Gök, senin: Eğitim ile milyonlarca hayata dokun

Ebru Uygun, varlıklı bir ailenin kızı. İsviçre'de iyi bir eğitim alıyor. Babası iş insanı. O, ticarete atılıp tabiri caizse baba mesleğini devam ettirebilecekken, 23 yaşında, milyonlarca hayata dokunmayı kafasına koyuyor. Asıl meselesi eğitim eşitsizliği.

Genç bir kadınken bu meseleyi çözebileceğine olan inancıyla iş dünyasında fark yaratmak yerine dünyayı değiştirmeye gönüllü oluyor. Nasıl mı? Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı'nı kurarak…

TOÇEV, okumak isteyen ancak ailesinin maddi yetersizliği nedeniyle okuyamayan ya da çalışmak zorunda kalan çocuklara tüm eğitim hayatları boyunca maddi ve manevi destek veriyor. Vakfın kurucusu Ebru Uygun hem sosyal girişimci, hem adaşı olduğu sanat ebru sanatına gönül vermiş çalışkan üretken bir insan. Akdeniz ateşi hastalığıyla doğmuş yani onun da kişisel hayatında mücadele ettiği şeyler var ama en büyük mücadelesi hayatına dokunmak istedikleri…

Ebru Uygun ile tanıştığımda karşımda 25 yıla meydan okuyan, hala 23 yaş ruhuyla, ancak kendi yaşından bile daha olgun düşünce yapısıyla gerçek bir eğitim gönüllüsü gördüm. Enerjisi ve anlattıkları karşısındakine de güç veriyor, bazı şeyleri güzelleştirebileceğimiz konusunda heveslendiriyor…

Yaşamınıza yurt dışında devam edebilirdiniz veya iş dünyasında farklı pozisyonlarda yer alabilirdiniz. Bunun yerine değişim yapma arzusu ve bu değişimi Türkiye'de uygulama arzusu nasıl gelişti?

Tabii haklısınız. Esasında yurtdışında alıp Türkiye'ye geldikten sonra tamamen kendimi ticari hayatın içerisinde bulabilirdim. Farklı kapitalist bir dünyanın içerisinde de bulabilirdim. TOÇEV yolundaki ilk filizlerim 11 yaşında doğdu . 11 yaşında tamamen farklı bir amaç için Darülaceze'ye gittim. Yaşlı bir teyzenin Almanca konuşma isteği ile oradaydım. Oradaki küçük çocuklar, özellikle 2 yaşındaki bir kız çocuğunun ağlayışı beni çok etkilemişti. O çocukla birlikte hayat yolculuğum başladı. Daha sonra 15 yaşında lisede okurken bir arkadaşımın, Doğu Anadolu'ya yardım etmesiyle birlikte daha alevlendi . Bu durumdan etkilenip üniversite zamanlarımda yurtdışında okurken Amerikan menşeili bir vakıfta çalıştım. Vakıf zellikle Güney Afrikada'ki çocuklara yardım ediyordu. Türkiye'den çok destek gelmesi Türkiye' den o tarafa doğru yoğun bir desteğin olması çok ilgimi çekti. Türkiye'ye geldiğimde özellikle ilkokuldan sonra çalışmak zorunda kalan ve hiç okula gidemeyen çocuklar beni çok yıpratıyordu. Öğrendiğim bu sistemi Türkiye'ye niye adapte etmemeyim düşüncesine yoğunlaştım. Beni bu yoğunluğa iten ilkokuldan sonra çocukların çalışmak zorunda olması ve okula gidemiyor olmasıydı… Onların hakkettikleri yerin okul olduğunu düşünüyordum. Bu doğrultuda bu kurguyu inşaa etmek istedim diyebiliriz.

Vakfın isminin Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı olmasının sebebi ne? Tüvana ismi nereden geliyor?

Eski Türkçe ve eski Türk tarihine çok meraklı bir kişiyim. Bizim tarihimizden ve kültürümüzden gelen bir isim olsun istedim. Tüvana eski Türkçede güç kuvvet anlamına geliyor. O zamanlarda biz tabi çok gençtik. Vakıf kurabilmek için 10 tane arkadaşımı ikna edebilmiştim. Hepimizin gücü çocuklara kudret ve enerji versin düşüncesiyle Tüvana ismini seçtik.

Kuruluş felsefeniz nedir?

Özellikle çocukların ekonomik şartlardan maddi yetersizliklerden dolayı belli bir zaman sonra okulu bırakıp çalışmak zorunda olmaları ve bu çocukların hakkettiği yerlerde olmamaları asıl meselemizdi.

Amacımız çocukların ilkokuldan üniversite sonuna kadar bütün okul hayatları boyunca yanında bulunmak. Ailenin o desteği nasıl kullanacağını bilemediğimiz maddi destek vermek yerine çocuğun bütün okul ihtiyaçlarını, giyim ihtiyaçlarını, ruhsal gelişim ihtiyaçlarını ellerine ulaştırarak çocuklarımızın yanlarında olmak ve onları yönlendirebilmek öncelliğimizdir.

Sosyal girişiminizin finans kaynağı neydi? Bununla ilgili ilk fikirleriniz ve çalışmalarınız nelerdi?

İlk etapta çok zorluk çektim. Çünkü inandırmak ve ikna edebilmek ilk başta 6 ayımı aldı. Bu zaman zarfında ticaret okumanın verdiği faydayla bir şekilde ticaret yaparak vakfı hayatta tutmaya çalıştım. İhraç edilen malların Türkiye'de satılmasını sağladım. Bunun yanı sıra bir arkadaşımızın yurt dışından getirttiği bir ürünü satarak onun geliriyle vakfa kaynak yaratmaya başladık. Bu bir şekilde döngüyü sağladı. Daha sonra her çocuğumuzun manevi aile sistemi ile bir aileye yerleştirilmesini kurguladık. Bu düşünce doğrultusunda her çocuğumuza ihtiyacı o aileler tarafından karşılanmaya başladı. Ama bu işin gönüllülüklerle olmayacağını düşündüğümüzden profesyonel bir ekip kurulması gerektiğini ve bunun finans kaynağı gerektirdiğini düşünerek birçok kademeyle yıllar boyunca farklı aktiviteler yaparak vakfa gelir sağlamaya çalıştık. Bir şekilde ticaret hep gündemde olmaya başladı. Bu yüzden de her vakfın olduğu gibi vakfımızın iktisadi işletmesi var.

Bir sivil toplum kuruluşu kamuda nasıl güvenilirlik kazanır kendini doğru tanıtabilir? Siz bunu nasıl başardınız?

En önemlisi, bir sivil toplum kuruluşu siyaset üstüdür. Hiçbir etik gruba ait olmamalıdır. Hiçbir siyasi gruba ait olmamalıdır. Buna çok özen ve önem vermek gerektiğini düşünüyorum. Şeffaf, açık ve hep net olmalıdır. Bağış yapan veya yapmayan her kişi rahatlıkla sitenize girip veya vakfınıza gelip sizi inceleyebilmeli. Bu noktada açık net ve şeffaf olmanız gerekir. Çalışmalarımızı, 25 yıldır aynı şeffaflıkta ve netlikte sürdürdüğümüz için güvenilirliği kazanabildik ve bu başarıyı elde ettik.

TOÇEV öncesi farkındalığınız vardı ve bu sosyal farkındalık TOÇEV'i kurmanızı sağladı. Ancak vakıf büyüdükçe siz de büyüdünüz... Gördükleriniz, vakıfla beraber tecrübe ettikleriniz sizin karakterinizi nasıl şekillendirdi?

Tabii beraber büyüdüm. Yirmili yaşlarımdaydım. Şimdi kırklı yaşların sonlarına geliyorum. 25 yıl çok ciddi bir süreç ve bu süreçte Türkiye'yi tanıdım. Türk insanını tanıdım. Türkiye'nin kültürel zenginliğini fark ettim ve Türk olmaktan bir kez daha gurur duydum. Bu en önemli etkenlerden bir tanesidir. Karakterim tabi ki yoğruldu , şekillendi ve olgunlaştı. Çok olgunlaştım, sakinleştim ve dinginleştim. Çok farklı vaka ve travmalar gördüğüm için hayatı daha iyi kavrayabildim. Daha iyi sarılabildim ve olaylara çok daha sakin, sabırla sükunetle yaklaşmayı öğrendim.

Bize TOÇEV'i rakamlarla anlatır mısınız?

TOÇEV, bu serüvene 5 çocukla başladı. Türkiye genelinde 11.250 çocuğun eğitimini başından sonuna destekledik. 25 yılda 25 farklı projeyle 7 milyona yakın çocuğun hayatına dokunduk. Bunun çoğunluğu sosyal sorumluluk projelerimizde, uluslararası kuruluşlarda beraber özel kurumlarla ve milli eğitim bakanlığı ve devlet iş birlikleri ile yürüttüğümüz projelerle beraber çocuk sayısı çok ciddi rakamlara ulaştı. Birçok proje rakamları ile beraber istenildiği takdirde size ulaştırılabilir.

TOÇEV yolculuğunuzda sizi yıldırmasa bile üzen anılarınız oldu mu?

Tabi ki beni yıldırmadı. Ama o an için beni yıpratan o an için beni anlıkta olsa biraz düşürebilen olaylar oldu. Bir örnek vermek gerekirse; vakfın ilk yıllarıydı ve bir valiye, yetkiliye gittiğimde benden çok daha yetkili birisini talep etti. Ben heyecanlıyım ve bir tiyatro götürmüşüm. Çocukların oyunları seyretmesini istiyorum. O arada onu ikna etmeye çalışırken daha yetkili birisi gelsin dedi. O zamanlar Şemsi İnkaya yönetmenimizdi. Beni kırmadı ona gittim. Benimle birlikte içeri girmesini rica ettim. Kendisi izah etmeye, anlatmaya çalıştı. Fakat yıllar sonra o beyefendiyi farklı bir okul açılışında gördüğümde iyi ki bu yolculuğuna hiç yılmadan devam etmişsin kızım dedi. Evet, beni hiçbir zaman yaşadıklarım yıldırmadı ama tabi zorluklar yaşanıldı. Ancak hep bir şekilde yolunu bulmaya çalıştım. Çünkü inanıyorsanız ve yürekten hissediyorsanız o bir şekilde hayata geçiyor. Size yolunu gösteriyor.

Üzen anıları konuştuk… Peki dokunduğunuz hayatlar sayesinde mutluluktan ağladığınız zamanlar oldu mu?

Çocuklarımızın mezuniyetini gördüğüm anda duygulandığım anlar oldu. Özellikle mezuniyetine gittiklerim de çok heyecanlanıyorum. Ama en son beni heyecanlandıran bu yıl 2019 Nisan ayında yaşadığım çocuklarımızdan oluşan TOÇEV çocuk korosuydu. Onları sahnede görmek onların bize sergiledikleri resital beni çok heyecanlandırdı. 25 yıl sonra hala aynı duyguları yaşıyor olmak, hala aynı heyecanı duyuyor olmak beni çok mutlu etti.

Sosyal girişimci olarak bir kadın olmanın dezavantajı var mı?

Türkiye'de genç olmak ve kadın olmak doksanlı yıllarda çok zordu. Ben vakfı doksanlı yılların sonlarına doğru kurduğum için o dönemler kendimi ifade etmekte ikna edebilmekte zorluklar yaşadım. Ama şu dönemde bir kadın olmanın artılarını görüyorum. Daha farklı bir saygı daha farklı bir itibar ve yakınlık görebiliyorsunuz. Aynı zamanda bir kadın olarak artıları var. Çünkü kadın çok üretken, cesur ve yılmıyor. Kadın olmanın artılarını bu yolculukta çok hissettim.

Genel anlamda kurumsal sosyal sorumluluktan ve sivil toplum kuruluşlarıyla devlet iş birliğinin öneminden bahseder misiniz?

Özellikle sosyal sorumluluk projelerinde devlet iş birliği ile olmak gerçekten çok farklı bir fayda kazandırıyor. Sosyal sorumluluk projelerinde özellikle uluslararası kurumlarla yaptığımız ortaklıklarda farkındalık oluşturmaya çalışırken, daha fazla kitleye ulaşabilmek ve çocuğa erişebilmek için devlet ile iş birliği yapmak bunu daha aktif hale getiriyor. Bu sebeple özellikle sosyal sorumluluk projelerinde hangi birimi ilgilendiren bakanlıksa onunla çalışmak çok faydalı. Yanında basın desteği alabiliyorsanız çok daha aktif ve ciddi farkındalıklar oluşturulabiliyor.

TOÇEV'in iş birlikleri neler?

TOÇEV, ulusal ve uluslararası çok farklı projelere imza atıyor. Çoğunlukla Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile çalışıyoruz. ''Özgürlüğüm'' projemiz özellikle Avrupa Birliği sivil toplum platformundan destek alıyor ve Adalet Bakanlığı'nın desteği ile çok ciddi sayılara ulaşıyor. Ceza infaz kurumlarında annesiyle yaşamak zorunda olan çocuklara veya orada doğan çocuklara çok güzel projeler götürüyor ve çok ciddi çalışmalara imza atabiliyoruz.

TOÇEV'e kimler gönüllü olabilir? Gönüllüler neler yapabilir?

TOÇEV'e isteyen herkes gönüllü olabilir. Çocuk okutabilir, maddi ve manevi destek verebilir. Çocuklara ders verebilir. Çocukların aktivitelerine katılabilir. Depomuzda çalışabilir. Çocukların gittiği kamplarda bizimle birlikte iş birliği yapabilir. Çocuklarla birlikte yapılan her çalışmada bizimle aktif olabilirler. Yeter ki istek olsun. Yapabilecek çok fazla, farklı şeyler çok büyük bir yelpaze var.

Sizce gönüllülük nedir?

Gönüllülük en güzel tabiriyle tecrübe, bilgi, hissiyat, duygu, maneviyat sende olan bütün yetilerin bir şekilde gönlünden gönlünce ve sence olarak insanın kendi ruhuyla paylaşmasıdır. Bu paylaşım karşılıklı yaşanır. Paylaşılan kişiyle paylaşan kişi arasındaki çok farklı bir bağdır. İnsanın belki de yaşayabileceği en keyifli huzuru diyebilirim.

Hiç ''benden sonra TOÇEV...'' diye düşündüğünüz oluyor mu?

Evet oluyor. Bu doğrultuda arkadaşlarıma ve dostlarıma çok güveniyorum. Çok güzel bir ekibimiz var. Yirmi kişilik güzel bir kadromuz var. Çok iyi çalışan özellikle 4 tane hanım arkadaşımız yaklaşık on beş yıla yakın benimle birlikte yol almışlar. Onlar artık benim bir ailem, benim bir parçam ve onların emekleri doğrultusunda bu kadar emek sarf eden dostlarımızı yönetim kuruluna bir şekilde alıyorum. Onların bizden sonra bizim ruhumuzu aynı şekilde devam ettireceklerine inanıyorum.

Ailenizde veya yakın çevrenizde sizin sayenizde sosyal sorumluluk bilinci değişenler oldu mu?

Çevremde muhakkak olmuştur. Bu veya şu kişi demem çok zor ama kendi ikiz oğullarımdan örnek verebilirim. Oğullarım kendilerini böyle bir kurumun içine doğdukları için şanslı görüyorlar. Çocukluktan beri benimle beraber Türkiye'nin birçok yerini dolaştılar. Türkiye'nin her kesimini görebildiler. Çok farklı hayatlarla büyüdüler. Bir şekilde sosyal bilinçleri çok yüksek iki tane evlat yetişti.

Küresel bir hedefiniz var mı?

Uluslararası boyutta çalışabilmek bizi çok heyecanlandırıyor. Bu süreç, 2010 yılında Amerika'da ki bir vakfa seçilmem ile başladı. Amerika'da bir çok sivil toplum kuruluşunun CEO'larıyla tanışıyor olmam, onlarla fikir alışverişinde bulunmam, TOÇEV'e çok farklı bir zenginlik kazandırdı. Avrupa Birliği ile yaptığımız projelerde uluslararası kurumlarla çalışıyor olmak farklı bir bilgi alışverişini sağlıyor. Bu anlamda ilerlemek hedeflerimizin başında geliyor.

Sizce eğitim konusunda dezavantajlı olma durumu sona erebilecek mi? Örneğin siz eğitim konusunda 0 yerlere destekler sağladınız. Hiç okul, park olmayan köylere gittiniz.

Sizce artık eğitimle ilgili sadece iyi olanı güçlendirme noktasına gelebilecek şekilde, dezavantajları ortadan kaldıracağımız zamanları görecek miyiz?

En büyük hayalimiz buna ulaşabilmek. 25 yılı değerlendirdiğimde özellikle son on yıldır devlet bazında çok ciddi farkındalıklar oldu. Milli Eğitim Bakanlığı çok önem verdiği için okulların artması, özellikle ilkokulda kız ve erkek arasında okullaşma farklılığı oranının azalması bizi mutlu ve motive etmektedir. Sivil toplum kuruluşu olarak aynı şekilde devletle iş birliğini devam ettirdiğimiz sürece eğitim eşitsizliğini daha aza indirebileceğiz. Ancak mülteci sorunu belimizi kıran bir nokta. Bu noktada biraz daha çaba sarf etmek ve iş birliğini yoğunlaştırmak gerekiyor. Bizler sivil toplum kuruluşları olarak buna her zaman açığız ve gönüllüyüz. Bu konuda devletle aktif ortak projelere imza atmak için çaba sarf ediyoruz. Bu noktaya geldiğimizde artık farklı çalışmaları da konuşuyor olacağız…

Başlıkta yazdığım gibi; Gök, senin… Kendi hayatını başkalarına da fayda sağlayarak, eğitime gönül vererek geçirirsen neden Gök, senin olmasın? Buna bir yerden başlamak istiyorsan haftanın linki; www.tocev.org.tr

20 Eylül 2019 Cuma 14:28

Ebru Uygun, Türkiye, Güncel