İran'daki Azerbaycan Türklerinin Protestoları

İran devlet televizyonunda geçen hafta yayınlanan bir programda, ülkedeki Türklerin aşağılandıkları gerekçesiyle protesto gösterileri düzenlenmesi İran'daki Azeri Türklerin sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi.

İran devlet televizyonunda geçen hafta yayınlanan bir programda, ülkedeki Türklerin aşağılandıkları gerekçesiyle protesto gösterileri düzenlenmesi İran'daki Azeri Türklerin sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi.

Devlet televizyonunda yayınlanan "Fitile" adlı çocuk programının geçen hafta yayınlanan bölümünde, otelin pis kokmasından şikayetçi olan ve Azeri Türkçesiyle konuşan bir baba-oğula, resepsiyon görevlisinin kendilerinin ağzının koktuğu yönünde yanıt vermesi ve baba-oğulun dişlerini tuvalet fırçasıyla temizlediğine yönelik ima, ülkedeki Türklerin tepkisini çekti. Olaya tepki, başta Tebriz olmak üzere Azeri Türk nüfusun yoğun olduğu yerlerde protesto gösterilerine dönüştü.

Tepkilerin artması üzerine İran Radyo Televizyon Genel Müdürü Muhammed Serefraz, yaptığı yazılı açıklamada, İran Azerilerinden özür diledi. Serefraz, söz konusu programın yayından kaldırıldığını ve bazı yöneticilerin görevden alındığını bildirdi.

Programın oyuncuları Muhammed Muslimi, Ali Furuten ve Hamid Guli de, tepkilerin ardından Azerileri küçük düşürmeyi amaçlamadıklarını zaten kendilerinin de Azeri Türkü olduklarını ifade ederek, Azeri toplumundan özür diledi. 

İran'da yaklaşık 30 milyonluk nüfuslarıyla, Fars kökenli İranlılarla birlikte ülkenin en büyük topluluğu konumundaki Azerbaycan Türkleri, ülkede siyaset ve ekonomide etkin konumda olsalar da Azeri Türkçesinin resmi dil olması, kendi dillerinde eğitim-öğretim gibi taleplerinin karşılanmaması nedeniyle zaman zaman İran'daki rejim ile sorun yaşıyor. 

Konuyu AA muhabirine değerlendiren uzmanlar, İranlı Azerilerin tepkisinin arka planında Azeri Türk toplumunun elde edemediği siyasi ve kültürel taleplerinin olduğu görüşünü paylaştılar. 

Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve "İran'da Milliyetçilik" kitabının yazarı Doç. Dr. Yalçın Sarıkaya, İran'daki Türkleri herhangi bir ülkedeki bir azınlık olarak görmenin mümkün olmadığını belirterek, "Yaklaşık 1000 yıldır, bu coğrafyanın siyasi tarihindeki olayların şekillenmesinde Türklerin ciddi rolü bulunuyor" dedi.

"İran, karikatür krizinden gerekli dersi almadı"

İran Türklerinin ana gövdesini oluşturan Azerilerin bu birikimin en büyük mirasçısı olduğunu söyleyen Sarıkaya, "Kendisini hiçbir zaman azınlık veya 'sonradan gelme' olarak görmemiş bir toplum olarak sahibi olduklarına inanmak istedikleri devlete ait medya araçlarında böylesine hakaretamiz ifadelerin, mizah programlarında bile yer almasına tepki göstermeleri bu bakımdan normaldir" ifadelerini kullandı.

 Yalçın Sarıkaya, 2006'da devlete ait bir gazetenin ekinde yer alan yine Azeri Türk toplumunu incitecek ifadelerin yer aldığı bir karikatür sonrasında bir çok kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olan gösterilere dönüşen "karikatür krizini" hatırlatarak, "2006'daki olaylar gerçekten İran'ın yakın dönem tarihinde çok önemli sayılabilecek büyüklükte olaylardı. Aradan geçen 10 yıla rağmen benzerinin yaşanması, bu konuda ya gereken derslerin alınmadığı ya da konunun yeterince önemsenmediği yorumlarına neden oluyor. Geleneksel olarak var olan mizah unsurları içinde etnik kimliklere göndermeler olabilir ama bu şekilde çirkinlikler kabul edilebilir görülmüyor" diye konuştu. 

Sarıkaya, İran'da benzer incitici ve tahkir edici ifadelerin İran'daki Araplara yönelik de çeşitli zeminlerde dile getirildiğinin görüldüğünü söyledi. 

Azerilerin anadilde eğitim talebi anayasaya dayanıyor

İran'daki Azerbaycan Türkleri'nin, mevcut siyasal ve hukuksal sınırlar içinde kimliklerine ve haklarına sahip çıkmak üzere çeşitli fırsatları barışçıl metotlarla değerlendirdiğini dile getiren Sarıkaya, "Bu bazen futbol, bazen sanat bazen de böyle toplumsal protestolar şeklinde olabiliyor. Bu protestolarda kullanılan sloganlara ve motivasyona baktığımızda, özellikle Anayasadan kaynaklanan anadilde eğitim hakkının ön planda olduğunu görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Azeriler arasında anayasanın 15. maddesinde açıkça güvence altına alınan anadilde eğitim hakkının fiilen uygulanmamasını sistemli bir asimilasyon çabası olarak düşünenlerin de olduğunu hatırlatan Yalçın Sarıkaya, şöyle devam etti:  

İncitici ifadeler toplumda ayrışma ve kutuplaşmaya neden oluyor

"İran'da resmi medyanın dışında da, sosyal medya ve çeşitli yayın kuruluşları arasında zaman zaman dışa vuran şovenizm düzeyinde bir Farsçılık ve Türk karşıtlığının sayısız örneği mevcut. Asırlardır bir arada yaşama tecrübesini barındırsa ve bugünkü devlet bir İslam Cumhuriyeti olsa da bu gibi söylemler toplumda ayrışma ve kutuplaşma etkileri doğurabilmektedir" 

"Bu bakımdan en büyük sorumluluk İran devletine ve İranlı aydınlara düşmektedir. Esasen şoven söylemler Fars toplumunu da temsil etmemektedir. Tekrar eden bu kimlik saldırıları ise toplumsal yaralara neden olmaktadır."

İran toplumundaki fay hatları yerinden oynadı"

İran Beheşti Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Muhammed Muhibbi ise İran Devlet Televizyonu Genel Müdürü Muhammed Serefraz'ın, "Azerileri inciten diyaloglardan dolayı özür dilemesi ve programın yayından kaldırılmasına rağmen gösterilerin devam etmesinin meselenin basit bir televizyon programına tepki olmadığını olayın arka planında başka şeyler aranması gerektiğini" söyledi.

Muhibbi, "Fitile adlı programda İranlı Azerileri inciten diyalogların bilerek ya da bilmeyerek İran toplumundaki fay hatlarını yerinden oynattığı" değerlendirmesinde bulundu.

İran toplumunda cinsiyet ayrımcılığı, dindarlık - laiklik, Şii ve Sünni ile devlet ve halk arasındaki tezatları birer fay hattı olarak değerlendiren olduğu Muhibbi, "Azerbaycan bölgesinde, milliyetçilik duyguları diğer bölgelerden daha fazla. Bu bölgede son on yıldaki taleplerin temelini de milliyetçilik oluşturuyor" dedi. 

"İran'daki reform hareketlerinin başarısızlığı milliyetçiliği ön plana çıkardı"

Azerbaycan bölgesindeki milliyetçiliğin daha güçlü olmasının nedenini Azerilerin Farslardan sonra toplumdaki en güçlü etnik kimlik olmasına bağlayan Muhibbi, Azerilerin rejimden beklentileri olduğunu ancak 2000'li yılların başında ülkedeki reform hareketlerinin başarısızlığa uğramasıyla Azeriler arasında milliyetçiliğin ön plana çıktığını söyledi.

Reform hareketlerinin başarısızlığının sadece Azerileri de değil bütün İran toplumunu etkilediğini anımsatan Muhibbi şöyle devam etti:

 "Bundan sonra yeni yaşam tarzlarıyla bölgesel kimlik ön plana çıkmaya başladı. Milliyetçi Türkler ise İran'ın reformlarından ümidi kestiği için gelecekleri hakkında umutsuzluğa düştüler. Bu nedenle de en küçük bir olayda dahi seslerini duyurabilmek için tepkilerini en yüksek şekilde verdiler"

İran'da Azerilerle ilgili hakaret içerikli latife ve şakaların da yapıldığını hatırlatan Muhibbi, bu şakaların da Azeri toplumunu rencide ettiğini ifade etti. 

Azeriler bu tür hadiselerin kasıtlı olduğuna inanıyor

İranlı araştırmacı yazar Muhammed Rahmaniferd ise bu tür hadiselerin spontane gelişmediğini ifade etti. 

İran'daki Azerilerin de bu gibi hadiselerin tesadüfen ortaya çıkmadığına inandığını belirten Rahmaniferd, bu düşüncenin ardında da zaman zaman çeşitli yollarla İranlı Türklere karşı hakaret edilmesi olduğunu dile getirdi. 

Rahmaniferd şunları kaydetti:  

"Bu ırkçılığın asıl sebebi İran'a modernitenin girdiği yıllara dayanıyor. İranlı aydınlar İslam öncesi tarihe odaklanarak ve Farsça'nın ve Fars kültürünün üstün olduğu varsayımına kapıldılar"

"Bu düşünce devrimden sonra gerilese de sonraları medya organlarında yer alan ırkçı kişiler tarafından yeniden hortlatıldı. Gerçek şudur ki bu protestolar sadece bir kaç dakikalık bir televizyon programına karşı değil. Bu halk şu ana kadar elde edemediği taleplerinin peşinde ve böyle durumları da seslerini ve mazlumiyetlerini duyurmak için adeta bir bahane gibi kullanıyorlar."

İran'daki Azeriler daha önce de bir çok kez kendilerinin aşağılandığı gerekçesiyle protesto gösterileri düzenlemişti.

Bunlardan en önemlisi ise 2006'da yaşanan karikatür kriziydi. Önceki cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde patlak veren karikatür krizi, ülkede geniş çaplı protesto gösterilerine neden olmuştu. 

1828'de Rusya İmparatorluğu'nun egemenliğine giren Azerbaycan'ın güneyi günümüzde İran'ın egemenliğinde bulunuyor.  Sovyetler Birliği, 1946'da Güney Azerbaycan Bölgesi'nde Seyyid Cafer Pişaveri başkanlığında başkenti Tebriz olan Azerbaycan Milli Hükümetinin kurulmasına izin vermişti. Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'daki çıkarları karşılığında bölgeden geri çekilmesiyle Azerbaycan Milli Hükümeti Tahran yönetimine teslim edilmiş, askeri gücü olmayan Azeri güçleri İran'a bağlanmıştı. 

1995-1996 İran İslami Şura Meclisi seçimlerinde Tebriz'den milletvekili seçilen Mahmudali Çehregani (Mahmut Ali Çehreganlı) "Güney Azerbaycan Bağımsızlık Hareketi" adlı örgütün faaliyetleri nedeniyle hapis cezası almış ve 2002 yılında hapisten çıkarılmıştı.

80 Milyon nüfuslu İran'ın Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan Eyaletilerini kapsayan "Azerbaycan" bölgesinde yaklaşık 30 milyon Azeri Türkü yaşıyor.

Kaynak: AA

12 Kasım 2015 Perşembe 11:15

Tebriz, Sarıkaya, Azerbaycan, İran, Politika, Güncel