Dha Yurt Bülteni-5

(ÖZEL)1)ÜNLÜ CERRAH ÖMER ÖZKAN'IN LABORATUVAR MÜCADELESİTAM yüz nakli ve çift kol nakilleriyle adını duyuran Prof. Dr.

(ÖZEL)
1)ÜNLÜ CERRAH ÖMER ÖZKAN'IN LABORATUVAR MÜCADELESİ
TAM yüz nakli ve çift kol nakilleriyle adını duyuran Prof. Dr. Ömer Özkan, Akdeniz Üniversitesi'nde organ nakli ve kompozit doku araştırmalarına yönelik laboratuvar kurulması için 2 yıldır mücadele verdiklerini belirterek, "Önümüzde bir tek maddi imkan kaldı. Bunu da aşarsak çok güzel olacak" dedi.Türkiye'de ilk yüz ve çift kol ile dünyada ilk rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye'de araştırma çalışmalarının yapılabileceği laboratuvarların yetersizliğinden yakındı. Prof. Dr. Özkan, "Mesela biz, kompozit doku naklini yapabiliyorsak bunun ilaçları zamanında bir yerlerde bulunmuş, bu ameliyatları birileri daha önce yapmış ve biz bunların üzerinden götürmüşüz. Değişik teknikler buluyoruz biz de ama biz, 'Başkalarının yaptığı ameliyatları burada yapalım' demişiz. Mesela kullanılan ilaçların hiçbirini burada üretmemişiz" diye konuştu. Kemik iliği, kök hücre, doku ve karaciğer hücrelerini üretme çalışmalarının yapılacağı yerlerin laboratuvarlar olduğunu belirten Özkan, "Yurt dışına gittiğimizde 'Türkiye çok iyi' diyorlar; ama neden bahsediyorlar? Yapılan karaciğer nakli, böbrek nakli sayısından bahsediyor. 'O karaciğer nakliyle ilgili şu yöntemi bulmuşsunuz' denilen şey, var elbette; ama çok az. Kol naklini yapıyoruz; ama dünyadan farklı ne yapıyoruz? Hiçbir şey yapmıyoruz. Dünyada insanlar, yemek borusu, mesane üretmeye çalışıyor. Bizim burada bunun çok daha ötesini yapmamız lazım" dedi. 
'UZUN DÖNEMLİ DÜŞÜNEMİYORUZ'
Araştırma laboratuvarlarının kurulmasının çok kolay olmadığını da dile getiren Prof. Dr. Özkan, şunları söyledi:  
"Bir inşaat ruhsatı alıp, bina yapılması gibi değil. Altyapıyı hazırlamanız lazım, kendinizi iyi ifade edebilmeniz lazım, daha da önemlisi para bulmanız lazım. İlerlemek için insanların, bunun hakikaten gerekli olduğuna, bunun öncelik olduğuna inanması lazım. Bizde kısa dönem çok önemlidir. Mesela 'Kısa dönemde şu kadar böbrek nakli yapacağız' dendiğinde insanların çok hoşuna gidiyor; ama 'Uzun dönemde biz böbrekleri şöyle yapacağız' dendiği zaman 5 sene sonrayı kimse düşünmüyor. Bizim bu coğrafyanın böyle bir sıkıntısı var. Uzun dönemli düşünemiyoruz. Bugün 'Ben böbrek hücresi üreteceğim' deseniz, 'Ne zaman üretiyorsun?' diye sorarlar. '5 sene sonra karaciğer hücresi üreteceğim, 5 sene sonra belki karaciğer nakli yapmayacağız' deseniz 5 sene çok uzun geliyor insanlara."
LABORATUVAR, PARA ENGELİNE KATILDI
Akdeniz Üniversitesi'nde organ nakli ve kompozit doku araştırmalarına yönelik laboratuvar kurulması için 2 yıldır uğraştıklarını anlatan Özkan, "Önümüzde bir tek maddi imkan kaldı. Bunu da aşarsak çok güzel olacak. Rektörümüz ve başhekim destek oluyor; ancak maddi engele takılıyoruz. Yöneticilerin bu sorunu çözmesi gerekiyor. Bu laboratuvarların benzerlerinin Türkiye'nin birçok yerinde kurulması gerekiyor. Temel bilimlere destek olmamız gerekiyor. Bunun için de uğraşımız devam ediyor. Konuştuğumuz herkesin de bizi anladığını ve destek olacağını umuyoruz" dedi. 
'ARAŞTIRMALARI YAPACAK İNSANLARI YURT DIŞINA KAPTIRIYORUZ'
Türkiye'de yapılan kol ve yüz nakillerinin başarılı nakiller olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkan, "Nakilleri yapıyoruz. Başarılı, güzel nakiller; ama maalesef bu nakillerde ilaç kullanıyoruz. O zaman tıp, nereye gidiyor? Birincisi, bu nakillere ihtiyaç duyulmayacak yöntemler. İkincisi de yapılan nakilleri daha az komplikasyona yol açacak ilaçlar ve yöntemlerle yapmak. Yani ameliyatı daha az komplikasyona yol açacak ameliyat olarak planlamak ve yaptıktan sonra hastaya sorun yaratmayacak ilaçlar kullanmak. Ayrıca bir de gelecekte bunların hiçbirine ihtiyaç duymayacak değişik yöntemler ki bunlar belki 20, belki 40 sene sonraki yöntemlerdir" diye konuştu. 
Yurt dışına gittiklerinde bu nakillerin Türkiye'de yapıldığını gururla söylediklerini kaydeden Özkan, "Ama yurt dışında insanların en çok takıldığı şey, Türkiye'de araştırmanın az yapılıyor olması. Bu, sadece organ nakliyle ilgili değil tabi. Biz, maalesef bu araştırmaları yapacak insanları da yurt dışına kaptırıyoruz. İnsanlar, 'öğreneyim' diye gidiyor yurt dışına, çoğu geri dönmüyor. Neden bu çalışmaları bizim ülkemizde yapamıyoruz?" diye konuştu. 
'MAALESEF BAĞIŞ ARTIŞ İVMESİ YAKALANAMADI'
Kompozit doku naklinin hayat kurtarıcı olmadığını; ama kaliteyi artırıcı ameliyatlar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özkan, "İki kolunuz yok, yüzünüz, gözleriniz açıkta kalmış, nefes alamıyorsunuz. Bu tip ameliyatlardan bahsediyoruz. Şu anda listede bekleyen onlarca kol hastası, daha az olmakla birlikte belirli sayıda yüz nakli bekleyen hasta var. Kayıtlı, onaylı, çift kol nakli bekleyen hastalar var. Bunların çoğunluğu genç hastalar ve bir şekilde bu ameliyatların yapılması gerekiyor. Bunlar için belli oranda çalışmalar devam ediyor" dedi.
Nakillerle ilgili Sağlık Bakanlığı ile Akdeniz Üniversitesi'nin desteğinin belirgin olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Özkan, şöyle konuştu:  
"Bu tür ameliyatlar, büyük ameliyatlardır. Sağlık Bakanlığı'nın desteği olmadan bu ameliyatlar yapılamaz. Bu aşamada sorun yok. 'Peki hangi aşamada sorun var?' derseniz bağışçı çıkması lazım. Bu aşamada bizim beyin ölümü olan hastalardan bağışlara ihtiyacımız var. Çünkü bunlar, canlıdan yapılan ameliyatlar değil. Maalesef bağış artış ivmesi yakalanamadı. Biz böbrek, karaciğer naklini belirgin sayıda yapan bir ülkeyiz; ama bunların çoğu canlıdan yapılan nakiller. Mecbur kalındığı için yapılan nakiller. Birinin sağlığı için bir başkasına çok düşük de olsa risk vererek, organların alınıp, nakledildiği ameliyatlar. Bizim önerdiğimiz, sadece kadavradan nakil; ama kadavra bağışları da istendiği gibi maalesef artmıyor. Bununla ilgili engeller, hep sorulur; ama bir türlü bulunamaz yanıtı. Bence kültürle ilgili. Dini boyutunu herkes anlattı. En üst otoriteler, dini boyutta bir sakıncası olmadığını anlattı. O nedenle dini gerekçeler, geçerli gerekçeler değil. O zaman kafaların değişmesi lazım. Bunun için biz özellikle organ nakli haftalarında insanlara organ bağışını anlatıyoruz. Bugün belki senin ihtiyacın olmayabilir; ama belki yarın olacaktır."
'ALMASINI BİLİYORUZ AMA VERMESİNİ BİLMİYORUZ'
Geçmiş dönemde başkalarından yakınları için organ alıp, yakını vefat ettiğinde başkaları için organ vermeyen aileler tanıdıklarını söyleyen Özkan, "Almasını biliyoruz; ama vermesini bilmiyoruz. Bu, bir borç değil; ama bu insanın erdemliliğiyle ilgili bir şey. Belki o anda acınız yüksek olabilir; ama birkaç gün sonra bağışladığınız organlarla çok mutlu olabilirsiniz. Acınız bir miktar azalabilir. O zaman nerede eksiğimiz kalıyor? Bizim mutlaka bağışa ihtiyacımız var. Çünkü toprağa giden bir dokunun bir insana mutluluk, hayat verdiğini görüyorsunuz. Bizim takıldığımız kısım, bu bağış kısmı" dedi.
'YURT DIŞINDAN TEKLİFLERİ GERİ ÇEVİRDİĞİM İÇİN PİŞMANLIK DUYMADIM'
Yurt dışından çok teklif aldığını; ancak hiçbirini kabul etmediğini dile getiren Prof. Dr. Özkan, bundan dolayı pişmanlık duymadığını vurguladı. Özkan, "Çok şükür, hiç pişmanlık duymadım. Belli zamanlarda kızdığımız şeyler oluyor; ama onlar geçici süreçler" dedi. Yurt dışına gidildiğinde genel olarak hep 'ikinci sınıf' durumda olunduğunu da söyleyen Prof. Dr. Özkan, "Yaptığınız yayınlarda bile hep sorumlu yazar sorulur. Sorumlu yazar olma ihtimaliniz çok düşüktür. Dolayısıyla bu işlerin, bu ülkede yapılması gerekir. Çalışmaları burada yapalım, diye can atıyorum ben. Bizim ülkemizde de bir şeyler üretilebilsin. Bizim ülkemizde yapılanları insanlar satın alsın. Turizmde şu kadar kaybımız var, dediğinizin 50 katını oradan karşılayabilirsiniz" diye konuştu. 
Görüntü Dökümü
---------------------
Ömer ÖZKAN'dan detay görüntü
Röp: Ömer Özkan
546 MB///8.55 Dk-HD
 HABER: Selma KUNAR- Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA,
===============================================
2)FETÖ ŞÜPHELİSİ HAVACI ASKERLERDEN 21'İ  DAHA ADLİYEDE
ESKİŞEHİR merkezli 12 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 'Hava Kuvvetleri yapılanması'na yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 64 şüpheliden sorguları tamamlanan 21 şüpheli daha adliyeye sevk edildi.
Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekipleri, geçen 30 Kasım'da Eskişehir, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Konya, Manisa, Mersin, Malatya, Amasya ve Batman illerinde eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda haklarında gözaltı kararı bulunan, aralarında havacı muvazzaf askerler, savaş uçağı pilotları ile örgütün 'mahrem imam'larının bulunduğu 66 şüpheliden 64'ü yakalandı.Gözaltına alınan 64 şüpheliden sorguları tamamlanan 20 şüpheli, geçen 8 Aralık'ta adliyeye sevk edildi ve bunlardan 10'u tutuklandı, 10'u da adli kontrol kararı ve yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.
TEM Şubesi'nde sorgulamaları tamamlanan şüphelilerden 21'i de bu sabah adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin adliyeye getirilmesi nedeniyle polisler geniş güvenlik önlemi aldı. Yetkililer, 23 şüphelinin de halen gözaltında olduğunu ve sorgulamalarının devam ettiğini belirtti.
Görüntü dökümü:
---------------------------
-Şüphelileri getiren araçların adliye önüne gelmesi,
-Midibüslerden indirilen şüphelilerin polisler tarafından adliyeye getirilmeleri,
-Adliye binasının dışından çekilen görüntü bulunuyor.)
Haber-Kamera: Eyüp KELEBEK-ESKİŞEHİR,
Süre: 2 dakika 18 saniye
Boyut: 150.29 MB
==============================================================
3)TEDAVİ İÇİN BAŞLADIĞI SPORDA, KAİNAT İKİNCİLİĞİNE KADAR YÜKSELDİ
 
İZMİR, Ege Üniversitesi öğrencisi Pınar Çoban (30), 6 yıl önce bel fıtığı tedavisi için başladığı vücut geliştirme dalında, hem kendisini hem de Türkiye'yi gururlandıran dereceler elde etti. Pınar Çoban, son olarak Almanya'daki yarışmada kainat ikinciliğini elde etti.
Vücut geliştirme dalında Türkiye'yi gururlandıran başarıya imza atan Pınar Çoban, gerek özel hayatında gerekse de spor yaşamına başlamasında film gibi bir dönem geçirdi. Manisa'da Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nu kazanan Pınar Çoban, küçük yaşta yaptığı evlilik sonrasında bebeği olunca eğitimini dondurdu. Kendisine başka bir hayat kuran Çoban, evlilikte istediği mutluluğu yakalayamayınca, eşinden ayrıldı. Pınar Çoban, bir kez, daha önce ara verdiği eğitimine geri döndü. Ancak, çocuğunu da düşünüp Manisa'dan İzmir'deki Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'na yatay geçiş yaptı.
TEDAVİ OLDUĞU SIRADA SPORA BAŞLADI
Bir yardan eğitimini sürdüren Çoban, yaşadığı bel fıtığı rahatsızlığından dolayı doktorun telkinleriyle spora başladı. Spor salonunda tedavi için yaptığı hareketlerle başladığı ağırlık kaldırmalar, zamanla hayatının tamamını kapladı. Büyük aşkla bağlandığı vücut geliştirme sporuna, parasını, zamanını harcadı. Büyük azimle sürdürdüğü çalışmalar sonrasında da önemli başarılar elde etmeye başladı. 2014 yılında figür dalında kainat 8'incisi oldu. 2016 yılı Haziran ayında KKTC'de, fizik kategorisinde kainat 4'üncüleğünü elde etti. Eğitimi sürdürürken spora da devam den Pınar Çoban, geçen ay bu kez de Almanya'da yapılan yarışmaya katıldı. Burada da büyük başarı gösterip kainat 2'ncisi oldu. Türkiye'ye büyük gurur yaşattı.
Türkiye'ye daha büyük başarılar getirmek istediğini söyleyen üçüncü sınıf öğrencisi Pınar Çoban, "Ülkeme bu dalda en büyük ödülleri getirmek istiyorum, ancak çalışma şartlarım ve ekonomik gücüm yetersiz kalıyor. Destek olunduğu takdirde, ülkemle birlikte en iyi dereceleri elde edeceğim. Bu nedenle gerek federasyondan gerekse de çeşitli kurumlardan başta okulum olmak üzere destek istiyorum" dedi.
LAR
Taylan YILDIRIM/İZMİR - 
===================================================
4)İLKOKULDA HALAYLI TENEFFÜS
 
Erzurum'un Oltu ilçesindeki Karabekir İlkokulu yönetimi soğuk havalarda öğrencilerin teneffüslerde bahçeye çıkıp hasta olmalarını engellemek için 'halaylı' çözüm buldu. Yeni uygulamanın ardından teneffüslerde dışarı çıkmayan öğrenciler, istek yaptıkları müzikler eşliğinde halay çekiyor. Sibirya soğuklarının hüküm sürdüğü Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erzurum'un Oltu ilçesindeki Karabekir İlkokulu farklı bir uygulama başlattı. Hava sıcaklığın sıfırın altında 3-4 dereceye kadar düştüğü ilçe merkezinde, öğrencilerin teneffüslerde bahçeye çıkıp hasta olmalarını engellemek için 'halaylı' çözüm buldu. Daha önce tüm uyarılara rağmen öğrencilerin dışarıya çıkmalarına engel olamadıklarını söyleyen Okul Müdürü Ergün Tanrıverdi, "Kışın hava sıcaklığı sıfırın altına düşüyor. Çocuklar okul bahçesine çıkıp oynayınca üşütüp, hasta oluyorlardı. Biz de böyle bir yöntem bulduk. Artık öğrenciler bahçede değil, okul koridorunda oynuyor" diye konuştu.Okulda teneffüs zili ile birlikte müdür yardımcısı Osman Aras'ın yanına gideren öğrenciler, istekte bulunuyor. Öğrenciler çalan müzik eşliğinde öğretmenleri ile birilikte halay çekip stres atıyor. Uygulamada memnun olduklarını söyleyen öğrenciler ise, "Artık hasta olmuyoruz" dedi. 
Görüntü Dökümü
--------------------------
-Öğrencilerin müdür yarıdmcısı odasına girşi istek istmeleri 
-Koridorda öğrencilerin oynaması 
-Müdür Ergun Tanrıver röp
-Öğrencilerle öğretmenlerle halayı
-Sınıfta halay 
-Koridorda oyunlar 
-Öğrenciler röp
-Müdür yardımcısı Osman Aras röp
Murat AYDIN / OLTU (ERZURUM),  
(Süre: 5,44 DK / 343 MB)
============================================
5)YERALTI KONTEYNIRINDAN OĞLUNA ÇÖP TOPLATTI
ADANA'da yerin 3 metre altına yapılan çöp konteynırı içine çocuğu atıp, bu şekilde çöp toplatan baba görenleri hayrete düşürdü.
Olay, merkez Çukurova İlçesi Adnan Kahveci Bulvarı üzerindeki, yer altındaki çöp konteynırında meydana geldi. Suriyeli baba, yer altında kurulan çöp konteynırının kapağına oğlunu bindirdi. Daha sonra baba, kapağı kaparatak çocuğunu, yaklaşık 3 metre derinliğindeki konteynırın içine bıraktı. Küçük çocuk elindeki fenerle, buradaki atıkları yukarıda bekleyen babasına verdi. Baba ise, oğlunun verdiği, plastik atıkları elektirikli römorka yükledi. Çevredeki vatandaşlar ise yaşananları şaşkın bakışlarda izledi. Uzun süre havasız ve karanlık yerde kalan Suriyeli çocuk,  alacak atık kalmayınca babasına haber verdi. Konteynırın kapağına binen çocuk, babası tarafından  dışarı çıkarıldı. Suriyeli baba-oğlu daha sonra ara sokaklara girerek izlerini kaybettirdi.
Görüntü Dökümü
------------------------
Suriyeli babanın oğlunu konteynırdan çıkarması
Konteynırdan topladıktlarını arabaya koyması
Suriyelinin konteynırdan çöp çıkarması
Konteynırın içine bakarken görüntüsü
Konteynırın görüntüsü
Konteynıra bakıp telefonla arama yapması
SÜRE: 01'24"    BOYUT: 86 mb
Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,
======================================================
(ÖZEL)
6)KANGAL KÖPEKLERİ İNGİLTERE'NİN GÜNDEMİNDE
SİVAS'ın dünyaca ünlü kangal köpekleri İngiltere'nin en çok okunan gazetelerinden birisi olan The Times'a haber oldu. Gazetenin ödüllü muhabiri Louise Callaghan, kangal köpeklerini yerinde inceleyerek Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi Sorumlusu Hüseyin Yıldız'dan bilgi aldı.
İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Times Gazetesi, Sivas'ın dünyaca ünlü Kangal köpeklerini anlatan bir haber yayınladı. Gazetenin Ortadoğu Temsilcisi Louise Callaghan'ın kaleme aldığı, foto muhabiri John Beck'in ise fotoğrafladığı haber pazar günü yayınlandı. Sivas'ın Merakum mevkisinde bulunan Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezine gelerek merkezin sorumlusu Hüseyin Yıldız'dan Kangal köpeğinin özellikleri hakkında bilgi alan Callaghan, Kangal köpekleri ile de bol bol fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedi. Kangalları 'Süper büyüklükteki aslan köpekleri' olarak tanıtan gazete bu köpeklerinin sıkça pazarlanan sahteleri nedeni ile soy ağacının yok olma tehlikesi yaşadığına dikkat çekildi. 
Kangal köpeklerinin, dünyanın en saf soy ağacına sahip olan köpekleri arasında yer aldığını anımsatan The Times, Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi Sorumlusu Hüseyin Yıldız'ı ise 'köpeklere fısıldayan adam' olarak okurlarına tanıttı. Haberde kangal köpeklerinin İngiltere'de yoğun ilgi gördüğünden bahsedilirken, yasadışı yetiştirilen kangal köpeklerinin İngiltere'de yer altı köpek dövüşlerinde kullanıldığına dikkat çekildi. Avrupa'da geçmişti kangal köpeklerinin karıştığı bazı olumsuzluklar nedeni ile bir ara sayılarının azaldığına dikkat çekilirken İngiltere Kangal Topluluğu başkanı Sheila Reed'in de görüşlerine yer verildi. Türkiye'nin koyduğu koruma ve ihracat kısıtlamasından bahsedildi. 
"İNGİLİZLER KANGAL KÖPEKLERİNİ ÇOK SEVİYOR"
İngiliz The Times Gazetesi Ortadoğu Temsilcisi Louise Callaghan yaptığı açıklamada İngilizlerin Kangal köpeklerini çok sevdiğini söyledi. Callaghan "Bir yerde kangal köpekleri ile ilgili makale okumuştum. Ama zaten uluslararası arenada Türkiye ile ilgili bilinen konulardan bir tanesi de kangal köpekleri. İngiliz halkı kangal köpeklerini çok seviyor. Buraya gelirlerse kangal köpeklerini gördüklerinde çok mutlu olacaklar, çok sevecekler çünkü kangal köpekleri sadık ve dostane köpekler. Hüseyin beye bizi kabul ettiği için çok minnettarız. Onu yerinde ziyaret etmek çok güzeldi. Konuk severliği için kendisine teşekkür ediyorum." dedi.
"KANGALLAR DÜNYAYA NAM SALDI"
Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi Sorumlusu Hüseyin Yıldız da Kangal köpeklerinin dünyaya nam saldığını ifade ederek "İlk önce buraya gelip görmeleri bizi mutlu etti. Doğalarında, kendi yapı özelliklerini daha iyi teşhir ederler. Neticede uluslararası bir kimliğe sahip kangal köpekleri. Onun içinde insanları da uluslararası birleştiren bir köpek soyumuzdur ve dünyaca da ünlü her tarafa nam salmıştır. Bu Türkiye için değil bütün dünya için iyi bir haberdir, güzel bir görüntüdür. Böylelikle Sivas'ımızın, ülkemizin turizmine de ek bir katkıdır. Neticede kangal köpeklerimiz çok önemli bir gazetede, İngiltere'de yer alması. orada da bir reklama girmesi bizi ayrıca mutlu etmektedir." şeklinde konuştu. 
Görüntü Dökümü:
--------------------------
-Kangal çiftliğinden görüntüler
-The Times muhabirlerinin Kangallarla ilgili haber çalışması
-Muhabir Luis Callaghan'ın konuşması
-Köpek yetiştiricisi Hüseyin Yıldız'ın açıklamaları
-Detaylar
Haber-Kamera:  İrfan ÖZŞEKER/SİVAS,
(401 mb)
12 Aralık 2017 Salı 10:50

Sivas, Türkiye, Ömer Özkan, Kangal, Politika, Güncel