İstanbul Güvenlik Konferansı

İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanı Can Ozan Tuncer, 'Türkiye, küresel terörle mücadelede dünyadaki en tecrübeli ülkelerin başında gelmekteyken, ülkemiz terörle mücadele alanında güçlü ve kararlı askeri önlemlerin yanı sıra terörizmle de mücadeleyi bir tarafa...

İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanı Can Ozan Tuncer, "Türkiye, küresel terörle mücadelede dünyadaki en tecrübeli ülkelerin başında gelmekteyken, ülkemiz terörle mücadele alanında güçlü ve kararlı askeri önlemlerin yanı sıra terörizmle de mücadeleyi bir tarafa bırakmamakta, terör ve terörizmle birlikte mücadele ettiği yeni bir konsepti sürdürmektedir." dedi.
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından "Yeni Dünya Ekonomi ve Güvenlik Mimarisi" ana temasıyla "İstanbul Güvenlik Konferansı" düzenlendi.
Tuncer, açılıştaki konuşmasında, 21. yüzyılın ilk çeyreği itibarıyla küresel anlamda artan riskler ve asimetrik tehditlerin yeni güvenlik konseptlerini ve yeni düzen arayışlarını beraberinde getirdiğini ve bunun da klasik güvenlik tehditlerine ve kavramsal olarak güvenlik çalışmalarına daha geniş boyut kazandırdığını anlattı.
Terör, radikalleşme ve şiddete varan aşırıcılık, Batı'da yükselen ırkçılık, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti, sınırları aşan suç örgütleri, düzensiz göç ve mülteci hareketleri gibi olguların güvenlik çalışmalarının doğal bir parçası haline geldiğini dile getiren Tuncer, tehditleri bertaraf etmek için enerji güvenliğinden kent güvenliğine, siber güvenlikten uzay ekosistemine kadar kadar güvenliği ilgilendiren çeşitli çalışma alanlarının biçimlendirilmesi ve güvenliğe bütüncül bir bakış açısı inşa etmek gerektiğini söyledi.
Tuncer, yeni güvenlik konseptinin de insani güvenlik yaklaşımını temel alması gerektiğinin altını çizdi.
Güvenliğin sağlanması ve sürdürülmesi konusunda askeri güç kullanımı ve yaptırım seçeneklerinin yanı sıra hukuk, insan hakları, adalet, ahlak, ekonomi, çevre gibi diğer değerlerin de dikkate alma zorunluluğu bulunduğuna işaret eden Tuncer, şöyle konuştu:
"Yeni güvenlik mimarisini konuşurken, üzerinde ayrıca durulması gerektiğine inandığım en önemli husus, terör ve terörizmdir. Yeni gelişen birçok tehdit ve riske rağmen terör ve terörizm bu asırda da uluslararası barışı, güvenliği ve istikrarı tehdit eden en önemli unsurların başında gelmektedir. Devletlerin terör örgütlerini ayırt etmeden, doğru tanımlamadan daha güçlü bir uluslararası iş birliği geliştirmesini ve bu işbirliğinin terörle mücadelede önemli bir aygıtı oluşturmasını zaman zaman zor görmekteyiz. Bizim terör örgütü dediğimize bir başkasının terör örgütü dememesi, bunun uluslararası bir tanımının olmaması ve bu konuda muğlaklıklar yaşanması dünya barışına hizmet etmemekte, ulusları da zaman zaman zor durumda bırakmaktadır."
Tuncer, terör saldırılarına maruz kalan devletlerin, ülkelerini ve vatandaşlarının huzur ve güvenliğini korumak amacıyla terör tehdidiyle mücadele ettiğini belirterek, "Türkiye, küresel terörle mücadelede dünyadaki en tecrübeli ülkelerin başında gelmekteyken, ülkemiz terörle mücadele alanında güçlü ve kararlı askeri önlemlerin yanı sıra terörizmle de mücadeleyi bir tarafa bırakmamakta, terör ve terörizmle birlikte mücadele ettiği yeni bir konsepti sürdürmektedir." dedi.
"Güç ve gücün mülkiyeti kavramı değişiyor"
TASAM Başkanı Süleyman Şensoy da hiçbir ülke için standart bir strateji uygulanmasının mümkün olmadığını, güvenlik ittifakları içinde bile ciddi farklılıklar görüldüğünü belirtirken, her ülkenin kendi zayıflıklarını ve güçlü yönlerini doğru okuyarak bir rekabet perspektifi geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Güvenlik alanının ve sektörlerin tamamının ekonomi merkezli yönetilmesi ve ekonomikleştirilmesi gerektiğini anlatan Şensoy, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Güç ve gücün mülkiyeti kavramı değişiyor. Büyük ordular, büyük kalabalıklar, büyük memur, uzman kitleleri başta olmak üzere savunma sanayi kapasiteleri, onlara üretim yapan kurumlar da işin içerisinde olmak üzere konvansiyonel olanın hızla değiştiği bir dönemdeyiz. Bilginin tek başına değer ifade ettiği hatta geçerli paraların önüne geçtiği bir dönemde, yeni konvansiyonelin ne olduğu noktasında bir arayış içinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü mevcut altyapıya güvenerek geleceği karşılarsak, korkarım ki çok acı şeylerle yüzleşeceğiz. Güç ve gücün mülkiyeti kavramının hem kişiler hem aileler hem toplum hem devlet bazında tekrar sorgulanması gerekiyor. Konvansiyonel biriktirdiklerimizin piyasa değerinin hızla eridiği bir döneme geliyoruz."

Kaynak: AA

07 Kasım 2019 Perşembe 13:28

İçişleri Bakanlığı, İstanbul, Türkiye, Güncel, Son Dakika

Son Dakika