Diyarbakır - Hdp'li Yüksekdağ: Ortada Bir Savaş Var Ama, Bu Hendek Savaşı Değil, Sandık Savaşıdır -2

Hdp'li Yüksekdağ: Ortada bir savaş var ama, bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, bölgede son aylarda tartışma konusu olan hendekler ile ilgili konuşarak, 'Hani hendek savaşları var diyorlar ya. Doğru ortada bir savaş var ama bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır.

Hdp'li Yüksekdağ: Ortada bir savaş var ama, bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, bölgede son aylarda tartışma konusu olan hendekler ile ilgili konuşarak, "Hani hendek savaşları var diyorlar ya. Doğru ortada bir savaş var ama bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır. Hükümet şiddetle halkın önüne sandık koyuyor ve bizler buna teslim olmayacağız. Her şeye rağmen direneceğiz" dedi. Yüksekdağ, yeni Anayasa ve başkanlık sistemi ile ilgili iki sandık kurulması tartışmaları konusunda ise, "Bugün yeni anayasa isteniyorsa demokratik Anayasa masası kurulmalı. Müzakere masası kurulmadan gerçek bir Anayasa çıkmaz. İhtiyaç duyduğumuz şey bir AKP, Saray Anayasası değil demokratik Türkiye Anayasası istiyoruz. Artık bu halka ölümü göstererek sıtmaya razı edemezsin" diye konuştu.

HDP'nin bölgedeki sokağa çıkma yasakları nedeniyle bu haftaki grup toplantısına Diyarbakır'da Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda gerçekleştirdi. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın konuşma yapacağı masasınnı üzerine dün kente çıkan olaylarda ölen 2 kişinin fotoğrafları konuldu. Yüksekdağ, "Eğer dün Diyarbakır'da bu vahşet yaşanmasaydı, bu iki genç aramızda olacaktı, iki kardeşimiz burada olacaktı. Onların anısını ve mücadelesinin yanındayız. Şerdil ve Şiyar daima bizimlesiniz, mücadelemizin merkezindesiniz. Bu gençler siyasette söz söyleme haklarını kullandılar. Ortaya koydukları direnişin kurşunla yanıtlanmasının tek sebebi buydu. Gençliğin gelecekte ve siyasette söz sahibi olma istekleriydi" dedi.

"KENDİ KOYDUKLARI KANUNLARI DELİK DEŞİK ETTİLER"

İki gündür HDP grubu olarak Diyarbakır'da olduklarını belirten Yüksekdağ, yaşananlara dikkat çekmek, şiddete ve savaşa dur demek için grup toplantılarını Diyarbakır'da yapma kararı aldıklarını söyledi. Yüksekdağ, Sur'da yaşananlara dikkat çekmek için dün yürümek istediklerini, ancak Valiliğin bu etkinliği kanunsuz ilan ettiğini ifade ederek, "Acı acı güldük. Hiçbir kanun tanımayan siyasi iktidar temsilcisinin kanunlardan bahsetmesine acı acı güldük sadece. Dün sokağa çıkan her yurttaşımız ve bizler hedef haline getirildik. Siyasi iktidar kendi koyduğu kanunları tanımıyor. Aylardır kanunsuz bir şekilde hiçbir Anayasa dayanağı olmadan sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor. Bunlar her yerde eşzamanlı olarak uygulanıyor. Siyasi iktidarın yazılı olan kanunlarında bu zulmün karşılığı yoktur. Kendi koydukları yasalar bu zulme yetmiyor. Cumhurbaşkanı diyor ya bu Anayasa yetmiyor. 82 Darbe Anayasası'nda dahi kısmen tanınan kabul edilen bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı ve berhava edildi. Kendi koydukları kanunları dahi delik deşik ederek, hiçbir kanuna sığmayan bir zulüm ve yıkım siyaseti uyguladılar" dedi.

Yüksekdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu halka karşı özel bir hukuk uygulanıyor. Siyasi iktidara sorarsanız, bu uygulamaların hiç bir karşılığı ve tanımı yok. OHAL mı ilan ettiniz hayır. Sıkıyönetim mi hayır diyorlar. Memleketi ikiye böldünüz özel bir hukuk uyguluyorsunuz, hayır diyor. Ama bugün yaşanan bu zulmü, özel savaş hukukunu tanımlayamıyorlar. Bunu tanımladık diye bizleri linç etmeye kalkıyorlar. Kendi yandaşlarıyla birlikte gerçeğin sözünü linç etmeye çalışıyorlar. Bu sözü Ankara'nın merkezinde söyledik burada da söylüyoruz. Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti halkının bir kesimine Kürtlere karşı özel bir hukuk uyguluyor ve özel savaş uyguluyor. Türkiye halkı bu gerçeği sırtını dönerse herkes kaybeder. İstediğiniz kadar bu gerçekten kaçının bu gerçek gelip sizi bulacak yakanıza yapışacak. Bu zulme son verilmeli. Bu halka karşı özel savaş ilan etmiş durumda siyasi iktidar çünkü bu halk onun tekerine çomak sokan bir halktır. Bizler yeni yaşamın nereden doğduğunu çok iyi biliyoruz. Gerçeğin peşinde gidiyor. O yeni yaşam Rojava'da doğdu, büyüdü orada filizlendi. Bu program burada da direnecek ve kazanacak. Bu program bütün Türkiye halklarının öncü kılavuzu olacak. Halkın doğrudan kendi kendisini yöneteceği, kendi dilini kültürünü özgürce yaşabileceği, katı merkeziyetçi rejim karşısında yenilenme gücü olabileceği bir program için direniyoruz. Bu bir direniştir aynı zamanda. Özyönetim talep eden halkın direnişinde olduğu gibi bu aynı zamanda direne direne kazanacağımız yeni yaşam formudur."

"YASAKLARIN SON BULUCAĞINI DÜŞÜNMÜYORUZ"

HDP Eş Başkanı Yüksekdağ, dün aynı zamanda eş zamanlı olarak 5 ilçede sokağa yasağı ilan edildiğini, bunun son olacağını da düşünmediklerini ifade ederek, "Halkın demokratik tepkisinin yükseldiği her yerde siyasi iktidar şiddet politikalarını daha da sertleştirerek cevap verecek. Bu baskıların ortadan kalkması için talebimizi her yükselttiğimiz yerde şiddet politikaları kendisini tahkim ederek karşımızda olacak. Bu gerçekten bir güç müdür? Siyasi iktidar bu ölümlerin üzerinde ne kadar güç olduğu yalanını yaşıyor. Büyük bir yalanın yanılsamanın içindedir. Her otoriter iktidar en güçlü oldukları dönemlerde en kırılgan dönemlerini yaşarlar. Bu siyasi iktidar çatışma ve katliam üzerinden ne kadar büyük bir güç olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bizler bu gerçeği onlara anlatmaya çalışıyoruz. Düşündüğünüz ve inandığınız kadar güçlü değilsiniz. Bu güçsüzlüğün ifadesidir. İrtifa kaybediyorsunuz. Siyasi iktidar sokağa çıkma yasaklarını nasıl tarif ediyor? Başbakan hiç utanmadan şunu söylüyor: 'Son 30 yılın en büyük operasyonları yapılıyor.' Her büyüklenmenin altında bir aşağılık psikolojisidir. Durmadan bunu yansıtıyorlar. 'Son 30 yılın en büyük kapsamlı terörle mücadele operasyonunu başlattık?' Kime karşı başlattınız? Mahallelere yönelik başlattılar. 'Mahalle mahalle, ev ev terör temizlenene kadar bu operasyon devam edeceğiz.' Davutoğlu o mahallelerde, o evlerde insanlar var. Kendi yurttaşını temizlenecek ortadan kaldırılacak bir hedef haline getirilmişse siz bitmişsiniz. Bu halkın gözünde sizin bir meşruiyetiniz yoktur. Bu halk 30 yıldır ne büyük operasyonlar gördü. Her gelen hükümet belini kırma, kafasını ezme, silindir gibi ezme operasyonları yürüttü. Hepsinin koca koca isimleri vardı, hiç kimse o operasyonların isimlerini hatırlamaz. Ama 30 yıl o koca operasyonların karşılığı kocaman bir sıfırdır" dedi.

"200 BİN İNSANIMIZ GÖÇ ETTİRİLDİ"

Yüksekdağ; "Dün Diyarbakır'da öldürülen 2 kişi ölüm timleri tarafından öldürüldü, siyasi iktidarın temizlik yapacaksa önce bu çetelerden başlaması gerektiyor. Yoksa yarın onların başına da bela olacaklar. 90'lı yıllarda bunları sokaklara salanların başına bela oldu ölüm timleri. Temizlenecekse sokaklardaki katliam timlerinin temizlenmesi gerekiyor. İki genç kardeşimiz siyah Rangerlarla açılan ateşle katledildi. Halkımızı beyaz Toroslarla tehdit edenler seçildikten siyah Rangerlarla özgürce dolaştırıyorlar. 90'lı yıllar beyaz Toros cumhuriyetiydi, o rejim yenildi. Şimdide siyah Ranger siyaseti yürütülüyor o da yenileyecek. O günden beri zulmün sadece rengi değişti. O beyazdı ölüm ve katliamın rengi şimdi simsiyah bir renge büründü" dedi.

Yüksedağ; "7 Haziran'dan bu yana 309 insan kitle katliamları sonucu, çatışma dönemi boyunca da 675 kişi yaşamını yitirdi. Yine geride bıraktığımız süreç içerisinde 18 kent merkezinde 54 kez sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Şimdiye kadar 83 sivil yurttaşımız yaşamını yitirdi katledildi. Sokağa çıkma yasakları o mahalledeki halkımızı etkilemiyor. Bir milyon 300 bin insan sokağa çıkma yasaklarının hedefi haline getirildi. Neredeyse bazı Avrupa ülkelerinin nüfusuna yakın bir sayıdır. Bizim araştırmalarımıza göre 200 bin insanımız göç ettirildi. Bu son 7-8 aylık dönemin bilançosudur" diye konuştu.

"AKP BÖLGEYE BAŞKA ÜLKE MUAMELESİ YAPIYOR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu'na öğretmenlerin Cizre ve Silopi'den çekilmesi ile ilgili soru sorulduğunda Başbakanın "HDP'ye sorun" dediğini belirten Yüksekdağ, "Sayın Davutoğlu Başbakan olan sizsiniz. Bizim varlığımızdan haz etmiyorsunuz ama topu bize atıyorsunuz. Yaşanan kaos, kimyalarını bozmuş, sorulan bir soruya verilecek cevapları yok. Sorulan soru şu: Öğretmenleri Cizre'den, Silopi'den niye çağırdınız? Bu sorunun cevabını bilmiyorsa ve vermiyorsa bir Başbakan topu bize atıyorsa, gitsin kalmasın. Zaten kendi görevlerini Erdoğan yapıyor, çok fazla ihtiyaç yok. Tekrar aynı kapıya geliyoruz, bir soruya cevap veremiyorsanız siz bu topraklardaki meşruiyetinizi yitirmişsiniz. Neden çağrılıyor öğretmenler çünkü AKP hükümeti Cizre ve Silopi'de büyük bir katliam yapıyorlar. Bir kitle katliamına hazırlanılıyor. Hani orada uzakta bir yer başka bir ülke vardır. Kontrol edemediğiniz savaşlar var ve siz kendi yurttaşlarınızı çağırırsınız. Türkiye'deki siyasi iktidar bu topraklara zaten başka bir ülkeymiş gibi davranıyor. Ama birileri çıkıp burası başka bir ülke dediğinde kıyamet koparıyorlar. AKP hükümeti buraya başka bir ülke muamelesi yapmıştır. Devlet kendi personelini geri çağırarak buraya başka bir ülke muamelesi yaptı. Burayı Türkiye'nin geri kalanından böldü. Bu açıklamanın başka bir izahatı yok" diye konuştu.

"YAŞANAN HENDEK SAVAŞI DEĞİL, SANDIK SAVAŞIDIR"

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ konuşmasının sonunda ise gündeme gelen yeni Anayasa ve başkanlık tartışmalarına değinerek; "Halk 1 Kasım'da şiddetten kurtulmak için AKP'yi iktidar yaptı. Ama kurtulamadılar. Şimdi bu şiddet ortamında halkın önüne iki sandık koyacak. Yeni Anayasa tartışması yapmanın en ufak zemini yok. Siyasi iktidarın bunu oluşturması gerekiyor. Sayın Öcalan'ı tecride aldılar, görüşmeleri kestiler. Bugün yeni Anayasa isteniyorsa demokratik Anayasa masası kurulmalı. Müzakere masası kurulmadan gerçek bir Anayasa çıkmaz. İhtiyaç duyduğumuz şey bir AKP, Saray anayasası değil demokratik Türkiye Anayasası istiyoruz. Artık bu halka ölümü göstererek sıtmaya razı edemezsin. Bu halkın taleplerinin çıtasını zulümle, ölümle düşüremezsiniz. Aylardan beri ölümle isteklerin ve taleplerin demokratik ilkelerin çıtasını yerlere kadar düşürelim diyerek bu şiddet ortamı yürütülüyor. Ama kusura bakmayın halkımızı sizin o ilkel 'demokratik siyaset' algınıza mecbur ve mahkum edemezsiniz. İleri demokrasi diyerek geri siyasete mecbur edemezsiniz. Hani hendek savaşları var diyorlar ya. Doğru ortada bir savaş var ama bu hendek savaşı değil, sandık savaşıdır. Hükümet şiddetle halkın önüne sandık koyuyor ve bizler buna teslim olmayacağız" dedi.

Kaynak: DHA

15 Aralık 2015 Salı 17:42

Cizre, Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır, Halkların Demokratik Partisi, Politika, Güncel