İçişleri Bakanı Güler Mardin'de Açıklaması

'Sosyal medya imtiyazlı bir alan olarak görülmemelidir. Bu konudaki düzenlemelerin de mutlaka yapılması gerekir. Suç nerede işlenirse işlensin takibi gereken bir olgudur' 'Vatandaş artık devleti ulaşılmaz bir kurum değil kendisine yardımcı ve hizmet eden bir kurum olarak algılıyor' 'Mülkiye Teftiş Kurulunun kaldırılması, hükümetimizin ajandasında yer alan bir konu değildir'

İçişleri Bakanı Muammer Güler, "Sosyal medya, imtiyazlı bir alan olarak görülmemelidir. 

Bu konudaki düzenlemelerin de mutlaka yapılması gerekir. Suç nerede işlenirse işlensin takibi gereken bir olgudur" dedi. 

Bakan Güler, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca Mardin Erdoba Elegance Oteli'nde düzenlenen Yaz Eğitim Semineri'ndeki konuşmasında, Türkiye'nin son yıllarda iç ve dış dinamiklerin etkisi ile siyasal, ekonomik, sosyal ve idari alanlarda yoğun bir değişim süreci yaşadığını belirterek, bu değişimi zorunlu kılan faktörlerin başında vatandaşların devlet algısında; devletin de vatandaşlara hizmet sunma algısında meydana gelen değişikliklerin geldiğini söyledi.

Olgu ile algı arasındaki farkın geçmiş yıllarda yeterince önemsenmediğini ifade eden Güler, "Veya olguyu algı haline dönüştürecek birtakım iletişim vasıtaları bu kadar güçlü değildi. Siz ne yaparsanız yapın, olgu değil sizin vatandaş nezdindeki algınız daha öne çıkmaktadır. Yapılan işin kendisi kadar o işin vatandaşlar tarafından algısı da her şeyin önüne geçmekte" diye konuştu.

Çağdaş yönetimlerde, vatandaşların taleplerine karşı daha duyarlı, katılımcılığa önem veren, hedef ve önceliklerini netleştirmiş, hesap veren şeffaf, daha basit ancak daha etkin bir kamu hizmetinin talep edildiğini vurgulayan Bakan Güler, şöyle devam etti:

"Herkes dünyanın nimetlerinden, dünyanın kaynaklarından en az çaba ile en azami şekilde yararlanmayı bekliyor. Herkes kent konforu istiyor. Herkes kendi hayat standartlarının daha da gelişmesini istiyor. Vatandaş artık devleti ulaşılmaz bir kurum değil kendisine yardımcı ve hizmet eden bir kurum olarak algılıyor. Demokratik toplumlarda devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Demokrasinin en önemli özelliği de  demokratik toplum düzeninin korunması ile temel hak ve özgürlüklerin kullanımı arasındaki dengeyi sağlamış olmasıdır."

"Sosyal medya alanı kesinlikle ve bütün genişliği ile kullanılmalıdır"

Bakan Güler, algıyı ifade ederken sosyal medyanın bu konudaki etkisinin gözardı edilmemesi gerektiğini belirterek, sosyal medyanın bu etkinin yaratılmasında en önemli rolü oynayabildiğini kaydetti.

Artık idarecinin gündemi iyi tutabilmesi ve olayların gerisinde kalmadan kamuoyuna doğru, yeterli ve tatmin edici bir mesaj verebilmesinin öne çıktığını ifade eden Güler, "Özellikle temel hak ve özgürlüklerin kullanımında kişi haklarının özgürlüklerinin kullanımı, bunların ne derece sınırlandırılabileceği, sosyal medyada kişilerin hak ve menfaatlerinin nasıl korunabileceği, bilgi güvenliğinin nasıl sağlanabileceği ve elbette bunun sonucunda temel hak ve özgürlüklerin kullanımında işin suç boyutuna gelmesi halinde polisin zor kullanma görevinin ne derece hangi sınırlar içerisinde, hangi vasıtalarla nereye kadar uygulanabileceği, orantılı, orantısız güç konusu ve tabii ki etkin bir önleyici kolluğa sahip olup olmaması konusu var" diye konuştu. 

Suç konusunda sosyal medyanın imtiyazlı bir alan olarak görülmemesi ve teröre dayalı önleyici yetkilerin behemahal gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Güler şöyle konuştu:

"Türkiye, Avrupa Birliği'nde olan ülkelerin birçoğuna nazaran maalesef önleyici yetkileri en az kullanan bir önleyici kolluğa sahip ülke. Yani önleyici yetkileri çok az ama bir anlamda da önleyici kolluk hizmeti yapıyor. Bu mutlaka yeniden düzenlenmesi gereken bir konudur. Anayasa düzenlemelerinde yasaların düzenlenmesinde  özellikle teröre dayalı önleyici yetkilerin behemahal gözden geçirilmesi lazım. Kamu mallarına zarar ve polisin gözaltı yetkisinin yeniden düzenlenmesi gerekir. Sosyal medya alanı kesinlikle ve bütün genişliği ile kullanılmalıdır. Ancak kişilerin hal ve menfaatlerinin de en az o kadar korunması önem arz etmektedir. Sonuç olarak sosyal medya imtiyazlı bir alan olarak görülmemelidir. Bu konudaki düzenlemelerin de mutlaka yapılması gerekir. Suç nerede işlenirse işlensin takibi gereken bir olgudur. "

 - Mülkiye Teftiş Kurulu

Gelecek dönemde Mülkiye Teftiş Kurulu'nun kaldırılmasının söz konusu olmadığını bildiren Güler, teftiş ve denetim kuruluşlarından beklentilerin hükümetin eylem ve makro planlarında açıkça ortaya konulduğunu belirtti.

Bakan Güler, hükümetin denetimsiz bir yönetimin eksik kalacağı ilkesini benimsediğini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Elbette denetimsiz bir yönetimi düşünmek mümkün değildir. Doğru olan, yönetimin denetimsiz olamayacağı, denetimin de yönetimin bir parçası olduğu gerçeğidir. Doğru ve sağlıklı yönetimin güçlü bir denetim ile sağlanabileceği yönündeki anlayış, güçlü devlet geleneği olan ülkelerde ve bizde de var olagelmiştir. Mülkiye Teftiş Kurulu, Türk idari yapısında geniş bir yetki alanı ile kendisine özgü bir yere sahiptir. Mülkiye Teftiş Kurulunun yüzyılı aşan geçmişinde önemli fonksiyonlar üstlendiği, tarihsel süreçte işlevselliğinin oldukça yüksek olduğu gözlemlenmektedir. Gelecek dönemde Mülkiye Teftiş Kurulunun kaldırılması, hükümetimizin ajandasında yer alan bir konu değildir." 

Kadına yönelik şiddet

İçişleri Bakanı Muammer Güler, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusundaki çalışmaların önemli olduğunu, teftiş kurullarının denetimlerinde bu konuya özel bir önem verilmesi gerektiğine değindi.

 Son 10 yılda kolluk görevlilerine yönelik yapılan eğitimlerin, aile içi şiddet konusunda polis ve jandarmanın, güvenlik güçlerinin önemli eğitimler aldığını, bu anlamda teftiş kurullarının yapacağı yönlendirmenin önemli bir faydası olacağını anlatan Bakan Güler, "Kadına  yönelik koruma hizmetlerinin etkin bir biçimde sunulması ve bu kapsamda şiddetin önlenmesi, birden fazla kurum ve kuruluşun koordineli olarak çalışmasını gerektirdiğinden ve en güçlü yerel yönetimlerde bile bu konuda henüz yeterli bir kapasite olmadığından, merkezi yönetimin ve onun taşradaki en üst temsilcisi olan mülki idare amirlerinin bu hizmetlerin sunumunda etkinliklerini sürdürmeleri önem arz etmektedir" dedi.

Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı Sadık Altınkaynak ise kurulun, bakanlığa bağlı veya vesayetine tabi kurum ve kuruluşlarda bir asırdır sürdürdüğü teftiş araştırma işlemlerini 168 mülkiye müfettişi ile yürüttüğünü ifade ederek, yeni atamalarla 15 yeni müfettişin daha atandığını söyledi.

Mülkiye müfettişlerinin yurt içi ve yurt dışındaki eğitimlerine çok önem verdiklerini belirten Altınkaynak "Mülkiye Teftiş Kurulunun Türk idare sistemi içerisindeki saygı ve öncü konumunu sürdürebilmesi için dinamik ve sürekli bir hizmet içi eğitim anlayışı yalnız gerekli değil aynı zamanda zorunlu olduğunu düşünmekteyiz" diye konuştu.

Mardin, Şanlıurfa ve Şırnak valilerinin de katıldığı eğitim seminerinin 5 Temmuz'da sona ereceği belirtildi. 

- Diyarbakır
01 Temmuz 2013 Pazartesi 17:13

Türkiye, Mardin, Güler, Mülkiye, Politika, Güncel