DHA YURT BÜLTENİ - 8

Küçük Cihan'ın mucize kurtuluşu4'ÜNCÜ KATTAN 10 YAŞINDAKİ AĞABEYİ KURTARDIAdana'da 2.5 yaşındaki Cihan Can, bir apartmanın 4'üncü katındaki evlerinin pencere korkuluk demirlerine oturmak isterken aşağıya kaydı ancak mucize eseri kafası demirlerin arasına sıkışınca asılı kaldı.

Küçük Cihan'ın mucize kurtuluşu

4'ÜNCÜ KATTAN 10 YAŞINDAKİ AĞABEYİ KURTARDI

Adana'da 2.5 yaşındaki Cihan Can, bir apartmanın 4'üncü katındaki evlerinin pencere korkuluk demirlerine oturmak isterken aşağıya kaydı ancak mucize eseri kafası demirlerin arasına sıkışınca asılı kaldı. Çığlık atan küçük çocuğu 10 yaşındaki ağabeyi Özgür Can, kıyafetlerinden yakalayıp, kurtarılmasını sağladı.

Geçtiğimiz 4 Kasım'da saat 17.30 sıralarında merkez Çukurova ilçesi, Toros Mahallesi'nde 10  katlı binanın 4'üncü katında oturan ev kadını Zeynep Can, okuldaki çocuğunu almak için çocukları Cihan ile Özgür'ü evde bırakıp, çıktı. Bir süre sonra 4'üncü kattaki evlerinin salon penceresinin önüne çıkan Cihan Can, demir korkuluklara oturmak istedi. Bu sırada demirlerin arasından kayan küçük çocuğun kafası parmaklıklara sıkışınca 4'üncü katta asılı kaldı. Kardeşinin çığlıklarını duyan Özgür; pencerede asılı kalan Cihan'ı kıyafetlerinden tutup yardım istedi. Olayı fark eden vatandaşlar da çocukların yardımına koştu.

KAPIYI KIRIP İÇERİ GİRDİLER

Alt komşusu, pencereye çıkarak Cihan Can'ın ayaklarından tutarken, çevredeki vatandaşlar, kilitli olan kapıyı balyozla kırarak içeri girdi. Bu sırada diğer komşular da aşağıda kilim tutarak, düşme ihtimaline karşı önlem aldı. Bir kişi de demir kesme aletiyle parmaklıkları kesip kurtardığı Cihan Can, evin içerisine çekildi. Yaşananlar çevredeki bir vatandaşın cep telefonu tarafından görüntülendi. Oğlunu alıp okuldan gelen Anne Zeynep Can, yaşananları öğrenince şok oldu. Can ailesi, çocuğun askıda kaldığı yere yastık koyarak bir daha kaza olmaması için önlem aldı.

ALLAH KİMSEYE EVLAT ACISI YAŞATMASIN

Olay sırasında kuru temizleme işyerinde olan baba Hüseyin Can, yaşananların  mucize olduğunu belirterek, "Yaşananlar akıl dışı bir şey ama olmuş bir kere. Allah bize onu bağışladı. Yaptığımız iyilikler karşı geldi. Buna ihmal diyenleri vicdanıyla baş başa bırakıyorum. Kimse kimsenin aile durumunu, iş durumunu bilemez. Biz 4 çocuk sahibi bir aileyiz.  Bu devirde kimseye güven kalmamış. 10 yaşında ağabeyi var, 5 dakikalık mesefede okul, ona emanet etmiş annesi. Evimizde demir korkuluk var biz önlemimizi aldık ama bu olacak bir şey değildi. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Pencerenin demirine kafası sıkışan çocuk

-Demirden sarkan çocuğu alt katta tutmaya çalışan vatandaş

-Aşağıda çarşaf açan vatandaşlar

-Çocuğun sarktığı demirlik ve pencereden görüntüler

-Çocuktan detaylar

-Baba ile röp.

-Genel ve detaylar

-Evin kırık kapısı

-Apartmanın görüntüsü

-Demirliğe konuyan yastık

SÜRE: 02'52" BOYUT: 317 MB

Haber: Can ÇELİK-Kamera: Rüşan Anıl ATAR/ADANA,

=======================

HDP önündeki eylemde 65'inci gün; 'Sadece ciğerimizin bir parçasını istedik'

Diyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunması için HDP il binası önünde oturma eylemi yapan ailelerin bekleyişi 65'inci günde de devam ediyor. 2014 yılında öğrenim gördüğü ortaokulun önünden kaçırılan oğlu Tuncay Bingöl için oturma eylemini sürdüren Fatma Bingöl, "Oğlum ortaokul 2'nci sınıf öğrencisiydi. Çocuğu dağa kaldırdılar. 14 yaşındaydı. Biz evlatlarımızı bekliyoruz. Kimseden mal istemedik, mülk istemedik. Sadece ciğerimizin bir parçasını istedik" dedi.

Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını söyleyip, 1 gün sonra, partinin Diyarbakır il binası önünde oturma eylemi başlattı. Eylemin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp aileler, 3 Eylül'den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. 55 aile, 65'inci günde de eylemlerini sürdürüyor.

'OĞLUMU ÇOK ÖZLEDİM'

İstanbul Arnavutköy'de 2014 yılında henüz 14 yaşındayken kaçıldığını söylediği oğlu Tuncay için 13 Eylül'de oturma eylemine katılan Fatma Bingöl, oğlunun öğrenim gördüğü ortaokulun kapısından alınıp götürüldüğünü söyledi. Fatma Bingöl, "Çocuğum gittikten 2 ay sonra fotoğraflarını internete koydular. Bu çocuğu böyle eğittik, böyle götürdük diye. Ortaokul 2'nci sınıfta okuyordu. Çocuğu dağa kaldırdılar. O zaman 14 yaşındaydı. 2014 yılında götürüldü. Şu anda 19 yaşında. Biz evlatlarımızı bekliyoruz. Kimseden mal istemedik, mülk istemedik. Sadece ciğerimizin bir parçasını istedik. İstanbul'dayken HDP'liler evimize geldiler. Çocuklarımızla beraber onları kovduk. Sadece sağ mı, ölü mü diye sordum. Sağ olduğunu söylediler. Kandil'de olduğunu ve başka bir bilgi veremeyeceklerini söylediler. Siz Tuncay'ı nereden biliyorsunuz diye sorduğumda. Biz partide çalışıyoruz dediler. Oğlumu çok özledim. Onu çok seviyorum. Sahipsiz değil benim oğlum. Annesi de var, babası da var. Kardeşleri var. Sahipsiz olduğunu, onu kimsenin aramadığını düşünmesin. Ben her zaman onun arkasındayım. Her zaman bekliyorum. Benim yüreğim, kalbim, evimin kapısı her zaman oğluma açık. Bir yolunu bulabilirse çıksın gelsin artık. Evlat bu başka bir şey değil" diye konuştu.

EYLEME KATILAN AİLELER

1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri haber alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında PKK'lı teröristler tarafından aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni Polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine-Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih Özbey için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirtip, 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirttiği oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırılan oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan-Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eyleme katıldı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten-Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli olan, ancak Diyarbakır'da oturan Salih-Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metina bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan, ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Irak'ın kuzeyine kaçırıldığını söyleyerek, 10 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü belirttiği oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2015'te kaybolan ve internette terörist kıyafeti giydiği videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, memleketi Erzurum'daki akrabalarının yanına giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen, 3 yıl sonra da terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını ifade eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine başladı.

29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemindeki yerini aldı.

30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıl önce dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı. Emrah'ın annesi Leyla Avunan, babası Bilal Avunan ve akrabaları da 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı.

34- Bursa'dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir'de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemi başlattı.

35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül'de oturma eylemine başladı.

36- Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü söylediği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül'de oturma eylemine başladı.

37- Batmanlı Cabir Taş, 4 yıl önce tekstilde çalışırken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği, o dönem 14 yaşında olan kızı Ece için 17 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

38- Diyarbakırlı Üzeyir Nergiz, 5 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken, 2014'te terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan kayınbiraderi Osman Etik (29) için 17 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

39- Muşlu Selma Kan, 4 yıl önce Muş'ta terör örgütü PKK'ya katıldığını belirttiği oğlu Onur (28) için 18 Eylül'de oturma eylemine başladı.

40- Şirin Sungur, 2015'te Bingöl'de vatani görevini yaparken memleketi Siirt'e bayram iznine dönerken Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan oğlu Süleyman (24) için 18 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

41- Muşlu Halit Altun, 2015'te Malatya'da üniversite öğrencisiyken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın elinde olduğunu belirttiği oğlu Muhsin (27) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

42- Konya'dan gelen Yıldız Ballı, 2014'te İstanbul Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışırken kaybolan, PKK'lı teröristlerin kaçırdığını iddia ettiği kızı Yasemin (21) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

43- İstanbul'dan Diyarbakır'a gelen Fahrettin Akkuş, 2015'te Sultangazi ilçesinde 19 yaşındayken kaçırıldığını söylediği oğlu Erkan için 20 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

44- Kütahya'dan gelen Hatice Levent, 18 yaşındayken, 2015 yılında Bitlis'te üniversite öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Fadime için 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

45- Muş'tan Diyarbakır'a gelen Güzel Aslan, 5 yıl önce mobilyacıda çalışırken kaybolan oğlu Turan Aslan (26) için 23 Eylül'de oturma eylemine başladı.

46- Batman'dan gelen Zehra Çak, 5 yıl önce kaybolan oğlu Azat Çak (23) için 26 Eylül'de oturma eylemine başladı.

47- İstanbul Sultangazi'den gelen İmmihan Nilifırka, Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan oğlu Mehmet (22) için 27 Eylül'de oturma eylemine başladı.

48- Gaziantep'ten gelen Cennet Kabaklı, 2015'te usta birliğine giderken Tunceli Pülümür yolunda PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan asker oğlu Adil Kabaklı (24) için 28 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

49- Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen Sıddıka Tatlı, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık bölümü son sınıf öğrencisiyken 2014'te kaybolan, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Aziz Tatlı (27) için 29 Eylül'de oturma eylemine başladı.

50- Batman'dan gelen Melike Akdoğan, 14 yaşında lise öğrencisiyken geçen yıl ortadan kaybolan ve dağa götürüldüğünü düşündüğü oğlu Abdulkadir için 2 Ekim'de oturma eylemi başlattı.

51- Ağrı'nın Hamur ilçesinden gelen Süheyla Demir, 2014'te lise 3'üncü sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Hayal için 3 Ekim'de oturma eylemine başladı.

52- Muş'tan gelen Süheyla ve eşi Maşallah Yenilmez, 2015'te Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünde okurken, ortadan kaybolan kızları Sümeyye Yenilmez (24) için 5 Ekim'de oturma eylemine katıldı.

53- Diyarbakır'ın Kulp ilçesinden gelen Menfiye Yıldırım, 2017'de kaybolan, dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Mesut Yıldırım (25) için 5 Ekim'de oturma eylemine başladı.

54- Diyarbakırlı Hatice Ceylan 2015'te, 15 yaşındayken Kur'an kursunda hafızlık okurken kaybolan oğlu Cafer için 8 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

55- Ağrı Taşlıçay ilçesi Kumluca köyünden gelen Yasin Kaya, kızı Çiğdem Kaya'nın (21) Ağrı Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek 15 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

Görüntü Dökümü

------------

-HDP il binasından detay

-HDP önünde oturan ailelerden detay

-Fatma Bingöl'ün konuşması

-Genel ve detay

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Nurettin FİDANCAN/DİYARBAKIR,

=======================

Alperen'in babası: Müfettişlere açılan davayla birçok şey açığa çıkacak

İzmir'in Çiğli ilçesinde, 3 yaşındaki Alperen Sakin'in unutulduğu anaokulu servisinde yaşamını yitirmesine ilişkin, kreşi denetleyen 3 milli eğitim müfettişi hakkında 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak' suçundan dava açılmasını değerlendiren baba Serkan Sakin, adalet arayışlarının süreceğini belirterek, "Bu davayla birlikte birçok şey açığa çıkacak ve davanın seyri değişecek" dedi.

Olay, 15 Ağustos 2017 tarihinde Çiğli ilçesi Köyiçi Mahallesi'nde meydana geldi. Buket- Serkan Sakin çiftinin oğulları Alperen Sakin, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu'na götürülmek üzere servis minibüsü şoförü Taner İşgören (47) ile rehber personel Dilara K.'ye (17) teslim edildi. Öğrenciler indirildiği sırada Dilara K., ağlayan bir öğrenciyi alarak, okula girdi. Serviste uyuyan Alperen'i fark etmeyen sürücü, aracı okulun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan boş arsaya çekti. Sıcak havada serviste unutulan küçük çocuk, yaşamını yitirdi. Olayın ardından, anaokulunun sahibinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında 'taksirle adam öldürmek ve delilleri yok etmek' suçlarından dava açıldı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Ceza Dairesi'nce yapılan yargılamada, Taner İşgören 6 yıl 8 ay, kreş sahibi Yurdagül İşgören'e 7 yıl 6 ay, Arzu Gülmez'e 2 yıl 6 ay, Dilara K.'ye 5 yıl, Bekir Gül'e 3 yıl 20 gün ve Ahmet Somun'a ise 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Alperen Sakin'in ölümüne ilişkin Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Mesut U. ile şube müdürleri Hüseyin B. ve Şener Ş. hakkında da 'görevi ihmal'den açılan davada da sanıklar 1'er yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı, hükmün açıklanması geri bırakıldı.

MÜFETTİŞLER HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI

Ailenin şikayeti üzerine kreşi denetleyen 3 milli eğitim müfettişi hakkında soruşturma başlatıldı. Milli eğitim müfettişleri N.K.A, S.S. ve B.K. hakkında

iddianame hazırlandı. 3- 4 Şubat 2016'da N.K.A. ve S.S.'nin Özel Sevgi Yumağı Anaokulu'nda denetim görevini yaptıktan sonra denetim raporunu hazırladıkları, B.K'nin de raporda inceleme yaptığı belirtildi. İddianame Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilirken, sanıklar hakkında 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak' suçlamasıyla dava açıldı. 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar 24 Aralık'ta hakim karşısına çıkacak.

'ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEK'

Alperen'in babası Serkan Sakin, müfettişlerin hakim karşısına çıkacak olmasının kendileri adına mutluluk verici bir karar olduğunu söyledi. Okulu denetleyen ve rapor hazırlayan müfettişlerin hakim karşısına çıkacak olmasının davanın seyrini değiştireceğini söyleyen Sakin, "Alperen'in serviste öldüğüne hala inanmıyoruz. Kreşin içinde hiçbir şey düzenli değildi ve kamera kayıtları da silinmişti. Kreşi denetleyen müfettişlerin, birçok eksiğe göz yumduklarını ve görmezden geldikleri için mahkemeye başvurduk. Müfettişlerin, kreşi kontrol etmeden iki gün önce kreş sahiplerine haber verdiklerini öğrendik. Şimdi bu müfettişler hakim karşısına çıkacak. Bu karardan dolayı çok mutluyuz. Umarım bu mutluluk güzel bir sonuçla biter ve adalet yerini bulur. Saklanmış olan birçok şey ortaya çıkacak ve bunlar da davanın şeklini değiştirecek. Gelecekteki yaşayacak evlatlarımız için adalet arayışımız sürecek" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------

Serkan Sakin röportaj

Sarkan Sakin yürüme görüntüsü

Serkan sakin detay görüntü

Haber: Tolga TAHÇI -Kamera: Mücahit BEKTAŞ /İZMİR,

=======================

Sırtında 15 kilo taşla cesedi bulunan üniversitelinin ailesinden 'cinayet' iddiası

Çanakkale'de balıkçılar tarafından sırtında, içinde 15 kilo taş dolu çantayla cesedi bulunan Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi öğrencisi Yusuf Şahin'in acılı ailesi oğullarının cinayete kurban gitmiş olabileceğini iddia ederek, olayın aydınlatılmasını istedi.

Kepez Beldesi sahilinde, 30 Eylül günü suda bir erkek cesedi gören balıkçılar, Sahil Güvenlik ekiplerini aradı. Bölgeye gelen Sahil Güvenlik Komutanlığı dalgıçlarınca sudan çıkarılan cesedin, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencisi Yusuf Şahin'e ait olduğu tespit edildi. Şahin'in sırtında ise içi taşla dolu bir çanta bulundu.

Memleketi Mersin'in Silifke ilçesinde toprağa verilen Şahin'in internet ortamında oyun oynarken tanıştığı bir kızı görmek için İstanbul'a görmeye gittiği, 1 hafta sonra da Çanakkale'ye geçtiği öğrenildi.

'OĞLUM İNTİHAR ETMEZ'

Baba Barbaros Şahin oğlunun intihar etmiş olabileceğinin söylendiğini, ancak buna inanmadıklarını belirtti. Çanakkale'deki oğlu ile düzenli olarak telefonla konuştuğunu ifade eden baba Şahin, yaşadıkları süreci şöyle anlattı:

"27 Eylül günü saat 14.00'te görüştük, okula gideceğini söyledi. Birtakım eşyalarını göndermemi istedi. Aynı gün saat 21.00'de aradığımızda telefon kapalıydı, kendisine ulaşamadık. Uyuyor zannedip, 'sabah görüşürüz' diye düşündük. 28 Eylül sabahı yurttan arayıp, 'Akşam çocuğunuz yurda gelmedi, telefonuna ulaşamıyoruz' dediler. Şüpheli bir durum olduğunu anladık. Çünkü çocuğumuzun hiçbir zaman bizimle irtibatı kesmeyeceğini biliyoruz. Yurt yetkililerinden polise haber vermelerini istedik. Çanakkale'ye yola çıktık. 29 Eylül  günü saat 18.00'de Çanakkale'ye vardık. Özel eşyalarının, yurttaki masasının üstünde olduğunu gördük. Oda arkadaşları dolaptan çantasına bir şey koyup gittiğini söylediler." 

'TELEFONLA GİDECEĞİ YERİ ÖĞRENİYOR'

Bir süre sonra de Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan askerler ve sağlık ekibinin, otopsisi yapılan oğlunun fotoğraflarını teşhis ettirdiğini kaydeden Şahin, şunları söyledi:

"Benim çocuğum intihar etmez, benim çocuğumun geleceği vardı. Bize sırtında 15 kilo taş dolu bir çantayla denizin dibinde ölü bulunduğu söylendi. Benim çocuğum sırtında taş dolu çantayla intihara gitmedi, sırtında taş dolu çantayla denizde ölü olarak bulundu. Bu olayın cinayet olabileceğini düşünüyoruz. Lütfen bize yardımcı olun, çocuğumun ölümünün arkasındaki sır perdesini aydınlatın. Oğlunun ölümünün ardından evdeki odasına hiç dokunmadık. Çanakkale'den getirdikleri valinizi dahi açamadık. Oğlum intihar edebilecek biri değil. Görüntülerde de görülüyor, benim oğlum daha nereye gideceğini bilmiyor, sürekli telefonla gideceği yeri öğrenip ona göre hareket ediyor. Daha 3 gün Çanakkale'de olan biri nasıl bu kadar yeri öğrensin de gidip intihara kalkışsın."  

Acılı anne Yüksel Şahin de "Benim çocuğum intihar edecek bir çocuk değil, o hayatı seviyordu" diyerek, gözyaşlarına boğuldu.

Görüntü Dökümü

-------------

-Baba Barbaros Şahin ile röportaj

-Anne Yüksel Şahin röportaj

-Yusuf Şahin'in güvenlik kamerası görüntüleri

-Yusuf Şahin'in ikamet ettiği evden görüntü

Haber-Kamera: Mehmet OKUR/SİLİFKE(Mersin),

===============================

Bakan Soylu: Bu yıl 371 bin kaçak göçmen yakaladık

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bu yıl hali hazırdaki kaçak göçmen yakalama 371 bin oldu. Bunu Avrupa'ya anlatmaya çalışıyorum ama anlamıyor. NATO kafa, NATO mermer, anlamak istemiyorlar. Yıl sonu beklentimiz 400 bini aşması yönünde" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya'nın Kemer ilçesinde bir otelde düzenlenen İl Göç İdaresi Müdürleri değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantıda göçe yönelik bazı rakamlar açıklayan Soylu, 2017 yılında 175 bin olan kaçak göçmen yakalamalarının 2018'de 268 bin olduğunu söyledi. Soylu, "Bu yıl hali hazırdaki yakalama 371 bin oldu. Bunu Avrupa anlatmaya çalışıyorum ama anlamıyor. NATO kafa, NATO mermer, anlamak istemiyorlar. Avrupa'nın tamamında 1 milyon Suriyeli yok. Biz 81 bin göçmeni, bulunduğu ülkelere geri gönderdik. Dünyanın böyle bir rakamı yok. Bu büyük bir operasyon" dedi.

Dünyanın bu konuda üç maymunu oynadığını belirten Soylu, "Ama bizim elimizle ama göçün kendi dengeleriyle beraber mutlaka bu meseleyle temas etmek ve çare aramak zorunda kalacaktır. Her ülkenin mücadelesinin mutlaka bir sınırı olacaktır. Türkiye'nin bu konuda çalışan bütün kolluk birimleri, zaten kapasitesinin en üst sınırında çalışmaktadır. Görülen o ki düzensiz göç bu gidişle katlanacaktır. Yıl sonu beklentimiz 400 bini aşması yönünde. Türkiye'nin bu işe ayırdığı kolluk birimlerinin kapasitesini ikiye katlaması mümkün değildir. Dolayısıyla burada batılı muhataplarımızın, artık bu misafirlerine ilişkin birtakım sorumlulukları üstlenmesi gerektiğini ifade etmek isterim. Misafir teriminden belki pek hoşlanmıyorlar ama sonuçta bu insanlar onlara gidiyor, ifademiz pek de yanlış sayılmaz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

Haber-Kamera: Hasan DEMİRBAŞ- Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya), - 

====================

Rus askeri römorkörü Çanakkale Boğazı'ndan geçti

Çanakkale Boğazı'ndan geçen Rus Donanması'na ait SB-739 borda numaralı askeri römorkörü Ege Denizi'ne doğru yol aldı.

Marmara Denizi'nden bugün saat 08.30'da Çanakkale Boğazı'na giriş yapan Rus Donanması'na ait SB-739 borda numaralı askeri römorkörü saat 10.30 sıralarında Çanakkale önlerinde oldu. Rus askeri römorkörü Ege Denizi'ne doğru yol alı.

Görüntü Dökümü:

------------

-Çanakkale Boğazı'ndan geçen rus askeri römorköründen görüntüler.

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

=================

Eşinin terk ettiği kadın, çocuklarıyla beraber haftada bin çift iş eldiveni üretiyor -  

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde yaşayan ve 15 yıl önce eşi tarafından terk edilen Hanım Yüksekdağ (54), 2 oğlu ile birlikte bir toprak evin 30 metrekarelik odasında kurduğu atölyede, haftada bin çift iş eldiveni üretiyor. 4 çocuk annesi, eldivenleri Diyarbakır'ın yanı sıra İstanbul, İzmir ve Denizli'deki müşterilerine satıyor.

Bismil'e bağlı Aralık Mahallesi'nde yaşayan 4 çocuk annesi Hanım Yüksekdağ, 15 yıl önce eşiyle birlikte iş eldiveni dikip satmaya başladı. Ancak aynı dönemde eşi tarafından terk edildi. Çocuklarıyla yaşam mücadelesi vermeye başlayan Yüksekdağ, iş eldiveni üretimine devem etti. Çocuklarının da yardım ettiği Yüksekdağ, akrabalarına ait toprak evin 30 metrekarelik odasını atölyeye çevirdi. 2 dikiş makinesiyle haftada yaklaşık bin çift iş eldiveni diken Yüksekdağ, Diyarbakır'ın yanı sıra İstanbul, Denizli, İzmir gibi şehirlere eldiven satmaya başladı. Kısıtlı imkanlarla çalıştıklarını söyleyen Hanım Yüksekdağ'ın hayali, iş yerini büyütüp teknolojiden faydalanılan bir atölyeye sahip olmak.

'BİZİ TERK ETTİKTEN SONRA İŞİ BIRAKMADIM'

Eşinin kendisini terk ettikten sonra çocuklarıyla bir başına kaldığını anlatan Yüksekdağ, "Eldiven dikim işine kocamla beraber başladık. Bizi terk ettikten sonra işi bırakmadım. Çocuklarımla beraber devam ediyoruz. Yaklaşık 15 yıldır bu işi yapıyoruz. Diyarbakır, İstanbul, Denizli gibi illere gönderiyoruz. Günde 200 çift eldiven dikiyoruz. 2 dikiş bir de pres makinemiz var. İmkanımız olsa işimizi büyütüp, daha güzel bir yerde bu işe devam ederiz" dedi.

Hanım Yüksekdağ'ın büyük oğlu Çetin Yüksekdağ da annesiyle birlikte çalışmaktan mutlu olduğunu ifade ederek, "Annemle birlikte ürettiğimiz eldivenleri Diyarbakır, İstanbul, Denizli gibi illere gönderiyoruz. İleride de bu işe devam etmeyi düşünüyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

------------

-Toprak ev

-Atölye

-Yüksekdağ ve çocuklarının atölyede çalışmaları

-Dikiş makinasında çalışmaları

-Ürettikleri eldiven

-Kesim işi

-Emrah Kızıl anons

-Hanım Yüksekdağ'ın çalışmasından detay

-Hanım Yüksekdağ'ın konuşması

-Çetin Yüksekdağ'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Elif FİLİZ/DİYARBAKIR,

======================

Tunç Soyer: Gıda Kontrol Laboratuvarı kuracağız

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca ilçesindeki Sebze Hali'ni ziyaret edip, esnafla sohbet etti, vatandaşın sorunlarını dinledi. Tunç Soyer de gıda güvenliği için Gıda Kontrol Laboratuvarı kuracaklarını açıkladı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, saat 06.30'da Buca'daki Sebze Hali'ni ziyaret etti. Soyer, hal esnafıyla sohbet edip, şikayetlerini dinledi. Programa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe ile bazı daire başkanları da katıldı.

Burada gazetecilere konuşan Başkan Soyer, gıda güvenliğini sağlamak için Gıda Kontrol Laboratuvarı kuracaklarını açıkladı. Tunç Soyer, "Bizim tohumdan başlayarak sofraya kadar gıda zinciri ile ilgili yepyeni bir düzenlemeyi, yepyeni bir perspektifi Türkiye olarak getirmemiz lazım" dedi. Belediye olarak böyle bir bilinçle yola çıktıklarını vurgulayan Tunç Soyer, "Menemen'de 500 dönüm karakılçık buğdayı ektik. Bu buğdayın özelliği hibrit değil. Bizim yüzlerce yıl boyunca bu topraklarda ekilen kendi atalık tohumumuz. 500 dönüm burada diktik ve bin dönüm civarında şu anda İzmir'in ovalarında karakılçık buğdayı var. Bunu daha da arttıracağız. Karakılçık buğdayın yapılan ekmeğin guliteni daha az, çok daha sağlıklı, besleyici ve lezzetli bir ekmek. Bizi bundan da uzaklaştırmışlardı, ama şimdi onu tekrar gün yüzüne çıkarıyoruz" diye konuştu.

'SOFRAYA SAĞLIKLI ÜRÜN GELECEK'

Yine bu yılın sonunda sağlıklı, yerli ve güzel tohumlarla üretilen üründen sofraların donatılacağını kaydeden Soyer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı zamanda hijyeni de beden sağlığına uygunluğunu da korumak için bir laboratuvar açacağız. Burada ürünlerin hem pestisit hem toksin, hem de mikrobiyolojik tahlillerini yapacağız. Böylece sofraya daha sağlıklı ürünler gelecek. Bugün ıspanakta yaşanan, yarın bir başka üründe yaşanacak olan sorunu da gidermiş olacağız. Esnaf, buradan gönderecekleri ürünlerin ya da aldıkları ürünlerin kontrollerini yapabilir hale gelecek. Başka çaremiz yok. Tohumda sofraya bütün bu süreci en doğru bir biçimde yönetmek zorundayız. Ne yazık ki büyük bir sahipsizlik, büyük bir boşluk var. Öyle görünüyor. Biz belediye olarak elimizden geldiğince bu boşlukta yer tutacağız. Kooperatifçiliği destekliyoruz. İzmir'de yeni kooperatiflerin kurulmasına ön ayak oluyoruz. Onların ürünlerinin kontrollerini de yapacağız. Hal içerisinde kullanacağız laboratuvarı. Üreticimizin de tüketicimizin de içini rahatlatacak ve sorunun doğmadan aslında ortadan kalkmasını sağlayacak bir gelişme olacak. Bu proje, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın izni ile kurulacak. Onların getirdiği standartlara uygun bir laboratuvar olacak. Aynı zamanda teknik donanımı yüksek bir laboratuvar olacak. Her başlıkta kontrol yapabilir halde olacağız."

Soyer, esnafla kahvaltı yaptıktan sonra halden ayrıldı.

Görüntü Dökümü

------------

-Belediye Başkanı Tunç Soyer'in hal ziyareti 

-Vatandaşlarla sohbet etmesi

-Sebze Hal'inden görüntü

-Tunç Soyer'in açıklaması

-Genel ve detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN / İZMİR,

===================


Kaynak: DHA

06 Kasım 2019 Çarşamba 11:56

Diyarbakır, Çanakkale, Eylül, PKK, Güncel, Son Dakika

Son Dakika