İslamofobi ile Mücadelede Türkiye Yalnız Bırakılmıştır'

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ulağlı, İslamofobi ile mücadele için yapılan çalışmalarda Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dışında kimsenin ciddi bir çalışma yapmadığını belirterek, 'İslamofobi ile mücadelede Türkiye yalnız bırakılmıştır.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ulağlı, İslamofobi ile mücadele için yapılan çalışmalarda Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dışında kimsenin ciddi bir çalışma yapmadığını belirterek, "İslamofobi ile mücadelede Türkiye yalnız bırakılmıştır. Son olaylar göstermiştir ki artık söz söyleme dönemi bitmiş eyleme geçme zamanı gelmiştir." dedi.
Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı sırasında on dakika arayla iki camiye düzenlenen terör saldırısını, İslamofobi'nin yükselişine paralel olarak gündeme gelen "Türkofobi"yi Türkiye'nin İslamofobi ile mücadelede nasıl yalnız bırakıldığını AA muhabirine değerlendiren Prof. Dr. Serhat Ulağlı, İslamofobi'nin emperyalistlerin kendi çıkarları için üretmiş olduğu hayali bir İslam algısı olduğunu söyledi.
Emperyalizmin İslamofobi'yi kullanışlı bir emtiaya dönüştürdüğünün altını çizen Prof. Dr. Ulağlı, "Öncelikle İslamofobi veya genel bilinen hali ile İslam karşıtlığı, İslam düşmanlığı terimi, Batı'nın kendi ön yargılı kolektif değerlerinin üretmiş olduğu bir emperyalist söylemdir. Tarihi, sosyolojik ve kültürel hiçbir altyapısı olmayan tamamen Batı emperyalizminin İslam coğrafyasında kurmak istediği hakimiyet sonucunda üretilmiş olan bir ötekileştirme stratejisidir. İslamofobi emperyalizmin kendi çıkarları için üretmiş olduğu hayali bir İslam algısı üzerine kurulmuş olan bir strateji ve bedeli ne olursa olsun pazarlamakta hiç tereddüt etmediği bir emtiadır." değerlendirmesini yaptı.
Emperyalist Batı'nın dünyada İslam karşıtı bir propaganda izleyerek kendi hiç politikalarına, ekonomilerine ve uluslararası ilişkilerine bir zemin hazırlamak için hayali bir düşman ürettiklerini kaydeden Ulağlı, İslam dini üzerinden geliştirdikleri nefret söylemi yine kendi kurdukları terör örgütleri ile güçlendirmeye, algı oluşturmaya çalıştıklarını vurguladı.
Prof. Dr. Ulağlı, "DEAŞ, El Kaide, Boko Haram, Taliban gibi örgütlerin arkasında bir takım Batılı devletler var. Emperyalist güçlerin bu örgütlerin tümünün kuruluşu, finansmanı, lojistik ve askeri desteği, istihbarat paylaşımı ve kamuoyu çalışmalarında önemli rol oynadıkları görülüyor. Ayrıca bu örgütlerin terör eylemlerinin emperyalist batı söylemlerinde, politikalarında ve İslam coğrafyası üzerinde yeni yapılaşmalarda elini güçlendirdiği görülüyor." ifadelerini kullandı.
"Saldırı, Batı'da oluşturulan yabancı düşmanlığının sonucudur"
Prof. Dr. Ulağlı, Yeni Zelanda'daki menfur terör saldırısında basının kullandığı dilin de etkili oluğunu ifade ederek, Batı basında, siyasetinde, sinema hatta edebiyatında İslamofobik dilin hakim olduğuna dikkati çekti.
Ulağlı, "Sinemadan tutun siyasete kadar -ki buna edebiyat da dahil- hakim bir dil var, o da yabancı (Müslüman/Afrikalı/Doğulu) düşmanlığı. Bu saldırı, bu dilin ve algının bir sonucudur." dedi.
Hristiyan Batı medeniyetinin, Endülüs Emevi Devleti, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri döneminde İslam Devletleri karşısında aldıkları yenilgilerin bu algının oluşmasında büyük bir etken olduğunu anlatan Prof. Dr. Ulağlı, şunları kaydetti:
"Bu yenilgi, edebi eserler, basılı metinler vasıtasıyla kuşaktan kuşağa aktarılarak bugünlere ulaştırılmıştır. Emperyalist anlayışla Doğu'nun kaynaklarını sömürerek zenginleşen Batı, kendi insanlarını da Doğu, Afrika, İslam Coğrafyası karşısında Hristiyan kültürel kodları üzerinde üstün beyaz ırk olarak kodlayan bir siyasal anlayış geliştirmiştir. İslam karşıtı siyasal hareketlerin güçlenmesini sağlayacak El-Kaide, DEAŞ, Boko Haram vs. gibi selefi radikal örgütleri kurduran da 11 Eylül ve benzeri hadiseleri gerçekleştiren organizasyonların arkasında olan da Batılı ülkelerin yönetimleridir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, 11 Eylül'de düzenlenen intihar saldırıları ile ilgili olarak saldırılara karşı başlattığı savaşı 'Haçlı seferine' benzetmiştir."
- Yeni Zelanda'da gerçekleşmiş olması dikkat çekici"
Ulağlı, Yeni Zelanda'nın dünyada barış ve huzur içinde yaşanabilecek ülkelerin başında geldiğini, bu ülkenin özellikle seçilmiş olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti.
Eylemin Yeni Zelanda'da da gerçekleştirilmiş olmasının İslamofobi'nin dünya genelinde nasıl hızla yayıldığı ve nasıl bir öfkeye dönüştüğünü göstermesi açısından da oldukça dikkat çekici olduğunu vurgu yapan Prof. Dr. Ulağlı, "Eylemi gerçekleştiren kişinin Batının dünyaya empoze ettiği İslamofobik mantalite ile davrandığını ve bunu yaparken Batı'nın hayali düşman söylemlerinden etkilendiğini görüyoruz. Hollywood'un, taraflı Batılı basınının ve nefret söylemi ile beslenen bazı Batılı siyasetçilerin dünyaya pazarladığı İslamofobik propaganda bu katliamın sorumlularıdır." ifadelerini kullandı.
Ulağlı, Avusturya ve Yeni Zelandalı askerlerin Türkleri düşman görmelerinin nedenin Haçlı Seferlerinden başlayıp günümüze kadar gelen "Türkofobik" ve İslamofobik söylemlerden kaynaklandığını aktararak, şöyle devam etti:
"Çanakkale Günlükleri isimli eseri kaleme alan ünlü Fransız yazar Jean Giredaux, eserinde Çanakkale Savaşında Türklere karşı savaşan Anzak Askerlerinden bahsederken; Anzak askerlerinin en büyük düşmanları olarak Türkleri gördüğünü ifade eder. Türk insanı ile hiç bir coğrafi, demografik, kültürel ve politik ilişkisellik kurulamayan Avusturya ve Yeni Zelandalı askerlerin Türkleri düşman görmelerinin nedeni şüphesiz ki Haçlı Seferlerinden başlayıp günümüze kadar gelen Türkofobik ve İslamofobik söylemlerdir. Ayrıca unutmamak gerekir ki İslam her zaman Türkün, Türk de her zaman İslam'ın imajı olmuştur. Batılı birçok yazar için Türklük ve İslam birbirine çok yakışan kavramlardır."
"Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında hassasiyet gösteren yok"
Serhat Ulağlı, İslamofobi'nin bu kadar hızlı yayılmasında, Avrupa ülkelerinde baş gösteren soyso-ekonomik sıkıntılara yabancıların neden olarak gösterilmesi ve Batılı bazı siyasilerin İslamofobi'yi siyasal bir propaganda aracı haline getirmesinden kaynaklandığını dile getirdi.
Şu ana kadar İslamofobi ile mücadelede Türkiye'ninkiler dışında ciddi bir çalışma olmadığını belirten Ulağlı, sözlerini şöyle tamamladı:
"İslamofobi ile mücadelede Türkiye yalnız bırakılmıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışmaları dışında İslam dünyası liderleri gereken hassasiyeti göstermemiştir. İslam coğrafyasının İslamofobik eylemlere karşı birlik ve beraberlik içinde bir tablo çizmek yerine kendi içinde cepheleşmeler, sorunlar hatta savaşlar yaşaması küresel bir İslamofobi mücadelesini imkansız kılmaktadır. Charlie Hebdo saldırısı sonrası Batı liderleri bir araya gelerek Uluslararası bir protesto yaparken Yeni Zelanda'da olan olaylara benzer pek çok eylem olmasına rağmen maalesef İslam dünyası bu konuda ortak bir tavır sergilemiş değildir. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim Al-i İmran Suresinde biz Müslümanlara 'Dağılıp ayrılmayın', Enfal süresinde 'birbirinize düşmeyin', Şura Suresi'nde ise 'haklarına saldırıldığı zaman, birlik olup karşı koyun' derken İslam dünyası maalesef bunu yapmamakta. Öncelikle İslam dünyasının Bosna'da, Arakan'da yaşanan olaylarda olduğu gibi pasif protestolardan vazgeçip birlik olması gerekir. Çünkü son olaylar göstermiştir ki artık söz söyleme dönemi bitmiş eyleme geçme zamanı gelmiştir. Tüm dünyada İslamofobi ile küresel mücadele edilmeli ve antisemitizm ile mücadele yasası gibi bir uluslararası karar çıkarılması zorunluluk haline gelmiştir."

Kaynak: AA

17 Mart 2019 Pazar 15:36

Güncel