Dha Yurt Bülteni-5

1)GARSON FURKAN, ÇÖP DÖKMEYİ KABUL ETMEDİĞİ İÇİN ÖLDÜRÜLMÜŞKONYA'da bir kafede garsonluk yapan 20 yaşındaki Furkan Navir'in, aynı işyerindeki bulaşıkçı 40 yaşındaki Yaşar T. adlı kadınla çöp dökme yüzünden tartıştığı, kadının oğlu 21 yaşındaki Hasan T.

1)GARSON FURKAN, ÇÖP DÖKMEYİ KABUL ETMEDİĞİ İÇİN ÖLDÜRÜLMÜŞ
KONYA'da bir kafede garsonluk yapan 20 yaşındaki Furkan Navir'in, aynı işyerindeki bulaşıkçı 40 yaşındaki Yaşar T. adlı kadınla çöp dökme yüzünden tartıştığı, kadının oğlu 21 yaşındaki Hasan T. tarafından bıçaklandığı, eşi 39 yaşındaki Mahmut T. tarafından da demir sopayla dövülerek öldürüldüğü ortaya çıktı. Baba ve oğul, tutuklandı. 
Olay, geçen 17 Ekim tarihinde merkez Selçuklu İlçesi Aydınevler Mahallesi'nde bulunan bir kafenin önünde meydana geldi. Kafede 2 yıldır garsonluk yapan Furkan Navir, bıçaklanarak ve dövülerek öldürüldü. Olayla ilgili, bulaşıkçı kadının oğlu Hasan T. ile eşi Mahmut T. gözaltına alındı. Hasan T., adliye sevk edilirken gazetecilerin "Neden öldürdünüz?" sorusu üzerine "Anneme küfürlü tacizde bulundu. Onun için öldürdüm" dedi. Hasan T. ile babası Mahmut T.,  çıkarıldıkları mahkemece 'kasten öldürme' suçundan tutuklandı.
ÇÖP DÖKMEME TARTIŞMASI
Furkan Navir'in öldürülmesinin, bulaşıkçı Yaşar T. arasında çöp dökme konusunda tartışma çıktığı ortaya çıktı. Yaşar T. ifadesinde Furkan Navir ile olaydan birkaç gün önce çöp dökme konusunda tartıştıklarını söyledi. Yaşar T. ifadesinde, şöyle dedi: "Furkan'a 'Şu çöpleri dökebilir misin?' dedim. Oda bana 'Ben sana nargileleri döktürüyor muyum? Kendi işini kendin yap' dedi. Orada tartışmamız oldu. Çöpü döküp geldim. Her akşam iş çıkışı, aynı işyerinde çalışan N.S.Ö. ile birlikte eve gidiyordum. Çöpü döküp geldikten sonra Furkan, N.S.Ö.'ye 'Bırak artık kendisi gitsin' dedi. Ben de eve tek gidip gelmeye başladım. Bazen oğlum beni almaya geliyordu. Bu tartışmamızı eşime anlattım. Sonra oğlum haberdar oldu. Oğlum, bir gün N.S.Ö. ile ayrı yürüdüğümüzü gördü. 'Aranızda ne var?' dedi. 'Konuşmuyoruz' dedim, Furkan ile olan tartışmamızı anlattım. O da N.S.Ö.'den Furkan'ın numarasını istedi. Onu arayarak 'Kafenin önünde buluşalım' dedi. Sonra da eşim Mahmut ile birlikte evden çıktılar." Aynı işyerinde  2 yıldır garsonluk ve zaman zamanda kasiyerlik yapan N.S.Ö., tanık olarak verdiği ifadesinde bulaşıkçı Yaşar T.'nin oğlu Hasan T.'nin, Furkan Navir'in cep telefonu numarasını kendisinden zorla aldığını ileri sürdü. N.S.Ö., ifadesinde, "Hasan T.,  benden Furkan'ın numarasını istedi. Beni tehdit ederek zorla telefonu elimden aldı. Kendi telefonuna Furkan'ın numarasını ekledi ve aradı. Yaşar abla ve Furkan arasında 2 gün önce çöp yüzünden tartışma çıkmıştı. Yaşar T., bu olayı evde oğluna ve eşine anlatmış. Olayın bu nedenle meydana geldiğini düşünüyorum" dedi. 
Annesi Yaşar T.'nin, Furkan Navir tarafından rahatsız edildiğini iddia eden Hasan T. ise ifadesinde, "Furkanı aradım. Kafenin önünde buluşmak için sözleştik. Ben mutfağa giderek aldığım bıçağı cebime koydum. Babam sinirli halimi görünce benimle gelmek istedi. Babamla birlikte arabaya binip kafenin yanına gittik. Araçtan iner inmez Furkan'ın yanında iki arkadaşı babamı kollarından tuttu. Ben de onu görünce cebimden çıkardığım bıçağı rastgele salladım. Babam da araçtaki boruyla vurmaya başladı. Herkes kaçışmaya başladı. Bir sokağa doğru kaçtım ve bıçağı boş arsaya attım. Furkan'ın öldüğünü kafenin sahibinin, annemi aramasıyla öğrendim" diye konuştu.
ARŞİV
Tolga YANIK/KONYA, -
===================================================
2)KARAKOYUNLU TÜRKMENLERİ, GELENEKLERİ YAŞATMAK İÇİN OK ATIP, AT BİNMEYİ ÖĞRETİYOR
 
VAN'ın Erciş ilçesinde bulunan Karakoyunlu Türkmenleri Derneği, 100 yıllık geleneğin devamı için 'Atçı Okçuluğu' eğitimi başlattı. Dernek Başkanı İzzet Şevketoğlu, geleneklere bağlılık göstermek için böyle bir eğitim başlattıklarını söyledi.
Erciş'te bulunan Karakoyunlu Türkmenleri Derneği, yüzyıllık geleneğin devamı için 'Atçı Okçuluğu' eğitimi başlattı. Erciş İlçesi'ndeki Deliçay balık bendinin yakınındaki  alanda verilen 'Atçı Okçuluğu' eğitimi ile yüzyıllardan bu yana  süren Türk - Orta Asya geleneğinin canlı kalması hedeflendi. Karakoyunlu Türkmenleri Dernek Başkanı Başkanı İzzet Şevketoğlu, geleneklere bağlılık göstermek için bu eğitimi başlattıklarını, gelenlere önce ata binmeyi, ardından da at üzerinde ok atmayı öğreteceklerini söyledi. Şevketoğlu, şöyle konuştu:
"Türk milletine büyük fetihler yaşatmaya sebep olan, büyük yurtlara ele geçirmemize ve büyük savaşlar kazanmamıza neden olan, dünya milletleri içinde en iyi silah olarak kullandığımız oku, gençlere öğretiyoruz. Bu çağda yeni nesillere daha güzel aktarmak, öğretebilmek için bu muhteşem Türk silahını oku öğretmek istiyoruz. Çocuklara ok öğretilmesine dair Peygamber Efendimizin hadisi vardır. Peygamberimizin hadisini uygulamak törelerimize, geleneklerimize bağlılığımızı sürdürebilmek için Erciş'te 'Atçı Okçuluğu' eğitimini başlattık. İnşallah başarıya ulaşacağız. Gelen arkadaşlara önce at binmeyi, sonra da yaya olarak okçuluğu öğretiyoruz. En sonunda ikisini bütünleştirerek atçı okçuluğu öğretiyoruz. Bu biraz zorlu ve meşakkatli bir iştir, ama çok keyifli bir iştir. Çünkü bu bizim genimizde var."
Atçı okçuluğunu eğitimini nesillerin bilmesi için yaptıklarını ifade eden Şevketoğlu, eğitime gelen kişilere önce at binmeyi, sonra da yayan olarak okçuluğu öğrettiklerini söyledi. Şevketoğlu'nun yarış atı üzerinde ok atıp, hedefi vurması ise dikkat çekti.  
Görüntü Dökümü
---------------------------
-At'a binen  Erciş Karakoyunlu Türkmenleri Dernek Başkanı Başkanı İzzet Şevketoğlu
-At üzerinde dolaşması
-Vatandaşlara at ve ok eğitimi verirken
-Genel ve detaylar
-At üzerinde koşarak hedefe doğru ok atan  Erciş Karakoyunlu Türkmenleri Dernek Başkanı Başkanı İzzet Şevketoğlu
-Yakın plan görüntü
-Şevketoğlu ile röportaj
-Genel ve detaylar
BOYUT: 438 MB
SÜRE: 3 DK 54 SN
 
Orhan AŞAN- Arif KARAKAŞ/VAN, - 
===================================================
3)GÖRME ENGELLİ KUZENİN BAĞIŞLADIĞI KARACİĞERLE TEŞEKKÜRE GELDİ
Antalya'da siroz hastası 33 yaşındaki Samiye Ateş, görme engelli kuzeni 31 yaşındaki Mehmet Yasin Sökmen'in 2 yıl önce bağışladığı karaciğerinin bir bölümüyle hayata tutundu. Ameliyatlarının gerçekleştiği hastanenin Organ Nakli Koordinatörü Nilgün Bilal'i ziyaret eden ikili, kendisine teşekkür etti.
İskenderun'da oturan görme engelli Mehmet Yasin Sökmen, 2 yıl önce karaciğerinin bir bölümünü bağışladığı kuzeni Samiye Ateş ile birlikte Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Organ Nakli Koordinatörü Nilgün Bilal'i ziyaret etti. Hayatlarında çok önemi olduğunu ve kendisine minnet duygularını ifade için kelime bulamadıklarını söyleyen kuzenler, "Organ nakli adına ülke insanları için bir lütufsunuz" diyerek, koordinatör Nilgün Bilal'e teşekkür etti.
BAĞIŞ YAPIN CAN KURTARIN
İki yıl önce kuzenine karaciğerinin bir bölümünü bağışlamak için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne geldiklerini, bağış yaptığı kuzeni ve kendisinin sağlıklı ve mutlu olduklarını söyleyen Sökmen, "Bu hafta organ bağışı haftası, her insan fedakarlık yapmak ister. İyi bir şeylere sebep olmak istiyorsanız, öncelikle bir insan hayatını can kurtarmaya vesile olun. Gelin organa ihtiyacı olan hastalarımıza yardımcı olun" diye konuştu.
GÖRME ENGELLİ KUZENİM HAYATA BAĞLADI
Görme engelli kuzeninin karaciğerinin bir bölümüyle hayata bağlandığını söyleyen Samiye Ateş ise "Akciğer Sendromu'na bağlı siroz hastasıydım. Bugün bu hastalığı yendim ve buradayım çok şükür. Kuzenim görme engelli olmasına rağmen bana yeniden hayat bağışladı. Organ bağışlayıp bir çocuğu öksüz bırakmaktan kurtarıyorsunuz. Bir Anne ya da babayı çocuklarına bağışlıyorsunuz. Organ bağışlanan kişi yeniden doğmayı, yeniden yaşamayı tadıyor. Umarım herkes organlarını bağışlar" diye konuştu.  Ziyaretleri sırasında organ bağışının önemini ve bağışı artırmanın yöntemlerinin ne olması konusunda yapılanları konuştuklarını söyleyen Samiye Ateş, "Ben Yasin'in ayaklarını öpsem, sırtımda taşısam yetersiz. Çünkü o dönemde içinde bulunduğum çaresizliği anlatacak kelime bulamam. Yasin sadece beni değil çocuğumun geleceğini ve psikolojisini de kurtardı. Yasin bu fedakarlığı benim için yaptı, benimle birlikte ailem de kurtuldu. Çocuğum annesiz kalmadı, ben evlatsız kalmadım. Kocam eşini kaybetmedi. Ben her Sabah çocuğumu son defa öpüyor, her sabah son defa kokusunu alıyorum diye mutlu oluyordum. Bu anlatılmaz bir duygu" dedi.
YAŞAM BEKLENTİSİ ÇOK DÜŞÜKTÜ
Koordinatör Nilgün Bilal ise "Bağışçı Yasin Sökmen ve alıcı Samiye Ateş'in sağlıklı bir şekilde ziyarete gelmeleriyle oldukça mutlu olduk. Samiye Ateş, karaciğer yetmezliğiyle hayat beklentisi çok düşük olan ve acil karaciğer nakli olması gereken bir hastamızdı. Yaşam beklentisi çok düşüktü. Görme engelli kuzeni ona karaciğerinin bir bölümünü bağışladı. Ameliyatın üzerinden 2 yıl geçti ve her ikisi de son derece sağlıklı ve mutlular" diye konuştu.
24 BİN 500 KİŞİ BEKLEME SIRASINDA
Nilgün Bilal, ülkemizde yaklaşık 60 bin hastanın diyaliz makinelerine bağımlı hayatını sürdürdüğünü belirterek, "Bunların içinde 23 bin kişi böbrek bekliyor. Diğer organ bekleyen hastalarımızı da düşünürsek kalp, karaciğer, pankreas gibi hastalarla birlikte bugün itibarı ile ülkemizde yaklaşık 24 bin 500 kişi şu an Sağlık Bakanlığı Organ Bekleme Sırası'nda organ bekliyor" diye konuştu.
Görüntü Dökümü
--------------
Üniversite hastanesi dış plan görüntü
RÖP 1: Mehmet Yasin Sökmen
Samiye Ateş'in Mehmet Yasin'e sarılıp öpmesi
RÖP 2: Samiye Ateş
RÖP 3: Nilgün Bilal
Organ Nakil Merkezi dış plan görüntü
432 MB /// 03.51ö
HABER-KAMERA: Erol AKKIR/ANTALYA,
==========================================================
 (ÖZEL)
4)KANSERİ YENEN MİLLİ ATLET, DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA KOŞUYOR
KANSER hastalığı nedeniyle 2 yıl pistlerden ayrı kaldıktan sonra Atletizm milli takımına yeniden seçilen 26 yaşındaki Batuhan Buğra Eruygun, "İlk hedefim, Türkiye rekoru kırıp, dünya şampiyonasında final koşmak ve madalya kazanmak. Hastalığım sürecindeki zorlukların ardından kazanacağım başarı, herkese örnek olacaktır" dedi.
Atletizmde, 110 metre engelli yarışında 13.80, 60 metre engelli yarışında ise 7.98 derecesiyle iki Türkiye rekorunun da sahibi Batuhan Buğra Eruygun, 2013 yılının Ağustos ayında yapılan doping testleri pozitif çıktı. Eruygun, dopingli çıkmasının ardından Türkiye Atletizm Federasyonu'nca spordan 2 yıl men edildi. Cezası tamamlandıktan sonra pistlere dönmeye hazırlanan Eruygun, bu kez kanser hastalığı nedeniyle yarışlardan uzak kaldı. Tutkusu olan atletizm sayesinde hayata tutunan Eruygun, kemoterapi ve ameliyatlarla 2 yıl süren tedavinin ardından 10 ay önce yarışlara başladı.
ANTRENMAN YAPMADAN İKİNCİ OLDU
Antrenman yapmadan katıldığı ilk yarışta Türkiye ikincisi olup, milli takıma seçilen Eruygun, Balkan Şampiyonası'nda da üçüncülük elde etti. Atletizm milli takımının Antalya kampında, mart ayında İngiltere'de yapılacak Dünya Atletizm Şampiyonası'na hazırlanan Eruygun, şampiyonaya katılma hakkı elde etmek için ilk olarak Türkiye Şampiyonası'nda mücadele edecek.
Kanser hastalığı nedeniyle 2 yıl uzak kaldığı spor yaşamında kendisini atletizmin motive ettiğini anlatan Eruygun, "Hastalıkla mücadelemde, zor bir dönem geçirdim. Atletizm, hastalıkla mücadelemde motivasyon kaynağımdı. Kanseri yenmemim ardından 10 ay sonra Türkiye 2'nciliği elde ettim. Sonra Balkan Şampiyonası'nda 3'üncü oldum. Yeni sezona, yeni hedeflerle başladım. Dünya Şampiyonası barajını geçmek için çalışıyorum. İlk hedefim, Türkiye Şampiyonluğu ve dolayısıyla Türkiye rekoru kırmak. Daha sonra Dünya Şampiyonası'nda final koşmak ve madalya kazanmak, en büyük hedefim. Uzun vadede hedefim, 2020 Olimpiyatları'na katılmak. Hastalık nedeniyle yaşadığım zorlukların ardından kazanacağım başarı herkese örnek olacaktır" diye konuştu.
Görüntü Dökümü
--------------
Batuhan Buğra Eruygun koşarken
Engel atlarken
Pistte yürümesi
Isınma hareketleri yaparken
RÖP: Batuhan Buğra Eruygun
 HABER- KAMERA: Tolga YILDIRIM/ANTALYA,
==========================================================
5)ILICA'DA CEZAEVİ PROTESTOSU
ANTALYA'nın Manavgat İlçesi'ndeki 30 bin yataklı turizm bölgesi Ilıca Mahallesi'nde üniversite alanı olarak ayrılan yere Adalet Bakanlığı tarafından cezaevi yapılmak istenmesi aralarında yerleşik yaşayan Alman ve İngilizlerin de bulunduğu mahalle halkı tarafından protesto edildi.
Adalet Bakanlığı tarafından Manavgat'ın Ilıca Mahallesi'ne yapılması planlanan cezaevi için Ilıcalı Mahallesi'nde protesto yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, CHP İlçe Başkanı Aliye Coşar, Şoförler Odası Başkanı Mahmut Şafak, Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Sabit ve Seyyar Pazarcılar Odası Başkanı Sami Dursun Doğan, kapanan Ilıca Belediyesi eski Başkanı Ak Partili Rafet Ünal, Ilıca'da oturan yerleşik yabancılar ve vatandaş katıldı.
Ilıca kapalı pazar yerinde toplanan ve taşıdıkları, 'Bir okul bin hapishane kapatır', 'Cezaevi istemiyoruz', 'Zindandan önce eğitim istiyoruz' yazılı Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca dövizler taşıyan grup cezaevi yapılması planlanan alana yürüdü.
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, Ilıca'ya cezaevi yapılmaması gerektiğini belirterek, konunun meclis toplantısında gündeme geldiğini, Adalet Bakanlığı'nın Ilıca'ya cezaevi yapılıp yapılmaması konusunda Manavgat Belediyesi'ne görüş sorduğunu kaydetti. Başkan Sözen, "Biz konuyu belediye meclisinde gündeme getirdik ve bu konuyu görüştük. Büyük bir çoğunlukla Ilıca'ya cezaevi yapılmaması konusunda oy kullandı. Bunu da Adalet Bakanlığı'na ilettik. Cezaevi konusunda Akseki'nin bir talebi var. Cezaevinin Akseki'ye yapılmasını istiyorlar. Bu değerlendirilsin" dedi.
Kapatılan Ilıca Belediyesi'nin eski Başkanı Ak Partili Rafet Ünal, bir yıl önce Ilıca'ya cezaevi yapılmasının gündeme geldiğini, daha sonra Adalet Bakanlığı tarafından Ilıca'da cezaevi için uygun yer olmadığı konusunda başta kaymakamlık olmak üzere gerekli mercilere bildirildiğini söyledi. Ilıca Mahallesi'nin turistik bir bölge olduğunu ve 30 bin yatak bulunduğunu anlatan Rafet Ünal, cezaevi yapılacak olan alanın otellere kuş uçuşu 1-1.5 kilometre olduğunu kaydetti. Cezaevi yapılmak istenen arazinin kendi belediye başkanlığı döneminde eğitim alanı olarak ayrıldığı ve vatandaşa kendilerinin bu yönde taahhütte bulunduğunu aktaran Ünal, "Bu bölgeye Büyükşehir Yasası çıkmadan önce üniversite ve kent meydanı yapılacaktı. Bunları yapsınlar. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yetkililerin bu konuyu gözden geçirmelerini istiyoruz. Ilıca'da bulunan yerleşik yabancılar bizden daha rahatsız. Cezaevi yapılırsa evlerini satacaklarını duyuyoruz, bu olaydan çok üzüntü duyuyoruz" diye konuştu.
Ilıca Mahalle Muhtarı Selahattin Uçar da cezaevine karşı olmadıklarını ancak turizm bölgesi olan mahallelerine cezaevi yapılmasına karşı olduklarını ve vatandaşın bundan büyük rahatsızlık duyduğunu söyledi.
Yürüyüşe katılanlar cezaevi istemediklerine dair sloganlar attıktan sonra dağıldı.
Görüntü Dökümü
--------------
Vatandaşın toplanması
Ilıca halkı ve yerleşik yabancıların açıklamaları
Yürüyüş
Şükrü Sözen'in açıklaması
Rafet Ünal'ın açıklaması
Muhtar Selahattin Uçar'ın açıklaması
Toplananların slogan atması
146 MB /// 04.35"
HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT,
=======================================================
6)İDİLLİ VADİSİ'NDE, SONBAHAR GÜZELLİĞİ
GAZİANTEP'in İslahiye ilçesinde bulunan İdilli Vadisi, deresi, sarı ve yeşilin bütün tonlarını yansıtan farklı türdeki ağaçlarıyla sonbaharın en güzel halini yansıtıyor. İlçe merkezine 7 kilometre uzaklıkta Amanos Dağları eteklerindeki İdilli Mahallesi'ni içine alan vadideki bitki örtüsü sonbahar ile farklı renklere büründü. Vadideki yol ve dereye dökülen yapraklarla oluşan renk cümbüşü görenlerin hayran bırakıyor. Doğa gezginleri, fotoğrafçılar ve kent hayatının karmaşasından uzaklaşmak isteyenler geldikleri vadide yürüyüş yaparak sonbaharın keyfini çıkarıyor.
Görüntü Dökümü
-----------------------------
İdilli Mahallesi
İdilli vadiseki renkli görüntüler
-Genel ve detay görüntüler
(Haber: Kadir ÇELİK--Kamera: GAZİANTEP-DHA)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 119 MB
=====================================================
(ÖZEL) 
7)13 KİLO NARDAN, 1 KİLO NAR EKŞİSİ
GAZİANTEP'in narı ile ünlü ilçesi Oğuzeli'de, benzersiz tadıyla sofraları süsleyen ve sağlık kaynağı olarak görülen 'nar ekşisi' yapımına başladı. Zahmetli süreç sonunda 13 kilo taze nardan 1 kilo nar ekşisinin elde edildiğini anlatan Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, amaçlarının nar ekşisini dünya mutfağına sokmak olduğunu söyledi. 
Osmanlı döneminden bu yana saray mutfağında birçok yemekte kullanılan ve sağlık kaynağı olarak bilinen nar ekşisi, sofralara renk katmaya devam ediyor. Yetiştirilen narlarıyla ünlü olan Oğuzeli'nde üreticiler hasatla beraber nar ekşisi yapımına da başladı. Yapımı oldukça zahmetli olan nar ekşisini ortaya çıkarabilmek için aileler seferber olarak hep bir koldan çalışıyor. Tarlalardan toplanan narlar, evlerde ekşi ve tatlı olarak ayrıldıktan sonra sopalarla vurularak taneleniyor. Taneleme işlemi ardından çuvallara doldurulan narların 'curun' adı verilen küçük havuzlarda ayaklarla basılarak suyu çıkarılıyor. Çıkan suyun daha sonra büyük bakır leğenlerde saatlerce kaynatılarak kıvam alması bekleniyor. Belli kıvama gelen nar suyu son olarak soğutularak isteyenlere nar ekşisine dönüşüyor. 10 yıldan bu yana ilçede kendi tarlasından topladığı narlarla, nar ekşisi ürettiğini söyleyen Ali Terlemez, bütün ailesinin geçimini bu işle sağladığını dile getirdi. Türkiye'nin ve Avrupa'da Türkler'in yoğunluklu yaşadığı ülkelere nar ekşisi gönderdiğini ifade eden Terlemez, şöyle dedi:
"Nar ekşisini yapmak oldukça zahmetli ve zaman isteyen bir süreç. Sabahın erken saatlerinde işe başlıyoruz. Narları temizleyip sopalarla vurarak tanelere ayırdığımız narları çuvallara koyarak tepeliyoruz. Bakır kazanlarda kaynatarak nar ekşisi elde ediyoruz. Sabahın erken saatlerinde pişirmeye başladığımız nar suyu ancak akşam saatlerinde kıvama gelerek ekşiye dönüşüyor. Türkiye'nin her yerinden bunu isteyen var. Avrupa'da da özellikle Almanya, Hollanda, İngiltere, Belçika gibi Türklerin çok yaşadığı ülkelerden gelip alıyorlar. Nar ekşisi şifa kaynağı olarak biliniyor. Özellikle şeker hastalarına, kolesterolü olanlar, kalp hastası, tansiyonu olanlar bizden çok miktarda nar ekşisi alıyor. 13 kilo nardan 1 kilo nar ekşisi çıkıyor. Onu da kilosu 35 liradan satıyoruz."
Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç nar ekşisini dünya mutfağına sokmak için çalıştıklarını dile getirdi. Narları ile ünlü ilçede nar ekşisi ihracatı yaparak ilçe ekonomisine katkı sağlamayı amaçladıklarını dile getiren Kılıç, şöyle konuştu:
"Oğuzeli'nin sembolü olan nar Türkiye'de nadir yetişen nar türlerindendir. Hem sofralık, hem de ekşilik nar üretiyoruz. Herkes kendi tarlasından getirdiği narları çeşitli işlemlerden geçirerek nar ekşisi elde ediyor. Bizim burada ki amacımız şu; bu nar ekşisini Türkiye'ye ve dünya mutfağına tanıtmaktır. Türkiye'nin çeşitli illerinde nar ekşisini bilenler sipariş ediyor ve alıyor. Nar ekşisi değişik şekillerde kullanılıyor, salatalarda, dolmalarda ve yöresel yemeklere değişik bir tat katıyor. Lokanta ve restoranlar da çok kullanılıyor. Hedef burada Oğuzeli'nin ekonomisin kalkındırmak, Oğuzeli ve Gaziantep'i daha çok tanıtmak. Bunun içinde çalışmalarımız sürüyor. Hedefimiz nar ekşisini dünya mutfağına sokarak hem bu lezzetten kimseyi mahrum bırakmamak hem de ihracat yaparak Oğuzeli ekonomisine yeni bir boyut kazandırmak."
Görüntü Dökümü
-----------------------------
Narların tanelenmesi
Narları ayıklayan kadınlar
Narların ezilerek suyunun çıkarılıması
Nar suyunun kaynatılması
Mehmet Sait Kılıç'ın konuşması
Narekşisinin kazandan alınması
Üreticilerle röp.
Genel ve detay görüntüler
( Haber- Kamera: Eyyüp BURUN -GAZİANTEP-DHA)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 342 MB

Kaynak: DHA

12 Kasım 2017 Pazar 12:04

Manavgat, Oğuzeli, Türkiye, Ilıca, Politika, Güncel