Fetihleri Anlamak Fatihleri Anmak' Sempozyumu

Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, 'Yahudilik bugün dünya üzerinde Kudüs'ü başkent ilan etmek ve sahiplenmek suretiyle adeta kendisine mal etmeye çalışıyor ve gücü nispetinde de bunu yapıyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, "Yahudilik bugün dünya üzerinde Kudüs'ü başkent ilan etmek ve sahiplenmek suretiyle adeta kendisine mal etmeye çalışıyor ve gücü nispetinde de bunu yapıyor. Halbuki Tevrat'a baktığımızda Hz. Musa'nın dünyasında Kudüs diye bir şey söz konusu değil." dedi.
Okçular Vakfı'nca, İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Konferans Salonu'nda düzenlenen "Fetihleri Anlamak Fatihleri Anmak" sempozyumundaki "Kudüs'ün Fethi" oturumunda konuşan İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, "İslamiyet ve Kudüs" başlığını ele aldı.
Prof. Dr. Harman, Yahudiliğin Kudüs'ü başkent ilan etmek ve sahiplenmek yoluyla kendisine mal etmeye çalıştığını ve gücü nispetinde de bunu yaptığını belirterek, "Halbuki Tevrat'a baktığımızda Hz. Musa'nın dünyasında Kudüs diye bir şey söz konusu değil. Tevratta Kudüs adı yok. Binyamin Netanyahu 'Müslümanlar Kudüs'e sahip çıkıyor. Kudüs sadece kendi kitaplarında yok, bizim kitabımızda şu kadar geçiyor.' diyor ama bizim kitabımız dediği asıl kitapta Kudüs adı yalnızca Şalem'in şehri diye bir kere geçiyor." diye konuştu.
Kudüs'ün, Yahudilik inancında ve siyasetinde nasıl söz konusu olduğunu da anlatan Harman, Hz. Davud'un şehri fethederek devletin merkezi yaptığını aktardı. Harman, "Hz. Davud'un milattan önce 1003'lü tarihlerde Kudüs şehrini fethederek devletin merkezi yapmasıyla şehir siyasi anlamda İsrailoğullarının, Yahudilerin tarihine girmiş bulundu. Oğlu Hz. Süleyman da 'Süleyman Mabedi' diye bilinen ve Arapça 'Beytülmakdis' denilen mabedi yaparak, Yahudilerin hayatında dini Merkez oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Harman, İsrail'in Kudüs'teki hakimiyetinin ve devlet merkezi olarak şehirde bulunma tarihinin, Müslümanların hakimiyetine göre oldukça az ve dar olduğunu ifade etti.
"Kudüs için kendini ilim hayatından mahrum bıraktı"
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, "Selahaddin Eyyubi ve Kudüs" konusunda konuştu.
Mescid-i Aksa'nın içinde bulunduğu Kudüs'e büyük önem atfettiklerini söyleyen Ağırakça, "Diyoruz ki Resulullah'ın miraç mekanıdır, kesinlikle bir başkasına bırakılmayacaktır. Hz. Ömer'in fethinden itibaren 461 yıl müddetle Kudüs büyük bir özgürlük içerisinde varlığını, ilmi ve sosyal hayatını ve ibadet mekanı olarak varlığını sürdürmüştür." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Ağırakça, Selahaddin Eyyubi'nin şahsiyet olarak duruşunun ve çok sevdiği ilim hayatından kendisini mahrum bırakmasının Kudüs için olduğunu dile getirerek, şehre olan bu sevgisinin Eyyubi'nin asıl şahsiyetini ortaya koyan husus olduğunu kaydetti.
"Osmanlılar, şehrin ekonomisini düzeltmeye çalıştı"
Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cengiz Tomar ise "Yavuz Sultan Selim ve Kudüs" başlığını ele alarak, Selahaddin Eyyubi'den sonra da Kudüs'te önemli gelişmeler olduğunu belirtti.
Kudüs'e bakıldığında Osmanlı'nın değil Eyyubiler ile Memlükler'in silüetinin görüldüğünü söyleyen Tomar, "Bugün Sur içindeki mevcut tarihi eserlerin yüzde 60'ı Memlüklülere aittir. Osmanlılar ise oranın ekonomisini düzelttiler. Çünkü 15. yüzyılda Memlük idaresinin bozulması üzerine Kudüs'te hac yapılamıyordu, ekonomi bozulmuştu. Osmanlı'da cami ve medrese yaptırmak yerine, ekonomisini düzeltmeye çalıştı. Bu dönemde en fazla han ve kervansaray Osmanlı döneminde yapılmıştır ve şehrin silüetine de hiçbir zaman dokunmamışlardır." değerlendirmesinde bulundu.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı da "Kudu¨s'u¨n Mu¨slu¨manlar Tarafından Fethi (Hz. O¨mer Do¨nemi)" başlıklı sunumunda, Müslümanların ilk kıblesi olan ve miraç hadisesinin yaşandığı Kudüs'ün, Kur'an ayetleri ve hadislerin de işaretiyle fethedilmeden önce de Müslümanlar için kutsal ve önemli bir şehir olduğunu söyledi.
Hz. Ömer'in şehirdeki faaliyetlerine değinen Aydınlı, şunları kaydetti:
"Kudüs'e girdiği andan itibaren hem o hem de Müslümanlar barış anlaşması ve emannamede öngörülen tüm maddelere uydular. Asırlarca Müslümanlar bu emannameye sadık kalıp onların canları, malları ve ibadethanelerine dokunmadılar. Hz. Ömer, çöplük haline getirilen Mescid-i Aksa'nın yerini tespit ettirip temizleterek bugün daha çok batılılar tarafından 'Mescid-i Ömer' diye tanınan Mescid-i Aksa alanının güney tarafında yer alan bir cami yaptırdı. Alışverişi, ölçü ve tartıyı kontrol edip, ticareti emniyete almak için Kudüs'te hisbe teşkilatını kurdu. Şehirdeki idari, adli ve dini görevleri yerine getirecek idareciler atadı. Hz. Ömer, şehirde yaşayacak Müslümanlara maaş bağlayıp ihsanlarda bulundu."
Konuşmaların ardından, son günün ilk oturumu soru-cevap bölümüyle sona erdi.
"İstanbul'un Fethi" oturumu kapsamında "İstanbul'un Fetihten Önceki Muhasaraları", "İstanbul'un Fethi ile İlgili Meseleler" ve "Cihad-ı Asgardan Cihad-ı Ekbere (Fetihten Sonra I·stanbul'un I·mar ve I·skanı)" konularının da ele alınacağı sempozyum, kapanış oturumuyla son bulacak.

Kaynak: AA

30 Aralık 2018 Pazar 13:57

Ömer Faruk Harman, Kudüs, Güncel