DHA YURT BÜLTENİ - 7

Öğrencisini dövdüğü öne sürülen öğretmen hakkında idari soruşturmaBursa'daki bir lisede 10'uncu sınıf öğrencisi M.E.Y.'yi (16) dövdüğü iddia edilen edebiyat öğretmeni U. İ. hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatıldı.

Öğrencisini dövdüğü öne sürülen öğretmen hakkında idari soruşturma

Bursa'daki bir lisede 10'uncu sınıf öğrencisi M.E.Y.'yi (16) dövdüğü iddia edilen edebiyat öğretmeni U. İ. hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatıldı.

Olay, 11 Ekim Cuma günü Demirtaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde meydana geldi. M.E.Y., iddiaya göre derste soru sorduğu edebiyat öğretmeni U.İ.'den sert tepki aldı. Ders çıkışı M.E.Y., öğretmeni U.İ.'nin yanına gidip tepkisinin nedenini sordu. U.İ., iddiaya göre küfür ederek, öğrencisine yumruk attı. Daha sonra M.E.Y.'yi müdür yardımcısı İ.Ç.K.'nın odasına götüren öğretmen U.İ., burada da öğrenciyi darbetti. Bu sırada müdür yardımcısının da olaya müdahale etmediği öne sürüldü. M.E.Y., babası Murat Y.'yi (45) arayarak bilgi verdi. Okula gelen Murat Y. oğlunu hastaneye götürüp darp raporu aldıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulundu.

'TEKME, TOKAT DÖVDÜ'

Öğretmeninin kendisini tekme tokat dövdüğünü belirten M.E.Y., olay anını şu sözlerle anlattı:

"Edebiyat öğretmeni U.İ.'ye aliterasyonun ne demek olduğunu sordum. Bana derste yatıp uyumamı, soru sormamamı ve kendisini dinlememem gerektiğini söyledi. Ben de dersin arından, neden derste uyuyacağımı ve beni neden kafayı taktığını sordum. O da bana küfür ederek sırtıma yumruk attı. Ben de müdüre şikayete gittim. Müdür o gün okulda olmadığı için geri döndüm. O sırada öğretmen U.İ. ile karşılaştım. 'Hocam seninle görüşeceğiz' dedim. O da bana 'Nasıl tehdit edersin' diyerek, ağza alınmayacak küfürler ederek darbetmeye başladı. Daha sonra beni müdür yardımcısının odasına götürdü. Müdür yardımcısının odasında kamera olmadığını söyleyerek burada da dövdü. Daha sonra bana 2 seçeneğimin olduğunu belirtti. Derslerinde ya uyumamı, ya da dersleri dinlememem gerektiğini söyledi. Müdür yardımcısının yanında da vurdu. Müdür yardımcısı hiçbir şey söylemediği gibi onu destekler gibi tavır takındı. Müdür yardımcısına öğretmenimin beni dövdüğünü söylediğimde pek umursamadı. Bu sırada U.İ. tekrar geldi ve yüzüme birkaç yumruk daha attı. Daha sonra müdür yardımcısına ne yapmam gerektiğini sorduğumda, bu olayın beninle hocam arasında olduğunu belirtti. Daha sonra bir arkadaşımdan telefon alarak babamı aradım. Babam da gelerek önce darp raporunu aldık, daha sonra şikayette bulundukö diye konuştu. 

İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Bir firmada kaynakçı olarak çalışan Murat Y., saat 15.00 sıralarında iş yerindeyken oğlunun aradığını belirterek, "Ben de okula gittim. Ancak okul dağılmıştı. Herhangi bir bilgi alamadık, bizi bilgilendirmediler. Daha sonra müdürün yanına gittim. Cuma günü böyle bir olayın yaşandığını beni neden bilgilendirmediklerini sordum. Bu olayda neden sessiz kaldıklarını sordum. Herhangi bir bilgi alamadım. Ben de olayın ardından hemen hastaneye giderek, oğluma darp raporu aldım. Raporun ardından Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundum. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü'nün yanına çıktım. Bu konu hakkında ilgileneceklerini belirtti. Bu olaya netlik kazandırılmasını istiyorum. Benim çocuğum burada darp ediliyor. Bu olay başka çocuklarımızın başına gelmesin. Yani okulu sevdirsinler, nefret ettirmesinler" dedi.

Olayın ardından Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Edebiyat öğretmeni U.İ. hakkında idari soruşturma başlattı 

Görüntü Dökümü 

------------

-Darp edilen M.E.Y. ve babası Murat Y. röportaj

-Darp raporundan görüntüler

-Detaylar

Süre: 05.50 Boyut: 652 MB

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

========================

Oğlunu öldürüp cesedini yol kenarına attı, 11 yıl sonra yakalandı

Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde 2008 yılında yol kenarında cesedi bulunan Bülent Erdem'in (30) katili o yıllarda bulunamadı, olay faili meçhul kaldı. Dosyayı yeniden açan Kocaeli Cinayet Büro ekipleri, Bülent Erdem'i öldürüp, cesedini yol kenarına attığı suçlamasıyla babası Necmi Erdem'i (68) gözaltına aldı.

Olay, 8 Aralık 2008 günü Karamürsel'de meydana geldi. Gölcük ile Karamürsel arasında bulunan Tepeköy mevkiinde tabanca ile öldürülmüş bir erkek cesedi bulunması üzerine inceleme başlatan jandarma ekipleri, cesedin sağır ve dilsiz olduğu anlaşılan Bülent Erdem'e ait olduğunu belirledi. Erdem'in Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yaşayan ailesine haber verilmesi üzerine ifade veren aile, oğullarının bir Araç kiralama firmasından kiraladığı otomobil ile kaza yaptığını ve firmadaki kişilerin kendilerinden sürekli para istediğini söyledi. Bunun üzerine jandarma ekipleri bu yönde yoğunlaşarak çok sayıda kişiyi sorguladı. Aylar süren araştırma sonrasında ekipler bir sonuca ulaşamayarak dosyayı faili meçhul şekilde rafa kaldırdı.

DOSYA YENİDEN AÇILDI

Geçen ekim ayında Kocaeli'ye atanan İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu'nun talimatı sonrasında dosya Kocaeli İl Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından yeniden açıldı. Dosyadaki delilleri tek tek yeniden inceleyen ekipler, öldürülen Bülent Erdem'in babası Necmi Erdem'in ifadelerinde tutarsızlıklar olduğunu gördü. Bunun üzerine araştırmayı derinleştiren ekipler, ifadesinde olay günü oğlunu otobüs ile Balıkesir'den Kocaeli'ye gönderdiğini söyleyen babanın aslında oğluyla birlikte Kocaeli'ye geldiğini belirledi. Olay mahallinde ve dosyadaki deliller üzerinde tekrar inceleme yapan ekipler, baba Necmi Erdem'in aynı gün cesedin bulunduğu bölgeye de gittiğini tespit etti.

BABA HER ŞEYİ İTİRAF ETTİ

Soruşturmayı tamamlayan Polis ekipleri, halen Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yaşayan baba Necmi Erdem'i 6 Kasım'da gözaltına alarak Kocaeli'ye getirdi. İl Asayiş Şube Müdürlüğü'ndeki ifadesinde her şeyi itiraf eden baba Necmi Erdem'in, olay günü oğluyla birlikte kendisine ait otomobille Kocaeli'ye geldiğini, yol boyunca araç kiralama firmasına olan borcundan ötürü çıkan kavgada boğuşma sırasında oğlunun belindeki silahı alarak ateş ettiğini söylediği öğrenildi. Daha sonra oğlunun cesedini yol kenarına bırakarak Balıkesir'e geri dönen Necmi Erdem'in, jandarma tarafından arandıktan sonra da ifadelerinde şüpheleri oto kiralama firmasına yönlendirdiği belirlendi.

EŞİNE SÖYLEMEDİ

Oğlunu öldüren Necmi Erdem'in aradan geçen 11 yılda olayı eşi ile bile paylaşmadığı, anne H.E.'nin ise yıllardır oğlunun katilinin bulunması için resmi makamlara çok sayıda başvuru yaptığı ortaya çıktı.

OTOMOBİL İNCELENECEK

Olayın içerisinde gerçekleştiği otomobil polis ekipleri tarafından baba Necmi Erdem'in Balıkesir'de yaşadığı evin önünde hurda halde bulundu. Polis ekipleri tarafından incelenmek üzere otomobile de el konuldu. Emniyette her şeyi itiraf eden baba N.E., işlemlerinin tamamlanmasının ardından Karamürsel Adliyesi'ne sevk edildi.

Görüntü Dökümü

------------

Zanlının asayişten çıkışı

Detay

Haber: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

==================

Çay ocağında oturan husumetlisine ateş açtı: 4 yaralı

Çorum'da aralarında önceden husumet bulunduğu iddia edilen Halil Ş. (16), çay ocağında oturan Kasım Özdemir'e tüfekle ateş etti. Olayda Kasım Özdemir ile birlikte saçmaların isabet ettiği çay ocağında bulunan Doğan Kınay, İbrahim Yılmaz ve Bekir Karaboğa yaralandı. Kaçan Halil Ş. ile yanındaki Tayfun Ş. (23), polisin takibi sonucu yakalandı.

Olay, dün akşam saatlerinde Ulukavak Mahallesi Varilli Caddesi üzerinde bulunan bir çay ocağında meydana geldi. İddiaya göre, Halil Ş., arasında husumet bulunduğu Kasım Özdemir'e tüfekle ateş etti. Olayda, Kasım Özdemir ile çay ocağında bulunan müşterilerden Doğan Kınay, İbrahim Yılmaz ve Bekir Karaboğa vücutlarına isabet eden saçmalarla yaralandı. Halil Ş. ile yanında bulunan Tayfun Ş., kaçarken, ihbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Polis ekipleri, kısa sürede Halil Ş. ile Tayfun Ş.'yi yakalayarak gözaltına aldı. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Görüntü Dökümü

----------

-Polisin olay yerinde inceleme yapması

-Detaylar

SÜRE: 1. 33 SN  DK (BOYUT 24.3  MB)

Haber-Kamera: Yusuf ÇINAR/ÇORUM,

========================

- Köydeki tespih atölyesinden Türkiye'nin dört bir yanına satış yapıyor

Diyarbakır Çermik ilçesinde, hemofili hastalığı nedeniyle sürekli iş değiştirmek zorunda kalan İbrahim Koca (41), atölye kurarak tespih üretmeye başladı. Siparişlere yetişmeye çalışan Koca, Türkiye'nin dört bir yanına tamamı el işçiliği olan tespihlerini gönderiyor.

Çermik ilçesine bağlı kırsal Şeyhandede Mahallesi'nde yaşayan evli ve 6 çocuk babası İbrahim Koca, hemofili hastalığı nedeniyle sürekli iş değiştirmek zorunda kaldı. Arıcılıktan, demir işçiliğine kadar birçok zorlu işte çalışan Koca, hem ailesini geçindirecek hem de hastalığından kaynaklı risk taşımayacak iş arayışına geçti. Son olarak tespih üretmeye karar veren Koca, mahalle girişine atölyesini kurdu. Köylülerin atölye fikrini duyduğunda kendisiyle dalga geçmesine rağmen Koca, kimseye aldırmadan tespih yapımında kullanılan malzemeleri mahalleye getirtti. Bazı malzemeleri ise kendisi yapan Koca'nın, 100 TL'den başlayıp 4 bin TL'ye kadar satışını yaptığı tespihler kısa sürede ilgi gördü. Koca, çevre illerden dükkanına gelen müşterilerin yanında sosyal medya hesabı üzerinden aldığı siparişleri Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor.

'ÖMRÜM KÖYDE GEÇTİ'

Koca, ömrünün tamamının köyde geçtiğini ve başka bir yerde yaşamadığını ifade ederek, "Hemofili hastalığım var. O nedenle hem köyde çalışamaz durumdaydım hem de gurbete gidemez durumdaydım. Bu nedenle bazı arayışlar içerisine girdim. Kendi imkanlarımla kimseye muhtaç olmadan köyde nasıl geçimimizi sağlayabilirim diye düşündüm. Birkaç iş denedim. İlk başta tarımla uğraştım olmadı. 8 yıla kadar profesyonel arıcılık yaptım. Daha sonra nakil işi, demircilik, kaynakçılık işi yaptım. Sonra tekrar bir arayış içerisine girdim. Daha sabit, daha sağlam, daha düzgün iş derken birden tespih aklıma geldi. Köyde hiç kimsenin tespih yapma gibi bir durumu yok. Tespih yapımına başlayacağımı çevreme söyledim. Köyde eğer 200 nüfus varsa 199'u bana güldü. 'Köyde böyle bir şey olmaz' dediler ama ben 'Yapacağım' dedim. Çok uğraştım sonra makineleri toparladım. Kimisini Konya'dan aldım, kimisini Gaziantep'ten aldım, kimisini de kendi imkanlarımla yaptırdım. Mesela çamaşır makinesinin motorunda torna yaptırdım. Bütün bunları toparladıktan sonra tezgahın önüne oturdum. İkinci, üçüncü tespihten sonra öyle bir mesafe katettim ki çırakların iki senede öğrenebileceği işi 4'üncü tespihten sonra satışa başladım. Hiçbir usta gelmedi. Hiçbir usta bu düzeneği kurmadı. Hepsini kendi başıma kurdum, 5 senedir de tespih yapma işiyle uğraşıyorum" dedi.

'TÜRKİYE'NİN HER YERİNE GÖNDERİYORUM'

Bir tespih yapımının ortalama bir gününü aldığını ve el emeği olduğu için bazen satmaya kıyamadığını belirten Koca, "Müşterilerim Çermik, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi gibi yakın yerlerden bizzat kendileri gelip alıyor. Sosyal medya üzerinden de satışı yapıyorum. Tespihi beğenenlere Türkiye'nin neresinde olursa olsun kargoya verip gönderiyoruz. Dicle Üniversitesi'nden profesörler geliyor buraya. Emniyet amirimiz, bölük komutanları gelip kendileri tespih aldı, ailelerine hediye gönderiyorlar. Köyde gider fazla olmadığı için aileme bakabiliyorum şu an kimseye muhtaç değilim Allah'a şükürler olsun. Tespihlerin 100 liradan başlayıp 4 bin liraya kadar sınırı olmayan bir fiyatı var. Sosyal medyada binlerce takipçim var. Seri bir üretim değil usta işi bunlar. Bir tespihi yapmam yaklaşık 1 günümü alıyor. Damla kehribarı var, çam ağacının milyonlarca yıl yer altında fosilleşmiş hali bundan bu tespihi çıkarmak ortalama bir günümü alıyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------

Mahalleden drone ile çekilen detay

Tespih atölyesinin önü

Atölyenin içerisi

İbrahim Koca'nın çalışmasından detay

İbrahim Koca'nın konuşması

Atölyeye gelen müşteriler

Genel ve detay

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 816 MB

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Elif FİLİZ/DİYARBAKIR,

=====================

NATO'ya bağlı savaş gemileri, Çanakkale Boğazı'ndan geçti

Çanakkale Boğazı'ndan geçen NATO'ya bağlı İtalya ve İspanya donanmalarına ait 3 savaş gemisi, Ege Denizi'ne doğru yol aldı.

Marmara Denizi'nden saat 08.00'de Çanakkale Boğazı'na giriş yapan NATO'ya bağlı İtalyan savaş gemileri 'A 5329' borda numaralı 'Its Vesuvio' ile M 5557 borda numaralı 'Its Numana 9' ve İspanya savaş gemisi M32 borda numaralı 'Sella', boğazın manevra yapılması en güç noktası olan Nara Burnu'nu döndükten sonra saat 10.00 sıralarında Çanakkale önlerine ulaştı.

Kilitbahir köyü dağında bulunan 'Dur Yolcu' yazısı ile Kilitbahir Kalesi önünden geçen NATO'ya bağlı savaş gemileri, Ege Denizi'ne doğru yol aldı. NATO gemilerine, Türk savaş gemisi M266 borda numaralı 'TCG Akasar" da eşlik etti.

Boğazdan geçişleri sırasında savaş gemilerine sahil güvenlik botları eşlik etti.

Görüntü Dökümü

-------------

-Çanakkale Boğazı'ndan geçen NATO'ya bağlı savaş gemilerinden genel ve detay görüntüler.

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

==================

Uğur Acar, yeni yüzüyle 7 yılını anlattı

Türkiye'de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar (26), yeni yüzüyle geçirdiği 7 yılını anlattı. Her şeyin yolunda olduğunu belirten Acar, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) ailesinin bir parçası olmaktan memnun olduğunu kaydetti. Acar, Organ Bağışı Haftası dolayısıyla herkesi organ bağışında bulunmaya davet etti.

Manavgat ilçesine bağlı Gebece köyünde dünyaya gelen, henüz 1 aylıkken, evde çıkan yangında yüzünün yüzde 90'ında kalıcı hasar oluşan Uğur Acar'ın hayatı, 21 Ocak 2012'deki Türkiye'nin ilk yüz nakli ameliyatıyla değişti. Yüzündeki yanık nedeniyle 19 yıl kendisini toplumdan soyutlayan, çocuklar korktuğu için alışveriş merkezlerine, parklara gidemeyen Acar, AÜ Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ile ekibi tarafından gerçekleştirilen nakille yeni görünümüne kavuştu. Uğur Acar, tıp tarihine geçerken, benzer durumdaki hastalar için de umut oldu. Cesaretlenen pek çok hasta yüz nakli için AÜ Hastanesi'ne başvurdu.

'NAKİL İÇİN KARARLIYDIM'

Dünyaya geldikten kısa süre sonra yüzünün yandığını söyleyen Uğur Acar, "Acısını tabii ki hatırlamıyorum. Fakat çocukluktan çıkış yıllarımda bu acıyı farklı şekilde içimde hissettim. Umudumu hiç kaybetmeden bir gün içinde bulunduğum durumdan kurtulmayı hedefledim. Sürekli tıp dünyasındaki gelişmeleri takip ettim. Sonunda AÜ Hastanesi'ne gelerek Prof. Dr. Ömer Özkan hocamı tanıdım. O da bana umut ve cesaret verdi. Her şeyin daha iyi olacağını anlattı. Kararlı olup olmadığımı sordu ve cevaplarımdan ne kadar kararlı olduğumu anladı" dedi.

'NAKİL MÜJDESİ YOLDA VERİLDİ'

Yaklaşık 7 yıl önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne rutin kontrollerini yaptırmak için Manavgat'tan geldiğini, kontroller sonrasında memleketine dönerken Prof. Dr. Ömer Özkan'ın telefonuyla mutlu haberi öğrendiğini anlatan Uğur Acar, şunları kaydetti:

"Henüz Manavgat'a varmak üzereyken hocamdan telefon geldi. Yüz nakli için ameliyat olacağımı söyledi, beni acil olarak Antalya'ya çağırdı. Ailemin yanına gittim, onlarla paylaştım. Ailem daha önce böyle bir ameliyatın yapılmadığını bildiği için şaşırdı, inanamadılar. Antalya'ya geri döndüm, hocamla bir araya geldik. İşlemlerimi yaptılar. Ömer hocam benim dönüş yoluna çıktığım sırada ailemle görüşmüş ve onları bilgilendirmiş. Hemen sonrasında da 21 Ocak 2012'de Türkiye'nin ilk yüz naklisi olarak tüm dünya Uğur Acar'ı tanımış oldu." 

NAKİLDEN 6 AY SONRA İŞE BAŞLADI

Ameliyat sonrası tedavi ve takiplerinin Prof. Dr. Ömer Özkan ve Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından en iyi şekilde yapıldığını, bu süreci sorunsuz atlattığını anlatan Acar, "İyileşme sürecimi hiçbir sıkıntı yaşamadan atlattım ve süreç çok iyi geçti. 6 ay sonra da Akdeniz Üniversitesi Rektörlük özel kaleminde göreve başladım" dedi.

Kendisini daha iyi hissettiğinde AÜ Hastanesi otoparkında göreve başladığını kaydeden Acar, "Yaptığım işten ve tedavimden memnunum. Akdeniz Üniversitesi ailesinin bir parçası olmaktan mutluyum. Her şey yolunda gidiyor. Organ Bağış Haftası'nın başlangıcında tüm insanlara sesleniyorum. 'Bugün biz, belki de yarın siz' sloganıyla herkesi organ bağışına davet ediyorum" diye konuştu.

Uğur Acar, Organ Bağış Haftası dolayısıyla Akdeniz Böbrek Hastalıkları ve Organ Nakli Sosyal Yardımlaşma Derneği (AKBÖHONDER) üyeleri olarak ziyaret ettikleri Rektör Prof. Dr. Mustafa Ünal'ın desteğini arkalarında hissetmenin moral ve motivasyonlarını yükselttiğini söyledi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Üniversite hastanesi dış plan görüntü

-Organ nakil merkezi dış plan görüntü

-Organ nakil merkezi kliniği dış plan görüntü

-Uğur Acar görev yaptığı alanda görüntüsü

-Araçları kontrol ederken görüntüsü

-DHA Muhabiri Erol AKKIR Uğur Acar'dan bilgi alırken görüntüsü

-RÖP: Uğur Acar

Haber: Erol AKKIR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=====================

Ayakta duramayan sokak kedisinin omurgasında saçma çıktı

Antalya'da ayakta durmakta sıkıntı çektiği görülen sokak kedisinin röntgenlerinde omurgasının altında saçma tespit edildi.

Kepez ilçesi Yenidoğan Mahallesi'nde sokaktaki kedinin ayakta durmakta güçlük çektiğini gören vatandaşlar, kedinin yürümeye çalışırken de düştüğünü gördü. İnsanlardan kaçan ve araçların altına saklanan kedi için vatandaşlar, Candostları Koruma Derneği'nden yardım istedi. Dernek üyeleri, kediyi tedavi için veteriner kliniğine götürdü. Klinikte yapılan muayene ve çekilen röntgeninde kedinin omurgasının altına saplanan saçma tespit edildi.

SAÇMA ÇOK TEHLİKELİ BİR YERDE

Candostları Koruma Derneği Başkanı Arife Yanık, kedinin omurgasının altındaki saçma nedeniyle yürüyemediğini söyledi. Veterinerden aldıkları bilgiye göre kedinin tuvaletini bile yapamadığını belirten Yanık, "Hekim iğne tedavisine başladı, 3-4 gün iğne yapılacak. Sonra ameliyat gerekecek. Saçma çok riskli bir yerde. Ameliyat mümkün olur mu, o zamana kadar yaşar mı bilmiyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

----------

Kediden görüntü

Haber: Hasan DEMİRBAŞ- Kamera: ANTALYA-DHA)

================

Tahta beşik geleneği Diyarbakır'da sürüyor -

Diyarbakır'da bir zamanlar her ailenin çocuklarını büyüttüğü tahta beşik yapan Recep Toğan (27), unutulmaya yüz tutan beşikleri üretip zanaatını ayakta tutmaya çalışıyor.

Sur ilçesindeki Marangozlar Çarşısı'nda 6 metrekarelik dükkanında tahta beşik üreten Recep Toğan, 7 yaşındayken çırak olarak başladığı mesleğini 20 yıldır sürdürüyor. Kentte tahta beşik üretimini yapan kendisiyle birlikte 3 ustanın kaldığını söyleyen Toğan, ürettikleri beşikleri Türkiye'nin dört bir yanına gönderdiğini aktardı. Çıraklıktan başladığı mesleğini yapmaktan mutlu olduğunu anlatan Toğan, bir zamanlar her ailenin çocuklarını büyüttüğü tahta beşiklere ilginin her geçen gün azaldığını söyleyerek, "Bu çarşıda 50-60 yıldır marangoz olan büyüklerimiz var. Ancak beşik üreten 3 kişi var. Eskisi gibi kimse pek beşikle ilgilenmiyor. Bu beşikleri İzmir'e, İstanbul'a bile gönderiyoruz. Bir beşiği ancak 2 günde üretebiliyoruz. Ama işimi severek yaptığım için sıkılmıyorum. Beşiklerin fiyatı ise 150 ile 400 lira arasında değişiyor" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Ustaların çalışması

-Selim Kaya'nın anonsu

-Recep Toğan'ın konuşması

-Beşikten detay

-Genel ve detay

Haber-Kamera: Selim Kaya, Elif FİLİZ/ DİYARBAKIR,

==================

Sivaslı bıçak ustası yeniçeri kılıcı yaptı

Sivas'ta 40 yıldır bıçak üretimi yapan Mustafa Argut (50), Osmanlı Devleti'nin kullandığı birinci sınıf savaş kılıcı olarak bilinen ve Topkapı Müzesi'nde de örnekleri sergilenen yeniçeri kılıcının bire bir benzerini yaptı.

Sivas'ta dede ve baba mesleği olan bıçakçılığı 40 yıldır sürdüren evli ve 3 çocuk babası Mustafa Argut, kent merkezinde Kangal İş Merkezi'ndeki atölyesinde kılıç da üretiyor. Argut, Topkapı Müzesi'nde sergilenen örneklerden esinlenerek kılıç yapmaya devam ediyor. Daha önceden samuray kılıcı ve çeşitli Osmanlı dönemi kılıçlarını yapan Argut, son olarak yeniçerilerin kullandığı 'yalmanlı kılıç' olarak da bilinen kılıcı yaptı. Argut, sap kısmını manda boynuzundan ve gövdesini çelikten yaptığı kılıca 3 bin lira fiyat belirledi. 

'BIÇAKTA SINIRLAMAM YOKTUR'

Ürünlerde genellikle manda, koç, geyik boynuzu ile ağaç malzeme olarak ise kök ceviz, venge, gül ağacı ve fiber malzeme kullandığını anlatan bıçak ustası Mustafa Argut, "Bu mesleği sevdiğim için yapıyorum. Benim bıçakta sınırlamam yoktur. 'Hayal et yapayım' diye de bir sloganım var. Müşteri benden nasıl bir şey isterse istesin problem yok. Çalışmalarımın içerisinde Sivas çakısı ön planda. Çünkü Sivas çakısıyla meşhur. Ayrıca her çeşit bıçak yapıyorum. Onun haricinde bir de av sektörüne giriş yaptık. Doğa kampı ve av bıçakları yapıyorum. Ayrıca Diriliş Ertuğrul diziyle birlikte Türk kılıçları yeniden meşhur oldu. Kendi kılıçlarımızı yapmaya başladık. Müşterinin isteği ile bir şeyler yapıyoruz" dedi.

'OSMANLI'NIN BİRİNCİ SINIF SAVAŞ KILICI'

Yeniçeri kılıcını Topkapı Müzesi'ndeki örneklerinden esinlenerek yaptığını belirten Argut, "Bu kılıç Avrupa'da bir arkadaşın siparişiydi, fakat yurt dışına gidince yetiştiremedik. Şu an bu kılıcın 3 taliplisi var. Kime nasip olacağını biz de tam olarak bilmiyoruz. Ben bu kılıcın modelini Topkapı Sarayı'nın sayfasından aldım. Zaten Osmanlı kılıçlarının modelleri vardır. Yatağan, yalmanlı gibi değişik Osmanlı kılıçları vardır. Yalmanlı kılıç da günümüzde moda oldu. Ben de yalmanlı Kılıçlar içerisinde bunu tercih ettim. Birebir aynısını yapmak biraz zordur. Kendimden de bir şeyler katarak yaptım. Benim çalışmam biraz daha titiz ve farklı oldu. Bu kılıcı yaklaşık 1 ayda tamamladım. Fiyatı ise 3 bin lira. Şu ana kadar 5 kılıç yaptım. Hatta bir tanesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a gitti. Kılıçları istek olduğu sürece yaparım" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü

------------

-Dükkandan görüntüler

-Bıçak çalışmalarından görüntüler

-Üretilen yeniçeri kılıcı

-Ustanın konuşmaları

-Detaylar

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS

=======================


Kaynak: DHA

07 Kasım 2019 Perşembe 11:27

Uğur Acar, Edebiyat, Güncel