Dha yurt bülteni- 3

Batman'da devriye görevinden evine dönen bekçi, silahlı saldırıyla öldürüldüBatman'da devriye görevini tamamladıktan sonra yürüyerek evine dönen bekçi Vezir Gömerkan (25), sokak ortasında silahla vurularak, öldürüldü.

Batman'da devriye görevinden evine dönen bekçi, silahlı saldırıyla öldürüldü

Batman'da devriye görevini tamamladıktan sonra yürüyerek evine dönen bekçi Vezir Gömerkan (25), sokak ortasında silahla vurularak, öldürüldü.

Olay, Batman kent merkezinde saat 03.30 sıralarında meydana geldi. Bekçi Vezir Gömerkan, Gap Mahallesi'ndeki devriye görevini tamamladıktan sonra yürüyerek evine gitmek istedi. Ancak Esentepe Kavşağı'na geldiği sırada, sokak ortasında kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin silahlı saldırısına uğradı. Gömerkan ağır yaralanırken, saldırgan ya da saldırganlar kaçtı.

Çevre sakinlerinin silah seslerini duyup, ihbarda bulunması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Polis ekipleri, bölgede geniş güvenlik önlemi alırken, ağır yaralı bekçi, sağlık görevlileri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Batman Bölge Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. 
Vezir Gömerkan'ın cenazesi otopsi için hastane morguna kaldırıldı Polis, saldırgan ya da saldırganları belirleyerek, yakalamak için operasyon başlattı.

Arif ARSLAN- Reşat YİĞİZ/BATMAN,

===========================

Dolandırıcının çorabından 60 bin liralık altın çıktı

Sivas'ta telefonla arayıp kendinisi 'polis' olarak tanıttığı emekli Hülya K.'nin (54) 60 bin liralık altınlarını alan Şükrü A., Kahramanmaraş'ta polis tarafından yakalandı. Altınlar, Şükrü A.'nın çorabından çıktı.

Olay, Sivas merkezde meydana geldi. İddiaya göre Şükrü A., telefonla aradığı Hülya K.'ye kendisini 'polis' olarak tanıtıp kimlik bilgilerinin bir suç örgütü tarafından kuyumcu soygununda kullandığını, olayı aydınlatmak için evindeki ziynet eşyalarının istediği yere bırakması gerektiğini söyledi. Telefondaki kişiye inan Hülya K., bilezik, bileklik, çeyrek altın, kolye, yüzük gibi evindeki 60 bin lira değerindeki altınlarını Şükrü A.'nın istediği noktaya bıraktı. Daha sonra telefonla aradığı Şükrü A.'ya ulaşamayan kadın, dolandırıldığını anlayıp polisten yardım istedi.

320 KİLOMETRE KAÇABİLDİ
İhbar üzerine Sivas İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Şükrü A.'yı yakalamak için çalışma başlattı. Kadının altınları bıraktığı nokta ve çevresindeki tüm güvenlik ve MOBESE kameralarının görüntülerini inceleyen ekipler, dolandırıcının taksiye bindiğini ve taksinin de Kahramanmaraş yönüne gittiğini belirledi. Taksinin peşine düşen ekipler aracın plakası ile dolandırıcının kimlik ve eşkal bilgilerini de Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü'ne bildirdi. Alarma geçen polis, taksiyi Kahramanmaraş-Gaziantep Karayolu'ndaki uygulama noktasında durdurdu. Kaçış yolculuğu 320 kilometre süren Şükrü A., polis tarafından gözaltına alındı.

SUÇLAMALARI REDETTİ, ALTINLAR ÇORABINDA ÇIKTI
Şükrü A., emniyete götürülmek üzere polis otosuna bindirildiği sırada gazetecilerin 'İddialar doğru mu?' sorusuna 'Hayır' cevabını verdi ancak Hülya K.'nin 60 bin liralık altınları çorabından çıktı. Şükrü A., burada yapılan işlemlerinin ardından Sivas'tan gelen polislere teslim edildi. İsmi açıklanmayan taksi şoförü de ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------
Polis otoları arasındaki taksi
Taksiden detay
Şükrü A.'nın (Siyah tişörtlü) polis otosuna bindirilmesi
Altınların çoraptan çıkarılması
Taksinin üzerine serilmesi
Altınlardan detay
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
============================

Datça'da tur teknesinde kalp krizi geçiren kadın kurtarılamadı

Muğla'nın Datça ilçesinde, günübirlik gezi teknesi ile katıldığı turda kalp krizi geçiren 51 yaşındaki Sevda Funda Sencer, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

İzmir'den arkadaşları ile birlikte Datça'ya tatile gelen Sevda Funda Sencer, dün (pazartesi) 'Gözde' isimli gezi teknesi ile tura katıldı. Sencer, gün boyu Datça Yarımadası'nın Akdeniz'deki koylarını dolaşıp eğlendi. Datça Liman'ına dönüş yolunda, saat 17.30 sıralarında Akvaryum Koyu'nda tekne son molasını verdi. Sencer, burada serinlemek için bir kez daha denize girdi. Suda yüzerken rahatsızlanan Sencer, tekneye çıkıp arkadaşlarına kendini iyi hissetmediğini söyledi. Tansiyonun çıkmış olabileceğinden şüphelenen Sencer, tekneye uzanıp dinlenmek isterken fenalaştı. Tekne kaptanı yardım çağrısı yaptı. Bunun üzerine, Sahil Güvenlik botu ile gezi teknesine ulaşan 112 Acil Servis ekipleri tarafından kalp krizi geçirdiği belirlenen Sencer'e ilk müdahale yapıldı. Sencer, ardından Sahil Güevinlik botu ile Datça Limanı'na götürüldü. Burada hazır bekletilen kara ambulansına nakledilen Sencer, Datça Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Sencer, burada doktorların müdahalelerine rağmen yaşamını yitirdi. Sencer'in cenazesi, otopsi yapılmak üzere Muğla Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Datça Limanı'nda Sahil Güvenlik botundan sedyeye alınan Sevda Funda Sencer,'in 112 acil ambulansına götürülmesindeng örüntü

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mehmet ÇİL / DATÇA (Muğla),
===========================

Davut Güloğlu, köyünde huzur buluyor

Karadeniz müziğinin beğenilen isimlerinden Davut Güloğlu, tatil günlerini doğup, büyüdüğü Rize Yeni Güzelköy'de geçiriyor. İstanbul'un yoğunluğundan kaçıp geldiği köyünde, Sabah tavuklarının yumurtalarını alarak güne başlayan Güloğlu, yeşil doğada yürüyüş yaparak enerji depoluyor. Bahçede yetiştirdiği domates, salatalık, biber ve fasulyeleri de toplayan şarkıcı, köyünde huzur bulduğunu söyledi.

Karadeniz müziği sanatçısı Davut Güloğlu, tatil günlerini ve boş zamanlarını memleketi Rize'nin Yeni Güzelköy'ünde geçiriyor. 'Nurcanım', 'Katula Katula','Dur Orda Dur', 'Kopalım Bari' ve son olarak da 'Hayat Devam Ediyor' albümleriyle tanınan Davut Güloğlu, İstanbul'un yoğunluğundan kaçıp geldiği köyünde, sabah tavuklarının yumurtalarını alarak güne başlıyor, yeşil doğada yürüyüş yapıyor. Bahçede yetiştirdiği domates, salatalık, biber ve fasulyeleri de toplayan şarkıcı, Anzer balı da yiyerek organik beslenmeye dikkat ediyor.

'KÖY YAŞANTISINA DOYAMIYORUM'
İstanbul'un yoğun temposundan kaçıp köyünde huzur bulduğunu söyleyen Güloğlu, "Köy yaşantısına doyamıyorum. Çok güzel bir yer bizim buralar. Her şey çok samimi, sahteliklerden uzak. O yüzden köyde çok mutluyum. Köyümü çok seviyorum. Her şey doğal organik. Tavuklarım yemle beslenmiyor. Bahçede kendileri imkanlarıyla besleniyorlar. Dolayısıyla onların yaptığı yumurtada çok doğal oluyor. Yiyeceğim meyve sebzeyi kendim bahçeden topluyorum. Tereyağımı amcamın eşi yapıp veriyor. Balım Anzer Yaylası'ndan geliyor. Zenginliğe bakar mısınız. Bundan güzel bir hayat olabilir mi? İstanbul'un yoğun temposundan kaçıp köyümde huzur buluyorumö dedi. 

'ALTIN DEĞERDE BİR ÜLKEYİZ'
Tatillerinin birçok gününü köyünde geçirdiğini belirten Güloğlu, "Nefes aldığım yer burası. Eşim dostum arkadaşlarım burada yaşıyor. Doğa cenneti gibi bir yer Rize. Ben kendimi çok şanslı diye nitelendiriyorum. Dünyanın birçok ülkesine konser için gittim. Gitmediğim pek az yer vardır ama ülkem gibi Rize'm gibi altın değerde bir yer görmedim. Biz altın değerde bir ülkeyiz. Şehirlerimizde öyle fakat Rize biraz daha farklı benim için. Rize; yeşil tonların bol olduğu, yağmurun dinmediği, hiçbir yerde bulamayacağınız doğası içinde barındırdığı bir yerdir. Bu yüzden Rize'yi mutlaka herkes ziyaret edip görmelidirö diye konuştu.

'HERŞEY ORGANİK'
Köye geldiği zaman tam bir köylü gibi yaşadığını anlatan Güloğlu, "Sabah kalkarım, tavuklarım var, onların yaptığı yumurtayı alırım. Ardından bahçemden biber, salatalık, domates, fasulye ve diğer sebzelerden toplarım. Her şey doğal organik. Tavuklarımı yemle beslemiyorum doğal besleniyorlar. Bahçede kendileri imkanlarıyla besleniyorlar. Dolayısıyla onların yaptığı yumurtada çok doğal oluyor. Tereyağımı ise amcamın eşi veriyor. Balım Anzer Yaylasından geliyor. Zenginliğe bakar mısınız. İstanbul'un yoğun temposundan kaçıp köyümde huzur buluyorumö dedi.    

'MISIRLARI TENEKELERDE PİŞİRİRDİK'
Rize'de olduğu sürede dost arkadaşlarıyla da hasret giderdiğini belirten Güloğlu, "Rize'yi anlatmakla bitiremem. Ben bu toprakları çok seviyorum. Ben köyümdeki çayırlarda, bayırlarda, ağaçlarda, derelerde büyüdüm. Ağaçların ne zaman meyve vereceğine kadar bilirdim. Ama şimdiki çocuklar maalesef bu şekilde yaşamıyor. Tarlalardan aldığımız mısırları tenekelerde pişirirdik. Bizim çocukluğumuz dolu dolu geçti. Şimdi büyük şehirlerde büyüyen çocuklara acıyorum. Hep bir ekrana bakarak büyüyorlar. İletişimin içinde ama çevreleri, anne, babalarıyla iletişimden uzak yaşıyorlar. Bizim nesil o zaman çok şanslıydı. Belki ülkemiz o zaman çok gelişmemişti ama bir doğallık vardı, samimiyet vardı, enerjimiz vardı. Her şey daha organikti insanlar bile. O yüzden o günleri yaşadığım için bugün tekrar köyümü burada olmadığım her dakika özlüyorumö diye konuştu.  

'AKŞAMLARI DERELERDE BALIĞA ÇIKIYORUM'
Her fırsat bulduğunda köyüne geldiğini vurgulayan Güloğlu, "Burada tavuklarla uğraşmak, bahçeden meyve sebze almaktan zevk alıyorum. Akşamları derelerde balığa çıkıyorum. Yaylalara çıkıyorum. İnsanları da Rize'yi doğal güzelliklerini görmeye davet ediyorum. Hasret çekip burayı görmek isteyenler var. Rize'yi, Trabzon'u, Giresun'u Ordu'yu, Artvin'i Samsun'u görmek isteyen çok sayıda insanla karşılaşıyorum. Ben bu hasreti bol bol gideriyorum. Bazı akşamlar arkadaşlarla sahilde oturuyoruz onlarla eski günleri anıyoruz. Buraya gelince çocuklaşıyorum. Sabah erken kalkıyorum. Gece beşte yatıyorum sabah 8 de kalkıyorum.  Komşularımla komşuluk yapıyorum. Doğal bir hayat yaşıyorumö ifadelerini kullandı.

'YENİ ÜÇ ESER GELİYOR'
'Hayat Devam Ediyor' albümü ile güzel bir çıkış yakaladığını ve 3 yeni eserinin bestelerini de köyünde yaptığını dile getiren Güloğlu, şöyle dedi:
"6 yıl üzerine sevenlerimizin gönlünü mutlu ettik. Sağ olsun onlarda ilgi alakalarıyla bizi mutlu etti. 15 eserden oluşan albümde birbirinden değerli eserler var. Sevenlerimin gönlünü aldım ve yeni beklentiler başladı. Bizde boş durmuyoruz. Yeni 3 eser geliyor. Köyümde bestelerini yaptım. Harika eserler oldu. Bir tanesi duygulu. Hareketlisi ise çok hareketli bir eser. İki slov bir hareketli yen eser geliyor. İnanıyorum ki beni sevenler bu eserleri dinlemeye doyamayacak. Bir tanesinde ağlayacak, diğerinde yerlere serilecek birinde ise kalkıp oynayacaksınız. Duyguyu ve enerjiyi iç içe yaşatacak tek müzik Karadeniz müziğidir. Etnik pop yapıyorum. Tüm dünya bizi dinliyor. Her yerde tanınıyor konserler veriyorsak doğru bir iş yapıyoruz demektir. Müzik evrenseldir. Nasıl rap müzik sokaklarda bir yerlere gelmiştir, Karadeniz müziği de kemençede dünyaya sesini duyurmuştur. Bizde bunda pay sahibi oluyoruz. Biz dünyanın her yerinde müziğimizi tanıtmaya temsil etmeye çalışıyoruz. Yeni gelen Karadeniz müziği yapan arkadaşları da destekliyorum. Karadeniz müziği şu an ülkemde en çok merak edilen, en çok dinlenen, insanların ruhuna hitap eden müzikler arasındadır. Bunu internet müzik kanalında görebilirsiniz. Yeni albüm için hazırlıklarıma başlıyorum. Bitimi ardından klip çeleceğiz"

Görüntü Dökümü
-Davut Güloğlu'nun meyve sebze toplama görüntüleri
-Köy yaşantısı, tavuklarla görüntüleri
-Röportajı, şarkı söyleme, detaylar

HABER: Aytekin KALENDER KAMERA:  Mehmet Can Peçe/RİZE,

===========================

Çin salatalığını görünce şaşırdı

Bartın'ın Kozcağız Beldesinde bir arkadaşından aldığı Çin salatalığı tohumunu eken Müyesser Acıbal, salatalığın 1 metre uzunluğa ve 30 kilo ağırlığa ulaştığını görünce şaşırdı. Müyesser Acıbal her gün daha da büyüyen salatalıkları komşularına dağıttı.

Kozcağız Beldesi Ahmetler Mahallesi'nde yaşayan Müyesser Acıbal (63), geçen yıl komşusunun İzmir'den bir Çinli vatandaştan aldığı Çin salatalığı tohumlarını bu yıl bahçesine ekti. 6 adet salatalık büyümeye başladı. Salatalıkların sürekli büyüdüğünü gören Müyesser Acıbal endişelenerek salatalıkları kökünden kesti. Müyesser Acıbal, dev salatalıkları komşularına ve arkadaşlarına dağıttı. Müyesser Acıbal salatalığın fotoğrafını çekerek, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'ne gönderdi. Müdürlük yetkilileri salatalığın bir türü olduğunu eğer kesilmeseydi, daha da büyüyebileceğini bildirdi. En büyüğü 1 metre uzunluğunda ve 30 kilo ağırlığındaki Çin salatalığını gören mahalle sakinleri de gözlerine inanamadı.

İzmir'de bir işletmede çalışan Çinlilerin komşusuna bu tohumları verdiğini arkadaşından da merak ettiği için tohumları alarak bahçesine ektiğini söyleyen Müyesser Acıbal, "Bana geçen sene bir arkadaşım verdi. Bende tohumları bahçeye ektim. Sonra bağ atmaya başladı, bende bağını yukarıya doğru bağladım. Daha sonra dökülmeye başladı, sonra büyük bir uzun bir şey ortaya çıktı. Bende bunu yemekten korktum, komşularıma ve arkadaşlarıma dağıttım. Sonra komşumuz bu sebzenin fotoğrafını çekti, İzmir'deki Çinlilere gönderdi. Onlarda bize bunu yiyebilirsiniz dediler. İlk başlarda çok korktum. Eğer bunu koparmasaydım. Daha büyüyecekti. Çünkü her gün santim santim büyüyordu. Bende bunu fark ediyordum. Kesinlikle ben yemem, bizim ağzımız bunlara alışkın değil, artık önümüzdeki yılda ekmem." dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Dev salatalığın görüntüsü
-Müyesser Acıbal ve salatalıktan detay
-Muhabir anons
-Müyesser Acıbal ile röp.
-Detay görüntüler
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

===========================

Evi çiçek bahçesi gibi

Edirne'nin Keşan ilçesinde yaşayan Firdevs Güler (65), 2 katlı müstakil evini çiçek bahçesine çevirdi. Güler, saksılara ektiği 500 çiçeği, evinin balkonu, bahçesi ve çevresine yerleştirdi.

Keşan'da Aşağı Zaferiye Mahallesi Can Sokak'taki 2 katlı müstakil evde yaşayan Firdevs Güler'in çiçek sevgisi, görenleri hayran bırakıyor. Saksılara ektiği 500 çiçeği, evinin balkonu, bahçesi ve çevresine yerleştiren Güler, çiçeklerle tek tek ilgileniyor ve zaman zaman onlarla konuşuyor.   

Eşini yıllar önce kaybeden iki çocuğu da ilçe dışında yaşayan Firdevs Güler, çiçek bakmaya çocukluğundan beri meraklı olduğunu belirterek, "10 yaşımdan bu yana çiçek merakım var. O zaman yakında çeşmede yoktu. Kuyudan su çekip, suluyorduk. Evimdeki çiçekler 500 saksıdan fazla. Geçenler bile merak ederek, soruyorlar. En çok sardunya var. Daha çok açtığı için seviyorum. Çok severek bakıyorum. Onlarla konuşuyorum. Kızım bile, 'anne bu kadar çiçekle uğraşılır mı?' diye soruyor. Diyorum, kızım ben çok mutluyum. Nasıl bir çocuk evcilik oynar, o kadar mutluyum ki. Severek bakıyorum. Çevremdekilerde çok memnun. İyi tepki veriyorlar" dedi.

'KOLESTEROLÜMDE BU SAYEDE DÜŞTÜ'
Çiçek bakmanın kendisinde terapi etkisi yarattığını ifade eden Güler, "Sağlığım yerinde olduğu müddetçe de çiçek bakacağım. Zaman zaman onlarla konuşuyorum. Bazen diyorlar ki, 'nazar değecek'. Ben nazara karşıda onlara dua okuyorum. İnsan gerçekten bir şeyi severek yaparsa çok mutlu olur. Ben mutluyum. Denizde yazlığım ama çiçeklerimi bırakıp gitmiyorum. Ben çiçeklerimle mutluyum. Geçen kış kolesterolüm yükselmişti. Yazın çiçeklerle uğraşırken bana da spor oldu. Kolesterolümde bu sayede düştü" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
---------------------
-Firdevs Güler'in evi ve çevresindeki çiçekler
-Çiçekleri sulaması ve bakım yapması
-Ev dış genel gör.
-Çiçeklerle konuşması
-Firdevs Güler röp.
-Detaylar
Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-
===========================

Down sendromlu Esra'nın gelinlik hayali gerçek oldu,

Kahramanmaraş'ta down sendromlu Esra Eren (26) için mahallesindeki kadın kuaförü Şule Ercan'ın yaptığı organizasyonla düğün yapıldı. Gelinlik giyip sevdikleriyle oynayan Eren, "Ben damatsız düğün istemiştim koca kahrı çekmemek için, Şule ablam da yaptı" dedi.
Rabia-Ziya Eren'in 2 çocuğundan biri olan Esra Eren, yıllarca gelinlik giymenin hayalini kurdu. Mahalledeki kadın kuaförü Şule Ercan, gelen gelinleri görünce imrenen Eren'in bu hayalini gerçekleştirdi. Şule Ercan'ın organizasyonuyla Esra Eren için düğün töreni düzenlendi. Evin önünde düzenlenen törene gelinlik giyerek katılan Esra Eren,  müzik eşliğinde doyasıya eğlendi.
'BU BENİM HAYALİMDİ'
Babası Ziya Eren'in rahatsız olması nedeniyle katılamadığı düğünde Esra'yı ailesi, akrabaları ve arkadaşları yalnız bırakmadı. Düğününde kendisi gibi down sendromlu olan ağabeyi Nuri Eren ile de karşılıklı oynayan Esra Eren, "Düğünü çok istedim. Çok mutluyum. Bu gelinliği giymek için çok bekledim. Şule ablaya çok teşekkür ediyorum.  Bu benim hayalimdi. Hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Ben damatsız düğün istemiştim koca kahrı çekmemek için. 'Gerek yok ben damatsız düğün istiyorum' dedim. Şule ablam da yaptı" diye konuştu.
Şule Ercan ise Esra'nın en büyük hayalinin gelinlik giymek olduğunu belirterek, "Esra işyerime geldiği zaman gelinlerimi görüp imreniyor, aynı zamanda çok kıskanıyordu. Ben ona söz verdim. Esra mutlu olduğu için ben de çok mutlu oldum" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------
Esra Eren'in oynaması
Düğünden detay
Esra Eren ile röp.
Rabia Eren ile röp.
Nuri Eren ile röp.
Şule Ercan ile röp.
Esra Eren ile röp.
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
 


Kaynak: DHA

03 Eylül 2019 Salı 10:25

DHA, Güncel