ayında ise el değiştirerek terör örgütü PYD'nin silahlı kanadı YPG denetimine girdi. İlk günlerde Telabyad'ın gerçek sahiplerine bırakılacağı ve YPG'nin çekileceği ileri sürüldü. Ancak aradan geçen zaman içerisinde dönmelerine izin verilmeyen Arap kökenlilerin evlerine Kobani, Rasulayn ve Haseke kentlerinden getirilen Kürt kökenli Suriyeli'ler yerleştirildi.

FIRAT'IN BATISINA GEÇME PLANINI 'FIRAT KALKANI' BOZDU

Terör örgütünün sözde Cezire ve Kobani kantonları arasında yer alan kritik noktadaki Telabyad'ın ele geçirilmesi ile Fırat nehrinin doğusu tamamen PYD'nin denetimine girmiş oldu. Bu gelişmenin ardından sınır hattında önlemler artırılırken, Suriye tarafındaki gelişmeler de istihbarat birimlerince yakından takip edilmeye başladı. Terör örgütü PYD ise Fırat Nehri'nin batısına geçerek sınır hattındaki bir diğer kantonu olan Afrin'e kadar uzanmak için arada kalan Suriye'nin DEAŞ denetimindeki Cerablus ile Özgür Suriye Ordusu kontrolündeki Azez'i ele geçirmenin planlarını yapmaya başladı. Bunu da DEAŞ ile mücadele kılıfıyla yapmak isteyen YPG'nin planı, geçen yıl Ağustos ayında Türkiye'nin sınır kentleri için tehdit oluşturan Cerablus ile Azez arasındaki bölgenin terör örgütlerinden arındırılması için Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlatmasıyla bozuldu. Harekat kapsamında TSK tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu güçleri, Cerablus ile Azez arasında DEAŞ'ın merkezlerinden olan El Bab'ın da bulunduğu bölgeyi teröristlerden temizledi.

ABD VE İNGİLTERE BAYRAKLARI

Türkiye'nin başlattığı harekat ve kararlılık sırasında YPG'nin ele geçirerek Telabyad'da olduğu gibi demografik yapısını değiştirmeye çalıştığı Suriye'nin Münbiç bölgesini de terör unsurlarından temizleyeceği görüşü ağırlık kazandı. Bunun üzerine YPG, taktik değiştirerek Münbiç'in kendilerinin değil Suriye'deki çeşitli grupların bir araya gelerek kurduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin denetiminde olduğunu ileri sürdü. Omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri kılıfına bürünen YPG, uluslararası güçlerin desteği ile yapılacak Rakka operasyonuna destek vermek istediğini açıkladı. YPG'nin bu çağrısına başta ABD ile İngilizler destek verdi ve Türkiye'nin hamlesine karşın Münbiç'e birliklerini sevk ederek teröristlerin önünde set oluşturdu. Bulduğu bu desteğin ardından geçen yıl Eylül ayında YPG denetimindeki Telabyad'ın çeşitli noktalarına bir anlamda kalkan olması amacıyla Türkiye'den de görülecek şekilde ABD ve İngiltere bayrakları asıldı. Aradan geçen süre içerisinde silah ve mühimmat desteği sağlanan YPG denetimindeki bölgelere, ABD askerlerinin kullanımı için zırhlı araçlar da gönderildi.

SINIR KARAKOLLARINA SALDIRI

Terörle mücadele amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, geçen hafta içerisinde Irak ve Suriye'nin kuzeyindeki PKK ve PYD'ye ait hedeflere yönelik düzenlediği hava harekatı ile terör örgütüne ağır kayıplar verdirdi. YPG'liler, daha fazla kayıp verilmesini önlemek ve Türkiye'nin hava bombardımanlarına engel olabilmek adına sınırdaki hudut karakollarına yönelik taciz ateşleri açmaya başladı. Üç gün içerisinde Suriye'nin PYD denetimindeki bölgelerinden Mardin, Kilis ve Şanlıurfa'daki 12 karakola defalarca havan, roket ve ağır silahlarla saldırı düzenlendi. Sınır birliklerinin anında misliyle verdiği karşılık ile püskürtülen saldırıyı yapan YPG'li teröristler de etkisiz hale getirildi. PYD denetimindeki Telabyad'dan da geçen perşembe günü Akçakale'deki Tekçe Hudut Karakolu'na yönelik düzenlenen ve bir askerin yaralandığı havan ve silahlı saldırı üzerine yapılan misillemede YPG'li 7 terörist öldürüldü.

TELABYAD'DAKİ HAREKETLİLİK YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

Son süreçte yaşananların ardından DEAŞ'ın merkezi Rakka'ya ulaşımın yanı sıra PYD'nin kantonları arasındaki Kürt koridorun orta noktasında bulunuşu nedeniyle sınırın en kritik noktası kabul edilen Telabyad'daki gelişmeler de istihbarat birimlerince yakından takip ediliyor. Son günlerde üzerinde ülkelerine ait bayrakların bulunduğu araçlarla kentte dolaşan ABD'li askerlerin sıkça görüldüğü Telabyad'ı mercek altına alan istihbarat birimleri, ilginç bilgilere ulaştı. Türkiye sınırının yanı başında yaşananları yakından izleyen istihbarat birimlerinin elde ettiği bilgiler ışığında güvenlik güçleri de sınır hattında ek önlemler alıyor.

SİLAHLI YPG'Lİ SAYISI 300, YABANCI ASKER SAYISI 900

İstihbarat birimlerinin ulaştığı bilgilere göre Telabyad'da, Fırat Kalkanı Harekatı'nın ardından değişik ülkelerden askerler geldi. Telabyad'da son verilere göre 300 kadar silahlı YPG'li bulunurken, ABD ve İngiltere'nin 550, Fransa'nın 100, Almanya'nın 100 askeri bulunuyor. Bunların yanı sıra değişik ülkelerin ordularından ayrılan bazıları gönüllü, ancak çoğunluğu paralı olarak Telabyad'da YPG saflarında yer alan askerler bulunuyor. İstihbarat birimlerinin kendi çalışmaları, Suriye'deki haber elemanları ve sınır hattında yakalanan teröristlerin üzerinde ele geçirilen notlar ve sorgulamalarından ulaşılan bilgiler doğrultusunda Telabyad'da halen 23 Ürdün ordusundan ayrılmış asker bulunuyor. YPG saflarında Ürdünlülerin yanı sıra Suudi Arabistan ve değişik ülkelerden ayrılmış bazı askerler yer alıyor. Sayılarının 150 civarında olduğu tahmin edilen paralı yabancı askerlerin Telabyad'da genellikle kum torbaları ile siper oluşturulmuş Türkiye'yi gören yüksek binalarda keskin nişancı olarak görevlendirildikleri belirlendi.

TÜRKLERE AİT FABRİKA, ABD ASKERLERİNE KARARGAH OLDU

Telabyad ilçe merkezinde sık sık üzerinde bayrakları bulunan araçları ile tur atarken görülen ABD askerleri, Suriye iç savaşı öncesi Türkler tarafından işletilen bir çimento fabrikasını karargah binası olarak kullanıyor. Telabyad ilçe merkezinin 20 kilometre kadar güneyindeki Ayn İsa bölgesindeki çimento fabrikasını karargah olarak seçen ABD askerleri, bu bölgede olası saldırılara karşı geniş güvenlik önlemi aldı. Aynı bölgeye yakın noktada bulunan eski bir kiremit fabrikasının ise YPG'liler tarafından İngiliz askerlerine karargah olarak tahsis edildiği öğrenildi. Türkiye sınırının yanı başındaki Suriye topraklarında bulunan yabancı ülke askerlerinin 3 ayrı ekip oluşturarak Telabyad ilçe merkezinin yanı sıra güneydeki Ayn İsa ve doğudaki Ayn El Arus beldelerinde YPG'lilerle birlikte hareket ettikleri bildirildi.

SİLAH VE MÜHİMMAT ENVANTERİ BİLİNİYOR

Çeşitli ülkelerin askerlerinin YPG'li terörist sayısını 3'e katladığı Telabyad'daki silah ve mühimmat envanteri de güvenlik güçlerinin çalışmasıyla ortaya çıkarıldı. Şu ana kadar elde edilen bilgilere göre Telabyad'da YPG'nin 4 tankı, 24 çoklu roketatar, 23 üzerinde doçka bulunan kamyoneti bulunuyor. Çok sayıda hafif ve ağır silah, patlayıcı ve mühimmatın bulunduğu Telabyad'da YPG'liler, Türkiye tarafından düşürülebileceği endişesi ile kullanamadığı 2 de İnsansız Hava Aracına sahip. Telabyad'daki silah envanterinde ABD'nin geçen Nisan ayında Suriye'deki El Şayrat havaalanına yönelik saldırıda kullandığı 2 Tomahawk füzesinin bulunması dikkat çekiyor.

15 GİZEMLİ TERÖRİST

İstihbarat birimlerinin ulaştığı bilgiler arasında Telabyad'da YPG'lilere talimat veren ancak yüzlerini kimsenin görmediği 15 kişilik grup dikkat çekiyor. Telabyad'da uzun süredir bulunan 15 kişilik grup, gece gündüz yüzlerinde kar maskesi ile dolaşıyor. YPG'lilere talimat veren ve kimsenin yüzünü görmediği, Telabyad'daki eski cezaevi binasını karargah olarak kullanan grup, yüksek güvenlikle korunuyor. İstihbarat birimlerini yüzünü kimsenin görmediği bu kişilerin, Türkiye'de 'aranan teröristler' listesinde başlarına para ödülü konularak çeşitli kategorilerde aranan terör örgütü PKK üyeleri olabileceğine dikkat çekiyor. İstihbarat birimleri bu teröristlerin hem deşifre olmamak, hem de görüntü vererek olası nokta operasyonları veya hava saldırılarından korunmak için yüzlerini gizlediği görüşünü savunuyor.

100 BİN OLAN NÜFUS 22 BİNE GERİLEDİ

Akçakale'nin karşısında bulunan yüzde 80'inden fazlası Arap ve Türkmen olan Telabyad, Suriye savaşı başlamadan önce 100 bin nüfusuyla şu an DEAŞ'ın elinde bulunan Rakka'nın en büyük ilçesi olarak biliniyordu. Ancak, iç savaşın ardından binlerce Telabyadlı evlerini terk ederek Türkiye'ye sığındı. Büyük bölümü topraklarına yakın olduğu için Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde barınan Telabyadlı, DEAŞ'ın kentten temizlenmesinin ardından geri dönmek istedikleri ülkelerine YPG'liler tarafından çeşitli gerekçelerle kabul edilmedi. Cezire ve Kobani kantonu arasında rahat hareket edilebilmesi için büyük önem taşıyan ve Arapların geri dönmelerine izin verilmeyen Telabyad'a, YPG'liler tarafından Kobani, Rasulayn ve Haseke bölgesinden Kürt aileler taşındı. Şu anda istihbarat birimlerine göre Telabyad'da büyük bölümü taşınarak getirilmiş 12 bin civarında Kürt ve YPG'lilerin hakimiyetini kabul eden 10 bin civarında Arap kökenli Suriyeli bulunuyor.

SINIRDA YOĞUN ÖNLEM

Telabyad'daki gelişmeleri yakından takip eden güvenlik güçleri, sınır hattında da sürekli teyakkuz durumunda. Suriye ile olan 82 kilometrelik sınırının 40 kilometresi duvarla kapatılmış olan Akçakale'de, eli tetikte görev yapan asker sınırın diğer tarafını teknolojik tüm imkanlardan da yararlanarak olası saldırılara ve terörist sızmalara karşı 24 saat gözetliyor. Hudut karakoluna yönelik saldırının ardından Akçakale sınırına yapılan askeri personel ve zırhlı araç takviyesi ile de önlemler artırıldı.

12 YPG, 11 DEAŞ'LI TERÖRİST TUTUKLANDI

Öte yandan bu yılın ilk 3 aylık döneminde Telabyad'dan sınırı yasa dışı yollarla geçerek Türkiye'ye gelen, yanlarında silah ve patlayıcı ile yakalanan 12 YPG'li terörist tutuklandı. Türkiye'ye eylem için geldiği saptanan YPG'lilerin yanı sıra, yine sınırdan kaçak olarak geçmek veya gelmek isterken yakalanan 11 DEAŞ'lı terörist de tutuklandı.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Sınırdan görüntü

Haber: Hasan KIRMIZITAŞ / GAZİANTEP, -

==========================================

Van'da 4 büyüklüğünde deprem

VAN merkeze bağlı Akçaören Köyü'nde Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü depremin, Van'ın Akçaören Köyü'nde yerin 5 kilometre derinliğinde saat 05.23'te Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde kaydedildiğini açıkladı. Deprem, hasara yol açmadı.

Haber: VAN,( DHA) -

============================================

Ahlat'ta trafik kazası: 1 ölü, 3 yaralı

BİTLİS'in Ahlat İlçesinde meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü, üç kişi de yaralandı.

Kaza Sabah saatlerinde Ahlat-Tatvan karayolunda meydana geldi. İbrahim Tunç yönetimindeki 13 EA 855 plakalı hafif ticari araç seyir halindeyken direksiyon hakimiyeti kayboldu. Yoldan çıkan araç Van Gölü'ne uçtu. Kazada araç sürücüsü 66 yaşındaki İbrahim Tunç hayatını kayberken, yanında bulunan gelini Aygül Tunç ile torunları Yakup ve Elif Hazal Tunç yaralandı. Yaralıların Tatvan Devlet Hastanesi'nde tedavileri sürüyor.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

Haber : Halil ÜLKER / AHLAT (Bitlis),-

==============================================

Antalyaspor taraftarını taşıyan otobüs devrildi: 3 yaralı

ANTALYA'nın Akseki İlçesi yakınlarında Antalyaspor taraftarlarını taşıyan otobüsün devrildiği kazada 1'i ağır 3 kişi yaralandı.

Spor Toto Süper Lig'de dün akşam oynanan Adanaspor- Antalyaspor maçını izlemek için Adana'ya giden Antalyaspor taraftarları, otobüslerle dönüşe geçti. Antalyaspor taraftarının bulunduğu 38 yaşındaki Ali Yürekli idaresindeki 07 GJM 75 plakalı otobüs, saat 06.30 sıralarında Akseki'nin Güçlüköy Mahallesi yakınlarında kontrolden çıkarak devrildi. Kazada 49 yaşındaki Şükrü Önal, 16 yaşındaki Emre Metin ile 14 yaşındaki Yılmaz Şencan yaralandı.

Kazanın ardından olay yerine jandarma, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Otobüsten çıkarılan yaralılardan Emre Metin ve Yılmaz Şencan ambulansla hastaneye götürülürken, durumu ağır olan Şükrü Önal için ambulans helikopterden yardım istendi. Kısa sürede gelen ambulans helikopter asfalt zemine inerek yaralıyı aldıktan sonra Antalya'ya hareket etti.

Taraftarı taşıyan otobüslerden birinin şoförü Adem Gençdağ, "Adana'ya taraftarı götürdük. Dönüşte peş peşe geldik. Diğer araçlar öndeydi, en arkada ben vardım. Buraya geldiğimde arabayı yatık şekilde gördüm. Her yer ana baba günü. 3 yaralı var. 1'i ağır, 2'si hafif. Bunlar da hastaneye sevk edildi. Tali yoldan hızlı şekilde araç çıkıyor, arkadaş da vurmamak için manevra yapıyor, buraya yatıyor. Kurtarmak için yapmış" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

(cep telefonu)

-----------------

*- Şoför Ali Yürekli'nin olayı anlatması

01.00'

Haber: Adem ÇETİN- Kasmera: AKSEKİ (Antalya),

=============================================

Muş'ta kurtlar koyun sürüsüne saldırdı

MUŞ'ta sürüye saldıran kurtlar, 50 koyunu telef etti.

Merkeze bağlı Üçevler Köyü Çavuş Tepe mevkiinde, Hamdi Subaşı ve Meran Güne ait koyun sürüsü kurtların saldırısına uğradı. 29 Nisan sabahı çoban tarafından otlatılmak için Çavuş Tepe mevkiine götürülen koyunların bir kısmı, akşam saatlerinde yağmur ve fırtına nedeniyle bölgeden kaçtı. İddiaya göre, koyunlar bölgeden uzaklaşınca kurtların saldırısına uğradı. Olaydan çobanın haber vermesiyle haberlerinin olduğunu söyleyen köy muhtarı Aydın Subaşı, "Haberi aldıktan sonra dün sabahın 6'sından akşama kadar dağlarda kaybolan koyunları aradık. 5 kilometrelik bir alanda 50 hayvanın leşleri ile karşılaştıştık. 20 koyun yaralanmış, 6'sını ise bulamadık. 50 bin liralık zarar var" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Kurtlar tarafından telef edilen koyunlardan detaylar

-Köylülerin kaybolan koyunları aramaları

-Röportajlar

-Çavuş tepeden detaylar

-Karla kaplı dağlardan detaylar

Haber-Kamera: Eser AYDIN/MUŞ,

============================================

Kızkumu'na turist akını başladı

MUĞLA'nın Marmaris İlçesi, Orhaniye Mahallesi'ndeki, deniz üzerinde yürünüyor hissi veren dünyaca ünlü Kızkumu'na turist akını başladı.

Marmaris'e 30 kilometre mesafedeki yeşil ile mavinin kucaklaştığı eşsiz güzelliklere sahip Orhaniye Koyu, efsanevi Kızkumu Plajı nedeniyle tatil için Marmaris'e gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi duyduğu mekanların başında geliyor. Koyda deniz içinde bulunan ve kumlardan oluşan 550 metre uzunlukta, 3 metre genişlikteki yol, ziyaretçilere suyun üzerinde yürüyormuş hissi veriyor. Turistler o anları cep telefonları ile görüntüleyerek ölümsüzleştiriyor. Yazın bunaltan sıcakları nedeniyle daha çok Nisan Mayıs aylarını tercih eden büyük bölümü orta yaş ve üzeri yerli ve yabancı turistler. soluğu Kızkumu'nda alıyor. Nisan ayının üçüncü haftasından itibaren acentelirin turlar düzenlemeye başlaması üzerine yöredeki otel ve turistik tesislerin bir bölümü kapılarını erken açmak zorunda kaldı. Kızkumu gezen turistler yöredeki köy turları ve cip safari turlarına da büyük ilgi gösteriyor.

ANKARA'DAN GELDİLER KIZKUMU'NA HAYRAN KALDILAR

Ankara'dan Datça ve Bozburun Yarımadası'na gezi düzenleyen Anadolu Leylekleri Doğa Sporları Kulübü'nün 50 üyesi, Marmaris'te Likya Yolu'ndaki yürüyüşün ardından soluğu Kızkumu'nda aldı. Hayatta en güzel şeyin doğada olmak olduğu düşüncesiyle kurulan kulübün başkanı İsmail Kaymak, "Bir Alman Atasözü'nün dediği gibi bir dereden karşıya geçerken bu su akıp geçsin de öyle gideyim diyenlerden değil o dereye girip karşıya geçip mutlu olmaya çalışanlardanız. Kulüp olarak ilk kez buraya geliyoruz. Önce yüzmek için geldik fakat doğa harikası karşısında büyülendik. Biz birbiriyle mutlu olan insanlarla birlikteyiz. Hepsi ortak nefes alabilen güzel ve gönlü bir olan insanlarla birlikteyiz" dedi.

Grupla birlikte bir yıldan bu yana tüm seyahatlere katılan Emel Farz da "Biz, çok büyük ve güzel bir aileyiz. Hepimiz çocuk oluyoruz birlikteyken.

Marmaris ve hele hele o muhteşem doğasına hayran kaldık. Kızkumu'nu anlatmak değil gelip görmek gerekir" diye konuştu.

Melek Aydın da "Üç yıldır turmlara katılıyorum. Grubumuzun her hafta bir aktivitesi var. Gidemediğim haftalarda giden arkadaşlarımı kıskanıyorum. Her hafta, 'Bu hafta daha güzel yerde yürüyoruz' diyoruz. Ertesi hafta keşfettiğimiz yeni yeri çok daha fazla seviyoruz. Kızkumu da öyle bir yer" dedi.

KIZKUMU EFSANESİ

Efsaneye göre Bybassos Kralı'nın kızı güzel prenses ile bir balıkçı birbirlerine aşık olurlar. Kız geceleri sahile çıkıp kandille balıkçıya işaret verir ve balıkçı da karşı kıyıdan sandalıyla gelerek buluşurlar. Kral bunu zaman içerisinde öğrenerek bir gece kızını takip ettirerek balıkçının denizden geldiğini, kızının kumsalda onu beklediğini, beklediği yeri de elindeki bir ışıkla balıkçıya haber verdiğini öğrenir. Kral askerlerine kızını kumsalda yakalayıp elindeki ışığı alarak balıkçıya işaret vermelerini ve balıkçıyı yakalamalarını emreder. Denilen yapılır. Balıkçı karşı kıyıdan ışığı gördüğü anda atlar kayığına, kürek çekmeye başlar. Kız askerlerin elinden kurtulup denizin ortasındaki delikanlıya doğru koşmaya başladığı anda bir mucize gerçekleşir ve kızın her adım attığı deniz anında kumsala dönüşür. Arkadan koşan askerlerin üzerlerindeki ağırlık onları suya batırdığı anda bir asker ok ve yayına sarılır. Amacı delikanlıyı vurmaktır ama ok kıza saplanır. Efsaneye göre de kumların rengi kızın kanıyla kırmızıya dönüşür. Delikanlı okla öldürülen prensesi alıp kayığıyla ortadan kaybolur ve bir daha ikisini de gören olmaz.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Kızkumu üzerinde yürüyen yerli ve yabancı turistlerden görüntü

-Kızkumu'nda İsmail Kaymak, Emel Farz ve Melek Aydın ile röp.

-Kızkumu'ndan görüntü

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mustafa SARIİPEK / MARMARİS (Muğla),

===========================================

Kemer'e Rus turist akını başladı

ANTALYA'nın Kemer İlçesi'nde Rus turist hareketliliği başladı. İlçede sıcak hava ve denizin tadını çıkaran Rus tatilciler, Türkiye'ye çok özlediklerini ve bu yıl çok fazla Rus geleceğini söyledi.

Geçen yıl yaşanan kriz sonrası Rus turist sayısının düşmesiyle ciddi sıkıntı yaşayan Kemer, bu sezon Rus turistleri ağırlamaya başladı. Otellerin Rus tatilcilerle dolmaya başladığı ilçede sıcak hava da etkisini gösterdi. Sıcakla birlikte denize girerek güneşlenen tatilciler, ülkelerindeki dondurucu soğuğun etkisini unuttu.

Rusya'nın Sibirya bölgesindeki Tümeyn'den tatil için Kemer'deki 5 yıldızlı Fame Residence Otel'e gelen 28 yaşındaki Yuliya Avdeeva ve 29 yaşındaki Andrey Avdeeva çifti, ilk kez Kemer'e geldiklerini ve çok beğendiklerini söyledi. Yulia Avdeeva, "Burada manzara süper. Sibirya'da hava hala soğuk ve böyle manzarayı bulmak imkansız. Burada çok sıcakkanlı insanlar var" dedi.

'TÜRKİYE'YE ÇOK FAZLA RUS TURİST GELECEK'

Andrey Avdeeva ise "İlk defa Türkiye'deyim ve çok memnun kaldım. Sibirya'da hala kar var. O yüzden buradaki hava bize çok iyi geldi. Bu yüzden Türkiye'ye çok fazla Rus turist gelecek. Çünkü bu manzarayı, bu havayı, bu sıcakkanlı insanları başka yerde bulamazlar" diye konuştu.

'İYİ Kİ GELMİŞİZ'

Aynı otelde konaklayan ve Rusya'nın başkenti Moskova'dan Kemer'e tatil için gelen 23 yaşındaki Dinara Umyarova, "Moskova'da hala hava çok kötü ve kar var. O yüzden 29 derece çok değişik geliyor bize. Çok memnunuz ve iyi ki buraya gelmişiz. Rusya'dan bu yıl çok fazla kişinin ülkenizi ziyaret edeceğini düşünüyorum" dedi.

'BİR YIL GELEMEDİK VE ÇOK ÖZLEDİK'

Arkadaşıyla birlikte Moskova'dan tatile gelen 23 yaşındaki Elenora Mamedova da şöyle konuştu: "Herkes çok sıcakkanlı. Moskova'da hava şu anda inanılmaz soğuk. Buraya geldiğimiz için çok memnunuz. Rusya'dan çok fazla da turist gelecek, sadece Kemer'e değil, tüm Türkiye'ye, çünkü bir yıl gelemedik ve çok özledik Rus halkı olarak."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

Plajdan detay

Termometrede hava sıcaklığı detayı

Denizde şişme yatakta yatan iki bayan detay

Yulia Avdeeva'nın eşi Andrey Avdeeva'nın yürüyüş detayları

Yulia Avdeeva'nın eşi Andrey Avdeeva röportaj

Dinara Umyarova ve Elenora Mamedova sahilden denize girmeleri detayı

Elenora Mamedova yüzme detay ve her ikisinin denizden çıkmaları

Dinara Umyarova ve Elenora Mamedova röportajları

Duşun altındaki bayan detayı

Şezlongda güneşlenen çift detayı

HABER- KAMERA: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),

=============================

Yatlar denizle buluşmaya başladı

TÜRKİYE'nin en önemli günübirlik yat turizm merkezlerinden Antalya'nın Demre İlçesi'nde yatlar Akdeniz'in mavi suları ile buluşmaya başladı. Yatlarla Kekova bölgesinin tarihi ve doğal zenginliğe sahip koylarına turlar düzenleniyor.

Geçen turizm sezonunun sona ermesiyle birlikte sonbahar aylarında karaya çekilerek bakımı tamamlanan yatlar, sezonun açılmasıyla birlikte denize indirilmeye başladı. Kızaklara yüklenen yatlar ağır bir yolculuğun ardından Demre'nin Çayağzı Limanı'nda denizle buluştu. Demre Deniz Taşıyıcıları Kooperatifi'ne bağlı olarak Kekova turu yapan 42 yatın çoğunluğu denize indirildi. Kışın nöbetçi kalan yatlar da karaya çekilerek bakıma alındı.

Yatlarla Kekova turuna çıkan turistler önce Batık Kent, Simena Antik Kenti'ni ve Kekova'nın eşsiz koylarını gezdi. Ardından doğal bir liman olan Gökkaya Koyu'na gelinirken, serin havaya rağmen burada verilen yüzme molasında birçok turist yüzdü. Yaklaşık 3 saat süren tur Çayağzı Limanı'nda sona erdi.

RUS TURİST: HAYRAN KALDIM

Türkiye'ye ilk kez gelen Rus Shevchenko İgor, "İlk kez Kekova'yı gördüm. Çok güzel bir yer. Hayran kaldım. Türkiye'nin tarihi ve doğal zenginliği burada yatıyor. Yine geleceğim. Tüm dostlarıma, Türkiye'ye ve Kekova'ya gelmelerini önereceğim" dedi.

Ukraynalı Kishları Marina da, "Mükemmel bir yer. Tarih, doğa, deniz hepsi bir arada. İnsanın defalarca buraya gelmesi gerekir. Bu güzelliği herkesin görmesi gerekir. Türkiye'deki ikinci günümde büyülendim" diye konuştu.

Rehber Ali Özgür, "Kekova Adası bulunmaz bir cennet. Rusya'dan, Ukrayna'dan gelen bütün turistlerimizin bu adayı görmesini istiyoruz. Tanıtmaya çalışıyoruz" dedi. Yat kaptanı Kayhan Kocabıçakoğlu da teknelerin bakımını yaptıklarını ve sezona başladıklarını aktardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Bir yatın lastikli kızakla taşınması

Yatın denize indirilmesi

Marinadaki yatlardan görüntüler

Turistlerin yata binişi

Yata binen turistlerin görüntüsü

Turdan görüntüler

Tura çıkan diğer yatlardan görüntüler

Denize atlayan ve yüzen turistler

Turun bitişi ve kıyıya geliş

İki Rus turistle röportaj (Türkçe çeviri yok)

Rehber Ali Özgür ile röportaj

Yat kaptanı Kayhan Kocabıçakoğlu röportaj

HABER- KAMERA: Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya),

==========================================

Kumluca güreşlerinde Orhan Okulu üçüncü kez başpehlivan oldu

ANTALYA'nın Kumluca İlçesi'nde 18'inci Tarım ve Seracılık Festivali kapsamında gerçekleştirilen yağlı güreşlerde Orhan Okulu üçüncü kez başpehlivan oldu.

Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali kapsamında Karatepe Stadı'nda yapılan ve 72'si başpehlivan yaklaşık 1050 güreşçinin katıldığı, 2 gün süren güreşler, sabah erken saatlerde başladı. Kazakistan Çimkent Spor Bakanı Kataev Nurzhan Zholumbekovich, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun babası Osman Çavuşoğlu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Antalya Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, belediye başkanları, siyasi parti ilçe başkanları ve yaklaşık 15 bin güreş severin izlediği güreşler 12 saatten fazla sürdü. Güreşler sırasında pehlivanlar zaman zaman sakatlıklar yaşadı. Sakatlanan pehlivanlara saha içinde müdahale edilirken, zaman zaman da pehlivanların hakem kararlarını beğenmemesi nedeniyle kısa süreli tartışmalar yaşadı.

GÜRBÜZ VE KARA SAKATLANDI

Güreşlerde başpehlivanlar ilk tur kuralarını çekerek güreşti. Başpehlivanlardan Ali Gürbüz ilk tur, Recep Kara ise çeyrek final müsabakalarında sakatlanarak doktor raporuyla güreşi bırakmak zorunda kaldı.

OKULU VE BALABAN FİNALDE KARŞILAŞTI

Finalde ise geçen yılın birincisi Orhan Okulu, İsmail Balaban ile karşı karşıya geldi. Normal süresinde birbirlerine üstünlük sağlayamayan başpehlivanlar puanlama yaptı. Bu sürede de yenişemeyen pehlivanların güreşinde altın puan uygulamasına geçildi. Altın puanı alan Orhan Okulu, Kumluca güreşlerinde üst üste üçüncü kez başpehlivanlığı kazandı.

DERECEYE GİREN PEHLİVANLAR

Başpehlivanlık güreşlerinde ikinci İsmail Balaban olurken, üçüncülüğü Nedim Gürel ve Fatih Atlı paylaştı. Güreşlerde başaltında Hüseyin Gümüşalan, büyük ortada Cengizhan Şimşek, küçük orta büyük boyda Menderes Saltık, küçük orta küçük boyda Mehmet Ali Avcı, deste büyük boyda Durali Keskin, deste orta boyda Kerem Nuri Can, deste küçük boyda Serdar Yıldırım, tozkoparan boyda Mustafa Ali Çıldan, ayak boyda Aziz Körk, teşvik-2 boyda Yasin Şefik, teşvik-1 boyda Muhammet Biçen, minik-2 boyda Muhammet Enes Özcan, minik-2 boyda Osman Nuri Çıldan birinci oldu.

ALTIN KEMER VE KUPALAR VERİLDİ

Başpehlivan Orhan Okulu ve başpehlivanlıkta dereceye giren pehlivanlara, altın kemer ve kupaları Kaymakam Polat Kara, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Ak Parti İlçe Başkanı Arif Yavuzer, güreş ağası Metin Özkan ve diğer protokol üyeleri tarafından verildi.

MEMLEKETİNDE ÜÇ KEZ ÜST ÜSTE KAZANDI

Başpehlivan Orhan Okulu, memleketi Kumluca'da bir kez daha başpehlivan olmaktan dolayı büyük mutluluk ve gurur duyduğunu söyledi. Aynı şekilde Kırkpınar güreşlerinde de üç yıl üst üste başpehlivan olarak altın kemerin ebedi sahibi olmak istediğini aktaran Okulu, güreşlerin çok güzel geçtiğini belirtti.

12 SAATTEN FAZLA SÜRDÜ

Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya da Kumluca güreşlerinin bir marka olduğunu bugün bir kez daha gördüklerini söyledi. Hem seyircinin ilgisi hem de güreşçilerin sahadaki mücadelelerinin görülmeye değer olduğunu kaydeden Çetinkaya, "Sabah saat 8'de başlayan güreşlerimiz 12 saatten fazla sürdü ve hala devam ediyoruz. Bu kadar uzun süreli bir güreş Türkiye'de başka yerde yok. Bu pehlivanların güreşlere verdiği emeği, seyircinin güreşlere ilgisini gösteriyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorumö dedi.

Kumluca güreşlerinde güreş ağalığını ise ihalede 110 bin lira veren işadamı Metin Özkan kazandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Güreşler öncesinden görüntüler

Güreşçilerin meydana çıkması

Hakem heyetinden görüntüler

Güreşçiler arasında yaşanan tartışmalar

Tribündeki tartışmalar

Güreşlerden görüntüler

Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya'nın konuşması

Güreşlerden detay görüntüler

Başpehlivanlık güreşinden görüntüler

Kupa töreni

Orhan Okulu'nun açıklamaları

HABER- KAMERA: Ramazan SARIKAYALI/KUMLUCA (Antalya),

===========================================

Komşusunu evine seyyar aracında taşıdı

Kars'ta 4 tekerlekli ahşap seyyar aracıyla taşımacılık yapan 72 yaşındaki Yaşar Ülker, aldığı çimentoyu evine götürmekte zorlanan komşusu 70 yaşındaki Gülü Kaya'yı taşıdı. Seyyar arabasına çimento ile bindirdiği Gülü Kaya'yı Faikbey Caddesi'nden, İstasyon Mahallesi'ne kadar itekleyerek taşıyan Ülker, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır. Gülü Kaya şehirde beni görünce çimento alacağını ancak eve nasıl götüreceğini düşündüğünü söyledi. Ben de yardım edebileceğimi belirttim. Yolda yorulunca onu da araya bindirdim" dedi. Çevredekilerin ilginç bakışları arasında çimento torbasıyla seyyar araba üstünde evine giden Gülü Kaya "Yokluğun gözü çıksın" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Yaşar Ülker, yaşlı kadını seyyar arabasıyla taşıması

-Konuşmaları ve detaylar

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK / KARS,

=========================================

Hobi olarak başladı, köpek çiftliği kurdu

İZMİR'in Urla İlçesi'nde 30 yıl önce kurduğu Bafi K 9 çiftliğinde köpeklere ileri itaat ve koruma eğitimi veren Leyla Büktaş, "Canavar değil dost yetiştiriyoruz" dedi.

Çocukluğu ve gençliğinin geçtiği İzmir'in Alsancak Semti'nde köpeklere olan sevgisi nedeniyle çevresindekilerin 'köpekli kız' dediği Leyla Büktaş, bu sevgisini mesleğe dönüştürdü. 1987 yılında Urla'da aldığı 10 dönümlük arazi üzerine köpek yardım barınağı kurdu. Kızı Deniz Büktaş ile birlikte ABD başta olmak üzere birçok yabancı ülkede köpek eğitimi konusunda eğitimler alan Leyla Büktaş, Bafi K 9 çiftliğinde köpeklere ileri itaat ve koruma eğitimi vermesinin yanı sıra hayvanseverlerin tatile gittiklerinde güvenle köpeklerini bırakacakları barınma hizmeti de veriyor. Saf ırklarda köpek üretimine de başlayan Büktaş'ın çiftliğinde 60 damızlık köpek bulunuyor. Köpek almak isteyen bir hayvansever dileği zaman gittiği çiftlikte, ister yavru isterse eğitim köpek alabilme imkanına kavuştu. Çiftliğin kuralı, pitbul gibi satışı ya da eğitimi yasak olan köpekler kabul edilmiyor.

"KÖPEKLERİNİ BEBEK GİBİ BÜYÜTÜYOR"

Çiftliğinde henüz iki gün önce doğan Alman kurt köpeği yavrularına bebeği gibi bakan Leyla Büktaş, köpek eğitmenin ve yetiştirmenin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Genç kızlığımdan beri hayvanlara özellikle de köpeklere büyük sevgim vardı. Bu sevgi zaman içerisinde hobi gibi başladığım bu alanda işime dönüştü. Artık çalışanlarımızla kocaman bir aile olarak bu hizmeti veriyoruz. Burada sadece köpekleri eğitmiyoruz. Onları sahiplenen kişilere de eğitim veriyoruz. Eğitim sadece köpekle sınırlı değil. Ancak o zaman insanla hayvanı arasında gerçek dostluk yaşanıyor. Köpek bakımı ya da sahiplenme yolları yeteri kadar bilinmiyor. Köpeği alıp sadece bakmak büyütmek yetmiyor. Onların da bir sosyal yaşamı olması lazım. Oyunları olması lazım. İnsanların bilinçli olarak bu bakımlarını sürdürmeleri lazım. Burada köpek kulüpleri kurduk, insanları davet ettik ama gerekli ilgiyi görmedi. Bu tür faaliyetleri arttırabilsek aslında daha bilinçli olabiliriz. Haftanın her günü bizler buradayız."

Leyla Büktaş'ın çiftliğinin en hüzünlü yeri ise bu güne kadara yetiştirip büyüttüğü köpekleri için yaptırdığı yaptırdığı mezar alanı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Köpek çiftliğinden görüntü.

Köpek eğitiminden görüntü.

Yavru köpeklerin görüntüsü.

Leyla Büktaş ile röportaj.

Haber: Taylan YILDIRIM, kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR

========================================

Karaburun'da çevrecilerin taş ocağı zaferi

İZMİR'in Karuburun İlçesi'ne bağlı Kösedere Mahallesi'nde kurulacak olan taş ocağı için, 'ÇED gerekli değildir' raporu ile ruhsat iptali için bakanlık ve valiliğe karşı açılan davada çevrecileri sevindiren karar çıktı. İzmir 6'ncı İdare Mahkemesi 'ÇED gerekli değildir' raporu, 1'inci İdare Mahkemesi de taş ocağının ruhsatı için iptal kararı verdi. Her iki mahkemenin 15 gün arayla verdiği iptal gerekçesinde, taş ocağının bölgenin en önemli geçim kaynağı olan zeytin anlarına olan yakınlıkları ve çevreye vereceği zararlar etkili oldu.

Kösedere Mahallesi'nde, yıllık 400 bin ton üretim kapasiteli taş ocağına İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 'ÇED (çevresel etki değerlendirmesi) gerekli değildir' kararı verdi. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı da, işletme ruhsatı verdi. Bu gelişme üzerine bölgede yaşayan köylüler ile çevreciler adına Avukat Cem Altıparmak, hem valilik hem de bakanlık kararları için iptal başvurularında bulundu. İdare mahkemelerine dava açtı.

BİLİRKİŞİ RAPORU: ZEYTİNE BÜYÜK ZARAR VERİR

Yargılama sırasında İzmir 6'ncı İdare Mahkemesi 'ÇED gerekli değildir' davasında bilirkişi heyeti atadı. Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Maden Mühendisliği Bölümü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde görevli üç kişilik bilirkişi heyetinin incelemesi sonrasında raporda, taş ocağında ve ruhsat alanı içerisinde yaklaşık 3 bin 500 dekarlık zeytinlik bulunduğu, üretilen taşların nakliye güzergahının asfalt olmadığı, toprakta var olan kil ve kireç taneciklerinin, özelllikle çiçeklenme döneminde zeytin ve diğer doğal bitki örtüsüne önemli zararlar vereceği, üretimi düşüreceği belirtildi. Tüm bu durumların da, bölgede yaşayan çiftçilerin temel tarımsal üretiminin zeytin ve zeytinyağı olmasından dolayı önemli ekonomik kayıplara neden olacağı bilgisi de yine raporda yer aldı. Bu gelişme üzerine, İzmir 6'ncı İdare Mahkemesi İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün verdiği 'ÇED gerekli değildir' raporunu iptal etti.

BAKANLIK RUHSATI DA İPTAL EDİLDİ

'ÇED gerekli değildir' raporunun iptal davası sürdüğü sırada çevreciler ayrıca taş ocağına işletme ruhsatını veren bakanlık aleyhine de, 1'inci İdare Mahkemesi'nde dava açtı. Buradaki yargılama sonrasında da, 6'ncı İdare Mahkemesi'nin yargılamasını göz önünde bulunduran mahkeme, aynı kişilerden oluşan bilirkişi heyetinin verdiği rapor sonrasında, ruhsat için de iptal kararı verdi.

15 gün arayla verilen iki karar bölgedeki vatandaşlar ile çevrecileri sevince boğdu. Mahkemenin iptal gerekçesinin taş ocağının bölgenin en önemli geçim kaynağı olan zeytin anlarına olan yakınlıkları ile bu alanlarda çevreye vereceği zararlar olduğunu söyleyen Avukat Cem Altıparmak çevrenin yok edilmek istendiğini, ekolojik mücadelelerinin hukuksal yollarla soruna kadar devam edeceğini söyledi.

Haber: Taylan YILDIRIM / İZMİR -

================================================

Kaynak: DHA

01 Mayıs 2017 Pazartesi 10:05

Şanlıurfa, Akçakale, Türkiye, Suriye, Politika, Güncel, Son Dakika

Son Dakika