Dha Yurt Bülteni-2

Demirkazık'ta 1 dağcı kaybolduNİĞDE'de Demirkazık Dağı'na tırmanan 56 yaşında Serdar Ayrılmaz'ın kaybolduğu bildirildi.

Demirkazık'ta 1 dağcı kayboldu
NİĞDE'de Demirkazık Dağı'na tırmanan 56 yaşında Serdar Ayrılmaz'ın kaybolduğu bildirildi.
İstanbul'dan gelen profesyonel dağcı Serdar Ayrılmaz, dün Çamardı İlçesi'ndeki Demirkazık Dağı Cımbar Vadisi'ne tırmanışa geçti. Saat 21.00 sıralarında Çamardı İlçesi'nde oturan kardeşi Ayrılmaz'ın eve gelmemesi üzerine olayı jandarmaya bildirdi. İhbar üzerine AFAD, UMKE ve jandarma ekipleri, Serdar Yılmaz'ı bulmak için dün saat 22.00'de arama başlattı. Dağcıyı arama çalışmaları devam ediyor.
GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK
Haber: Ali KADI/Adnan ÇELEBİ/NİĞDE, -
=====================================
Tankerle otomobil çarpıştı: 3 yaralı
Isparta'nın Yalvaç İlçesi'nde süt tankeriyle çarpışan otomobildeki 3 kişi yaralandı.
Kaza, dün saat 20.30 sıralarında meydana geldi. Yalvaç istikametinden gelen 19 yaşındaki Mevlüt Koca yönetimindeki 07 MOD 29 plakalı otomobille Süleyman Şen yönetimindeki 54 RL 180 plakalı süt tankeri çarpıştı. Kamyonun önünde metrelerce sürüklediği otomobilin ön bölümü hurdaya döndü. Diğer sürücülerin haber vermesiyle olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yalvaç Belediyesi'ne bağlı itfaiye ekipleri araçta sıkışan sürücüyü uzun uğraşların ardından enkazdan çıkarabildi.
Kazada sürücü Mevlüt Koca ile yolcular 19 yaşındaki Yunus Emre Kılınç ve aynı yaştaki Emre Kalkan yaralandı. İlk müdahalesi kaza yerinde yapıldıktan sonra ambulanslarla Yalvaç Devlet Hastanesi'ne götürülen yaralılardan durumu ciddi olan Yunus Emre Kılınç Isparta Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.
Adının açıklanmasını istemeyen bir görgü tanığı, "Süt tankeri rampada beni solladı ve hemen önümde gidiyordu. Otomobil Yalvaç tarafından gelerek yola çıkınca tanker sürücüsü selektör yaparak uyardı ancak araca çarpmaktan kaçamadı" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------------------
Kaza yerinde otomobil ve süt tankerinden görüntüler
Ambulansın yaralıyı alması
Devlet Hastanesi acil önünden görüntüler
HABER- KAMERA: Nurettin ARKAN/YALVAÇ,
=========================================
(ÖZEL) Hırsızlar tarihi çarşıda cirit atıyor
Erzurum'da karakolu olup, polisi olmayan ve kuyumcu esnafının çoğunlukta bulunduğu tarihi Taşmağazalar Çarşısı'nda her ay 4-5 işyerini soyan hırsızlar, esnafı canından bezdirdi. Hırsızlar yüzünden geceleri rahat uyuyamadıklarını söyleyen kuyumcu İbrahim Abay, "Hırsızlar beni iki kere soydu. Birinde de rehin aldılar ve canımı zor kurtardım. Rızık kolay kazanılmıyor. Biz de çocuklarımızın rızkı için çalışıyoruz. Can ve mal güvenliğimiz yok. Karakolumuzu var ama polisimiz yok. Bizleri koruması için çarşıya yapılan karakolu biz koruyoruz" dedi. Taşmağazalar çarşısında 20 Mayıs gecesi 3 kuyumcunun camını kırarak içeri giren yüzü maskeli hırsız elini kolunu sallayarak binlerce liralık eşyayı götürdü.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
(ÖZEL)
-Çarşının ortasına konulan karakol
-Çarşıda gezenler
-Kuyumcu tezgahı
-İşyeri iki kez soyulan kuyumcu İbrahım Abay ile karakol önünde röp
-Camı kırılarak soyulan bir işyeri ve sahibi ile röp
-Saatçiyi soyan hırsızın güvenlik kamera görüntüsü
-Sataçi ile röp
-Dernek Başkanı Suat Demirci ile röp
Haber-Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM,
================================================
Arıcılar Muş Ovası'na dönüyor
Kışı geçirmek için Akdeniz Bölgesine giden arıcılar, Muş Ovası'nda floranın canlanmasıyla bölgeye dönmeye başladı. Geçen yıl Eylül ayında kışı geçirmek için 300 kovanını Adana'ya götürdüğünü söyleyen Muşlu arıcılardan Mehmet İnce Dursun, 6 ay burada kaldıktan sonra mayıs ayında Muş'a dönmeye başladıklarını anlattı. Adana'da arı üretip çoğalttıklarını ifade eden Dursun, "Mayısın ortalarına doğru Muş Ovası'ndaki floranın canlanması ile birlikte bizler de dönüşe geçtik. Bu aylarda Muş Ovası'na en az 400 arıcı gelir. Burada yapılan balın tadına doyum olmaz" diye konuştu
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Adana'dan geri gelen arıcının kovanlarından detaylar
-Kovanların arabadan indirilmesi Muş ovasında konaklamadan detaylar
-Arıcının kovan bakımı yapması
-Arıcı ile röp
Haber-Kamera: Eser AYDIN / MUŞ,
===================================================
Terörden etkilenen ipekböcekçiliği yeniden hayat buldu
Geçmişte bölge ekonomisinin önemli gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilen, ancak terör olayları nedeniyle 1990'lı yıllardan beri yapılamayan ipek böcekçiliği yeniden hayat buldu. Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'nde kurulan ipek iplik üretim fabrikasıyla ipekböceği üretimi yeniden başladı. Türkiye'de en fazla ipek böceği üretiminin yapıldığı Kulp Gıda,Tarım ve Hayvancılık ilçe Müdürü Cihan Güreş, geliştirdiği projeyle ilçede ipek böceği üretimini canlandırarak, geçmişte yapılan üretimi tekrar sağladı. Son yıllarda üretimin artmasıyla Türkiye'nin tek İpek iplik üretim fabrikası 2013 yılında Kulp'a bağlı Ağaçlı Mahallesi'nde kuruldu. Çoğunluğu kadınların çalıştığı fabrikada 35 kişi istihdam ediliyor. İlçe genelinde 800 aile ipekböceği üreticiliği yaparak, 40 günlük bir sürede yaklaşık 5-6 bin lira ek gelir elde ediyor.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Böceklerden görüntü
-Böceklere dut yaprağının verilmesi
-Fabrikadan görüntü
-Fabrikada çalışmalar
-Atalar'ın konuşması
-Akdeniz'in konuşması
-Genel ve detay görüntü
Haber-Kamera: Ahmet ÜN/DİYARBAKIR,
==============================
Kiraz hasadında yüzde 20 artış var
İhracat olursa kirazın fiyatı düşmez
TÜRKİYE'nin en önemli kiraz üretim merkezlerinden olan ilk hasatın yapıldığı İzmir'in Kemalpaşa İlçesi'nde, geçen yıl donun vurduğu dallar bu yıl kiraz dolu. Üretimde geçen yıla kıyasla yüzde 20 artış oldu, rekolte tahmini 60 bin ton. Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, "Rusya ve Avrupa'ya ihracatımız iyi. Ancak gümrük uyguladığı için Irak alımları durdurdu. Bu da üreticiyi vuracak, fiyatlar düşecektir. İhracat tekrar başlarsa fiyatlarda az bir düşüş yaşanır" dedi.
Dalları ilk kirazın bastığı Kemalpaşa İlçesi'nde, geçen yıl yaşanan sağanak yağmur ve dolu, üreticinin kabusu olmuş, ayların emeğini don vurmuştu. Ziraat odası verilerine göre 85 bin dekarlık alanda 7 bin üretici var ve 3 milyona yakın kiraz ağacından 2 milyon 200 bini mahsül verir durumda. Geri kalan bölümü ise halen fidan olarak kabul ediliyor, onhlardan kiraz elde edilmiyor. Geçen yıl mart ve nisan aylarında, aşırı soğuk ve sonrasında yaşanan dondan kiraz zarar gördü. İlçede toplam rekolte, 50 bin ton oldu. Bu yıl geçen iki yıldaki aşırı soğuk ve don olaylarını yaşamayan Kemalpaşalı üreticinin, hasatta
yüzü güldü. Yüzde 20 oranında artış olacağını tahmin eden üreticiler, toplam 60 bin tondan fazla kiraz elde edecek. Şimdilerde iç piyasaya yönelik ve Irak gibi ülkelere kiraz hasadı yapan üretici, bunları 2 ile 2.5 TL arasında satıyor. Ancak bu kirazlar, pazar tezgahlarına 10 TL'ye kadar çıkan fiyatlarla konuyor.
Irak'ın son zamanlarda kiraza gümrük uygulaması üzerine satışlar durdu. İhracat yeniden başlamazsa iç piyasada kirazın ucuzlayabileceği, başlaması halinde ise fiyatların bulunduğu seviyeyi koruyacağı öğrenildi. Ancak Kemalpaşalı üreticini asıl beklentisi ise hasadı kısa süre sonra başlayacak olan 'Napolyon' cinsi kirazda. Bu yıl beklediği rekolteyi elde edecek olan üretici, en kaliteli kiraz durumundaki Napolyon türünü, Rusya ile Avrupa ülkelerine satacak. Bu ürünün yerli piyasada tezgahtaki satış fiyatı 15 TL'den aşağı olmayacak.
"DÜZENLEME OLMAZSA, HALKIMIZ PAHALI YER"
Kemalpaşalı üretici, hasat ettiği kirazını ürünün kalitesine göre 2 ile 2.5 TL arasında fiyatla satmaya başladı. Yetiştirdiği kirazı Hal'e getirip 2 TL'den veren çiftçi Alaattin Güzel, "Kirazımız şu anda ihracat kirazı değil. Yerli piyasaya yönelik. 2 TL'ye sattım. Bu maliyet, toplayan işçinin yevmiyesini bile karşılamıyor. İki gün ağaçta beklese toplayamazsın. Kirazın bizden 4 TL'ye alınması lazım. Kirazdan Türkiye'de aracılar kazanıyor. Ben tezgahta pazarda, 7- 8'den aşağı görmüyorum. Elimizdekini kurtarmaya çalışıyoruz. Bu kiraz bir gün toplanmazsa ikinci gün biter, marmelat fabrikasına götürsen de hakkımızı alamıyoruz" dedi. Üreticiden 2 ile 2.5 TL arasında fiyata kirazı alıp kendi komisyonunu ekledikten sonra iç piyasaya ya da ihracat için büyük firmalara pazarlayan Metin Altuntaş ise "Elimizdeki kiraz tarladan yeni geldi. Alış fiyatı 2.2 TL. Bunun halci için alıyoruz. Ben de 20 kuruş komisyonla veriyorum. Bugün Kemalpaşa'dan kirazın çıkış fiyatı 2.40 TL. Markette fiyatlarda ciddi anlamda raf reklamları var. Mahalle manavları azaldı. Alışverişler, hipermarkette oluyor. Onlarda eğer düzenleme olmazsa yüksek fiyattan satmaya devam edecektir. Halkımızda bizim 2 TL'ye verdiğimiz kirazı 10 TL'ye yemek zorunda kalacak" dedi.
"İŞ GÜCÜ EKSİKLİĞİ DE ÖNEMLİ ETKİ OLDU"
Kiraz üretiminin Kemalpaşa için büyük öneme sahip olduğunu anlatan Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray da, "Bu yıl 60 bin ton dolayında rekolte beklentimiz var. İlçemiz ürettiği kirazın da yüzde 60'lık bölümünü ihraç ediyor. 'Napolyon' cinsi kiraz hasatı Avrupa ve Rusya'ya gidiyor ve yakında onun toplanmasına başlanacak. Bir hava koşullarında olumsuzluk yaşanmadığı sürece bu yıl hareketli piyasa olacak. Üreticiden 10 ile 14 liraya alınacaktır. Kirazda, cins değişince fiyatlarda değişiyor. İhracat hareketli olursa, fiyatlar seviyesini korur. İhracat olursa kirazda fiyat düşüşü az olur" dedi. Üretim maliyetlerinin her zaman yüksek olduğunu ancak bu yıl mevsimlik işçi sıkıntısının da yaşandığını ifade eden Bülent Oray, "Kiraz hasatı çok hassas olmalı. Ceviz gibi değil. Eğer iyi toplanmazsa o ürün satılamaz. Bununu için gerekli mevsimlik işçilerde, bu yıl yeteri kadar gelmedi. Çünkü insanlar sürekli bir işte çalışmak istiyor. Birde kiraz üretimi çoğalınca hasat yapan işçiler de yetersiz kaldı. Bu nedenle işçi ücretleri de arttı, mazot, gübrenin yanında, ek maliyet getirdi" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray'la röportaj.
Pazarlayan Metin Altuntaş'la röportaj.
Çiftçi Alaattin Güzel'le röportaj.
Kirazın paketlenmesinden görüntü.
Satış yerine getirilmesinden görüntü.
Kiraz bahçesinden görüntü.
Anons
Haber: Taylan YILDIRIM, Kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR
===========================================
Beyaz yakalı yönetici çiftçi oldu
Toprağa kadın eli değdi
İZMİR ve İstanbul'da, birçok önemli gıda markasının satışını artırmak için yıllarca pazarlama alanında üst düzey yöneticilik yapan Armağan Portakal, İzmir'in Seferihisar İlçesi'nde satın aldığı arazide zeytinden, enginara, geleneksel reçellerden köy yumurtasına ve bala kadar ürünler yetiştirdi. Plazalardan çıkıp tulumuyla bahçeye giren Portakal, geleneksel yöntemlerle işlediği ürünlerini kendi markasıyla internetten pazarlamaya başladı. Yeni hayatına, vatandaşları da ortak etmek için 'torlak' adını verdiği çiftliğinde 'nefes atölyesi', 'kitap okuma atölyesi', 'pilates atölyesi' ile 'çiçeklerle sohbet atölyesi' kurdu. Portakal, "Onca yıl çalıştım, bana bir şey kalmıyordu. Artık ben kendim için üretiyorum" dedi.
Armağan Portakal, İzmir ve İstanbul'da Türkiye'nin önemli firmalarında pazarlama bölümlerinde üst düzey yöneticilik yaptı.1992 yılında başladığı çalışma hayatında, büyük başarılara imza attı, görev aldığı firmaların markalarını pazarlama stratejileriyle önemli yerlere çıkmasını sağladı. Mesleğinin son yıllarında aynı alanda bağımsız çalışmalar da yapan Armağan Portakal, İzmir'in Seferihisar ilçesinde aldığı araziyle, hayatında yepyeni bir döneme başladı. Burada üzerinde zeytin ağaçları bulunan araziyi işleyen Portakal, artık 'çiftçi' ünvanı aldı. Genç güçlü anlamına gelen 'Torlak' adını çiftliğine koydu. Artık yıllardır sürdürdüğü şehir hayatından tarım ve toprak hayatına geçiş yapan Armağan Portakal, ilk olarak var olan zeytinlerin yerine yenilerini ekti. Tavuk yetiştirip arıcılık yaptı. Geleneksel yöntemlerle yaptığı reçelleri güneşte pişirip olgunlaştıran Portakal, Urla'nın özel sakız türü enginarını da yine Ege usulü dörde bölüp yapraklarıyla konserve kurdu. Sadece elle ve belli miktarda ürettikleri ürünleri de, kendisine ait 'Torlak Çiftliği' sitesinden pazarlamaya başladı.
"YENİ ÜNVANIM ÇİFTÇİ"
Çiftliğinde yaptığı üretimi hem anlatıp hem de kuruluş öyküsünü anlatan Armağan Portakal, "Gıda sektöründe 1992 yılından beni çalıştım. Ben hep kendime ait ürün yapmak istedim ama pazarlamada bütün emeğinizi bir başka markanın, firmanın ürününe veriyorsunuz. Ben kendime bir şey kalmasını istedim. Bu çiftlikte idealimdeki oldu, bu benim bütün emeğim. Bana ait bir şey. Bu güne kadar bir sürü ünvan taşıdım ama şimdi 'çiftçi' ünvanını elde ettim. Tabi ki gurur duydum. Çünkü toprak insana büyük güç veriyor, özgüven veriyor. Bereketli sizden hiçbir şeyi sakınmıyor. Sizden isteği doğal bir bakım. Yaptığım işlerin içinde bir Nirvana bu durumum" dedi.
KENDİ MARKASINI YARATTI
Çiftlikte kendi elleriyle yetiştirip ürettiği mamüller için pazarlamadaki deneyimini kullanan, hayalindeki gibi kendi markasını yaratan Armağan Portakal, annelerden gördüğü geleneksel üretimden de vazgeçmedi. Çiftlikte kendisine ve yardımcılarına ait alanda sürekli bir fikir jimnastiği yaptıklarını, yepyeni fikirleri, ürettiklerini daha iyi yapma adına adımları hep birlikte attıklarını da anlatan Armağan Portakal, "Toprak ürettiği sırada bizlerde burada zihinde üretsin diyoruz. Neyi nasıl ne şekilde yaparız bunları hep ortak akılla, karar veriyoruz. Zeytini geleneksel yöntemlerle üretiyoruz. Araziyi satın aldığımız zaman zeytinler vardı bizler de yeni fidan diktik. Buradaki asıl var oluşumuz zeytin. Zeytini geleneksel yöntemle işleyip ürün yapıyoruz. Zeytin assolist ürünümüz. Burada olma sebebimiz. Seri üretim yapmadan annelerimizden öğrendiğimiz şekilde reçel yapıyoruz mesela güneşte pişirip acı sos yapıyoruz. Sakız enginarı yapıyoruz. Urla Demircili Köyü'nde 50 yıllık fide var, 25 yıldır ekiyorlar. Biz onu alıyoruz tarlada kesip ayıklıyoruz Ege usulü yapıyoruz, çanak enginar yapmıyoruz yani. Yeşil yapraklarıyla Ege işi yapıyoruz. Petek balı yapıyoruz. Gelecek yıllarda bir iki ürün artar,bir iki ürün azalar. Hiçbir zaman 100 çeşit ürün yapayım, bu benim yapacağım iş değil" dedi.
"DEDESİNİN ANNESİNİ SEVDİĞİ SÖZÜ ÇİFTLİĞİNE İSİM YAPTI"
Kurduğu çiftliğe Torlak adına veren Armağan Portakal, bunun ilginç hikayesini de anlattı. Torlak kelimesinin sözlük anlamının genç, toy, güçlü, kuvvetli şeklinde olduğunu söyleyen Armağan Portakal, "Bu söz bizi yansıtıyordu. Çiftçilik hayatında genç ve toyuz. Ama çok meraklıyız ve kendimizi iyi hissediyoruz. Gücümüz yerinde buluyoruz. Dedem de annemi 'torlağım' diye severdi. Biz en iyi ne anlatır diye konuştuğumuzda bu ismi verdik. Burada toprağın ritminde ilerlemeye çalışıyoruz. Toprağın kendi ritmi var, çiçeğin açma süreci, bunun taneye dönüm süresi var. Buna saygı duydum, izledim bu ritimde adım at dedim. Tabiat her gün bir şey öğretiyor. Bazen sırtımı sıvazlıyor, bazen de tokat atıyor. Ürünlerimizi de internet sitesinden pazarlıyoruz. İnternetten hesap numarasını vermiyorum. Müşteriyle birebir iletişim kuruyorum" dedi. Üretimden arta kalan zamanlarda atölye çalışmaları da yapan Armağan Portakal, "Toprağın bereketini gördükten sonra zihinde üretsin istedim. Zihnimizi geliştirecek, bedenimizi geliştirecek nefes atölyesi, kitap okumu atölyesi, pilates atölyesi oldu. Çiçekle sohbet atölyesi kurduk. Bunları tabiattan ilham alarak yapıyoruz, az kişiyle yapıyoruz. Her birimiz daha keyifli ayrılmak için yapıyoruz. Rezervasyon yaptıran genelde 6 kişilik atölyeler bunlar. Atölyeden sonra Ege sofrası kuruluyor, sohbet muhabbet oluyor keyifli bir paylaşım oluyor, zihinler üretiyor beden üretiyor" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Armağan Portakal ile röpartaj.
Ürünlerden görüntü.
Çiftlik yaşamından görüntü.,
Çiftlikten görüntü.
Haber: Taylan YILDIRIM, kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR
============================================
Cimnastikle başladı, tekvandoda dünya ikincisi oldu
Isparta'da lise 1'inci sınıf öğrencisi İrem Nur Öztürk, 2010 yılında cimnastik kursuna giden bir arkadaşının kendisini de çağırmasıyla eğlence amaçlı kurslara katılmaya başladı. Cimnastik eğitmeninin kendisini yetenekli bulmasının ardından çalışmalara devam eden Öztürk, katıldığı yarışmalarda Türkiye derecelerinin yanı sıra takım olarak Avrupa üçüncülüğü elde etti. Tekvando antrenörü Yaşar Erbil tarafından keşfedilen İrem Nur Öztürk, 2015 yılında ise tekvandoya yöneldi. Geçen yıl Türkiye ve Balkan şampiyonluğunu elde eden İrem Nur Öztürk, geçen hafta Yunanistan'da düzenlenen Dünya Tekvando Poomse Şampiyonası'nda ise freestyle dalı 15-17 yaş gençler kategorisinde dünya ikincisi oldu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
RÖP 1: İrem Nur Öztürk
RÖP 2: Döndü Öztürk (Anne)
RÖP 3: Yaşar Erbil (Antrenör)
İrem Nur Öztürk'ün performans sergilemesi
HABER- KAMERA: Ali ÇEVİKBAŞ/ISPARTA,
====================================
Köprüçay manzaralı uçurum pozu
Antalya Manavgat'taki dünyaca ünlü rafting merkezi Köprülü Kanyonu'nun pek bilinmeyen üst kısımlarında yeni bir kanyon keşfedildi. Gezginler, yaklaşık 200 metrelik uçurumda dev kayalıklar arasından muhteşem Köprüçay manzarasıyla poz veriyor. Yerel halkın Tazı Kanyonu olarak adlandırdığı ve Köprüçay Nehri'nin yüksekliği 200 metreyi bulan kayalıklar arasından geçtiği doğa harikası kanyon, yerli ve yabancı turistlerin son dönemdeki en gözde merkezi haline geldi. Patika doğa yürüyüş grubu temsilcisi Nusret Yakışıklı, sadece yerli halk tarafından bilinen Tazı Kanyonu'nun en tepesinde dev kayalıklar arasından Köprüçay Nehri'ni de tam olarak gören noktadan çektiği fotoğrafları sosyal medyada paylaştıktan sonra büyük ilgi görmeye başladığını söyledi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Köprülü Kanyon'dan genel görüntüler
RÖP: Nusret Yakışıklı
HABER- KAMERA: Mehmet ÇINAR/ANTALYA,
========================================
AK Partili sıra dışı başkan
AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci, siyasi kimliğinin yanı sıra sosyal yaşantısıyla da dikkat çekiyor. 5 yıldır profesyonel olarak yamaç paraşütüyle atlayış yapan İkinci, gençlere de spor yapmaları için destek oluyor.
AK Parti Yunusemre İlçe Başkanlığı'nı 2 yıldır yürüten, 4 çocuk sahibi 42 yaşındaki Zafer İkinci'nin yamaç paraşütü sevgisi kıskandırıyor. Başkan İkinci, siyasi kimliğinin yanı sıra sosyal yaşantısıyla da ilgi çekiyor. Gençlik yıllarında uzun süre Futbol oynayan sonraki yıllarda bireysel sporlara yönelen İkinci, bireysel sporların neredeyse tamamını denedi. Son olarak 5 yıl önce başladığı yamaç paraşütü sporunda profesyonel atlayış yapan İkinci, yaşantısıyla dikkat çekiyor. Gençleri spor yapmaları konusunda yönlendiren İkinci, sağlıklı yaşamaları noktasında destekte bulunuyor.
"BİREYSEL SPORLAR DESTEKLENMELİ"
Yaptıklarıyla gençlere örnek olmaya çalıştığını belirten başkan İkinci, "Zaman zaman parti içerisindeki genç arkadaşları ve yönetim kurulu arkadaşları da uçurduğum oluyor. Bireysel sporlar bana daha sıcak geliyor. Bu geçmişimle alakalı. Daha önce futboldan dolayı birkaç kez ameliyat oldum. Futbol severlere de saygımız sonsuz ancak ben Türkiye'de bireysel sporların da desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece yamaç paraşütü değil, kürek, atıcılık, okçuluk ve kayak gibi bu tür bireysel sporcularında desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Disiplinimi herkes bilir. Yaptığımız spor da da disipline uyan bir insanım. Gençlere bu anlamda iyi örnek olmaya çalışıyorum" dedi.
"GENÇLERE SPORLA YAKLAŞIYOR"
AK Parti'nin tüm spor dallarını desteklediğini ifade eden İkinci, "AK Parti'nin gençlerle arası iyidir. Her ne kadar genç seçmen 'AK Partiye oy vermiyor' gibi bir algı olsa da gençleri sanat ve sporla kazanabileceğimizi düşünüyorum. Benim sporla aram o yüzden iyi. Parti olarak bu tip sporları her zaman desteledik ve desteklemeye devam edeceğiz. Yamaç paraşütü sporu ile ilgilenerek, camiaya bu şekilde güzel bir örnek olmak ve takdir edilmek gerçekten güzel bir duygu" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci'nin paraşüt ile uçarken görüntüsü,
AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci ile röp.
Haber- Kamera: Ersan ERDOĞAN / MANİSA,
===================================================
Marmaris'te sıcaklar arttı sahiller canlandı
MUĞLA'nın Marmaris İlçesi'nde hissedilen hava sıcaklığının 40 dereceye yaklaşmasıyla yerli ve yabancı turistler serinlemek için sahile akın etti. Gözde turizm merkezlerinden Marmaris'te yüksek nemle birlikte sıcaklıkların giderek yükselmesi tatilcileri bunalttı. Caddelere konumlandırılmış elektronik termometreler 35 dereceyi gösterirken, güneş altında hissedilen sıcaklık 40 dereceyi buldu. Yağmurlu ve rüzgarlı havadan sonra aniden bastıran sıcaklardan bunalan turistler, sabahın eken saatlerinde sahilleri doldurdu. Şezlonglarını denize çeken turistler, esintiyle serinlemeye çalıştı. Kimi tatilciler jet ski, parasailing ve banana gibi su sporları ile heyecan aradı. Birbirinden güzel Ukraynalı, Rus ve İngiliz güzeller, bronzlaşmak için plajda sere serpe uzandı. Atatürk Caddesi'nden turistik İçmeler Mahallesi'ne kadar uzanan mavi bayraklı plajlarda, tatilci ile turistler renkli görüntüler oluşturdu. Kimi aileler, parklarda ağaç altında güneşten korunmaya çalışırken bazıları sahilde bulunan restoran ve kafeteryalarda soğuk meşrubatlarıyla serinlemeye çalıştı.
Çanakkale'den eşiyle tatile gelen Mehmet Koçak, "Marmaris çok güzel ve hoş. Denizi ve doğası eşsiz, herkes bu güzellikleri görmelidir" dedi.
Marmaris Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, hava sıcaklıklarının hafta başından itibaren daha da artacağını belirterek deniz suyu sıcaklığının 17, hava sıcaklığının ise gündüz 35, 40 akşam 30 derece civarlarında seyredeceğini bildirdi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Caddeye konumlandırılmış 35 derece gösteren elektronik termometre görüntüsü,
-Plajlar ve sahil yürüyüş yolundan görüntü,
-Mehmet Koçak ile röportaj.
Haber-Kamera: Ali GÜNDOĞAN/MARMARİS (Muğla),
===================================================

Kaynak: DHA

22 Mayıs 2017 Pazartesi 09:55

Ak Parti, Nur Öztürk, Türkiye, İzmir, Politika, Güncel