Frankfurt'a En Zor Veda

AYDIN Doğan Hürriyet Avrupa çalışanlarına şu sözlerle veda etti: 'Arkadaşlarım, canlarım, gurbetçilerim. Bugün bir veda için buraya geldim. Veda öyle kolay bir şey değil ve de sizlere veda etmek hiç kolay değil. Hepinizin alın teri, hepinizin emeği, hepinizin dostluğu, gayretle yaptığı işler var.

AYDIN Doğan Hürriyet Avrupa çalışanlarına şu sözlerle veda etti: "Arkadaşlarım, canlarım, gurbetçilerim. Bugün bir veda için buraya geldim. Veda öyle kolay bir şey değil ve de sizlere veda etmek hiç kolay değil. Hepinizin alın teri, hepinizin emeği, hepinizin dostluğu, gayretle yaptığı işler var. Ben 40 yıldır bu yolculuğu yapıyorum. Bu meslekte yoruldum. Fazla hırpalandım. Ben artık ayrılayım dedim. Ama ayrılmadan oturdum Bab-ı Ali tarihini inceledim. Kimler geldi kimler gitti? Kimler ne kadar kaldı? Arkadaşlarım herhalde bana kızmazlar. Çünkü dışardan gelen Habib Edip Törehan 15 sene kalmış. Yeni İstanbul gazetesini çıkarmış. Törehan, İsviçre'de okumuş. Almancası gayet iyi. Bavyera Başbakanının baldızıyla evli. Zengin ve modern biri ve 15 yıl dayanabilmiş. Sonra bırakıp gitmiş. Ondan sonra gelmiş Sahi Safa Kılıçoğlu. Safa Bey de manifatura piyasasından gelmiş. Ben o zaman öğrenciydim. İyi bir Yeni Sabah gazetesi okuruydum. Gayet itibarlı bir gazeteydi. O zaman fazla iletişim aracı da yoktu. Devletin sadece bir radyo kanalı vardı."
GAZETE ÇOK OKUNUYORDU
"İnsanlar o zaman daha fazla gazete okuyorlardı. Safa Kılıçoğlu da 15 sene sonra bıraktı. Ondan sonra geldi Malik Yolaç. Büyük armatör, gemileri var. Tahin helvası fabrikaları var. Malik Yolaç, Almanya'da ilk Türk gazetesini çıkaran adam. Akşam gazetesini kurmuş. Ben mesleğe girdiğim zaman 42 yaşındaydım. Benim odama geldi. 'Genç patron sana hatıralarımı anlatayım' dedi. 'Ben armatördüm. 50 yaşıma geldim, gemilerime el kondu. Tahin helvası ve şekerleme fabrikalarımı kapattılar. Gazeteme de devlet el koydu, vergilerden dolayı. Ben 50 yaşımda Bab-ı Ali meydanında gırtlağa kadar borca gömülmüş bir adam kaldım ve arkamdan teneke çaldılar.'
Ben hemen yerimden sıçradım. 'Ben senin gibi olmayacağım. Niçin bana bunları anlatıyorsun' dedim. Benden sonra Erol Simavi babadan teslim aldı ve 26 yıl Bab-ı Ali de kalabildi. Haldun Simavi en uzun kalan oldu, 35 yıl kaldı. Asil Nadir geldi büyük servetle 4 yıl kaldı."
KENDİMİ ZOR TUTTUM
"Ben baktım, üzülüyorum ama kendi kendime, çocuklarıma, karıma söyleyeceğim bir şey var. Ben 40 yıldır bu meslekteyim ve şerefimle ayrılacağım dedim. Kovulmayacağım. Kimse benim arkamdan teneke çalmayacak. Kimse benden 'Maaş alacağım var' demeyecek. Bunu da sebep göstererek ayrılmaya karar verdim. Buna rağmen çok üzgünüm, sizlerden ayrılmaktan. Ben Frankfurt'a gelince, senin derlerdi, ikinci sevdiğin şehir Frankfurt. Herhalde Frankfurt'u dünyada senin kadar seven başka biri yok. İlk defa Kelsterbach'ta matbaa kurdum. Sonunda sizlerden ayrılmak durumunda kaldım. Televizyonlarda gazetelerde yapılan veda konuşmalarında çok etkilendim. Kendime çimdik attım, ağlamayım diye. Çok ağlayan arkadaşlarım oldu. Anadolu'nun ortasından geldim, Kelkitliyim, ben ağlamayım diye kendimi sıktım. Ağlamadım ama içim kan ağladı. Şimdi sizlerden ayrılırken de içim kan ağlıyor.
Değerli arkadaşlarım, bunca yıl beraber çalıştık. İstemeden bilmeden bazılarınıza haksızlık yaptıysam, hakkınızı helal edin. Ben hepinize helal ediyorum.
Bir şeyi vurgulamak istiyorum. Yayıncılık hayatım boyunca, şahsi menfaatlerim için hiçbir siyasi iktidara, hiçbir siyasetçiye yaklaşıp da bana şunu yap bunu yap demedim. Ben Türkiye'nin menfaatlerini korumayı amaç edindim. Ülkem aleyhine hiçbir şey yapmadım. Her şeyden yüzümün akıyla çıktım."
HELALLEŞMEYE GELDİM
"Sizden helallik almaya geldim. Hürriyet Gazetesini, Demirören Ailesine devrederken şöyle dedim: 'Size verdiğim Hürriyet Gazetesi Türk basınının amiral gemisidir. Ben size bir amiral gemisi teslim ediyorum. Türkiye'nin en itibarlı, yurtiçi ve yurtdışında en çok okunan, en çok ilan alan gazetesi. Bunun kumaşı ile fazla oynamayın.' Onların bana söyledikleri şu oldu. 'Biz bütün Hürriyet çalışanlarıyla beraber çalışacağız. Hiçbirisinin kumaşıyla uğraşmayacağız.' Benden sonra Hürriyet'in daha büyük başarılara imza atmasından, iftihar ederim. Onların da başarılı olmasını diliyorum."
YANIMIZDA DURDU, BİZE HEP DESTEK VERDİ
Veda töreninde, Doğan Medya International Genel Müdürü Sevda Boduroğlu da bir konuşma yaptı. Hürriyet Avrupa'nın yaşadığı evreleri ve önemli durakları anlatan Sevda Boduroğlu, şöyle dedi:
"Değerli patronumuz Aydın Doğan, Avrupa'da her zaman önümüzü açtı. Bize yol gösterdi. Hep büyük destek verdi, yanımızda durdu. Biz de burada Doğan ailesini ve başta Hürriyet, tüm markalarını en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Hürriyet, Almanya'nın en tanınmış yabancı basının başında geliyor. Buradaki tesislerimizde pek çok politikacı iş insanı, sporcu, sanatçı, kültür insanı ağırladık. Bunlar arasında en unutulmazı Başbakan Gerhard Schröder ve Başbakan Angela Merkel'in tesislerimizi ziyareti oldu. Şansölye Merkel 45 dakika planladığı yemek davetinde tam dört saat kaldı. Almanya'nın o dönem Cumhurbaşkanı Johannes Rau, bizi Berlin Cumhurbaşkanlığı Sarayı Bellevue'de kabul etti. Avusturya Cumhurbaşkanı Fischer'i Viyana'da ziyaret ettik. Hürriyet'in yayın politikasıyla, Almanya'daki uyuma katkısı dolayısıyla Alman Dergi Yayıncıları Birliği'nin Altın Victoria ödülü, Başbakan Merkel'in ve Burda Grubu Başkanı Dr. Burda'nın hazır bulunduğu törenle Aydın Doğan'a verildi. Aydın Bey aynı zamanda Başbakan Angela Merkel'in himayesindeki Almanya Uyum Vakfı kuratoryum üyesi. Değerli patronumuza bize şimdiye kadar verdiği destek için kendim ve çalışma arkadaşlarım adına çok teşekkür ediyorum. Size sağlık, uzun, keyifli bir yaşam diliyorum. Doğan Medya Grubunu satın alan Demirören ailesinin Hürriyet'in Avrupa'daki bu saygın yerini koruyacağına ve daha da geliştireceğine inanıyorum."
SADECE PATRON DEĞİL, ŞEFKATLİ BİR AİLE REİSİ
Berlin Temsilcisi Celal Özcan, Hürriyet Avrupa'nın Avrupa'da yaşayan Türkler için önemini vurguladı ve şöyle dedi:
"Hürriyet Avrupa, anavatanından uzakta, Avrupa'da yaşayan Türklerin gözü, kulağı, sesi ve tercümanı oldu. Onlar yaşadıkları ülkelerin yasalarını, değerlerini, gelenek ve göreneklerini, haklarını ama aynı zamanda anavatandaki gelişmeleri sıcağı sıcağına Hürriyet Avrupa aracılığıyla öğrendiler.
Hürriyet Avrupa onlar için bir ana kucağı ve iki vatan arasında bir köprü oldu. Onların bugün anavatanla bağlarını halen sıcak tutuyor olmalarında, Hürriyet Avrupa'nın büyük payı var. Biz çalışanlar ise sizi sadece patron olarak değil, aynı zamanda şefkatli bir aile reisi olarak yaşadık. Şimdi gemiyi bir başka kaptana devrediyorsunuz. Bizi Demirören ailesine emanet ediyorsunuz.
Ben bu kararınızın hem Doğan ailesi hem Demirören ailesi, hem Türkiye hem de hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum."
TÜRKİYE'NİN FAHRİ DİPLOMATI GİBİYDİ
Köşe yazarımız Ahmet Külahçı da şöyle dedi: "Bundan 38 yıl önce Avrupa Hürriyet'te muhabir olarak çalışmaya başladım. O zamanki patronumuz Erol Simavi idi. Zaman zaman bir araya geldik. Ama Erol Simavi hep bir patrondu. Daha sonra Hürriyet'i Aydın Doğan aldı. O dönemden beri çok kez beraber olduk. Aydın Doğan patronumuzdu. Ama aynı zamanda bir dost, bir abi ve adeta bir babaydı, çalışanları için.
Aydın Doğan, Almanya'nın eski Cumhurbaşkanlarından Johannes Rau, Başbakanlarından Gerhard Schröder ve Angela Merkel ile görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerde tıpkı fahri bir diplomat gibi Türkiye'ye önemli katkılarda bulundu. Tabi Almanya'da yaşayan Türklere ve Türk kökenli insanlara da.
ÇALIŞANLARA HEP MORAL VERDİ
Doğan Media International GM Yardımcısı Abdurrahim Kurtiş, "Aydın Bey'i tam bir insan sarrafı, sezgi ve öngörüleri, hafızası güçlü, sempatik, çalışanlarına her zaman moral veren biri olarak tanıdım. Onun derin vatan sevgisi bize örnek oldu. Gazetecilik tutkusunun yanında matbaacılığı da çok sevdiğini gördüm" dedi.
CEBRAİL IŞIK'TAN 'GÖNÜL ADAMI'NA ŞİİR
HÜRRİYET Avrupa matbaası çalışanlarının Aydın Doğan'a adadığı şiiri, şair ve baskıcı Cebrail Işık sundu:
*
Tarif etmek zor ise doğru adamı eğer,
Aydın Doğan örnektir, her methiyeye değer.
Gönül adamıdır o, vefa ondan sorulur
En katı yürek bile karşısında durulur
*
Hangi asil kalemin gönlüne zülüf düşse
Hangi dalda bülbüller çığlık çığlık ötüşse
Orada erguvani nefis bir ses duyarım
Aydın Doğan'dır diye baş köşeye koyarım
*
İşte bizim candan dost öylesine yürekli
Herkese yardım eder gece gündüz sürekli
İyi ki aramızdasın bulunmaz başka eşin
Ömrün uzunca olsun bizim güzel abimiz.
14 Nisan 2018 Cumartesi 09:44

Almanya, Avrupa, Aydın Doğan, Hürriyet, Politika, Güncel