Eurosport'un konuğu Erol Bulut: 'Benim için yıldız isim diye bir şey yok'

Spor Toto Süper Lig'de 2018-2019 sezonunu beşinci sırada bitiren ve önümüzdeki sezon UEFA Avrupa Ligi'ne ön elemelerden katılım hakkı kazanan Evkur Yeni Malataspor'un bu başarısında en büyük pay sahiplerinden biri teknik direktör Erol Bulut'tu.

Spor Toto Süper Lig'de 2018-2019 sezonunu beşinci sırada bitiren ve önümüzdeki sezon UEFA Avrupa Ligi'ne ön elemelerden katılım hakkı kazanan Evkur Yeni Malataspor'un bu başarısında en büyük pay sahiplerinden biri teknik direktör Erol Bulut'tu. Alınan sonuçların yanı sıra sezon boyunca takımına oynattığı futbolla da beğeni toplayan 44 yaşındaki teknik direktör, yeni sezonda Aytemiz Alanyaspor'u çalıştıracak. Eurosport Türkiye adına Ali Umut Değirmen'in yönelttiği soruları içtenlikle yanıtlayan Erol Bulut, kariyeri ve ülke futbolu dâhil olmak üzere birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
!!window.__es_gtm_helper.inject_ad('outstream','1357827276outstream', !!0, !!0, !!0)
-->

İlk olarak çok başarılı bir dönem geçirdiğiniz Yeni Malatyaspor’dan ayrılığınızla başlamak istiyorum. Yeni Malatyaspor’dan ayrılmanız Futbol camiasında büyük sürpriz olarak değerlendirildi. Bu süreci bizimle paylaşmak ister misiniz?


Aslında söylenecek çok fazla şey yok. 19 ay çok güzel bir süreç geçirdik. İlk senemizde Süper Lig’i 10. sırada bitirdik. İkinci senemizde ilk beşe girdik ve UEFA Avrupa Ligi’ne katılım hakkı elde ettik. Ayrıca Türkiye Kupası’nda yarı final oynadık. Tabii ki her teknik direktörün ve her spor kulübünün hedefleri var. Bazı fikir alışverişlerinde anlaşamadığımız konular oldu. Yeni sezon planlamaları ve takıma alınacak oyuncularda aynı kafa yapısına sahip olmadığımızı anladık. Bu durumu anlayınca takımdan ayrılmamın doğru olacağını düşündüm. Fakat 19 ay boyunca kulüp yönetimiyle ve Yeni Malatyaspor camiasıyla çok güzel anılarımız da oldu. Yeri geldi sıkıntılarımız da oldu. Özellikle transfer dönemlerinde ciddi sıkıntılar yaşadık. Mesela bazı transferlerin geç yapılması benim sistemim açısından sıkıntı oldu. Geç yapılan transferler ve sakatlıklar yüzünden kafamdaki ilk 11’i hiçbir zaman sahaya süremedim. Biliyorsunuz ayrılık doğal bir şey. Nitekim böyle bir karar aldık. Bu işin doğasında bu var. Gelecekte birbirimizin yüzüne bakacak şekilde iyi ayrıldığımızı söyleyebilirim.


Alanya’ya geldikten sonra geleceğe dair planlarınız nasıl şekillendi?


Alanyaspor’la bir senelik sözleşme imzaladık. Başkanla oturup konuştuğumuzda hedeflerinin olduğunu, Alanyaspor’u çok iyi noktalara çıkarmak istediklerini hissettim. Yavaş yavaş ve sağlam adımlarla başarı basamaklarını çıkmak istediklerini bana ilettiler. Ben de hedefleri olan bir teknik direktörüm. Bir takımı bir noktadan alıp iyi yerlere getirme hedefinde olan birisi olduğum için de teklifleri bana uygun geldi.


2019-2020 sezonunda Alanyaspor’un hedefleri neler olacak?


Takımın bir iskeleti var. En az 6-7 kişilik ilk 11 oyuncumuz var. Yeni yapacağımız takviyelerle beraber bu takım umarım daha iyi yerlere gelecek. İki kulvarda da yarışacağız. Süper Lig’de hedefimiz ilk beş, Türkiye Kupası’nda ise finale kadar gitmek istiyoruz.


Takımın başına geçmenizle birlikte ilk transfer AEK’ten Anastasios Bakasetas oldu. Oyuncudan beklentileriniz neler?


Anastasios Bakasetas’ı Yeni Malatyaspor’dayken de çok istiyordum. Geçen sene kadromuza katmak için çalıştık ama AEK ile sözleşmesini uzatmıştı. Aradan bir yıl geçti ve o AEK’ten ayrılmak istediğini dile getirdi. Ben de Alanyaspor’a gelince görüşmelerde bulunduk ve kadromuza kattık. Bakasetas 10 numara pozisyonunda oynuyor. İkinci forvet olarak da değerlendirebileceğimiz birisi. Etkili şutları ve net pasları olan bir oyuncu. Ondan beklentim, defansa da yardımcı olması. Benim oyun anlayışım kompakt bir sistemi arzuluyor. Yani oyunun içindeki herkes hem hücum hem savunma yapabilmeli. Bakasetas elbette goller atacak, asistler yapacak ama savunmaya da desteğini esirgemeyecek.


Takviye yapılmasını istediğiniz başka mevkiler de var mı?


Evet, birkaç transfer daha yapacağız. Forvet, orta sahanın merkezi ve kanat için görüşmelerimiz sürüyor. Tahminime göre kampa kadar transferleri tamamlamış oluruz.


Alanyaspor önümüzdeki sezon yıldız futbolcu olarak nitelendirilen isimlerle kadrosunu güçlendirmeyi düşünecek mi?


Yıldız futbolcu ne demek? Evet, yıldız oyuncu olarak atfedilen isimleri taraftarlar takımlarında görmek istiyor ama sahada bu adamların ne vereceği belli mi? Benim için yıldız isim diye bir şey yok. Ben, futbolcunun bana sahada ne vereceğine bakarım. Sahada vereceği katkı onu benim için yıldız yapacaktır.


Geçtiğimiz sezon Yeni Malatyaspor ligin en az çalım atan takımlarından birisiydi. Başarısız bir çalım sonrası takım savunması dengesinin bozulacağını biliyoruz. Bunu sizin futbolcularınızdan istediğiniz bir anlayış olarak değerlendirebilir miyiz?


Bu istatistiği şöyle değerlendireyim. Her futbolcunun özellikleri farklıdır. Dribbling yetenekleri ve çalım yetenekleri her oyuncuda olmaz. Aslında Yeni Malatyaspor’da Aleksic, Guilherme ve Adem Büyük gibi adam eksiltebilen isimlerimiz vardı. Ama ben sahada, hücum bölgesindeki futbolcularıma özgürlük tanıyan biriyim. Eh tabii, sen hücum yaparken uygunsuz bir bölgede topu kaptırırsan takımın dengesini bozabilirsin. Yeter ki bir oyuncum hata yaptığında diğer arkadaşları onun hatasını kapatacak eforu o an sarfedebilsin. Bakıldığı zaman, futbol zaten hatalar oyunu. Hata yaparsan gol yersin, hata yaptırırsan gol atarsın. En az hatayı yapan takım da maçı kazanır. Bazen en az hata yapıp maçı kaybettiğin de olur ama futbolun güzelliği de burada değil mi?


2012 yazında futbolu bırakmanızın hemen ardından antrenörlüğe başladınız. Antrenör olma fikriniz ilk ne zaman şekillendi?


Yaş ilerledikçe ne yapmak istediğinizin planlarını yaparsınız. Ben de 2008 gibi teknik direktör olmak için kolları sıvadım. 2009’da UEFA A Lisansını aldım. Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktör olma isteğim her zaman vardı. 2012’de de Kartalspor’dan antrenörlük için teklif gelince kabul ettim. Her anımda kendimi geliştirmeye çalıştım ve 2017 yılında da Yeni Malatyaspor’un teknik direktörü oldum. Son iki yılda da başarılı bir grafik çizmeyi başardık.


Yeni Malatyaspor’dayken kadronuzda bulunan Ertaç Özbir’in geçtiğimiz hafta Beşiktaş ile anlaştığı medyaya yansıdı. Bu transferden önce Abdullah Avcı ile bir görüşme gerçekleştirdiniz mi?


Hayır, Abdullah Hoca ile bu transfer üzerinde bir görüşme gerçekleştirmedim.


Son yıllarda yurt dışına transfer olan Türk futbolcuların sayısında bir artış var. Ancak yurt dışına açılmayı teknik direktörlerde göremiyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz? Gelecekte yurt dışında takım çalıştırmak gibi bir planınız var mı?


Futbolcu konusunda devamının geleceğini düşünüyorum. Çok yetenekli futbolculara sahibiz. Kendilerine güvenip yurt dışında oynayabileceklerine inanmaları gerekiyor. Ama görüyoruz ki çoğu yetenekli oyuncumuz Avrupa’da oynamaya sıcak bakmıyor. Neden? Çünkü burada çok yüksek miktarlar kazanıyorlar. Avrupa futbolunda bu paraları kazanamayacaklarını biliyorlar. Ayrıca Avrupa’da disipline çok önem veriliyor. Futbolcu bir kere kendisine iyi bakacak. Mesela Arda Turan, Atletico Madrid’de bir disipline girdi ve çok başarılı oldu. Aynı şekilde Emre Belözoğlu, Nihat Kahveci o disiplinin içinde kendilerine yer buldular ve başarılı oldular. Son yıllarda ise Cengiz Ünder parlayan isimler arasında. Yurt dışında kısa süre forma giyip birkaç sezon içerisinde geri dönen isimler de oldu. Nedenleri çok aşikâr. Ülkemizden yurt dışına futbolcu akışı çok yüksek olacaksa bir kere çocuk yaşta disiplini ve çalışma azmini öğretmemiz gerekiyor. Teknik direktör konusuna gelecek olursak eğer, çok değerli ve kaliteli hocalarımız var. Yurt dışında çalışmak bir teknik direktör için elbette kolay değil. Yabancı dil önemli, o ülkenin şartlarına uymak önemli. Ülkemizde de futbolculara olduğu gibi teknik direktörlere de iyi paralar ödeniyor. Hocalarımız da yurt dışına çıkıp strese kapılmayı hiç istemiyor. Ama kesinlikle yurt dışına açılmayı denemek gerek. İnşallah benim için de bir gün nasip olur.


Bundesliga’da çok Genç isimlerin teknik direktör olduklarını görüyoruz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?


Julian Nagelsmann 29 yaşında Hoffenheim’ın hocası oldu. Domenico Tedesco 31 yaşında Schalke’nin başına geçti. Genç hocalara güvenip görevi teslim edebiliyorlar. Türkiye’de de yöneticilerimizin genç teknik adamlara güvenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü başarılı isimler alttan geliyor. Kendini geliştirmek isteyen isimler mevcut şu an. Türkiye’de bizler kendimizi geliştirdiğimiz sürece alttan gelecek yeni isimler de kendini geliştirecek ve tatlı bir rekabet olacak.


Yurt dışında takip ettiğiniz ve anlayışını beğendiniz teknik direktörler var mı?


Yurt dışında takip ettiğim teknik Adamlar açıkçası yok. Fakat beğendiğim isimler var. Juventus’tan ayrılan Allegri mesela. İtalya’da ve Şampiyonlar Ligi’nde çok iyi işler yaptı. Oynattığı oyunun ve sisteminin farkında olan bir isim. Ayrıca Liverpool’dan Jürgen Klopp da beğendiğim bir isim olarak öne çıkıyor. Bu iki ismin yarattıkları sistemler benim için çok değerli diyebilirim.


Türkiye’de altyapı programlarını başarılı bulmadığınızı birçok röportajınızda dile getiriyorsunuz. Goal Türkiye’den Onur Özgen’e verdiğiniz röportajda da, "16-17 yaşındaki çocuklar taktik nedir bilmiyor, sahada nerede duracağını bilmiyor." ifadelerini kullanmıştınız. Sorun bu kadar ciddi mi?


Sorun çok ciddi. Bu problem 16-17 yaşında başlamıyor. En geç 11-12 yaşında futbolcu olacağım diyen birinin temel eğitimleri edinmiş olması gerekiyor. Ben Almanya’da doğup büyüdüm. 11-12 yaşındayken savunma sistemlerini, topa göre alan kaymalarını ve pozisyon almalarını öğrendim. Avrupa’da bunlar çocukken öğretiliyor. Malatya’ya geldiğimde altyapıdan isimlere de yönelmek istedim. U-21 takımından adam çağırdık. 20 yaşına gelmiş isimler hâlâ nerede duracağını, topu nasıl efektif kullanacağını bilmiyordu. Yani bizim de bunları öğretecek vaktimiz yok. A takım antrenmanı bunların öğretileceği yer değil. Sen küçük yaşta öğreneceksin ki 20 yaşında artık ilk 11’in vazgeçilmez isimlerinden olmaya bakacaksın. Maalesef Türkiye’de Altınordu ve birkaç takımın altyapısı haricinde bunlar öğretilmiyor. Zaten durum da ortada.


Size göre sorunu aşmanın formülü ne?


Altyapı hocalarımız kendilerini daha iyi geliştirmeli ve öğrencilerine de bu eğitimin meyvelerini çok güzel yansıtmaları gerekiyor. Fakat altyapı hocalarına sağlanan imkânlar çok kötü. Adamların bazıları ek iş olarak yapıyor bunu. İş birazcık da yöneticilerin altyapı hocalarına destek vermesinde bitiyor. Antrenörler antrenman diye sahanın etrafında çocukları koşturuyor. 5’e 2 ve çift kale maç yaptırıyor. Ne oldu? Antrenman bitti. Altyapıdan bu şekilde oyuncu çıkarılması beklenemez. İşin kendini geliştirme kısmına gelecek olursak eğer, teknik ve taktik üzerine çalışan altyapı hocalarının da pek var olduğunu kimse söyleyemez. Yani bir Ajax’a bakın, Barcelona’ya bakın. Adamlar sistemlerini kurmuşlar. Gencecik çocuklar büyük maçlarda sahaya rahatça çıkıyor takımını taşıyor. Burada ise oyuncu takıma alışana kadar ayrı bir süre, sahaya çıkınca afallaması ayrı bir süre...


TFF’nin yenilenen yönetimiyle birlikte bir kez daha yabancı sınırı tartışmaları gündeme oturdu. Siz Süper Lig’deki yabancı sınırı tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?


Yabancı serbestliği olması gerektiğini düşünüyorum. Kısıtlama olması altyapıdan çok daha iyi isimler çıkacak diye bir garanti vermiyor. Önce sen altyapı programını iyi uygularsın. Meyvelerini toplamaya başlarsın. Geleceğe dair bir ortam oluşur ve o zaman bu tarz konuları belki konuşursun. Türk futbolcuların iyi oynaması için onları zorlamanız lazım. Takımlarda rekabet olması lazım. Çalışmaları ve disipline girmeleri için ciddi bir rekabetin varlığı gerekiyor. Yani şimdi yabancı sınırlaması getirilince bir anda altyapıdan ilk 11’e monte edilecek isimler mi çıkacak? Hayır, çıkmayacak. Yerli futbolcu, yabancı futbolcudan iyi olursa formayı alacaktır.


Futbol, 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu oyun olmanın ötesine her gün daha da fazla geçiyor. Liverpool ve Barcelona maçından sonra, Liverpool’ün dördüncü golüne dair top toplayıcı çocuklarla yapılan bir röportajdan öğrendik ki, İngiliz ekibi top toplayıcı çocukların oyun temposuna ayak uydurması için özel çalışmalar yaptıran bir antrenöre sahipmiş. Kulübede bu tarz görev paylaşımının artmasını nasıl yorumlarsınız?


Açıkçası ben o golü top toplayıcı çocuğun Alexander Arnold’a topu hızlı bir şekilde atmasına bağlamıyorum. Golü tekrar izlerseniz aslında Alexander Arnold topu korner köşesine koyuyor. Korneri kullanmak için gelen Xherdan Shaqiri’ye bırakıyor. Ama Barcelona savunmasının yerleşmediğini ve Origi’nin ceza sahası içerisinde boşta olduğunu görünce bir anda içeri ortayı açıyor. Evet, Barcelona orada iyi yerleşemedi. Fakat Liverpoollu oyuncu da kurnazca davrandı ve çok güzel bir orta açtı. Elbette ki, taç antrenörünüzün ve duran top antrenörünüzün bulunmasının faydası da burada oluyor. Oyuncular hücum aksiyonlarında hanelerine bir artı daha ekliyorlar bu sayede.


2018-2019 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde futbol kalitesi ve öğreticiliği adına değerli bulduğunuz bir eşleşme oldu mu? Sizin favoriniz hangi takımdı?


Ben açıkçası Juventus’un finalistlerden biri olacağını düşünüyordum. Ajax’a elenmeleri benim için hayal kırıklığı oldu. Liverpool’ün finale kadar gideceği çok barizdi. Takımın o isteğini her ortamda, her maçta görebiliyordunuz. Jürgen Klopp, oyuncularına bunu aşılamayı iki senedir başarıyor. Geçen sene kupayı alamamışlardı ama bu sene çok ciddi şekilde hak ettiler. Ajax’ın yaptığı işi ise çok değerli buldum. Şampiyonlar Ligi’ne önemli bir rekabet getirerek sürpriz yaptılar.


Futbol dışında arta kalan zamanlarınızda takip ettiğiniz başka sporlar var mı?


Genel olarak bütün zamanımı futbola harcıyorum. Başka sporları takip edemiyorum. Boş vaktim olduğunda bile kendimi geliştirmek üzerine çalışıyorum. Bazı zamanlar kendimi dinç tutmak için spor yapıyorum. Kalan zamanlarımda da ailem ve çocuklarımla vakit geçirmek için uğraşıyorum.


Arkadaş ve aile ortamlarınızda sosyal etkinlerde öne çıkan biri misinizdir? Sanatsal etkinlikleri takip edecek vaktiniz oluyor mu?


Futbol dolayısıyla sosyal etkinliklere pek vakit bulamıyorum. Kitap okumaya çalışıyorum. Eski futbolcuların ve eski teknik direktörlerin yazdıkları kitapları okuyorum. Bu kitaplarda Johan Cruyff’un, Alex Ferguson’ın ve Bobby Robson’ın hayatlarıyla kendi hayatımız arasında paralellikler gördüğüm oluyor. Onların tecrübelerini kitaplar aracılığıyla edinmeye çalışıyorum. Ayrıca eşimin mesleğinden dolayı sağlık üzerine okumalar yapıyorum. Her ne kadar kulüpte doktor olsa da oyuncu sakatlıklarına dair bir teknik direktörün bilgili olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: EuroSport.com

22 Haziran 2019 Cumartesi 02:23

Avrupa, Spor
YORUMLAR