Fetö'nün Medyadaki Amiral Gemisi: Zaman Gazetesi

Kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarından oluşan 30 şüpheliye yönelik 'darbe girişimi' ve 'FETÖ/PDY üyeliği' suçlarından hazırlanan iddianamede, 'Örgüt medyasının, 2013 yılından önce izledigˆi strateji geregˆi, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve...

Kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarından oluşan 30 şüpheliye yönelik "darbe girişimi" ve "FETÖ/PDY üyeliği" suçlarından hazırlanan iddianamede, "Örgüt medyasının, 2013 yılından önce izledigˆi strateji geregˆi, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümeti ile kis¸i, kurulus¸ ve kurumlara kars¸ı gizli ve derinden bir mücadele yürüttüğü, bu yıldan sonra ise açıktan saldırıya geçtiği" belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, "şüphelilere atfedilen suçların açıklanması" başlığıyla FETÖ/PDY medyası anlatıldı.
"FETÖ medyasının örgütle eş zamanlı faaliyetleri"
Basın ve ifade özgürlügˆünün genellikle haber, fikir ve düs¸ünceleri, kitle iletis¸im araçları vasıtasıyla serbestçe açıklayabilme özgürlügˆü olarak tanımlandığı ve basın özgürlügˆü kapsamının Türkiye'de Basın Kanununun 3. maddesinde, "Bu özgürlük, bilgi edinme, yayma, eles¸tirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir" s¸eklinde düzenlendiği bilgisi verilen iddianamede, "Bütün özgürlüklerde oldugˆu gibi basın ve ifade özgürlügˆünün de dünyada ve Türkiye'de sınırları çizilmis¸tir. Buna göre basın yayın organlarında kis¸i ya da kurulus¸ların haklarını ihlal niteligˆinde ifadeler kullanılması, ulusal güvenligˆi tehdit edebilecek, toplum huzurunu ve asayis¸i bozabilecek beyanlarda bulunulması halinde basın ve ifade özgürlügˆü
sınırlandırılabilir.?" ifadeleri yer aldı.
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medyasının, 2013 yılından önce izledigˆi strateji geregˆi Türkiye Cumhuriyeti devletine ve
hükümeti ile kis¸i, kurulus¸ ve kurumlara kars¸ı gizli ve derinden bir mücadele yürüttüğü belirtilen iddianamede, örgüt medyasının 2013 yılından itibaren FETÖ/PDY'nin eylemleri ile es¸ zamanlı olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine, kis¸i, kurulus¸ ve kurumlara kars¸ı açıktan saldırıya geçtiği, basın ve ifade özgürlügˆünün sınırlarını as¸arak devlet sırlarını ifs¸a ettiği, örgüt ideolojileri ve amaçları dogˆrultusunda algı olus¸turduğu, mes¸ru hükümetleri çalıs¸amaz hale getirmeyi hedeflediği, Türkiye'yi uluslararası arenada suçlu göstererek zor duruma düs¸ürmek istediği, kis¸i, kurum ve kurulus¸ların haklarını ihlal niteligˆinde ifadeler kullanmaya, ulusal güvenligˆi tehdit edebilecek, toplum huzurunu ve asayis¸i bozabilecek beyanlarda bulunmaya bas¸ladığı kaydedildi.
Zaman gazetesi: Örgütün medyadaki amiral gemisi
FETÖ/PDY medyasının tarihi süreç içerisindeki gelis¸imi, amaçlarının neler oldugˆu, yayın ilke ve politikalarının nasıl belirlendigˆiyle ilgili tahliller yapıldığı anlatılan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:
"Nurculugˆun bir kolu olan Yeni Asya hareketinden ayrı hareket ederek FETÖ/PDY'yi örgütlemeye bas¸layan Fetullah Gülen, faaliyetlerine mes¸ru bir görüntü kazandırabilmek, daha genis¸ kitlelere ulas¸abilmek, örgütün finansmanını ve devamlılıgˆını sagˆlamak maksadıyla egˆitim-ögˆretim ve medya alanlarında görünürde din ve ahlak temelli ancak esasta menfaat odaklı, dini, siyasi ve iktisadi hedefleri olan agˆlar kurmak üzere harekete geçmis¸, bu bagˆlamda 1979 yılı şubat ayından itibaren örgüt üyeleri ile birlikte Sızıntı dergisini yayınlayarak düs¸üncelerini bazen dogˆrudan bazen dolaylı olarak dile getirmeye bas¸lamıs¸tır.
Ülkede siyasi, iktisadi ve sosyal sıkıntıların yas¸andıgˆı bu dönemde mes¸hur agˆlayan çocuk fotogˆrafının yer aldıgˆı kapakla ilk sayısını yayımlayan Sızıntı, 'egˆitim, bilim, iman, sevgi, barıs¸ ve hos¸görü sayesinde ülke sorunlarının çözülecegˆini' ifade ediyordu. Kulagˆa gayet hos¸ ve mantıklı gelen bu söylem, bundan böyle Fethullah Gülen tarafından örgütlenen FETÖ/PDY'nin gizli ajandasındaki faaliyetlerini gizleyen bir paravan olarak kullanılacaktı.
?Tarihi süreç içerisinde FETÖ/PDY'nin egˆitim ögˆretim faaliyetleri kaliteli egˆitim- ögˆretim kurumlarına giris¸ amacıyla hazırlık yapılan veya yabacı dil egˆitiminin verildigˆi özel dershaneler, özel okullar (kolejler), yurtlar ve ıs¸ık evlerinde organize edilirken, muhtelif gazete, dergi, tv, radyo ve internet siteleri, medya alanındaki örgütlenmede is¸levsel bir rol oynadı.
Organizasyonun büyümesiyle birlikte Feza grubu çatısı altında örgütlenecek olan medya alanındaki faaliyetlerin nüvesini olus¸turan Sızıntı dergisi ile birlikte 3 Kasım 1986 tarihinden itibaren Ankara'da yayımlanmaya bas¸lanan ve 1987 yılında tamamen FETÖ/PDY'nin kontrolüne geçen Zaman gazetesi bu örgütün medyadaki 'amiral gemisi' haline geldi. FETÖ/PDY bundan böyle günlük olarak yayınlanacak, genis¸ kitlelere ulas¸arak örgütsel faaliyetlerin propagandasını yapabilecek bir yayın organına sahip olmus¸tu."
İddianamede, Zaman gazetesinin bas¸langıçta özellikle I·slami kesime yönelik yalan haberleri çürütmeye ve dogˆru haber yapmaya yönelik bir yayın politikası izlediği belirtilerek, gazetenin 1987 yılı içerisinde FETÖ/PDY önde gelenlerinden Alaeddin Kaya tarafından satın alınıp I·stanbul'a tas¸ındığı, Alaeddin Kaya ile birlikte örgüt liderinin yakın çevresinden Dr. I·smail Büyükçelebi ve Abdullah Aymaz'ın yayın politikalarını belirlediği, bunun FETÖ/PDY ile dogˆrudan bagˆlantılı olmayan isimlerin Zaman gazetesinden ayrılmasına ve bu gazetenin tamamen örgüte hizmet edecek bir yapıya sahip olmasına zemin hazırladığı vurgulandı.
"Zaman gazetesi kayıt dışı bağışlarla ayakta kalabildi"
"Bu dönemlerde yeterli tiraja ve gelire sahip olmayan Zaman gazetesinin halktan toplanan ve 'himmet' adı verilen kayıt dıs¸ı bagˆıs¸larla ayakta kalabildigˆini, hem örgüt lideri Gülen hem de Zaman gazetesinin kurucu, yönetici ve yazarları çes¸itli vesilelerle alenen ifade ve itiraf etmekten çekinmemis¸lerdir." ifadelerinin de yer bulduğu iddianamede, 1990'lardan itibaren medya alanındaki faaliyetlerini artıran FETÖ/PDY'nin medyayı adeta bir silah olarak kullanmak suretiyle bilgi kirliligˆi ve manipülasyonlarla algı olus¸turarak sistemli bir s¸ekilde toplumu yönlendirmeye bas¸ladığı dile getirildi.
Fetullah Gülen'in artık sadece kendi yayın organlarında degˆil, digˆer yayın organlarında da boy göstermeye bas¸ladığı ve sadece muhafazakar çevrelerde degˆil gerek yurt içinde gerekse yurt dıs¸ında çes¸itli din, inanç ve düs¸üncelere mensup s¸ahıslarla dirsek temasına geçtiği bilgisi verilen iddianamede, "Gülen, örgütü destekleyebilecek tarzda düs¸üncelere sahip s¸ahısları yazar olarak örgütüne katmıs¸tır.
1993 yılından itibaren Feza grup dünyaya açılmıs¸, Zaman Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Avrupa, Amerika, Benelux, Vandaag, Avusturya, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya ve Türkmenistan adlı gazeteler yayınlanarak muhtelif ülkelerde dagˆıtılmıs¸tır." bilgisi aktarıldı.
Gazete ve süreli yayınlarla genis¸ kitlere ulas¸mayı hedefleyen FETÖ/PDY'nin uluslararası habercilik ve haber servisi yaparak etki alanını daha da genis¸letebilmek düs¸üncesiyle 1994 yılında Cihan Haber Ajansını kurduğu, bu ajansın kısa süre içerisinde Türkçe ile birlikte I·ngilizce ve Arapça haber ve servis hizmeti sunacak seviyeye ulaştığı vurgulanan iddianamede, şöyle devam edildi:
"1994 yılı Aralık ayından itibaren yayımlanmaya bas¸layan Aksiyon dergisi de 'batı tarzı habercilik' anlayıs¸ı ile örgüte hizmet eden bir medya organı haline gelmis¸ti.
Feza grup bünyesinde toplumsal ve kültürel temaları is¸leyen Yeni Bahar adlı dergi, Zaman gazetesinin eki olarak Püff adlı mizah dergisi, Turkish Rewiev ve Cihan dergi gibi süreli yayınlarla birlikte Radyo Cihan, Irmak Tv ve Cihan Network grubun medyadaki temsilcileri olarak kayıtlara geçmis¸tir.
Dünyada ve Türkiye'de internet kullanım alanının son derece sınırlı oldugˆu bir dönemde (2 Aralık 1995) yayına bas¸layan www.zaman.com.tr ise, 'Türkiye'de internetin ilk Türkçe gazetesi olması' dolayısıyla örgüte ciddi denilecek bir destek sagˆlamıs¸, bu destek internetin yaygınlas¸masıyla birlikte üst düzeye ulas¸mıs¸tır."
Medya alanındaki atılımların nedeni: İstihbarat servisi sorumlularıyla kurulan temas
"FETÖ/PDY'nin medya alanındaki bu atılımlarının temelinde Gülen'in 1990'lı yıllarda Türkiye'de ve dünyada üst düzey devlet adamları, muhtelif din ve inanç temsilcileri ve istihbarat servisi sorumluları ile kurdugˆu temasların etkili oldugˆu kus¸ku götürmez bir hakikattir." ifadesi kullanılan iddianamede, Gülen ve örgütüne bagˆlı yayın organlarının, faaliyetlerinin üst düzeyde desteklendigˆi algısını olus¸turabilmek maksadıyla gizlemeye gerek duymadıkları bu temasları çes¸itli s¸ekillerde sunarak örgütün reklamını yapma fırsatı elde ettiklerine de dikkat çekildi.
Türkiye'den ayrılmadan önce üst düzeyde temaslar kuran Gülen'in Amerikan gizli servisi CIA Bas¸kanlıgˆına getirilen Morton Abromowitz ile 1983 ve 1990 yılları arasında görüs¸erek dostluk kurduğu, Abraham Foxman ve Papa II. John Paul ile görüs¸meler yaptığı, örgüt medyasında Türkiye ve uluslararası kamuoyunda ünlü s¸ahıslarla yapılan temasların yogˆun olarak is¸lenip propaganda malzemesi olarak kullanıldığı da kaydedilen iddianamede, "12 Eylül 1980 askeri darbesini destekleyen Gülen ve FETÖ/PDY medyası, 28 S¸ubat 1997 postmodern darbesine de aynı s¸ekilde destek vermis¸tir. Türkiye'de bu tür antidemokratik eylemlerden en fazla etkilenen kesimlerin bas¸ında muhafazakar kesimler yer aldıgˆı halde sözde, 'I·slami degˆerlerle mücehhez bir toplum ideali' olan Gülen'in bu tür eylemleri desteklemesi ve yas¸anan süreçlerden sürekli gücünü artırarak çıkması,sorgulanması gereken bir husustur." değerlendirmesinde bulunuldu.
"Darbecilerin yanında yer alan Gülen'in dosyası askıya alındı"
Fetullah Gülen'in 28 S¸ubat sonrasında, 17 Nisan 1997'de katıldığı bir televizyon programında "mevcut hükümetin iktidardan çekilmesi gerektigˆini" ifade ederek bir kez daha darbeyle yönetime müdahale etmek isteyen kesimlerin yanında yer aldığına dikkat çekilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
"28 S¸ubat sürecinde Zaman gazetesi, bagˆlı oldugˆu örgütün lideri Gülen'in düs¸ünceleri dogˆrultusunda bir yayın politikası takip etti. 28 S¸ubat'ın etkisinin yogˆun olarak hissedildigˆi ilk dönemlerde Fethullah Gülen aleyhinde herhangi bir dava açılmadı. FETÖ/PDY'ye bagˆlı olus¸umların ve yayın organlarının faaliyetlerine de engel olunmadı. 1999 yılı mart ayı içerisinde Gülen sözde tedavi amacıyla ABD'ye gitti. Ancak Gülen'in Amerika'ya gidis¸inden birkaç ay sonradır ki, 19 Haziran 1999 tarihinde haber bültenlerinde Gülen'in, devlet kurumlarına sızarak devleti ele geçirmeye yönelik ifadelerinin yer aldıgˆı ve artık kamuoyunun malumu olan kaset yayınlandı ve bir yılı as¸kın bir süre sonra DGM savcılarından Nuh Mete Yüksel, 'Laik devlet yapısını degˆis¸tirerek yerine din kurallara dayalı bir devlet kurma amacıyla yasa dıs¸ı örgüt kurdugˆu' gerekçesiyle Gülen hakkında dava açtıysa da daha sonra bu dosya askıya alındı."
Yurt dıs¸ında muhtelif ülkelerde faaliyetlerde bulunan FETÖ/PDY'nin bilhassa ticari yatırım yaptıgˆı ve egˆitim çalıs¸maları yürüttügˆü ülkelerde medyanın gücünü örgütlenme aracı olan Zaman gazetesiyle kullandığına dikkat çekilen iddianamede, "2005 yılında örgütün önde gelen üye ve finansörlerinden Akın I·pek tarafından satın alınan Bugün gazetesi de farklı bir kulvarda FETÖ/PDY'nin medya gücüne güç katmıs¸tır.
2006 yılında Ali Özmen Safa, (Zaman gazetesinin eski imtiyaz sahibi) Alaaattin Kaya ve ogˆlu Cüneyt Kaya tarafından satın alınan Star gazetesinde de hisselerin yüzde 60 gibi büyük çogˆunlugˆu o dönem örgüte yakın isimlerden Alaaattin Kaya ve ogˆlu Cüneyt Kaya'ya aitti. Bu hisselerin elden çıkarılmasına degˆin Star gazetesi de büyük oranda FETÖ/PDY'nin kontrolü altına girdi." bilgisi verildi.
"Örgütün faaliyetlerine son vermek için harekete geçen hükümete saldırıya başladılar"
İddianamede, 2007 yılından itibaren Türkiye'de I·ngilizce olarak yayımlanmaya bas¸lanan Today's Zaman'ın ise yerli yazarlarla birlikte Türkiye ile ilgilenen ve dünyada tanınan yabancı siyasetçi, akademisyen, bürokrat, yazar, ve aras¸tırmacıların yazılarına yer vererek örgüte farklı bir taban yaratmaya çalıs¸tığı aktarılarak, "2002 genel seçimleri öncesinde herhangi bir siyasi partiye açık destek vermeyen FETÖ/PDY yayın organları, seçimler sonucunda iktidara gelen AK Parti hükümetleri ile ilk dönemlerde açıktan kars¸ı kars¸ıya gelmekten kaçındılar. Ne var ki, AK Parti hükümetinin, FETÖ/PDY'nin gizli faaliyetlerini ögˆrenerek bu faaliyetlere son verebilmek maksadıyla harekete geçmesi üzerine, örgüt medyası basın özgürlügˆü ile çizilen sınırları çigˆneyerek, açıktan hükümete yönelik saldırılara bas¸ladı.
Ergenekon sorus¸turmalarında aktif olarak çalıs¸an ve sonradan FETÖ/PDY üyesi oldugˆu anlas¸ılan emniyet mensuplarının 2011 yılı içerisinde mevzuata uygun bir s¸ekilde görev yerlerinin degˆis¸tirilmesi Zaman gazetesinin iktidara tehdit yollu telkinlerde bulunmasına neden oldu." değerlendirmesi yapıldı.
Zaman gazetesinden Ali Ünal'ın 16 Eylül 2011'de dogˆrudan o dönem Bas¸bakan olan Recep Tayyip Erdogˆan'ı hedef alarak, "kanaat önderleriyle görüşmesi" yönünde telkinlerde bulunmaya kalkıs¸tığı ve söz ettiği "kanaat önderi"nin FETÖ/PDY lideri Gülen oldugˆunun, 15 Temmuz 2016 darbe tes¸ebbüsü sırasındaki söylemlerden net bir s¸ekilde anlas¸ıldığı da belirtilen iddianamede, "Örgütün tarzına uygun ima, töhmet ve tehdit yollu göndermeler, hükümet, dershaneleri kapatma düs¸üncesini hayata geçirmeye kalktıgˆında daha da arttı. 12 Kasım 2012 tarihinde Ali Ünal, 'bütün reformlarda gayenin siyasi ve ideolojik oldugˆunu' ifade ederek, 'yapılmak istenenin özel mütes¸ebbis hürriyetine müdahale oldugˆunu' ileri sürdü. Görünürde normal bir eles¸tiri gibi görünen bu düs¸ünceler, Türkiye'de dershanelerdeki muazzam payı dikkate alındıgˆında FETÖ/PDY'nin menfaatlerini savunmak için sarf edilmis¸ti." ifadeleri aktarıldı.
"Hükümete, profesyonelce, imalı ve şifreli hakaretler yağdırdılar"
Bu tarihten itibaren Zaman gazetesinin, Hükümet aleyhine yalan haberler üretmeye bas¸ladığı, örgüt menfaatleri dogˆrultusunda hükümete yönelik eles¸tiri dozajını artırdığı, hukuki müeyyidelerden etkilenmemek amacıyla hükümete profesyonelce imalı ve s¸ifreli ya da üstü kapalı hakaretler yagˆdırdığına dikkat çekilen iddianamede, "Zaman, hükümetin dershaneleri kaldırmaya yönelik kararlılıgˆı kars¸ısında tekrar saldırıya geçti ve bunu, 'egˆitime darbe vurmaya yönelik' bir uygulama olarak okuyucularına sundu.
Bu arada 6 Nisan 2015 tarihinde Feza Gazetecilik AS¸ Levent Kenez'in idaresinde Meydan adlı gazeteyi yayınlamaya bas¸ladı. 13 Kasım 2015 tarihinde olası bir operasyonda zarar görmesini engellemek amacıyla bu gruptan ayrılarak Levent Kenez'in idaresinde yayına devam etti." değerlendirmesin yapıldı.

Kaynak: AA

11 Nisan 2017 Salı 13:59

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Amerika, Cüneyt Kaya, Politika, Güncel