DHA YURT BÜLTENİ - 6

Eskişehir Teknik Üniversitesi Türkiye'ye pilot yetiştiriyorTürkiye'de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nce lisans eğitimi onaylı ilk ve tek üniversite olan Eskişehir Teknik Üniversitesi'nin Pilotaj bölümünden mezun olan öğrenciler, hava yolları şirketlerinde en az 27 bin lira maaşla ikinci...

Eskişehir Teknik Üniversitesi Türkiye'ye Pilot yetiştiriyor

Türkiye'de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nce lisans eğitimi onaylı ilk ve tek üniversite olan Eskişehir Teknik Üniversitesi'nin Pilotaj bölümünden mezun olan öğrenciler, hava yolları şirketlerinde en az 27 bin lira maaşla ikinci pilot olarak göreve başlıyor. Üniversitenin öğretmen pilotlarından Erdoğan Böcü, Türkiye'de 700'e yakın yabancı pilot uçuş yaptığını ve bu konuda büyük ihtiyaç olduğunu ifade ederek, "Okulumuz ücretsiz olduğu için öğrenci maliyetlerinin de yüksek olmasından dolayı, üniversite sınavlarındaki ilk 5 bine girerek tercih yapanlardan sadece 15'ini alabiliyoruz. Nisan ayında mezun olan pilotlarımız şuanda 27 bin lira maaşla işe başladılarö dedi.

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi'nden geçen yıl ayrılarak kurulan Eskişehir Teknik Üniversitesi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik Elektroniği, Hava Trafik Kontrol, Havacılık Yönetimi, Pilotaj ve Uçak Gövde Motor Bakım bölümleriyle Türkiye'nin havacılık anlamındaki ihtiyacını karşılamak için personel yetiştiriyor. Yaklaşık 30 yıl önce Anadolu Üniversitesi bünyesinde kurulan ve eğitimlerine Eskişehir Teknik Üniversitesi olarak devam eden okulda şuana kadar 450 kadar pilot yetişirken, mezunlar Türkiye'nin önde gelen havacılık şirketlerinin yanı sıra yurtdışındaki şirketlerde de boy göstererek pilotluk yapıyor.

TÜRK PİLOT AÇIĞI VAR

Türkiye'de 700 kadar yabancı pilotun uçuş yaptığını ve Türk pilotlara ihtiyaç olduğunu ifade eden Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğretmen pilotlarından Erdoğan Böcü, öğrencilerin ilk 13 saatlik uçuş eğitiminin ardından okul bünyesindeki uçaklarla uçuş yapmaya başladıklarını söyledi. Özel okullarda pilot eğitimlerinin yıllık 100 bin liraya varan ücretle verildiğini anlatan Böcü, Eskişehir Teknik Üniversitesi'nin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü lisans eğitimi onaylı ilk ve tek üniversite olduğunu belirterek, "Şuanda Türkiye'de 700'e yakın yabancı pilot uçuş yapıyor. Yani çok büyük bir ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamak zorundayız. Ama okulumuz ücretsiz olduğu için öğrenci maliyetlerinin de yüksek olmasından dolayı, üniversite sınavlarındaki ilk 5 bine giren öğrenciler burayı tercih edebiliyor. 30 yılda 450'ye kadar mezun verdik, üniversite öğrencilerinin yanında Türk Hava Yolları'nın ihtiyaç duyduğu kursiyere eğitimlerde veriyoruz. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün pilotlara ihtiyacı vardı, onlarında eğitimlerini burada verdik. Okulumuzda 15 kadar yetki belgesi var, bunlarla birlikte ihtiyaç duyulan tüm eğitimleri burada verebiliyoruz. Bölümümüzde Türkiye'ye ciddi anlamda pilot yetiştiriyoruz diyebiliriz. Öğrenci maliyetleri yüksek olduğu için 15 öğrenci alabiliyoruz. Diğer okullar ücretli olduğu için öğrenci sayısı daha yüksekö dedi.

13 SAATLİK EĞİTİMİN ARDINDAN UÇUŞA BAŞLIYORLAR

Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Pilotaj bölümündeki öğrencilerin ilk 13 saatlik eğitimlerinin ardından hemen uçuşlara bağladığını ifade eden eğitmen pilot Erdoğan Böcü, "Öğrencilerimiz ilk yalnız uçuşlarını 13 saatlik eğitimlerinin ardından yapıyorlar. İkinci aşamada aletlerle kötü havalarda, sorumlu ortamlarda nasıl uçuş yapabileceklerini öğretiyoruz. Bunda simülasyon cihazları kullanıyoruz. Tüm doğal koşulları oluşturabilirsiniz, dilediğiniz hava alanından kalkış yapabilirsiniz. Çünkü Türk Hava Yolları örneğin bugün 324 noktaya uçuş yapıyor. Her yer farklı öğrencileri bununla hazırlıyoruz. Aynı zamanda müthiş bir tecrübe kazandırmış oluyoruz. Hava yolu şirketleri öğrencilerimizi takip ediyorlarö diye konuştu.

27 BİN LİRA MAAŞLA İŞE BAŞLIYORLAR

Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nden mezun olacak öğrencilerin hava yolu şirketleri tarafından takip edildiğini ve iş bağlantısı kurduklarını anlatan Erdoğan Böcü, "Mezun olmadan önce hava yolu şirketleri gelerek iş bağlantılarını yapıyorlar. Geçen seneki öğrencilerimiz mezun olmalarına 3 ay kala gelip iş bağlantıları kuranlar oldu. Öğrencilerimize Airbus eğitimlerini verdiler, şuanda ikinci pilot olarak göreve başladılar. Örneğin Nisan ayında mezun olan pilotlarımız şuanda 27 bin lira maaşla işe başladılar. Mezun 3 öğrencimiz şuanda Birleşik Arap Emirlikleri merkezli havayolu şirketinde yurt dışına uçuş yapıyor, 6 öğrencimiz Dubai'de uçuyor. Sadece Türkiye'de değil, biz uluslararası bir eğitim veriyoruz. İstediği her yerde uçabilirler. Mezunlarımızın büyük kısmı Türk Hava Yolları bünyesinde yer alıyor. Yönetici pozisyonunda bulunan öğrencilerimizde varö dedi.

'ÇOCUKLUK HAYALİM PİLOT OLMAKTI'

Eskişehir Teknik Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Pilotaj Bölümü 3'ncü sınıf öğrencisi Fatih Birkan Çaylı (22), çocuk hayali olan pilotluğu bu okulda gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi. Pilotluk mesleğinde disiplinin en başlata geldiğini ve iyi bir pilot olmak için çok çalıştığını anlatan Çaylı şunları söyledi:

"Lise dönemlerimde bir pilotun neler yaptığını araştırdım ve kendi kişisel özelliklerime çok uygun olduğumu gördüm. Tabi ki her çocuğun olduğu gibi benimde çocukluk hayalim pilot olmaktı. En iyi eğitimi de Anadolu Üniversitesi'nden ayrılarak kurulan Eskişehir Teknik Üniversitesi'nde verildiğini öğrendim. O dakikadan itibaren benim hedefim bu okuldu. Pilotluk mesleğinde disiplin en başta geliyor. Yaptığınız işi kesinlikle ciddiye almanız gerekiyor. Kendi canınız dışında başka insanların bazen ise 300 kadar can taşıyorsunuz, onun dışında ülkenizin de itibarını taşıyorsunuz. Bunu layıkıyla yerine getirmek için de çok çalışmanız gerekiyor. Uçağa ve bu kokpite çok hazır bir şekilde gelmeniz gerekiyor. Çok masraflı bir eğitim olmasına rağmen üniversitemiz tüm kaynaklarını çok verimli bir şekilde kullanıyor. Okulda üç farklı tipte 13 uçağımız, simülatörlerimiz var. Eğitmenlerimiz ve yada tek başımıza uçuşlarımızda görecek, sonrasında aletli uçuş ve çok motor ile çift pilotlu uçuş eğitimleri alıyoruz. Buradan mezun olduktan sonra Türk Hava Yolları'nda iyi bir pilot ve yönetici pozisyonlarını hedefliyorum. Her uçuşuma hazırlanırken, büyük uçaklar kullanırken kendimi hayal ediyorum. Ders çalışırken bana zor gelmiyor çünkü bunların sonunda hayallerime ulaşacağımı biliyorumö

'UÇMAK MÜTHİŞ KEYİFLİ'

Pilotaj Bölümü 4'ncü sınıf öğrencisi Selenay Başkaya ise uçmaktan büyük keyif aldığını ve kaptan pilot olmak istediğini belirterek, "Aklımın bir köşesinde pilot olmak her zaman vardı. Vakti geldiğinde pilot olma imkanım olduğunu öğrenerek buraya geldim. Kişisel hedefim hava yollarında yardımcı pilot sonrasında kaptan pilot olmak istiyorum. Uçmak her şeyden önce insanı geren bir olay, tek başınıza havadasınız, sadece güvenebileceğiniz uçağınız var. Gerginliği atlattığınızda müthiş keyifli bir şey. Mezun olduktan sonrası bir iş kaygım yok aslında. Pilotluk çok açıkta kalınabilecek bir meslek değil. Ailem benimle gurur duyuyorlar, onlarda çok teşvik etti. Pilotluk kadınlar için zorlu bir meslek gözükmesine rağmen, çok zorluğu bulunmuyor. Çoğunluğunu karşı cinsin oluşturduğu bir meslekten bahsediyoruz. Pilotluk mesleğinde çalışma saatleri belirli aralıkta değil, düzenli bir hayat söz konusu değil. Mesleğin zorluğu bu, fiziksel olarak yorucu bir meslek. Pilot olmak isteyen kadınlar varsa kesinlikle tavsiye ediyorumö şeklinde konuştu.

SANAL HAVA KONTROL KULESİYLE EĞİTİM

Eskişehir Teknik Üniversitesi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nin en önemli bölümlerinden biri olan Hava Trafik Kontrol bölümünde ise öğrenciler 360 derecelik sanal hava limanı kule simülatöründe eğitim görüyor. Gerçek bir hava limanı yansımasında uçuş kontrolleri, uçuk iniş ve kalkışları konusunda eğitim alan öğrenciler, devlet hava meydanları işletmeleri ile uluslararası kuruluşlarda görev alıyor. Hava Trafik Kontrol Bölümü öğretim üyesi Ertan Çınar, Türkiye'de bu anlamda onaylı ilk ve tek bölüm olduklarını belirterek, "Hava trafik kontrolün olmazsa, olmaz bölümlerinden biridir Meydan Kontrol. Burada arkadaşlarımız meydan kontrol eğitimlerini alıyorlar ve simülasyonunu yapıyorlar. Bölümümüz 4 yıl lisans eğitimi veren bir bölümdür, özel yetenek sınavıyla 15 öğrenci alıyoruz. Bu uluslararası bir gereklilik. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından bir üniversitede lisans eğitimi olarak onaylı tek bölümüz. Türkiye'de bu anlamda onaylı ilk ve tek bölümüz. Bugüne kadar mezun ettiğimiz öğrencilerimizin hepsi devlet hava meydanları işletmeleri ile uluslararası kuruluşlarda görev alıyor. Hatta yöneticilik pozisyonuna gelen arkadaşlarımız var. İlk mezunlardan, bu yıl ki mezunlarımıza kadar takip ediyoruz ve iletişim halindeyiz. Hiçbiri de işsiz değil, her biri şirketler tarafından takip edilerek mezun oldukları anda hemen bir işe başlıyorlar. İkinci sınıf öğrencilerimize verdiğimiz kule simülatörü eğitimi. Bundan sonraki aşamalarda radara dayalı simülatörlerimiz bulunuyor. Şuandaki eğitimlerde öğrencilerimiz bir hava limanındaki uçakların yerdeki hareketleri, iniş, kalkış ve havaalanı çevresindeki hareketlerini kontrol etmeyi öğreniyorlarö dedi.

ÜNİVERSİTENİN HAVAALANIDA VAR

Eskişehir Teknik Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi'ne ait uluslararası anlamda hizmet veren Hasan Polatkan havaalanı buluyor. Havaalanında özel uçuşların yanı sıra Belçika'nın başkenti Brüksel ile Eskişehir arasında seferlere hizmet veriyor.

Görüntü dökümü

-------------

-Hava kontrolü dersi

-Sanal havaalanı ve öğrenciler

-Öğretim üyesi Ertan Çınar ile röp.

-Simülatör dersinden görüntüler

-Pilotaj bölümü öğrencisi Fatih Birkan Çaylı ile röp.

-Çaylı'nın simülatör uçuşu

-Eğitmen pilot Erdoğan Böcü'nün konuşması

-Hangardaki uçaklar

-Pilot adayı öğrencilerin uçakları kontrol etmesi

-Öğrencilerden Selenay Başkaya ile röp.

-Pistte ilerleyen uçaklar

-Öğrencilerin uçuş görüntüsü

-Hasan Polatkan Havaalanı

-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Hakan TÜRKTAN/ESKİŞEHİR,-

=====================

Dünyanın en prestijli oyun karakteri çizme yarışmasında ödül alan ilk Türk oldu

Bursa'da lise son sınıf öğrencisi Irmak Çavun(17), dijital alanda yaptığı oyun karakter çizimleriyle Hollywood'ta düzenlenen dünyanın en prestijli yarışması 'Geleceğin Yazar ve Ressamları'nda ödül alan ilk Türk oldu. 

Bursa'da 4 yaşından beri resim çizmeye ilgisi olan Irmak Çavun, zaman içerisinde bu yeteneğini geliştirdi. Farklı zaman dilimlerinde katıldığı resim yarışmalarında ödüller kazanan Çavun, oyun karakterleri çizmeye yöneldi. Dijital alanda çizdiği oyun karakteriyle Amerika'nın Hollywood bölgesinde düzenlenen dünyanın en prestijli yarışması 'Geleceğin Yazar ve Ressamları'na katılan Çavun, burada ödül kazanan ilk Türk oldu. Binlerce başvuru arasında sadece 12 kişinin ödül aldığı yarışmanın ödül töreni ise 4 Nisan'da düzenlenecek.

"BENİ AİLEM KEŞFETTİ"

İlk olarak çocukken ailesinin kendisini keşfettiğini belirten Irmak Çavun(17),ö4 yaşımdan beri resim çiziyorum. Profesyonel olarak yapmak istediğim ve buna karar verdiğim zaman lisedeydim. Oyun oynamaya başladıktan sonra bu işin içinde olmak istediğimi fark ettim. Oyunları çok seviyordum ve sanatın oyunlarla ilgili olan kısmıyla ilgileniyordum. O yüzden bunu profesyonel olarak  yapmak istedimö dedi.

"KAZANAN İLK TÜRK BENİM"

Kendisine portfolyö hazırladığını söyleyen Çavun, "Şu an ürettiğim şeyler de portfolyö odaklı. Oyunlardaki sanatla alakalı olan kısımlarla ilgileniyorum. Ürettiğim şeyler, oyunlardaki konsept tasarımı, kodlamayı da içinde bulunduran oyunlarla alakalı, dünyalar yaratmakla alakalı, buna benzer şeylerle ilgileniyorum. 'Geleceğin Yazar ve Ressamları' yarışmasında ödül kazandım. 36 yıldır devam eden, Amerika'daki köklü bir yarışmada 36 yıl boyunca,ilk defa ödül kazanan Türk benmişim. Aynı zamanda bu yaz Amerika'da bir kampa katıldım. Üniversite de oyun tasarımı veya sanatla alakalı dersler alınıyor ve bununla ilgili notlandırılıyor. Bunun sonucunda başarılı olanlara burs veriliyor. Yine aynı şekilde tek Türk bendim ve o bursu kazandım" diye konuştu.

"KÜLTÜREL OYUNLAR ĞRETMEK İSTİYORUM"

Gelecekti hayallerini anlatan Çavun, "Amerika'da oyun endüstrisinin içinde gelebileceğim en yüksek yere gelmek istiyorum. Oyun oynamaya başladığım zaman gerçekten oyun oynamaya aşık oldum ve hiç bir şekilde bırakmak istemedim. Sanatı zaten seviyorken bu konuda yapabileceğim tek şey oyun ve sanatı birleştirmekti. O yüzden bu endüstriye girmek istedim. Türkiye'de oyunların olmamasının sebebi alıcısının olmaması. Yurt dışında, Türkiye'de olduğundan çok daha büyük bir kitle var ve yine yurt dışında yine oyunlardaki kültürel öğelere çok daha fazla değer veriliyor. Oyunların içindeki fantastik dünyalarda şu an dünyamızda bulunan kültürlerden esinlenerek yapılan şeyler oluyor. Ben ileride bu büyük oyunlar için kültürel öğelerde Türkiye'den esinlenmeyi isterim" ifadelerini kullandı.

"OYUNLAR BENİM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ"

İleride, üniversite okuduktan sonra yüksek lisans yapmak istediğini söyleyen Çavun, "Bu endüstriye girip, gelebileceğim en yüksek noktaya geldikten sonra insanları etkileyebilecek bir yere gelmek istiyorum. İnsanları etkileyebilecek bir oyunda rol oynamak istiyorum. Bu oyun sadece Amerika, Avrupa değil,  tüm oyunculara hitap eden bir oyun olmasını istiyorum. Çünkü gerçekten oyunlar benim hayatımı değiştirdi ve başka insanlarınkini de değiştireceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü

------------------------

-Resim çiziminden detaylar

-Çizilen resimlerden detaylar

-Genel detaylar

-Röportajlar

Süre: 06.20 Boyut: 709 MB

Haber: Muammer İRTEM - -Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

====================

Sandıktan dedesinin Atatürk'le fotoğrafı çıktı

Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal Atatürk'ün komutasında savaşarak gazi olan ve ardından başkomutan ile pek çok cephede savaşan Yüzbaşı Ali Rıza Ergün'ün üniforması ve madalyasını yıllardır törenlerde üzerinde taşıyan torunu Makbule Ertem Ergün (73), Ulu Önder'in güzel sözlerini söyleyen pek çok insanın bu sözlerin çoğunu tutmadığını söyledi. 10 Kasım 1953'te Atatürk'ün cenazesinin Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'i taşınması sırasında yapılan törende de henüz 7 yaşındayken annesiyle birlikte saygı duruşunda bulunan Makbule Ertem Ergün, "Atamızın naaşının geçtiği sırada güzel bir kasımpatı kokusu vardı. Çok heyecanlanmıştım" dedi. Ergün, dedesinin öldükten sonra sandığından Atatürk ile çekilmiş fotoğraflarıyla birlikte Adana'daki işgalci Fransız askerlerinden ele geçirdikleri önemli kent fotoğraflarının çıktığını hatırlattı.

İstanbul Üsküdar'da 1880 yılında dünyaya gelen Ali Rıza Ergün, 1911 yılında Jandarma Zabit Mektebi'nden teğmen rütbesiyle mezun olarak diploma aldı. Seferberliğin ilan edildiği 1914'te ordu ile savaşlara katıldı. Bağdat ve Basra'da İngilizlerle savaştıktan sonra 1918'de Konya Alayı'nda görev aldı. 1920'de Adana Cephesi'nde bölük kumandanlığı yapan Ergün yüzbaşı oldu. Tarsus'un düşmandan kurtarılmasında büyük rol oynadığı için kendisine Tarsus Fatihi de denilen Ergün, Pozantı Kuşatması, Karboğazı Harekatı, Kavaklıhan Savaşları'na katıldı. 1927 yılında emekli olduktan sonra Osmaniye'nin Kadirli ilçesine yerleşen Ali Rıza Ergün, 78 yaşında hayatını kaybetti.

Ali Rıza Ergün'ün Adana'nın Karataş ilçesinde yaşayan torunu emekli öğretmen Makbule Ertem Ergün, dedesi öldükten sonra ondan geriye kalan sandıktan çeşitli haritaların, üniformalarının, Atatürk ile çekilmiş fotoğraflarıyla birlikte Adana'daki işgalci Fransız askerlerinden ele geçirdikleri önemli kent fotoğraflarının çıktığını söyledi. Dedesini kaybettiğinden bu yana onun üniformasını giyip, Kurtuluş Savaşı gazisi olması nedeniyle verilen madalyayı takarak resmi törenlere emekli memur eşi Reşat Ertem'le  katıldığını söyleyen Makbule Ertem Ergün, dedesinin hatıralarını yaşatmaya çalıştığını söyledi. Dedesinin ömrü boyunca Mustafa Kemal Atatürk komutasında çalıştığını kaydeden Ergün, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü'nde her yıl olduğu gibi bu yıl da yoğun duygularla dedesinin üniformasıyla Atatürk'ü anacağını dile getirdi.

LAR İÇİN ŞEHİT OLDU

Dedesi Yüzbaşı Ali Rıza Ergün ile Atatürk'ün yaşadığı bir olayı anlatan Makbule Ertem Ergün, "Dedem, Fransızların Adana'daki bazı yerlerin fotoğraflarını çektiğini öğreniyor. İşgal edip karargah kurma planları için çekiliyormuş. Bu durumu Ata'mıza haber veriyor. Atamız da fotoğrafların bir şekilde Fransızların elinden alınmasını emrediyor. Dedem de bir askeri görevlendiriyor. Bizim askerimiz gidip Fransızların kasasından fotoğrafları çalıyor ama bu sırada sızmayı fark eden bir işgalci Fransız askeri tarafından vurularak şehit ediliyor. Askerimizin gözcüsü de o Fransız askeri vuruyor ve fotoğrafları başarıyla alıp dedeme veriyor. Bazılarında kan lekesi hala durur" diye konuştu.

ATAMIZIN SÖZLERİ TUTULMUYOR

Çocuk yaştan itibaren Atatürk sevgisiyle büyüdüğünü anlatan Makbule Ertem Ergün, şöyle konuştu:

"Atamızın cenazesi 1953 yılında Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e taşınacağı sırada henüz 7 yaşındayken annemle birlikte törene gitmiştik. İlerleyen yıllarda törende çekilmiş görüntülerde kendimi görünce fotoğrafını da çerçeveletip duvara astım. Atamız Anıtkabir'e nakledilirken yoğun heyecan duydum. Atamız geçerken güzel bir kasımpatı kokusu vardı. Heyecanlanmaz mıyım ya? Şimdilerde sık sık resmi törenlere gidiyoruz. Herkes 'Atamız diyor ki' diye başlayıp Atamızın güzel sözlerini tekrarlıyorlar. Baktım Ata'mızın sözlerinden sadece 1 ya da 2'si tutuluyor. Söyleyecek başka bir laf var mı? Şimdi ben bu toprağa basıyorum, altında belki şehit kanı var. Atamız diyorsa niye onun sözünü tutmuyorsunuz?"

Görüntü Dökümü

--------

-Makbule Ertem Ergün ile röp.

-Makbule Ertem Ergün'den detaylar

SÜRE: 07'12" BOYUT: 796 MB

Haber: Nuri PİR-Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,

===================

- Uludereliler güne kitap okuyarak başlıyor

Şırnak'ın Uludere ilçesinde Kaymakam Ahmet Solmaz'ın öncülüğünde sürdürülen 'Uludere okuyor' projesi kapsamında kamu personeli, esnaf ve öğrenciler, güne 15 dakika kitap okuyarak başlıyor.

Uludere Kaymakamı Ahmet Solmaz'ın yaklaşık 3 ay önce başlattığı projede, kamu personelleri kamu hizmetini aksatmayacak şekilde mesaisine kitap okuyarak başlıyor. Proje kapsamında ilçe merkezinde düzenlediği ziyaretle esnafla bir araya gelen Kaymakam Ahmet Solmaz, esnafa iş yerini açtıktan sonra 15 dakika kitap okumalarını önerdi. Projenin, öğrencilerin derslerine de olumlu etki sağladığını anlatan Kaymakam Solmaz, kitap okumanın etkisiyle kamu personellerinin vatandaşlarla olan iletişimlerde de olumlu geri dönüşlerin yaşandığını söyledi. Kaymakam Solmaz, "Kitap okuyan kamu personellerinin kendilerine olan yaklaşımlarında daha olumlu, samimi yaklaşımda bulunmaya başladıklarını ifade ettiler. Bunları okumanın faydaları olarak görüyoruz, yorumluyoruz. Böyle olduğunu da zaten biliyoruz" dedi. 

KÜTÜPHANE ÜYE SAYISI 2 BİNE ÇIKTI

İlçede başlattıkları kitap okuma seferberliğiyle kütüphaneye ilginin de arttığını belirten Kaymakam Solmaz, "Şu an 15 dakika olarak başlattığımız projeyi, öğrencilerimiz, kamu personelimiz ve vatandaşlarımız yoğun ilgiyle karşıladı. Bu vesileyle kütüphanemizi daha etkin kullanır hale geldik. Kütüphane üye sayımız bin civarındayken bu etkinlikle beraber iki bin üyemiz olmuş durumda. Kitap kullanım sayımız fazlasıyla arttı. Bunlar sevindirici sonuçlar. Bu etkinlik sayesinde en başta Uludere'miz, bölgemiz olmak üzere özellikle de Türkiye'mize örnek teşkil etmek istiyoruz. 7'den 70'e Uludere kitap okuyor. Biz bunu devam ettireceğiz. Bu şekilde hem kişisel gelişimimize katkı sağlayıp, aynı zamanda bölgemize ve ülkemize daha faydalı, daha yaralı insanlar olmak için gayret sarf edeceğiz" diye konuştu. 

'KİTAP OKUMAYLA HAYATA BAKIŞ AÇISI DEĞİŞİYOR'

Eczacı Aydın Fırat, iş yerindeki tüm personellerle birlikte 15 dakika kitap okuduktan sonra işe başladıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu uygulama kapsamında her sabah eczaneyi açtığımızda 15 dakika bütün personeller beraber kitap okuyoruz. Kaymakamımızın böyle bir etkinlikte bulunması takdir edilecek bir şey. Öğrencilerimiz, esnaflarımız, herkes kitap okumalı. Kitap okumayla milletin hayata bakış açısı değişiyor. Eski zamanlardaki mantıklar değişiyor. Bu uygulama bizim çok hoşumuza gidiyor. Biz de bu uygulama için elimizden gelenin en iyisini yapmaya garanti veriyoruz."

'HER GÜN 15 DAKİKA KİTAP OKUYARAK GÜNE BAŞLIYORUZ'

Kaymakamlık tarafından başlatılan kitap okuma projesini desteklediklerini belirten pastaneci Yasemin Güneş, "Hem kendimiz hem de çocuklarımız adına çok mutlu olduk. Çünkü kitap okumadan hiçbir şey mümkün olamaz. Okumalıyız ki öğrenmeliyiz. Öğrendikçe de birlikte güzelleşeceğiz. Biz iş yerimizi açtığımızda her gün 15 dakika kitap okuyarak güne başlıyoruz. Bu projeyi sonuna kadar destekliyoruz. Ellimizden gelen her şeyi yapıyoruz" diye konuştu. 

KİTAP OKUDUĞUMUZDAN BERİ DERSLERE DAHA ÇOK ODAKLANIYORUZ

Kitap okuduğundan beri kendini daha iyi ifade ettiğini anlatan 9'uncu sınıf öğrencisi Hividar Tunğ ise "Okula geldiğimizde her gün ilk 15 dakika kitap okuyoruz. Salı ve Perşembe günleri de son derslerde kitap okuyoruz. Kitap okumak bizim için çok yararlı bir şey. Kendini ifade edebiliyorsun. ve okuduğunu daha iyi anlıyorsun. Kitap okuduğumuzdan beri derslerimize daha çok odaklanıyoruz" dedi.  Kamu personeli Mehmet Oslu, mesaisine 15 dakika kitap okuyarak başladığını belirterek, şunları söyledi:

"Kaymakamımız öncülüğünde yürütülen okuma seferberliğinde tüm kamu kurumlarımızda personellerimiz mesai başladıktan sonra ilk 15 dakika okumaktayız. Bu etkinlik kamu personellerinin kendilerini geliştirmelerinde çok faydalı oluyor. Tüm kamu personelleri olarak bu durumdan çok memnunuz." 

Görüntü Dökümü

-----------

Kaymakamın esnaf ziyareti ve kitap hediye etmesi

Esnafın kitap okuması

Kitap okuyan öğrenciler

Kitap okuyan kamu personeli

Röportajlar

Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 815 MB

Haber-Kamera: Sekvan KÜDEN/ULUDERE,(Şırnak),

====================

Van'daki depremde ölen Miyazaki için 'Ölümsüz Kahraman' kitabını yazdı

Van'da organik tarım teknikeri Dünya Karakuş, kentte 2011 yılında meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremde, otel enkazının altında kalarak yaşamını yitiren Japon yardım gönüllüsü Dr. Atsushi Miyazaki için hikaye kitabı yazdı. Karakuş, kendi imkanlarıyla bastırdığı 16 sayfalık 'Ölümsüz kahraman' isimli kitabının kapağında ise Miyazaki'nin çocukluk fotoğrafını kullandı.

Van, 2011 yılında 23 Ekim günü Richter ölçeğine göre 7.2, 9 Kasım'da ise 5.6 büyüklüğünde iki depremle sarsıldı. Depremlerde toplam 644 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 3 bin kişi de yaralandı. İki depremde, kent merkezinde 25 bina yıkıldı, yüzlerce konut ağır hasar gördü. Yaklaşık 100 bin nüfuslu Erciş ilçesinin ise neredeyse üçte birlik bölümü enkaz haline geldi. Hafızalarda kalan ise ikinci depremde yıkılan Bayram Oteli oldu. Bu otelde Japon yardım gönüllüsü Dr. Atsushi Miyazaki ile DHA Muhabirleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir'in de bulunduğu 24 kişi yaşamını yitirdi.

Aradan geçen 8 yılık sürede depremin izlerinin silinmesi için birçok çalışma yürütülürken, Van halkı Japon yardım gönüllüsü Miyazaki'yi de hiç unutmadı. DHA muhabirleri Yılmaz ve Emir'in isimleri kentteki 2 sokağa verildi. İlk depremin ardından Van'a yardım etmek için gelen Japon arama kurtarma ekibindeki de Dr. Atsushi Miyazaki'nin adı da Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Van Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki toplantı salonlarında yaşatılmaya başlandı. Organik tarım teknikeri Dünya Karakuş da Edremit ilçesine bağlı Köprüler Mahallesi'nde kurduğu organik üretim çiftliğine Miyazaki'nin ismini verdi.

KİTABI MEZUN OLDUĞU OKULDA DAĞITTI

Dünya Karakuş, depremin 8'inci yıl dönümünde de Dr. Atsushi Miyazaki'yi unutmadı. Karakuş, ölümünden çok etkilendiğini belirttiği Japon yardım gönüllüsü Miyazaki için hikaye kitabı yazdı. Karakuş, Miyazaki'nin arkadaşının gönderdiği mektuptan etkilenip yazdığı çocuklara yönelik 16 sayfalık hikaye kitabında iyiliği ve güzelliği anlatıyor. Miyazaki'nin Van'daki çalışmalarına yer verdiği kitabı, yıllar önce mezun olduğu Şehit Kemal Görgülü İlk ve Ortaokulu'nda öğrencilere dağıtan Dünya Karakuş, yaşanılanların unutulmaması gerektiğini söyledi.

Okuldaki etkinliği Van Vali Yardımcısı Ferhat Atar, İpekyolu İlçe Milli Eğitim Müdürü Şükrullah Yavuzer, AFAD Van İl Müdürü Osman Uçar, Tapu Kadastro 15'inci Bölge Müdürü Tonguç Genç, CHP Van İl Başkanı Mehmet Kurukcu, Van Ticaret Borsası Başkanı Nayif Süer, Van TSO eski Başkanı Zahir Kandaşoğlu, okul müdürü ve öğretmenler katıldı. Protokol üyelerinin yaptığı kısa konuşmaların ardından Van depremini anlatan bir slayt izlendi. Ardından da Karakuş'un yazdığı hikaye kitabı tek tek öğrencilere dağıtıldı.

'MİYAZAKİ BİZİM İÇİN BİR KAHRAMANDI'

Hikaye kitabını yazmadan önce Van'a yardım için gelen Atsushi Miyazaki'nin çalışmalarına baktığını anlatan Dünya Karakuş, "Miyazaki her şeyini bırakıp bizim için geldi. Burada bizler için hayatını kaybetti. Duyguların dili evrenseldir. Miyazaki'nin annesinin hissettiklerini biz de hissettik. Annesinin, biz Vanlıların onun oğlunun yaptıklarını, o güzel evladının yaptıklarını unutmadığını bilmesini istiyoruz. Miyazaki'nin hayatının da bizden sonraki nesillerin ve çocukların da bilmesi ve asla unutmamasını istemediğimden dolayı bu çalışmayı yaptım. Miyazaki bizim için bir kahramandı, yaşaması gereken bir isimdi. Bu sebeplerden dolayı Miyazaki'nin hayatını kaleme aldım ve ölümsüzleştirdim" dedi.

'HER SATIRINDA GÖZYAŞIM VAR'

Kitabın içeriğinden bahseden Karakuş, "Hem çok güzel farklı bir ülkeden, hem de sevginin insanlar üzerindeki etkisinden bahsettim. Miyazaki bu masalda ölmüyor. Gökyüzünden kendisine bakan çocuklara gülümsüyor. Bu masalı iyi ki yazdım diyorum. Kitabın kapağında Miyazaki'nin küçüklük fotoğrafı var. Miyazaki bize el uzattığı için bu fotoğrafta Miyazaki, Van Gölü'ne el uzatıyor, yani bizlere el uzatıyor. Bu kitap Türkçe yazıldı, ama ben en kısa sürede bu kitabı Japon diline de çevireceğim ve bu hikaye kitabını annesine kendi ellerimle götüreceğim. Çünkü bunu çok istiyorum, annesi bu masalı okuyunca çok duygulanacaktır. Bu masalı yazarken o kadar hissederek yazdım diyebilirim ki; her satırında benim gözyaşım var" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------

-Öğretmen Dünya Karakuş'un okula gelişi

-Sınıfı girişi ve kitap tanıtımı

-Öğrencilerin kitabı okuması

-Öğrencilerden detaylar

-Öğretmen'in öğrencilere kitap dağıtması

-Kitap okuyan öğrencilerden detaylar

-Öğretmen Dünya Karakuş röportaj

-Detaylar

SÜRE: 6 DAKİKA 5 SANİYE- BOYUT: 680 MB

Haber-Kamera: Gülay KUYUCU- Orhan AŞAN/VAN, - 

===================

İstiklal madalyası açık arttırmayla satıldı

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde yapılan bir müzayedede, 89 yıllık 'İstiklal Madalyası' açık arttırmayla 650 liraya satıldı.

Antikacılık yapan Mehmet Akif Yılmaztürk, Çamlaraltı Mahallesi'ndeki bir kafede müzayede düzenledi. 50 kişinin katıldığı açık arttırmada, yaşları 50 ila 100 arasında değişen 120 parça antika eser satışa sunuldu. Antika şamdanların, radyo, fotoğraf makinesi ve gramofonların bulunduğu açık arttırmada, 80 yıllık bir İstiklal Madalyası da görücüye çıktı. Devlet tarafından 1930 yılında bir Kurtuluş Savaşı gazisine verilen 89 yıllık 'İstiklal Madalyası', açık arttırmaya katılan Adem Ceylan tarafından 650 liraya satın alındı. Mezatta, 1906 yılında yapılan gramofon 3 bin 100 lira, 1940 yılında üretilen antika fotoğraf makinesi ise 2 bin liraya satıldı. Antikacı Mehmet Akif Yılmaztürk, 8 yaşından bu yana koleksiyoner olduğunu, 5 yıldır antikacılık yaptığını söyledi. Yılmaztürk, 120 parça antika eserin satışının yapıldığını, açık arttırmadan elde edilen gelirin yüzde 10'unu Denizli Alzheimer Derneği'ne bağışlayacaklarını belirtti. 

Görüntü Dökümü

-----------

Müzayeden görüntü

Antika eserlerden görüntü

İstiklal Madalyası'ndan görüntü

Açık arttırmadan görüntü

İstiklal Madalyası'nın satılması

Antikacı Mehmet Akif Yılmaztürk ile röp.

Haber- Kamera: Deniz TOKAT / DENİZLİ,


Kaynak: DHA

09 Kasım 2019 Cumartesi 11:29

Türkiye, Güncel