DHA YURT BÜLTENİ- 8

Kazada ölen hentbolculara, arkadaşlarından duygusal veda Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde dün, Ordu Gençlerbirliği Kız Hentbol Takımı oyuncularını taşıyan minibüsün devrildiği kazada hayatını kaybeden sporculardan Göksu Akyel (14) ve kaleci Sinem Aksu (12) için eğitim gördükleri okullarında...

Kazada ölen hentbolculara, arkadaşlarından duygusal veda

 

Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde dün, Ordu Gençlerbirliği Kız Hentbol Takımı oyuncularını taşıyan minibüsün devrildiği kazada hayatını kaybeden sporculardan Göksu Akyel (14) ve kaleci Sinem Aksu (12) için eğitim gördükleri okullarında tören düzenlendi. Törenlerde sporcuların arkadaşları gözyaşlarını tutamadı.

Ordu Gençlerbirliği Kız Hentbol Takımı sporcusu Göksu Akyel için Ordu Lisesi'nde, Sinem Aksu için de 60'ıncı Yıl Ortaokulu'nda tören düzenlendi. Törenlere sporcuların yakınlarının yanı sıra, Ordu Valisi Seddar Yavuz, AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, Milli Eğitim Müdürü Kutlu Tekinbaş, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mustafa Genç ile öğretmen ve öğrenciler katıldı. Göksu ve Sinem'in özgeçmişlerinin okunup dua edildiği törenlerde, helallik alındığı sırada sporcuların arkadaşları gözyaşlarını tutamadı. Törenlerin ardından Göksu Akyel'in cenazesi Aybastı ilçesine, Sinem Aksu'nun cenazesi ise Gürgentepe ilçesine gönderildi. Sporcular için ikindi vakti cenaze namazı kılınacak.

Ordu Valisi Seddar Yavuz, "Çok üzücü bir kaza. Aileleri ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Evin önünde helallik alınırken görüntü

- Tabutun taşınma görüntüsü

- Okuldaki törenden görüntü

- Okul penceresinde ağlayan öğrencilerden görüntü

- Okuldaki törende ağlayanlardan görüntü

- Tabut başında ağlayan aile ve öğrencilerden görüntü

- Vali Seddar Yavuz'un açıklaması

- Cenaze törenlerinden detay görüntü

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-Mustafa KIRLAK/ORDU,

===========================

Dev tavla Putin'e hediye edilecek

 

Antalya'da dekoratif ahşap işi yapan Haluk Ünal, 2 asırlık meşe ağacı ve epoksiden imal ettiği dev tavlayı, Türkiye'ye karşı olumlu tavırlarından dolayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e hediye etmeye karar verdi. Ünal, "Hediye için Dışişleri Bakanlığı'yla iletişime geçtik, cevap bekliyoruz" dedi.

Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde dekoratif ahşap tasarım işi yapan Haluk Ünal, asırlık ağaçlarla ihtiyaca yönelik her türlü ürünün hem tasarımını hem de imalatını yapıyor. Meşe ağacından imal ettiği tavlayı bir iş adamının satın alarak, Katar Kraliyet Ailesi'nin bir üyesine hediye etmesi üzerine Ünal, yeni bir tavla yapmaya karar verdi. 200 yaşındaki meşe ağacından bir parça kestiren Ünal, tavla yapmak için kalıp çıkardı. Kalıbın boşluk kalan kısımlarını epoksi ile dolduran Ünal, 10 kişilik ekiple 1 ay boyunca çalıştı.

VLADİMİR PUTİN'E HEDİYE EDECEK

1 aylık çalışma sonunda 70cm x 84cm ebatlarında 50 kilogram ağırlığında ayaklı dev bir tavla ortaya çıktı. Epoksinin şeffaf bir görünüme sahip olması nedeniyle daha dekoratif görünmesi için içerisine led aydınlatma da döşeyen Ünal ve ekibi, tavla için 2 bin Euro harcadı.

Tavlayı satmak için vitrine yerleştirmeyi düşünen Haluk Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Suriye'de gerçekleştirilen operasyonlarda olumlu iletişim kuran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e hediye etmeye karar verdi. Ünal, tavlanın bir köşesine 'Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin adına iki ülke arasındaki iyi niyet yaklaşımları adına Antalya'da üretilmiştir' yazılı bir metal levha ekletti.

Tavlanın Putin'e iletilmesi için Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yazışmalar yaptıklarını ve cevap beklediklerini anlatan Haluk Ünal, "El oyması, tamamen el işçiliği tavlalar üretiyoruz. Ahşap üzerine her türlü işi yapabiliyoruz. Bu tavlayı yaklaşık iki buçuk asırlık bir meşeden imal ettik ve epoksi döktük. Türkiye ile Rusya arasında son zamanlardaki sıcak ilişkiler nedeniyle bu tavlayı Vladimir Putin'e hediye etmeye karar verdik. Yazışmalar yapıldı, kabul görürse göndereceğiz" dedi.

Tavla oyununda kazanan oyuncunun tavlayı kapatıp rakibinin kolunun altına sıkıştırması geleneği olduğunu kaydeden Haluk Ünal, "Bu tavla katlanmadığı ve ağır olduğu için zor. Putin'in karşısında tavla oynarken kimse duramaz diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Ünal, Putin'in hediyeden dolayı çok mutlu olacağını tahmin ettiğini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Tavladan detay

Tavlanın içerisindeki epoksi ve meşe ağacından detay

Epoksinin dökülmesi detay

Tavlayı iki kişinin masa üzerinden kaldırıp yere indirmesi

Tavla ve dükkandan genel detay

Haluk Ünal röp

DHA Muhabiri Alparslan ÇINAR anons

Haber: Alparslan ÇINAR- Bülent TATOĞULLARI - Kamera: Alparslan ÇINAR

===========================

'Bir gönül, bir karanfil' projesiyle engellilere destek oldular

Sivas'ın Zara ilçesinde 'Bir gönül, bir karanfil' projesi kasamında bir araya gelen esnaf, öğrenci ve kurum müdürleri, rehabilitasyon merkezine engelli öğrenci eğitim materyali kazandırdı. 

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Veysel Dursun Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu'nda Öğretim Görevlisi olan Özlem Sayın, Zara ilçesinde kurduğu bir ekiple 'Bir gönül, bir karanfil' projesini hayata geçirdi. Tamamen gönüllülük esasına dayalı kurulan proje ekibi esnafla bir araya gelerek ilçede bulunan rehabilitasyon merkezi için kolları sıvadı. İlk başlarda eğitim materyali almak için başlatılan proje, daha sonra sosyal sorumluluğa dönüştü. İlçedeki kurum müdürleri, öğrenciler ve esnaf proje kapsamında engelli öğrencilerin kullanabilmesi için 38 parçadan oluşan eğitim materyalini alarak Zara Belediyesi Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezine getirdi. Proje hakkında ilçe esnafına bilgi verilerek dağıtılan afişler esnaf tarafından camlara asıldı.

'FARKINDALIK OLUŞTURMAK İSTEDİK'

Proje hakkında bilgi veren Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi Özlem Sayın, "Projemizin ismi 'Bir gönül bir karanfil' projesidir. Tamamen gönüllü oluşturduğumuz bir projedir. 3 Aralık Dünya Engelliler günü nedeniyle bir farkındalık oluşturmak istedik ve engelli kardeşlerimize yönelik bir proje ekibi oluşturduk. Bu projeyle ekibiyle beraber ailelerimize 'Biz de sizin yanınızdayız. Sadece bir gün değil; her zaman birlikteyiz' mesajı vermek amacıyla farkındalık kalemleri dağıttık. Dikkatimizi çeken en önemli detay ise küçük bir çocuğun gelip 'ben de bu projede yer almak istiyorum' diyerek bize dahil olmasıydı. Esnafımız, kurum müdürleri, daire amirlerimiz, üniversite öğrencilerimiz bu projemize dahil oldu. Ailelerimiz bu projeden çok memnun. Zara ilçemizdeki rehabilitasyon merkezimize aldığımız 38 parça ürünü teslim edeceğiz. Bu çocuklarımız özel çocuklar, lütfen sahip çıkalım" dedi.

Başlatılan projeden çok memnun olduğunu söyleyen görme engelli Hasan Üstün ise "Ben bir engelli olarak 3 Aralık Dünya Engelliler gününü çok önemsiyorum. Benim önemsediğim kadar da daha fazla devletimiz sağ olsunlar kaymakam bey ve eşleri bizler için ellerinden geleni yapıyorlar. Çok mutluyum" dedi.

Engelli annesi Yasemin Tunç ise "Program çok güzel geçti. Kaymakamımıza, eşine, öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun. Onlar olmasaydı biz topluma giremezdik. Ben bir engelli annesiyim. Toplumda yerimizin olmasını, çocuklarımızın daha fazla kazanılmasını istiyorum. Çocuklarımızın dışlanmamasını ve daha duyarlı olunmasını istiyorum" diye konuştu.

'Bir gönül bir karanfil' projesiyle başlatılıp ufak adımlarla büyük gönüllere dokunulduğunu dile getiren Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Kaan Akbulut ise, "Rehabilitasyon merkezimizin eksik olan materyalleri temin edildi. Tabi ki bu materyaller çocuklarımızın yetersizliklerini ortadan kaldırmayabilir; fakat yetersizlikleri yeterli hale getirmek için mücadelemizi vereceğiz. Bu tarz etkinlikler de çocuklarımız için yetersizlikleri ortadan kaldırmasa da toplumla kaynaşmasını, bütünleşmesini ve sosyalleşmesini sağlıyor. Bu şekilde veliler daha iyi istihdam göreceğini, bu tarz projelerle çocukların daha iyi yerlere geleceği düşüncesi içerisinde oluyor" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:

-Rehabilitasyorn merkezinden görüntüler

-Alınan engelli eğitim materyalleri

-Düzenlenen etkinlikten görüntüler

-Konuşmalar

Haber-Kamera:  Yasin KIRAS/ZARA (Sivas),  

===========================

Tekirdağ'da 30 bin saman balyasının bulunduğu çiftlikte yangın

Tekirdağ'ın Saray ilçesine bağlı Kurtdere Mahallesinde 30 bin saman balyasının bulunduğu çiftlik deposunda çıkan yangın endişe yarattı. Çiftlikte bulunan 200 büyük ve küçükbaş hayvan güvenli bölgeye alınırken, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerin itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

Kurtdere Mahallesi'nde Recep İpek isimli vatandaşa ait çiftlikte saat 14.00 sıralarında yangın çıktı. Yaklaşık 30 bin saman balyasının bulunduğu depoda sebebi henüz belirlenemeyen yangın çevrede paniğe neden oldu. Vatandaşların haber vermesi üzerine yangına Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri ile ilçele belediyelerin itfaiye ekipleri müdahale etti. Çiftlikte bulunan 200 adet büyük ve küçükbaş hayvan, çalışanlar ve ekipler tarafından alevlerin bulunduğu bölgeden uzaklaştırılarak, güvenli alana götürüldü.

Jandarma ekiplerinin çevre güvenliğini sağladığı yangın nedeniyle bir adet ambulans da hazır bekletildi. Alevlerin metrelerce yükseğe çıktığı yangını kontrol altına alma çalışmaları sürdürülüyor.

Görüntü Dökümü 

Yangından detaylar

Hayvanların çiftlikten tahliye edilmesi

İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi

Yangın olan çiftlik genel görünüm 

HABER / KAMERA: ŞENOL AKSOY / SARAY, TEKİRDAĞ,

===========================

Turunçgillerin atası kamkatın kilosu 20 lira

 

ANTALYA'da 'altın portakal' olarak da adlandırılan turunçgillerin atası kamkat, meyve vermeye başladı. Önceden sadece peyzaj süsü olarak kullanılan kamkat, artık bahçelerde üretiliyor ve toplam üretim miktarı 6 bin tona kadar yükseldi. Kilosu 20 TL'ye alıcı bulan kamkat, ilk defa kuru meyveye de dönüştürüldü.

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğü'nün (BATEM), Türkiye'ye uzun yıllar önce yurtdışından getirdiği ve son yıllara kadar peyzaj ve süs amaçlı kullanılan kamkatın yenilebilir olması nedeniyle Antalya bölgesinde bahçe üretimi yaygınlaştı. Turunçgillerin en küçük meyvesi olan kamkatta sezon başladı. BATEM'e ait narenciye bahçelerinde yıllık 10 tona yakın meyve toplanırken, il genelindeki üretiminin ise 6 bin tona ulaştığı açıklandı. Kamkat, bu yıl kilogramı 20 TL'den satışa sunuluyor.

ALTIN PORTAKAL

BATEM Müdürü Abdullah Ünlü, portakal, mandalina, bergamot, limon gibi turunçgiller ailesinden kamkatın, 'turunçgillerin mücevheri' veya 'altın portakal' olarak anıldığını söyledi. Ünlü, biçiminin limona, renginin de portakala benzediğini aktardı. Limon ve portakal kabuğu soyularak yenilirken kamkatın kabuğunu soymadan yenilebildiğini kaydeden Ünlü, "Kokusu bergamotu andırır. Elinizde tuttuğunuzda uzun süre kokusu gitmez" dedi.

BİLİM DÜNYASINDAKİ İSMİ 'FORTUNELLA'

Kamkatın bilim dünyasında 'fortunella' olarak adlandırıldığını belirten Abdullah Ünlü, "Fortunella adını, 1812-1880 yılları arasında İskoçyalı bahçecilik uzmanı Robert Fortune'nin soyadından alıyor. Fortune, Çin'de yaşadığı yıllarda sürekli ilginç bitkileri toplamış ve İngiltere'ye götürmüş. Batı dünyası bu birikimin içinde yer alan kamkatla, Fortune sayesinde tanışmış. Turunçgillerin atası olan kamkatın peyzaj, süs amaçlı kullanılırken son yıllarda artık tüketimi de ciddi oranda arttı" diye konuştu.

KAMKAT BAHÇELERİ KURULUYOR

Kamkatın narenciyeler içinde soğuğa en dayanıklı tür olduğunun belirlendiğini anlatan Ünlü, "Antalya bölgesinde kamkat üretimi hızla artmaya başladı. Şimdi portakal bahçesi gibi kamkat bahçeleri kuruluyor. Kamkatı yaş olarak tüketebildiğimiz gibi kurusu da yapılıyor. Ürünleri işleyip bir katma değer getirdiğiniz zaman ülke ekonomisine daha çok katkı sağlanabiliyor" dedi.

BATEM'İN ÜRETİMİ 10 TON

Özellikle Serik bölgesinde kamkat bahçeleri kurulduğuna işaret eden Ünlü, "BATEM olarak yıllık 10 tona yakın ürün satışımız var. Bölgedeki üretim ise 6 bin tona yakın. Çoğunu yaş, işlenmemiş olarak satıyoruz. Pazarlarda da görüyorsunuzdur, kilosu 10-20 lira arasında talep bulan bir ürün. Özellikle kasım- aralık ayları narenciye üretiminde hasat mevsimidir ve kamkat hasadı da başladı. C vitamini açısından çok yüksek besin değerine sahip. Portakal gibi soyma zahmeti yok. Rahatlıkla ısırarak, kabuğuyla yenilen bir tür" diye konuştu.

KURU MEYVE OLARAK DA TÜKETİLİYOR

Daha uzun süre saklanabilmesi için kamkatı fırında kurutarak, kuru meyve satışı yaptıklarını da söyleyen Ünlü, "Evlerde hobi amaçlı saksıda üretimi yaygınlaştı. Çok büyük ağaç olmadığı için gerekli sıcaklık ortamı sağlandığında ev içi veya balkonda yetiştirilebiliyor. Antalya dışından da çok talep var. Çünkü eksi 10 dereceye kadar dayanıklı ve fidan satışlarımız 15 TL'den başlıyor" dedi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR 

Mehmet ÇINAR/ANTALYA,

===========================

Kocaeli'de FETÖ şüphelisi 18 kişi adliyeye sevk edildi

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcalığı'nın FETÖ/PDY'nin emniyetteki mahrem yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan 18 kişi, adliyeye sevk edildi.

Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla 25 Kasım günü FETÖ/PDY terör örgütünün emniyet içerisindeki mahrem yapılanmasına yönelik operasyon düzenledi. Polis akademisi ve polis koleji öğrencileriyken ilişiği kesilen 28 kişi gözaltına alındı. Gözaltındaki kişilerden emniyette işlemleri tamamlanan 18 şüpheli bugün adliyeye sevk edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Şüphelilerin adliyeye gelişi

Detay

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

===========================

El feneriyle iletişim, biyonik kulakla sona erdi

Antalya'da 20 yıl önce başlayan işitme kaybı her geçen gün artan ve son iki yıldır tamamen sessiz bir dünyada yaşayan Oya Candan (75), 'biyonik kulak' sayesinde yıllardır unuttuğu aile fertlerinin sesini ve çok sevdiği yağmur, kuş seslerini yeniden duymaya başladı. Ameliyat öncesi eşinin kendisine bakması için el feneriyle gözüne ışık tuttuğu Oya Candan, şu anda Kayahan şarkıları dinleyip, sevdikleriyle sohbet ediyor.

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Kliniği'nden Doç. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya'nın gerçekleştirdiği koklear implant (biyonik kulak) ameliyatıyla iki yıldır sessiz bir dünyada yaşayan Oya Candan, yeniden duymaya başladı. 20 yıl önce işitme kaybı başlayan ve bu süre içinde çeşitli cihazlarla idare etmeye çalışan Candan, cihazların artık yeterli gelmemesi sonucu son iki yıldır işitme yetisini tamamen yitirdikten sonra yeniden özlediği seslere kavuştu.

Bir zamanlar eşinin kendisiyle el feneri aracılığıyla iletişim kurmaya çalıştığını, duymadığı için fenerin ışığı yüzüne yansıyınca kendisine seslenildiğini anladığını söyleyen Oya Candan, biyonik kulakla birlikte kavuştuğu sesli dünyada unuttuğu şarkıları dinleyip, o şarkılara eşlik ederken en çok da Kayahan'ın şarkılarını özlediğini anlattı. "Müzik kadar kulağa hoş gelen bir şey var mı" diyen Candan, 6 yaşındaki torunu Lalin ile kitap okuyup sohbet etmenin keyfini yaşadığını anlattı.

SEVGİ SÖZCÜKLERİNİ DUYMAYI ÇOK ÖZLEMİŞTİM

Biyonik kulak takıldıktan sonra en çok aile fertleriyle doğadaki sesleri özlediğini fark ettiğini anlatan Oya Candan, "Yağmur sesini çok özledim. Sevgi sözcüklerini özledim" dedi. Duymaya başladığında sevdiği şarkıları dinlemeye başlayan Candan, "O kadar uzun zaman geçti ki şarkıları bile unutmuşum. Artık yavaş yavaş şarkıları dinlemeye başladım. Duymak çok güzel" dedi. Kendi yaşındaki hastalara önerilerde de bulunan Candan, "Hastalar yaşlı olduklarını düşünerek bu ameliyattan korkmasın. Yaş insanın beyninde bitiyor. Herkes bu ameliyatı olabilir. Doktoruma çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.

EL FENERİYLE GÖZÜNE IŞIK TUTUP BANA BAKMASINI SAĞLIYORDUM

Oya Candan ile 54 yıllık evli olduklarını belirten Faruk Candan (75) ise eşinin son 2 yılda hiç duymadığını belirterek, "Eşimin beni duyması için el feneriyle gözüne ışık tutarak bana bakmasını sağlıyordum" dedi. Oya Candan'ın çok iyi dudak okuduğunu belirten Faruk Candan, "Benim konuşmalarımı dudak okuyarak anlıyordu" dedi. Ameliyat olduktan sonra yeniden duymaya başlayan eşinin yıllar sonra yağmur sesini ilk duyduğunda ağlamaya başladığını söyleyen Faruk Candan, çok mutlu olduklarını ifade etti.

KOKLEAR İMPLANT, 1 İLE 90 YAŞINDAKİ UYGUN HASTALARA TAKILABİLİR

Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya, Oya Candan'ın kendilerine başvurmadan önce 20 yıl boyunca çeşitli işitme cihazlarıyla idare etmeye çalıştığını belirterek, "Ancak son 2 yıl içinde işitme cihazlarından fayda göremez hale gelince bize başvurdu. Yaptığımız tetkikler sonucu, günümüz tedavi seçeneklerinden biri olan iç kulağa takılarak direkt işitme sinirini uyardığımız koklear implant metodunu denemeye karar verdik. Başarılı bir operasyondu. Oya hanım artık yeniden duymaya başladı" dedi. Koklear implant tedavisinin 1 yaşından 90 yaşına kadar uygun hastalara yapılabildiğini kaydeden Doç. Dr. Çetinkaya, "Bu elektronik cihaz, iç kulak ile işitme siniri arasındaki bozukluklarda kullanabildiğimiz cihaz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------

Eğitim araştırma hastanesi dış plan görüntü

Doç. Dr. Erdem Atalay Çatinkaya hastasını muayene ederken görüntüsü

RÖP 1: Doç. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya

RÖP 2: Oya Candan

RÖP 3: Faruk Candan

Candan Çiftinin hastane koridorunda yürürken görüntüleri

Oya Candan evinde müzik dinlerken görüntüsü

Eşinin el fenerini yüzüne tutarken görüntüsü

Candan çifti ile röportaj

Oya Candan torunu ile kitap okurken görüntüsü

Ciftin evde görüntüleri

HABER: Selma KUNAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

===========================

Burdur şişin damak çatlatan lezzetine yurt ve dışından da talep var

Dokuz yıl önce coğrafi işaret alınarak tescillenen Burdur şiş, bölgenin en önemli damat tadı olarak dikkati çekiyor. Doğum yapmamış düvenin kaburga etinin kıyma haline getirilip, tuz ve suyla yoğrulmasıyla yapılan Burdur şiş, bölge halkı tarafından sıklıkla tüketilirken, lokantacı Mücahit Özcakka (45), Burdur şişi yurt içi ve dışına kargoyla gönderdiklerini söyledi.

Burdur Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan başvuru sonrası 2010 yılında Türk Patent Enstitüsü'nden coğrafi işaret alınarak tescillenen 'Burdur şiş' kendine has damak tadıyla kenti ziyaret edenlerin aradığı lezzet haline geldi. Burdur'da ilkokul üçüncü sınıfta garson olarak başladığı lokantacılıkta 35'inci yılını dolduran Mücahit Özcakka (45) Burdur şişin başka şehirlerde de yapıldığını ancak Burdur'daki lezzeti vermediğini söyledi. 

'BU İŞ BİR SANAT'

Özcakka, "Herkes şiş yapar ama Burdur şişin yerini tutmaz. Burdur şiş Burdur'da yenir. Bu işe sevgini katacaksın. Severek yapacaksın. Pidesiyle, unuyla, ocağıyla bu işi severek yapacaksın. Bu iş bir sanat" dedi.

'TUZ VE SU DIŞINDA BİR ŞEY KATMIYORUZ'

Burdur şişin doğum yapmamış düvenin kaburga etinden yapıldığını ve lezzetinin de buradan geldiğini aktaran Mücahit Özcakka, "Herhangi bir katkı maddesi yok. Kıymaya, tuz ve su dışında başka bir şey katmıyoruz. Burdur şişte baharat yoktur. Kıymayı tuz ve su ile yoğurduktan sonra şişlere takıyoruz. Ocakta pişirdikten sonra servis ediyoruz" diye konuştu.

'KARGOYLA GÖNDERİYORUZ'

Türkiye'nin çeşitli illerinde bulunan Burdurlulara kargoyla Burdur şiş gönderdiğini de anlatan Özcakka, şöyle dedi:

"Burdur'da yetişen kişi bu şişin hastasıdır. Başka şehirlerde yaşayan hemşehrilerimiz çocukluklarında damak tadını aldıkları şişi özledikleri zaman arıyor. Biz de onların damak tadına uygun olarak şişlerimizi hazırlayıp, kargoyla gönderiyoruz. Kişi Burdur'da yetiştiyse isterse her gün biftek, bonfile yesin çocukluktan gelen Burdur şişin yerini tutmaz." 

Mücahit Özcakka yurt dışına kargoyla Burdur şiş gönderdiklerini aktardı. Burdur şişten sonra kaymaklı kadayıfının da olmazsa olmaz olduğunu söyledi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Şişin ocakta pişmesi

Mücahit Özcakka'nın anlatımı

Kaburga eti

Servis edilmesi

Kaymaklı kadayıf

Mücahit Özcakka ile röportaj

Detay

HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR, 

 


Kaynak: DHA

02 Aralık 2019 Pazartesi 11:48

Aydıncık, Yozgat, Burdur, Güncel, Son Dakika

Son Dakika

Son Dakika Haberleri